<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[İslami Forum - Ahir Zaman-Ahiret]]></title>
		<link>https://islamiforum.net/</link>
		<description><![CDATA[İslami Forum - https://islamiforum.net]]></description>
		<pubDate>Sat, 04 Jul 2026 01:55:53 +0000</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[Olmayacak heva ve hevesler peşinde koşmak doğru mu?]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-olmayacak-heva-ve-hevesler-pesinde-kosmak-dogru-mu</link>
			<pubDate>Sat, 23 Nov 2024 16:09:45 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=33131">Forumdaüyeolan</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-olmayacak-heva-ve-hevesler-pesinde-kosmak-dogru-mu</guid>
			<description><![CDATA[Dünyadayken olmayacak hevesler peşinde koşmak doğru mu? Olmayacak heva be hevesler peşinde koşmaktansa daha devamlı ve kalıcı,ahiret nimetlerini tercih etmek lazımdır. Dünyada hepimizin hevesleri ve hayalleri vardır. Bu hayel ve heveslerin hepsi gerçek olmaz. Pek çoğumuz olmayacak heveslerin peşinde koşarız. Mesela hayal ettiğimiz gibi biriyle tanışmak, hayal ettiğimiz gibi bir ev, hayal ettiğimiz gibi bir araba,hayalini kurduğumuz gibi bir meslek,düzelmeyecek bir kusurun düzeldiğini hayak etmek, hayalini kurduğumuz hayvanlar ve eşyalar ve pek çok hayal daha.. Hayallerimizin ve heveslerimizin pek çoğu ahiretten yani kıyamet koptuktan sonra gerçekleşebilir. Orada daha devamlı ve kalıcı cennet nimetleri bulunur. Unutmamak lazımki, hayallerimizin pek çoğu cennete girersek gerçekleşecektir ve burada bulunan nimetler ebedi olarak devamlıdır. Bu yüzden dünyada olmayacak heveslerin peşinden gitmek yerine, çabamız daha çok ahiret için olmalıdır. Çünkü ahirette cennete girersek, daha hayırlı olan ve tekrar hatırlatalım, devamlı ve kalıcı olan nimetlere kavuşacağız ve bu ebedi olacak. Cennet için ise kötülüklerimizin,iyiliklerimizden az olması, yani iyiliklerimizin fazla olması esas önemli olandır. Yapmamız gereken,iman edip salih amel işlemek ve imanlı olabilmek ve imanlı ölmektir. Olabildiği kadar kötülüklerden uzak durmakta önemlidir. Kıyametten sonraki hayat olan ahiretteki cenneti hak edenlerin,bu saadeti elde etmesine Allah yardım etsin.Amin.<br />
<br />
Cuma günü ve cuma gecesi 100 salevat getirenin 30'u dünyada,70'i ahirette 100 haceti yerine gelir.(Şeyh Nazım Kıbrisi hz. rivayet ediyor.)<br />
Resulullah buyuruyor:<br />
“Kim günde 100 defa bana salavat getirirse, Allah onun 100 ihtiyacını yerine getirir. Bunlardan 70 tanesini ahiret için, 30 tanesini de dünya için kabul eder.” (İbn Kayyım el-Cevziyye, Cilaü’l-efham, s. 509)<br />
<br />
“De ki: Allah’ın dışında taptığınız şeylere tapmak bana yasak edildi. De ki: Ben sizin hevâlarınıza uymam, aksi hâlde sapıtırım da hidayete erenlerden olamam.” (En’âm, 56)<br />
<br />
“…Bil ki onlar, sırf heveslerine uymaktadırlar. Allah’tan bir yol gösterici olmaksızın kendi hevesine uyandan daha sapık kim olabilir! Elbette Allah zâlim kimseleri hidâyete iletmez.”(Kasas, 50)<br />
<br />
“De ki: «Ey Ehl-i kitap! Dîninize âit konularda haksız yere haddi aşmayın. Daha önce gelip geçenlerden hem kendisi sapmış, hem de birçok insanları saptırmış olanların ve şimdi de doğru yoldan sapan birtakım kimselerin hevâ ve heveslerine uymayın!” (Mâide, 77)<br />
<br />
“Şimdi Rabbından bir beyyine üzerinde bulunan kimse hiç o kötü ameli kendine süslü gösterilmiş de hevâ ve hevesleri ardına düşmüş kimselere benzer mi?” (Muhammed, 14)<br />
<br />
<br />
“Üm­me­tim adı­na en çok kork­tu­ğum şey; ne­fis­le­ri­nin he­vâ­la­rı­na uy­ma­la­rı­dır.” (Bkz. Heysemî, I, 187; Sü­yû­tî, I, 12)<br />
<br />
Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur:<br />
“Cehennem, nefse hoş gelen şeylerle kuşatılmış; cennet de nefsin istemediği şeylerle çepeçevre sarılmıştır.” (Buhârî, Rikâk, 28; Müslim, Cennet, 1. Ayrıca bkz. Ebû Dâvûd, Sünnet, 22; Tirmizî, Cennet, 21; Nesâî, Eymân, 3)<br />
<br />
“Kim de Rabbinin makamında durup hesap vermekten korkar da nefsini hevâ ve heveslerden alıkoyarsa, şüphesiz onun varacağı yer cennettir.” (Nâziât 79/40-41)<br />
<br />
Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurur:<br />
“Akıllı kişi, nefsine hâkim olan ve ölüm sonrası için çalışandır. Âciz kişi de, nefsini hevâsına tâbi kılan ve Allah’tan dileklerde bulunup duran (bunu kâfî gören)dir.” (Tirmizî, Kıyâmet, 25/2459. Ayrıca bkz. İbn-i Mace, Zühd 31; Ahmed, IV, 124; Hâkim, IV, 251)<br />
<br />
Ebû Hâtim Hazretleri buyurur:<br />
“Kardeşim! Dört şeyi dört yere ertelersen cennete girersin:<br />
–Uykuyu kabre,<br />
–Övünmeyi Mîzân’a,<br />
–Rahatı Sırât’a,<br />
–Nefsin arzularını da cennete.”<br />
Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Müslümanın Gönül Dünyası, Erkam Yayınları]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Dünyadayken olmayacak hevesler peşinde koşmak doğru mu? Olmayacak heva be hevesler peşinde koşmaktansa daha devamlı ve kalıcı,ahiret nimetlerini tercih etmek lazımdır. Dünyada hepimizin hevesleri ve hayalleri vardır. Bu hayel ve heveslerin hepsi gerçek olmaz. Pek çoğumuz olmayacak heveslerin peşinde koşarız. Mesela hayal ettiğimiz gibi biriyle tanışmak, hayal ettiğimiz gibi bir ev, hayal ettiğimiz gibi bir araba,hayalini kurduğumuz gibi bir meslek,düzelmeyecek bir kusurun düzeldiğini hayak etmek, hayalini kurduğumuz hayvanlar ve eşyalar ve pek çok hayal daha.. Hayallerimizin ve heveslerimizin pek çoğu ahiretten yani kıyamet koptuktan sonra gerçekleşebilir. Orada daha devamlı ve kalıcı cennet nimetleri bulunur. Unutmamak lazımki, hayallerimizin pek çoğu cennete girersek gerçekleşecektir ve burada bulunan nimetler ebedi olarak devamlıdır. Bu yüzden dünyada olmayacak heveslerin peşinden gitmek yerine, çabamız daha çok ahiret için olmalıdır. Çünkü ahirette cennete girersek, daha hayırlı olan ve tekrar hatırlatalım, devamlı ve kalıcı olan nimetlere kavuşacağız ve bu ebedi olacak. Cennet için ise kötülüklerimizin,iyiliklerimizden az olması, yani iyiliklerimizin fazla olması esas önemli olandır. Yapmamız gereken,iman edip salih amel işlemek ve imanlı olabilmek ve imanlı ölmektir. Olabildiği kadar kötülüklerden uzak durmakta önemlidir. Kıyametten sonraki hayat olan ahiretteki cenneti hak edenlerin,bu saadeti elde etmesine Allah yardım etsin.Amin.<br />
<br />
Cuma günü ve cuma gecesi 100 salevat getirenin 30'u dünyada,70'i ahirette 100 haceti yerine gelir.(Şeyh Nazım Kıbrisi hz. rivayet ediyor.)<br />
Resulullah buyuruyor:<br />
“Kim günde 100 defa bana salavat getirirse, Allah onun 100 ihtiyacını yerine getirir. Bunlardan 70 tanesini ahiret için, 30 tanesini de dünya için kabul eder.” (İbn Kayyım el-Cevziyye, Cilaü’l-efham, s. 509)<br />
<br />
“De ki: Allah’ın dışında taptığınız şeylere tapmak bana yasak edildi. De ki: Ben sizin hevâlarınıza uymam, aksi hâlde sapıtırım da hidayete erenlerden olamam.” (En’âm, 56)<br />
<br />
“…Bil ki onlar, sırf heveslerine uymaktadırlar. Allah’tan bir yol gösterici olmaksızın kendi hevesine uyandan daha sapık kim olabilir! Elbette Allah zâlim kimseleri hidâyete iletmez.”(Kasas, 50)<br />
<br />
“De ki: «Ey Ehl-i kitap! Dîninize âit konularda haksız yere haddi aşmayın. Daha önce gelip geçenlerden hem kendisi sapmış, hem de birçok insanları saptırmış olanların ve şimdi de doğru yoldan sapan birtakım kimselerin hevâ ve heveslerine uymayın!” (Mâide, 77)<br />
<br />
“Şimdi Rabbından bir beyyine üzerinde bulunan kimse hiç o kötü ameli kendine süslü gösterilmiş de hevâ ve hevesleri ardına düşmüş kimselere benzer mi?” (Muhammed, 14)<br />
<br />
<br />
“Üm­me­tim adı­na en çok kork­tu­ğum şey; ne­fis­le­ri­nin he­vâ­la­rı­na uy­ma­la­rı­dır.” (Bkz. Heysemî, I, 187; Sü­yû­tî, I, 12)<br />
<br />
Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur:<br />
“Cehennem, nefse hoş gelen şeylerle kuşatılmış; cennet de nefsin istemediği şeylerle çepeçevre sarılmıştır.” (Buhârî, Rikâk, 28; Müslim, Cennet, 1. Ayrıca bkz. Ebû Dâvûd, Sünnet, 22; Tirmizî, Cennet, 21; Nesâî, Eymân, 3)<br />
<br />
“Kim de Rabbinin makamında durup hesap vermekten korkar da nefsini hevâ ve heveslerden alıkoyarsa, şüphesiz onun varacağı yer cennettir.” (Nâziât 79/40-41)<br />
<br />
Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurur:<br />
“Akıllı kişi, nefsine hâkim olan ve ölüm sonrası için çalışandır. Âciz kişi de, nefsini hevâsına tâbi kılan ve Allah’tan dileklerde bulunup duran (bunu kâfî gören)dir.” (Tirmizî, Kıyâmet, 25/2459. Ayrıca bkz. İbn-i Mace, Zühd 31; Ahmed, IV, 124; Hâkim, IV, 251)<br />
<br />
Ebû Hâtim Hazretleri buyurur:<br />
“Kardeşim! Dört şeyi dört yere ertelersen cennete girersin:<br />
–Uykuyu kabre,<br />
–Övünmeyi Mîzân’a,<br />
–Rahatı Sırât’a,<br />
–Nefsin arzularını da cennete.”<br />
Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Müslümanın Gönül Dünyası, Erkam Yayınları]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Yorum Ahir zaman hastalığı bulaşanlar]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-yorum-ahir-zaman-hastaligi-bulasanlar</link>
			<pubDate>Mon, 01 Jul 2024 14:41:10 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=35151">Merve'</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-yorum-ahir-zaman-hastaligi-bulasanlar</guid>
			<description><![CDATA[İkindi ve yatsı namazının sünnetini kılmamayı adet haline getirmişsen,<br />
Sürekli kaçıncı rekatta olduğunu, hatta hangi vakte niyet ettiğini unutup duruyorsan,<br />
Selam verir vermez seccadeden kaçarcasına kalkıyorsan,<br />
Tesbihat yapmıyor, dua da etmiyorsan,<br />
Tuvalette geçirdiğin süre namazda geçen süreden fazlaysa,<br />
Namazları o çok sevdiğin dizinin sonraki bölüm özetinden sonraya erteliyorsan,<br />
Namazdan kurtaran günlere erişince derin bir oh(!) çekiyorsan<br />
Her sabah işe gitmek için kalkınca sabah namazını kılıyor, ama haftasonu olunca sabah namazına hiç uyanamıyorsan,<br />
<br />
Namaz kılınca pantolonun diz yapmasını kafaya takıyorsan,<br />
Namazlar hep son yarım saate kalıyorsa,<br />
Camiye cumadan cumaya gidiyorsan,<br />
<br />
En büyük mutluluğun sevdiğin yemekleri yemek, online alışveriş sepetleri doldurmaksa,<br />
<br />
Kuran okumayı bildiğin halde en son ramazan ayında bir cüz okumuşsan, kuran gerçekten rafta tozlanmışsa, mealinden tefsirinden hiç nasibin yoksa,<br />
Hatim için sana verilen ama okumadığın bir sürü cüz varsa,<br />
<br />
Bir fakire en son ne zaman yardım ettiğini hatırlamıyorsan,<br />
Kurbanı bile kredi kartıyla alıp onunda asgarisini ödeyip faiz bulaştırdıysan,<br />
<br />
Başörtün küçücük olduğu için sürekli boynun tenin falan görünüyorsa,<br />
Boyun uzun görünsün diye, başörtünü hep deve hörgücü gibi yapıyorsan, uzaylı canavar Alien gibi oluyorsan,<br />
Sıktığın parfümün kokusu son 20 metredeki her erkeğin burnundaysa,<br />
<br />
Bilgisayar oyununda bonus toplayan karakterler gibi yolda gördüğün her kadına dönüp dönüp bakıyorsan, hiç boş geçmiyorsan,<br />
Kurduğun neredeyse her cümlede, nokta virgül yerine küfür kelimeleri kullanıyorsan, sinkaflı konuşmak marifetmiş gibi davranıyorsan,<br />
Sevdiklerinin yüzüne bakmaktan çok borsa grafiklerine bakıyorsan,<br />
<br />
Sürekli küçük(!) yalanlar söylüyor, sürekli gıybet ediyorsan,<br />
Küstüğün, beğenmediğin, burun kıvırdığın ve nefret ettiğin bir sürü insan varsa,<br />
Amel defterin faizli kredi taksitleriyle dolmuşsa ömür boyu...<br />
<br />
Bir de bu haline gerekçeli bahaneler üretiyorsan,<br />
<br />
Bil ki, sana ahirzaman hastalığı bulaşmış demektir. Ve ahirzamanda yaşamanın savruluşudur bu yoldan çıkışlar, bu hastalıklı haller.<br />
<br />
İstikamette yürüyemiyor oluşumuzun sebepleriyle, kendimizle yüzleşmek tek çare!<br />
<br />
Halil İbrahim Sert]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[İkindi ve yatsı namazının sünnetini kılmamayı adet haline getirmişsen,<br />
Sürekli kaçıncı rekatta olduğunu, hatta hangi vakte niyet ettiğini unutup duruyorsan,<br />
Selam verir vermez seccadeden kaçarcasına kalkıyorsan,<br />
Tesbihat yapmıyor, dua da etmiyorsan,<br />
Tuvalette geçirdiğin süre namazda geçen süreden fazlaysa,<br />
Namazları o çok sevdiğin dizinin sonraki bölüm özetinden sonraya erteliyorsan,<br />
Namazdan kurtaran günlere erişince derin bir oh(!) çekiyorsan<br />
Her sabah işe gitmek için kalkınca sabah namazını kılıyor, ama haftasonu olunca sabah namazına hiç uyanamıyorsan,<br />
<br />
Namaz kılınca pantolonun diz yapmasını kafaya takıyorsan,<br />
Namazlar hep son yarım saate kalıyorsa,<br />
Camiye cumadan cumaya gidiyorsan,<br />
<br />
En büyük mutluluğun sevdiğin yemekleri yemek, online alışveriş sepetleri doldurmaksa,<br />
<br />
Kuran okumayı bildiğin halde en son ramazan ayında bir cüz okumuşsan, kuran gerçekten rafta tozlanmışsa, mealinden tefsirinden hiç nasibin yoksa,<br />
Hatim için sana verilen ama okumadığın bir sürü cüz varsa,<br />
<br />
Bir fakire en son ne zaman yardım ettiğini hatırlamıyorsan,<br />
Kurbanı bile kredi kartıyla alıp onunda asgarisini ödeyip faiz bulaştırdıysan,<br />
<br />
Başörtün küçücük olduğu için sürekli boynun tenin falan görünüyorsa,<br />
Boyun uzun görünsün diye, başörtünü hep deve hörgücü gibi yapıyorsan, uzaylı canavar Alien gibi oluyorsan,<br />
Sıktığın parfümün kokusu son 20 metredeki her erkeğin burnundaysa,<br />
<br />
Bilgisayar oyununda bonus toplayan karakterler gibi yolda gördüğün her kadına dönüp dönüp bakıyorsan, hiç boş geçmiyorsan,<br />
Kurduğun neredeyse her cümlede, nokta virgül yerine küfür kelimeleri kullanıyorsan, sinkaflı konuşmak marifetmiş gibi davranıyorsan,<br />
Sevdiklerinin yüzüne bakmaktan çok borsa grafiklerine bakıyorsan,<br />
<br />
Sürekli küçük(!) yalanlar söylüyor, sürekli gıybet ediyorsan,<br />
Küstüğün, beğenmediğin, burun kıvırdığın ve nefret ettiğin bir sürü insan varsa,<br />
Amel defterin faizli kredi taksitleriyle dolmuşsa ömür boyu...<br />
<br />
Bir de bu haline gerekçeli bahaneler üretiyorsan,<br />
<br />
Bil ki, sana ahirzaman hastalığı bulaşmış demektir. Ve ahirzamanda yaşamanın savruluşudur bu yoldan çıkışlar, bu hastalıklı haller.<br />
<br />
İstikamette yürüyemiyor oluşumuzun sebepleriyle, kendimizle yüzleşmek tek çare!<br />
<br />
Halil İbrahim Sert]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Dünya hayatını bir de böyle okuyalım.]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-dunya-hayatini-bir-de-boyle-okuyalim</link>
			<pubDate>Mon, 01 Jul 2024 14:36:00 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=35151">Merve'</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-dunya-hayatini-bir-de-boyle-okuyalim</guid>
			<description><![CDATA[Dünya hayatını bir de böyle okuyalım.<br />
<br />
Bilin ki dünya hayatı ancak bir oyun, eğlence, bir süs, aranızda bir övünme ve daha çok mal ve evlât sahibi olma isteğinden ibarettir. Tıpkı bir yağmur gibidir ki, onun bitirdiği, çiftçilerin hoşuna gider. Sonra kurur da sen onun sapsarı olduğunu görürsün; sonra da çer çöp olur. Ahirette ise çetin bir azap vardır. Yine orada Allah'ın mağfireti ve rızası vardır. Dünya hayatı aldatıcı bir geçimlikten başka bir şey değildir.<br />
Hadid Sûresi 20<br />
<br />
Dünya Hayatı Nasıl Bir Hayattır?<br />
<br />
1- Dünya hayatının en kısa tanımı budur. Dünya hayatı bir oyundur, eğlencedir, ziynettir, övünmedir ve çoğaltma yarışıdır. Bir çocuğun saatlerce bir oyuncakla oynaması gibidir dünya hayatı. Çocuk, oyunu kurar, oynar, bozar, bir daha kurar, oynar ve bozar. Hayatımız hep böyle değil mi? Bir çocuğun eğlenmesi ve teselli olması gibidir dünya hayatı. Sahip olduğumuz ev, araba, ev eşyası, telefon, bilgisayar, iş yeri ile oyalanma ve teselli bulma değil midir dünya hayatı? Bunlarla teselli olmuyor muyuz? Kadınlar, çocuklar, altın ve gümüş yatırımları, işaretli atlar, arabalar, ekinler ve toprakla zaman geçirme değil midir dünya hayatı?<br />
<br />
2- Sonra övünme değil midir dünya hayatı?<br />
Benimki var, seninki yok! Benimki çok, seninki az! Benim arsam yatırımlık, seninki tarımlık! Benim ev beş oda, seninki üç oda! Benim diplomam ve kariyerim var, senin yok! Benim dükkân büyüdü, seninki halen küçük! Ben arabayla işe gidiyorum, sen otobüsle! Benim çocuklarım özel okulda, seninki devlet okulunda! Benim her şeyim var, senin hiçbir şeyin yok! Dünyada bunlardan başka ne yapılıyor? Hepimizin hayat hikayesi bu değil mi?<br />
<br />
3- Dünya hayatı, ilk baharda yağan yağmurlar ile büyüyen, yaz mevsiminde hasat edilen ve sonbaharda üzerinde hiçbir şey kalmayan toprak gibidir. Büyüyoruz, olgunlaşıyoruz ve ölüyoruz. Yeşeriyoruz, sararıyoruz ve kuruyoruz. Bir çiftçi gibiyiz aslında; diken üstünde yaşayan bir çiftçi.<br />
<br />
4- Yağmur yağsa da ekinim çıksa, bahçelerim meyve verse diye düşünen bir çiftçi gibiyiz. Yağmur bizim elimizde değil, toprak değil, tohum değil... Sonra yağmur yağıyor, toprak suya kanıyor ve ürünümüz baş gösteriyor. Seviniyoruz. Dünyayı elde ettik diyoruz. Artık benim de ürünüm var diyoruz. Bahçelerim var, sebzelerim var, tahılım var...<br />
<br />
5- Sonra hayaller kuruyoruz bunun üstüne. Şu kadarını satarsam, şu borcumu öderim, şunu alırım, şunu evlendiririm, evimi yenilerim, bir traktör alırım, bir araba alırım... Sonra bunları da alır ve sonbahar yaklaşır. Ürün biter, bahçe toplanır, ekin kurur, ağaçlar yaprak döker ve kışa hazırlık yaparız. Belimiz bükülmüş, sahip olmak istediklerimizi almış ve ömrümüz bunların peşinden koşuşturmaca ile geçmiş. Artık hayatın sonbahar mevsimine girdik.<br />
<br />
6- Şimdi sıra yeni bir mevsimde. Kışa yazın hazırlık yapan, kışı atlatır. Ahirete dünyada hazırlık yapan, ahiretini kurtarır. Kışa hazırlık yaptık mı? Yoksa Ağustos Böceği gibi yazın çalıp yazın oynadık mı? Yoksa karınca misali yazın çalıştık, kışın rahat bir uyku mu çektik? Dünyada çalıp dünyada oynayan, ahirette eli boş olacaktır...<br />
<br />
Allah Teâlâ bizleri dünya hayatının geçici olduğunun şuurunda olan kullarından eylesin!<br />
<br />
Murat Padak]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Dünya hayatını bir de böyle okuyalım.<br />
<br />
Bilin ki dünya hayatı ancak bir oyun, eğlence, bir süs, aranızda bir övünme ve daha çok mal ve evlât sahibi olma isteğinden ibarettir. Tıpkı bir yağmur gibidir ki, onun bitirdiği, çiftçilerin hoşuna gider. Sonra kurur da sen onun sapsarı olduğunu görürsün; sonra da çer çöp olur. Ahirette ise çetin bir azap vardır. Yine orada Allah'ın mağfireti ve rızası vardır. Dünya hayatı aldatıcı bir geçimlikten başka bir şey değildir.<br />
Hadid Sûresi 20<br />
<br />
Dünya Hayatı Nasıl Bir Hayattır?<br />
<br />
1- Dünya hayatının en kısa tanımı budur. Dünya hayatı bir oyundur, eğlencedir, ziynettir, övünmedir ve çoğaltma yarışıdır. Bir çocuğun saatlerce bir oyuncakla oynaması gibidir dünya hayatı. Çocuk, oyunu kurar, oynar, bozar, bir daha kurar, oynar ve bozar. Hayatımız hep böyle değil mi? Bir çocuğun eğlenmesi ve teselli olması gibidir dünya hayatı. Sahip olduğumuz ev, araba, ev eşyası, telefon, bilgisayar, iş yeri ile oyalanma ve teselli bulma değil midir dünya hayatı? Bunlarla teselli olmuyor muyuz? Kadınlar, çocuklar, altın ve gümüş yatırımları, işaretli atlar, arabalar, ekinler ve toprakla zaman geçirme değil midir dünya hayatı?<br />
<br />
2- Sonra övünme değil midir dünya hayatı?<br />
Benimki var, seninki yok! Benimki çok, seninki az! Benim arsam yatırımlık, seninki tarımlık! Benim ev beş oda, seninki üç oda! Benim diplomam ve kariyerim var, senin yok! Benim dükkân büyüdü, seninki halen küçük! Ben arabayla işe gidiyorum, sen otobüsle! Benim çocuklarım özel okulda, seninki devlet okulunda! Benim her şeyim var, senin hiçbir şeyin yok! Dünyada bunlardan başka ne yapılıyor? Hepimizin hayat hikayesi bu değil mi?<br />
<br />
3- Dünya hayatı, ilk baharda yağan yağmurlar ile büyüyen, yaz mevsiminde hasat edilen ve sonbaharda üzerinde hiçbir şey kalmayan toprak gibidir. Büyüyoruz, olgunlaşıyoruz ve ölüyoruz. Yeşeriyoruz, sararıyoruz ve kuruyoruz. Bir çiftçi gibiyiz aslında; diken üstünde yaşayan bir çiftçi.<br />
<br />
4- Yağmur yağsa da ekinim çıksa, bahçelerim meyve verse diye düşünen bir çiftçi gibiyiz. Yağmur bizim elimizde değil, toprak değil, tohum değil... Sonra yağmur yağıyor, toprak suya kanıyor ve ürünümüz baş gösteriyor. Seviniyoruz. Dünyayı elde ettik diyoruz. Artık benim de ürünüm var diyoruz. Bahçelerim var, sebzelerim var, tahılım var...<br />
<br />
5- Sonra hayaller kuruyoruz bunun üstüne. Şu kadarını satarsam, şu borcumu öderim, şunu alırım, şunu evlendiririm, evimi yenilerim, bir traktör alırım, bir araba alırım... Sonra bunları da alır ve sonbahar yaklaşır. Ürün biter, bahçe toplanır, ekin kurur, ağaçlar yaprak döker ve kışa hazırlık yaparız. Belimiz bükülmüş, sahip olmak istediklerimizi almış ve ömrümüz bunların peşinden koşuşturmaca ile geçmiş. Artık hayatın sonbahar mevsimine girdik.<br />
<br />
6- Şimdi sıra yeni bir mevsimde. Kışa yazın hazırlık yapan, kışı atlatır. Ahirete dünyada hazırlık yapan, ahiretini kurtarır. Kışa hazırlık yaptık mı? Yoksa Ağustos Böceği gibi yazın çalıp yazın oynadık mı? Yoksa karınca misali yazın çalıştık, kışın rahat bir uyku mu çektik? Dünyada çalıp dünyada oynayan, ahirette eli boş olacaktır...<br />
<br />
Allah Teâlâ bizleri dünya hayatının geçici olduğunun şuurunda olan kullarından eylesin!<br />
<br />
Murat Padak]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Huriler neden varlar?]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-huriler-neden-varlar</link>
			<pubDate>Sun, 03 Sep 2023 15:43:56 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=35022">hakikatiarayankisi</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-huriler-neden-varlar</guid>
			<description><![CDATA[Cennetteki huriler kafama cok takılıyor. Huriler neden varlar ve kaç taneler? Hadislerin birinde 2, birinde 72, birinde 12.500 diyor peygamber. Direkt kurandan bakarak sayı çıkaramıyoruz, hadislerde sayı değişiyor. Ben bu hurilerin verilme sebebini merak ediyorum.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Cennetteki huriler kafama cok takılıyor. Huriler neden varlar ve kaç taneler? Hadislerin birinde 2, birinde 72, birinde 12.500 diyor peygamber. Direkt kurandan bakarak sayı çıkaramıyoruz, hadislerde sayı değişiyor. Ben bu hurilerin verilme sebebini merak ediyorum.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[İstanbul'un 2. Fethi Hadisi]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-istanbul-un-2-fethi-hadisi</link>
			<pubDate>Fri, 14 Jul 2023 03:52:05 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=35022">hakikatiarayankisi</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-istanbul-un-2-fethi-hadisi</guid>
			<description><![CDATA[İstanbul'un 2. defa feth edilmesine dair hadisi açıklayabilir misiniz?]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[İstanbul'un 2. defa feth edilmesine dair hadisi açıklayabilir misiniz?]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Ahir Zaman Alametleri Nelerdir?]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-ahir-zaman-alametleri-nelerdir</link>
			<pubDate>Sun, 09 Jan 2022 23:43:26 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=34088">Kenz-i Mahfi</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-ahir-zaman-alametleri-nelerdir</guid>
			<description><![CDATA[Ahir zaman nedir? Ahir zamanda neler olacak? Ahir zaman alametleri nelerdir? Âhir zamanda gerçekleşecek bazı fitne ve fesatlar...<br />
<br />
Ahir zaman, İslam inancına göre dünyanın, insanlığın son günleri; kıyamete yakın yıllar ve günler demektir.<br />
Allah Resûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz, âhir zamanda gerçekleşecek bazı fitne ve fesatları haber vererek ümmetinin bu konuda dikkatli davranmasını istemişlerdir. Kıyâmetin habercileri diyebileceğimiz bu nevî fitneleri beyân eden hadîs-i şerîflerin bir kısmı şöyledir:<br />
“İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki fâiz yemeyen hiç kimse kalmayacak! Kişi doğrudan yemese bile ona tozundan (1) bulaşacak.” (Ebû Dâvûd, Büyû, 3/3331)(2)<br />
“Öyle bir zaman gelir ki kişi malını helâlden mi, haramdan mı kazandığına hiç aldırış etmez.” (Buhârî, Büyû, 7, 23)<br />
“Öyle bir zaman gelecek ki doğru söyleyenler yalanlanacak, yalancılar ise doğrulanacak. Güvenilir kimseler hâin sayılacak, hâinlere güvenilecek. Kişi kendisinden şahitlik etmesi istenmediği hâlde şahitlik edecek, yemin etmesi istenmediği hâlde yemin edecek.<br />
İnsanların dünya (nîmetlerinden en fazla istifâde ederek) en mes’ûd olanı, Allâh’a ve Rasûl’üne îmân etmeyen alçak oğlu alçak olacak!” (Taberânî, el-Mu‘cemü’l-Kebîr, XXIII, 314; Heysemî, VII, 283)<br />
“Öyle bir zaman gelecek ki insanlar iyiliği tavsiye etmeyecek, kötülükten de sakındırmayacaklar.” (Heysemî, Mecmau’z-Zevâid, VII, 280)<br />
AHİR ZAMANDA NELER OLACAK?<br />
Hazret-i Sevban -radıyallâhu anh- anlatıyor:<br />
Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz:<br />
“–Yabancı kavimlerin, yiyicilerin birbirlerini sofralarına dâvet ettiği gibi, birbirlerini sizin üzerinize çullanmaya çağıracakları zaman yakındır!” buyurmuşlardı.<br />
Orada bulunanlardan biri:<br />
“–O gün sayıca azlığımızdan dolayı mı bu durum başımıza gelecek?” diye sordu.<br />
Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz:<br />
“–Hayır, bilâkis o gün siz çok olacaksınız. Lâkin sizler, bir selin getirip yığdığı çer-çöpler gibi hiçbir ağırlığı olmayan kimseler durumunda olacaksınız. Allah, düşmanlarınızın kalbinden size karşı korku duygusunu çıkaracak ve sizin kalplerinize zaafı atacak!” buyurdular.<br />
“–Zaaf da nedir, ey Allâh’ın Rasûlü?” denildi.<br />
“–Dünya sevgisi ve ölümden hoşlanmama duygusu!” buyurdular. (Ebû Dâvûd, Melâhim, 5/4297; Ahmed, V, 278)<br />
Hadîs-i şerîften anladığımıza göre; İslâm düşmanları, Müslümanların kuvvetlerini kırmak, onları bölüp parçalamak ve neticede yok etmek için birbirleri­ni iş birliği yapmaya dâvet edeceklerdir. Bunu da, sofrasına adam dâvet eden bir sofra sahibinin rahatlığı içinde yapacaklardır. Yani nasıl ki onlar için kendi sofralarına oturup yemek gayet kolay bir işse, kâfirlerin İslâm’a karşı ittifak çağrısın­da bulunup Müslümanların canlarına kastetmeleri, topraklarına musallat olup zenginliklerini sömürmeleri de o derece kolay olacaktır.<br />
Onları bu kadar cür’etlendiren şey ise, Müslümanların azlığı değil, aksine onların îman ve takvâ bakımından zayıflığı ve dün­yaya aşırı düşkünlükleri olacaktır. Çünkü ölümden korkan ve dünyaya fazlaca düşkün olan kimse, fedakârlıkta bulunamaz, zorluklara katlanamaz, canı ve malı ile yapması gereken cihâdı ihmal eder. Böyle olunca Müslümanlar, eskiden olduğu gibi düşmanlarının kalbine korku salan heybeti kaybederler. Dolayısıyla İslâm düşmanları, artık Müslümanlardan korkmaz ve çekinmez olurlar.<br />
Zübeyr bin Adiy Hazretleri anlatıyor:<br />
Enes bin Mâlik -radıyallâhu anh-’ın yanına girdik. Haccâc’ın bize yaptıklarını şikâyet ettik.<br />
“–Sabredin!” buyurdu. Sonra da sözlerine şöyle devam etti:<br />
“–Siz öyle günlerle karşılaşacaksınız ki, her yeni gün, giden günden daha kötü olacak. Bu hâl, Rabbinize kavuşuncaya kadar devam edecek. Ben bunu, Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’den işittim.” (Buhârî, Fiten, 6; Tirmizî, Fiten, 35/2206)<br />
İNSANI HELÂK EDEN ŞU BEŞ ŞEYDEN KAÇININ<br />
Abdullah bin Ömer -radıyallâhu anh- şöyle der:<br />
Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- bize yönelerek şöyle buyurdu:<br />
“Ey Muhâcirler cemaati! Beş şey vardır ki, onlarla mübtelâ olduğunuzda, ben sizin o şeylere erişmenizden Allâh’a sığınırım. Onlar şunlardır:<br />
<ol type="1" class="mycode_list"><li>Bir milletin içinde zinâ, fuhuş ortaya çıkıp nihayet o millet bu suçu alenî olarak işlediğinde, mutlakâ içlerinde vebâ hastalığı ve onlardan önce yaşamış milletlerde görülmemiş başka hastalıklar yayılır.<br />
</li>
<li>Ölçü ve tartıyı eksik yapan her millet, mutlakâ kıtlık, geçim sıkıntısı ve başlarındaki hükümdarların zulmü ile cezalandırılır.<br />
</li>
<li>Mallarının zekâtını vermekten kaçınan her millet, mutlakâ yağmurdan mahrum bırakılır (kuraklıkla cezalandırılır) ve hayvanları olmasa onlara yağmur yağdırılmaz.<br />
</li>
<li>Allâh’ın ahdini (emirlerini) ve Rasûl’ünün ahdini (yaptığı anlaşmaları ve Sünnet’ini) terk eden her milletin başına, Allah mutlakâ kendilerinden olmayan bir düşmanı musallat eder ve düşman, o milletin elindekilerin bir kısmını alır.<br />
</li>
<li>İdarecileri Allâh’ın Kitâbı ile amel etmeyip, indirdiği hükümlerden işlerine geleni seçtikçe, Allah onların hesâbını kendi aralarında görür (fitne, fesat ve anarşi belâsına mâruz kalırlar).” (İbn-i Mâce, Fiten, 22; Hâkim, IV, 583/8623; Beyhakî, Şuab, III, 197)<br />
</li>
</ol>
Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle buyuruyorlar:<br />
“(İdarecilik ve hâkimlik gibi) işlerini kadınlara veren bir toplum kesinlikle felâha eremez!” (Buhârî, Meğâzî, 82)<br />
“İdarecileriniz hayırlı olanlarınızdan iseler, zenginleriniz cömert kimselerse, işlerinizi aranızda istişâre ile hallediyorsanız, bu durumda yerin üstü, altından hayırlıdır.<br />
Eğer idarecileriniz şerirlerinizden, zenginleriniz cimri ve işleriniz kadınların elinde ise, yerin altı üstünden daha hayırlıdır.” (Tirmizî, Fiten, 78/2266)<br />
Zira böyle bir toplumda artık dînin emirlerini ikāme imkânı kalmaz…]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Ahir zaman nedir? Ahir zamanda neler olacak? Ahir zaman alametleri nelerdir? Âhir zamanda gerçekleşecek bazı fitne ve fesatlar...<br />
<br />
Ahir zaman, İslam inancına göre dünyanın, insanlığın son günleri; kıyamete yakın yıllar ve günler demektir.<br />
Allah Resûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz, âhir zamanda gerçekleşecek bazı fitne ve fesatları haber vererek ümmetinin bu konuda dikkatli davranmasını istemişlerdir. Kıyâmetin habercileri diyebileceğimiz bu nevî fitneleri beyân eden hadîs-i şerîflerin bir kısmı şöyledir:<br />
“İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki fâiz yemeyen hiç kimse kalmayacak! Kişi doğrudan yemese bile ona tozundan (1) bulaşacak.” (Ebû Dâvûd, Büyû, 3/3331)(2)<br />
“Öyle bir zaman gelir ki kişi malını helâlden mi, haramdan mı kazandığına hiç aldırış etmez.” (Buhârî, Büyû, 7, 23)<br />
“Öyle bir zaman gelecek ki doğru söyleyenler yalanlanacak, yalancılar ise doğrulanacak. Güvenilir kimseler hâin sayılacak, hâinlere güvenilecek. Kişi kendisinden şahitlik etmesi istenmediği hâlde şahitlik edecek, yemin etmesi istenmediği hâlde yemin edecek.<br />
İnsanların dünya (nîmetlerinden en fazla istifâde ederek) en mes’ûd olanı, Allâh’a ve Rasûl’üne îmân etmeyen alçak oğlu alçak olacak!” (Taberânî, el-Mu‘cemü’l-Kebîr, XXIII, 314; Heysemî, VII, 283)<br />
“Öyle bir zaman gelecek ki insanlar iyiliği tavsiye etmeyecek, kötülükten de sakındırmayacaklar.” (Heysemî, Mecmau’z-Zevâid, VII, 280)<br />
AHİR ZAMANDA NELER OLACAK?<br />
Hazret-i Sevban -radıyallâhu anh- anlatıyor:<br />
Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz:<br />
“–Yabancı kavimlerin, yiyicilerin birbirlerini sofralarına dâvet ettiği gibi, birbirlerini sizin üzerinize çullanmaya çağıracakları zaman yakındır!” buyurmuşlardı.<br />
Orada bulunanlardan biri:<br />
“–O gün sayıca azlığımızdan dolayı mı bu durum başımıza gelecek?” diye sordu.<br />
Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz:<br />
“–Hayır, bilâkis o gün siz çok olacaksınız. Lâkin sizler, bir selin getirip yığdığı çer-çöpler gibi hiçbir ağırlığı olmayan kimseler durumunda olacaksınız. Allah, düşmanlarınızın kalbinden size karşı korku duygusunu çıkaracak ve sizin kalplerinize zaafı atacak!” buyurdular.<br />
“–Zaaf da nedir, ey Allâh’ın Rasûlü?” denildi.<br />
“–Dünya sevgisi ve ölümden hoşlanmama duygusu!” buyurdular. (Ebû Dâvûd, Melâhim, 5/4297; Ahmed, V, 278)<br />
Hadîs-i şerîften anladığımıza göre; İslâm düşmanları, Müslümanların kuvvetlerini kırmak, onları bölüp parçalamak ve neticede yok etmek için birbirleri­ni iş birliği yapmaya dâvet edeceklerdir. Bunu da, sofrasına adam dâvet eden bir sofra sahibinin rahatlığı içinde yapacaklardır. Yani nasıl ki onlar için kendi sofralarına oturup yemek gayet kolay bir işse, kâfirlerin İslâm’a karşı ittifak çağrısın­da bulunup Müslümanların canlarına kastetmeleri, topraklarına musallat olup zenginliklerini sömürmeleri de o derece kolay olacaktır.<br />
Onları bu kadar cür’etlendiren şey ise, Müslümanların azlığı değil, aksine onların îman ve takvâ bakımından zayıflığı ve dün­yaya aşırı düşkünlükleri olacaktır. Çünkü ölümden korkan ve dünyaya fazlaca düşkün olan kimse, fedakârlıkta bulunamaz, zorluklara katlanamaz, canı ve malı ile yapması gereken cihâdı ihmal eder. Böyle olunca Müslümanlar, eskiden olduğu gibi düşmanlarının kalbine korku salan heybeti kaybederler. Dolayısıyla İslâm düşmanları, artık Müslümanlardan korkmaz ve çekinmez olurlar.<br />
Zübeyr bin Adiy Hazretleri anlatıyor:<br />
Enes bin Mâlik -radıyallâhu anh-’ın yanına girdik. Haccâc’ın bize yaptıklarını şikâyet ettik.<br />
“–Sabredin!” buyurdu. Sonra da sözlerine şöyle devam etti:<br />
“–Siz öyle günlerle karşılaşacaksınız ki, her yeni gün, giden günden daha kötü olacak. Bu hâl, Rabbinize kavuşuncaya kadar devam edecek. Ben bunu, Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’den işittim.” (Buhârî, Fiten, 6; Tirmizî, Fiten, 35/2206)<br />
İNSANI HELÂK EDEN ŞU BEŞ ŞEYDEN KAÇININ<br />
Abdullah bin Ömer -radıyallâhu anh- şöyle der:<br />
Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- bize yönelerek şöyle buyurdu:<br />
“Ey Muhâcirler cemaati! Beş şey vardır ki, onlarla mübtelâ olduğunuzda, ben sizin o şeylere erişmenizden Allâh’a sığınırım. Onlar şunlardır:<br />
<ol type="1" class="mycode_list"><li>Bir milletin içinde zinâ, fuhuş ortaya çıkıp nihayet o millet bu suçu alenî olarak işlediğinde, mutlakâ içlerinde vebâ hastalığı ve onlardan önce yaşamış milletlerde görülmemiş başka hastalıklar yayılır.<br />
</li>
<li>Ölçü ve tartıyı eksik yapan her millet, mutlakâ kıtlık, geçim sıkıntısı ve başlarındaki hükümdarların zulmü ile cezalandırılır.<br />
</li>
<li>Mallarının zekâtını vermekten kaçınan her millet, mutlakâ yağmurdan mahrum bırakılır (kuraklıkla cezalandırılır) ve hayvanları olmasa onlara yağmur yağdırılmaz.<br />
</li>
<li>Allâh’ın ahdini (emirlerini) ve Rasûl’ünün ahdini (yaptığı anlaşmaları ve Sünnet’ini) terk eden her milletin başına, Allah mutlakâ kendilerinden olmayan bir düşmanı musallat eder ve düşman, o milletin elindekilerin bir kısmını alır.<br />
</li>
<li>İdarecileri Allâh’ın Kitâbı ile amel etmeyip, indirdiği hükümlerden işlerine geleni seçtikçe, Allah onların hesâbını kendi aralarında görür (fitne, fesat ve anarşi belâsına mâruz kalırlar).” (İbn-i Mâce, Fiten, 22; Hâkim, IV, 583/8623; Beyhakî, Şuab, III, 197)<br />
</li>
</ol>
Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle buyuruyorlar:<br />
“(İdarecilik ve hâkimlik gibi) işlerini kadınlara veren bir toplum kesinlikle felâha eremez!” (Buhârî, Meğâzî, 82)<br />
“İdarecileriniz hayırlı olanlarınızdan iseler, zenginleriniz cömert kimselerse, işlerinizi aranızda istişâre ile hallediyorsanız, bu durumda yerin üstü, altından hayırlıdır.<br />
Eğer idarecileriniz şerirlerinizden, zenginleriniz cimri ve işleriniz kadınların elinde ise, yerin altı üstünden daha hayırlıdır.” (Tirmizî, Fiten, 78/2266)<br />
Zira böyle bir toplumda artık dînin emirlerini ikāme imkânı kalmaz…]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Bir ayet - Bir hadis]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-bir-ayet-bir-hadis</link>
			<pubDate>Wed, 16 Jun 2021 13:09:16 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=31672">camici</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-bir-ayet-bir-hadis</guid>
			<description><![CDATA[<span style="color: red;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font">Al-i İmran 3/105- Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayın. İşte bunlar için büyük bir azap vardır.</span></span><br />
<br />
<br />
Allah'ın Rasûlü de şöyle buyurmaktadır:<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">"Ümmetim yetmiş üç fırkaya ayrılacaktır. İçlerinden bir firka dışında, diğer hepsi ateşteder"</span>. Bunun üzerine: <br />
"Ey Allah'ın Rasûlü! Bu kurtulan fırka kimdir?" diye soruldu. Allah'ın Rasûlü şu cevabı verdi: <br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">"Onlar benim ve ashabımın gittiği yol üzerinde olan topluluktur." </span>Ebû Davûd, Sahih.<br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman', 'serif;" class="mycode_font">(Dr. Afif Abdurrahman el-Humeyyis, Dört Mezheb İmamının İtikadı, Guraba Yayınları.)</span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="color: red;" class="mycode_color"><span style="font-family: Arial;" class="mycode_font">Al-i İmran 3/105- Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayın. İşte bunlar için büyük bir azap vardır.</span></span><br />
<br />
<br />
Allah'ın Rasûlü de şöyle buyurmaktadır:<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">"Ümmetim yetmiş üç fırkaya ayrılacaktır. İçlerinden bir firka dışında, diğer hepsi ateşteder"</span>. Bunun üzerine: <br />
"Ey Allah'ın Rasûlü! Bu kurtulan fırka kimdir?" diye soruldu. Allah'ın Rasûlü şu cevabı verdi: <br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">"Onlar benim ve ashabımın gittiği yol üzerinde olan topluluktur." </span>Ebû Davûd, Sahih.<br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman', 'serif;" class="mycode_font">(Dr. Afif Abdurrahman el-Humeyyis, Dört Mezheb İmamının İtikadı, Guraba Yayınları.)</span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[AHİR ZAMANDA OLDUĞUMUZU UNUTMAK]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-ahir-zamanda-oldugumuzu-unutmak</link>
			<pubDate>Tue, 21 Jan 2020 18:10:37 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=33879">Selda Kural</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-ahir-zamanda-oldugumuzu-unutmak</guid>
			<description><![CDATA[Günümüzde pekçok insan dünyanın koşuşturmacasına dalıp, Allah’ın bizler için yarattığı güzelliklere ülfet (alışkanlık) perdesi ile bakmaktadır.Önümüzden geçen sevimli bir kedi yavrusu, günlük hayatımızı kolaylaştıran araçlar, bazen günün yorgunluğunun ardından içtiğimiz bir bardak kahve, rahatımız için yaratılmış koltuklar, yataklar, bizi kışın soğuktan, yazın sıcaktan koruyan elbiselerimiz... pekçok insan için sıradan ve önemsiz şeyler haline gelmiştir.<br />
<br />
Hayatımızda ülfet haline gelen konular günlük yaşantımız ile de sınırlı değildir. Dünyada bulunuş amacımız, ölüm, ahiret, ahir zamanda olmamız, Peygamberimiz (sav)’in ahir zaman ile ilgili bildirdiği hadislerin mucizeleri de ne yazık ki ülfet haline gelmiştir.<br />
<br />
İnsan bir hikmet üzere ülfete açık olarak yaratılmıştır. Bu yüzden Müslümanın dikkatini tamamen Allah’a verip, şeytanın etkisinden kurtulması hayatidir. Nitekim Peygamberimiz (sav)’in günümüz yani ahir zaman ile ilgili haber verdiği olayların büyük bir kısmının gerçekleşmesi görülemeyecek bir konu değildir. İnsan ancak Allah’ı unutup şeytanın etkisine girdiğinde bu konuları önemsiz olarak görür.Bazı kimseler ise bu mucizelerin farkında olmalarına rağmenahir zaman olaylarını sıradan olaylarmış gibi göstererek Müslümanları oyalamaktadırlar.Bunun için bazı propaganda yöntemleri denemektedirler. Örneğin ahir zaman alemetlerinin tarihte de benzerleriyle oluştuğunu, günümüzdeki olayların da benzer olduğu telkinini vermektedirler.<br />
<br />
Oysa ahir zaman alametleri Peygamberimiz (sav)’in de haber verdiği üzere“Kıyamet alametleri birbirini takiben meydana gelir. Bir dizideki boncukların art arda kopması gibi.” (Ramuz-El Ehadis, 277/6; Camiü's-Sagir, 3/167)ve en şiddetli halleriyle gerçekleşecektir.<br />
<br />
Bazı kimseler ise bununla ilgili hiçbir delilleri olmadığı halde ahir zamanın çok zaman sonra gerçekleşeceğini söylemektedirler. Günümüzde yaşanan savaşları, acıları, fakirliği, mazlumların ezilmesini, kadıların aşağı görülmesini, çocukların ve yaşlıların göz kırpmadan öldürülmelerini sıradan olaylar olarak görüp, “bunlar normal” diyerek Müslüman alemini pasifize etmeye çalışanlar çok büyük bir yanılgı içersindedirler.<br />
<br />
Rabbimiz yeryüzünde yaşanan hiçbir olayı amaçsız yaratmamaktadır. Hepsinde düşündüren hikmetler vardır. Ahir zaman alametlerinin de yoğun bir şekilde günümüzde yaşanması, dünyada yaşanan siyasi gelişmeler, ülke ekonomilerinin çökmesi, terör konusunda gidilen çözümsüzlük, Müslümanların kendi kardeşlerini kendi elleriyle öldürmeleri... Hz. Mehdi ve Hz. İsa’nın gelişinin habercileridirler.<br />
<br />
Ahir zaman hadiseleri Müslümanlar için üzüntü verici değil, müjdelenmeleri ve şevklenmeleri gereken harika olaylardır. Çünkü ahir zamanın yaşanmasıyla birlikte gelecek olan Hz. Mehdi ve Hz. İsa yeryüzüne tekrar İslam’ı hakim kılacak, Allah’ın nurunun tamamlanmasına vesile olacaklardır. Bu yüzden Müslümanlar Deccal’in bir oyunu olan “ahir zamanı unutturma” propagandasına kanmamalı,dikkatini yoğunlaştırarak bu kutlu zamanın müjdesini yaymalıdırlar.<br />
<br />
Kıyamet yaklaştığı zaman ve müminlerin kalbi; ölüm, açlık, fitneler, sünnetlerin kaybolması, bid'atlerin ortaya çıkması, emri bil maruf ve nehyi anıl münker (iyiliği emredip kötülükten menetme) imkanlarının kaybolması gibi sebeplerle zayıfladığı zaman benim evlatlarımdan Mehdi ile Cenab-ı Hak sünnetleri ihya eder. Onun adalet ve bereketi ile müminlerin kalbi ferahlar, Acem (Arap olmayan) ve Arap milletleri arasında muhabbet yerleşir. (Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 66)]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Günümüzde pekçok insan dünyanın koşuşturmacasına dalıp, Allah’ın bizler için yarattığı güzelliklere ülfet (alışkanlık) perdesi ile bakmaktadır.Önümüzden geçen sevimli bir kedi yavrusu, günlük hayatımızı kolaylaştıran araçlar, bazen günün yorgunluğunun ardından içtiğimiz bir bardak kahve, rahatımız için yaratılmış koltuklar, yataklar, bizi kışın soğuktan, yazın sıcaktan koruyan elbiselerimiz... pekçok insan için sıradan ve önemsiz şeyler haline gelmiştir.<br />
<br />
Hayatımızda ülfet haline gelen konular günlük yaşantımız ile de sınırlı değildir. Dünyada bulunuş amacımız, ölüm, ahiret, ahir zamanda olmamız, Peygamberimiz (sav)’in ahir zaman ile ilgili bildirdiği hadislerin mucizeleri de ne yazık ki ülfet haline gelmiştir.<br />
<br />
İnsan bir hikmet üzere ülfete açık olarak yaratılmıştır. Bu yüzden Müslümanın dikkatini tamamen Allah’a verip, şeytanın etkisinden kurtulması hayatidir. Nitekim Peygamberimiz (sav)’in günümüz yani ahir zaman ile ilgili haber verdiği olayların büyük bir kısmının gerçekleşmesi görülemeyecek bir konu değildir. İnsan ancak Allah’ı unutup şeytanın etkisine girdiğinde bu konuları önemsiz olarak görür.Bazı kimseler ise bu mucizelerin farkında olmalarına rağmenahir zaman olaylarını sıradan olaylarmış gibi göstererek Müslümanları oyalamaktadırlar.Bunun için bazı propaganda yöntemleri denemektedirler. Örneğin ahir zaman alemetlerinin tarihte de benzerleriyle oluştuğunu, günümüzdeki olayların da benzer olduğu telkinini vermektedirler.<br />
<br />
Oysa ahir zaman alametleri Peygamberimiz (sav)’in de haber verdiği üzere“Kıyamet alametleri birbirini takiben meydana gelir. Bir dizideki boncukların art arda kopması gibi.” (Ramuz-El Ehadis, 277/6; Camiü's-Sagir, 3/167)ve en şiddetli halleriyle gerçekleşecektir.<br />
<br />
Bazı kimseler ise bununla ilgili hiçbir delilleri olmadığı halde ahir zamanın çok zaman sonra gerçekleşeceğini söylemektedirler. Günümüzde yaşanan savaşları, acıları, fakirliği, mazlumların ezilmesini, kadıların aşağı görülmesini, çocukların ve yaşlıların göz kırpmadan öldürülmelerini sıradan olaylar olarak görüp, “bunlar normal” diyerek Müslüman alemini pasifize etmeye çalışanlar çok büyük bir yanılgı içersindedirler.<br />
<br />
Rabbimiz yeryüzünde yaşanan hiçbir olayı amaçsız yaratmamaktadır. Hepsinde düşündüren hikmetler vardır. Ahir zaman alametlerinin de yoğun bir şekilde günümüzde yaşanması, dünyada yaşanan siyasi gelişmeler, ülke ekonomilerinin çökmesi, terör konusunda gidilen çözümsüzlük, Müslümanların kendi kardeşlerini kendi elleriyle öldürmeleri... Hz. Mehdi ve Hz. İsa’nın gelişinin habercileridirler.<br />
<br />
Ahir zaman hadiseleri Müslümanlar için üzüntü verici değil, müjdelenmeleri ve şevklenmeleri gereken harika olaylardır. Çünkü ahir zamanın yaşanmasıyla birlikte gelecek olan Hz. Mehdi ve Hz. İsa yeryüzüne tekrar İslam’ı hakim kılacak, Allah’ın nurunun tamamlanmasına vesile olacaklardır. Bu yüzden Müslümanlar Deccal’in bir oyunu olan “ahir zamanı unutturma” propagandasına kanmamalı,dikkatini yoğunlaştırarak bu kutlu zamanın müjdesini yaymalıdırlar.<br />
<br />
Kıyamet yaklaştığı zaman ve müminlerin kalbi; ölüm, açlık, fitneler, sünnetlerin kaybolması, bid'atlerin ortaya çıkması, emri bil maruf ve nehyi anıl münker (iyiliği emredip kötülükten menetme) imkanlarının kaybolması gibi sebeplerle zayıfladığı zaman benim evlatlarımdan Mehdi ile Cenab-ı Hak sünnetleri ihya eder. Onun adalet ve bereketi ile müminlerin kalbi ferahlar, Acem (Arap olmayan) ve Arap milletleri arasında muhabbet yerleşir. (Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 66)]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Dostum yola bak yolcuya bakma]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-dostum-yola-bak-yolcuya-bakma</link>
			<pubDate>Fri, 17 Jan 2020 13:41:08 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=33866">Eebuzerr</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-dostum-yola-bak-yolcuya-bakma</guid>
			<description><![CDATA[Dostum, güneşe bak, toprağa bak, suya bak, <br />
buluta bak; fakat arkana bakma...<br />
Kimin geldiği önemli değil, kimin gelmediği de...<br />
Unutma, yolcu değişir, yol değişir, ama menzil değişmez.<br />
Yolcuya bakıp, yolunu tanıma.<br />
Yola bak, yolcuyu tanı,<br />
 yolcu hakkındaki kıymet hükmünü ona göre ver.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Dostum, güneşe bak, toprağa bak, suya bak, <br />
buluta bak; fakat arkana bakma...<br />
Kimin geldiği önemli değil, kimin gelmediği de...<br />
Unutma, yolcu değişir, yol değişir, ama menzil değişmez.<br />
Yolcuya bakıp, yolunu tanıma.<br />
Yola bak, yolcuyu tanı,<br />
 yolcu hakkındaki kıymet hükmünü ona göre ver.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[İslamiyet Gerçekten Altın Çağında Mı?]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-islamiyet-gercekten-altin-caginda-mi</link>
			<pubDate>Fri, 30 Aug 2019 10:07:33 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=33683">seyfullahgokturk</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-islamiyet-gercekten-altin-caginda-mi</guid>
			<description><![CDATA[Esselamu Aleyküm kardeşlerim benimde merak ettiğim bir husus var. İslamiyet bu zamanda bazı hocaların veya toplumun belirli kesimlerinde şu şekilde tanımlanır oldu Altın  Çağını yaşıyor camiler dolu Kuranı Kerim okumak serbest avrupa da ki veya dünyanın diğer kesimleri Müslümanlığı tercih ediyor vs. Gibi söylemleri illa ki duymuşuzdur. Fakat merak ettiğim  ve bu duruma ters giden aykırı hareket eden toplumda bazı alametlerin baş göstermesi<br />
1- Faiz aldı başını gitti her yerden neredeyse kolayca faiz alınır verilir oldu ki Ayeti kerimede RABBİMİZ C.C  Faiz alanda verende ALLAH C.C ve Resulüne savaş açmıştır buyuruyor.<br />
2- Tv sebebi ile evimize kadar giren uygunsuz yaşantı örnekleri aldı başını gitti.<br />
3-Kuranı Kerim okumak elhamdülillah serbest evet ama yukarıda da yazdığım gibi Kuranı Kerimde ki emirlere yasaklara harama ve helale ne kadar dikkat ediyoruz!!!<br />
4- Avrupada veya diğer ülkelerde İslamı kabul eden Müslüman olanlardan bahsediliyor ama Müslüman ülkerin de ateş çemberi altında  olduğu sanki görülmüyor gibi bahsediliyor.<br />
5- Camiler dolu ama gönlen hakikati ile ne kadar namazın kıyamın farkındayız. Evet biz bilemeyiz ama yaşadığımız toplumun tercihlerine bakarsak faiz kolayca alınır Tv. İzlemek sıradan maç vs. Olunca statlar dolar ama Ümmet kan ağlarken kimse adım atmaz atanda zan altında bırakılır. Vs. <br />
Ümmet kan ağlıyor biz İslamiyetin altın çağından bahsediyorsak İslamiyetin neresindeyiz.<br />
Selam ve dua ile.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Esselamu Aleyküm kardeşlerim benimde merak ettiğim bir husus var. İslamiyet bu zamanda bazı hocaların veya toplumun belirli kesimlerinde şu şekilde tanımlanır oldu Altın  Çağını yaşıyor camiler dolu Kuranı Kerim okumak serbest avrupa da ki veya dünyanın diğer kesimleri Müslümanlığı tercih ediyor vs. Gibi söylemleri illa ki duymuşuzdur. Fakat merak ettiğim  ve bu duruma ters giden aykırı hareket eden toplumda bazı alametlerin baş göstermesi<br />
1- Faiz aldı başını gitti her yerden neredeyse kolayca faiz alınır verilir oldu ki Ayeti kerimede RABBİMİZ C.C  Faiz alanda verende ALLAH C.C ve Resulüne savaş açmıştır buyuruyor.<br />
2- Tv sebebi ile evimize kadar giren uygunsuz yaşantı örnekleri aldı başını gitti.<br />
3-Kuranı Kerim okumak elhamdülillah serbest evet ama yukarıda da yazdığım gibi Kuranı Kerimde ki emirlere yasaklara harama ve helale ne kadar dikkat ediyoruz!!!<br />
4- Avrupada veya diğer ülkelerde İslamı kabul eden Müslüman olanlardan bahsediliyor ama Müslüman ülkerin de ateş çemberi altında  olduğu sanki görülmüyor gibi bahsediliyor.<br />
5- Camiler dolu ama gönlen hakikati ile ne kadar namazın kıyamın farkındayız. Evet biz bilemeyiz ama yaşadığımız toplumun tercihlerine bakarsak faiz kolayca alınır Tv. İzlemek sıradan maç vs. Olunca statlar dolar ama Ümmet kan ağlarken kimse adım atmaz atanda zan altında bırakılır. Vs. <br />
Ümmet kan ağlıyor biz İslamiyetin altın çağından bahsediyorsak İslamiyetin neresindeyiz.<br />
Selam ve dua ile.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[İSLAMA 5 senedir girdim MEHDİ ALEYHİSSELAÖ HAYATTAMIDIR]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-islama-5-senedir-girdim-mehdi-aleyhisselao-hayattamidir</link>
			<pubDate>Thu, 29 Aug 2019 23:32:56 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=33723">İslamıarayangenç1453</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-islama-5-senedir-girdim-mehdi-aleyhisselao-hayattamidir</guid>
			<description><![CDATA[Mehdi Aleyhisselam hayattamıdır,hayatta ise kimdir, nasıl tanırız,bu konuda alimler ne diyor biraz yardımcı olurmsınuz]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Mehdi Aleyhisselam hayattamıdır,hayatta ise kimdir, nasıl tanırız,bu konuda alimler ne diyor biraz yardımcı olurmsınuz]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Ruhlar yanımıza gelip bize görünebilir mı?]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-ruhlar-yanimiza-gelip-bize-gorunebilir-mi</link>
			<pubDate>Sat, 08 Sep 2018 13:59:34 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=33151">Esra1071</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-ruhlar-yanimiza-gelip-bize-gorunebilir-mi</guid>
			<description><![CDATA[Merhaba arkadaşım son 10 gündür ölen akrabalarının yanına geldiğini,bunun rüya yada gerçek olarak ayırt edemediğini söylüyor.Ölen kişilerin yanımıza gelmesi mümkün müdür yoksa cinler ölmüş kişilerin kılığında yanımıza gelebilir mi?]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Merhaba arkadaşım son 10 gündür ölen akrabalarının yanına geldiğini,bunun rüya yada gerçek olarak ayırt edemediğini söylüyor.Ölen kişilerin yanımıza gelmesi mümkün müdür yoksa cinler ölmüş kişilerin kılığında yanımıza gelebilir mi?]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Mesih a.s. ve Deccal hakkında]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-mesih-a-s-ve-deccal-hakkinda</link>
			<pubDate>Wed, 22 Aug 2018 02:18:53 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=33130">Sinan1976</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-mesih-a-s-ve-deccal-hakkinda</guid>
			<description><![CDATA[Mesih a.s geldi mi gelmedi mi şöyle bir kenarda dursun.<br />
Burada onunla ilgili bazı gerçekleri anlatmak istiyorum.<br />
<br />
O geldiği zaman Ehl-i Sünnete tabi olmayacak.<br />
Hatta tam aksine bir durum meydana gelecek.<br />
O hiçbir mezhebe, cemaata veya benzeri bir<br />
yapıya tabi olmayacak. Ancak müslüman olacak.<br />
Tabi olmadığı için de bunlar onunla mücadele edecek <br />
ve Deccal ile birlikte ona karşı mücadele edecekler.<br />
<br />
Deccal tek gözlü de olmayacak. Bir gözü kör de olmayacak.<br />
Bir elinde ateş gibi görünen su, diğer elinde su gibi görünen <br />
ateş olmayacak. Alnının ortasında da birşey yazmayacak.<br />
Bildiğiniz diğer insanlar gibi gayet normal görünen bir insan<br />
olacak. Ve onun elindeki en büyük güç medya olacak.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Mesih a.s geldi mi gelmedi mi şöyle bir kenarda dursun.<br />
Burada onunla ilgili bazı gerçekleri anlatmak istiyorum.<br />
<br />
O geldiği zaman Ehl-i Sünnete tabi olmayacak.<br />
Hatta tam aksine bir durum meydana gelecek.<br />
O hiçbir mezhebe, cemaata veya benzeri bir<br />
yapıya tabi olmayacak. Ancak müslüman olacak.<br />
Tabi olmadığı için de bunlar onunla mücadele edecek <br />
ve Deccal ile birlikte ona karşı mücadele edecekler.<br />
<br />
Deccal tek gözlü de olmayacak. Bir gözü kör de olmayacak.<br />
Bir elinde ateş gibi görünen su, diğer elinde su gibi görünen <br />
ateş olmayacak. Alnının ortasında da birşey yazmayacak.<br />
Bildiğiniz diğer insanlar gibi gayet normal görünen bir insan<br />
olacak. Ve onun elindeki en büyük güç medya olacak.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Güneşin Batıdan Doğması Alameti]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-gunesin-batidan-dogmasi-alameti</link>
			<pubDate>Wed, 11 Jul 2018 17:30:56 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=33078">Suat7</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-gunesin-batidan-dogmasi-alameti</guid>
			<description><![CDATA[Selamun Aleyküm arkadaşlar.<br />
<br />
Ben 3 sene Süleyman Hilmi Tunahan (k.s.) yurtlarında kaldım.Allah razı olsun çok şey öğrettiler ama aklımda bir şey kaldı.Bizim hocalar güneşin batıdan doğma alametini <br />
Süleyman Hilmi Tunahan (k.s.) doğması olarak yorumluyorlar çünkü şimdiye kadar doğan peygamberlerin ve alimlerin çoğu doğu taraflarında doğduğu içinmiş.Siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz. <img src="https://islamiforum.net/images/smilies/bye.gif" alt="bye" title="bye" class="smilie smilie_16" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Selamun Aleyküm arkadaşlar.<br />
<br />
Ben 3 sene Süleyman Hilmi Tunahan (k.s.) yurtlarında kaldım.Allah razı olsun çok şey öğrettiler ama aklımda bir şey kaldı.Bizim hocalar güneşin batıdan doğma alametini <br />
Süleyman Hilmi Tunahan (k.s.) doğması olarak yorumluyorlar çünkü şimdiye kadar doğan peygamberlerin ve alimlerin çoğu doğu taraflarında doğduğu içinmiş.Siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz. <img src="https://islamiforum.net/images/smilies/bye.gif" alt="bye" title="bye" class="smilie smilie_16" />]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Ahir zamanda Unutulmuş bir sünnetin ihyası]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-ahir-zamanda-unutulmus-bir-sunnetin-ihyasi</link>
			<pubDate>Fri, 20 Apr 2018 17:41:48 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=32916">akkoyun 08</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-ahir-zamanda-unutulmus-bir-sunnetin-ihyasi</guid>
			<description><![CDATA[<img src="https://i.hizliresim.com/bBm4nG.png" loading="lazy"  alt="[Resim: bBm4nG.png]" class="mycode_img" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img src="https://i.hizliresim.com/bBm4nG.png" loading="lazy"  alt="[Resim: bBm4nG.png]" class="mycode_img" />]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>