<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[İslami Forum - Şanlı Ecdadımız]]></title>
		<link>https://islamiforum.net/</link>
		<description><![CDATA[İslami Forum - https://islamiforum.net]]></description>
		<pubDate>Mon, 11 May 2026 11:41:59 +0000</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[Ölümden Korkmayan Yiğitler]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-olumden-korkmayan-yigitler</link>
			<pubDate>Thu, 20 Nov 2025 16:33:47 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=35296">Gökkayalı</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-olumden-korkmayan-yigitler</guid>
			<description><![CDATA[ÖLÜMDEN KORKMAYAN YİĞİTLER<br />
<br />
1526 yılıMohaç Meydan Savaşını kazanmış Kanuni Sultan Süleyman yeterli bulmayıp Almanyanın o zamanki başkenti viyanaya yürümüştü<br />
<br />
O gece Viyana önünde bekleyen Osmanlı askerlerinden 5 ini gizlice kaçırıp saraya sorgulamaya alırlar.Kral sorar<br />
" Kaç askerle geldiniz" ses yok,<br />
"Kaç topunuz var" ses yok<br />
<br />
Kırbaçlayın der. Ucu ÇİVİLİ kırbaçlar gelir cengaverleri bel yukarı soyarlar ve kırbaçlarlar.Sorular gene sorulur gene ses yok.kral bu sefer surlara çıkartın bakalım şimdide susacaklarmı der.<br />
<br />
Aşağısı kayalık olan surdan ilk yiğite sorar bağırarak. Gene ses alamayınca çuvala koyup atar aşağı.2. yiğite gelince senin sonunda böyle olmasın der konuş ne çare gene ses yok onuda atarlar.3. de krala tükürür onuda atarlar 4. de helallik alır arkadaşından ve onuda atarlar.Son adama gelince deliye dönen kral "konussana be adam cevap ver " diye bağırır<br />
"Önce ellemi çözün ve su verin der yiğit.<br />
<br />
Kral bir an konuşcak diye umuda kapılır hemen su verilir elleri çözülür<br />
Bizim cengaver "HAY AKILSIZ DÜŞMAN ÖLÜMDEN KORKSAYDIK ORDUMUZ BURALARA KADAR GELEBİLİRMİYDİ " der Ya Allah çeker ve atar kendini aşağı.<br />
<br />
Fakat mehmetçik kartal gibi süzülür ve meleklerin kollarında yere konar.Kendide şaşırmıştır düşmanda.<br />
<br />
Şükür çektikten sonra döner surlara ve yumruğunu sallar<br />
<br />
"YAKINDA YİNE GELECEĞİM BEKLE"]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[ÖLÜMDEN KORKMAYAN YİĞİTLER<br />
<br />
1526 yılıMohaç Meydan Savaşını kazanmış Kanuni Sultan Süleyman yeterli bulmayıp Almanyanın o zamanki başkenti viyanaya yürümüştü<br />
<br />
O gece Viyana önünde bekleyen Osmanlı askerlerinden 5 ini gizlice kaçırıp saraya sorgulamaya alırlar.Kral sorar<br />
" Kaç askerle geldiniz" ses yok,<br />
"Kaç topunuz var" ses yok<br />
<br />
Kırbaçlayın der. Ucu ÇİVİLİ kırbaçlar gelir cengaverleri bel yukarı soyarlar ve kırbaçlarlar.Sorular gene sorulur gene ses yok.kral bu sefer surlara çıkartın bakalım şimdide susacaklarmı der.<br />
<br />
Aşağısı kayalık olan surdan ilk yiğite sorar bağırarak. Gene ses alamayınca çuvala koyup atar aşağı.2. yiğite gelince senin sonunda böyle olmasın der konuş ne çare gene ses yok onuda atarlar.3. de krala tükürür onuda atarlar 4. de helallik alır arkadaşından ve onuda atarlar.Son adama gelince deliye dönen kral "konussana be adam cevap ver " diye bağırır<br />
"Önce ellemi çözün ve su verin der yiğit.<br />
<br />
Kral bir an konuşcak diye umuda kapılır hemen su verilir elleri çözülür<br />
Bizim cengaver "HAY AKILSIZ DÜŞMAN ÖLÜMDEN KORKSAYDIK ORDUMUZ BURALARA KADAR GELEBİLİRMİYDİ " der Ya Allah çeker ve atar kendini aşağı.<br />
<br />
Fakat mehmetçik kartal gibi süzülür ve meleklerin kollarında yere konar.Kendide şaşırmıştır düşmanda.<br />
<br />
Şükür çektikten sonra döner surlara ve yumruğunu sallar<br />
<br />
"YAKINDA YİNE GELECEĞİM BEKLE"]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Türk Gibi Kuvvetli]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-turk-gibi-kuvvetli</link>
			<pubDate>Thu, 20 Nov 2025 16:32:00 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=35296">Gökkayalı</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-turk-gibi-kuvvetli</guid>
			<description><![CDATA[TÜRK GİBİ KUVVETLİ<br />
<br />
Osmanlı İmparatorluğu en geniş sınırlarına ne zaman ulaştı, biliyor musunuz?<br />
<br />
7yaşında tahta çıkan ve 39 yıl padişahlık yapan Dördüncü Mehmed zamanında! Bu dönemde, dünyanın hemen bütün devletleri Türklerin gözüne girmek,onlarla diplomatik ilişki kurmak için gayret gösteriyor ve bu konuda adeta birbirleriyle yarışıyorlardı. Ünlü Fransız tarihçilerinden Albert Vandal bu konuda şunları yazıyor:<br />
<br />
"En medeni milletlerden en barbarlarına kadar dünyada her devlet; askeri gücünden korktukları Türk Devleti'nin<br />
karşısında eğiliyor ve Türklerle hoş geçinmeye çalışıyordu. İstanbul, her milletin diplomatlarıyla dolup boşalan bir merkezdi. Osmanoğulları'nın tahtı önünde eğilmek için büyükelçiler birbirleriyle yarışıyorlardı. Bu tarafta, 'Halife' sıfatını da taşıyan padişaha, hükümdarının yüksek saygılarını sunan Buhara elçisi, diğer tarafta; şaşaada birbirleriyle yarış eden ve bu uğurda herşeyi göze alan Almanya İmparatoru ile Polonya Kralı'nın elçileri görülüyordu. Polonya elçisinin beraberindekileri o derece kalabalıktı ki, İstanbul'a bir Leh ordusunun geldiği sanılabilirdi. İstanbul'daki büyükelçilerin bando ve mızıka takımlarıyla özel savaş gemileri ve başka donanımları vardı.Törenlerde; önlerinde Hazreti Meryem'in tasvirini götürüyor; Türkler, hiçbir taassub eseri göstermeksizin bu alayları seyrediyorlardı. Büyükelçiler sadrazamın eteğini öpmek ve padişahın huzurunda yere kapanmak için acele ediyor, adeta birbirlerini yiyorlardı!"<br />
<br />
Fransız Büyükelçiliği Baştercümanı olarak bu dönemde görev yapan yazar Antoine Galland da padişahın sefere çıkışı ile ilgili gözlemlerini kısaca şöyle anlatıyor:<br />
<br />
"Sultan Dördüncü Mehmed, 7 Mayıs 1672 Cumartesi günü Lehistan seferi için İstanbul'dan ayrıldı. Hayatımda bundan daha güzel, daha muhteşem bir alay görmedim. Dünyanın hiçbir yerinde bundan daha parlak, daha düzenli, daha zengin bir geçit töreni yapılamaz. Ordunun, bizzat padişahın kumandası altında şehirden çıkışı güneşin doğuşundan başlayarak tam beş saat sürdü. Polonya sınırına kadar olan merkezlerdeki Türk birlikleri yolda bu orduya katılacaklardı. Geçen askerler atları da muhteşemdi. Öyle ki, insan hangisini seyredeceğini şaşırıyordu. Atların üzerinde fevkalâde güzel örtüler vardı, yalnızca başları ve bacakları görünüyordu. Zırhlı olmayanların sağrıları kaplan veya pars postlarıyla örtülmüştü. Üzerlerinde büyük bir ihtişamla oturan sipahiler; kılıç, yay, sırma işlemeli ve içi oklarla dolu bir okluk taşıyorlardı. Gayet güzel cilalanmış kalkanları vardı. İlk birlikler geçtikten sonra kalabalık bir mehter takımı yürümeye başladı. Hem kendilerine has yürüyüşleriyle yürüyor, hem de çalıp okuyorlardı. Kösler ve davullar vurduğu zaman adeta yer yerinden oynuyordu. Sergiledikleri ihtişam görülmeye değer bir şeydi. Mehter takımından sonra yine, sonu gelmez gibi görünen birlikler geçmeye başladı. Türk askerinin demirden yapılmış işlemeli zırhları; rengârenk satenden sarıkları, ipek kordonlarla süslü kadife cepkenleri, en iyi şekilde yapılmış silahları; seyredenleri hayretle karışık bir hayranlık içinde bırakıyordu. Silahlarına öylesine özen gösterilmişti ki; her ok ayrı ayrı cilalanmış ve süslenmişti..."<br />
<br />
İşte, böyle bir dönemde, orta Avrupa'ya açılan en önemli kapılardan biri olan Uyvar Kalesi fethedildi. Sadrazam Fazıl Ahmed Paşa komutasındaki Türk ordusu 18 Ağustos 1663 günü kuşatma harekatını başlattı. Avrupa'nın en dayanıklı kalesi olarak kabul edilen Uyvar'ın düşeceğini ihtimal verilmiyordu. Ancak, Türk ordusunun iyi yönetilmesi ve ısrarı karşısında çaresiz kalan düşman, kuşatmanın otuz yedinci gününde teslim şartlarını görüşmeyi kabul etti. 24 Eylül günü Türkler Viyana'ya doğru yol alıyorlardı. Uyvar'ın kaybedilişi Avrupa'da büyük yankılar uyandırdı. Onlara göre Türkler bir "olmaz"ı daha oldurmuşlardı. Onun için, herhangi bir konuda gücünü - kuvvetini ortaya koyan, kararlılık ve kahramanlık gösteren birine, "Uyvar önündeki Türk gibi kuvvetli" diyorlardı. Bu söz Avrupa'da giderek bir "atasözü" haline geldi ve nesilden nesile kullanılır oldu.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[TÜRK GİBİ KUVVETLİ<br />
<br />
Osmanlı İmparatorluğu en geniş sınırlarına ne zaman ulaştı, biliyor musunuz?<br />
<br />
7yaşında tahta çıkan ve 39 yıl padişahlık yapan Dördüncü Mehmed zamanında! Bu dönemde, dünyanın hemen bütün devletleri Türklerin gözüne girmek,onlarla diplomatik ilişki kurmak için gayret gösteriyor ve bu konuda adeta birbirleriyle yarışıyorlardı. Ünlü Fransız tarihçilerinden Albert Vandal bu konuda şunları yazıyor:<br />
<br />
"En medeni milletlerden en barbarlarına kadar dünyada her devlet; askeri gücünden korktukları Türk Devleti'nin<br />
karşısında eğiliyor ve Türklerle hoş geçinmeye çalışıyordu. İstanbul, her milletin diplomatlarıyla dolup boşalan bir merkezdi. Osmanoğulları'nın tahtı önünde eğilmek için büyükelçiler birbirleriyle yarışıyorlardı. Bu tarafta, 'Halife' sıfatını da taşıyan padişaha, hükümdarının yüksek saygılarını sunan Buhara elçisi, diğer tarafta; şaşaada birbirleriyle yarış eden ve bu uğurda herşeyi göze alan Almanya İmparatoru ile Polonya Kralı'nın elçileri görülüyordu. Polonya elçisinin beraberindekileri o derece kalabalıktı ki, İstanbul'a bir Leh ordusunun geldiği sanılabilirdi. İstanbul'daki büyükelçilerin bando ve mızıka takımlarıyla özel savaş gemileri ve başka donanımları vardı.Törenlerde; önlerinde Hazreti Meryem'in tasvirini götürüyor; Türkler, hiçbir taassub eseri göstermeksizin bu alayları seyrediyorlardı. Büyükelçiler sadrazamın eteğini öpmek ve padişahın huzurunda yere kapanmak için acele ediyor, adeta birbirlerini yiyorlardı!"<br />
<br />
Fransız Büyükelçiliği Baştercümanı olarak bu dönemde görev yapan yazar Antoine Galland da padişahın sefere çıkışı ile ilgili gözlemlerini kısaca şöyle anlatıyor:<br />
<br />
"Sultan Dördüncü Mehmed, 7 Mayıs 1672 Cumartesi günü Lehistan seferi için İstanbul'dan ayrıldı. Hayatımda bundan daha güzel, daha muhteşem bir alay görmedim. Dünyanın hiçbir yerinde bundan daha parlak, daha düzenli, daha zengin bir geçit töreni yapılamaz. Ordunun, bizzat padişahın kumandası altında şehirden çıkışı güneşin doğuşundan başlayarak tam beş saat sürdü. Polonya sınırına kadar olan merkezlerdeki Türk birlikleri yolda bu orduya katılacaklardı. Geçen askerler atları da muhteşemdi. Öyle ki, insan hangisini seyredeceğini şaşırıyordu. Atların üzerinde fevkalâde güzel örtüler vardı, yalnızca başları ve bacakları görünüyordu. Zırhlı olmayanların sağrıları kaplan veya pars postlarıyla örtülmüştü. Üzerlerinde büyük bir ihtişamla oturan sipahiler; kılıç, yay, sırma işlemeli ve içi oklarla dolu bir okluk taşıyorlardı. Gayet güzel cilalanmış kalkanları vardı. İlk birlikler geçtikten sonra kalabalık bir mehter takımı yürümeye başladı. Hem kendilerine has yürüyüşleriyle yürüyor, hem de çalıp okuyorlardı. Kösler ve davullar vurduğu zaman adeta yer yerinden oynuyordu. Sergiledikleri ihtişam görülmeye değer bir şeydi. Mehter takımından sonra yine, sonu gelmez gibi görünen birlikler geçmeye başladı. Türk askerinin demirden yapılmış işlemeli zırhları; rengârenk satenden sarıkları, ipek kordonlarla süslü kadife cepkenleri, en iyi şekilde yapılmış silahları; seyredenleri hayretle karışık bir hayranlık içinde bırakıyordu. Silahlarına öylesine özen gösterilmişti ki; her ok ayrı ayrı cilalanmış ve süslenmişti..."<br />
<br />
İşte, böyle bir dönemde, orta Avrupa'ya açılan en önemli kapılardan biri olan Uyvar Kalesi fethedildi. Sadrazam Fazıl Ahmed Paşa komutasındaki Türk ordusu 18 Ağustos 1663 günü kuşatma harekatını başlattı. Avrupa'nın en dayanıklı kalesi olarak kabul edilen Uyvar'ın düşeceğini ihtimal verilmiyordu. Ancak, Türk ordusunun iyi yönetilmesi ve ısrarı karşısında çaresiz kalan düşman, kuşatmanın otuz yedinci gününde teslim şartlarını görüşmeyi kabul etti. 24 Eylül günü Türkler Viyana'ya doğru yol alıyorlardı. Uyvar'ın kaybedilişi Avrupa'da büyük yankılar uyandırdı. Onlara göre Türkler bir "olmaz"ı daha oldurmuşlardı. Onun için, herhangi bir konuda gücünü - kuvvetini ortaya koyan, kararlılık ve kahramanlık gösteren birine, "Uyvar önündeki Türk gibi kuvvetli" diyorlardı. Bu söz Avrupa'da giderek bir "atasözü" haline geldi ve nesilden nesile kullanılır oldu.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Fahri Korutürk]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-fahri-koruturk</link>
			<pubDate>Wed, 19 Nov 2025 16:17:07 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=35294">KONUKSEVERLİ</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-fahri-koruturk</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: 1pt;" class="mycode_size"><span style="font-family: Tahoma;" class="mycode_font"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">FAHRİ KORUTÜRK</span></span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-family: inherit;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: 1pt;" class="mycode_size"><span style="font-family: inherit;" class="mycode_font"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Türkiye Cumhuriyeti’’nin 6. cumhurbaşkanı olan Fahri Korutürk, 12 Ekim 1987 tarihinde geçirdiği kalp krizi sonucu İstanbul'da hayatını kaybetti. Cenazesi Ankara Devlet Mezarlığı'nda toprağa verildi.</span></span></span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-family: inherit;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: 1pt;" class="mycode_size"><span style="font-family: inherit;" class="mycode_font"><span style="font-size: small;" class="mycode_size">Türkiye Cumhuriyeti’’nin 6. cumhurbaşkanı olan Fahri Korutürk, 13 Ağustos 1903 tarihinde İstanbul'da doğdu. Heybeliada Bahriye Mektebi'nde öğrenim gördü. Deniz Harp Okulu’’nu teğmen rütbesiyle tamamladı. 1933 yılında Deniz Harp Akademisi'nden mezun oldu. Deniz Kuvvetleri'nde çeşitli kademelerde görev alan Korutürk, Roma, Berlin ve Stokholm şehirlerinde deniz ataşesi olarak önemli vazifeler üstlendi.</span></span></span></span></span><br />
<span style="font-family: inherit;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: 1pt;" class="mycode_size"><span style="font-family: inherit;" class="mycode_font"><span style="font-size: small;" class="mycode_size">1936 yılında yapılan Montrö Boğazlar Konferansı'na da askeri uzman sıfatıyla katıldı. Bunun yanında İstanbul Deniz Komutanlığı, Denizaltı Filosu Komutanlığı, Harp Filosu Komutanlığı, Deniz Eğitim Komutanlığı, Genelkurmay İstihbarat Başkanlığı, Donanma Komutanlığı, Boğazlar ve Marmara Deniz Kolordu Komutanlığı görevlerinde bulundu. 1958 yılında Oramiralliğe terfi etti. 2 Temmuz 1960 tarihinde de emekliye ayrılmıştır.</span></span></span></span></span><br />
<span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: 1pt;" class="mycode_size"><span style="font-size: small;" class="mycode_size">Daha sonra siyasete atılarak 1968'de cumhuriyet senatörü olmuştur. 1973 yılında da Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından ülkenin yeni cumhurbaşkanı seçilmiştir. Evli ve 3 çocuk babası olan Fahri Korutürk, 12 Ekim 1987 tarihinde geçirdiği kalp krizi sonucu İstanbul'da hayatını kaybetti. Cenazesi Ankara Devlet Mezarlığı'nda toprağa verildi.</span></span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: 1pt;" class="mycode_size"><span style="font-family: Tahoma;" class="mycode_font"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">FAHRİ KORUTÜRK</span></span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-family: inherit;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: 1pt;" class="mycode_size"><span style="font-family: inherit;" class="mycode_font"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Türkiye Cumhuriyeti’’nin 6. cumhurbaşkanı olan Fahri Korutürk, 12 Ekim 1987 tarihinde geçirdiği kalp krizi sonucu İstanbul'da hayatını kaybetti. Cenazesi Ankara Devlet Mezarlığı'nda toprağa verildi.</span></span></span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-family: inherit;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: 1pt;" class="mycode_size"><span style="font-family: inherit;" class="mycode_font"><span style="font-size: small;" class="mycode_size">Türkiye Cumhuriyeti’’nin 6. cumhurbaşkanı olan Fahri Korutürk, 13 Ağustos 1903 tarihinde İstanbul'da doğdu. Heybeliada Bahriye Mektebi'nde öğrenim gördü. Deniz Harp Okulu’’nu teğmen rütbesiyle tamamladı. 1933 yılında Deniz Harp Akademisi'nden mezun oldu. Deniz Kuvvetleri'nde çeşitli kademelerde görev alan Korutürk, Roma, Berlin ve Stokholm şehirlerinde deniz ataşesi olarak önemli vazifeler üstlendi.</span></span></span></span></span><br />
<span style="font-family: inherit;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: 1pt;" class="mycode_size"><span style="font-family: inherit;" class="mycode_font"><span style="font-size: small;" class="mycode_size">1936 yılında yapılan Montrö Boğazlar Konferansı'na da askeri uzman sıfatıyla katıldı. Bunun yanında İstanbul Deniz Komutanlığı, Denizaltı Filosu Komutanlığı, Harp Filosu Komutanlığı, Deniz Eğitim Komutanlığı, Genelkurmay İstihbarat Başkanlığı, Donanma Komutanlığı, Boğazlar ve Marmara Deniz Kolordu Komutanlığı görevlerinde bulundu. 1958 yılında Oramiralliğe terfi etti. 2 Temmuz 1960 tarihinde de emekliye ayrılmıştır.</span></span></span></span></span><br />
<span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: 1pt;" class="mycode_size"><span style="font-size: small;" class="mycode_size">Daha sonra siyasete atılarak 1968'de cumhuriyet senatörü olmuştur. 1973 yılında da Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından ülkenin yeni cumhurbaşkanı seçilmiştir. Evli ve 3 çocuk babası olan Fahri Korutürk, 12 Ekim 1987 tarihinde geçirdiği kalp krizi sonucu İstanbul'da hayatını kaybetti. Cenazesi Ankara Devlet Mezarlığı'nda toprağa verildi.</span></span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Battal Gazi]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-battal-gazi</link>
			<pubDate>Wed, 19 Nov 2025 16:14:46 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=35294">KONUKSEVERLİ</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-battal-gazi</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: 1pt;" class="mycode_size"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">BATTAL GAZİ</span></span></span><br />
</span></span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: arial, helvetica, sans-serif;" class="mycode_font"><br />
<span style="font-family: Arial;" class="mycode_font">Seyyid Battal Gazi, 695 yılında Malatya’da doğmuştur. Malatya Serdarı (komutanı) Hüseyin Gazi'nin oğludur. Annesi Saide Hatun’dur. Farklı kaynaklarda etnik kökeni Türk, Arap veya Anadolu yerli halkından olarak belirtilmiştir. Anadolu'da İslamın yayılmasına büyük katkıları olmuştur.<br />
Battal adının yiğitliğinin, cesaretinin ifadesi olduğu, gazilik ünvanının da gazalarda gösterdiği kahramanlıktan dolayı verildiği belirtilmektedir.“<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Battal</span>” kelimesi Arapça kökenli bir sözcüktür. "Vazgeçti, Caydı" anlamına gelir. Bir savaşta yendiği bir düşmanının müslümanlığı kabul etmesi yüzünden onu öldürmekten vazgeçtiği için o düşmanı tarafından kendisine bu lakap verilmiştir. Asıl adı Abdullah’dır.<br />
Battal Gazi hakkında bugüne ulaşabilmiş kaynaklar sadece mesnevi tarzı yazılmış, birbirini hem destekleyen hem de çelişen olgular içeren destanlar ve halkın hafızasında kalmış olan bilgilerdir.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Battal Gazi Destanı</span>'nda ve halk hikayelerinde, Emeviler zamanında Arap ordusuyla birlikte İstanbul'u kuşattığı anlatılmaktadır. Kuşatma hem denizden hem karadan yapılmış, fakat başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Destanda Battal'ın düşmanı, Arap komutanına oyun oynayıp kuşatma başladığında İstanbul'a geçerek imparatorluğunu ilan eden İmparator Leon'dur. Arap tarihinde II. İstanbul kuşatmasının tarihi 717-718 olarak belirtilmektedir. Bizans tarihindeki veriler de bu tarihi doğrular niteliktedir. Ayrıca Bizans tarihinde İmparator III. Leon'un tahta çıkma tarihi 717 olarak belirtilmiştir, bundan dolayı destandaki Leon'un İmparator III. Leon olma olasılığı üzerinde durulmaktadır. Destanda Battal Gazi'nin kuşatma sırasında yirmili yaşlarında olduğu söylendiği için, Battal Gazi'nin doğum yılının 680-690 civarı olmasının olası olduğu düşünülmektedir. Battal Gazi'nin ölüm yılının 740 olduğunda tarihçiler mütabakata varmışlardır.<br />
Battal Gazi'nin yaşadığı dönem, Anadolu'da Türk veya Arap olgusunun olmadığı bir zamandır. Hakkındaki kaynaklara, yani destanlar, mesneviler, menkıbeler ve halk hikayelerine bakıldığında, kendisinin; Bizans’ın zulmünden bıkan halkın hakkını savunmak için halktan bir ordu topladığı ve Bizans ile savaştığı görülmektedir. Battal Gazi'nin halkın içinden çıkan bir kahraman olması, dışarıdan gelip de akıncılık yapması düşüncesinden daha yüksek bir ihtimâldir.<br />
Battal Gazi’nin tarihi şahsiyetiyle menkıbevi şahsiyeti kaynaklarda ve hafızalarda birbirine karışmıştır. Battal Gazi’den bahseden Ya’kûbî ve Taberî’den başlayarak Evliya Çelebi’ye gelinceye kadar pek çok kaynakta tarih ve menkıbe iç içedir.<br />
Battal Gazi, çalışkanlığı, cesareti ve kahramanlığı sayesinde komutanlığa, hatta Misis şehri valiliğine kadar yükselmiştir. Battal Gazi, sadece Bizans zindanlarına düşen kılıçdaşı alperenleri değil, o zamanın heterodoks Hıristiyan’ı, bugünün Müslüman’ı Boşnakları da Bizans zulmunden kurtarmak için çaba harcamıştır.<br />
Seyyid Battal Gazi, 740 yılında Battal Gazi ve Melik Gazi 20 bin kişilik bir kuvvetle, bugünkü Afyonkarahisar yakınlarından bulunan eski ''Akroinon'' mevkiinde vukua gelen büyük savaşta Leon ve Konstantin komutasındaki Bizans ordusu ile çarpışmakta olan İslâm ordusunun yardımına gelirler. Savaş çok şiddetli geçer ve her iki taraftan da çok sayıda insan ölür. Bu savaşta Battal Gazi şehit olur ve İslâm ordusu Şuhut’a çekilir. Battal Gazi, Akrenion'a yaklaşık 100 km. uzaklıktaki Eskişehir'in Seyitgazi ilçesine defnedilir.<br />
Eşi ve iki çocuğunun kabirleri Malatya'nın Battalgazi ilçesinde bulunmaktadır. Babası Hüseyin Gazi ise Ankara'da Hüseyin Gazi Tepesi'ndeki türbede yatmaktadır.<br />
Görkemli atı Aşkar Devzade’ye atlayıp, eline de dövme çelik kılıcını aldı mı; Anadolu’yu baştan başa geçen Battal Gazi, ünü Orta Asya'dan Endülüs'e kadar yayılmış, tarihi kimliği, efsanevi kişiliği tarafından yutulmuş bir İslam mücahididir.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kaynak:Biyografiler.Com</span></span></span></span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: 1pt;" class="mycode_size"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">BATTAL GAZİ</span></span></span><br />
</span></span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: arial, helvetica, sans-serif;" class="mycode_font"><br />
<span style="font-family: Arial;" class="mycode_font">Seyyid Battal Gazi, 695 yılında Malatya’da doğmuştur. Malatya Serdarı (komutanı) Hüseyin Gazi'nin oğludur. Annesi Saide Hatun’dur. Farklı kaynaklarda etnik kökeni Türk, Arap veya Anadolu yerli halkından olarak belirtilmiştir. Anadolu'da İslamın yayılmasına büyük katkıları olmuştur.<br />
Battal adının yiğitliğinin, cesaretinin ifadesi olduğu, gazilik ünvanının da gazalarda gösterdiği kahramanlıktan dolayı verildiği belirtilmektedir.“<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Battal</span>” kelimesi Arapça kökenli bir sözcüktür. "Vazgeçti, Caydı" anlamına gelir. Bir savaşta yendiği bir düşmanının müslümanlığı kabul etmesi yüzünden onu öldürmekten vazgeçtiği için o düşmanı tarafından kendisine bu lakap verilmiştir. Asıl adı Abdullah’dır.<br />
Battal Gazi hakkında bugüne ulaşabilmiş kaynaklar sadece mesnevi tarzı yazılmış, birbirini hem destekleyen hem de çelişen olgular içeren destanlar ve halkın hafızasında kalmış olan bilgilerdir.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Battal Gazi Destanı</span>'nda ve halk hikayelerinde, Emeviler zamanında Arap ordusuyla birlikte İstanbul'u kuşattığı anlatılmaktadır. Kuşatma hem denizden hem karadan yapılmış, fakat başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Destanda Battal'ın düşmanı, Arap komutanına oyun oynayıp kuşatma başladığında İstanbul'a geçerek imparatorluğunu ilan eden İmparator Leon'dur. Arap tarihinde II. İstanbul kuşatmasının tarihi 717-718 olarak belirtilmektedir. Bizans tarihindeki veriler de bu tarihi doğrular niteliktedir. Ayrıca Bizans tarihinde İmparator III. Leon'un tahta çıkma tarihi 717 olarak belirtilmiştir, bundan dolayı destandaki Leon'un İmparator III. Leon olma olasılığı üzerinde durulmaktadır. Destanda Battal Gazi'nin kuşatma sırasında yirmili yaşlarında olduğu söylendiği için, Battal Gazi'nin doğum yılının 680-690 civarı olmasının olası olduğu düşünülmektedir. Battal Gazi'nin ölüm yılının 740 olduğunda tarihçiler mütabakata varmışlardır.<br />
Battal Gazi'nin yaşadığı dönem, Anadolu'da Türk veya Arap olgusunun olmadığı bir zamandır. Hakkındaki kaynaklara, yani destanlar, mesneviler, menkıbeler ve halk hikayelerine bakıldığında, kendisinin; Bizans’ın zulmünden bıkan halkın hakkını savunmak için halktan bir ordu topladığı ve Bizans ile savaştığı görülmektedir. Battal Gazi'nin halkın içinden çıkan bir kahraman olması, dışarıdan gelip de akıncılık yapması düşüncesinden daha yüksek bir ihtimâldir.<br />
Battal Gazi’nin tarihi şahsiyetiyle menkıbevi şahsiyeti kaynaklarda ve hafızalarda birbirine karışmıştır. Battal Gazi’den bahseden Ya’kûbî ve Taberî’den başlayarak Evliya Çelebi’ye gelinceye kadar pek çok kaynakta tarih ve menkıbe iç içedir.<br />
Battal Gazi, çalışkanlığı, cesareti ve kahramanlığı sayesinde komutanlığa, hatta Misis şehri valiliğine kadar yükselmiştir. Battal Gazi, sadece Bizans zindanlarına düşen kılıçdaşı alperenleri değil, o zamanın heterodoks Hıristiyan’ı, bugünün Müslüman’ı Boşnakları da Bizans zulmunden kurtarmak için çaba harcamıştır.<br />
Seyyid Battal Gazi, 740 yılında Battal Gazi ve Melik Gazi 20 bin kişilik bir kuvvetle, bugünkü Afyonkarahisar yakınlarından bulunan eski ''Akroinon'' mevkiinde vukua gelen büyük savaşta Leon ve Konstantin komutasındaki Bizans ordusu ile çarpışmakta olan İslâm ordusunun yardımına gelirler. Savaş çok şiddetli geçer ve her iki taraftan da çok sayıda insan ölür. Bu savaşta Battal Gazi şehit olur ve İslâm ordusu Şuhut’a çekilir. Battal Gazi, Akrenion'a yaklaşık 100 km. uzaklıktaki Eskişehir'in Seyitgazi ilçesine defnedilir.<br />
Eşi ve iki çocuğunun kabirleri Malatya'nın Battalgazi ilçesinde bulunmaktadır. Babası Hüseyin Gazi ise Ankara'da Hüseyin Gazi Tepesi'ndeki türbede yatmaktadır.<br />
Görkemli atı Aşkar Devzade’ye atlayıp, eline de dövme çelik kılıcını aldı mı; Anadolu’yu baştan başa geçen Battal Gazi, ünü Orta Asya'dan Endülüs'e kadar yayılmış, tarihi kimliği, efsanevi kişiliği tarafından yutulmuş bir İslam mücahididir.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kaynak:Biyografiler.Com</span></span></span></span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Dersimli 8 Ünlü Alevi Kürt Şahsiyetler]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-dersimli-8-unlu-alevi-kurt-sahsiyetler</link>
			<pubDate>Mon, 18 Nov 2024 15:38:30 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=35201">Kartal15</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-dersimli-8-unlu-alevi-kurt-sahsiyetler</guid>
			<description><![CDATA[<img src="https://img.kitapyurdu.com/v1/getImage/fn:2492/wh:true/wi:500" loading="lazy"  width="269" height="400" alt="[Resim: wi:500]" class="mycode_img" /><br />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #495359;" class="mycode_color"><span style="font-family: arial, helvetica, sans-serif;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #8b0000;" class="mycode_color">DERSİMLİ 8 ÜNLÜ ALEVİ KÜRT ŞAHSİYETLER</span></span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #495359;" class="mycode_color"><span style="font-family: arial, helvetica, sans-serif;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #8b0000;" class="mycode_color">1. BRASTİKLİ AZİZ AĞA.</span> Erzincanlı ünlü halk kahramanı. 1872 yılında daha 20 yaşındayken</span></span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #495359;" class="mycode_color"><span style="font-family: arial, helvetica, sans-serif;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Erzurum'da Kaçatur Pastırmacıyan'ı vurup </span></span></span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #495359;" class="mycode_color"><span style="font-family: arial, helvetica, sans-serif;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Erzurum'u kurtaran kahramandır. Erzincan-Kemah Brastikli.</span></span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #495359;" class="mycode_color"><span style="font-family: arial, helvetica, sans-serif;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Gülabi aşiretinden. </span></span></span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #495359;" class="mycode_color"><span style="font-family: arial, helvetica, sans-serif;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ataları yıllar önce Dersim Ovacık Eğripınar köyünden gelip Kemah Brastik köyüne yerleşmişlerdir.</span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #495359;" class="mycode_color"><span style="font-family: arial, helvetica, sans-serif;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2. <span style="color: #8b0000;" class="mycode_color">CEMAL GÜRSEL.</span> 4. Cumhurbaşkanı Erzurum Hınıslı. Dersim'in Pilvenk aşiretinden olup Ataları yıllar önce Dersim'den</span></span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #495359;" class="mycode_color"><span style="font-family: arial, helvetica, sans-serif;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">gelip Erzurum Hınıs'a yerleşmişlerdir. </span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #495359;" class="mycode_color"><span style="font-family: arial, helvetica, sans-serif;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3. <span style="color: #8b0000;" class="mycode_color">BÜLENT ECEVİT.</span> Eski Başbakan. Kastamonu Dadaylı. Aslen Dersim'in Çarekan aşiretinden olup </span></span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #495359;" class="mycode_color"><span style="font-family: arial, helvetica, sans-serif;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ataları yıllar önce Dersim Pülümür Seyitler köyünden gelip Kastamonu Daday'a yerleşmişlerdir. </span></span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #495359;" class="mycode_color"><span style="font-family: arial, helvetica, sans-serif;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><br />
4.<span style="color: #8b0000;" class="mycode_color"> İSMET SEZGİN.</span> Eski İçişleri Bakanı. Aydınlı. Aslen Dersim'in Koçuşağı aşiretinden olup ataları yıllar önce</span></span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #495359;" class="mycode_color"><span style="font-family: arial, helvetica, sans-serif;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Dersim'den gelip önce Kemah Mezre köyüne oradan da Aydın'a yerleşmişlerdir.</span></span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #495359;" class="mycode_color"><span style="font-family: arial, helvetica, sans-serif;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><br />
5. <span style="color: #8b0000;" class="mycode_color">SEYİT RIZA.</span> Dersimli Halk Önderi. Abbasuşağı aşiretindendir.<br />
<br />
6. <span style="color: #8b0000;" class="mycode_color">DİYAP AĞA.</span> Eski Dersim Mebusu. Ferhatuşağı. Aşiretindendir.<br />
<br />
7. <span style="color: #8b0000;" class="mycode_color">KAMER GENÇ. </span>Eski TBMM Başkan Vekili. Dersim Nazmiyelidir.<br />
<br />
8.<span style="color: #8b0000;" class="mycode_color"> KEMAL KILIÇDAROĞLU.</span> Eski CHP Genel Başkanı. Dersim Nazmiyelidir.</span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">KAYNAK: TUNCELİ ARŞİVİ</span></span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img src="https://img.kitapyurdu.com/v1/getImage/fn:2492/wh:true/wi:500" loading="lazy"  width="269" height="400" alt="[Resim: wi:500]" class="mycode_img" /><br />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #495359;" class="mycode_color"><span style="font-family: arial, helvetica, sans-serif;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #8b0000;" class="mycode_color">DERSİMLİ 8 ÜNLÜ ALEVİ KÜRT ŞAHSİYETLER</span></span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #495359;" class="mycode_color"><span style="font-family: arial, helvetica, sans-serif;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #8b0000;" class="mycode_color">1. BRASTİKLİ AZİZ AĞA.</span> Erzincanlı ünlü halk kahramanı. 1872 yılında daha 20 yaşındayken</span></span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #495359;" class="mycode_color"><span style="font-family: arial, helvetica, sans-serif;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Erzurum'da Kaçatur Pastırmacıyan'ı vurup </span></span></span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #495359;" class="mycode_color"><span style="font-family: arial, helvetica, sans-serif;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Erzurum'u kurtaran kahramandır. Erzincan-Kemah Brastikli.</span></span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #495359;" class="mycode_color"><span style="font-family: arial, helvetica, sans-serif;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Gülabi aşiretinden. </span></span></span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #495359;" class="mycode_color"><span style="font-family: arial, helvetica, sans-serif;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ataları yıllar önce Dersim Ovacık Eğripınar köyünden gelip Kemah Brastik köyüne yerleşmişlerdir.</span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #495359;" class="mycode_color"><span style="font-family: arial, helvetica, sans-serif;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2. <span style="color: #8b0000;" class="mycode_color">CEMAL GÜRSEL.</span> 4. Cumhurbaşkanı Erzurum Hınıslı. Dersim'in Pilvenk aşiretinden olup Ataları yıllar önce Dersim'den</span></span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #495359;" class="mycode_color"><span style="font-family: arial, helvetica, sans-serif;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">gelip Erzurum Hınıs'a yerleşmişlerdir. </span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #495359;" class="mycode_color"><span style="font-family: arial, helvetica, sans-serif;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3. <span style="color: #8b0000;" class="mycode_color">BÜLENT ECEVİT.</span> Eski Başbakan. Kastamonu Dadaylı. Aslen Dersim'in Çarekan aşiretinden olup </span></span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #495359;" class="mycode_color"><span style="font-family: arial, helvetica, sans-serif;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ataları yıllar önce Dersim Pülümür Seyitler köyünden gelip Kastamonu Daday'a yerleşmişlerdir. </span></span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #495359;" class="mycode_color"><span style="font-family: arial, helvetica, sans-serif;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><br />
4.<span style="color: #8b0000;" class="mycode_color"> İSMET SEZGİN.</span> Eski İçişleri Bakanı. Aydınlı. Aslen Dersim'in Koçuşağı aşiretinden olup ataları yıllar önce</span></span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #495359;" class="mycode_color"><span style="font-family: arial, helvetica, sans-serif;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Dersim'den gelip önce Kemah Mezre köyüne oradan da Aydın'a yerleşmişlerdir.</span></span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #495359;" class="mycode_color"><span style="font-family: arial, helvetica, sans-serif;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><br />
5. <span style="color: #8b0000;" class="mycode_color">SEYİT RIZA.</span> Dersimli Halk Önderi. Abbasuşağı aşiretindendir.<br />
<br />
6. <span style="color: #8b0000;" class="mycode_color">DİYAP AĞA.</span> Eski Dersim Mebusu. Ferhatuşağı. Aşiretindendir.<br />
<br />
7. <span style="color: #8b0000;" class="mycode_color">KAMER GENÇ. </span>Eski TBMM Başkan Vekili. Dersim Nazmiyelidir.<br />
<br />
8.<span style="color: #8b0000;" class="mycode_color"> KEMAL KILIÇDAROĞLU.</span> Eski CHP Genel Başkanı. Dersim Nazmiyelidir.</span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">KAYNAK: TUNCELİ ARŞİVİ</span></span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Anadolu Türk Halk Kahramanları]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-anadolu-turk-halk-kahramanlari</link>
			<pubDate>Mon, 18 Nov 2024 15:36:20 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=35201">Kartal15</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-anadolu-turk-halk-kahramanlari</guid>
			<description><![CDATA[<img src="https://www.dersimiz.com/resimler/b/Turkiye.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: Turkiye.jpg]" class="mycode_img" /><br />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #495359;" class="mycode_color"><span style="font-family: arial, helvetica, sans-serif;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #8b0000;" class="mycode_color">ANADOLU TÜRK HALK KAHRAMANLARI</span></span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #495359;" class="mycode_color"><span style="font-family: arial, helvetica, sans-serif;" class="mycode_font"><span style="color: #8b0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1-Ege Bölgesi, Batı Anadolu (EFELER)</span></span><br />
Atçalı Kel Mehmet Efe<br />
Danişmendli İsmail Efe<br />
Demirci Mehmet Efe<br />
Gökçen Efe<br />
Kıllıoğlu Hüseyin Efe<br />
Mestan Efe<br />
Molla Ahmet Efe<br />
Sökeli Cafer Efe<br />
Yörük Ali Efe<br />
Çakırcalı Mehmet Efe<br />
Çete Süleyman Efe<br />
<br />
<span style="color: #8b0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2- Orta Anadolu</span></span><br />
Köroğlu<br />
Sütçü İmam<br />
Şahin Bey<br />
Mihrali Bey<br />
Karayılan<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #8b0000;" class="mycode_color">3-Doğu Anadolu</span></span><br />
Brastikli Aziz Ağa<br />
Mihrali Bey<br />
Nene Hatun<br />
Kara Fatma<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><br />
<span style="color: #8b0000;" class="mycode_color">4- Trakya, Rumeli ve Marmara</span></span><br />
Debreli Hasan<br />
Yahya Kaptan<br />
Seyit Onbaşı<br />
Fethi Bey<br />
Kuşçubaşı Eşref Bey<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #8b0000;" class="mycode_color">5- Karadeniz</span></span><br />
Hekimoğlu<br />
Gazi Osman Paşa<br />
İpsiz Recep<br />
15'liler.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #8b0000;" class="mycode_color">KAYNAK: TÜRK TARİH KURUMU</span></span></span></span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.dersimiz.com/resimler/b/Turkiye.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: Turkiye.jpg]" class="mycode_img" /><br />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #495359;" class="mycode_color"><span style="font-family: arial, helvetica, sans-serif;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #8b0000;" class="mycode_color">ANADOLU TÜRK HALK KAHRAMANLARI</span></span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #495359;" class="mycode_color"><span style="font-family: arial, helvetica, sans-serif;" class="mycode_font"><span style="color: #8b0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1-Ege Bölgesi, Batı Anadolu (EFELER)</span></span><br />
Atçalı Kel Mehmet Efe<br />
Danişmendli İsmail Efe<br />
Demirci Mehmet Efe<br />
Gökçen Efe<br />
Kıllıoğlu Hüseyin Efe<br />
Mestan Efe<br />
Molla Ahmet Efe<br />
Sökeli Cafer Efe<br />
Yörük Ali Efe<br />
Çakırcalı Mehmet Efe<br />
Çete Süleyman Efe<br />
<br />
<span style="color: #8b0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2- Orta Anadolu</span></span><br />
Köroğlu<br />
Sütçü İmam<br />
Şahin Bey<br />
Mihrali Bey<br />
Karayılan<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #8b0000;" class="mycode_color">3-Doğu Anadolu</span></span><br />
Brastikli Aziz Ağa<br />
Mihrali Bey<br />
Nene Hatun<br />
Kara Fatma<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><br />
<span style="color: #8b0000;" class="mycode_color">4- Trakya, Rumeli ve Marmara</span></span><br />
Debreli Hasan<br />
Yahya Kaptan<br />
Seyit Onbaşı<br />
Fethi Bey<br />
Kuşçubaşı Eşref Bey<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #8b0000;" class="mycode_color">5- Karadeniz</span></span><br />
Hekimoğlu<br />
Gazi Osman Paşa<br />
İpsiz Recep<br />
15'liler.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #8b0000;" class="mycode_color">KAYNAK: TÜRK TARİH KURUMU</span></span></span></span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Yunan Galip Gelseydi Ne olurdu ? :)]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-yunan-galip-gelseydi-ne-olurdu</link>
			<pubDate>Fri, 30 Aug 2024 16:18:04 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=35168">havasyolcusu</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-yunan-galip-gelseydi-ne-olurdu</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: verdana, geneva, lucida, 'lucida grande', arial, helvetica, sans-serif;" class="mycode_font">1)Allah'ın Kanunları Kaldırılırdı<br />
2)Hilafet makamı yok edilirdi.<br />
3)Şapka yüzünden idamlar yapılırdı.<br />
4)Hacılar,hocalar asılırdı<br />
5)Camiler,mescidler satılırdı<br />
6)Medreseler,tekkeler kapatılırdı<br />
7)Ezan asli lisanıyla değil "uydurukça" okutulurdu.<br />
8)Cuma tatili kaldırılır yerine hafta sonu tatili getirilirdi.<br />
9)Başörtüsü yasağı getirirdi<br />
10)Güzellik yarışmalarında türk kızları peşkeş çekilirdi.<br />
11)Adım başı gavur heykelleri dikilirdi<br />
12)<span style="color: blue;" class="mycode_color">Dini kitapları yasaklatırdı.</span><br />
13)Yerli kültürümüz yerine batı kültürünü halka empoze ederdi<br />
14) <span style="color: blue;" class="mycode_color">Laikliği Getirirdi</span><br />
15)<span style="color: Blue;" class="mycode_color">Ayasofyayı müze yapardı</span><br />
16)Tarihi değiştirirdi,gerçek tarihi örtbas ederdi</span></span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: verdana, geneva, lucida, 'lucida grande', arial, helvetica, sans-serif;" class="mycode_font">17)<span style="color: blue;" class="mycode_color">Milyonlarca insan kripto olarak Anadolu'ya yerleştirilirdi.</span><br />
18)Anayasa kanunlarını farklı ülkelerden alırdık</span></span></span></span><br />
<br />
<span style="color: Red;" class="mycode_color"><span style="font-family: verdana, geneva, lucida, 'lucida grande', arial, helvetica, sans-serif;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">İyi ki yunan galip gelmedi.d</span></span></span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: verdana, geneva, lucida, 'lucida grande', arial, helvetica, sans-serif;" class="mycode_font">1)Allah'ın Kanunları Kaldırılırdı<br />
2)Hilafet makamı yok edilirdi.<br />
3)Şapka yüzünden idamlar yapılırdı.<br />
4)Hacılar,hocalar asılırdı<br />
5)Camiler,mescidler satılırdı<br />
6)Medreseler,tekkeler kapatılırdı<br />
7)Ezan asli lisanıyla değil "uydurukça" okutulurdu.<br />
8)Cuma tatili kaldırılır yerine hafta sonu tatili getirilirdi.<br />
9)Başörtüsü yasağı getirirdi<br />
10)Güzellik yarışmalarında türk kızları peşkeş çekilirdi.<br />
11)Adım başı gavur heykelleri dikilirdi<br />
12)<span style="color: blue;" class="mycode_color">Dini kitapları yasaklatırdı.</span><br />
13)Yerli kültürümüz yerine batı kültürünü halka empoze ederdi<br />
14) <span style="color: blue;" class="mycode_color">Laikliği Getirirdi</span><br />
15)<span style="color: Blue;" class="mycode_color">Ayasofyayı müze yapardı</span><br />
16)Tarihi değiştirirdi,gerçek tarihi örtbas ederdi</span></span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: verdana, geneva, lucida, 'lucida grande', arial, helvetica, sans-serif;" class="mycode_font">17)<span style="color: blue;" class="mycode_color">Milyonlarca insan kripto olarak Anadolu'ya yerleştirilirdi.</span><br />
18)Anayasa kanunlarını farklı ülkelerden alırdık</span></span></span></span><br />
<br />
<span style="color: Red;" class="mycode_color"><span style="font-family: verdana, geneva, lucida, 'lucida grande', arial, helvetica, sans-serif;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">İyi ki yunan galip gelmedi.d</span></span></span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Selçuklular]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-selcuklular--66984</link>
			<pubDate>Sat, 18 Jun 2022 10:10:54 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=34804">BALIKESİRLİ</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-selcuklular--66984</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: left;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">TÜRKİYE SELÇUKLULARINDA DEVLET YÖNETİMİ</span><br />
<br />
</span></span></span><span style="color: #495359;" class="mycode_color"><span style="font-family: arial;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Lato;" class="mycode_font">Yrd. Doç. Dr. Sadi S. Kucur</span></span><br />
<span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Lato;" class="mycode_font">Marmara Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü</span></span><br />
<span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Lato;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Doğu'dan Batı'ya Yahut Horasan'dan Anadolu'ya Selçuklular</span></span></span><br />
<span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Lato;" class="mycode_font">Selçuklu devlet teşkilatının oluşmasını ve etkileşimleri tespit edebilmek için ortaya çıktıkları ve hakim oldukları coğrafya ile komşularının bilinmesi gerekir. Oğuz Türklerinin Kınık Boyu'ndan oldukları bilinen Selçuklu ailesinin erken tarihi, Aral Gölü'nün kuzeyi ile Seyhun Nehri'nin göle dökülen kısmının güney ve kuzeyine hakim olan Oğuz Yabgularının kışlık merkezi Yengikent ile Cend şehrinde başlar. Maveraünnehir'deki Müslüman Samani Devleti'nin sınırında bulunan, dolayısıyla nüfusun Müslüman ve ticari faaliyetin yoğun olduğu Cend şehri, Selçukluların İslamiyet'i kabul ettikleri şehirdir. Buradaki şartlar giderek zorlaşmış ise de Selçuklular, X. yüzyılın sonlarında yıkılmak üzere olan ve Karahanlılar'a karşı direnen Samani Devleti'ne destek verdiler. Bu desteğin bir mükafatı olarak da Maveraünnehr'in merkezinde, Semerkand ve Buhara şehirlerinin üst kısmındaki Nur Kasabası, onlara yurtluk olarak verildi (985).</span></span><br />
<span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Lato;" class="mycode_font">Samanilerin yıkılışına kadar (1005) da bu desteği devam ettirdiler. İlerleyen zaman içinde Selçuklular, bölgenin iki süper gücü Karahanlılar ile Gaznelilerin arasında varolma mücadelesi verdi. Sonunda Gazneli toprağı Horasan'a hakim olarak devletlerini kurdular (1040). Selçuklular, sonraları Türkistan'da hüküm süren Karahanlılar ve bugünkü Afganistan ile Kuzey Hindistan'a hakim bulunan Gaznelileri, giriştikleri nüfuz mücadelelerinde hep dize getirdiler.</span></span><br />
<span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Lato;" class="mycode_font">Kuruluştan hemen sonra başlayan fütuhat ile kısa zamanda İran, Irak, Suriye, Doğu ve Güney Doğu Anadolu'ya Selçuklu hakimiyeti yayıldı. İran'da fetih sırasında irili ufaklı birçok mahalli devlet veya emirlik bulunmaktaydı. Bunlar Tuğrul Bey zamanında devlete tabi kılındı. Irak'ta ise Şii Büveyhi Devleti'nin işgali altındaki Abbasi Devleti bulunmaktaydı. Abbasi Halifesinin davetiyle Bağdad'a giren Selçuklular, buradaki Büveyhi tahakkümünü sona erdirdiler ve bu devletin yıkılmasını sağladılar. Abbasi Hilafeti ile ilişkiler başlangıçta dostane başlamışsa da hep böyle devam etmemiş, zaman zaman gerginlikler ve krizler de ortaya çıkmıştır.</span></span><br />
<span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Lato;" class="mycode_font">Büyük Selçuklu Devleti'nden ilerleyen zaman içinde dört bölgesel Selçuklu Devleti doğdu.</span></span><br />
<span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Lato;" class="mycode_font">Selçuklu hanedan üyeleri tarafından ve Büyük Selçuklulara tabi olarak Kirman (1048), Türkiye (1075), Suriye (1078) ve Irak (1119) Selçuklu Devletleri kuruldu. Diğerleri Büyük Selçuklu Devleti'ne sonuna kadar tabi kalmışken, Türkiye Selçukluları hanedan içi rekabet nedeniyle, kısa süre sonra bağımsızlığını ilan etmiştir. 1097'de kurulan ve Harizm ile İran'a hakim olan Harizmşahlar ise başlangıçta Selçukluların tayin ettiği Harizm eyaleti valileri iken; sonra bu eyaleti tabi devlete dönüştürdüler. XII. yüzyılın ilk yarısında, Suriye ve Irak Selçuklularının toprakları üzerinde merkezi otoritenin zayıflamasına paralel olarak, aslında yaşça küçük ve tecrübesiz <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">melik </span>şehzadeler adına eyaletleri yöneten <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">atabegler </span>tarafından kurulan ve aynı adla anılan bir çok devlet ortaya çıktı. Bunların başlıcaları Togteginliler/Böriler (Dimaşk), Zengiler (Cezire ve Suriye), İldenizliler (Azerbaycan), Salgurlular (Fars)'dır. Selçuklular komşuları olan gayrimüslim devletler ile Türkistan'da Karahıtaylar, Kafkasya'da Gürcü, Doğu Anadolu ve Kilikya'da Ermeni, Anadolu'da ise Bizans devletleriyle zaman zaman mücadele ettiler.</span></span><br />
<span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Lato;" class="mycode_font">Türkiye Selçukluları, devlet teşkilatında tabiatıyla uzantısı oldukları Büyük Selçuklu Devleti'ni esas almışlardır. Ancak buna ilave olarak Anadolu'da karşılaştıkları iki önemli olgunun onların devlet teşkilatı üzerindeki etkilerini göz ardı edemeyiz. Bunlardan biri Selçukluların köklü ve gelişmiş bir devlet yapısına sahip olan Bizans toprakları üzerinde kurulmuş olmasıdır. Gerçi Bizans devlet teşkilatının ve müesseselerinin Selçuklular üzerinde etkisinin olup olmadığı veya ne nispette olduğu pek araştırılmamış ise de, az veya çok karşılıklı etkileşimin olmadığını düşünmek mümkün değildir. Diğeri ise Doğu İslam dünyasını kasıp kavuran Moğol istilasının siyasi etkileriyle birlikte devlet teşkilatı üzerindeki fiili müdahaleleridir.</span></span><br />
<span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Lato;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">HANEDAN, GULAM VE İKTA SİSTEMİ</span></span></span><br />
<span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Lato;" class="mycode_font">Selçuklu devletlerinde devlet teşkilatının temelinde üç ana unsurun bulunduğu görülür. Bunlar tarih boyunca yaygın bir yönetim tarzı olan hanedan yapısı ile bütün devlet mekanizmasının kaynağını teşkil <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">edenğulam </span>ve ikta sistemidir. Aslında bu üç asıl unsur bazı farklılıklar olmakla birlikte genellikle Orta Çağ İslam devletlerinde mevcuttur. Bunların önemi ve özellikleri bilinmeden devlet yapısını tanımanın mümkün olamayacağını belirtmemiz gerekir.</span></span><br />
<span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Lato;" class="mycode_font">Toplum tarafından kabul görmüş, meşru kabul edilmiş hanedan, devlet başkanı sultanın ve müstakbel sultan adayları olan, eyalet yöneticisi şehzade meliklerin kaynağını oluşturur.</span></span><br />
<span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Lato;" class="mycode_font">Hanedanın bu özelliği onu tartışmasız ve alternatifsiz kılar. Ancak aynı zamanda hanedan üyeleriyle sınırlı da olsa ölen sultanın yerine kimin geleceğinin belirsizliği, sayısız şehzade isyanını, iktidar mücadelesini körüklemiştir.</span></span><br />
<span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Lato;" class="mycode_font">Ortaçağ İslam devletlerinde yaygın olarak uygulanan, köle temini ve esir alma yoluyla oluşturulan ğulam <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">sisteminin </span>Selçuklulara Gaznelilerden intikal ettiği anlaşılmaktadır. Bu sistem saraya, merkez ve eyalet bürokrasisine, orduya eğitimli ve nitelikli personel yetiştirir.</span></span><br />
</span></span></span><span style="color: #495359;" class="mycode_color"><span style="font-family: arial;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Lato;" class="mycode_font">Keza bazı farklılıklarla Ortaçağ İslam devletlerinde uygulanan <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">ikta sistemi </span>de Selçuklu devletlerinin temel taşlarındandır. Devlet mülkiyetinin esas alındığı toprak sisteminin <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">(miri arazi) </span>bir sonucu olan ikta, maliyenin uyguladığı gelir vergisi toplama usulü yanında, taşra (eyalet ve vilayet) yönetimi ve savaş zamanı asker toplamayı birlikte sağlayan kapsamlı bir sistemdir.<br />
</span></span><br />
<span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Lato;" class="mycode_font">Hükümdar, saray, hükümet (bürokrasi), taşra yönetimi, maliye ve vergi, ordu gibi devletin bütün organlarına kaynaklık ve nüfuz etmesi, bu üç müessesenin devlet yapısındaki önemini fazlasıyla ortaya koymaktadır.</span></span><br />
<span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Lato;" class="mycode_font">Diğer Ortaçağ İslam devletlerinde ve uzantısı Büyük Selçuklu Devleti'nde olduğu gibi, Türkiye Selçuklularında da devlet, saraydan başlayıp merkez, eyalet ve ordu teşkilatlarının tamamına nüfuz eden hanedan, ğulam ve ikta sistemleri ile inşa edilmiştir. Ancak Moğol istilasıyla devlet yönetiminde sultanın gücü ve otoritesi fiilen yok olunca, bu ahenk ve denge bozulmuştur. İlhanlı hanları istedikleri şehzadeyi tahta çıkarmışlar, hatta bir sultan tahtta iken diğer bir şehzadeyi de sultan olarak tanıyıp kaosu körüklemişlerdir. Keza vezir, atabeg ve naib-i saltanat makamlarına da kendi istedikleri kimseleri getirmekte; hatta yine bu makamlara sultanın adamlarından başka, doğrudan ilhana bağlı kişileri de tayin edebilmekteydiler.</span></span><br />
<span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Lato;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">HANEDAN VE SULTAN</span></span></span><br />
<span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Lato;" class="mycode_font"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">İslam öncesi Türklerde hükümdarlık </span>yetki ve gücünün veya siyasi iktidarın <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">(kut) </span>Tanrı tarafından verildiğine <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">(karizmatik hakimiyet); </span>yani hükümranlığın ilahi bir kaynağa dayandığına inanılmaktaydı. Bu inanışa göre devleti kuran veya başına geçen hükümdarın ancak Tanrı'nın gönderdiği, "kut" verdiği bir soyun mensubu olması gerekmekteydi. Bu anlayışın İslam'ı <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">kabulden sonra da devam ettiği görülür. </span>Nitekim Oğuz boylarından çıkmış bütün hanedanlarda olduğu gibi Selçuklu hanedanının da kendilerini destani <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Oğuz Han'a, </span>24 Oğuz boyundan biri olan <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Kınık'a </span>dayandırmaları, bu inanışın bir sonucudur. Selçuklu Devleti'nin adını aldığı şahsiyet, <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Temür-yalığ </span>unvanlı Dukak'ın oğlu ve Oğuz Yabgusunun <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">sübaşısı </span>Selçuk Bey'dir. Bulunduğu ortamda önemli bir konumda olan Selçuk Bey'in bazı sebeplerle Yabgu'nun yanından ayrılarak Cend'e göçtüğünü, orada Müslüman olduğunu ve bu yeni kimliğiyle Oğuz Yabgusu ile mücadele ettiğini biliyoruz.</span></span><br />
<span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Lato;" class="mycode_font">Bütün bu süreçte onun karizmatik bir şahsiyete büründüğü, Oğuzların onun etrafında toplandığı görülmektedir. Selçuk Bey'in şahsında oluşan bu karizma ve <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">kut, </span>vefatından sonra oğullarına intikal etmiştir. Her ne kadar oğullarının büyüğü olan <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Arslanyabgu </span>unvanıyla ailenin reisi olmuş ise de, bu genel bir uygulama haline gelememiştir. Vefat eden "bey", "yabgu" veya "sultan"dan sonra başa geçecek şahsın aile (hanedan) üyesi olması aksi düşünülemeyecek, öncelikli bir şarttır. Ancak hanedanın kırılma noktası veya çıkmazı işte burada başlamaktadır. Bu durumda hangi hanedan üyesinin başa geçeceğinin belirlenmesinde bir teamül oluşamamıştır. Selçuklu tarihi boyunca, değişen şartlara göre, büyük oğul, en yaşlı hanedan üyesi, tayin edilen veliaht veya şu ya da bu sebeple herhangi bir şehzadenin sultan olduğu görülür. Zaman zaman şehzade anneleri veya hanedan dışı güç odakları da bu konuda etkili olmuşlardır. Yani hanedan üyesi her şehzade sultan olabilir. Tabiatıyla bu telakki, siyasi tarihte hatırı sayılır bir yer tutan iktidar mücadelelerini, şehzade isyanlarını da körüklemiştir. Bu mücadelenin sonucunu belirleyici unsur ise hep güç üstünlüğü olmuştur.</span></span><br />
</span></span></span><span style="color: #495359;" class="mycode_color"><span style="font-family: arial;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Lato;" class="mycode_font">Büyük Selçuklu Devleti'nin bölgesel bir uzantısı olan Türkiye Selçuklu Devleti de Selçuklu hanedanından Kutalmışoğulları tarafından kurulmuştur. Süleymanşah ve kardeşleri, amcaları Mikail'in oğulları ile yollarını ayırarak Anadolu'da bağımsız bir devlet kurmayı başarmışlardı. Ancak ilk iki sultan Süleymanşah ve 1. Kılıç Arslan, güneydoğu (el-Cezire, Suriye) siyaseti dolayısıyla Büyük Selçuklular'la girdikleri nüfuz mücadelesinde hayatlarını kaybettiler.<br />
</span></span><br />
<span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Lato;" class="mycode_font">Kutalmışoğulları bu mücadelelere rağmen Anadolu'daki hakimiyetlerini sürdürmeyi başardılar. Diğer Selçuklu şubelerinde olduğu gibi, "kut" inancının tezahürü olarak, şehzadelerin iktidar mücadeleleri devam etmiştir. Hatta eski bir Türk geleneği olan ülke topraklarının yönetiminin hanedan üyelerine taksimi uygulaması da zaman zaman görülmüştür. il. Kılıçarslan'ın 11 oğlunu ülkenin çeşitli bölgelerine tayin etmesinin sarsıntıya sebep olması üzerine bu uygulamadan vazgeçilmiştir.</span></span><br />
<span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Lato;" class="mycode_font">Sultanın gücünün ve otoritesinin yerle bir edildiği Moğol işgali döneminde, birbirlerine üstünlük sağlayamayan şehzadeler adına yürütülen mücadeleler ülkeyi kaosa sürüklüyordu. Devlet geleneğinde bulunmadığı halde, tahribatı önlemek için tecrübeli, saygın devlet adamları iki veya üç kardeşin ortak hükümdar olması çözümüne başvurmuşlardır.</span></span><br />
<span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Lato;" class="mycode_font">Ancak hanedanın bütün bu güç kaybına rağmen, meşruiyeti tartışma konusu olmamıştır. Nitekim Sadeddin Köpek ve Cimri meselesinde olduğu gibi, taht iddiasına tevessül edenler de, ancak Selçuklu hanedanına mensup oldukları iddiasıyla ortaya çıkabilmişlerdi.</span></span><br />
<span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Lato;" class="mycode_font">Nitekim onlar da iddialarına rağmen başarısız olmuşlardır.</span></span><br />
<span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Lato;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sultan ve Abbasi Halifesi</span></span></span><br />
<span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Lato;" class="mycode_font">Büyük Selçuklu Devleti'nin Sünni Abbasi hilafetiyle dostane başlayıp zamanla gerginleşen yoğun ilişkileri ile kıyaslanacak olursa, Türkiye Selçuklularının Abbasi halifeleri ile ilişkileri daha seyrek ve semboliktir. Süleymanşah, Büyük Selçuklu sultanı Melikşah'a rağmen bir meşruiyet arayışı içindeyken bir ara Şii kadı ve hatib tayin edilmesini istemişti. Bu durum Fatımi halifesini tercih ettiği anlamına gelse de, daha ziyade siyasi bakımdan bir meydan okuma olarak kabul etmek gerekir. Türkiye Selçuklu paralarında, Hülagü'nun Bağdat'ı işgalinden (1258) 1266'ya kadar son halife bazen el-İmam el-Musta'sim bi'llah, bazen de el­ İmam el-Ma'süm bi'llah adıyla zikredilmeye devam edilmiştir. Hilafetin Kahire'ye, Memlüklerin himayesine intikal etmesinden sonraki halifelerin adları hiç zikredilmemiştir. il. Kılıçarslan ve sonraki sultanlar sikkelerinde zaman zaman <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">burhanu </span>/ <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">kasimu </span>/ <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">nasıru Emiri'l-Mü'minin </span>(Mü'minlerin Emirinin delili/ ortağı/ yardımcısı) ibarelerini kullanmışlardır.</span></span><br />
<span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Lato;" class="mycode_font">Dikkate değer ilişki ise Fütüvvet teşkilatının başına geçip bu teşkilatın nüfuzundan faydalanarak hilafeti daha etkin hale getirmeye çaba gösteren Halife en-Nasır li-Dinillah'ın Türkiye Selçuklu Sultanı 1. Keykavus'a fütüvvet alametlerini göndererek onu bu teşkilata dahil etmesidir. Bu alametleri getiren devrin büyük mutasavvıflarından Şeyh Şihabüddin Ömer es­ Sühreverdi, daha sonra yine aynı halife tarafından 1. Keykubad'ın tahta çıkışı dolayısıyla bir kere daha Anadolu'ya gönderilmiştir.</span></span><br />
<span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Lato;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Metbu" Devlet ve "Tabi"leri</span></span></span><br />
<span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Lato;" class="mycode_font">Türkiye Selçuklu Devleti Moğol istilasına kadar, Anadolu'da dönem dönem bazı bölgesel güçleri kendisine tabi kılmıştır. Kilikya Ermeni krallarından 1. Hetum, 1. Keykubad ve il. Keyhusrev zamanında Türkiye Selçuklularına tabi olmak zorunda kalmış ve bastırdığı sikkelerde bu sultanların isim ve unvanlarına yer vermiştir. Ayrıca Mardin ile Amid ve Hısn-Keyfa Artukluları, Erzincan ve Divriği Mengücekleri, Sümeysat ve Haleb Eyyubi melikleri ve Musul atabegi Bedrüddin Lü'lü' de zaman zaman Türkiye Selçuklu sultanlarına tabi olmak zorunda kalmışlardır. Ancak Türkiye Selçukluları bu azamet devrinden sonra, Moğollara tabi duruma düşmüşlerdir.</span></span><br />
<span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Lato;" class="mycode_font">1243 Kösedağ bozgunundan yıkılana kadar hukuki ve fiili olarak, bölgesel Moğol devleti Altınorda vasıtasıyla Karakorum'daki Büyük Moğol Hanının; sonra da diğer bir bölgesel Moğol Devleti olan İran'daki İlhanlıların boyunduruğu altında kaldılar. Hatta III. Keykubad bastırdığı bazı sikkelere metbu olarak Gazan Han'ın adını koydurmuştur.</span></span><br />
</span></span></span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: left;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">TÜRKİYE SELÇUKLULARINDA DEVLET YÖNETİMİ</span><br />
<br />
</span></span></span><span style="color: #495359;" class="mycode_color"><span style="font-family: arial;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Lato;" class="mycode_font">Yrd. Doç. Dr. Sadi S. Kucur</span></span><br />
<span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Lato;" class="mycode_font">Marmara Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü</span></span><br />
<span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Lato;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Doğu'dan Batı'ya Yahut Horasan'dan Anadolu'ya Selçuklular</span></span></span><br />
<span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Lato;" class="mycode_font">Selçuklu devlet teşkilatının oluşmasını ve etkileşimleri tespit edebilmek için ortaya çıktıkları ve hakim oldukları coğrafya ile komşularının bilinmesi gerekir. Oğuz Türklerinin Kınık Boyu'ndan oldukları bilinen Selçuklu ailesinin erken tarihi, Aral Gölü'nün kuzeyi ile Seyhun Nehri'nin göle dökülen kısmının güney ve kuzeyine hakim olan Oğuz Yabgularının kışlık merkezi Yengikent ile Cend şehrinde başlar. Maveraünnehir'deki Müslüman Samani Devleti'nin sınırında bulunan, dolayısıyla nüfusun Müslüman ve ticari faaliyetin yoğun olduğu Cend şehri, Selçukluların İslamiyet'i kabul ettikleri şehirdir. Buradaki şartlar giderek zorlaşmış ise de Selçuklular, X. yüzyılın sonlarında yıkılmak üzere olan ve Karahanlılar'a karşı direnen Samani Devleti'ne destek verdiler. Bu desteğin bir mükafatı olarak da Maveraünnehr'in merkezinde, Semerkand ve Buhara şehirlerinin üst kısmındaki Nur Kasabası, onlara yurtluk olarak verildi (985).</span></span><br />
<span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Lato;" class="mycode_font">Samanilerin yıkılışına kadar (1005) da bu desteği devam ettirdiler. İlerleyen zaman içinde Selçuklular, bölgenin iki süper gücü Karahanlılar ile Gaznelilerin arasında varolma mücadelesi verdi. Sonunda Gazneli toprağı Horasan'a hakim olarak devletlerini kurdular (1040). Selçuklular, sonraları Türkistan'da hüküm süren Karahanlılar ve bugünkü Afganistan ile Kuzey Hindistan'a hakim bulunan Gaznelileri, giriştikleri nüfuz mücadelelerinde hep dize getirdiler.</span></span><br />
<span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Lato;" class="mycode_font">Kuruluştan hemen sonra başlayan fütuhat ile kısa zamanda İran, Irak, Suriye, Doğu ve Güney Doğu Anadolu'ya Selçuklu hakimiyeti yayıldı. İran'da fetih sırasında irili ufaklı birçok mahalli devlet veya emirlik bulunmaktaydı. Bunlar Tuğrul Bey zamanında devlete tabi kılındı. Irak'ta ise Şii Büveyhi Devleti'nin işgali altındaki Abbasi Devleti bulunmaktaydı. Abbasi Halifesinin davetiyle Bağdad'a giren Selçuklular, buradaki Büveyhi tahakkümünü sona erdirdiler ve bu devletin yıkılmasını sağladılar. Abbasi Hilafeti ile ilişkiler başlangıçta dostane başlamışsa da hep böyle devam etmemiş, zaman zaman gerginlikler ve krizler de ortaya çıkmıştır.</span></span><br />
<span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Lato;" class="mycode_font">Büyük Selçuklu Devleti'nden ilerleyen zaman içinde dört bölgesel Selçuklu Devleti doğdu.</span></span><br />
<span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Lato;" class="mycode_font">Selçuklu hanedan üyeleri tarafından ve Büyük Selçuklulara tabi olarak Kirman (1048), Türkiye (1075), Suriye (1078) ve Irak (1119) Selçuklu Devletleri kuruldu. Diğerleri Büyük Selçuklu Devleti'ne sonuna kadar tabi kalmışken, Türkiye Selçukluları hanedan içi rekabet nedeniyle, kısa süre sonra bağımsızlığını ilan etmiştir. 1097'de kurulan ve Harizm ile İran'a hakim olan Harizmşahlar ise başlangıçta Selçukluların tayin ettiği Harizm eyaleti valileri iken; sonra bu eyaleti tabi devlete dönüştürdüler. XII. yüzyılın ilk yarısında, Suriye ve Irak Selçuklularının toprakları üzerinde merkezi otoritenin zayıflamasına paralel olarak, aslında yaşça küçük ve tecrübesiz <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">melik </span>şehzadeler adına eyaletleri yöneten <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">atabegler </span>tarafından kurulan ve aynı adla anılan bir çok devlet ortaya çıktı. Bunların başlıcaları Togteginliler/Böriler (Dimaşk), Zengiler (Cezire ve Suriye), İldenizliler (Azerbaycan), Salgurlular (Fars)'dır. Selçuklular komşuları olan gayrimüslim devletler ile Türkistan'da Karahıtaylar, Kafkasya'da Gürcü, Doğu Anadolu ve Kilikya'da Ermeni, Anadolu'da ise Bizans devletleriyle zaman zaman mücadele ettiler.</span></span><br />
<span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Lato;" class="mycode_font">Türkiye Selçukluları, devlet teşkilatında tabiatıyla uzantısı oldukları Büyük Selçuklu Devleti'ni esas almışlardır. Ancak buna ilave olarak Anadolu'da karşılaştıkları iki önemli olgunun onların devlet teşkilatı üzerindeki etkilerini göz ardı edemeyiz. Bunlardan biri Selçukluların köklü ve gelişmiş bir devlet yapısına sahip olan Bizans toprakları üzerinde kurulmuş olmasıdır. Gerçi Bizans devlet teşkilatının ve müesseselerinin Selçuklular üzerinde etkisinin olup olmadığı veya ne nispette olduğu pek araştırılmamış ise de, az veya çok karşılıklı etkileşimin olmadığını düşünmek mümkün değildir. Diğeri ise Doğu İslam dünyasını kasıp kavuran Moğol istilasının siyasi etkileriyle birlikte devlet teşkilatı üzerindeki fiili müdahaleleridir.</span></span><br />
<span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Lato;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">HANEDAN, GULAM VE İKTA SİSTEMİ</span></span></span><br />
<span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Lato;" class="mycode_font">Selçuklu devletlerinde devlet teşkilatının temelinde üç ana unsurun bulunduğu görülür. Bunlar tarih boyunca yaygın bir yönetim tarzı olan hanedan yapısı ile bütün devlet mekanizmasının kaynağını teşkil <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">edenğulam </span>ve ikta sistemidir. Aslında bu üç asıl unsur bazı farklılıklar olmakla birlikte genellikle Orta Çağ İslam devletlerinde mevcuttur. Bunların önemi ve özellikleri bilinmeden devlet yapısını tanımanın mümkün olamayacağını belirtmemiz gerekir.</span></span><br />
<span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Lato;" class="mycode_font">Toplum tarafından kabul görmüş, meşru kabul edilmiş hanedan, devlet başkanı sultanın ve müstakbel sultan adayları olan, eyalet yöneticisi şehzade meliklerin kaynağını oluşturur.</span></span><br />
<span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Lato;" class="mycode_font">Hanedanın bu özelliği onu tartışmasız ve alternatifsiz kılar. Ancak aynı zamanda hanedan üyeleriyle sınırlı da olsa ölen sultanın yerine kimin geleceğinin belirsizliği, sayısız şehzade isyanını, iktidar mücadelesini körüklemiştir.</span></span><br />
<span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Lato;" class="mycode_font">Ortaçağ İslam devletlerinde yaygın olarak uygulanan, köle temini ve esir alma yoluyla oluşturulan ğulam <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">sisteminin </span>Selçuklulara Gaznelilerden intikal ettiği anlaşılmaktadır. Bu sistem saraya, merkez ve eyalet bürokrasisine, orduya eğitimli ve nitelikli personel yetiştirir.</span></span><br />
</span></span></span><span style="color: #495359;" class="mycode_color"><span style="font-family: arial;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Lato;" class="mycode_font">Keza bazı farklılıklarla Ortaçağ İslam devletlerinde uygulanan <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">ikta sistemi </span>de Selçuklu devletlerinin temel taşlarındandır. Devlet mülkiyetinin esas alındığı toprak sisteminin <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">(miri arazi) </span>bir sonucu olan ikta, maliyenin uyguladığı gelir vergisi toplama usulü yanında, taşra (eyalet ve vilayet) yönetimi ve savaş zamanı asker toplamayı birlikte sağlayan kapsamlı bir sistemdir.<br />
</span></span><br />
<span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Lato;" class="mycode_font">Hükümdar, saray, hükümet (bürokrasi), taşra yönetimi, maliye ve vergi, ordu gibi devletin bütün organlarına kaynaklık ve nüfuz etmesi, bu üç müessesenin devlet yapısındaki önemini fazlasıyla ortaya koymaktadır.</span></span><br />
<span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Lato;" class="mycode_font">Diğer Ortaçağ İslam devletlerinde ve uzantısı Büyük Selçuklu Devleti'nde olduğu gibi, Türkiye Selçuklularında da devlet, saraydan başlayıp merkez, eyalet ve ordu teşkilatlarının tamamına nüfuz eden hanedan, ğulam ve ikta sistemleri ile inşa edilmiştir. Ancak Moğol istilasıyla devlet yönetiminde sultanın gücü ve otoritesi fiilen yok olunca, bu ahenk ve denge bozulmuştur. İlhanlı hanları istedikleri şehzadeyi tahta çıkarmışlar, hatta bir sultan tahtta iken diğer bir şehzadeyi de sultan olarak tanıyıp kaosu körüklemişlerdir. Keza vezir, atabeg ve naib-i saltanat makamlarına da kendi istedikleri kimseleri getirmekte; hatta yine bu makamlara sultanın adamlarından başka, doğrudan ilhana bağlı kişileri de tayin edebilmekteydiler.</span></span><br />
<span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Lato;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">HANEDAN VE SULTAN</span></span></span><br />
<span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Lato;" class="mycode_font"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">İslam öncesi Türklerde hükümdarlık </span>yetki ve gücünün veya siyasi iktidarın <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">(kut) </span>Tanrı tarafından verildiğine <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">(karizmatik hakimiyet); </span>yani hükümranlığın ilahi bir kaynağa dayandığına inanılmaktaydı. Bu inanışa göre devleti kuran veya başına geçen hükümdarın ancak Tanrı'nın gönderdiği, "kut" verdiği bir soyun mensubu olması gerekmekteydi. Bu anlayışın İslam'ı <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">kabulden sonra da devam ettiği görülür. </span>Nitekim Oğuz boylarından çıkmış bütün hanedanlarda olduğu gibi Selçuklu hanedanının da kendilerini destani <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Oğuz Han'a, </span>24 Oğuz boyundan biri olan <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Kınık'a </span>dayandırmaları, bu inanışın bir sonucudur. Selçuklu Devleti'nin adını aldığı şahsiyet, <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Temür-yalığ </span>unvanlı Dukak'ın oğlu ve Oğuz Yabgusunun <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">sübaşısı </span>Selçuk Bey'dir. Bulunduğu ortamda önemli bir konumda olan Selçuk Bey'in bazı sebeplerle Yabgu'nun yanından ayrılarak Cend'e göçtüğünü, orada Müslüman olduğunu ve bu yeni kimliğiyle Oğuz Yabgusu ile mücadele ettiğini biliyoruz.</span></span><br />
<span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Lato;" class="mycode_font">Bütün bu süreçte onun karizmatik bir şahsiyete büründüğü, Oğuzların onun etrafında toplandığı görülmektedir. Selçuk Bey'in şahsında oluşan bu karizma ve <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">kut, </span>vefatından sonra oğullarına intikal etmiştir. Her ne kadar oğullarının büyüğü olan <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Arslanyabgu </span>unvanıyla ailenin reisi olmuş ise de, bu genel bir uygulama haline gelememiştir. Vefat eden "bey", "yabgu" veya "sultan"dan sonra başa geçecek şahsın aile (hanedan) üyesi olması aksi düşünülemeyecek, öncelikli bir şarttır. Ancak hanedanın kırılma noktası veya çıkmazı işte burada başlamaktadır. Bu durumda hangi hanedan üyesinin başa geçeceğinin belirlenmesinde bir teamül oluşamamıştır. Selçuklu tarihi boyunca, değişen şartlara göre, büyük oğul, en yaşlı hanedan üyesi, tayin edilen veliaht veya şu ya da bu sebeple herhangi bir şehzadenin sultan olduğu görülür. Zaman zaman şehzade anneleri veya hanedan dışı güç odakları da bu konuda etkili olmuşlardır. Yani hanedan üyesi her şehzade sultan olabilir. Tabiatıyla bu telakki, siyasi tarihte hatırı sayılır bir yer tutan iktidar mücadelelerini, şehzade isyanlarını da körüklemiştir. Bu mücadelenin sonucunu belirleyici unsur ise hep güç üstünlüğü olmuştur.</span></span><br />
</span></span></span><span style="color: #495359;" class="mycode_color"><span style="font-family: arial;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Lato;" class="mycode_font">Büyük Selçuklu Devleti'nin bölgesel bir uzantısı olan Türkiye Selçuklu Devleti de Selçuklu hanedanından Kutalmışoğulları tarafından kurulmuştur. Süleymanşah ve kardeşleri, amcaları Mikail'in oğulları ile yollarını ayırarak Anadolu'da bağımsız bir devlet kurmayı başarmışlardı. Ancak ilk iki sultan Süleymanşah ve 1. Kılıç Arslan, güneydoğu (el-Cezire, Suriye) siyaseti dolayısıyla Büyük Selçuklular'la girdikleri nüfuz mücadelesinde hayatlarını kaybettiler.<br />
</span></span><br />
<span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Lato;" class="mycode_font">Kutalmışoğulları bu mücadelelere rağmen Anadolu'daki hakimiyetlerini sürdürmeyi başardılar. Diğer Selçuklu şubelerinde olduğu gibi, "kut" inancının tezahürü olarak, şehzadelerin iktidar mücadeleleri devam etmiştir. Hatta eski bir Türk geleneği olan ülke topraklarının yönetiminin hanedan üyelerine taksimi uygulaması da zaman zaman görülmüştür. il. Kılıçarslan'ın 11 oğlunu ülkenin çeşitli bölgelerine tayin etmesinin sarsıntıya sebep olması üzerine bu uygulamadan vazgeçilmiştir.</span></span><br />
<span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Lato;" class="mycode_font">Sultanın gücünün ve otoritesinin yerle bir edildiği Moğol işgali döneminde, birbirlerine üstünlük sağlayamayan şehzadeler adına yürütülen mücadeleler ülkeyi kaosa sürüklüyordu. Devlet geleneğinde bulunmadığı halde, tahribatı önlemek için tecrübeli, saygın devlet adamları iki veya üç kardeşin ortak hükümdar olması çözümüne başvurmuşlardır.</span></span><br />
<span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Lato;" class="mycode_font">Ancak hanedanın bütün bu güç kaybına rağmen, meşruiyeti tartışma konusu olmamıştır. Nitekim Sadeddin Köpek ve Cimri meselesinde olduğu gibi, taht iddiasına tevessül edenler de, ancak Selçuklu hanedanına mensup oldukları iddiasıyla ortaya çıkabilmişlerdi.</span></span><br />
<span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Lato;" class="mycode_font">Nitekim onlar da iddialarına rağmen başarısız olmuşlardır.</span></span><br />
<span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Lato;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sultan ve Abbasi Halifesi</span></span></span><br />
<span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Lato;" class="mycode_font">Büyük Selçuklu Devleti'nin Sünni Abbasi hilafetiyle dostane başlayıp zamanla gerginleşen yoğun ilişkileri ile kıyaslanacak olursa, Türkiye Selçuklularının Abbasi halifeleri ile ilişkileri daha seyrek ve semboliktir. Süleymanşah, Büyük Selçuklu sultanı Melikşah'a rağmen bir meşruiyet arayışı içindeyken bir ara Şii kadı ve hatib tayin edilmesini istemişti. Bu durum Fatımi halifesini tercih ettiği anlamına gelse de, daha ziyade siyasi bakımdan bir meydan okuma olarak kabul etmek gerekir. Türkiye Selçuklu paralarında, Hülagü'nun Bağdat'ı işgalinden (1258) 1266'ya kadar son halife bazen el-İmam el-Musta'sim bi'llah, bazen de el­ İmam el-Ma'süm bi'llah adıyla zikredilmeye devam edilmiştir. Hilafetin Kahire'ye, Memlüklerin himayesine intikal etmesinden sonraki halifelerin adları hiç zikredilmemiştir. il. Kılıçarslan ve sonraki sultanlar sikkelerinde zaman zaman <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">burhanu </span>/ <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">kasimu </span>/ <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">nasıru Emiri'l-Mü'minin </span>(Mü'minlerin Emirinin delili/ ortağı/ yardımcısı) ibarelerini kullanmışlardır.</span></span><br />
<span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Lato;" class="mycode_font">Dikkate değer ilişki ise Fütüvvet teşkilatının başına geçip bu teşkilatın nüfuzundan faydalanarak hilafeti daha etkin hale getirmeye çaba gösteren Halife en-Nasır li-Dinillah'ın Türkiye Selçuklu Sultanı 1. Keykavus'a fütüvvet alametlerini göndererek onu bu teşkilata dahil etmesidir. Bu alametleri getiren devrin büyük mutasavvıflarından Şeyh Şihabüddin Ömer es­ Sühreverdi, daha sonra yine aynı halife tarafından 1. Keykubad'ın tahta çıkışı dolayısıyla bir kere daha Anadolu'ya gönderilmiştir.</span></span><br />
<span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Lato;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Metbu" Devlet ve "Tabi"leri</span></span></span><br />
<span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Lato;" class="mycode_font">Türkiye Selçuklu Devleti Moğol istilasına kadar, Anadolu'da dönem dönem bazı bölgesel güçleri kendisine tabi kılmıştır. Kilikya Ermeni krallarından 1. Hetum, 1. Keykubad ve il. Keyhusrev zamanında Türkiye Selçuklularına tabi olmak zorunda kalmış ve bastırdığı sikkelerde bu sultanların isim ve unvanlarına yer vermiştir. Ayrıca Mardin ile Amid ve Hısn-Keyfa Artukluları, Erzincan ve Divriği Mengücekleri, Sümeysat ve Haleb Eyyubi melikleri ve Musul atabegi Bedrüddin Lü'lü' de zaman zaman Türkiye Selçuklu sultanlarına tabi olmak zorunda kalmışlardır. Ancak Türkiye Selçukluları bu azamet devrinden sonra, Moğollara tabi duruma düşmüşlerdir.</span></span><br />
<span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Lato;" class="mycode_font">1243 Kösedağ bozgunundan yıkılana kadar hukuki ve fiili olarak, bölgesel Moğol devleti Altınorda vasıtasıyla Karakorum'daki Büyük Moğol Hanının; sonra da diğer bir bölgesel Moğol Devleti olan İran'daki İlhanlıların boyunduruğu altında kaldılar. Hatta III. Keykubad bastırdığı bazı sikkelere metbu olarak Gazan Han'ın adını koydurmuştur.</span></span><br />
</span></span></span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Abdülmetin Balkanlıoğlu]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-abdulmetin-balkanlioglu</link>
			<pubDate>Thu, 20 Jun 2019 23:23:08 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=20513">afitap</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-abdulmetin-balkanlioglu</guid>
			<description><![CDATA[<span style="color: #696969;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Son nefesine kadar davasından vazgeçmeyen büyük insan <br />
Abdülmetin Balkanlıoğlu'nu <br />
vefatının sene-i devriyesinde rahmetle anıyorum.<br />
<br />
<iframe class="inline-block max-w-full" width="560" height="315" src="//www.youtube.com/embed/jVT3xT67210" frameborder="0" allowfullscreen></iframe></span></span></span></div></span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="color: #696969;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Son nefesine kadar davasından vazgeçmeyen büyük insan <br />
Abdülmetin Balkanlıoğlu'nu <br />
vefatının sene-i devriyesinde rahmetle anıyorum.<br />
<br />
<iframe class="inline-block max-w-full" width="560" height="315" src="//www.youtube.com/embed/jVT3xT67210" frameborder="0" allowfullscreen></iframe></span></span></span></div></span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Mavi Marmara]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-mavi-marmara</link>
			<pubDate>Sat, 01 Jun 2019 13:54:49 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=20513">afitap</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-mavi-marmara</guid>
			<description><![CDATA[<span style="color: #696969;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><br />
<span style="color: #FF0000;" class="mycode_color">Hayberi Unutmayın israiloğulları!</span><br />
<br />
31 Mayıs 2010 </span><br />
<br />
<iframe class="inline-block max-w-full" width="560" height="315" src="//www.youtube.com/embed/XrLFA8V-k-8" frameborder="0" allowfullscreen></iframe><br />
<br />
Gazze’ye insani yardım götürmek amacıyla yola çıkan ve sadece yardım gönüllüleri ile insani yardım malzemesi taşıyan Mavi Marmara, Sfendoni, Challenger I, Eleftheri Mesogios, Gazze I ve Defne Y gemilerinden oluşan Gazze Özgürlük Filosu, 31.05.2010 günü İsrail askeri güçlerinin hukuk dışı saldırı ve müdahalesiyle karşı karşıya kaldı. Bu saldırı esnasında ve devam eden süreçte 10 insani yardım gönüllüsü hayatını kaybetti, 56’sı ağır yaralandı. Filo katılımcıları hiç bir yasal dayanak olmaksızın hapsedildi, yaralılara kelepçe takıldı, bazı yaralılar günlerce hücrelerde alıkonuldu ve kendilerine işkence ve kötü muamelede bulunuldu. Filo katılımcılarının tamamı kötü muameleye maruz bırakıldı, hapsedildi, şahsi eşyalarına el konuldu ve gemilere çeşitli maddi zararlar verilmek suretiyle birçok haksız fiil işlendi.<br />
<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Mavi Marmara Şehitleri<br />
<br />
1- İbrahim Bilgen – Siirt,<br />
2- Ali Haydar Bengi – Diyarbakır,<br />
3- Cevdet Kılıçlar – İstanbul,<br />
4- Çetin Topçuoğlu – Adana <br />
5- Necdet Yıldırım – Malatya,<br />
6- Furkan Doğan – Kayseri,<br />
7- Fahri Yaldız – Adıyaman,<br />
8- Cengiz Songür – İzmir,<br />
9- Cengiz Akyüz – İskenderun.</span><br />
<br />
<br />
</span></span></div></span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="color: #696969;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><br />
<span style="color: #FF0000;" class="mycode_color">Hayberi Unutmayın israiloğulları!</span><br />
<br />
31 Mayıs 2010 </span><br />
<br />
<iframe class="inline-block max-w-full" width="560" height="315" src="//www.youtube.com/embed/XrLFA8V-k-8" frameborder="0" allowfullscreen></iframe><br />
<br />
Gazze’ye insani yardım götürmek amacıyla yola çıkan ve sadece yardım gönüllüleri ile insani yardım malzemesi taşıyan Mavi Marmara, Sfendoni, Challenger I, Eleftheri Mesogios, Gazze I ve Defne Y gemilerinden oluşan Gazze Özgürlük Filosu, 31.05.2010 günü İsrail askeri güçlerinin hukuk dışı saldırı ve müdahalesiyle karşı karşıya kaldı. Bu saldırı esnasında ve devam eden süreçte 10 insani yardım gönüllüsü hayatını kaybetti, 56’sı ağır yaralandı. Filo katılımcıları hiç bir yasal dayanak olmaksızın hapsedildi, yaralılara kelepçe takıldı, bazı yaralılar günlerce hücrelerde alıkonuldu ve kendilerine işkence ve kötü muamelede bulunuldu. Filo katılımcılarının tamamı kötü muameleye maruz bırakıldı, hapsedildi, şahsi eşyalarına el konuldu ve gemilere çeşitli maddi zararlar verilmek suretiyle birçok haksız fiil işlendi.<br />
<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Mavi Marmara Şehitleri<br />
<br />
1- İbrahim Bilgen – Siirt,<br />
2- Ali Haydar Bengi – Diyarbakır,<br />
3- Cevdet Kılıçlar – İstanbul,<br />
4- Çetin Topçuoğlu – Adana <br />
5- Necdet Yıldırım – Malatya,<br />
6- Furkan Doğan – Kayseri,<br />
7- Fahri Yaldız – Adıyaman,<br />
8- Cengiz Songür – İzmir,<br />
9- Cengiz Akyüz – İskenderun.</span><br />
<br />
<br />
</span></span></div></span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[29 Mayıs 1453]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-29-mayis-1453</link>
			<pubDate>Wed, 29 May 2019 17:41:32 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=20513">afitap</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-29-mayis-1453</guid>
			<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Üstad Necip Fazıl’ı rahmetle anıyorum.]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-ustad-necip-fazil%E2%80%99i-rahmetle-aniyorum</link>
			<pubDate>Sat, 25 May 2019 16:06:58 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=20513">afitap</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-ustad-necip-fazil%E2%80%99i-rahmetle-aniyorum</guid>
			<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Sultan Vahideddin Vefatının Sene-i Devriyesi]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-sultan-vahideddin-vefatinin-sene-i-devriyesi</link>
			<pubDate>Fri, 17 May 2019 16:48:52 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=20513">afitap</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-sultan-vahideddin-vefatinin-sene-i-devriyesi</guid>
			<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Üstad Kadir Mısıroğlu’na Allahtan rahmet diliyorum]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-ustad-kadir-misiroglu%E2%80%99na-allahtan-rahmet-diliyorum</link>
			<pubDate>Mon, 06 May 2019 23:17:16 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=20513">afitap</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-ustad-kadir-misiroglu%E2%80%99na-allahtan-rahmet-diliyorum</guid>
			<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Fatih Sultan Mehmeti vefatının sene-i devriyesinde rahmetle anıyorum.]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-fatih-sultan-mehmeti-vefatinin-sene-i-devriyesinde-rahmetle-aniyorum</link>
			<pubDate>Fri, 03 May 2019 16:34:24 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=20513">afitap</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-fatih-sultan-mehmeti-vefatinin-sene-i-devriyesinde-rahmetle-aniyorum</guid>
			<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>