<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[İslami Forum - Mezhepler]]></title>
		<link>https://islamiforum.net/</link>
		<description><![CDATA[İslami Forum - https://islamiforum.net]]></description>
		<pubDate>Fri, 15 May 2026 13:00:00 +0000</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[Hanefi Kardeşlerim Nakşibendi Alevisi Olun !]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-hanefi-kardeslerim-naksibendi-alevisi-olun</link>
			<pubDate>Fri, 30 Aug 2024 16:21:18 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=35168">havasyolcusu</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-hanefi-kardeslerim-naksibendi-alevisi-olun</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: verdana, geneva, lucida, 'lucida grande', arial, helvetica, sans-serif;" class="mycode_font">Selamun Aleyküm,Allah'ın rahmeti bereketi üzerinize olsun inşallah.</span></span><img src="https://www.havasokulu.com/images/smilies/flower-icon.png" loading="lazy"  alt="[Resim: flower-icon.png]" class="mycode_img" /><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: verdana, geneva, lucida, 'lucida grande', arial, helvetica, sans-serif;" class="mycode_font">Hanefi kardeşlerime ithafen yazıyorum.Ehli sünnet itikadında olan </span></span><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: verdana, geneva, lucida, 'lucida grande', arial, helvetica, sans-serif;" class="mycode_font">''Nakşibendilik''</span></span></span><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: verdana, geneva, lucida, 'lucida grande', arial, helvetica, sans-serif;" class="mycode_font"> veya '</span></span><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: verdana, geneva, lucida, 'lucida grande', arial, helvetica, sans-serif;" class="mycode_font">'Nakşibendi Aleviliği''</span></span></span></span><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: verdana, geneva, lucida, 'lucida grande', arial, helvetica, sans-serif;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> konusuna değinmek istiyorum.Biliyoruz ki Nakşibendi Alevilerinin her geçen gün sayısı artmakta.Sizde Nakşibendi Alevisi olarak hem bid'at ehlinden gelecek zulümden korunmuş olursunuz hem de nakşilerin dostluğunu kazanıp güzelce din kardeşleri olursunuz ve güzelce zikrinizi falan yaparsınız.</span></span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: verdana, geneva, lucida, 'lucida grande', arial, helvetica, sans-serif;" class="mycode_font">Selamun Aleyküm,Allah'ın rahmeti bereketi üzerinize olsun inşallah.</span></span><img src="https://www.havasokulu.com/images/smilies/flower-icon.png" loading="lazy"  alt="[Resim: flower-icon.png]" class="mycode_img" /><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: verdana, geneva, lucida, 'lucida grande', arial, helvetica, sans-serif;" class="mycode_font">Hanefi kardeşlerime ithafen yazıyorum.Ehli sünnet itikadında olan </span></span><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: verdana, geneva, lucida, 'lucida grande', arial, helvetica, sans-serif;" class="mycode_font">''Nakşibendilik''</span></span></span><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: verdana, geneva, lucida, 'lucida grande', arial, helvetica, sans-serif;" class="mycode_font"> veya '</span></span><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: verdana, geneva, lucida, 'lucida grande', arial, helvetica, sans-serif;" class="mycode_font">'Nakşibendi Aleviliği''</span></span></span></span><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: verdana, geneva, lucida, 'lucida grande', arial, helvetica, sans-serif;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"> konusuna değinmek istiyorum.Biliyoruz ki Nakşibendi Alevilerinin her geçen gün sayısı artmakta.Sizde Nakşibendi Alevisi olarak hem bid'at ehlinden gelecek zulümden korunmuş olursunuz hem de nakşilerin dostluğunu kazanıp güzelce din kardeşleri olursunuz ve güzelce zikrinizi falan yaparsınız.</span></span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Yeni Bid'at ! Kuran Müslümanlığı - (Sadece Kuran Yeter,Peygambere Gerek Yok!)]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-yeni-bid-at-kuran-muslumanligi-sadece-kuran-yeter-peygambere-gerek-yok</link>
			<pubDate>Fri, 30 Aug 2024 16:10:18 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=35168">havasyolcusu</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-yeni-bid-at-kuran-muslumanligi-sadece-kuran-yeter-peygambere-gerek-yok</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: verdana, geneva, lucida, 'lucida grande', arial, helvetica, sans-serif;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: verdana, geneva, lucida, 'lucida grande', arial, helvetica, sans-serif;" class="mycode_font">Hindistan'da ortaya hoca kılıklı <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ingiliz etki ajanlarıyla çıkan bu mezhep "Kuran-ı Kerim bize yeter,Hazret-i Muhammed'e,Ehli Beytine ve sahabelerine gerek yok" </span>şeklinde,sözde hocalarının söylemleriyle insanları Allah ve Allah'ın dini olan İslamiyetten uzaklaştırıp,"mucize ayetlerini"inkar edip Allah'tan yardım isteyemeyelim diye kendilerince bu şekilde siyasi, ekonomik ve askeri alanda rant elde edip insanları ve insanlığı her bakımdan sömürmek için yine bir fitnenin ve şeytanlığın bir sonucu çıkan bid'attır.<br />
<br />
Buna gerçekten inanan varmı diye sorgulamayın çünkü Kuran-ı Kerimde insanların akılsızlığı ile ilgili birsürü ayetler var siz de buradan Allah'ın varlığını ve Kuran-ı Kerimin hak kitap olduğunu anlayıp şükür namazını kılıp bu bid'atların şerrinden kaçıp Allah'a sığının,tabi ibrette almak lazım <img src="https://www.havasokulu.com/images/smilies/8.gif" loading="lazy"  alt="[Resim: 8.gif]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<span style="color: Red;" class="mycode_color">Bir de motor takmışlar tabi "Kuran,bize yeter dediklerinde" biz ehli sünnet olarak "yetmez" dersek haklı çıkmaları için,sufli insancıklar sizi </span><img src="https://www.havasokulu.com/images/smilies/smile.gif" loading="lazy"  alt="[Resim: smile.gif]" class="mycode_img" /> Ulan Kuran-ı Kerim tek başına yetseydi,Allah cc Hazreti Muhammedi neden peygamber seçerdi ? Kaldı ki Kuran-ı Kerim kitabımızda abdest nasıl alınır veya namaz nasıl kılınır,secdede ne yapılır,son oturuşta ne yapılır yazmıyor burdan bile Allah'ın neden peygamner gönderdiğine karşı delil ortaya çıkarabiliyoruz.<br />
<br />
Bende Kuran-ı Kerim müslümanıyım mesela, Kuran-ı Kerim dışında herşeyi reddeden v3.0 olan bidatlar hatta zındıklar ile ilgili ibret almam için birsürü ayetler var açıp açıp okuyorum <img src="https://www.havasokulu.com/images/smilies/smile.gif" loading="lazy"  alt="[Resim: smile.gif]" class="mycode_img" /><br />
<br />
●<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Resul size her neyi verdiyse*onu alın.*Ve size her neyi yasakladıysa*ondan vazgeçin.*</span><span style="color: Blue;" class="mycode_color">(Haşr 7)</span><br />
<br />
●<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Andolsun ki*sizler için*Allah'ın resulünde*güzel bir örnek vardır.*Bu güzel örnek,*Allah'a*veahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah'ı çokça zikredenler içindir.</span> <span style="color: blue;" class="mycode_color">(Ahzab 21)</span><br />
<br />
●<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sonra biz seni din hususunda bir şeriat sahibi kıldık.*O hâlde sen ona uy.*Bilmeyenlerin heva ve heveslerine uyma! </span><span style="color: blue;" class="mycode_color">(Casiye 18)</span><br />
<br />
●<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Şüphesiz Allah'a ve Resulüne karşı gelenler,*kendilerinden öncekilerin helak edildiği gibi helak edilecekler.*</span><span style="color: Blue;" class="mycode_color">(Mücadele 5)</span><br />
<br />
<br />
E hani peygamberi inkar ediyodunuz,şimdi bize Kuranı Kerim yeter diyenlere sormak lazım.Hazreti Muhammed'e Vefat edince yada hayattayken uymamamız gereken bir ayet gösterin....ses yok gibi,deccalin askerleri sizi,içinizden geçmeye devamm <img src="https://www.havasokulu.com/images/smilies/cad.gif" loading="lazy"  alt="[Resim: cad.gif]" class="mycode_img" /><br />
</span></span></span></span><br />
</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: verdana, geneva, lucida, 'lucida grande', arial, helvetica, sans-serif;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: verdana, geneva, lucida, 'lucida grande', arial, helvetica, sans-serif;" class="mycode_font">Hindistan'da ortaya hoca kılıklı <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ingiliz etki ajanlarıyla çıkan bu mezhep "Kuran-ı Kerim bize yeter,Hazret-i Muhammed'e,Ehli Beytine ve sahabelerine gerek yok" </span>şeklinde,sözde hocalarının söylemleriyle insanları Allah ve Allah'ın dini olan İslamiyetten uzaklaştırıp,"mucize ayetlerini"inkar edip Allah'tan yardım isteyemeyelim diye kendilerince bu şekilde siyasi, ekonomik ve askeri alanda rant elde edip insanları ve insanlığı her bakımdan sömürmek için yine bir fitnenin ve şeytanlığın bir sonucu çıkan bid'attır.<br />
<br />
Buna gerçekten inanan varmı diye sorgulamayın çünkü Kuran-ı Kerimde insanların akılsızlığı ile ilgili birsürü ayetler var siz de buradan Allah'ın varlığını ve Kuran-ı Kerimin hak kitap olduğunu anlayıp şükür namazını kılıp bu bid'atların şerrinden kaçıp Allah'a sığının,tabi ibrette almak lazım <img src="https://www.havasokulu.com/images/smilies/8.gif" loading="lazy"  alt="[Resim: 8.gif]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<span style="color: Red;" class="mycode_color">Bir de motor takmışlar tabi "Kuran,bize yeter dediklerinde" biz ehli sünnet olarak "yetmez" dersek haklı çıkmaları için,sufli insancıklar sizi </span><img src="https://www.havasokulu.com/images/smilies/smile.gif" loading="lazy"  alt="[Resim: smile.gif]" class="mycode_img" /> Ulan Kuran-ı Kerim tek başına yetseydi,Allah cc Hazreti Muhammedi neden peygamber seçerdi ? Kaldı ki Kuran-ı Kerim kitabımızda abdest nasıl alınır veya namaz nasıl kılınır,secdede ne yapılır,son oturuşta ne yapılır yazmıyor burdan bile Allah'ın neden peygamner gönderdiğine karşı delil ortaya çıkarabiliyoruz.<br />
<br />
Bende Kuran-ı Kerim müslümanıyım mesela, Kuran-ı Kerim dışında herşeyi reddeden v3.0 olan bidatlar hatta zındıklar ile ilgili ibret almam için birsürü ayetler var açıp açıp okuyorum <img src="https://www.havasokulu.com/images/smilies/smile.gif" loading="lazy"  alt="[Resim: smile.gif]" class="mycode_img" /><br />
<br />
●<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Resul size her neyi verdiyse*onu alın.*Ve size her neyi yasakladıysa*ondan vazgeçin.*</span><span style="color: Blue;" class="mycode_color">(Haşr 7)</span><br />
<br />
●<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Andolsun ki*sizler için*Allah'ın resulünde*güzel bir örnek vardır.*Bu güzel örnek,*Allah'a*veahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah'ı çokça zikredenler içindir.</span> <span style="color: blue;" class="mycode_color">(Ahzab 21)</span><br />
<br />
●<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sonra biz seni din hususunda bir şeriat sahibi kıldık.*O hâlde sen ona uy.*Bilmeyenlerin heva ve heveslerine uyma! </span><span style="color: blue;" class="mycode_color">(Casiye 18)</span><br />
<br />
●<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Şüphesiz Allah'a ve Resulüne karşı gelenler,*kendilerinden öncekilerin helak edildiği gibi helak edilecekler.*</span><span style="color: Blue;" class="mycode_color">(Mücadele 5)</span><br />
<br />
<br />
E hani peygamberi inkar ediyodunuz,şimdi bize Kuranı Kerim yeter diyenlere sormak lazım.Hazreti Muhammed'e Vefat edince yada hayattayken uymamamız gereken bir ayet gösterin....ses yok gibi,deccalin askerleri sizi,içinizden geçmeye devamm <img src="https://www.havasokulu.com/images/smilies/cad.gif" loading="lazy"  alt="[Resim: cad.gif]" class="mycode_img" /><br />
</span></span></span></span><br />
</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Nakşibendilik Veya Nakşibendi Aleviliği Nedir ?]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-naksibendilik-veya-naksibendi-aleviligi-nedir</link>
			<pubDate>Fri, 30 Aug 2024 14:22:14 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=35168">havasyolcusu</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-naksibendilik-veya-naksibendi-aleviligi-nedir</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: verdana, geneva, lucida, 'lucida grande', arial, helvetica, sans-serif;" class="mycode_font">Nakşibendilik yada Nakşibendi Aleviliği bir Ehli Sünnet itikadıdır.Nakşibend Farsça bir kelimedir ve “nakış yapan” demektir. Kalbi işlediği, kalbin üzerine süsler yaptığı için bu adı almıştır.</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: verdana, geneva, lucida, 'lucida grande', arial, helvetica, sans-serif;" class="mycode_font">Nakşibendiliğin birden fazla alt kolu bulunmaktadır.Örnek verecek olursak Halidiyye Kolu,Müceddidiyye kolu,Hakkani Kolu vs.</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: verdana, geneva, lucida, 'lucida grande', arial, helvetica, sans-serif;" class="mycode_font">Nakşibendiliğin usül ve adapları bizzat kutsal kitabımız Kuran-ı Kerimdeki ayetlerden,Resulullah Hz.Muhammed sav efendimizin sünnetinden ve ashabının yolundan alınmıştır.Kökeni soy olarak Hz.Ali Ve İmam Caferi Sadık efendimize dayandırılmaktadır.</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: verdana, geneva, lucida, 'lucida grande', arial, helvetica, sans-serif;" class="mycode_font">Nakşibendilik Tarikatında veya Nakşibendilik Aleviliğinde "rabıta" genel bir kuraldır.Ve buna benzeyen kurallar vardır.</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: verdana, geneva, lucida, 'lucida grande', arial, helvetica, sans-serif;" class="mycode_font">Nedir bu rabıta ?</span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: verdana, geneva, lucida, 'lucida grande', arial, helvetica, sans-serif;" class="mycode_font">Rabıta kelimesinin birçok anlamı vardır.Arapça "rabt" kökünden türemiştir.Sözlükte ise birleştirmek,bitiştirmek,iliştirmek ve bağlamak anlamlarına gelir.</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: verdana, geneva, lucida, 'lucida grande', arial, helvetica, sans-serif;" class="mycode_font">Nakşibendilik Tarikatında ise rabıta, müridin kendini mürşidi ile yüzyüze gelmiş varsayılarak ondan feyiz aldığını ,bu şekilde düşünerek nefsini terbiye etmesine denilir.</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: verdana, geneva, lucida, 'lucida grande', arial, helvetica, sans-serif;" class="mycode_font">Peki rabıta şirk midir ?</span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: verdana, geneva, lucida, 'lucida grande', arial, helvetica, sans-serif;" class="mycode_font">Öncelikle Rabıta bir ibadet değil tasavvufta eğitim tekniğidir.Amacı dışına çıkarılırsa durum sakıncalıdır.Fakat İslamiyet'in verdiği meşru ölçülerin dışına çıkmayıp mürşidin güzel ahlakından, İslamiyet'e olan hizmetinden feyiz alıp onu özümseyerek yapılırsa bu durum hem nefsi hem dünyası hem de ahireti için çok güzel sonuçlanır.</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: verdana, geneva, lucida, 'lucida grande', arial, helvetica, sans-serif;" class="mycode_font">Diğer husus ise tasavvufta biattır.Tasavvufta biat, mürşitle yapılan manevî sözleşmedir. Bunun anlamı, Allah’ın halifesi olan mürşidle sözleşme yapan müridin, mürşidine sadık ve bağlı kalacağına, Allah için Allah yolunda kendisine kayıtsız şartsız teslim olacağına, haramlardan uzaklaşacağına, helal ve hayırlara sarılacağına, günahlardan tövbe edip bir daha yapmayacağına dair söz vermesi, buna Allah’ı, Resûlünü ve kamil mürşidi şahit tutması demektir.</span></span><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: verdana, geneva, lucida, 'lucida grande', arial, helvetica, sans-serif;" class="mycode_font">Tabi ki şüphesiz Ehli Sünnet'i Ve'l Cemaat'ın ilk mürşidi Hz.Muhammed efendimizdir.</span></span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: verdana, geneva, lucida, 'lucida grande', arial, helvetica, sans-serif;" class="mycode_font">Bir diğer husus ise Hatme-i Hacegandır.</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: verdana, geneva, lucida, 'lucida grande', arial, helvetica, sans-serif;" class="mycode_font">Hatme-i Hacegan,Nakşibendî yolunda okunan belli bir zikir demektir. Buna hatm-i hâcegân da denilmektedir.Örneğin günlük 100 adet </span></span><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: verdana, geneva, lucida, 'lucida grande', arial, helvetica, sans-serif;" class="mycode_font">"La İlahe İllallah Muhammeden Resulullah" </span></span></span><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: verdana, geneva, lucida, 'lucida grande', arial, helvetica, sans-serif;" class="mycode_font">zikrini vird edinmektir.Aşağıya bununla ilgili bir görsel bıraktım kardeşlerim.</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: Blue;" class="mycode_color"><span style="font-family: verdana, geneva, lucida, 'lucida grande', arial, helvetica, sans-serif;" class="mycode_font">Bu bilgileri araştırma sonucu elde ettim.Yazarken bir bilgi yanlışım varsa af buyurun çok üstünde duramadım.Alt kısma yardım aldığım kaynakları ve yazarları,şahısları bırakıyorum.<br />
</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: verdana, geneva, lucida, 'lucida grande', arial, helvetica, sans-serif;" class="mycode_font"><span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">Kaynaklar :</span></span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: verdana, geneva, lucida, 'lucida grande', arial, helvetica, sans-serif;" class="mycode_font">1)Sin Hoca<br />
<br />
2)Heartless<br />
<br />
3)Mehmed Hoca<br />
<br />
4) Ferit Aydın - Tarikatta Rabıta Ve Nakşibendilik, Süleymaniye Vakfı Yayınları</span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: verdana, geneva, lucida, 'lucida grande', arial, helvetica, sans-serif;" class="mycode_font">5) (Abdulmecid b. Muhammed el-Hanî, Hadaikul-Virdiyye fi Hakâikul-Acille en-Nakşibendiyye, Kahire 1306, s.9)</span></span></span></span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: verdana, geneva, lucida, 'lucida grande', arial, helvetica, sans-serif;" class="mycode_font"><img src="https://encrypted-tbn0.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcQVEB5jBY9Sh-QOGO73pngmqvGpdaU1B0E7j7iH9pHiMSHeawW2bDguSG4L&amp;s=10" loading="lazy"  alt="[Resim: images?q=tbn:ANd9GcQVEB5jBY9Sh-QOGO73png...uSG4L&amp;s=10]" class="mycode_img" /></span></span></span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: verdana, geneva, lucida, 'lucida grande', arial, helvetica, sans-serif;" class="mycode_font">Nakşibendilik yada Nakşibendi Aleviliği bir Ehli Sünnet itikadıdır.Nakşibend Farsça bir kelimedir ve “nakış yapan” demektir. Kalbi işlediği, kalbin üzerine süsler yaptığı için bu adı almıştır.</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: verdana, geneva, lucida, 'lucida grande', arial, helvetica, sans-serif;" class="mycode_font">Nakşibendiliğin birden fazla alt kolu bulunmaktadır.Örnek verecek olursak Halidiyye Kolu,Müceddidiyye kolu,Hakkani Kolu vs.</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: verdana, geneva, lucida, 'lucida grande', arial, helvetica, sans-serif;" class="mycode_font">Nakşibendiliğin usül ve adapları bizzat kutsal kitabımız Kuran-ı Kerimdeki ayetlerden,Resulullah Hz.Muhammed sav efendimizin sünnetinden ve ashabının yolundan alınmıştır.Kökeni soy olarak Hz.Ali Ve İmam Caferi Sadık efendimize dayandırılmaktadır.</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: verdana, geneva, lucida, 'lucida grande', arial, helvetica, sans-serif;" class="mycode_font">Nakşibendilik Tarikatında veya Nakşibendilik Aleviliğinde "rabıta" genel bir kuraldır.Ve buna benzeyen kurallar vardır.</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: verdana, geneva, lucida, 'lucida grande', arial, helvetica, sans-serif;" class="mycode_font">Nedir bu rabıta ?</span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: verdana, geneva, lucida, 'lucida grande', arial, helvetica, sans-serif;" class="mycode_font">Rabıta kelimesinin birçok anlamı vardır.Arapça "rabt" kökünden türemiştir.Sözlükte ise birleştirmek,bitiştirmek,iliştirmek ve bağlamak anlamlarına gelir.</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: verdana, geneva, lucida, 'lucida grande', arial, helvetica, sans-serif;" class="mycode_font">Nakşibendilik Tarikatında ise rabıta, müridin kendini mürşidi ile yüzyüze gelmiş varsayılarak ondan feyiz aldığını ,bu şekilde düşünerek nefsini terbiye etmesine denilir.</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: verdana, geneva, lucida, 'lucida grande', arial, helvetica, sans-serif;" class="mycode_font">Peki rabıta şirk midir ?</span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: verdana, geneva, lucida, 'lucida grande', arial, helvetica, sans-serif;" class="mycode_font">Öncelikle Rabıta bir ibadet değil tasavvufta eğitim tekniğidir.Amacı dışına çıkarılırsa durum sakıncalıdır.Fakat İslamiyet'in verdiği meşru ölçülerin dışına çıkmayıp mürşidin güzel ahlakından, İslamiyet'e olan hizmetinden feyiz alıp onu özümseyerek yapılırsa bu durum hem nefsi hem dünyası hem de ahireti için çok güzel sonuçlanır.</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: verdana, geneva, lucida, 'lucida grande', arial, helvetica, sans-serif;" class="mycode_font">Diğer husus ise tasavvufta biattır.Tasavvufta biat, mürşitle yapılan manevî sözleşmedir. Bunun anlamı, Allah’ın halifesi olan mürşidle sözleşme yapan müridin, mürşidine sadık ve bağlı kalacağına, Allah için Allah yolunda kendisine kayıtsız şartsız teslim olacağına, haramlardan uzaklaşacağına, helal ve hayırlara sarılacağına, günahlardan tövbe edip bir daha yapmayacağına dair söz vermesi, buna Allah’ı, Resûlünü ve kamil mürşidi şahit tutması demektir.</span></span><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: verdana, geneva, lucida, 'lucida grande', arial, helvetica, sans-serif;" class="mycode_font">Tabi ki şüphesiz Ehli Sünnet'i Ve'l Cemaat'ın ilk mürşidi Hz.Muhammed efendimizdir.</span></span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: verdana, geneva, lucida, 'lucida grande', arial, helvetica, sans-serif;" class="mycode_font">Bir diğer husus ise Hatme-i Hacegandır.</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: verdana, geneva, lucida, 'lucida grande', arial, helvetica, sans-serif;" class="mycode_font">Hatme-i Hacegan,Nakşibendî yolunda okunan belli bir zikir demektir. Buna hatm-i hâcegân da denilmektedir.Örneğin günlük 100 adet </span></span><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: verdana, geneva, lucida, 'lucida grande', arial, helvetica, sans-serif;" class="mycode_font">"La İlahe İllallah Muhammeden Resulullah" </span></span></span><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: verdana, geneva, lucida, 'lucida grande', arial, helvetica, sans-serif;" class="mycode_font">zikrini vird edinmektir.Aşağıya bununla ilgili bir görsel bıraktım kardeşlerim.</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: Blue;" class="mycode_color"><span style="font-family: verdana, geneva, lucida, 'lucida grande', arial, helvetica, sans-serif;" class="mycode_font">Bu bilgileri araştırma sonucu elde ettim.Yazarken bir bilgi yanlışım varsa af buyurun çok üstünde duramadım.Alt kısma yardım aldığım kaynakları ve yazarları,şahısları bırakıyorum.<br />
</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: verdana, geneva, lucida, 'lucida grande', arial, helvetica, sans-serif;" class="mycode_font"><span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">Kaynaklar :</span></span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: verdana, geneva, lucida, 'lucida grande', arial, helvetica, sans-serif;" class="mycode_font">1)Sin Hoca<br />
<br />
2)Heartless<br />
<br />
3)Mehmed Hoca<br />
<br />
4) Ferit Aydın - Tarikatta Rabıta Ve Nakşibendilik, Süleymaniye Vakfı Yayınları</span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: verdana, geneva, lucida, 'lucida grande', arial, helvetica, sans-serif;" class="mycode_font">5) (Abdulmecid b. Muhammed el-Hanî, Hadaikul-Virdiyye fi Hakâikul-Acille en-Nakşibendiyye, Kahire 1306, s.9)</span></span></span></span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: verdana, geneva, lucida, 'lucida grande', arial, helvetica, sans-serif;" class="mycode_font"><img src="https://encrypted-tbn0.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcQVEB5jBY9Sh-QOGO73pngmqvGpdaU1B0E7j7iH9pHiMSHeawW2bDguSG4L&amp;s=10" loading="lazy"  alt="[Resim: images?q=tbn:ANd9GcQVEB5jBY9Sh-QOGO73png...uSG4L&amp;s=10]" class="mycode_img" /></span></span></span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kur'an ve Mezhep]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-kur-an-ve-mezhep</link>
			<pubDate>Sat, 13 Jul 2019 19:55:55 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=33637">KuranMumin2698</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-kur-an-ve-mezhep</guid>
			<description><![CDATA[mezhebin kelime manası, izlemek, gidilen yol, benimsenen görüş demektir. <br />
<br />
mezhepler'in kendi içinde çelişkili ortamları vardır. örnekleri şunlardır;<br />
<br />
abdestin farzları kaçtır?<br />
<br />
hanefi mezhebi, 4<br />
şafii mezhebi, 6<br />
maliki mezhebi, 7<br />
hanbeli mezhebi, 7<br />
<br />
abdesti bozan şeylerin sayısı kaçtır?<br />
<br />
hanefi mezhebi, 12<br />
şafii mezhebi, 5<br />
maliki mezhebi, 3<br />
hanbeli mezhebi, 8<br />
<br />
kan aldırmak orucu bozar mı ?<br />
<br />
hanefi mezhebi, hayır<br />
şafi mezhebi, hayır<br />
maliki mezhebi, hayır<br />
hanbeli mezhebi, evet<br />
<br />
haccın şartı kaç tanedir?<br />
<br />
hanefi mezhebi, 2<br />
şafii mezhebi, 5<br />
maliki mezhebi, 4<br />
hanbeli mezhebi, 4 <br />
<br />
erkek çocuğa ipek giydirmek caiz midir?<br />
<br />
hanefi mezhebi, hayır<br />
şafii mezhebi, evet<br />
maliki mezhebi, hayır<br />
hanbeli mezhebi, evet<br />
<br />
sakalı kesmek haram mıdır?<br />
<br />
hanefi mezhebi, evet<br />
şafii mezhebi, hayır<br />
maili mezhebi, evet<br />
hanbeli mezhebi, evet<br />
<br />
tavla oynamak haram mıdır?<br />
<br />
hanefi mezhebi, hayır<br />
şafii mezhebi, evet<br />
maliki mezhebi, evet<br />
hanbeli mezhebi, evet<br />
<br />
bir kadının hakimlik yapması caiz midir?<br />
<br />
hanefi mezhebi, evet<br />
şafii mezhebi, hayır<br />
maliki mezhebi, hayır<br />
hanbeli mezhebi, hayır<br />
<br />
yukarıda gördüğünüz örneklere göre, mezheblerin arasında çok çelişki bulunmaktadır. <br />
<br />
kur'an, mezheplere karşıdır.<br />
<br />
en'am suresi 159.ayet: " dinlerini parça parça edip fırkalara, hiziplere bölünenler var ya, senin onlarla hiçbir ilişiğin yoktur. onların işi allah'a kalmıştır. allah onlara, yapıp ettiklerini haber verecektir."<br />
<br />
âl-i imrân suresi 105.ayet: "kendilerine apaçık deliller geldikten sonra çekişmeye girip fırkalar (mezhepler) halinde parçalananlar gibi olmayın.<br />
<br />
âl-i imrân suresi 103.ayet: "hep birlikte allah’ın ipine sarılın, fırkalara bölünüp ayrılmayın."<br />
<br />
yukarıdaki kur'an ayetlerine göre, kur'an mezheplere karşı bir tavır almıştır. <br />
<br />
yusuf suresi 40.ayet: "hüküm yalnız allah'ındır"<br />
<br />
mezhepler, kur'an dışında helal-haram ile ilgili hükümler veriyor. bu olay apaçık bir şirktir. çünkü hükmü yalnız allah verir. <br />
<br />
ankebut suresi 51. ayet: "karşılarında okunup duran bir kitabı sana indirmiş olmamız onlara yetmiyor mu? bunda, inanan bir toplum için elbette ki bir rahmet ve bir öğüt vardır."<br />
<br />
mezhepler, kur'an'ı yetersiz gördükleri için, kendilerine göre hüküm veriyorlar. kur'an'da ki ayetler açık belirtiyorki, kur'an'ı kerim'in yettiğini ve bu kitaba göre sorguya çekileceğini kur'an bize bildiriyor.<br />
<br />
zuhruf suresi 44.ayet: "bu kur'an sana ve toplumuna elbetteki bir hatırlatıcı/bir düşündürücü/bir şeref/bir öğüttür. bundan sorumlu tutulacaksınız."<br />
<br />
4 hak mezhep kelimesini kullanmak apaçık bir şirktir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[mezhebin kelime manası, izlemek, gidilen yol, benimsenen görüş demektir. <br />
<br />
mezhepler'in kendi içinde çelişkili ortamları vardır. örnekleri şunlardır;<br />
<br />
abdestin farzları kaçtır?<br />
<br />
hanefi mezhebi, 4<br />
şafii mezhebi, 6<br />
maliki mezhebi, 7<br />
hanbeli mezhebi, 7<br />
<br />
abdesti bozan şeylerin sayısı kaçtır?<br />
<br />
hanefi mezhebi, 12<br />
şafii mezhebi, 5<br />
maliki mezhebi, 3<br />
hanbeli mezhebi, 8<br />
<br />
kan aldırmak orucu bozar mı ?<br />
<br />
hanefi mezhebi, hayır<br />
şafi mezhebi, hayır<br />
maliki mezhebi, hayır<br />
hanbeli mezhebi, evet<br />
<br />
haccın şartı kaç tanedir?<br />
<br />
hanefi mezhebi, 2<br />
şafii mezhebi, 5<br />
maliki mezhebi, 4<br />
hanbeli mezhebi, 4 <br />
<br />
erkek çocuğa ipek giydirmek caiz midir?<br />
<br />
hanefi mezhebi, hayır<br />
şafii mezhebi, evet<br />
maliki mezhebi, hayır<br />
hanbeli mezhebi, evet<br />
<br />
sakalı kesmek haram mıdır?<br />
<br />
hanefi mezhebi, evet<br />
şafii mezhebi, hayır<br />
maili mezhebi, evet<br />
hanbeli mezhebi, evet<br />
<br />
tavla oynamak haram mıdır?<br />
<br />
hanefi mezhebi, hayır<br />
şafii mezhebi, evet<br />
maliki mezhebi, evet<br />
hanbeli mezhebi, evet<br />
<br />
bir kadının hakimlik yapması caiz midir?<br />
<br />
hanefi mezhebi, evet<br />
şafii mezhebi, hayır<br />
maliki mezhebi, hayır<br />
hanbeli mezhebi, hayır<br />
<br />
yukarıda gördüğünüz örneklere göre, mezheblerin arasında çok çelişki bulunmaktadır. <br />
<br />
kur'an, mezheplere karşıdır.<br />
<br />
en'am suresi 159.ayet: " dinlerini parça parça edip fırkalara, hiziplere bölünenler var ya, senin onlarla hiçbir ilişiğin yoktur. onların işi allah'a kalmıştır. allah onlara, yapıp ettiklerini haber verecektir."<br />
<br />
âl-i imrân suresi 105.ayet: "kendilerine apaçık deliller geldikten sonra çekişmeye girip fırkalar (mezhepler) halinde parçalananlar gibi olmayın.<br />
<br />
âl-i imrân suresi 103.ayet: "hep birlikte allah’ın ipine sarılın, fırkalara bölünüp ayrılmayın."<br />
<br />
yukarıdaki kur'an ayetlerine göre, kur'an mezheplere karşı bir tavır almıştır. <br />
<br />
yusuf suresi 40.ayet: "hüküm yalnız allah'ındır"<br />
<br />
mezhepler, kur'an dışında helal-haram ile ilgili hükümler veriyor. bu olay apaçık bir şirktir. çünkü hükmü yalnız allah verir. <br />
<br />
ankebut suresi 51. ayet: "karşılarında okunup duran bir kitabı sana indirmiş olmamız onlara yetmiyor mu? bunda, inanan bir toplum için elbette ki bir rahmet ve bir öğüt vardır."<br />
<br />
mezhepler, kur'an'ı yetersiz gördükleri için, kendilerine göre hüküm veriyorlar. kur'an'da ki ayetler açık belirtiyorki, kur'an'ı kerim'in yettiğini ve bu kitaba göre sorguya çekileceğini kur'an bize bildiriyor.<br />
<br />
zuhruf suresi 44.ayet: "bu kur'an sana ve toplumuna elbetteki bir hatırlatıcı/bir düşündürücü/bir şeref/bir öğüttür. bundan sorumlu tutulacaksınız."<br />
<br />
4 hak mezhep kelimesini kullanmak apaçık bir şirktir.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Mezhep]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-mezhep</link>
			<pubDate>Tue, 05 Jun 2018 11:46:57 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=33007">Sorumvarbenim</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-mezhep</guid>
			<description><![CDATA[Benim bir sorum var ben lise öğrencisiyim ve okulda en yakın arkadaşlarımdan biri Alevi ama yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmez aynı kaşığı kullanır aynı şişeden su içeriz bunun günahı varmı bilgisi olan yanitlayabilirmi<img src="https://islamiforum.net/images/smilies/rolleyes.gif" alt="Rolleyes" title="Rolleyes" class="smilie smilie_6" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Benim bir sorum var ben lise öğrencisiyim ve okulda en yakın arkadaşlarımdan biri Alevi ama yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmez aynı kaşığı kullanır aynı şişeden su içeriz bunun günahı varmı bilgisi olan yanitlayabilirmi<img src="https://islamiforum.net/images/smilies/rolleyes.gif" alt="Rolleyes" title="Rolleyes" class="smilie smilie_6" />]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Alevilik ve imamlar]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-alevilik-ve-imamlar</link>
			<pubDate>Fri, 10 Nov 2017 10:01:05 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=32581">Murataltug</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-alevilik-ve-imamlar</guid>
			<description><![CDATA[Hz ALİ<br />
Hazreti Ali (ra) 598 yılında Mekke’de Kabe’nin içinde doğmuştur. Peygamberimiz (sav)’in amcası Ebu Talibin oğlu olan Ali’yi kucağına alıp bizzat evine götürmüştür.Peygamber(sav) efendimiz Ebu Talib’in evinde kalıyordu. Hazreti Ali'(ra)ye “Ali” ismini Hazreti Muhammed(sav) vermiştir. Annesi Fatıma Binti Esed, Peygamberimiz(sav)’in dedesinin kardeşinin kızıdır. Peygamberimiz(sav)de kendisine “anneciğim” diye hitab ederdi.<br />
<br />
<br />
Hz ALİ<br />
Babası Peygamberimiz(sav)i yetim ve öksüz kaldığında yanına alıp 43 yıl himayesinde bulunduran amcası Ebu Talib’tir. Mekke’de kuraklık baş gösterip Ebu Talib’in çocuklarına bakamayınca Peygamberimiz(sav)i amcalarından Abbas, yanlarına aldılar.Hazreti Ali(ra) o günleri şöyle anlatır;Çocuktum henüz, o beni bağrına basar, yatağına alırdı, beni koklardı,Ben de devenin yavrusu, nasıl anasının ardından giderse, ardından giderdim Her yıl Hira Dağı’na çekilir, kulluğa koyulurdu. Onu benden başkası görmezdi. <br />
<br />
<br />
Hz ALİ<br />
Hazreti Ali(ra) Hatice validemizden sonra Müslüman olan ikinci kişidir.Peygamberimiz(sav)’i Hazreti Hatice ile namaz kıldıklarını görünce, “Bu ne?” dedi.Peygamberimiz(sav)de Ya Ali bu Allah’ın seçtiği beğendiği dinidir, ben seni bir olan Alllah’a inanmaya davet ediyorum, dedi<br />
<br />
<br />
Hz ALİ<br />
Peygamberber efendimiz hz Aliyi kulluğa çağırdı hz ali Ben babama danışayım” deyince Peygamber(sav) “Ya Ali sana söylediğimi yap yapmayacaksan kimseye söyleme” dedi.<br />
gece uyuyamayan hz Ali sabah vaktinde Hazreti Muhammed(sav)in yanına varır davetini kabul etim şahadet getirip namaz kılmak istiyorum” der <br />
<br />
Hz ALİ<br />
Hz ali peygamber efendimizin davetini kabul edip yanına şehadet etmeye geldi Hazreti Muhammed(sav) Babana danıştın mı? diye sorar.<br />
Hz. Ali Allah beni yaratırken babama danışmadı, ben Allah’a inanmak için niçin babama sorup danışayım? diye cevap verdi <br />
10 yaşlarındaki bu Nur çocuk islam defterinin bir numarası olmuştur.<br />
<br />
<br />
Hz ALİ<br />
“Yemin ederimki ben Kur’an-ı Kerim’den inen her ayetin nerede indiğini neye ve kime dair olduğunu bilirim” diyerek ilminin erişilmezliğini ortaya koymuştur.Gayb alemi açılsa her şeyi görsem yakinim artmayacak diyebilecek kadarda iman yüklü idi.Peygamberimiz(sav) kendisine çok güvenirdi Hazreti Ali(ra)’yle kabeye gizlice girip putları yere düşürüp kırmışlardır.<br />
<br />
<br />
Hz ALİ<br />
Peygamberimiz(sav) kendisini çok küçük yaşta Yemen’e göndermiştir. tereddüt eden Hazreti Ali’ye Allah senin kalbine doğruyu gösterecek dilini doğurlukta sabit kılacak davalıları dinlemeden hüküm verme diye nasihatta bulunmuştur.<br />
Hazreti Ali(ra) hicret gecesinde canını ortaya koyup efendimizin yatağına yatmış fedakarlığından dolayı “İnsanlardan öylesi vardır ki, Allah’ın rızasını kazanmak amacıyla canını satar.” (Bakara/207)ayeti kerimesi nazil olmuştur.<br />
<br />
<br />
Hz ALİ<br />
Peygamberimiz(sav) emniyet içinde Mekke’den uzaklaşınca,hz ali İslâm Peygamberi(sav)’nin emanetleri sahiplerine iade etmiş Resul-ü Ekrem’in kızı Fatma’yı alıp Medine’ye hareket etmiştir. 450 km lik sarp yolları aşarak Medine’ye vardıklarında Hazreti Muhammed(sav) kendilerini karşılayıp hz alinin boynuna sarıldı, ağladı, bağrına bastı.<br />
<br />
Hz ALİ<br />
Hayber’de yetmiş kişinin zorla kaldırabildiği kapıyı omuzlayıp kar makinası gibi yolları açarak zaferin kazanılmasında önemli rol oynamıştır.<br />
namazı öyle kılardı ki vücuduna batan oku namazda çıkarmışlar Canın yanmadı mı? diye soranlara“Kuşu kafesten salıverdikten sonra kafesi parçalayacak olsanız kuşun bundan haberi olurmu?“diye cevap vermiştir.<br />
<br />
Hz ALİ<br />
Orta boylu, buğday renkli, ak ve uzun sık sakallı idi, yüzü çok güzeldi, gözleri genişti, göğsü enli, başı saçsız idi.Son derece kuvvetli bir hatipti, her nutku belagat şaheseridir.Halife olmadan önce nasıl yaşıyorsa halife olduktan sonrada öyle yaşamıştır.<br />
Servet sahibi bir adam olmamakla beraber son derece kerim idi.<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
Hz ALİ<br />
25 yıl birlikte kaldığı Allah Resulü(sav) efendimizden 586 adet Hadisi rivayet etmiştir.<br />
Hazreti Fatıma evde yoruluyordu, Peygamberimiz(sav)’e gidip bir hizmetçi istemişlerdi. Peygamberimiz(sav) kendilerine yatarken 33 Allahuekber ,33 Elhamdülillah, 33 Sübhanallah demeniz hizmetçiden daha faydalıdır deyip geri göndermiştir.<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
Hz ALİ<br />
Hazreti Muhammed(sav)’in hem damadı hem de amcasının oğlu olan Hazreti Ali(ra) fitnenin kasıp kavurduğu bir ortamda halife oldu. Hazreti halife oluş şartları yürek parçalayıcıydı, kimsenin haksız yere burnunun kanamasını istemeyen yönetim; öbür tarafta Müslümanların emiri, Hazreti Peygamber(sav)’in damadı, cennetle müjdelenmiş cennet insanı. Hazreti Peygamber(sav)in saygı duyduğu, aynı saygıyı meleklerin bile duyduğunu ifade ettiği bir halifenin yerde duran kanlı cenazesi…<br />
<br />
<br />
“<br />
Cemel Vakasını Bediüzzaman şöyle değerlendiriyor Münakaşa-i içtihadiye muharebeyi intaç etmiştir. Lillah” için ve İslamiyetin menafii için içtihat edilmiş ve içtihattan muharebe tevellüt etmiş; elbette hem katil, hem maktul ikisi de ehl-i cennettir… İkisi de ehl-i sevabdır diyebiliriz. <br />
<br />
Cemel Vakasını Bediüzzaman şöyle değerlendiriyor Hazreti Ali(ra)’nin içtihadı isabetli mukabilindekilerin hata ise de, azaba müstahak değiller. Çünkü, içtihat eden hakkı bulsa, iki sevap var. Bulmazsa,ibadet olan içtihat sevabı alarak bir sevap alır. Hatasından mazurdur.<br />
<br />
<br />
<br />
celceletüye” Hazreti Ali(ra)’nin kasidesidir.<br />
Bediüzzaman Hazretleri, Risale-i Nur’da Celcelutiye hakkında bazı malumatlar vermiştir. <br />
“Celcelutiye’nin esası ve ruhu El-Kasemü’l-Cami ve El-İsmü’l-Azam (dır.)’ İmam-ı Ali RA nın mühim ve müdakkik Üveysî şakirdi ve İslâmiyet’in en meşhur hücceti Hüccet-ül İslâm İmam-ı Gazalî (ra) diyor ki: vahy Peygamber(sav)’e nâzil olduğu vakit Ali(ra)’ye emretti: Yaz. O da yazdı. Sonra nazmetti.’ <br />
<br />
Hz ALİ<br />
Celcelutiye’nin aslı vahiydir esrarlıdır gelecek zamana bakıyor ve gelecekteki işlerden haber veriyor.Hazreti Ali(ra)’ın en meşhur Kaside-i Celcelutiyesi, baştan nihayete kadar nevi hesab-ı ebcedî ve cifir ile te’lif edilmiş ve matbaalarda basılmıştır Celcelutiye, Süryanice bedi’ demektir ve bedi’ manasındadır.<br />
<br />
<br />
Hz ALİ<br />
İbni Mülcem hz aliyi zehirledi yakalanıp hz alinin huzuruna getirildi hz ali bunun yemeğini yedirip, istirahatini temin edin. Yaşayacak olursam cezalandırır ya da affederim. Ölürsem cezasını verin, fakat haddi aşıp Müslümanların kanına girmeyin. Zira Allah haddi aşanları sevmez!” buyurmuştur<br />
<br />
<br />
Hz Ali Hayatı<br />
Medine dönemindeki tüm savaşlara katılan hz ali savaşçılığı ve cesareti ile bilinir üçüncü halife Osman bin Affan'ın şehit edilmesinin ardından halifeliğe getirilmiştir.*Hz Ali ilmi, cesareti, imanı, dürüstlüğü, adanmışlığı, sadıklığı, cömertliği ile bilinip anılır tefsir, fıkıh ve dini düşünce alanında üstünlüğü kabul görülür<br />
<br />
Hz Ali Hayatı<br />
Hz ali Mekke'de Recep ayının 13. günü, Zilhicce ayının yedinci günü, Kâbe'nin iςinde dünyaya geldi (M.S. 599). Annesi Fatıma hz Ali'yi doğurmak üzere iken Kâbe duvarına dayandı.duvarın yarıldığına ve bir sesin içeri gelmesini söylediğine inanılır. Dördüncü gün dışarı çıktığında Fatıma'nın kucağında bir erkek çocuğu vardır. <br />
<br />
Hz Ali Hayatı<br />
Hz alinin doğumuyla Ebu Talib ve ailesine müjde verilir, hz Muhammed herkesten önce gelip bebeği kucağına alır ve Ali'nin ismini kimin verdiği konusunda iki farklı görüş vardır; birincisi Ebu Talib'e ismin ilham olduğu ,ikincisi ise bebeğe ismi hz Muhammed'in verdiğidir.<br />
<br />
Hz Ali Hayatı<br />
Hz Ali'nin annesi,hz Muhammed'in dedesi Abdülmuttalib'in kardeşi olan Haşim'in kızıdır. Abdülmuttalib öldüğünde, hz Muhammed'e annelik eden onu koruyup kollayan ve İslâm Peygamberi'nin ilk eşi Hatice bint Hüveylid'in ardından Müslüman olan ikinci kadındır.<br />
Hz alinin babası, Kureyş'in liderliğini babası Abdülmuttalib'den devralan Ebu Talib tir<br />
<br />
Hz Ali Hayatı<br />
Ebu Talib, dedesinin ölümü sonrası kimsesiz kalan hz Muhammed'i himayesine aldı ve ölümüne dek 43 yıl himayesini sürdürdü. Hz Muhammed peygamberliğini ilan ettiğinde Kureyş, Ebu Talibden ölümüne değin, çekinmiş ve hz Muhammed'e zarar verememişlerdir.*<br />
<br />
Hz Ali Hayatı<br />
Hz Ali'nin çocukluk dönemi, İslâm peygamberinin çocukluğunun geçtiği evde geçmiştir. Her ikisi de Ebu Talib'i baba ve yönetici tanıyorlardı hz Fatımaya anne diyorlardı. Hz Ali çocukluğunda hz muhammed ile olan ilişkisini . hutbelerinde şöyle anlatır: "Çocuktum henüz, o beni bağrına basar, yatağına alır koklardı, lokmayı ςiğner, ağzıma verir yedirirdi... <br />
<br />
<br />
Hz Ali Hayatı <br />
Hz Ali çocukluğunda hz muhammed ile olan ilişkisini . hutbelerinde şöyle anlatır her an, devenin yavrusu, nasıl anasının ardından giderse, onun ardından giderdim; o her gün bana huylarından birini öğretir ve ona uymamı buyururdu. Her yıl Hira Dağı'na çekilir, kulluğa koyulurdu. Onu ben görürdüm, başkası görmezdi.hz Muhammed, hz Ali'yi omzuna alır Mekke'nin dağlarında, vadilerinde ve sokaklarında dolaştırırdı<br />
<br />
<br />
Hz Ali Hayatı<br />
Şîʿa ve Alevî inancına göre hz Ali, Müslümanlar arasında ilk iman getiren, 'Kâbe'de dünyaya gelen tek insan'dır. Sünnî inancına göre ise, hz Muhammed'in eşi hz Hatice'den sonra iman etmiş ikinci müslümandır Mekke'lilerin İslâm peygamberini katletme kararı aldıkları hicret gecesinde hz Ali, canı pahasına, peygamberin yatağına yatmıştır.tefsircilerin görüşüne Allah fedakârlığına şu ayeti nazil etmiştir:<br />
"İnsanlardan öylesi de vardır ki, Allah'ın rızasını arayıp kazanmak amacıyla canını satar." (Bakara/207)<br />
<br />
<br />
Hz Ali Hayatı<br />
Hz Muhammed hz ali sayesinde hivret gecesi gizlice evden ayɾılaɾak emniyet içeɾisinde Medine'ye gitmiştir İslâm peygambeɾinin emniyete kavuşmasından sonɾa emɾi üzeɾine, hz Muhammed'e emanet olan mallaɾı sahipleɾine iade edeɾek annesini, hz Çatışmayı alarak hz alide Medine'ye haɾeket etmiştiɾ.<br />
<br />
<br />
Hz Ali Hayatı<br />
Hz Ali Medine'de hz Muhammed ile biɾlikteydi. kaɾdeşlik akdi okunduğunda hz Muhammed hz Ali'yi kaɾdeşliğe layık göɾdü. Kızı Fatıma'yı zevce olaɾak ona münasip göɾdü. Biɾ yıl sonɾa da ilk çocukları hz Hasan dünyaya geldi.<br />
<br />
Hz Ali Hayatı<br />
İfk Olayı,hz Aişe'nin 15 yaşında iken, biɾ sefeɾ dönüşünde kocası hz Muhammed'i genç biɾ Müslüman askeɾle aldattığı iddiasıdıɾ. İddia Müslümanlaɾ aɾasında yayıldığında aldığı tutum nedeniyle hz Aişe'nin hz Ali'ye daɾıldığı, bu nedenle hz Ali'nin hilafetini desteklemediği düşünülüɾ.<br />
<br />
<br />
Hz Ali Hayatı<br />
Hz Ali eşleɾinden ve caɾiyeleɾinden olma 14 eɾkek çocuk, 18 kız çocuk sahibidir.nesli, Hasan, Hüseyin, Muhammed Abbas ve Ömeɾ adındaki oğullaɾından tüɾemiştiɾ. Oğullaɾından çoğu Keɾbela Savaşı'nda hayatını kaybetmiştiɾ.*Hz Ali'nin ilk eşi İslâm peygambeɾinin kızı hz Fatıma'dıɾ.hz Ali hz Fatıma vefat edene evlenmemiştiɾ. Fatıma'dan 5 çocuğu olmuştuɾ; Hasan, Hüseyin, Zeynep, Ümmü Gülsüm, Rukiyye ve Mûhsin ibn Ali. Mûhsin, hz Fatıma'ın kaɾnında vefat etmiştiɾ.<br />
<br />
Hz Ali Hayatı<br />
Muhammed Abd Allâh Hicɾet'i emɾettiğinde, Ali'yi Mekke'lileɾin emanetleɾini dağıtması ve müşɾikleɾi atlatması iςin Mekke'de bıɾaktı. Hz Ali göɾevini tamamlayıp hz Muhammed'den sonɾa Medine'ye ulaştı. Medine'de Peygambeɾ Muhammed, Allah'ın Fatıma'ya hz aliyi lâyık göɾdüğünü bildiɾdi ikisini evlendiɾdi. <br />
<br />
Hz Ali Hayatı<br />
Hz Ali, hz Muhammed komutasında aktif ɾolleɾ aldı; tüm savaşlaɾa katıldı, oɾdu komutanlığı, tebliğ elςiliği göɾevleɾini icɾa etti.Hâlife Osman ibn-i Affân'ın suikast sonucu ölmesiyle, halife seςileɾek İslâm Devleti'nin başına geçti. <br />
<br />
Hz Ali Hayatı<br />
Hz alinin Yönetiminde ilk iç savaş İlk Fitne patlak veɾdi. Hz Ali, Kûfe'de mescitte ibâdet edeɾken Haɾicîleɾ'den Mülcem taɾafından hançeɾli saldıɾıya uğɾadı şehit oldu. Kûfe yakınlaɾında topɾağa veɾildi.*<br />
<br />
<br />
Hz Ali Hayatı<br />
Hz ali İlk İslâm kaynaklaɾında Kâbe'nin iςinde doğan ilk ve tek insandır hz Ali'nin babası kabile şefi Ebu Talib, annesi Fatıma bint Esed'diɾ,hz Ali, hz Muhammed'in evinde ve gözetiminde büyümüştüɾ. Hz Muhammed, peygambeɾliğini ilan edip İslâmiyet'e davet ettiğinde hz Ali bu daveti kabul eden Şia'ya göɾe ilk, Sünnileɾe göɾe hz Hatice'nin aɾdından ikinci insandıɾ.*<br />
<br />
<br />
Hz Ali Hayatı<br />
Hz Ali, İslâm Dünya'sında imanı, adaleti, ülke yönetimi, düɾüstlüğü, savaşçılığı, cesaɾeti ilmi ile anılıɾ. İslâm taɾikatlaɾının çoğu, köken olaɾak hz Ali'yi gösteɾip soyundan geldikleɾini iddia edeɾleɾ. Hz Ali İslam taɾihinde en çok taɾtışılan şahsiyetleɾden biɾidiɾ*Hz Ali, hz Muhammed'in tüm savaşlaɾına sancaktaɾ olaɾak katıldı. Tebük sefeɾi'ne hz Muhammed'in emɾi ile Medine'de kaldığı iςin katılmamıştıɾ.<br />
<br />
Hz Ali Hayatı<br />
Müslümanlaɾ'ın biɾ kısmı, hz Ali'nin, halifeleɾi kabul ettiğine inanıɾ ancak halifeliğine kadaɾ savaşa katılmamış olması, diğeɾleɾini halife kabul etmediğine yoɾuluɾ.hz Osman şehit edilince, halk hz Ali'ye biat edeɾek hilafete seçti. <br />
<br />
Hz Ali Hayatı<br />
Hz Osman taɾaftaɾlaɾının biɾ kısmı onun katilini bulana kadaɾ hz Ali'yi hâlife kabul etmediler Müslüman toplumu iç savaşa süɾüklendi. İslâm hz Ali ile Muâviye öndeɾliğinde ikiye bölündü. Müslüman toplumunu ilk kez iç savaşa süɾükleyen bu duɾuma İlk Fitne" deniɾ.<br />
<br />
Hz Ali Hayatı<br />
Hz Ali, 4 yıl 9 ay süɾen hilâfet'inde peygambeɾ sünnetine uydu. Toplumda ıslahâtlaɾa başvuɾdu.<br />
Ali bin Ebu Talib,islamdaki kaɾışıklıklaɾı yatıştıɾmak iςin Basɾa yakınlaɾında ittifak kuɾan peygambeɾin dul eşi Aişe, Talha ve Zübeyɾ İslâmiyet'in simalaɾı ile savaştı. Hz Ali'nin zafeɾi ile sonuçlanan savaşta Talha ve Zübeyɾ şehit edildi.Savaş hz Aişe'nin devesinin etɾafında geɾçekleştiği iςin Aɾaρça cemel (deve) Vakası olaɾak biliniɾ.<br />
<br />
Hz Ali Hayatı<br />
Hz Ali Nehɾevanda ɾakipleɾini yendi savaştan sonɾa, Haɾicîleɾ'den üç kişi Mekke'de Müslümanlaɾın müzakeɾeleɾ yaρtılar hz Ali'yi öldüɾmeyi kaɾaɾlaştıɾdılaɾ. Mûlcem, Ali'yi öldüɾmek için Kûfe'ye haɾeket etti. Kûfe'de hz ali mescitte ibâdet edeɾken Haɾicîleɾ'den Mûlcem'in zehiɾli kılıcıyla yaɾalandı.saldıɾının amacı Nahɾevan yenilgisinin intikamını almaktı.*<br />
<br />
Hz Ali Hayatı<br />
Hâlife Ali Mûlcem'in kılıç daɾbesinden sonɾa şöyle dedi: 'Kâbe'nin Rabbine andolsun ki, kuɾtuluşa eɾdim'! İki gün evinde yattıktan sonɾa, hicɾetin 40. yılı Ramazan ayının 21. günü hz ali vefat etti (M.S. 661). Defnedildiği yeɾi uzun süɾe yalnızca yakınlaɾı bilmiş ve yaklaşık biɾ asıɾ sonɾa İmâm Câʿfeɾ es-Sâdık onun mezaɾının Necef'te olduğunu açıklamıştıɾ.Hz Ali vefat edince hilâfet, 20 yıllığına, uzun yıllaɾ savaştığı Muâviye'nin eline geçti. <br />
<br />
<br />
<br />
<br />
ALEVÎ-ALEVÎLİK<br />
Dördüncü halife Hz. Ali'nin soyundan gelen, onu sahâbe ve diğer halîfelerden üstün tutan mezhebe mensup kimse. Alevîlik düşüncesi, hz Ali'ye uyup onun Kur'an'daki nâs ve Resulullah (s.a.s.)'ın vasiyetiyle imamlığa tayin edildiğini ileri süren; imametin onun soyundan dışarı çıkmayacağına inanan ve onu sahâbelerden üstün gören zümrelerin başlattığı hareketin genel adıdır. <br />
<br />
ALEVÎ-ALEVÎLİK<br />
Bu harekete katılanlar, hz Ali'ye (r.a.) uydukları için Alevî taraftar olanlara tarafını tutan' anlamında "Şia İslâm âlimleri Alevîlik için 'Râfıza' 'Ravâfız' tabirlerini kullanırlar. İslâm tarihinde Hz. Peygamber'den sonra halîfe olarak Hz. Ali'yi tanıyanlara, Ali'ye mensup,Ali taraflısı anlamında "Alevî" tabiri kullanıldı.<br />
<br />
ALEVÎ-ALEVÎLİK<br />
Alevîlik, halifelikte Hz. Ali'nin hakkının yendiğini, Hz. Peygamber'den sonra Ebû Bekre bey'at etmekle, İslâm'a aykırı hareket ettiği iddiasını yansıtır. Hz. Ali'nin hilâfette hakkını şu sebeplere dayandırırlar hz Ali Hz. Peygamber'in* varisiydi. İslam'ı ilk kabul edendir. Hz. Muhammed (s.a.s.)'in amcasının oğlu ve damadıdır. İslâm savaşlarının kahramanı Hz. Muhammed'in en yakın yardımcısıdır Hz. Muhammed (s.a.s.) hz Ali'ye olan sevgisini ve güvenini bildirerek, onun halîfe olacağına işaret etmiştir. <br />
<br />
ALEVÎ-ALEVÎLİK<br />
Alevîler hz Ebû Bekir, hz Ömer ve* hz Osman'ın halifeliğini batıl saydılar.şerîat kurallarına ve Hz. Peygamber'in sünnetine aykırı görerek savaşmayı seçtiler Ancak, Hz. Peygamber'in, Hz. Ali hakkında söylediklerini Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer gibi diğer büyük Sahâbîler hakkında da söylemiştir hastalandığında imamlığa Hz. Ebû Bekr'i geçirmiştir. Hz. Peygamber, müslümanların başına kimin geçeceğini belirtmeden dünyadan ayrılmıştır.<br />
<br />
ALEVÎ-ALEVÎLİK<br />
Efendimiz halife olacak kişiyi belirtmemiştir eğer hadîs olsaydı, Hz. Ebû Bekr'in halife seçildiği konuşma ve müzâkerelerde söz edilmesi gerekirdi. ashâb-ı kîrâm,Hz. Peygamber'den işittiğini nakletmekten çekinmeyecek derecede üstün mezîyetlere sahiptir.Allah Resulü'nün cenazesiyle uğraştığında halîfelik seçiminde hazır bulunamayan Hz. Ali ile halifelik seçiminin istişare edilmemiş olması eksiklik sayılabilir. <br />
<br />
ALEVÎ-ALEVÎLİK<br />
Ensâr'ın hilâfet konusunu müzâkere eden* topluluğa Hz. Ömer'le Hz. Ebû Bekr sonradan katılmıştı. Bu önemli meselede yanlış adım atılmaması için işin kısa sürede çözülmesi gerekiyordu seçimde Hz. Ebû Bekir halife seçilmiş* Hz. Ali de hz* Ebû Bekr'e bey'at etmiştir.<br />
<br />
<br />
<br />
ALEVÎ-ALEVÎLİK<br />
Şia, îtikâdî ve siyasî bir mezheptir* Alevîlik, Hz. Ebû Bekr es-Sıddık'a (r.a.), Ömer el-Faruk'a (r.a.) ve Osman Zünnureyn (r.a.)'e buğz ve düşmanlık taşıyan bir tarîkat görünümündedir. Bu iftiraya* sebep Emevilerdir. Emeviler devrinde, hz Ömer in hilâfetine kadar hutbelerde ehl-i beyte hakaret edilir lânetler okunurdu.emevilerin yanlış hareketleri müslümanları bağlamazdı emevilerin hilâfet konusundaki yanlışlarını göze alarak müslümanları zalim göstermek haksızlıktır* hakdan sapmadır. <br />
<br />
ALEVÎ-ALEVÎLİK<br />
Resulullah'ın üç halifesi ve Ashâb Ebi Talib hakkında düşmanlık yapmamışlardır Alevîlik, parçalanmış tarîkatlara ayrılmıştır.bunları İmam Ebu Câ'fer in içtihatlarıyla amel eden müslümanlarla aralarında fark görmeyen yeryüzünde Allah'ın hâkimiyetini istediklerini haykıran Ca'feriyye ve Zeydiye kollarına bağlı müslümanlarla karıştırmamak gerekir. <br />
Câferîlerle, Zeydîleri Alevî kolları Batînîler, * Karmatîler, kuzey Afrika ve Mısır'da hüküm süren Fâtımîlerden, Anadolu Alevîlerinden, Lübnan ve Suriye'deki Dürzî ve Nusayrîlerden ayırt etmek gerekir.<br />
<br />
ALEVÎ-ALEVÎLİK<br />
Alevîlerden Gulât yani aşırı gidenler Hz. Ali'de,ilâhî nitelikler ve özellikler olduğuna Allah'ın Ali'nin varlığında, insan suretinde çıktığını, hz alinin* ilâh-insan olduğunu söyleyenler bile çıktı. Ali'nin mehdi olduğunu, ölmediğini ve kıyamet gününden önce dünyada adaleti sağlayacağını öne sürdüler. Bunlar "sebeîler"dir. <br />
<br />
ALEVÎ-ALEVÎLİK<br />
İslâm'da ilk dînî ayrılık* ilk Alevîlik, Hz. Ali hayatta iken San'alı Yahudi Sebe'nin telkini ile başlamıştır. Hz Ali'nin ve soyundan olmayan Sem'an, Mansur Hattâb, Müslim gibi Ali ile aile bağı bulunmayan sadece taraftarlık yapan yabancıların öncülük ettiği farzları terketmenin caiz olduğuna imanın, imamı bilmekten ibaret bulunduğuna inanan Alevî kolları meydana çıkmıştır.<br />
<br />
ALEVÎ-ALEVÎLİK<br />
Alevî kollarını birleştiren Câ'fer es-Sâdık tarafında inanışlarında İslâm'a aykırı bulunduğu için kovulan, İmam Câfer'in lânetlemesine uğrayan Mansur el-İclî ile Ebû'l-Hattâb'ın ekolü, "İsmâiliye Yedi İmam" mezhebini oluşturmuştur. Batınîlik adı verilen mezhep Yemen'de kökleşmiş, Irak, İran, Horasan ve Türkistan'a kol atmış ve batıda Endülüs'e kadar yayılmıştır. <br />
<br />
ALEVÎ-ALEVÎLİK<br />
Batıni yedi imam mezhebinden olanlar Bahreyn'de Ahsâ'da Karmatiyye mezhep ve hükümetini, Kûfe'de ve Basra'da birçok ihtilâlleri, Mağrip'te Alevî Hükûmeti"ni,Mısır'da Fâtımî halifeliğini vücûda getirmişlerdir. Cebel-i Dürûz'da Lübnan'da yaşayan "Dürzîlik"te* Batınîlikten doğmuştur. Muhammed Nusayr de Suriye, Lübnan Adana yöresinde Nusayrîlik"i kurmuştur.<br />
<br />
ALEVÎ-ALEVÎLİK<br />
Hz. Ali'nin ölümünden sonra Kerbelâ olayında* Hz. Hüseyin'in şehadeti ile Alevîler siyasî bir görüş çevresinde toplandı* Şia (Şiîlik) İran'da gelişip Alevî mezhebinin özünü oluşturdu* İslâm ordusunun doğuya doğru ilerlediğini gören İran, bağımsızlığını kaybedeceğini anlayınca, Hz. Ali taraftarlığını benimsedi. <br />
<br />
ALEVÎ-ALEVÎLİK<br />
Anadolu Alevîliği Batınîlik'in devamı değildir. Yesevî, Kalenderî, Hayderî gibi Türk tarikatlarının, Hurûfiliğin, Vücûdiyye ve Dehriyye inançlarının Türk gelenek ve göreneklerinin halk şiirinin yaşadığı bir dünyadır.tenâsüh", "hulûl", "ibâha "iştirak" ilkeleriyle Türk şölenlerini andıran âyinler görülür. XIII. yüzyılda Anadoluda Orta Asya'dan Horasan'dan göçen bilgin ve mutasavvıfların derin etkileri olmuştur. <br />
<br />
ALEVÎ-ALEVÎLİK<br />
Harezm'li göçmenler, Anadolu'nun dînî havasının değişmesine yol açmışlardır. tarihi kökenlere dayanan Alevîlik günümüzde varlığını sürdürmektedir. Şiîlik, Bektâşîlik ve Kızılbaşlık gibi Alevî kollarının özel törenleri, toplantıları bulunmaktadır.Hz. Hüseyin'in Kerbelâ'da şehid edildiği 10. Muharrem günü kutsal olup, matem kabul edilir. <br />
<br />
ALEVÎ-ALEVÎLİK<br />
Şiîler kerbela gününde anma törenleri düzenler, dövünür, ağlar, yakınırlar. Kızılbaş ve Bektâşîler günün acısını çeker, dövünmezler. Alevî törenlerinin en büyüğü kadınların da katıldığı "cem âyini"dir. cuma günleri düzenlenir. Cem âyininin küçüğüne "dernek" denir. toplantılar sazlı sözlü, içkili olur. zikirler yapılır. dede sure veya ayet okur. <br />
<br />
ALEVÎ-ALEVÎLİK<br />
cem'âyininden başka "görgü âyini", canlardan birinin diğerini şikâyeti hâlinde "sorgu âyini" düzenlenir. Nevrûz,bahar bayramı, hem de Hz. Ali'nin doğum günü sayıldığı için kutsal kabul edilir ve törenler düzenlenir .Alevîlik İran'da ve Anadolu'da şiir ve edebiyatla yayılmıştır. Alevîlerin şairleri Nesimî, Fuzûlî, Hatâî, Pîr Sultan Abdal, Kul Himmet, Yeminî ve Virânî'dir. Nesimî ve Fuzûlî dışındakiler batinîdirler.Yollarını dîn ekolü ve İslâmiyetin esası kabul eden Alevîler, Hz. Peygamber, Hz. Ali, Oniki İmam ve Hacı Bektaş Velî'yi öncü sayarlar<br />
<br />
Kerbela<br />
Hz. Hüseyin Efendimizin şehadetle neticelenen kıyama kalkmasının haklı nedenleri vardı Yezid halifelik taşımıyordu. Sahabeler ve Hz. Hüseyin (r.a.) Yezid’e biat etmemişlerdi.mü’minlerin halifesi olmaya en layık olan hz hüseyindi<br />
<br />
<br />
Kerbela<br />
Hz. Hüseyin (r.a.) Yezid’e biat etmediği için kıyam devlet başkanına karşı değildi.onu yoldan çevirenler Yezid’e* Kûfelilerle karşı çıktığı* için karşı çıkmışlardır.amcaoğlu Abbas,* gitmek istiyorsan Irak tarafına değil Yemene git” diye tavsiyede bulunmuş ve şöyle demiştir: “Sen nereye gidiyorsun? Babanı öldüren ve ağabeyin Hasan’a kötülük yapan bir kavme mi gidiyorsun? <br />
<br />
Kerbela<br />
Hz hüseyinin amcaoğlu* abbas hz hüseyine söyle demiştir Ey amcamın oğlu gitmek niyetinde isen şimdilik* kal. Irak düşmanlarını çıkarsın Sonra sen gidersin.Mekke’de kalmak istemiyorsan Irak’a değil Yemen’e git.”Hz. Hüseyin (r.a.) yezidin nasıl bir cani olduğunun farkındaydı. kendisinin Mekkede kalmasını isteyenlere şu cevabı vermiştir: “Benim şu veya bu yerde öldürülmem, Mekke’de öldürülüp buranın kutsallığının ihlal etmemden* daha sevimlidir.”<br />
<br />
Kerbela<br />
Hz. Hüseyin (r.a.) Kufe’ye hareket etmeden amcaoğlu Akil’i Kufe’ye gönderermiş Kufeliler* Akil’i hararetle karşılayarak 12,000 kişi* anda biat etmiştir. Bu durumu gören Müslimin faaliyetleri Yezid’e ulaşınca Küfe valisi Ensar’dan Beşir’i görevden alarak yerine Basra valisi Ubeydullah Ziyad’ı atamış. zalim kurnaz olan Ziyad Kûfe’ye girmiş Küfe ileri gelenlerini sarayına çağırarak hesaba çekmiş esir olarak tutmuştur.<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
Kerbela<br />
Hz. Hüseyin ve beraberindeki Ehli Beyt (Radiyallahu anhum) Kerbela çölünde Kufeliler tarafından yapayalnız bırakıldılar kufeliler hz hüseyine karşı savaştılar.Bu olay keşke yaşanmasaydı ama yaşandı. Bu facia Kerbela’yı kutsallaştırmamalı şehid edilen Ehli Beyti putlaştırmamalıdır <br />
<br />
Kerbela<br />
Bazı grupların kerbelayı istismar dinle alakası olamayan olayların türetilmesine alet etmeleri olaya aşırı anlamlar yükleyerek siyasi simge haline getirmeleri istismar ve sapıklıktır. Örneğin Şii Büreyh oğulları Devleti hicri 352 (m.963) de Aşure günü Bağdat halkı için ağlama ve yas tutma günü ilan etmiş, çarşı ve pazarların açılmasını yasaklamıştır. <br />
<br />
Kerbela<br />
O günlerden günümüze geldiğimizde İslam dışı kutlamaların yapıldığını görüyoruz Hz. Hüseyin Efendimiz bütün kutlamalardan uzaktır. Allah Resulü (sav) Efendimiz şöyle buyurmuştur: “Yanaklarını döven, yakalarını yırtan ve cahiliye davasıyla ortaya çıkanlar bizden değildir. “Ben, yaygaracı, saçını yolan ve elbisesini, yakasını-paçasını yırtan kadınlardan beriyim<br />
uzağım” (Müslim).<br />
<br />
Kerbela<br />
İbni Kesir şöyle toparlıyor: “kerbela olayı sebebiyle elbette her Müslümanın üzülmesi gerekir* bu doğaldır. şehit edilen Hz. Hüseyin, Müslümanların önderlerinden, seyitlerinden ve sahabenin fakihlerindendir.Allah Resulü’nün en faziletli kızı Hz. Fatma’nın (ra) oğludur. Ancak Şia’nın yaptıkları gibi yapmak da doğru değildir.<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
HZ HÜSEYİN<br />
hicretin 4. yılı Şaban ayının 5. günü Medine-i Münevvere’de doğdu. O günün sevincine melekler katıldı.*Hz.*Hüseyin (r.a.)’ın doğduğu eve geldiler. Guruplar halinde ziyaret ettiler ve Resûl-i Ekrem (s.a.) efendimizle tebrikleştiler.Rasûlullah (s.a.) Hz. Ali’yi kapıda bekçi bıraktı. Kimseyi içeriye almadı. Meleklerin ziyareti tamamlanınca Efendimiz ashâbını içeriye buyur etti.<br />
<br />
HZ HÜSEYİN<br />
Hz. Ali (r.a.)ye hz hüseyinin ziyaretine gelen meleklerin sayısı soruldu* Efendimiz: “Nerden, nasıl bildin ya Ali?” diye sordu. Hz.*Ali (r.a.) da: “Melekler gurup gurup geliyorlardı. Her biri ayrı bir dil konuşurlardı ve sayılarını bildirirlerdi,” diye cevap verdi. Efendimiz (s.a.): “Allah aklını ziyâde etsin ey Ali!” buyurdu.<br />
<br />
<br />
<br />
HZ HÜSEYİN<br />
Hz.Hüseyin (r.a.)’ın doğumunda Hz. Abbas (r.a.)’ın hanımı Fadl bir gece şiddetli,korkulu bir rüya gördü. Sabahleyin Resûl-i Ekrem (s.a.)’in yanına gitti Ya Rasûlallah! Bir rüya gördüm çok korktum,” Ya Rasûlallah! Sizin vücudunuzdan bir parçanın kesilip evime konulduğunu gördüm” dedi. Bunun üzerine Efendimiz (s.a.): “Hayır olsun inşaallah! Fâtıma’nın bir oğlu olacak, sen de ona sütünü emzireceksin,” buyurdular.<br />
<br />
HZ HÜSEYİN<br />
Hz. Hüseyin doğunca* Ümmü’l-Fadl onu eve götürdü sütünü emzirdi bir gün çocuğu Rasûlullah (s.a.)’e götürdü. Efendimiz torununu aldı kucağına oturttu. Onu öptü, başını okşadı ve sevdi. Çocuk Efendimizin üzerini ıslattı. Fadl çocuğu efendimizin kucağından aldı. Çocuk ağlamaya başladı. Rahmet Peygamberi Ey Ümmü’l-Fadl! Allah iyiliğini versin. Sen onu ağlatmakla beni üzdün,” buyurdu.<br />
<br />
<br />
<br />
HZ HÜSEYİN<br />
Rahmet ve şefkat peygamberi Efendimiz, torunları Hz.*Hasan*ve Hüseyin (r.anhüm)’ü çok severlerdi. onları kucağında severken Zeyd (r.a.) gördü. Efendimiz’in onlar hakkında şöyle buyurduğunu işitti: “Allah’ım! Bunlar benim kızımın oğullarıdır. Ben bunları seviyorum. Sen de onları sev. Onları sevenleri de sev,” buyurdu.<br />
<br />
HZ HÜSEYİN<br />
İki Cihan Güneşi efendimiz sokakta çocuklara selâm verir Onlarla ilgilenirdi.ashabıyla giderken Hüseyin’in oynadığını gördü. Efendimiz hem gülüyor hem peşinden koşuyordu. Onun yüzünü mübarek eliyle sevdi ve yanaklarından öptü. Ashabına döndü ve: “Hüseyin bendendir. Ben de Hüseyin’denim! Allah’ı seven Hüseyin’i sever! Hüseyin torunlardan bir torundur,” buyurdu.<br />
<br />
HZ HÜSEYİN<br />
Hz. Hasan*ve Hüseyin (r.anhüm) İki Cihan Güneşi Efendimizin şefkat ve merhamet pınarından içerek büyüdüler* mübârek dizlerinde oturarak, sevgi dolu gönlünden feyizler alarak yetiştiler. Etrafa nur saçan tebessümleri ve iltifatlarıyla gözlerini, gönüllerini nurlandırdılar.nübüvvet nuruyla geliştiler. Gece-gündüz fırsat bulunca dedelerinin kucağına koşarlardı. ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Hz ALİ<br />
Hazreti Ali (ra) 598 yılında Mekke’de Kabe’nin içinde doğmuştur. Peygamberimiz (sav)’in amcası Ebu Talibin oğlu olan Ali’yi kucağına alıp bizzat evine götürmüştür.Peygamber(sav) efendimiz Ebu Talib’in evinde kalıyordu. Hazreti Ali'(ra)ye “Ali” ismini Hazreti Muhammed(sav) vermiştir. Annesi Fatıma Binti Esed, Peygamberimiz(sav)’in dedesinin kardeşinin kızıdır. Peygamberimiz(sav)de kendisine “anneciğim” diye hitab ederdi.<br />
<br />
<br />
Hz ALİ<br />
Babası Peygamberimiz(sav)i yetim ve öksüz kaldığında yanına alıp 43 yıl himayesinde bulunduran amcası Ebu Talib’tir. Mekke’de kuraklık baş gösterip Ebu Talib’in çocuklarına bakamayınca Peygamberimiz(sav)i amcalarından Abbas, yanlarına aldılar.Hazreti Ali(ra) o günleri şöyle anlatır;Çocuktum henüz, o beni bağrına basar, yatağına alırdı, beni koklardı,Ben de devenin yavrusu, nasıl anasının ardından giderse, ardından giderdim Her yıl Hira Dağı’na çekilir, kulluğa koyulurdu. Onu benden başkası görmezdi. <br />
<br />
<br />
Hz ALİ<br />
Hazreti Ali(ra) Hatice validemizden sonra Müslüman olan ikinci kişidir.Peygamberimiz(sav)’i Hazreti Hatice ile namaz kıldıklarını görünce, “Bu ne?” dedi.Peygamberimiz(sav)de Ya Ali bu Allah’ın seçtiği beğendiği dinidir, ben seni bir olan Alllah’a inanmaya davet ediyorum, dedi<br />
<br />
<br />
Hz ALİ<br />
Peygamberber efendimiz hz Aliyi kulluğa çağırdı hz ali Ben babama danışayım” deyince Peygamber(sav) “Ya Ali sana söylediğimi yap yapmayacaksan kimseye söyleme” dedi.<br />
gece uyuyamayan hz Ali sabah vaktinde Hazreti Muhammed(sav)in yanına varır davetini kabul etim şahadet getirip namaz kılmak istiyorum” der <br />
<br />
Hz ALİ<br />
Hz ali peygamber efendimizin davetini kabul edip yanına şehadet etmeye geldi Hazreti Muhammed(sav) Babana danıştın mı? diye sorar.<br />
Hz. Ali Allah beni yaratırken babama danışmadı, ben Allah’a inanmak için niçin babama sorup danışayım? diye cevap verdi <br />
10 yaşlarındaki bu Nur çocuk islam defterinin bir numarası olmuştur.<br />
<br />
<br />
Hz ALİ<br />
“Yemin ederimki ben Kur’an-ı Kerim’den inen her ayetin nerede indiğini neye ve kime dair olduğunu bilirim” diyerek ilminin erişilmezliğini ortaya koymuştur.Gayb alemi açılsa her şeyi görsem yakinim artmayacak diyebilecek kadarda iman yüklü idi.Peygamberimiz(sav) kendisine çok güvenirdi Hazreti Ali(ra)’yle kabeye gizlice girip putları yere düşürüp kırmışlardır.<br />
<br />
<br />
Hz ALİ<br />
Peygamberimiz(sav) kendisini çok küçük yaşta Yemen’e göndermiştir. tereddüt eden Hazreti Ali’ye Allah senin kalbine doğruyu gösterecek dilini doğurlukta sabit kılacak davalıları dinlemeden hüküm verme diye nasihatta bulunmuştur.<br />
Hazreti Ali(ra) hicret gecesinde canını ortaya koyup efendimizin yatağına yatmış fedakarlığından dolayı “İnsanlardan öylesi vardır ki, Allah’ın rızasını kazanmak amacıyla canını satar.” (Bakara/207)ayeti kerimesi nazil olmuştur.<br />
<br />
<br />
Hz ALİ<br />
Peygamberimiz(sav) emniyet içinde Mekke’den uzaklaşınca,hz ali İslâm Peygamberi(sav)’nin emanetleri sahiplerine iade etmiş Resul-ü Ekrem’in kızı Fatma’yı alıp Medine’ye hareket etmiştir. 450 km lik sarp yolları aşarak Medine’ye vardıklarında Hazreti Muhammed(sav) kendilerini karşılayıp hz alinin boynuna sarıldı, ağladı, bağrına bastı.<br />
<br />
Hz ALİ<br />
Hayber’de yetmiş kişinin zorla kaldırabildiği kapıyı omuzlayıp kar makinası gibi yolları açarak zaferin kazanılmasında önemli rol oynamıştır.<br />
namazı öyle kılardı ki vücuduna batan oku namazda çıkarmışlar Canın yanmadı mı? diye soranlara“Kuşu kafesten salıverdikten sonra kafesi parçalayacak olsanız kuşun bundan haberi olurmu?“diye cevap vermiştir.<br />
<br />
Hz ALİ<br />
Orta boylu, buğday renkli, ak ve uzun sık sakallı idi, yüzü çok güzeldi, gözleri genişti, göğsü enli, başı saçsız idi.Son derece kuvvetli bir hatipti, her nutku belagat şaheseridir.Halife olmadan önce nasıl yaşıyorsa halife olduktan sonrada öyle yaşamıştır.<br />
Servet sahibi bir adam olmamakla beraber son derece kerim idi.<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
Hz ALİ<br />
25 yıl birlikte kaldığı Allah Resulü(sav) efendimizden 586 adet Hadisi rivayet etmiştir.<br />
Hazreti Fatıma evde yoruluyordu, Peygamberimiz(sav)’e gidip bir hizmetçi istemişlerdi. Peygamberimiz(sav) kendilerine yatarken 33 Allahuekber ,33 Elhamdülillah, 33 Sübhanallah demeniz hizmetçiden daha faydalıdır deyip geri göndermiştir.<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
Hz ALİ<br />
Hazreti Muhammed(sav)’in hem damadı hem de amcasının oğlu olan Hazreti Ali(ra) fitnenin kasıp kavurduğu bir ortamda halife oldu. Hazreti halife oluş şartları yürek parçalayıcıydı, kimsenin haksız yere burnunun kanamasını istemeyen yönetim; öbür tarafta Müslümanların emiri, Hazreti Peygamber(sav)’in damadı, cennetle müjdelenmiş cennet insanı. Hazreti Peygamber(sav)in saygı duyduğu, aynı saygıyı meleklerin bile duyduğunu ifade ettiği bir halifenin yerde duran kanlı cenazesi…<br />
<br />
<br />
“<br />
Cemel Vakasını Bediüzzaman şöyle değerlendiriyor Münakaşa-i içtihadiye muharebeyi intaç etmiştir. Lillah” için ve İslamiyetin menafii için içtihat edilmiş ve içtihattan muharebe tevellüt etmiş; elbette hem katil, hem maktul ikisi de ehl-i cennettir… İkisi de ehl-i sevabdır diyebiliriz. <br />
<br />
Cemel Vakasını Bediüzzaman şöyle değerlendiriyor Hazreti Ali(ra)’nin içtihadı isabetli mukabilindekilerin hata ise de, azaba müstahak değiller. Çünkü, içtihat eden hakkı bulsa, iki sevap var. Bulmazsa,ibadet olan içtihat sevabı alarak bir sevap alır. Hatasından mazurdur.<br />
<br />
<br />
<br />
celceletüye” Hazreti Ali(ra)’nin kasidesidir.<br />
Bediüzzaman Hazretleri, Risale-i Nur’da Celcelutiye hakkında bazı malumatlar vermiştir. <br />
“Celcelutiye’nin esası ve ruhu El-Kasemü’l-Cami ve El-İsmü’l-Azam (dır.)’ İmam-ı Ali RA nın mühim ve müdakkik Üveysî şakirdi ve İslâmiyet’in en meşhur hücceti Hüccet-ül İslâm İmam-ı Gazalî (ra) diyor ki: vahy Peygamber(sav)’e nâzil olduğu vakit Ali(ra)’ye emretti: Yaz. O da yazdı. Sonra nazmetti.’ <br />
<br />
Hz ALİ<br />
Celcelutiye’nin aslı vahiydir esrarlıdır gelecek zamana bakıyor ve gelecekteki işlerden haber veriyor.Hazreti Ali(ra)’ın en meşhur Kaside-i Celcelutiyesi, baştan nihayete kadar nevi hesab-ı ebcedî ve cifir ile te’lif edilmiş ve matbaalarda basılmıştır Celcelutiye, Süryanice bedi’ demektir ve bedi’ manasındadır.<br />
<br />
<br />
Hz ALİ<br />
İbni Mülcem hz aliyi zehirledi yakalanıp hz alinin huzuruna getirildi hz ali bunun yemeğini yedirip, istirahatini temin edin. Yaşayacak olursam cezalandırır ya da affederim. Ölürsem cezasını verin, fakat haddi aşıp Müslümanların kanına girmeyin. Zira Allah haddi aşanları sevmez!” buyurmuştur<br />
<br />
<br />
Hz Ali Hayatı<br />
Medine dönemindeki tüm savaşlara katılan hz ali savaşçılığı ve cesareti ile bilinir üçüncü halife Osman bin Affan'ın şehit edilmesinin ardından halifeliğe getirilmiştir.*Hz Ali ilmi, cesareti, imanı, dürüstlüğü, adanmışlığı, sadıklığı, cömertliği ile bilinip anılır tefsir, fıkıh ve dini düşünce alanında üstünlüğü kabul görülür<br />
<br />
Hz Ali Hayatı<br />
Hz ali Mekke'de Recep ayının 13. günü, Zilhicce ayının yedinci günü, Kâbe'nin iςinde dünyaya geldi (M.S. 599). Annesi Fatıma hz Ali'yi doğurmak üzere iken Kâbe duvarına dayandı.duvarın yarıldığına ve bir sesin içeri gelmesini söylediğine inanılır. Dördüncü gün dışarı çıktığında Fatıma'nın kucağında bir erkek çocuğu vardır. <br />
<br />
Hz Ali Hayatı<br />
Hz alinin doğumuyla Ebu Talib ve ailesine müjde verilir, hz Muhammed herkesten önce gelip bebeği kucağına alır ve Ali'nin ismini kimin verdiği konusunda iki farklı görüş vardır; birincisi Ebu Talib'e ismin ilham olduğu ,ikincisi ise bebeğe ismi hz Muhammed'in verdiğidir.<br />
<br />
Hz Ali Hayatı<br />
Hz Ali'nin annesi,hz Muhammed'in dedesi Abdülmuttalib'in kardeşi olan Haşim'in kızıdır. Abdülmuttalib öldüğünde, hz Muhammed'e annelik eden onu koruyup kollayan ve İslâm Peygamberi'nin ilk eşi Hatice bint Hüveylid'in ardından Müslüman olan ikinci kadındır.<br />
Hz alinin babası, Kureyş'in liderliğini babası Abdülmuttalib'den devralan Ebu Talib tir<br />
<br />
Hz Ali Hayatı<br />
Ebu Talib, dedesinin ölümü sonrası kimsesiz kalan hz Muhammed'i himayesine aldı ve ölümüne dek 43 yıl himayesini sürdürdü. Hz Muhammed peygamberliğini ilan ettiğinde Kureyş, Ebu Talibden ölümüne değin, çekinmiş ve hz Muhammed'e zarar verememişlerdir.*<br />
<br />
Hz Ali Hayatı<br />
Hz Ali'nin çocukluk dönemi, İslâm peygamberinin çocukluğunun geçtiği evde geçmiştir. Her ikisi de Ebu Talib'i baba ve yönetici tanıyorlardı hz Fatımaya anne diyorlardı. Hz Ali çocukluğunda hz muhammed ile olan ilişkisini . hutbelerinde şöyle anlatır: "Çocuktum henüz, o beni bağrına basar, yatağına alır koklardı, lokmayı ςiğner, ağzıma verir yedirirdi... <br />
<br />
<br />
Hz Ali Hayatı <br />
Hz Ali çocukluğunda hz muhammed ile olan ilişkisini . hutbelerinde şöyle anlatır her an, devenin yavrusu, nasıl anasının ardından giderse, onun ardından giderdim; o her gün bana huylarından birini öğretir ve ona uymamı buyururdu. Her yıl Hira Dağı'na çekilir, kulluğa koyulurdu. Onu ben görürdüm, başkası görmezdi.hz Muhammed, hz Ali'yi omzuna alır Mekke'nin dağlarında, vadilerinde ve sokaklarında dolaştırırdı<br />
<br />
<br />
Hz Ali Hayatı<br />
Şîʿa ve Alevî inancına göre hz Ali, Müslümanlar arasında ilk iman getiren, 'Kâbe'de dünyaya gelen tek insan'dır. Sünnî inancına göre ise, hz Muhammed'in eşi hz Hatice'den sonra iman etmiş ikinci müslümandır Mekke'lilerin İslâm peygamberini katletme kararı aldıkları hicret gecesinde hz Ali, canı pahasına, peygamberin yatağına yatmıştır.tefsircilerin görüşüne Allah fedakârlığına şu ayeti nazil etmiştir:<br />
"İnsanlardan öylesi de vardır ki, Allah'ın rızasını arayıp kazanmak amacıyla canını satar." (Bakara/207)<br />
<br />
<br />
Hz Ali Hayatı<br />
Hz Muhammed hz ali sayesinde hivret gecesi gizlice evden ayɾılaɾak emniyet içeɾisinde Medine'ye gitmiştir İslâm peygambeɾinin emniyete kavuşmasından sonɾa emɾi üzeɾine, hz Muhammed'e emanet olan mallaɾı sahipleɾine iade edeɾek annesini, hz Çatışmayı alarak hz alide Medine'ye haɾeket etmiştiɾ.<br />
<br />
<br />
Hz Ali Hayatı<br />
Hz Ali Medine'de hz Muhammed ile biɾlikteydi. kaɾdeşlik akdi okunduğunda hz Muhammed hz Ali'yi kaɾdeşliğe layık göɾdü. Kızı Fatıma'yı zevce olaɾak ona münasip göɾdü. Biɾ yıl sonɾa da ilk çocukları hz Hasan dünyaya geldi.<br />
<br />
Hz Ali Hayatı<br />
İfk Olayı,hz Aişe'nin 15 yaşında iken, biɾ sefeɾ dönüşünde kocası hz Muhammed'i genç biɾ Müslüman askeɾle aldattığı iddiasıdıɾ. İddia Müslümanlaɾ aɾasında yayıldığında aldığı tutum nedeniyle hz Aişe'nin hz Ali'ye daɾıldığı, bu nedenle hz Ali'nin hilafetini desteklemediği düşünülüɾ.<br />
<br />
<br />
Hz Ali Hayatı<br />
Hz Ali eşleɾinden ve caɾiyeleɾinden olma 14 eɾkek çocuk, 18 kız çocuk sahibidir.nesli, Hasan, Hüseyin, Muhammed Abbas ve Ömeɾ adındaki oğullaɾından tüɾemiştiɾ. Oğullaɾından çoğu Keɾbela Savaşı'nda hayatını kaybetmiştiɾ.*Hz Ali'nin ilk eşi İslâm peygambeɾinin kızı hz Fatıma'dıɾ.hz Ali hz Fatıma vefat edene evlenmemiştiɾ. Fatıma'dan 5 çocuğu olmuştuɾ; Hasan, Hüseyin, Zeynep, Ümmü Gülsüm, Rukiyye ve Mûhsin ibn Ali. Mûhsin, hz Fatıma'ın kaɾnında vefat etmiştiɾ.<br />
<br />
Hz Ali Hayatı<br />
Muhammed Abd Allâh Hicɾet'i emɾettiğinde, Ali'yi Mekke'lileɾin emanetleɾini dağıtması ve müşɾikleɾi atlatması iςin Mekke'de bıɾaktı. Hz Ali göɾevini tamamlayıp hz Muhammed'den sonɾa Medine'ye ulaştı. Medine'de Peygambeɾ Muhammed, Allah'ın Fatıma'ya hz aliyi lâyık göɾdüğünü bildiɾdi ikisini evlendiɾdi. <br />
<br />
Hz Ali Hayatı<br />
Hz Ali, hz Muhammed komutasında aktif ɾolleɾ aldı; tüm savaşlaɾa katıldı, oɾdu komutanlığı, tebliğ elςiliği göɾevleɾini icɾa etti.Hâlife Osman ibn-i Affân'ın suikast sonucu ölmesiyle, halife seςileɾek İslâm Devleti'nin başına geçti. <br />
<br />
Hz Ali Hayatı<br />
Hz alinin Yönetiminde ilk iç savaş İlk Fitne patlak veɾdi. Hz Ali, Kûfe'de mescitte ibâdet edeɾken Haɾicîleɾ'den Mülcem taɾafından hançeɾli saldıɾıya uğɾadı şehit oldu. Kûfe yakınlaɾında topɾağa veɾildi.*<br />
<br />
<br />
Hz Ali Hayatı<br />
Hz ali İlk İslâm kaynaklaɾında Kâbe'nin iςinde doğan ilk ve tek insandır hz Ali'nin babası kabile şefi Ebu Talib, annesi Fatıma bint Esed'diɾ,hz Ali, hz Muhammed'in evinde ve gözetiminde büyümüştüɾ. Hz Muhammed, peygambeɾliğini ilan edip İslâmiyet'e davet ettiğinde hz Ali bu daveti kabul eden Şia'ya göɾe ilk, Sünnileɾe göɾe hz Hatice'nin aɾdından ikinci insandıɾ.*<br />
<br />
<br />
Hz Ali Hayatı<br />
Hz Ali, İslâm Dünya'sında imanı, adaleti, ülke yönetimi, düɾüstlüğü, savaşçılığı, cesaɾeti ilmi ile anılıɾ. İslâm taɾikatlaɾının çoğu, köken olaɾak hz Ali'yi gösteɾip soyundan geldikleɾini iddia edeɾleɾ. Hz Ali İslam taɾihinde en çok taɾtışılan şahsiyetleɾden biɾidiɾ*Hz Ali, hz Muhammed'in tüm savaşlaɾına sancaktaɾ olaɾak katıldı. Tebük sefeɾi'ne hz Muhammed'in emɾi ile Medine'de kaldığı iςin katılmamıştıɾ.<br />
<br />
Hz Ali Hayatı<br />
Müslümanlaɾ'ın biɾ kısmı, hz Ali'nin, halifeleɾi kabul ettiğine inanıɾ ancak halifeliğine kadaɾ savaşa katılmamış olması, diğeɾleɾini halife kabul etmediğine yoɾuluɾ.hz Osman şehit edilince, halk hz Ali'ye biat edeɾek hilafete seçti. <br />
<br />
Hz Ali Hayatı<br />
Hz Osman taɾaftaɾlaɾının biɾ kısmı onun katilini bulana kadaɾ hz Ali'yi hâlife kabul etmediler Müslüman toplumu iç savaşa süɾüklendi. İslâm hz Ali ile Muâviye öndeɾliğinde ikiye bölündü. Müslüman toplumunu ilk kez iç savaşa süɾükleyen bu duɾuma İlk Fitne" deniɾ.<br />
<br />
Hz Ali Hayatı<br />
Hz Ali, 4 yıl 9 ay süɾen hilâfet'inde peygambeɾ sünnetine uydu. Toplumda ıslahâtlaɾa başvuɾdu.<br />
Ali bin Ebu Talib,islamdaki kaɾışıklıklaɾı yatıştıɾmak iςin Basɾa yakınlaɾında ittifak kuɾan peygambeɾin dul eşi Aişe, Talha ve Zübeyɾ İslâmiyet'in simalaɾı ile savaştı. Hz Ali'nin zafeɾi ile sonuçlanan savaşta Talha ve Zübeyɾ şehit edildi.Savaş hz Aişe'nin devesinin etɾafında geɾçekleştiği iςin Aɾaρça cemel (deve) Vakası olaɾak biliniɾ.<br />
<br />
Hz Ali Hayatı<br />
Hz Ali Nehɾevanda ɾakipleɾini yendi savaştan sonɾa, Haɾicîleɾ'den üç kişi Mekke'de Müslümanlaɾın müzakeɾeleɾ yaρtılar hz Ali'yi öldüɾmeyi kaɾaɾlaştıɾdılaɾ. Mûlcem, Ali'yi öldüɾmek için Kûfe'ye haɾeket etti. Kûfe'de hz ali mescitte ibâdet edeɾken Haɾicîleɾ'den Mûlcem'in zehiɾli kılıcıyla yaɾalandı.saldıɾının amacı Nahɾevan yenilgisinin intikamını almaktı.*<br />
<br />
Hz Ali Hayatı<br />
Hâlife Ali Mûlcem'in kılıç daɾbesinden sonɾa şöyle dedi: 'Kâbe'nin Rabbine andolsun ki, kuɾtuluşa eɾdim'! İki gün evinde yattıktan sonɾa, hicɾetin 40. yılı Ramazan ayının 21. günü hz ali vefat etti (M.S. 661). Defnedildiği yeɾi uzun süɾe yalnızca yakınlaɾı bilmiş ve yaklaşık biɾ asıɾ sonɾa İmâm Câʿfeɾ es-Sâdık onun mezaɾının Necef'te olduğunu açıklamıştıɾ.Hz Ali vefat edince hilâfet, 20 yıllığına, uzun yıllaɾ savaştığı Muâviye'nin eline geçti. <br />
<br />
<br />
<br />
<br />
ALEVÎ-ALEVÎLİK<br />
Dördüncü halife Hz. Ali'nin soyundan gelen, onu sahâbe ve diğer halîfelerden üstün tutan mezhebe mensup kimse. Alevîlik düşüncesi, hz Ali'ye uyup onun Kur'an'daki nâs ve Resulullah (s.a.s.)'ın vasiyetiyle imamlığa tayin edildiğini ileri süren; imametin onun soyundan dışarı çıkmayacağına inanan ve onu sahâbelerden üstün gören zümrelerin başlattığı hareketin genel adıdır. <br />
<br />
ALEVÎ-ALEVÎLİK<br />
Bu harekete katılanlar, hz Ali'ye (r.a.) uydukları için Alevî taraftar olanlara tarafını tutan' anlamında "Şia İslâm âlimleri Alevîlik için 'Râfıza' 'Ravâfız' tabirlerini kullanırlar. İslâm tarihinde Hz. Peygamber'den sonra halîfe olarak Hz. Ali'yi tanıyanlara, Ali'ye mensup,Ali taraflısı anlamında "Alevî" tabiri kullanıldı.<br />
<br />
ALEVÎ-ALEVÎLİK<br />
Alevîlik, halifelikte Hz. Ali'nin hakkının yendiğini, Hz. Peygamber'den sonra Ebû Bekre bey'at etmekle, İslâm'a aykırı hareket ettiği iddiasını yansıtır. Hz. Ali'nin hilâfette hakkını şu sebeplere dayandırırlar hz Ali Hz. Peygamber'in* varisiydi. İslam'ı ilk kabul edendir. Hz. Muhammed (s.a.s.)'in amcasının oğlu ve damadıdır. İslâm savaşlarının kahramanı Hz. Muhammed'in en yakın yardımcısıdır Hz. Muhammed (s.a.s.) hz Ali'ye olan sevgisini ve güvenini bildirerek, onun halîfe olacağına işaret etmiştir. <br />
<br />
ALEVÎ-ALEVÎLİK<br />
Alevîler hz Ebû Bekir, hz Ömer ve* hz Osman'ın halifeliğini batıl saydılar.şerîat kurallarına ve Hz. Peygamber'in sünnetine aykırı görerek savaşmayı seçtiler Ancak, Hz. Peygamber'in, Hz. Ali hakkında söylediklerini Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer gibi diğer büyük Sahâbîler hakkında da söylemiştir hastalandığında imamlığa Hz. Ebû Bekr'i geçirmiştir. Hz. Peygamber, müslümanların başına kimin geçeceğini belirtmeden dünyadan ayrılmıştır.<br />
<br />
ALEVÎ-ALEVÎLİK<br />
Efendimiz halife olacak kişiyi belirtmemiştir eğer hadîs olsaydı, Hz. Ebû Bekr'in halife seçildiği konuşma ve müzâkerelerde söz edilmesi gerekirdi. ashâb-ı kîrâm,Hz. Peygamber'den işittiğini nakletmekten çekinmeyecek derecede üstün mezîyetlere sahiptir.Allah Resulü'nün cenazesiyle uğraştığında halîfelik seçiminde hazır bulunamayan Hz. Ali ile halifelik seçiminin istişare edilmemiş olması eksiklik sayılabilir. <br />
<br />
ALEVÎ-ALEVÎLİK<br />
Ensâr'ın hilâfet konusunu müzâkere eden* topluluğa Hz. Ömer'le Hz. Ebû Bekr sonradan katılmıştı. Bu önemli meselede yanlış adım atılmaması için işin kısa sürede çözülmesi gerekiyordu seçimde Hz. Ebû Bekir halife seçilmiş* Hz. Ali de hz* Ebû Bekr'e bey'at etmiştir.<br />
<br />
<br />
<br />
ALEVÎ-ALEVÎLİK<br />
Şia, îtikâdî ve siyasî bir mezheptir* Alevîlik, Hz. Ebû Bekr es-Sıddık'a (r.a.), Ömer el-Faruk'a (r.a.) ve Osman Zünnureyn (r.a.)'e buğz ve düşmanlık taşıyan bir tarîkat görünümündedir. Bu iftiraya* sebep Emevilerdir. Emeviler devrinde, hz Ömer in hilâfetine kadar hutbelerde ehl-i beyte hakaret edilir lânetler okunurdu.emevilerin yanlış hareketleri müslümanları bağlamazdı emevilerin hilâfet konusundaki yanlışlarını göze alarak müslümanları zalim göstermek haksızlıktır* hakdan sapmadır. <br />
<br />
ALEVÎ-ALEVÎLİK<br />
Resulullah'ın üç halifesi ve Ashâb Ebi Talib hakkında düşmanlık yapmamışlardır Alevîlik, parçalanmış tarîkatlara ayrılmıştır.bunları İmam Ebu Câ'fer in içtihatlarıyla amel eden müslümanlarla aralarında fark görmeyen yeryüzünde Allah'ın hâkimiyetini istediklerini haykıran Ca'feriyye ve Zeydiye kollarına bağlı müslümanlarla karıştırmamak gerekir. <br />
Câferîlerle, Zeydîleri Alevî kolları Batînîler, * Karmatîler, kuzey Afrika ve Mısır'da hüküm süren Fâtımîlerden, Anadolu Alevîlerinden, Lübnan ve Suriye'deki Dürzî ve Nusayrîlerden ayırt etmek gerekir.<br />
<br />
ALEVÎ-ALEVÎLİK<br />
Alevîlerden Gulât yani aşırı gidenler Hz. Ali'de,ilâhî nitelikler ve özellikler olduğuna Allah'ın Ali'nin varlığında, insan suretinde çıktığını, hz alinin* ilâh-insan olduğunu söyleyenler bile çıktı. Ali'nin mehdi olduğunu, ölmediğini ve kıyamet gününden önce dünyada adaleti sağlayacağını öne sürdüler. Bunlar "sebeîler"dir. <br />
<br />
ALEVÎ-ALEVÎLİK<br />
İslâm'da ilk dînî ayrılık* ilk Alevîlik, Hz. Ali hayatta iken San'alı Yahudi Sebe'nin telkini ile başlamıştır. Hz Ali'nin ve soyundan olmayan Sem'an, Mansur Hattâb, Müslim gibi Ali ile aile bağı bulunmayan sadece taraftarlık yapan yabancıların öncülük ettiği farzları terketmenin caiz olduğuna imanın, imamı bilmekten ibaret bulunduğuna inanan Alevî kolları meydana çıkmıştır.<br />
<br />
ALEVÎ-ALEVÎLİK<br />
Alevî kollarını birleştiren Câ'fer es-Sâdık tarafında inanışlarında İslâm'a aykırı bulunduğu için kovulan, İmam Câfer'in lânetlemesine uğrayan Mansur el-İclî ile Ebû'l-Hattâb'ın ekolü, "İsmâiliye Yedi İmam" mezhebini oluşturmuştur. Batınîlik adı verilen mezhep Yemen'de kökleşmiş, Irak, İran, Horasan ve Türkistan'a kol atmış ve batıda Endülüs'e kadar yayılmıştır. <br />
<br />
ALEVÎ-ALEVÎLİK<br />
Batıni yedi imam mezhebinden olanlar Bahreyn'de Ahsâ'da Karmatiyye mezhep ve hükümetini, Kûfe'de ve Basra'da birçok ihtilâlleri, Mağrip'te Alevî Hükûmeti"ni,Mısır'da Fâtımî halifeliğini vücûda getirmişlerdir. Cebel-i Dürûz'da Lübnan'da yaşayan "Dürzîlik"te* Batınîlikten doğmuştur. Muhammed Nusayr de Suriye, Lübnan Adana yöresinde Nusayrîlik"i kurmuştur.<br />
<br />
ALEVÎ-ALEVÎLİK<br />
Hz. Ali'nin ölümünden sonra Kerbelâ olayında* Hz. Hüseyin'in şehadeti ile Alevîler siyasî bir görüş çevresinde toplandı* Şia (Şiîlik) İran'da gelişip Alevî mezhebinin özünü oluşturdu* İslâm ordusunun doğuya doğru ilerlediğini gören İran, bağımsızlığını kaybedeceğini anlayınca, Hz. Ali taraftarlığını benimsedi. <br />
<br />
ALEVÎ-ALEVÎLİK<br />
Anadolu Alevîliği Batınîlik'in devamı değildir. Yesevî, Kalenderî, Hayderî gibi Türk tarikatlarının, Hurûfiliğin, Vücûdiyye ve Dehriyye inançlarının Türk gelenek ve göreneklerinin halk şiirinin yaşadığı bir dünyadır.tenâsüh", "hulûl", "ibâha "iştirak" ilkeleriyle Türk şölenlerini andıran âyinler görülür. XIII. yüzyılda Anadoluda Orta Asya'dan Horasan'dan göçen bilgin ve mutasavvıfların derin etkileri olmuştur. <br />
<br />
ALEVÎ-ALEVÎLİK<br />
Harezm'li göçmenler, Anadolu'nun dînî havasının değişmesine yol açmışlardır. tarihi kökenlere dayanan Alevîlik günümüzde varlığını sürdürmektedir. Şiîlik, Bektâşîlik ve Kızılbaşlık gibi Alevî kollarının özel törenleri, toplantıları bulunmaktadır.Hz. Hüseyin'in Kerbelâ'da şehid edildiği 10. Muharrem günü kutsal olup, matem kabul edilir. <br />
<br />
ALEVÎ-ALEVÎLİK<br />
Şiîler kerbela gününde anma törenleri düzenler, dövünür, ağlar, yakınırlar. Kızılbaş ve Bektâşîler günün acısını çeker, dövünmezler. Alevî törenlerinin en büyüğü kadınların da katıldığı "cem âyini"dir. cuma günleri düzenlenir. Cem âyininin küçüğüne "dernek" denir. toplantılar sazlı sözlü, içkili olur. zikirler yapılır. dede sure veya ayet okur. <br />
<br />
ALEVÎ-ALEVÎLİK<br />
cem'âyininden başka "görgü âyini", canlardan birinin diğerini şikâyeti hâlinde "sorgu âyini" düzenlenir. Nevrûz,bahar bayramı, hem de Hz. Ali'nin doğum günü sayıldığı için kutsal kabul edilir ve törenler düzenlenir .Alevîlik İran'da ve Anadolu'da şiir ve edebiyatla yayılmıştır. Alevîlerin şairleri Nesimî, Fuzûlî, Hatâî, Pîr Sultan Abdal, Kul Himmet, Yeminî ve Virânî'dir. Nesimî ve Fuzûlî dışındakiler batinîdirler.Yollarını dîn ekolü ve İslâmiyetin esası kabul eden Alevîler, Hz. Peygamber, Hz. Ali, Oniki İmam ve Hacı Bektaş Velî'yi öncü sayarlar<br />
<br />
Kerbela<br />
Hz. Hüseyin Efendimizin şehadetle neticelenen kıyama kalkmasının haklı nedenleri vardı Yezid halifelik taşımıyordu. Sahabeler ve Hz. Hüseyin (r.a.) Yezid’e biat etmemişlerdi.mü’minlerin halifesi olmaya en layık olan hz hüseyindi<br />
<br />
<br />
Kerbela<br />
Hz. Hüseyin (r.a.) Yezid’e biat etmediği için kıyam devlet başkanına karşı değildi.onu yoldan çevirenler Yezid’e* Kûfelilerle karşı çıktığı* için karşı çıkmışlardır.amcaoğlu Abbas,* gitmek istiyorsan Irak tarafına değil Yemene git” diye tavsiyede bulunmuş ve şöyle demiştir: “Sen nereye gidiyorsun? Babanı öldüren ve ağabeyin Hasan’a kötülük yapan bir kavme mi gidiyorsun? <br />
<br />
Kerbela<br />
Hz hüseyinin amcaoğlu* abbas hz hüseyine söyle demiştir Ey amcamın oğlu gitmek niyetinde isen şimdilik* kal. Irak düşmanlarını çıkarsın Sonra sen gidersin.Mekke’de kalmak istemiyorsan Irak’a değil Yemen’e git.”Hz. Hüseyin (r.a.) yezidin nasıl bir cani olduğunun farkındaydı. kendisinin Mekkede kalmasını isteyenlere şu cevabı vermiştir: “Benim şu veya bu yerde öldürülmem, Mekke’de öldürülüp buranın kutsallığının ihlal etmemden* daha sevimlidir.”<br />
<br />
Kerbela<br />
Hz. Hüseyin (r.a.) Kufe’ye hareket etmeden amcaoğlu Akil’i Kufe’ye gönderermiş Kufeliler* Akil’i hararetle karşılayarak 12,000 kişi* anda biat etmiştir. Bu durumu gören Müslimin faaliyetleri Yezid’e ulaşınca Küfe valisi Ensar’dan Beşir’i görevden alarak yerine Basra valisi Ubeydullah Ziyad’ı atamış. zalim kurnaz olan Ziyad Kûfe’ye girmiş Küfe ileri gelenlerini sarayına çağırarak hesaba çekmiş esir olarak tutmuştur.<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
Kerbela<br />
Hz. Hüseyin ve beraberindeki Ehli Beyt (Radiyallahu anhum) Kerbela çölünde Kufeliler tarafından yapayalnız bırakıldılar kufeliler hz hüseyine karşı savaştılar.Bu olay keşke yaşanmasaydı ama yaşandı. Bu facia Kerbela’yı kutsallaştırmamalı şehid edilen Ehli Beyti putlaştırmamalıdır <br />
<br />
Kerbela<br />
Bazı grupların kerbelayı istismar dinle alakası olamayan olayların türetilmesine alet etmeleri olaya aşırı anlamlar yükleyerek siyasi simge haline getirmeleri istismar ve sapıklıktır. Örneğin Şii Büreyh oğulları Devleti hicri 352 (m.963) de Aşure günü Bağdat halkı için ağlama ve yas tutma günü ilan etmiş, çarşı ve pazarların açılmasını yasaklamıştır. <br />
<br />
Kerbela<br />
O günlerden günümüze geldiğimizde İslam dışı kutlamaların yapıldığını görüyoruz Hz. Hüseyin Efendimiz bütün kutlamalardan uzaktır. Allah Resulü (sav) Efendimiz şöyle buyurmuştur: “Yanaklarını döven, yakalarını yırtan ve cahiliye davasıyla ortaya çıkanlar bizden değildir. “Ben, yaygaracı, saçını yolan ve elbisesini, yakasını-paçasını yırtan kadınlardan beriyim<br />
uzağım” (Müslim).<br />
<br />
Kerbela<br />
İbni Kesir şöyle toparlıyor: “kerbela olayı sebebiyle elbette her Müslümanın üzülmesi gerekir* bu doğaldır. şehit edilen Hz. Hüseyin, Müslümanların önderlerinden, seyitlerinden ve sahabenin fakihlerindendir.Allah Resulü’nün en faziletli kızı Hz. Fatma’nın (ra) oğludur. Ancak Şia’nın yaptıkları gibi yapmak da doğru değildir.<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
HZ HÜSEYİN<br />
hicretin 4. yılı Şaban ayının 5. günü Medine-i Münevvere’de doğdu. O günün sevincine melekler katıldı.*Hz.*Hüseyin (r.a.)’ın doğduğu eve geldiler. Guruplar halinde ziyaret ettiler ve Resûl-i Ekrem (s.a.) efendimizle tebrikleştiler.Rasûlullah (s.a.) Hz. Ali’yi kapıda bekçi bıraktı. Kimseyi içeriye almadı. Meleklerin ziyareti tamamlanınca Efendimiz ashâbını içeriye buyur etti.<br />
<br />
HZ HÜSEYİN<br />
Hz. Ali (r.a.)ye hz hüseyinin ziyaretine gelen meleklerin sayısı soruldu* Efendimiz: “Nerden, nasıl bildin ya Ali?” diye sordu. Hz.*Ali (r.a.) da: “Melekler gurup gurup geliyorlardı. Her biri ayrı bir dil konuşurlardı ve sayılarını bildirirlerdi,” diye cevap verdi. Efendimiz (s.a.): “Allah aklını ziyâde etsin ey Ali!” buyurdu.<br />
<br />
<br />
<br />
HZ HÜSEYİN<br />
Hz.Hüseyin (r.a.)’ın doğumunda Hz. Abbas (r.a.)’ın hanımı Fadl bir gece şiddetli,korkulu bir rüya gördü. Sabahleyin Resûl-i Ekrem (s.a.)’in yanına gitti Ya Rasûlallah! Bir rüya gördüm çok korktum,” Ya Rasûlallah! Sizin vücudunuzdan bir parçanın kesilip evime konulduğunu gördüm” dedi. Bunun üzerine Efendimiz (s.a.): “Hayır olsun inşaallah! Fâtıma’nın bir oğlu olacak, sen de ona sütünü emzireceksin,” buyurdular.<br />
<br />
HZ HÜSEYİN<br />
Hz. Hüseyin doğunca* Ümmü’l-Fadl onu eve götürdü sütünü emzirdi bir gün çocuğu Rasûlullah (s.a.)’e götürdü. Efendimiz torununu aldı kucağına oturttu. Onu öptü, başını okşadı ve sevdi. Çocuk Efendimizin üzerini ıslattı. Fadl çocuğu efendimizin kucağından aldı. Çocuk ağlamaya başladı. Rahmet Peygamberi Ey Ümmü’l-Fadl! Allah iyiliğini versin. Sen onu ağlatmakla beni üzdün,” buyurdu.<br />
<br />
<br />
<br />
HZ HÜSEYİN<br />
Rahmet ve şefkat peygamberi Efendimiz, torunları Hz.*Hasan*ve Hüseyin (r.anhüm)’ü çok severlerdi. onları kucağında severken Zeyd (r.a.) gördü. Efendimiz’in onlar hakkında şöyle buyurduğunu işitti: “Allah’ım! Bunlar benim kızımın oğullarıdır. Ben bunları seviyorum. Sen de onları sev. Onları sevenleri de sev,” buyurdu.<br />
<br />
HZ HÜSEYİN<br />
İki Cihan Güneşi efendimiz sokakta çocuklara selâm verir Onlarla ilgilenirdi.ashabıyla giderken Hüseyin’in oynadığını gördü. Efendimiz hem gülüyor hem peşinden koşuyordu. Onun yüzünü mübarek eliyle sevdi ve yanaklarından öptü. Ashabına döndü ve: “Hüseyin bendendir. Ben de Hüseyin’denim! Allah’ı seven Hüseyin’i sever! Hüseyin torunlardan bir torundur,” buyurdu.<br />
<br />
HZ HÜSEYİN<br />
Hz. Hasan*ve Hüseyin (r.anhüm) İki Cihan Güneşi Efendimizin şefkat ve merhamet pınarından içerek büyüdüler* mübârek dizlerinde oturarak, sevgi dolu gönlünden feyizler alarak yetiştiler. Etrafa nur saçan tebessümleri ve iltifatlarıyla gözlerini, gönüllerini nurlandırdılar.nübüvvet nuruyla geliştiler. Gece-gündüz fırsat bulunca dedelerinin kucağına koşarlardı. ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Şafii de saç spreyi..]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-safii-de-sac-spreyi</link>
			<pubDate>Wed, 26 Jul 2017 14:36:30 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=32340">YuTo</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-safii-de-sac-spreyi</guid>
			<description><![CDATA[Selamun aleyküm. Yaşım 17. Ben Manisa doğumluyum ancak annem babam Muş doğumlu ve hâliyle şafii mezhebindeniz. Namaza 11 yaşında başladım ve o yaştan itibaren hep şafii mezhebine göre öğrendim bir çok şeyi. Mezhep nedir bilmiyordum önceden, sonradan 14-15 yaşlarımda öğrendim. Çevrem Hanefi mezhepli insanlarla dolu. Yalnızca ailemiz tamamen şafii. Bu bilgilerden sonra sormak istediğim soruya gelelim; gencim, saçıma özen gösteriyorum ve saçlarımı seviyorum. Saçlarıma sprey sıkmak istiyorum ve bazende sıkıyorum kullanıyorum ancak araştırdım ki şafii mezhebinde içerisinde alkol bulunduğu için saç spreyi uygun görülmüyor, namaza engel oluyor deniliyor. Bi kısım yerler ise Şafii mezhebine göre; "Esans, parfüm ve benzeri şeyleri kullanıma elverişli hale getirebilmek amacıyla bunlara katılan az miktardaki katkı maddeleri, necis olsalar bile görmezden gelinebilecek ve affedilecek necasetlerden sayılmıştır." diyor. Ben bu saç spreyini kullanmak istiyorum ama namaza engel oluyor mu birde size danışmak istedim. <br />
Cevabınızı bekliyorum, Allah razı olsun...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Selamun aleyküm. Yaşım 17. Ben Manisa doğumluyum ancak annem babam Muş doğumlu ve hâliyle şafii mezhebindeniz. Namaza 11 yaşında başladım ve o yaştan itibaren hep şafii mezhebine göre öğrendim bir çok şeyi. Mezhep nedir bilmiyordum önceden, sonradan 14-15 yaşlarımda öğrendim. Çevrem Hanefi mezhepli insanlarla dolu. Yalnızca ailemiz tamamen şafii. Bu bilgilerden sonra sormak istediğim soruya gelelim; gencim, saçıma özen gösteriyorum ve saçlarımı seviyorum. Saçlarıma sprey sıkmak istiyorum ve bazende sıkıyorum kullanıyorum ancak araştırdım ki şafii mezhebinde içerisinde alkol bulunduğu için saç spreyi uygun görülmüyor, namaza engel oluyor deniliyor. Bi kısım yerler ise Şafii mezhebine göre; "Esans, parfüm ve benzeri şeyleri kullanıma elverişli hale getirebilmek amacıyla bunlara katılan az miktardaki katkı maddeleri, necis olsalar bile görmezden gelinebilecek ve affedilecek necasetlerden sayılmıştır." diyor. Ben bu saç spreyini kullanmak istiyorum ama namaza engel oluyor mu birde size danışmak istedim. <br />
Cevabınızı bekliyorum, Allah razı olsun...]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kırklar İnancı Kökeni ( Peygamber'in Miracı)]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-kirklar-inanci-kokeni-peygamber-in-miraci</link>
			<pubDate>Wed, 15 Jun 2016 22:17:32 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=31179">EHLİ HAHİKAT</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-kirklar-inanci-kokeni-peygamber-in-miraci</guid>
			<description><![CDATA[Alevi-Bektaşi'nin Miraç İnancı Kırklar İncıyla dile getirilir.. şii'lerin Miraç anlayışı ise.. Kırkları kabul etmez, Sünni Miraç anlayışını benimser. kaynak olarakm ise en eski kaynak GHz. Muhammed'in torunu İmam Caferi Sadık'ın   "BUYRUK" adlı eserinde görülür. sonradında ise hemen hemen bütün Alevi-bektaşi  kaynaklarında rastlanır. <br />
<br />
Şimdi bu konuyla ilgili Bilgi sunalım..<br />
<br />
<br />
öncelikle Miraç'ın bilimsel anlamda ne anlama geldiği üzeinde durulacak..Miraç kelimesi ARAPÇADA BİLİMSEL ANLAMDA ELE ALINACAK, sonrasında sünni anlayıştaki miracı kendi içerisindeki çelişmelerini, aktaracağım. Sonraki mesajımda ise Alevi-bektaşi teolojisinde. Miraç ve peygamber'in Mihracındaki Kırklar anlayışını sizinle paylaşacağım..<br />
<br />
<br />
MİRAÇ: Sözcüğü arapçadır. yükseğe çıkmak, yükselerek yol almak anlamına gelen "URUÇ" sözcüğünden türetilmiştir...<br />
<br />
Kur'an-ı Kerim'de bu sözcük astronomik zamanla ölçülemeyecek biçimde manevi yükselme/ruhsal bir yükseliş anlamına gelmektedir.. başka bir değişle bu yükseliş metafizik bir yükseliştir. nitekim MEARİC SURESİ'NİN 4. Ayetinde.. şöyle denilmektedir..<br />
<br />
" Melekler ve ruh O'na (Tanrı) ölçüsü elli bin yıl olan bir günde uruç ederler."<br />
<br />
"Uruç" sözcüğünden hareketle anlamlandırılan Miraç sözü, yüksek derece/ Yüksek mertebe anlamına gelmektedir... Aynı zamanda bu sözcük, manevi yükseliş için kullanılan her çeşit araç-gereç ve yol anlamına da gelmektedir.<br />
<br />
Miraç konusuyla ilgili ele alınması gereken bir başka sözcükte "İSRA" sözcüğüdür... bu sözcük arapça'da "gece yürüyüşü" anlamına gelmektedir...<br />
<br />
İsra Suresi 1. Ayet:<br />
<br />
"...Geceleyin kendisine ayetlerimizden bir bölümünü gösterelim diye kulunu Mescid-i Haram'dan, çevresini kutlu kıldığımız Mescid-i Aksa'ya küfürlü içeriküren (tanrı) eksik niteliklerden uzaktır. O, gerçekten işitendir, görendir."<br />
<br />
Bu ayet, Mirac'ın gece olduğuna kanıttır. Mirac olayıyla ilgili bir diğer sözcükte "burak" sözcüğüdür. Bu sözcük arapçadaki.. "berk" yani şimşek sözcüğünden türetilmiştir. Burada hıza dikkat çekilmek istenmiştir... Miraç'ın metafizik bir olay olmasıyla örtüşen bu sözcük.. sözcüğün herhangi bir varlık değil.. simgesel bir anlama sahip olduğuna kanıttır...<br />
<br />
Sünni (hanifi) İnanışta... peygamber, Mekke devrinin sonlarına doğru bir gece tanrı tarafından, mekke'den Kudüs'te bulunan Mescid'i Aksaya'ya isra7gece yürüşü yoluyla küfürlü içerikürülür, oradan da sidre'l- Münteha ve Cennetül Me'va'ya yükseltilir. Bu noktaya kadar kendine refekat eden Cebrail refakati bırakır ve peygamber, "refref" adı veilen bir vasıta ile Tanrı katına kadar getirilir...<br />
<br />
Hz. Peygamber, mekke'den Kudüs'e olan yürüyüşünü Burak ile yapar, Kudüs'e gelmeden yolda Hz. Musa ile karşılaşır orada 2 rekat namaz kılarlar, mescid-i Aksa'da ise O'nu bütün peygamberler karşılarlar, Hz. peygamber bütün peygamberlerle 2 rekat namaz kılar ve hutbe okur.<br />
<br />
Yine başka bir rivayete görede, Hz. İsa'nın doğduğu Betlaham'a uğrar, orada da 2 rekat namaz kılar,ve bugünkü Kubbe-tü's Sahra'nın bulunduğu yerden Muallak taşının üzerinden. peygamber gögün katmanlarına çıkar.. sırasıyla yedi arş geçer..bütün peygamberlerle görüşür. (kaynak: Buhari, Müslim, Nesai ve Kütüb-ü Sitte)<br />
<br />
SÜNNİ/Şİİ ANLAYIŞINDA MİRAÇ VE ÇELİŞKİLERİ<br />
<br />
1- Sünni islam anlayışında ilk olarak mirac'ın kaç kez olduğu konusunda tartışma vardır... Birçok sünni itikatte.. Biri mekke'de diğeri Medine'de olmak üzere en az iki kez Hz. peygamber'in Miraca çıktığından tutunda, ikisi Mekke'de, 118'i Medine'de toplam 120 kez Miraç yaşandığına ilişkin hadisler bile vardır.<br />
<br />
2- Sünni/şii itikatler içinde.. ikinci büyük çelişki ve tartışma ise..Miraç'ın mahiyeti ile ilgilidir. Kimisi Hz. Peygamber'in Ruhen Miraca çıktığını savunurken.. Kimiside hem bedenen hem Ruhen çıktığını savunur...<br />
<br />
3- Sünni hadis kaynaklarının bir kısmı hem benen hem ruhen Miracın olduğunu savunurken.. bir kısmıda buna muhalefet eder, miracın rüya olduğunu savunur,miracın Ruhen olduğunu savunanlar peygamber'in eşi Hz. Aişeyi kaynak gösterirler.. Hz. Ayşe'ye göre Peygamber hep yanındadır, bedeni hiç yataktan ayrılmamıştır.dolayısıyla Miraç bedensel değil ruhsaldır...<br />
<br />
4- Kur'anda Peygamber'in diğer Peygamberlerle görüştüğü ve Allah ile namaz pazarlığı yaptığı ( hasa) iddiaları ise.. saçmalığın doruğudur.. Buna göre Peygamber Hz. Musa'nın akıl vermesiyle Allah'a ricada bulunuyor.. Böylelikle Kullarının 50 vakit namazla zorlanacağını anlamayan Allah, Hz. Musa'nın sözüyle gerçeğe erip namazı 5 vakte indiriyor.. böyle bir  miraca inancına sahip olan sünni inançın çelişkileri birden fazladır.<br />
<br />
Daha kendi aralarında ve şiilerle bile miraç konusunda hem fikir olamıyan sünni ve şii islam ekolleri hatta miracın sayısında bile birbirine giren bu islam ekolleri, her ne hikmetse. alevi-bektaşi miraç teolojisine ve Kırklar inancına taarruz ve saldırıda hem fikir içerisindedir.<br />
<br />
Saygı ve sevgilerimle<br />
<br />
Yazın oluşturulurken yararlanılan kaynaklar: <br />
<br />
<br />
1. İbn’i Hişam (M. ?-834) Siret-i ibn-i Hişam, c.2, sa.48-62, K.Y.<br />
2. Taberi (M.839-923), Tarih-i Taberi, c.2, sa.360-365, E.O.Y. <br />
3. İbnü’l-Esir (M.1160-1234), El-Kamil, c.2, sa.52-57, B.Y. <br />
4. İslam ansiklopedisi, Leyden tabı ma.Mirac ve İsra, M.E.B.Y.<br />
5. Şamil İslam Ansiklopedisi, mad. Mirac, Ş.Y.<br />
Ayrıca Sahih-i Buhari (M.810-869), hadis No: 227, D.İ.B.Y.<br />
6-Mustafa cemil kılıç. "Hangi sünnilik?, s. 54-75]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Alevi-Bektaşi'nin Miraç İnancı Kırklar İncıyla dile getirilir.. şii'lerin Miraç anlayışı ise.. Kırkları kabul etmez, Sünni Miraç anlayışını benimser. kaynak olarakm ise en eski kaynak GHz. Muhammed'in torunu İmam Caferi Sadık'ın   "BUYRUK" adlı eserinde görülür. sonradında ise hemen hemen bütün Alevi-bektaşi  kaynaklarında rastlanır. <br />
<br />
Şimdi bu konuyla ilgili Bilgi sunalım..<br />
<br />
<br />
öncelikle Miraç'ın bilimsel anlamda ne anlama geldiği üzeinde durulacak..Miraç kelimesi ARAPÇADA BİLİMSEL ANLAMDA ELE ALINACAK, sonrasında sünni anlayıştaki miracı kendi içerisindeki çelişmelerini, aktaracağım. Sonraki mesajımda ise Alevi-bektaşi teolojisinde. Miraç ve peygamber'in Mihracındaki Kırklar anlayışını sizinle paylaşacağım..<br />
<br />
<br />
MİRAÇ: Sözcüğü arapçadır. yükseğe çıkmak, yükselerek yol almak anlamına gelen "URUÇ" sözcüğünden türetilmiştir...<br />
<br />
Kur'an-ı Kerim'de bu sözcük astronomik zamanla ölçülemeyecek biçimde manevi yükselme/ruhsal bir yükseliş anlamına gelmektedir.. başka bir değişle bu yükseliş metafizik bir yükseliştir. nitekim MEARİC SURESİ'NİN 4. Ayetinde.. şöyle denilmektedir..<br />
<br />
" Melekler ve ruh O'na (Tanrı) ölçüsü elli bin yıl olan bir günde uruç ederler."<br />
<br />
"Uruç" sözcüğünden hareketle anlamlandırılan Miraç sözü, yüksek derece/ Yüksek mertebe anlamına gelmektedir... Aynı zamanda bu sözcük, manevi yükseliş için kullanılan her çeşit araç-gereç ve yol anlamına da gelmektedir.<br />
<br />
Miraç konusuyla ilgili ele alınması gereken bir başka sözcükte "İSRA" sözcüğüdür... bu sözcük arapça'da "gece yürüyüşü" anlamına gelmektedir...<br />
<br />
İsra Suresi 1. Ayet:<br />
<br />
"...Geceleyin kendisine ayetlerimizden bir bölümünü gösterelim diye kulunu Mescid-i Haram'dan, çevresini kutlu kıldığımız Mescid-i Aksa'ya küfürlü içeriküren (tanrı) eksik niteliklerden uzaktır. O, gerçekten işitendir, görendir."<br />
<br />
Bu ayet, Mirac'ın gece olduğuna kanıttır. Mirac olayıyla ilgili bir diğer sözcükte "burak" sözcüğüdür. Bu sözcük arapçadaki.. "berk" yani şimşek sözcüğünden türetilmiştir. Burada hıza dikkat çekilmek istenmiştir... Miraç'ın metafizik bir olay olmasıyla örtüşen bu sözcük.. sözcüğün herhangi bir varlık değil.. simgesel bir anlama sahip olduğuna kanıttır...<br />
<br />
Sünni (hanifi) İnanışta... peygamber, Mekke devrinin sonlarına doğru bir gece tanrı tarafından, mekke'den Kudüs'te bulunan Mescid'i Aksaya'ya isra7gece yürüşü yoluyla küfürlü içerikürülür, oradan da sidre'l- Münteha ve Cennetül Me'va'ya yükseltilir. Bu noktaya kadar kendine refekat eden Cebrail refakati bırakır ve peygamber, "refref" adı veilen bir vasıta ile Tanrı katına kadar getirilir...<br />
<br />
Hz. Peygamber, mekke'den Kudüs'e olan yürüyüşünü Burak ile yapar, Kudüs'e gelmeden yolda Hz. Musa ile karşılaşır orada 2 rekat namaz kılarlar, mescid-i Aksa'da ise O'nu bütün peygamberler karşılarlar, Hz. peygamber bütün peygamberlerle 2 rekat namaz kılar ve hutbe okur.<br />
<br />
Yine başka bir rivayete görede, Hz. İsa'nın doğduğu Betlaham'a uğrar, orada da 2 rekat namaz kılar,ve bugünkü Kubbe-tü's Sahra'nın bulunduğu yerden Muallak taşının üzerinden. peygamber gögün katmanlarına çıkar.. sırasıyla yedi arş geçer..bütün peygamberlerle görüşür. (kaynak: Buhari, Müslim, Nesai ve Kütüb-ü Sitte)<br />
<br />
SÜNNİ/Şİİ ANLAYIŞINDA MİRAÇ VE ÇELİŞKİLERİ<br />
<br />
1- Sünni islam anlayışında ilk olarak mirac'ın kaç kez olduğu konusunda tartışma vardır... Birçok sünni itikatte.. Biri mekke'de diğeri Medine'de olmak üzere en az iki kez Hz. peygamber'in Miraca çıktığından tutunda, ikisi Mekke'de, 118'i Medine'de toplam 120 kez Miraç yaşandığına ilişkin hadisler bile vardır.<br />
<br />
2- Sünni/şii itikatler içinde.. ikinci büyük çelişki ve tartışma ise..Miraç'ın mahiyeti ile ilgilidir. Kimisi Hz. Peygamber'in Ruhen Miraca çıktığını savunurken.. Kimiside hem bedenen hem Ruhen çıktığını savunur...<br />
<br />
3- Sünni hadis kaynaklarının bir kısmı hem benen hem ruhen Miracın olduğunu savunurken.. bir kısmıda buna muhalefet eder, miracın rüya olduğunu savunur,miracın Ruhen olduğunu savunanlar peygamber'in eşi Hz. Aişeyi kaynak gösterirler.. Hz. Ayşe'ye göre Peygamber hep yanındadır, bedeni hiç yataktan ayrılmamıştır.dolayısıyla Miraç bedensel değil ruhsaldır...<br />
<br />
4- Kur'anda Peygamber'in diğer Peygamberlerle görüştüğü ve Allah ile namaz pazarlığı yaptığı ( hasa) iddiaları ise.. saçmalığın doruğudur.. Buna göre Peygamber Hz. Musa'nın akıl vermesiyle Allah'a ricada bulunuyor.. Böylelikle Kullarının 50 vakit namazla zorlanacağını anlamayan Allah, Hz. Musa'nın sözüyle gerçeğe erip namazı 5 vakte indiriyor.. böyle bir  miraca inancına sahip olan sünni inançın çelişkileri birden fazladır.<br />
<br />
Daha kendi aralarında ve şiilerle bile miraç konusunda hem fikir olamıyan sünni ve şii islam ekolleri hatta miracın sayısında bile birbirine giren bu islam ekolleri, her ne hikmetse. alevi-bektaşi miraç teolojisine ve Kırklar inancına taarruz ve saldırıda hem fikir içerisindedir.<br />
<br />
Saygı ve sevgilerimle<br />
<br />
Yazın oluşturulurken yararlanılan kaynaklar: <br />
<br />
<br />
1. İbn’i Hişam (M. ?-834) Siret-i ibn-i Hişam, c.2, sa.48-62, K.Y.<br />
2. Taberi (M.839-923), Tarih-i Taberi, c.2, sa.360-365, E.O.Y. <br />
3. İbnü’l-Esir (M.1160-1234), El-Kamil, c.2, sa.52-57, B.Y. <br />
4. İslam ansiklopedisi, Leyden tabı ma.Mirac ve İsra, M.E.B.Y.<br />
5. Şamil İslam Ansiklopedisi, mad. Mirac, Ş.Y.<br />
Ayrıca Sahih-i Buhari (M.810-869), hadis No: 227, D.İ.B.Y.<br />
6-Mustafa cemil kılıç. "Hangi sünnilik?, s. 54-75]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Cemevi ve İslam İnancında  İbadet yeri]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-cemevi-ve-islam-inancinda-ibadet-yeri</link>
			<pubDate>Tue, 14 Jun 2016 17:24:27 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=31179">EHLİ HAHİKAT</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-cemevi-ve-islam-inancinda-ibadet-yeri</guid>
			<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Hz Muhammed saw]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-hz-muhammed-saw</link>
			<pubDate>Mon, 13 Jun 2016 03:33:27 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=31242">DogruYol5</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-hz-muhammed-saw</guid>
			<description><![CDATA[Hz Muhammedin Hz aişe ile 6 yaşında evlendi 9 yaşında <br />
Gerdeğe girdiği doğru mu?]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Hz Muhammedin Hz aişe ile 6 yaşında evlendi 9 yaşında <br />
Gerdeğe girdiği doğru mu?]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Alevilere Sordular?]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-alevilere-sordular</link>
			<pubDate>Sat, 28 May 2016 23:09:58 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=31179">EHLİ HAHİKAT</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-alevilere-sordular</guid>
			<description><![CDATA["...Önce doğruları görünüz ki yanlışları ayırabilesiniz..."<br />
İmam Caferi Sadık…<br />
<br />
<br />
Şimdi şahsımıza, İnancımıza ve sizlere yöneltilen soruları tek tek ele alalım ve kısaca cevaplarını açıklayalım:<br />
<br />
SORU: Aleviler neden camiye gitmezler?<br />
<br />
CEVAP:<br />
<br />
Alevilerin camiilere gitmemelerinin birçok nedeni vardır; bunlardan birkaçını sıralarsak:<br />
<br />
-Kur’anda ibadethane olarak secde edilen yer anlamına gelen “mescit” sözcüğü geçer. (Camii ismi geçmez)<br />
<br />
-Büyük camiileri muaviye(Lanetli soyun mensubu) yaptırmıştır.<br />
<br />
-Hz. Muhammedin torunlarını ve ona bağlı olanların katline ferman çıkarmıştır.(Ehlibeyt’e karşı çıkmışlardır.)<br />
<br />
-Hz. Ali'ye küfür hutbeleri okutturmuştur.<br />
<br />
Tevbe SURESİ 107;<br />
<br />
"....Bir de şunlar var: Tutup bir mescid yapmışlardır: Zarar vermek için, nankörlük/gerçeği örtmek için, inananları fırkalara bölmek için, daha önceden Allah ve resulüyle savaşmış kişiye gözetleme yeri kurmak için. "İyilik ve güzellikten başka bir şey istemiş değiliz!" diye gerile gerile yemin de edecekler. Allah şahittir ki, onlar kesinlikle yalancıdırlar...."<br />
<br />
Tevbe 108;<br />
<br />
"...Böyle bir mescidde sakın İbadete durma! Daha ilk gününde takva üzerine kurulan bir mescit,(burada cemevi işaret edilmektedir) içinde dua etmen için çok daha uygundur. Temizlenmek arzusu taşıyan erler vardır o mescitte.(mute kable ente mutu) Allah, temizlenenleri sever..."<br />
<br />
Camii ile cemevini karşılaştırırsak:<br />
<br />
<br />
Camiide rızalık alınıp, razılık verilmez.<br />
<br />
Cemevinde razı etmiş ve edilmiş olarak ibadet etmekteyiz.<br />
<br />
Camiilerde kadın erkek ayrımı vardır. Birlikte yan yana ibadet edemezler.<br />
<br />
Cemevlerimizde kadın erkek ayrımı yoktur. İbadete katılanlara CAN gözüyle bakılır.<br />
<br />
Camiilerde lokma dağıtılmaz, semah dönülmez, telli kuran, tevhit yoktur.<br />
Cemevlerimizde lokmalar dağıtılır, hizmetler görülür, Hakk aşkına semah dönülür, tevhitler okunur.<br />
<br />
Camiilerde inanç önderleri HOCALAR'dır(Bizler kesinlikle cami hocalarına İMAM demeyiz, Aleviler ancak Hz. Muhammed' in soyundan gelenlere tabidir. Yani Ehli beyte )<br />
<br />
Cemevlerimizde Evlad-ı Resul dedelerimizdir. Cemevleri aynı zamanda küslüklerin giderildiği, sorunların çözüldüğü mekânlardır.<br />
<br />
Camiilerde böyle bir durum söz konusu değildir.<br />
<br />
Bazıları, Alevilerin, İmam Ali camiide namaz kılarken şehit düşüldüğü için, camiilere gitmediğini söylerler. Bu yalnış bir bilgidir. İmam Ali evinin önünde, İbni mülcem tarafından, zehirli hançerle sırtından vurularak, Hakk'a yürümüştür<br />
<br />
Son olarak Alevilerin neden camiiye değil de, cemevine gittiğini özetlersek:<br />
<br />
"...Cemevi barış, özgürlük, eşitlik, ibadet, sevgi, yargı ve karar yeri, hizmet ve sohbet, dirlik ve birliğin korunup sergilendiği, ikrar ve iman, edeb ve erkân, tevella ve teberra, güvenin ve sevenin toplandığı, Hakk'a temanna ve Hakk'ın tecelli yeridir....”<br />
<br />
Erenler seni de ceme götürür<br />
Kalmış işlerini anda bitirir<br />
Gördüm Hak evinde mihman oturur<br />
Mihmanın gözüyle görebilirsen-<br />
<br />
Pir Sultan Abdal<br />
<br />
Kaynak: <br />
.<br />
1-Seyid derviş Tur, Erkanname]]></description>
			<content:encoded><![CDATA["...Önce doğruları görünüz ki yanlışları ayırabilesiniz..."<br />
İmam Caferi Sadık…<br />
<br />
<br />
Şimdi şahsımıza, İnancımıza ve sizlere yöneltilen soruları tek tek ele alalım ve kısaca cevaplarını açıklayalım:<br />
<br />
SORU: Aleviler neden camiye gitmezler?<br />
<br />
CEVAP:<br />
<br />
Alevilerin camiilere gitmemelerinin birçok nedeni vardır; bunlardan birkaçını sıralarsak:<br />
<br />
-Kur’anda ibadethane olarak secde edilen yer anlamına gelen “mescit” sözcüğü geçer. (Camii ismi geçmez)<br />
<br />
-Büyük camiileri muaviye(Lanetli soyun mensubu) yaptırmıştır.<br />
<br />
-Hz. Muhammedin torunlarını ve ona bağlı olanların katline ferman çıkarmıştır.(Ehlibeyt’e karşı çıkmışlardır.)<br />
<br />
-Hz. Ali'ye küfür hutbeleri okutturmuştur.<br />
<br />
Tevbe SURESİ 107;<br />
<br />
"....Bir de şunlar var: Tutup bir mescid yapmışlardır: Zarar vermek için, nankörlük/gerçeği örtmek için, inananları fırkalara bölmek için, daha önceden Allah ve resulüyle savaşmış kişiye gözetleme yeri kurmak için. "İyilik ve güzellikten başka bir şey istemiş değiliz!" diye gerile gerile yemin de edecekler. Allah şahittir ki, onlar kesinlikle yalancıdırlar...."<br />
<br />
Tevbe 108;<br />
<br />
"...Böyle bir mescidde sakın İbadete durma! Daha ilk gününde takva üzerine kurulan bir mescit,(burada cemevi işaret edilmektedir) içinde dua etmen için çok daha uygundur. Temizlenmek arzusu taşıyan erler vardır o mescitte.(mute kable ente mutu) Allah, temizlenenleri sever..."<br />
<br />
Camii ile cemevini karşılaştırırsak:<br />
<br />
<br />
Camiide rızalık alınıp, razılık verilmez.<br />
<br />
Cemevinde razı etmiş ve edilmiş olarak ibadet etmekteyiz.<br />
<br />
Camiilerde kadın erkek ayrımı vardır. Birlikte yan yana ibadet edemezler.<br />
<br />
Cemevlerimizde kadın erkek ayrımı yoktur. İbadete katılanlara CAN gözüyle bakılır.<br />
<br />
Camiilerde lokma dağıtılmaz, semah dönülmez, telli kuran, tevhit yoktur.<br />
Cemevlerimizde lokmalar dağıtılır, hizmetler görülür, Hakk aşkına semah dönülür, tevhitler okunur.<br />
<br />
Camiilerde inanç önderleri HOCALAR'dır(Bizler kesinlikle cami hocalarına İMAM demeyiz, Aleviler ancak Hz. Muhammed' in soyundan gelenlere tabidir. Yani Ehli beyte )<br />
<br />
Cemevlerimizde Evlad-ı Resul dedelerimizdir. Cemevleri aynı zamanda küslüklerin giderildiği, sorunların çözüldüğü mekânlardır.<br />
<br />
Camiilerde böyle bir durum söz konusu değildir.<br />
<br />
Bazıları, Alevilerin, İmam Ali camiide namaz kılarken şehit düşüldüğü için, camiilere gitmediğini söylerler. Bu yalnış bir bilgidir. İmam Ali evinin önünde, İbni mülcem tarafından, zehirli hançerle sırtından vurularak, Hakk'a yürümüştür<br />
<br />
Son olarak Alevilerin neden camiiye değil de, cemevine gittiğini özetlersek:<br />
<br />
"...Cemevi barış, özgürlük, eşitlik, ibadet, sevgi, yargı ve karar yeri, hizmet ve sohbet, dirlik ve birliğin korunup sergilendiği, ikrar ve iman, edeb ve erkân, tevella ve teberra, güvenin ve sevenin toplandığı, Hakk'a temanna ve Hakk'ın tecelli yeridir....”<br />
<br />
Erenler seni de ceme götürür<br />
Kalmış işlerini anda bitirir<br />
Gördüm Hak evinde mihman oturur<br />
Mihmanın gözüyle görebilirsen-<br />
<br />
Pir Sultan Abdal<br />
<br />
Kaynak: <br />
.<br />
1-Seyid derviş Tur, Erkanname]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Mezhep değiştirme]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-mezhep-degistirme</link>
			<pubDate>Fri, 04 Mar 2016 17:08:21 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=30939">thetigerclow</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-mezhep-degistirme</guid>
			<description><![CDATA[Selamün aleylüm Arkadaşlar bir sorum var.Ben Aleviyim Alevilik bir mezhep değil bir felsefe.Şimdi ben namazı Hanefiye göre kıldım.Hanefi mi oldum?Hanefi nasıl olunur?Bilindiği gibi mezhepler nasıl namaz kılacamıza yarıyor en başta.Aleviler şia değildir.Bende kendimi,şii,hisstemiyorum.Şiiler kerbela yıldönümünde kendilerini filan kılıçla kesiyorlar,4 halifiye hakaret edenler,Hz.Ayşe'ye dil uzatanlar var bu gibi sapıklıklar Alevilikte yok.Ee ben,hangi mezheptenim?<br />
Bazı kendini bilmez cahiller maalesef bazı akrabalarım Sunnilerin sadece camiye,gittiğine söyler.Not:Allah'tan annem imansız değil bana camiye git,Yasin oku der.Kendiside okur<br />
Edit:Bu cahiller köylüdür okuma yazma zor bilirler dini eğitim almaışlardır yalnız hepsi değil dayım 5 vakit namaz kılar.Ben dini,eğitimimi ortaokul ve lise,din hocalarımdan aldım sagolsunlar dua ezberlettiler,Cüz,ödevi verdiler,Peygamberimizin hayatını okutturdular.ŞU an lise 3e gidiyorum]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Selamün aleylüm Arkadaşlar bir sorum var.Ben Aleviyim Alevilik bir mezhep değil bir felsefe.Şimdi ben namazı Hanefiye göre kıldım.Hanefi mi oldum?Hanefi nasıl olunur?Bilindiği gibi mezhepler nasıl namaz kılacamıza yarıyor en başta.Aleviler şia değildir.Bende kendimi,şii,hisstemiyorum.Şiiler kerbela yıldönümünde kendilerini filan kılıçla kesiyorlar,4 halifiye hakaret edenler,Hz.Ayşe'ye dil uzatanlar var bu gibi sapıklıklar Alevilikte yok.Ee ben,hangi mezheptenim?<br />
Bazı kendini bilmez cahiller maalesef bazı akrabalarım Sunnilerin sadece camiye,gittiğine söyler.Not:Allah'tan annem imansız değil bana camiye git,Yasin oku der.Kendiside okur<br />
Edit:Bu cahiller köylüdür okuma yazma zor bilirler dini eğitim almaışlardır yalnız hepsi değil dayım 5 vakit namaz kılar.Ben dini,eğitimimi ortaokul ve lise,din hocalarımdan aldım sagolsunlar dua ezberlettiler,Cüz,ödevi verdiler,Peygamberimizin hayatını okutturdular.ŞU an lise 3e gidiyorum]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Sadece dinazor okusun.]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-sadece-dinazor-okusun</link>
			<pubDate>Wed, 17 Feb 2016 17:25:07 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=30788">Eskibanlıbirüye</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-sadece-dinazor-okusun</guid>
			<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Mezheplerin kolaylıklarını toplamak...]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-mezheplerin-kolayliklarini-toplamak</link>
			<pubDate>Sun, 15 Nov 2015 14:17:13 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=12567">taha yusuf</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-mezheplerin-kolayliklarini-toplamak</guid>
			<description><![CDATA[Bir işi, bir ibadeti yaparken başka bir mezhebi taklit eden kimse, kendi mezhebinden çıkmış, mezhep değiştirmiş olmaz. <br />
Dinimizin bildirdiği bir özrü yani mazereti olmayan kimsenin, kendi mezhebindeki ruhsatla amel etmesi caiz olmaz. Böyle olan kimsenin, başka mezheplerdeki kolaylıkları araştırması, mezhepleri telfik etmesi, birleştirmesi ise hiç caiz olmaz. Dürr-ül-muhtar ve bunun Redd-ül-muhtar haşiyesinde buyuruluyor ki:<br />
“Bir işi, ibadeti yaparken dört mezhebin kolaylıklarını araştırıp, bunlara göre yapmak batıldır. Mesela abdestli kimsenin derisinden kan aksa Şafii mezhebinde abdesti bozulmaz, Hanefi’de bozulur. Yabancı kadının derisine derisi değse Şafii’de bozulur, Hanefi mezhebine göre bozulmaz. Abdest aldıktan sonra derisinden kan akan ve derisi yabancı kadının derisine değen bir kimsenin bu abdestle kıldığı namaz sahih olmaz. Bunun gibi, bir işi bir mezhebe göre yaparken ikinci bir mezhebe de uymak söz birliği ile batıldır. Şafii mezhebine uyarak başının az bir yerini mesh eden kimseye köpek sürtünse, bu kimsenin Maliki’yi de taklit ederek, burasını yıkamadan kıldığı namaz sahih olmaz. Çünkü Şafii’de köpek sürtünenin namazı sahih olmaz. Maliki’de köpek necis değil ise de başının hepsini mesh etmesi lazımdır. Yine bunun gibi, tehditle, korkutularak yaptırılan talak, Hanefi’de sahih olur, diğer üç mezhepde sahih olmaz. Bu kimsenin Şafii mezhebine uyarak boşadığı kadın ile ve Hanefi’yi taklit ederek, bu kadının kız kardeşi ile aynı zamanda evli olması caiz değildir. Çünkü, bir iş yaparken mezhepleri telfik etmek yani kolaylıklarını arayıp bunlara göre yapmak söz birliği ile sahih değildir. Dört mezhepten hiçbirine uymadan bir şey yapmak da caiz değildir.”<br />
İbni Âbidin hazretleri namaz vakitlerini anlatırken buyuruyor  ki:<br />
“Sefer, yolculuk ve yağmur gibi özür olunca, öğleyle ikindiyi ve akşamla yatsıyı birlikte kılmak Şafii’de caizdir, Hanefi’de ise caiz değildir. Bir Hanefi seferi iken, meşakkat olmadığı halde, öğleyi ikindi vaktinde kılsa haram olur. İkindiyi öğle vaktinde kılsa hiç sahih olmaz. Şafii mezhebinde ise ikisi de sahih olur. Kendi mezhebine göre haraç yani meşakkat olduğu zaman, kendi mezhebindeki ruhsatla amel etmesi caiz olur. Ruhsat ile de yapmakta meşakkat olursa, başka mezhebi taklit etmek caiz ise de, o mezhepte, o ibadet için farz ve vacip olan şeyleri de yapması, ayrıca müfsitlerinden de sakınması lazımdır.”<br />
Bir işi, bir ibadeti yaparken başka bir mezhebi taklit eden kimse, kendi mezhebinden çıkmış, mezhep değiştirmiş olmaz. Yalnız o işi yaparken diğer mezhebin şartlarına da uyması lâzımdır. Sünnet ve mekruhlarda yine kendi mezhebine uyar.<br />
<br />
Osman ÜNLÜ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Bir işi, bir ibadeti yaparken başka bir mezhebi taklit eden kimse, kendi mezhebinden çıkmış, mezhep değiştirmiş olmaz. <br />
Dinimizin bildirdiği bir özrü yani mazereti olmayan kimsenin, kendi mezhebindeki ruhsatla amel etmesi caiz olmaz. Böyle olan kimsenin, başka mezheplerdeki kolaylıkları araştırması, mezhepleri telfik etmesi, birleştirmesi ise hiç caiz olmaz. Dürr-ül-muhtar ve bunun Redd-ül-muhtar haşiyesinde buyuruluyor ki:<br />
“Bir işi, ibadeti yaparken dört mezhebin kolaylıklarını araştırıp, bunlara göre yapmak batıldır. Mesela abdestli kimsenin derisinden kan aksa Şafii mezhebinde abdesti bozulmaz, Hanefi’de bozulur. Yabancı kadının derisine derisi değse Şafii’de bozulur, Hanefi mezhebine göre bozulmaz. Abdest aldıktan sonra derisinden kan akan ve derisi yabancı kadının derisine değen bir kimsenin bu abdestle kıldığı namaz sahih olmaz. Bunun gibi, bir işi bir mezhebe göre yaparken ikinci bir mezhebe de uymak söz birliği ile batıldır. Şafii mezhebine uyarak başının az bir yerini mesh eden kimseye köpek sürtünse, bu kimsenin Maliki’yi de taklit ederek, burasını yıkamadan kıldığı namaz sahih olmaz. Çünkü Şafii’de köpek sürtünenin namazı sahih olmaz. Maliki’de köpek necis değil ise de başının hepsini mesh etmesi lazımdır. Yine bunun gibi, tehditle, korkutularak yaptırılan talak, Hanefi’de sahih olur, diğer üç mezhepde sahih olmaz. Bu kimsenin Şafii mezhebine uyarak boşadığı kadın ile ve Hanefi’yi taklit ederek, bu kadının kız kardeşi ile aynı zamanda evli olması caiz değildir. Çünkü, bir iş yaparken mezhepleri telfik etmek yani kolaylıklarını arayıp bunlara göre yapmak söz birliği ile sahih değildir. Dört mezhepten hiçbirine uymadan bir şey yapmak da caiz değildir.”<br />
İbni Âbidin hazretleri namaz vakitlerini anlatırken buyuruyor  ki:<br />
“Sefer, yolculuk ve yağmur gibi özür olunca, öğleyle ikindiyi ve akşamla yatsıyı birlikte kılmak Şafii’de caizdir, Hanefi’de ise caiz değildir. Bir Hanefi seferi iken, meşakkat olmadığı halde, öğleyi ikindi vaktinde kılsa haram olur. İkindiyi öğle vaktinde kılsa hiç sahih olmaz. Şafii mezhebinde ise ikisi de sahih olur. Kendi mezhebine göre haraç yani meşakkat olduğu zaman, kendi mezhebindeki ruhsatla amel etmesi caiz olur. Ruhsat ile de yapmakta meşakkat olursa, başka mezhebi taklit etmek caiz ise de, o mezhepte, o ibadet için farz ve vacip olan şeyleri de yapması, ayrıca müfsitlerinden de sakınması lazımdır.”<br />
Bir işi, bir ibadeti yaparken başka bir mezhebi taklit eden kimse, kendi mezhebinden çıkmış, mezhep değiştirmiş olmaz. Yalnız o işi yaparken diğer mezhebin şartlarına da uyması lâzımdır. Sünnet ve mekruhlarda yine kendi mezhebine uyar.<br />
<br />
Osman ÜNLÜ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[İSLAMİ AÇIDAN MEZHEPLERE BAKIŞIMIZ...]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-islami-acidan-mezheplere-bakisimiz</link>
			<pubDate>Tue, 13 Oct 2015 12:27:12 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=30438">islamibakış</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-islami-acidan-mezheplere-bakisimiz</guid>
			<description><![CDATA[İSLAMİ AÇIDAN MEZHEPLERE BAKIŞIMIZ...<br />
Mezhep; Dinin farklı algılanması ve yorum farklılığı gibi manaları ihtiva eden görüş ayrılıklarıdır. Kısaca mezhepler, kendilerine delil olarak kur’an ve peygamberin farklı uygulamalarını esas almışlardır. İslamdan önceki dinler de mezhepler olduğu gibi İslam dininde de mezhepler vardır. Peygamber s.a.v. zamanın da mezhepler yoktu. Çünkü, islam’ı yaşayan, örneklik teşkil eden canlı tek bir otorite vardı, o da peygamberdi. Peygamberin s.a.v. vefatının akabinin de yüz, yüz elli yıl sonra islam’ı bilen âlimlerin yaşadıkları coğrafya ve beldeler de halkın günlük sorunları ve sorularına verdikleri cevaplar, görüşler ve açıklamalarla devam etti.Daha sonraları halkın fırkalaşarak herkes takip ettiği âlimin İslam ilmihaline ve fıkhına göre mezhepler oluştu. Mezhep islamın altıncı yâda imanın yedinci şartı olmadığından kimse mezhebinden dolayı dinden çıkarılamayacağı gibi mezhepler’e bir sayı sınırlaması da konulamaz. Yani bırakın mezhep kurmayı mezhep imamlarının bugün bizim anladığımız gibi mezhep kurmak gibi bir düşünceleri de yoktu. Dört hak kitap der gibi, dört hak mezhep demek cahilliktir. Mezhebin ne olduğunu bilmemektir. Kraldan daha fazla kralcı olmaktır. Ne kur’an’da ne de sünnette böyle bir şey yoktur. Kimse Kendisini doğrunun merkezine koyamaz. İslam tarihine baktığımız zaman dört değil, belki de dört yüz mezheple karşılaşırız. Bugün ise dünya üzerinde onun üzerinde mezhep vardır. Diğer yüzler ce mezhebin olmayışı batıl oldukları için değil müntesipleri ve taraftarları kalmadığı içindir. Üstad Bediüzzaman hazretlerinin ifadesi ile” Bir kimse benim meşrebim ya da mezhebim doğrudur, Haktır diyebilir fakat yalnız Hak benim mezhebimdir demeye hakkı yoktur ‘’diyerek son noktayı koymuştur. Yine Üstat H. Hakverdi’nin belirttiği gibi”Bir Müslüman mezhepçi olamaz, mezhepsiz de olamaz bir Müslüman ancak bir mezhebe tabi olabilir “demiştir. Mezhep imamları kendilerini hakikatin yegâne temsilcisi olarak değil kendilerini islam’ın hizmetçisi görerek şöyle demişlerdir, ‘’Eğer bizim yanlış ve hatamızı görürseniz bize değil İslam’a uyun ‘’(Ebu HANİFE) diyerek bağnaz mezhepçilere mesaj vermişlerdir. Hak dört ya da beş değildir hak olan Allahın sözüdür, hak tektir ve oda İslam’dır. Dolayısı İle islam’ı mezheplere sıkıştırmak isteyenlere diyoruz ki; İslam hiçbir mezhebe, hiçbir anlayışa sığmaz. Mevlana’nın fil hikâyesin de anlatıldığı gibi birçokları parçayı bütün sanıyor.Kendi düşünce ve anlayışını islam’a dayatıyor. Benim İslamdan anladığım budur demek yerine, İslam budur demek despotik bir dayatmadır. İslam bütün insanlığı kucaklayan evrensel tek dindir. İslam’ın derinliğinden mezheplere bakmak yerine mezheplerin yüzeyselliğinden islam’a bakıp islam’ı dar mezhep kalıplarında boğmak, islam’ı kendi mezhebine kurban etmektir ki bu islam’a yapılan en büyük haksızlıktır.Kendi mezhebini tek hakikat olarak görenlere soruyoruz. Acaba Peygamber s.a.v. hangi mezhepten di? Şia mıydı yoksa Sünni miydi? Bu soruları sorarak mezhepleri inkâr etmiyoruz elbet . Bu sorularla mezhebin imanın ya da islam’ın olmazsa olmaz bir şartı olmadığını söylemek istiyoruz sadece . Bırakın da herkes kendi mezhebinde ve ırkında olsun. Hiçbir ırk diğer ırktan üstün olmadığı gibi,bir mezhebi diğer mezhepten üstün saymak da kimsenin görevi değildir. Bu sakat ve kirli düşüncelerin kaynağı İslam dışından İslam’a zarar vermeye çalışanlar tarafından ortaya çıkarılmıştır.Irkçılığı ya da mezhepçilik damarını kullanarak Müslümanları birbirine kırdırmak için silah olarak kullanmışlardır.Halkları Müslüman olan bir çok ülkenin başına kendi uşaklarını getirip bu ülkeleri başta Amerika ve İsrail’e peşkeş çektirip, gençleri asgari ücretle terbiye edenler, utanmadan İslam en iyi şekilde bizim ülkede yaşanıyor diyenler, faizi, içkiyi, kumarı, şirki ve fuhuş’u görmezlikten gelerek şişirme cümleler ile bu halkı kandırabileceklerini zannetme ahmaklığına düşmektedirler. Bu ahmaklar güruhuna soruyoruz bu halkı ve kendini kandırmak la bir yere varılıyor mu? Ya da bu söylemler İslami midir?Mezhebini din addedenlere tekrardan gelelim. Mezhep İslamın şartı değildir deyip kendi mezhebin den olmayanın itikadının bozuk olduğunu söylemek yetkisini yoksa Allah mı vermiştir? Herkes doğduğu coğrafyaya göre o mezhebin mensubu oluyorsa kendilerini hak, kendileri dışındakilerin mezheplerini batıl ilan edenlere soruyoruz. Yoksa (haşa)Mezhebi farklı olanların suçlusu Allah mıdır? Acaba kaç kişi kendi mezhebini kendisi seçmiştir?Mezhep ne zaman din, din ise ne zaman mezhep oldu? Çeşitli coğrafyalarda bir şia camisini bir Sünni camisini bombalayarak aradan çekilen hainler, yerli gözüken Amerika ve israil uşakları aracılığı ile saf Müslümanları birbirine düşürmek sureti ile küfür dünyasının tahtını sürmesine vesile olurken bir kısım Müslümanlar bu oyuna gelerek vahşice birbirinin kanını akıtmak sureti ile İsrail ve Amerika’ya taze kan olmuşlar dır. Büyük Şeytan ABD’ye taşeronluk yapan bu ülkelerin yönetimleri İslam mezhepleri arasında öyle bir fitne yaratmışlardır ki ve hal öyle bir vaziyete gelmiş ki Lübnanlı Sünni bir Âlim olan şeyh Hammud şöyle demiştir; “Eğer Arap yönetimlerin israil’e karşı savaşmasını istiyorsanız israil’in Şiileştiğini söylemeniz yeterlidir”.Müslümanların esas hedefi israil ve Amerika olması gerekirken hain ve yerli uşakların çalışmaları neticesin de bir kısım Müslümanlar birbirini kulaktan dolma bilgilerle tekfir etmişlerdir. İçki içen bir Ehl-i Sünneti gösterip bütün Sünnileri karalamak ne kadar yanlışsa, bozuk bir Şia mensubunu gösterip işte bütün Şia olanlar da böyledir demek bir o kadar mantıksızlık,haksızlık, vicdansızlık ve hainliktir.Amerika’nın ekmeğine yağ sürmektir. Kısaca bu tür bir düşünce perakende bakıp toptan hüküm vermektir. Buna örnek verecek olursak, Süleyman Demirel ne kadar iyi bir Sünni(! )ise Şah rıza pehlevi de o kadar iyi bir Şii(!) ydi. Şia’yı kötüleyen Sünni görünümlü birisi tek bir Şia kaynağını okumadığı halde Şia’yı karalarken, Ehl-i Sünnet’i okumayan Şia görünümlü birisi de ucuz bir şekilde birbirini kötüleyerek bilerek veya bilmeden İsrail ve Amerika’ya ödül vermişlerdir. Şia taraftar demektir yani İslam’ın taraftarı, Ehlisünnet, sünneti yaşamak demektir, Şialar da sünneti yaşamaktadır. İşin özüne baktığımız da Demek ki Şialar Sünnidir,Sünniler de Şia’dır. EMEVİ Sünniliği İle SAFEVİ Şii’liğini kimse bize örnek gösterip bunlar üzerinden Müslümanları birbirine düşürmeye kalkmasın.Müslümanların o kadar ortak noktası olmasına rağmen illaki ayrılık arayanlar ya ahmak ,cahil ya da haindirler. Üstad Bediüzzaman ‘’bir müslüman’ın on dokuz doğrusu varken bir yanlışı yüzünden on dokuz doğrusunu görmemek vicdansızlıktır ‘’demiştir. Ehlisünnetin bir prensibidir ki “ Ehli kıble olan tekfir edilemez” Müslümanlar birbirlerinin eksik ve ayıplarını değil birbirlerinin ortak noktalarında buluşarak küfür dünyasına bir mesaj vererek İslam düşmanlarının İslam dünyasını yıkıp yakarak işgal etmelerini ancak böylelikle engelleyebilirler. Birbiri ile kavga eden bir İslam dünyası İslam düşmanları için kolay yutulur bir lokmadır. Madem Allahımız bir, kitabımız bir, dinimiz bir, kıblemiz bir öyleyse birlik olmasını bilerek Allahın dinine sarılmalıyız. Allahın bizden istediği ayrılık değil birlik olmamızdır. O yüzden peygamberimiz s.a.v .“İslam tek millettir, küfür de tek millettir” demiştir. Merhum imam Humeyni “Şii’cilik ve Sünni’cilik yapanlar ne Şiidir ne de Sünni’dir ,bunlar İslam düşmanı hainlerdir” demiştir. Kısaca birlik yerine ayrılıktan söz eden kim olursa olsun bilerek ya da bilmeyerek İslam düşmanlarına (Büyük ŞEYTAN ABD ve SİYONİZM’in kalesi İSRAİL’e hizmet ediyor. Dünya Mazlum ve Müslümanlarının Lideri İmam Ali Hameney” Bazıları madem bu mezhepler fitneye sebep oluyor, Şiilik te sunilikte olmasın demektedirler, hâlbuki bu durumda üçüncü bir mezhep doğmaktadır. Doğrusu Şia, Şia olarak kalsın Sünni de Sünni olarak kalsın, ama kimse kimseyi karalamasın kimse kimseyi tekfir etmesin ‘’demektedir. başka sözünde ise; “Vahdeti ezberleyin eğer bir yerde İslami birlik yerine tefrikadan, ayrılıktan söz ediliyorsa orayı terk ederek onları boykot edin “demiştir. Yine imam Ali Hamenei “İngiliz modeli Şiilik ile Amerikan modeli Sünnilik islam’a aykırıdır” demiştir. Sorun insanların bir ırka ve mezhebe bağlı olması değil kendisini tek hakikat olarak görüp Müslüman kardeşine kendi mezhep ve ırkını dayatmasıdır.Ya Benim mezhebimdensin ya da senin itikadın bozuk. Sen dinden çıktın! Demek kimsenin hakkı değildir. Mezhebini din, dinini ise mezhep edinen bu anlayışa göre kendi mezhebinden olmayan sapıtmıştır, dinden çıkmıştır. Bu mantıkla hareket edenler düştükleri düşünsel sakatlığı bir türlü görememekte veya görmezlikten gelmektedirler. Mezhepler islam’ı anlamamız ve yaşamamız için bir yol ve yöntem sunmaktadır. İslam mezheplere bir referanstır. Dolayısı ile Mezhepler islamın sınırlarını değil, İslam mezheplerin sınırlarını çizer. Bunun aksini yapmaya çalışmak demek İslam’ı mezheplere hapsetmek demektir. Yüzyıllarca mezhepçilik yapanların yüzünden İslam dünyasına ayrılık,fitne fesad kan ve gözyaşından başka ne geldi ki?Bugün bazıları halen aynı türküyü ahmakça ve haince çalmaktadır. Mezhepleri fikir çeşitliliği, İslam’ın düşünce zenginliği olarak görmek yerine insanları ayrıştırmak, Müslümanları birbirine kırdırmak fitneye sebep olmaktır. Son olarak,Rabbimiz bizleri birlik ve beraberlikten ayırmasın, Allah bizleri bu ‘’tefrika tellalları’’nın şerrinden korusun VESSELAM.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[İSLAMİ AÇIDAN MEZHEPLERE BAKIŞIMIZ...<br />
Mezhep; Dinin farklı algılanması ve yorum farklılığı gibi manaları ihtiva eden görüş ayrılıklarıdır. Kısaca mezhepler, kendilerine delil olarak kur’an ve peygamberin farklı uygulamalarını esas almışlardır. İslamdan önceki dinler de mezhepler olduğu gibi İslam dininde de mezhepler vardır. Peygamber s.a.v. zamanın da mezhepler yoktu. Çünkü, islam’ı yaşayan, örneklik teşkil eden canlı tek bir otorite vardı, o da peygamberdi. Peygamberin s.a.v. vefatının akabinin de yüz, yüz elli yıl sonra islam’ı bilen âlimlerin yaşadıkları coğrafya ve beldeler de halkın günlük sorunları ve sorularına verdikleri cevaplar, görüşler ve açıklamalarla devam etti.Daha sonraları halkın fırkalaşarak herkes takip ettiği âlimin İslam ilmihaline ve fıkhına göre mezhepler oluştu. Mezhep islamın altıncı yâda imanın yedinci şartı olmadığından kimse mezhebinden dolayı dinden çıkarılamayacağı gibi mezhepler’e bir sayı sınırlaması da konulamaz. Yani bırakın mezhep kurmayı mezhep imamlarının bugün bizim anladığımız gibi mezhep kurmak gibi bir düşünceleri de yoktu. Dört hak kitap der gibi, dört hak mezhep demek cahilliktir. Mezhebin ne olduğunu bilmemektir. Kraldan daha fazla kralcı olmaktır. Ne kur’an’da ne de sünnette böyle bir şey yoktur. Kimse Kendisini doğrunun merkezine koyamaz. İslam tarihine baktığımız zaman dört değil, belki de dört yüz mezheple karşılaşırız. Bugün ise dünya üzerinde onun üzerinde mezhep vardır. Diğer yüzler ce mezhebin olmayışı batıl oldukları için değil müntesipleri ve taraftarları kalmadığı içindir. Üstad Bediüzzaman hazretlerinin ifadesi ile” Bir kimse benim meşrebim ya da mezhebim doğrudur, Haktır diyebilir fakat yalnız Hak benim mezhebimdir demeye hakkı yoktur ‘’diyerek son noktayı koymuştur. Yine Üstat H. Hakverdi’nin belirttiği gibi”Bir Müslüman mezhepçi olamaz, mezhepsiz de olamaz bir Müslüman ancak bir mezhebe tabi olabilir “demiştir. Mezhep imamları kendilerini hakikatin yegâne temsilcisi olarak değil kendilerini islam’ın hizmetçisi görerek şöyle demişlerdir, ‘’Eğer bizim yanlış ve hatamızı görürseniz bize değil İslam’a uyun ‘’(Ebu HANİFE) diyerek bağnaz mezhepçilere mesaj vermişlerdir. Hak dört ya da beş değildir hak olan Allahın sözüdür, hak tektir ve oda İslam’dır. Dolayısı İle islam’ı mezheplere sıkıştırmak isteyenlere diyoruz ki; İslam hiçbir mezhebe, hiçbir anlayışa sığmaz. Mevlana’nın fil hikâyesin de anlatıldığı gibi birçokları parçayı bütün sanıyor.Kendi düşünce ve anlayışını islam’a dayatıyor. Benim İslamdan anladığım budur demek yerine, İslam budur demek despotik bir dayatmadır. İslam bütün insanlığı kucaklayan evrensel tek dindir. İslam’ın derinliğinden mezheplere bakmak yerine mezheplerin yüzeyselliğinden islam’a bakıp islam’ı dar mezhep kalıplarında boğmak, islam’ı kendi mezhebine kurban etmektir ki bu islam’a yapılan en büyük haksızlıktır.Kendi mezhebini tek hakikat olarak görenlere soruyoruz. Acaba Peygamber s.a.v. hangi mezhepten di? Şia mıydı yoksa Sünni miydi? Bu soruları sorarak mezhepleri inkâr etmiyoruz elbet . Bu sorularla mezhebin imanın ya da islam’ın olmazsa olmaz bir şartı olmadığını söylemek istiyoruz sadece . Bırakın da herkes kendi mezhebinde ve ırkında olsun. Hiçbir ırk diğer ırktan üstün olmadığı gibi,bir mezhebi diğer mezhepten üstün saymak da kimsenin görevi değildir. Bu sakat ve kirli düşüncelerin kaynağı İslam dışından İslam’a zarar vermeye çalışanlar tarafından ortaya çıkarılmıştır.Irkçılığı ya da mezhepçilik damarını kullanarak Müslümanları birbirine kırdırmak için silah olarak kullanmışlardır.Halkları Müslüman olan bir çok ülkenin başına kendi uşaklarını getirip bu ülkeleri başta Amerika ve İsrail’e peşkeş çektirip, gençleri asgari ücretle terbiye edenler, utanmadan İslam en iyi şekilde bizim ülkede yaşanıyor diyenler, faizi, içkiyi, kumarı, şirki ve fuhuş’u görmezlikten gelerek şişirme cümleler ile bu halkı kandırabileceklerini zannetme ahmaklığına düşmektedirler. Bu ahmaklar güruhuna soruyoruz bu halkı ve kendini kandırmak la bir yere varılıyor mu? Ya da bu söylemler İslami midir?Mezhebini din addedenlere tekrardan gelelim. Mezhep İslamın şartı değildir deyip kendi mezhebin den olmayanın itikadının bozuk olduğunu söylemek yetkisini yoksa Allah mı vermiştir? Herkes doğduğu coğrafyaya göre o mezhebin mensubu oluyorsa kendilerini hak, kendileri dışındakilerin mezheplerini batıl ilan edenlere soruyoruz. Yoksa (haşa)Mezhebi farklı olanların suçlusu Allah mıdır? Acaba kaç kişi kendi mezhebini kendisi seçmiştir?Mezhep ne zaman din, din ise ne zaman mezhep oldu? Çeşitli coğrafyalarda bir şia camisini bir Sünni camisini bombalayarak aradan çekilen hainler, yerli gözüken Amerika ve israil uşakları aracılığı ile saf Müslümanları birbirine düşürmek sureti ile küfür dünyasının tahtını sürmesine vesile olurken bir kısım Müslümanlar bu oyuna gelerek vahşice birbirinin kanını akıtmak sureti ile İsrail ve Amerika’ya taze kan olmuşlar dır. Büyük Şeytan ABD’ye taşeronluk yapan bu ülkelerin yönetimleri İslam mezhepleri arasında öyle bir fitne yaratmışlardır ki ve hal öyle bir vaziyete gelmiş ki Lübnanlı Sünni bir Âlim olan şeyh Hammud şöyle demiştir; “Eğer Arap yönetimlerin israil’e karşı savaşmasını istiyorsanız israil’in Şiileştiğini söylemeniz yeterlidir”.Müslümanların esas hedefi israil ve Amerika olması gerekirken hain ve yerli uşakların çalışmaları neticesin de bir kısım Müslümanlar birbirini kulaktan dolma bilgilerle tekfir etmişlerdir. İçki içen bir Ehl-i Sünneti gösterip bütün Sünnileri karalamak ne kadar yanlışsa, bozuk bir Şia mensubunu gösterip işte bütün Şia olanlar da böyledir demek bir o kadar mantıksızlık,haksızlık, vicdansızlık ve hainliktir.Amerika’nın ekmeğine yağ sürmektir. Kısaca bu tür bir düşünce perakende bakıp toptan hüküm vermektir. Buna örnek verecek olursak, Süleyman Demirel ne kadar iyi bir Sünni(! )ise Şah rıza pehlevi de o kadar iyi bir Şii(!) ydi. Şia’yı kötüleyen Sünni görünümlü birisi tek bir Şia kaynağını okumadığı halde Şia’yı karalarken, Ehl-i Sünnet’i okumayan Şia görünümlü birisi de ucuz bir şekilde birbirini kötüleyerek bilerek veya bilmeden İsrail ve Amerika’ya ödül vermişlerdir. Şia taraftar demektir yani İslam’ın taraftarı, Ehlisünnet, sünneti yaşamak demektir, Şialar da sünneti yaşamaktadır. İşin özüne baktığımız da Demek ki Şialar Sünnidir,Sünniler de Şia’dır. EMEVİ Sünniliği İle SAFEVİ Şii’liğini kimse bize örnek gösterip bunlar üzerinden Müslümanları birbirine düşürmeye kalkmasın.Müslümanların o kadar ortak noktası olmasına rağmen illaki ayrılık arayanlar ya ahmak ,cahil ya da haindirler. Üstad Bediüzzaman ‘’bir müslüman’ın on dokuz doğrusu varken bir yanlışı yüzünden on dokuz doğrusunu görmemek vicdansızlıktır ‘’demiştir. Ehlisünnetin bir prensibidir ki “ Ehli kıble olan tekfir edilemez” Müslümanlar birbirlerinin eksik ve ayıplarını değil birbirlerinin ortak noktalarında buluşarak küfür dünyasına bir mesaj vererek İslam düşmanlarının İslam dünyasını yıkıp yakarak işgal etmelerini ancak böylelikle engelleyebilirler. Birbiri ile kavga eden bir İslam dünyası İslam düşmanları için kolay yutulur bir lokmadır. Madem Allahımız bir, kitabımız bir, dinimiz bir, kıblemiz bir öyleyse birlik olmasını bilerek Allahın dinine sarılmalıyız. Allahın bizden istediği ayrılık değil birlik olmamızdır. O yüzden peygamberimiz s.a.v .“İslam tek millettir, küfür de tek millettir” demiştir. Merhum imam Humeyni “Şii’cilik ve Sünni’cilik yapanlar ne Şiidir ne de Sünni’dir ,bunlar İslam düşmanı hainlerdir” demiştir. Kısaca birlik yerine ayrılıktan söz eden kim olursa olsun bilerek ya da bilmeyerek İslam düşmanlarına (Büyük ŞEYTAN ABD ve SİYONİZM’in kalesi İSRAİL’e hizmet ediyor. Dünya Mazlum ve Müslümanlarının Lideri İmam Ali Hameney” Bazıları madem bu mezhepler fitneye sebep oluyor, Şiilik te sunilikte olmasın demektedirler, hâlbuki bu durumda üçüncü bir mezhep doğmaktadır. Doğrusu Şia, Şia olarak kalsın Sünni de Sünni olarak kalsın, ama kimse kimseyi karalamasın kimse kimseyi tekfir etmesin ‘’demektedir. başka sözünde ise; “Vahdeti ezberleyin eğer bir yerde İslami birlik yerine tefrikadan, ayrılıktan söz ediliyorsa orayı terk ederek onları boykot edin “demiştir. Yine imam Ali Hamenei “İngiliz modeli Şiilik ile Amerikan modeli Sünnilik islam’a aykırıdır” demiştir. Sorun insanların bir ırka ve mezhebe bağlı olması değil kendisini tek hakikat olarak görüp Müslüman kardeşine kendi mezhep ve ırkını dayatmasıdır.Ya Benim mezhebimdensin ya da senin itikadın bozuk. Sen dinden çıktın! Demek kimsenin hakkı değildir. Mezhebini din, dinini ise mezhep edinen bu anlayışa göre kendi mezhebinden olmayan sapıtmıştır, dinden çıkmıştır. Bu mantıkla hareket edenler düştükleri düşünsel sakatlığı bir türlü görememekte veya görmezlikten gelmektedirler. Mezhepler islam’ı anlamamız ve yaşamamız için bir yol ve yöntem sunmaktadır. İslam mezheplere bir referanstır. Dolayısı ile Mezhepler islamın sınırlarını değil, İslam mezheplerin sınırlarını çizer. Bunun aksini yapmaya çalışmak demek İslam’ı mezheplere hapsetmek demektir. Yüzyıllarca mezhepçilik yapanların yüzünden İslam dünyasına ayrılık,fitne fesad kan ve gözyaşından başka ne geldi ki?Bugün bazıları halen aynı türküyü ahmakça ve haince çalmaktadır. Mezhepleri fikir çeşitliliği, İslam’ın düşünce zenginliği olarak görmek yerine insanları ayrıştırmak, Müslümanları birbirine kırdırmak fitneye sebep olmaktır. Son olarak,Rabbimiz bizleri birlik ve beraberlikten ayırmasın, Allah bizleri bu ‘’tefrika tellalları’’nın şerrinden korusun VESSELAM.]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>