<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[İslami Forum - Oruç]]></title>
		<link>https://islamiforum.net/</link>
		<description><![CDATA[İslami Forum - https://islamiforum.net]]></description>
		<pubDate>Fri, 03 Jul 2026 23:31:38 +0000</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[Ramazan ayı hurmetine]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-ramazan-ayi-hurmetine</link>
			<pubDate>Thu, 20 Feb 2025 14:48:02 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=35071">Esmanurum</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-ramazan-ayi-hurmetine</guid>
			<description><![CDATA[Durumumuz iyi değil çocuklarım var Ramazan için erzaga ihtiyacımız var Allah rızası için yardımcı olur musunuz]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Durumumuz iyi değil çocuklarım var Ramazan için erzaga ihtiyacımız var Allah rızası için yardımcı olur musunuz]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Oruç]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-oruc--67243</link>
			<pubDate>Wed, 05 Apr 2023 10:36:44 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=34975">USKUP</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-oruc--67243</guid>
			<description><![CDATA[Oruçluyken ağzımıza bir şey girmemesine dikkat ettiğimiz gibi ağzımızdan çıkan sözlere de dikkat etmeliyiz. Bilhassa gıybet, dedikodu ve lüzumsuz konuşmalara karşı <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">sükût orucu</span> tutmalıyız. Gözümüzü kulağımızı Rabbimiz'in râzı olmadığı ses ve görüntülerle kirletmekten sakınmalıyız.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Oruçluyken ağzımıza bir şey girmemesine dikkat ettiğimiz gibi ağzımızdan çıkan sözlere de dikkat etmeliyiz. Bilhassa gıybet, dedikodu ve lüzumsuz konuşmalara karşı <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">sükût orucu</span> tutmalıyız. Gözümüzü kulağımızı Rabbimiz'in râzı olmadığı ses ve görüntülerle kirletmekten sakınmalıyız.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Şevval ayı 6 gün orucu hakkında kısa bir bilgilendirme.]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-sevval-ayi-6-gun-orucu-hakkinda-kisa-bir-bilgilendirme</link>
			<pubDate>Sun, 23 May 2021 02:12:38 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=34371">Zaza hattap</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-sevval-ayi-6-gun-orucu-hakkinda-kisa-bir-bilgilendirme</guid>
			<description><![CDATA[<span style="color: #00369B;" class="mycode_color">Ramazan’dan sonra Şevval ayında altı gün oruç tutmak müstehaptır. Hz. Peygamber (s.a.s.), “Kim Ramazan orucunu tutar ve ona Şevval ayından altı gün ilave ederse, sanki yılın bütününde oruç tutmuş gibi olur.” (Müslim, Sıyâm, 204; Tirmizî, Savm, 53; Ebû Dâvûd, Savm, 59) buyurmuştur. Bu oruç peş peşe tutulabileceği gibi ara verilerek de tutulabilir (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, III, 421, 422).<br />
<br />
Şevval ayında nafile olarak tutulan oruç, Ramazan’da tutulmayan oruçların yerine geçmez; yani Ramazan’da tutulmayan oruçların ayrıca kaza edilmesi farzdır. Bir oruçta hem kaza hem de nafile yerine niyet edilmesi geçerli olmadığından Şevval ayında tutulan oruçta da bunlardan yalnız birine niyet etmek gerekir. Şevval ayında oruç tutulurken, Ramazan’da tutulamayan oruçların kazasına niyet edilirse bu oruçlar kaza orucu olur.</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="color: #00369B;" class="mycode_color">Ramazan’dan sonra Şevval ayında altı gün oruç tutmak müstehaptır. Hz. Peygamber (s.a.s.), “Kim Ramazan orucunu tutar ve ona Şevval ayından altı gün ilave ederse, sanki yılın bütününde oruç tutmuş gibi olur.” (Müslim, Sıyâm, 204; Tirmizî, Savm, 53; Ebû Dâvûd, Savm, 59) buyurmuştur. Bu oruç peş peşe tutulabileceği gibi ara verilerek de tutulabilir (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, III, 421, 422).<br />
<br />
Şevval ayında nafile olarak tutulan oruç, Ramazan’da tutulmayan oruçların yerine geçmez; yani Ramazan’da tutulmayan oruçların ayrıca kaza edilmesi farzdır. Bir oruçta hem kaza hem de nafile yerine niyet edilmesi geçerli olmadığından Şevval ayında tutulan oruçta da bunlardan yalnız birine niyet etmek gerekir. Şevval ayında oruç tutulurken, Ramazan’da tutulamayan oruçların kazasına niyet edilirse bu oruçlar kaza orucu olur.</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Sanki karşımda biri benimle muhatap gibi kalbimi harekete geçiren müthiş bir yazı]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-sanki-karsimda-biri-benimle-muhatap-gibi-kalbimi-harekete-geciren-muthis-bir-yazi</link>
			<pubDate>Fri, 07 May 2021 15:41:43 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=34371">Zaza hattap</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-sanki-karsimda-biri-benimle-muhatap-gibi-kalbimi-harekete-geciren-muthis-bir-yazi</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">Allah'a hamd, Rasûlü'ne salât ve selam olsun.</div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">Allah'ın rahmetini idrak ettiğimiz, şeytanın zincirlere vurulduğu, Allah'ın rahmet kapılarını sonsuza dek açtığı, Rahman'ın ateşten kullar azad ettiği bu günler; ne büyük fırsat kardeşim. Bire sınırsız karşılık verilen, içinde bin aydan daha hayırlı Kadir gecesi bulunan, Allah Rasûlü'nün, bereketiyle esen rüzgar misali coştuğu şu günler ve geceler; ne büyük fırsat kardeşim.</div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">Allah'ın yanında değerli olan bizim yanımızda değerli olmasın mı? Allah'ın en sevdiği kitabını bugünlerde indirmiş olması bir şey anlatmıyor mu bize kardeşim?</div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">Rahman 'Sizleri bağışlamak istiyorum', 'Ateşten azad edecek kullar arıyorum' derken bu yüz çevirme, bu acziyet ve isteksizlik yakışıyor mu bize?</div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">Bir önceki Ramazan'ı hatırlıyor musun veya ondan öncesini? Biri çok soğuktu, diğerinde de sen çalıştığın için yoruluyordun! Daha daha öncesinde tam idrak edememiştin. Ve böylece kaç Ramazan affa ve mağfirete mazhar olamadan geçip gitti.</div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">Ya bu Ramazan? Çok mu sıcak bu defa? Kendine sormaz mısın kardeşim, soğuk olanı kaçırdım, sıcak olanı daha gelmeden söylenerek, oflayıp puflayarak sabrımı tükettim... Bu ne azim, bu ne cüret! Rahman bizleri af etmek için adeta bahane arıyorken, O'ndan ve Rahmetinden kaçmaya yer mi arıyoruz?</div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">Bu fırsatı kaçırma kardeşim... Eğer seni endişelendirecek bir sıcak varsa, bu cehennem sıcağı olmalı... Termometrelerin ölçtüğü, klima ve gölgenin son verdiği bir sıcaktan bu kadar korkarken, ne gölgenin ne de serinliğin olmadığı, rakamların dili olsa lal olup nutkunun tutulacağı bir ateşe karşı bu ne emniyet, bu ne rahatlık?</div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">Ey Rabbinin Kendini Affetmek İstediği Kardeşim;</div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">Şurada, basit bir isteğinin karşılandığını duysan kalbinde meyil, bedeninde o yöne doğru bir hareketlenme oluşuyor... Rahmet kapılarının açılmış olması, şeytanın zincirlere vurulması, Rabbinin seni selamet yurduna çağırmasına karşı bu ne soğukluk, bu ne tembellik?</div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">Hangisi daha acı kardeşim? Kalbinde meyil, bedeninde hareketlenme olmaması mı? Senin bu durumu dert dahi edinmeyişin mi?</div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">Bir doktor, bir maddenin sana zarar verdiğini, hasta kıldığını ve şifanın muayyen bir ilaçta olduğunu haber verdiğinde, ilacı elde edip iyileştiğini tecrübe etmeden peşini bırakmıyorsun!</div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">Sözüne hiç değer vermediğin biri elbisende sokmaya hazır yılan veya akrep olduğunu söylese hiç tereddüt etmeden o zararı def etmek için birşeyler yapıyorsun!</div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">Bunca Rasûl, Nebi, salih insan... Her biri ayrı ayrı ateşi, kabri, El-Vahid ve El-Kahhar olanın hesabını haber veriyor. Nefsini, ayıplarını, onu helak eden zararları bir bir sıralıyor... Bu durgunluk, bu emniyette nesi?</div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">Yoksa onlara inanmıyor musun?</div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">Şayet buysa meselen vay sana, veyl haline, toprak başına... Hemen imanını tecdid et ve tevbeyle Rabbine yönel.</div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">Yok, inanıyorum diyorsan bu müşküle cevabı bul kardeşim... Ateş yakar dediği halde elini ateşe tutan, yanıyor diye acı çektiği halde elini ateş üstünde bekleten gördün mü hiç?</div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">Yoksa 'şeytan beni rahat bırakmıyor' mu diyorsun?</div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">Gözün aydın olsun kardeşim. O zincire vuruldu. Seni bekleyen tek şey var Rabbinin rahmeti.</div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">Yoksa 'kalbim katılaştı', 'günahlarım beni çepeçevre kuşattı', 'istesem de yapamıyorum' mu diyorsun?</div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">Açılmış rahmet kapılarının altına dur, elini kaldır ve bu şikayetini, annenin evladına merhametinden daha merhametli olan El-Latif, El-Hannan olana yap.</div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">Aç ellerini Rabbine. Kalbinin kapılarını da aç, en samimi kelimelerle şikayet et halini Rahman'a... Bu sefer fırsatı kaçırma kardeşim.</div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">'Ey yeryüzünü ölümden sonra dirilten El-Muhyi Rabbim! Ey insanları ölümlerinden sonra diriltecek olan Rabbim! Şu katılaşmış, hatta ölmüş kalbimi dirilt... Toprağı, kışın uzun ölümünden sonra yağmurla dirilttiğin gibi kalbimi iman, ahlak, ilimle dirilt...'</div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">Sonra açık olan kapıların altında ellerin açık ısrarla bekle, korkma Rahmet seni iliklerine dek ıslatıncaya kadar ısrarla ve Rabbine acziyetini ifade ederek iste...</div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">'Kalpler senin parmaklarının arasındadır. Dilediğin gibi evirip çevirirsin, sana zor yoktur Rabbim. Yerde ve gökte bulunan herşey senin mülkün ve kahrın altındadır. Hiçbir şey seni aciz bırakamaz ve her şey senin 'Ol' demene boyun eğmişken, şu avuç içi kadar olan, taşlaşmış şu kalbim mi seni aciz bırakacak... Seni tenzih ederim tüm eksiklik ve çirkinliklerden.'</div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">' 'Ol' de Rabbim... 'Ol' de kalbim sana boyun eğsin. 'Ol' de Davud'a aleyhisselam demirin yumuşadığı gibi imana, takvaya, senin zikrine yumuşasın. 'Ol' de Rabbim... Şu zincirlere vurulup, beni senden uzaklaştıran şeytanın 'yapamazsın, çok zor, bırakırsın' diyerek gözümde büyüttüğü her amel kolay gelsin. Kolay ancak senin kolay kıldığındır. Zor bizedir. Sana zor yoktur. Sen mutlak kudret sahibisin, kudretinde kemale ulaşmış izzet sahibisin. Ben ise aciz, sana muhtaç, sana karşı zelil... Rahmetinden mahrum etme Allah'ım...'</div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">Gördün mü kardeşim, nasıl da yumuşadı kalbin. Kerim olan davet ettiği sofradan misafirini kovmaz... Cömert olan va'd ettiği hibeden geri dönmez... Bu sıfatlar insanlarda dahi çirkinken, mutlak ve celal sahibi Allah'a yakışır mı?</div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">Zannediyor musun davetinden seni eli boş çevirsin, va'd ettiği mükafattan seni yoksun bıraksın?</div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">Kardeşim</div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">Bu büyük bir fırsat... Bu sefer bu fırsatı heba etme, geçen yılı bir düşün! Şu an ölsen tek bir yılın hesabını verecek yüzün var mı Rabbine...? Gözlerini kontrol et. Kaç haram bakış kuşattı gözbebeklerini. Ya kulakların... Kaç yalan, boş, Allah'ın subhanehu ve teâlâ buğz ettiği kelimeye evsahipliği yaptı? Ya dilin... Kaç defa dedikodu, gereksiz söz, seni Rabbine mahçup edecek lakırtıda bulundu? Ya kalbin... Suizanlar, Allah'tan başkasına dayanmalar, O'ndan gafil kalıp, O'nun buğz ettiği duygulara yol vermeler... Bunların kokusu olsa ve sende tütse insan içine çıkabilir miydin? Bunların rengi olsa ve boya olup sende zuhur etse hangi aynaya bakabilirdin? Kalbin daraldı değil mi? Sadece bir günün muhasebesini yapman yeterlidir.</div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">Riya; yalan, olmadığın gibi görünme, olmayan hayırla insanlara tezahür etme... Peki bunların Allah katında tek tek, madde madde, parça parça karşına çıkacağına inanmıyor musun?</div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">Şayet inanıyorsan... Sana hiçbir iyiliği olmayan insanlardan bu denli utanıp da senin üzerindeki nimetleri sayısız olan Allah'tan subhanehu ve teâlâ neden hayâ etmezsin?</div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">İşte Ramazan bu sebepten fırsat. Arınmanın, paklanmanın, af ve mağfiretle pırıl pırıl olmanın zamanıdır...</div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">Yoksa şikayetin, devam ve sebat sorunu mu? 'Bir kaç gün iyi gidiyor, sonra yine gaflete düşüyorum, unutuyorum' mu diyorsun?</div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">Yine Rabbine yönel. Bıkmadan usanmadan O'ndan sebat iste. Her unuttuğunda tekrar yönel. Unutulmuş ve yük olarak sırtına binmiş yılların kiri başka nasıl temizlenir?</div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">Yoksa 'bu sene olmadı, seneye çok dikkat edeceğim' mi diyorsun?</div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">Ah benim mağrur kardeşim... Bir senenin işini yapamadın da, seneye iki yılın işini birden nasıl yapacaksın? Bu sene fırsatı hiçbir gerekçen yokken tepmişken, seneye tepmeyeceğinin garantisi nedir?</div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">Erteleme... Tesvif... Şeytanın en büyük silahı. O, bir nefiste yer etti mi artık şeytana lüzum yoktur. O nefis kendinin düşmanıdır. İşte sana fırsat... Genişliği yer ve gök kadar olan cennetlere koşarak, amellerde acele ederek bu mazlum ahlaktan kurtul... Bu Ramazan fırsat olsun... Hem var olan şerri def et, hem de hayır ve bereketi elde et.</div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">Kardeşim</div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">Yoksa seni alıkoyan günahların mı? 'Tekrar dönerim, tevbe edip yeniden başlamanın anlamı yok' mu diyorsun? Sen fırsatlara icabet ettiğinde, derinden bir ses seni bununla mı korkutuyor?</div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">Hayır! Hayır! Bu kadar basite almamalı, bu denli küçümsememelisin, Allah'ın rahmetini ve izzetini. Sen Rabbine O'nun rahmetine iltica edip başlamalısın, biri yüz, bin hatta sınırsızca bereketlendiren Ramazan'ı da fırsat bilmelisin. Sen kulluğunu ifa ederken, vesveseler sana zarar veremez, yeter ki onları zamanında yakala ve zikir ile, dua ile def et kalbinden. Bir defa Allah subhanehu ve teâlâ için mücadelenin lezzetini aldın mı, gerisi kolaydır. Sen Allah için bir şerri her terkedişinde, kalbinde imanın tadı olarak tarifsiz lezzetler hissedeceksin.</div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">Kardeşim</div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">Başlamadığın veya başlasam mı diye tereddüt ettiğin her an ölüm seni yakalayabilir. Bununla beraber Allah'a tevekkül edip başladığın ve henüz hiçbir şey yapmadığın bir anda da gelip seni bulabilir. İkisinin arasındaki farkı anlamak için doksan dokuz kişiyi öldüren adamın kıssasını bir daha oku... Bu işe niyet etmenin fazileti buysa, niyete tabi olan amelden sonrası nasıl olur acaba?</div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">Kardeşim bu ay bir de... İslam ümmetinin bir azası olduğunu hissetmen, kardeşlerinin acısına ortak olup, onların dertleriyle dertlenmen için bir fırsat. Nicedir ümmetin sorunlarına gözyaşı dökmedin, her şeyiyle yüzüstü ve kaderine terk ettiğin mazlumlara dua dahi etmedin.</div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">Malını vermek zor geliyor, onların yanında bulunmaya cesaretin yok, onları anacağın iki cümlelik dua da mı zor?</div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">Bu bir fırsat... Sıcaklığı, açlığı hissetmen ve yılın her ayı bu hayatı kahren yaşayan insanları anlaman için fırsat... Sen yemeğin çeşidine, ısısına, salatasına hayıflanırken 'zaten açlıktan tükendim' zırhını şekvane mazeret görürken, birileri yılın her günü açlıktan tükeniyor... Ne ısısına söylenecekleri bir çorba, ne de oflayacakları bir salataları yok... Rabbinin sana layık gördüğü senin rızkındır. Ancak şekvayla değil şükürle karşılamalısın...</div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">Evet, bu bir fırsat... Rabbimizin geçen günleri af, gelecek günleri takva azığıyla süslemek istediği büyük bir nimet. Yapabildiğimizi yapmalı, yapamadıklarımızda pes etmek yerine rahmet kapıları açık olana yönelmeliyiz. 'Annemizin bizi doğurduğu gün gibi' tertemiz olma fırsatını, bu sene kaçırmamalıyız...</div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">'Allah'ım bizleri Ramazan'ı ulaştırdığın gibi, onun hayır ve bereketine muvaffak kıl...'</div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">'İlahi, Sen Celal ve ikram sahibisin... Sana yönelen elleri geri çevirmeyecek kadar El-Hayy ve El-Settar olansın... Biz aciziz, sen güçlü olansın. Biz kimsesiziz, sen merhametli olansın, bize azap edecek olsan adaletindir, merhamet edecek olsan bu senin lütfundur... Bizi lütuf ve kereminden mahrum bırakma. Sen bizleri affetmezsen nice olur halimiz? Senin dışında ne sahibimiz, ne de Rabbimiz var. Biz haketmesekde sen merhamet ve lütufta bulunmaya en layık olansın.</div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">Ey Celal ve ikram sahibi Rabbimiz; Yeryüzünün doğusunda, batısında senin için mücadele edenlere yardım et, ayaklarını sabit kıl, onları izzetinle aziz, senin ve müminlerin düşmanlarını kahrınla zelil kıl. El-Veli olan da, En-Nasır olan da sensin. Sen bize yardım edersen kimdir bize üstün gelecek olan?</div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">Ya Rab; Bu Ramazan'da yaptığımız duaları, ibadetleri kabul buyur. Sen eksikliklerden münezzehsin, bizler sana layık kulluk edemesek de bizi rahmetinle kuşat.</div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">Bizi, ailemizi, çocuklarımızı ve kardeşlerimizi hıfzınla muhafaza et. Şüphesiz sen muhafaza edenlerin en hayırlısı, emanetleri zayi etmeyensin...</div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">Bizleri duaya ve sana yönelmeye muvaffak kıldığın gibi, dualarımıza da icabet et...'</div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align">Allahumme amin.</div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">Allah'a hamd, Rasûlü'ne salât ve selam olsun.</div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">Allah'ın rahmetini idrak ettiğimiz, şeytanın zincirlere vurulduğu, Allah'ın rahmet kapılarını sonsuza dek açtığı, Rahman'ın ateşten kullar azad ettiği bu günler; ne büyük fırsat kardeşim. Bire sınırsız karşılık verilen, içinde bin aydan daha hayırlı Kadir gecesi bulunan, Allah Rasûlü'nün, bereketiyle esen rüzgar misali coştuğu şu günler ve geceler; ne büyük fırsat kardeşim.</div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">Allah'ın yanında değerli olan bizim yanımızda değerli olmasın mı? Allah'ın en sevdiği kitabını bugünlerde indirmiş olması bir şey anlatmıyor mu bize kardeşim?</div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">Rahman 'Sizleri bağışlamak istiyorum', 'Ateşten azad edecek kullar arıyorum' derken bu yüz çevirme, bu acziyet ve isteksizlik yakışıyor mu bize?</div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">Bir önceki Ramazan'ı hatırlıyor musun veya ondan öncesini? Biri çok soğuktu, diğerinde de sen çalıştığın için yoruluyordun! Daha daha öncesinde tam idrak edememiştin. Ve böylece kaç Ramazan affa ve mağfirete mazhar olamadan geçip gitti.</div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">Ya bu Ramazan? Çok mu sıcak bu defa? Kendine sormaz mısın kardeşim, soğuk olanı kaçırdım, sıcak olanı daha gelmeden söylenerek, oflayıp puflayarak sabrımı tükettim... Bu ne azim, bu ne cüret! Rahman bizleri af etmek için adeta bahane arıyorken, O'ndan ve Rahmetinden kaçmaya yer mi arıyoruz?</div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">Bu fırsatı kaçırma kardeşim... Eğer seni endişelendirecek bir sıcak varsa, bu cehennem sıcağı olmalı... Termometrelerin ölçtüğü, klima ve gölgenin son verdiği bir sıcaktan bu kadar korkarken, ne gölgenin ne de serinliğin olmadığı, rakamların dili olsa lal olup nutkunun tutulacağı bir ateşe karşı bu ne emniyet, bu ne rahatlık?</div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">Ey Rabbinin Kendini Affetmek İstediği Kardeşim;</div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">Şurada, basit bir isteğinin karşılandığını duysan kalbinde meyil, bedeninde o yöne doğru bir hareketlenme oluşuyor... Rahmet kapılarının açılmış olması, şeytanın zincirlere vurulması, Rabbinin seni selamet yurduna çağırmasına karşı bu ne soğukluk, bu ne tembellik?</div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">Hangisi daha acı kardeşim? Kalbinde meyil, bedeninde hareketlenme olmaması mı? Senin bu durumu dert dahi edinmeyişin mi?</div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">Bir doktor, bir maddenin sana zarar verdiğini, hasta kıldığını ve şifanın muayyen bir ilaçta olduğunu haber verdiğinde, ilacı elde edip iyileştiğini tecrübe etmeden peşini bırakmıyorsun!</div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">Sözüne hiç değer vermediğin biri elbisende sokmaya hazır yılan veya akrep olduğunu söylese hiç tereddüt etmeden o zararı def etmek için birşeyler yapıyorsun!</div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">Bunca Rasûl, Nebi, salih insan... Her biri ayrı ayrı ateşi, kabri, El-Vahid ve El-Kahhar olanın hesabını haber veriyor. Nefsini, ayıplarını, onu helak eden zararları bir bir sıralıyor... Bu durgunluk, bu emniyette nesi?</div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">Yoksa onlara inanmıyor musun?</div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">Şayet buysa meselen vay sana, veyl haline, toprak başına... Hemen imanını tecdid et ve tevbeyle Rabbine yönel.</div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">Yok, inanıyorum diyorsan bu müşküle cevabı bul kardeşim... Ateş yakar dediği halde elini ateşe tutan, yanıyor diye acı çektiği halde elini ateş üstünde bekleten gördün mü hiç?</div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">Yoksa 'şeytan beni rahat bırakmıyor' mu diyorsun?</div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">Gözün aydın olsun kardeşim. O zincire vuruldu. Seni bekleyen tek şey var Rabbinin rahmeti.</div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">Yoksa 'kalbim katılaştı', 'günahlarım beni çepeçevre kuşattı', 'istesem de yapamıyorum' mu diyorsun?</div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">Açılmış rahmet kapılarının altına dur, elini kaldır ve bu şikayetini, annenin evladına merhametinden daha merhametli olan El-Latif, El-Hannan olana yap.</div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">Aç ellerini Rabbine. Kalbinin kapılarını da aç, en samimi kelimelerle şikayet et halini Rahman'a... Bu sefer fırsatı kaçırma kardeşim.</div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">'Ey yeryüzünü ölümden sonra dirilten El-Muhyi Rabbim! Ey insanları ölümlerinden sonra diriltecek olan Rabbim! Şu katılaşmış, hatta ölmüş kalbimi dirilt... Toprağı, kışın uzun ölümünden sonra yağmurla dirilttiğin gibi kalbimi iman, ahlak, ilimle dirilt...'</div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">Sonra açık olan kapıların altında ellerin açık ısrarla bekle, korkma Rahmet seni iliklerine dek ıslatıncaya kadar ısrarla ve Rabbine acziyetini ifade ederek iste...</div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">'Kalpler senin parmaklarının arasındadır. Dilediğin gibi evirip çevirirsin, sana zor yoktur Rabbim. Yerde ve gökte bulunan herşey senin mülkün ve kahrın altındadır. Hiçbir şey seni aciz bırakamaz ve her şey senin 'Ol' demene boyun eğmişken, şu avuç içi kadar olan, taşlaşmış şu kalbim mi seni aciz bırakacak... Seni tenzih ederim tüm eksiklik ve çirkinliklerden.'</div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">' 'Ol' de Rabbim... 'Ol' de kalbim sana boyun eğsin. 'Ol' de Davud'a aleyhisselam demirin yumuşadığı gibi imana, takvaya, senin zikrine yumuşasın. 'Ol' de Rabbim... Şu zincirlere vurulup, beni senden uzaklaştıran şeytanın 'yapamazsın, çok zor, bırakırsın' diyerek gözümde büyüttüğü her amel kolay gelsin. Kolay ancak senin kolay kıldığındır. Zor bizedir. Sana zor yoktur. Sen mutlak kudret sahibisin, kudretinde kemale ulaşmış izzet sahibisin. Ben ise aciz, sana muhtaç, sana karşı zelil... Rahmetinden mahrum etme Allah'ım...'</div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">Gördün mü kardeşim, nasıl da yumuşadı kalbin. Kerim olan davet ettiği sofradan misafirini kovmaz... Cömert olan va'd ettiği hibeden geri dönmez... Bu sıfatlar insanlarda dahi çirkinken, mutlak ve celal sahibi Allah'a yakışır mı?</div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">Zannediyor musun davetinden seni eli boş çevirsin, va'd ettiği mükafattan seni yoksun bıraksın?</div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">Kardeşim</div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">Bu büyük bir fırsat... Bu sefer bu fırsatı heba etme, geçen yılı bir düşün! Şu an ölsen tek bir yılın hesabını verecek yüzün var mı Rabbine...? Gözlerini kontrol et. Kaç haram bakış kuşattı gözbebeklerini. Ya kulakların... Kaç yalan, boş, Allah'ın subhanehu ve teâlâ buğz ettiği kelimeye evsahipliği yaptı? Ya dilin... Kaç defa dedikodu, gereksiz söz, seni Rabbine mahçup edecek lakırtıda bulundu? Ya kalbin... Suizanlar, Allah'tan başkasına dayanmalar, O'ndan gafil kalıp, O'nun buğz ettiği duygulara yol vermeler... Bunların kokusu olsa ve sende tütse insan içine çıkabilir miydin? Bunların rengi olsa ve boya olup sende zuhur etse hangi aynaya bakabilirdin? Kalbin daraldı değil mi? Sadece bir günün muhasebesini yapman yeterlidir.</div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">Riya; yalan, olmadığın gibi görünme, olmayan hayırla insanlara tezahür etme... Peki bunların Allah katında tek tek, madde madde, parça parça karşına çıkacağına inanmıyor musun?</div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">Şayet inanıyorsan... Sana hiçbir iyiliği olmayan insanlardan bu denli utanıp da senin üzerindeki nimetleri sayısız olan Allah'tan subhanehu ve teâlâ neden hayâ etmezsin?</div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">İşte Ramazan bu sebepten fırsat. Arınmanın, paklanmanın, af ve mağfiretle pırıl pırıl olmanın zamanıdır...</div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">Yoksa şikayetin, devam ve sebat sorunu mu? 'Bir kaç gün iyi gidiyor, sonra yine gaflete düşüyorum, unutuyorum' mu diyorsun?</div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">Yine Rabbine yönel. Bıkmadan usanmadan O'ndan sebat iste. Her unuttuğunda tekrar yönel. Unutulmuş ve yük olarak sırtına binmiş yılların kiri başka nasıl temizlenir?</div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">Yoksa 'bu sene olmadı, seneye çok dikkat edeceğim' mi diyorsun?</div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">Ah benim mağrur kardeşim... Bir senenin işini yapamadın da, seneye iki yılın işini birden nasıl yapacaksın? Bu sene fırsatı hiçbir gerekçen yokken tepmişken, seneye tepmeyeceğinin garantisi nedir?</div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">Erteleme... Tesvif... Şeytanın en büyük silahı. O, bir nefiste yer etti mi artık şeytana lüzum yoktur. O nefis kendinin düşmanıdır. İşte sana fırsat... Genişliği yer ve gök kadar olan cennetlere koşarak, amellerde acele ederek bu mazlum ahlaktan kurtul... Bu Ramazan fırsat olsun... Hem var olan şerri def et, hem de hayır ve bereketi elde et.</div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">Kardeşim</div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">Yoksa seni alıkoyan günahların mı? 'Tekrar dönerim, tevbe edip yeniden başlamanın anlamı yok' mu diyorsun? Sen fırsatlara icabet ettiğinde, derinden bir ses seni bununla mı korkutuyor?</div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">Hayır! Hayır! Bu kadar basite almamalı, bu denli küçümsememelisin, Allah'ın rahmetini ve izzetini. Sen Rabbine O'nun rahmetine iltica edip başlamalısın, biri yüz, bin hatta sınırsızca bereketlendiren Ramazan'ı da fırsat bilmelisin. Sen kulluğunu ifa ederken, vesveseler sana zarar veremez, yeter ki onları zamanında yakala ve zikir ile, dua ile def et kalbinden. Bir defa Allah subhanehu ve teâlâ için mücadelenin lezzetini aldın mı, gerisi kolaydır. Sen Allah için bir şerri her terkedişinde, kalbinde imanın tadı olarak tarifsiz lezzetler hissedeceksin.</div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">Kardeşim</div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">Başlamadığın veya başlasam mı diye tereddüt ettiğin her an ölüm seni yakalayabilir. Bununla beraber Allah'a tevekkül edip başladığın ve henüz hiçbir şey yapmadığın bir anda da gelip seni bulabilir. İkisinin arasındaki farkı anlamak için doksan dokuz kişiyi öldüren adamın kıssasını bir daha oku... Bu işe niyet etmenin fazileti buysa, niyete tabi olan amelden sonrası nasıl olur acaba?</div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">Kardeşim bu ay bir de... İslam ümmetinin bir azası olduğunu hissetmen, kardeşlerinin acısına ortak olup, onların dertleriyle dertlenmen için bir fırsat. Nicedir ümmetin sorunlarına gözyaşı dökmedin, her şeyiyle yüzüstü ve kaderine terk ettiğin mazlumlara dua dahi etmedin.</div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">Malını vermek zor geliyor, onların yanında bulunmaya cesaretin yok, onları anacağın iki cümlelik dua da mı zor?</div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">Bu bir fırsat... Sıcaklığı, açlığı hissetmen ve yılın her ayı bu hayatı kahren yaşayan insanları anlaman için fırsat... Sen yemeğin çeşidine, ısısına, salatasına hayıflanırken 'zaten açlıktan tükendim' zırhını şekvane mazeret görürken, birileri yılın her günü açlıktan tükeniyor... Ne ısısına söylenecekleri bir çorba, ne de oflayacakları bir salataları yok... Rabbinin sana layık gördüğü senin rızkındır. Ancak şekvayla değil şükürle karşılamalısın...</div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">Evet, bu bir fırsat... Rabbimizin geçen günleri af, gelecek günleri takva azığıyla süslemek istediği büyük bir nimet. Yapabildiğimizi yapmalı, yapamadıklarımızda pes etmek yerine rahmet kapıları açık olana yönelmeliyiz. 'Annemizin bizi doğurduğu gün gibi' tertemiz olma fırsatını, bu sene kaçırmamalıyız...</div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">'Allah'ım bizleri Ramazan'ı ulaştırdığın gibi, onun hayır ve bereketine muvaffak kıl...'</div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">'İlahi, Sen Celal ve ikram sahibisin... Sana yönelen elleri geri çevirmeyecek kadar El-Hayy ve El-Settar olansın... Biz aciziz, sen güçlü olansın. Biz kimsesiziz, sen merhametli olansın, bize azap edecek olsan adaletindir, merhamet edecek olsan bu senin lütfundur... Bizi lütuf ve kereminden mahrum bırakma. Sen bizleri affetmezsen nice olur halimiz? Senin dışında ne sahibimiz, ne de Rabbimiz var. Biz haketmesekde sen merhamet ve lütufta bulunmaya en layık olansın.</div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">Ey Celal ve ikram sahibi Rabbimiz; Yeryüzünün doğusunda, batısında senin için mücadele edenlere yardım et, ayaklarını sabit kıl, onları izzetinle aziz, senin ve müminlerin düşmanlarını kahrınla zelil kıl. El-Veli olan da, En-Nasır olan da sensin. Sen bize yardım edersen kimdir bize üstün gelecek olan?</div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">Ya Rab; Bu Ramazan'da yaptığımız duaları, ibadetleri kabul buyur. Sen eksikliklerden münezzehsin, bizler sana layık kulluk edemesek de bizi rahmetinle kuşat.</div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">Bizi, ailemizi, çocuklarımızı ve kardeşlerimizi hıfzınla muhafaza et. Şüphesiz sen muhafaza edenlerin en hayırlısı, emanetleri zayi etmeyensin...</div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">Bizleri duaya ve sana yönelmeye muvaffak kıldığın gibi, dualarımıza da icabet et...'</div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align">Allahumme amin.</div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Osmanlı’da Ramazan ayı]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-osmanli%E2%80%99da-ramazan-ayi</link>
			<pubDate>Sun, 02 May 2021 22:00:44 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=34371">Zaza hattap</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-osmanli%E2%80%99da-ramazan-ayi</guid>
			<description><![CDATA[<span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-family: 'Droid Sans', Arial, Verdana, sans-serif;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Osmanlı’da Ramazan ayı geldiğinde nasıl bir atmosfer oluşurdu?<br />
</span>Osmanlı Ramazan ayını diğer ülkelerden farklı yaşamış, kendine has bir hayat tarzı haline getirmiştir. Bu özel ayın ihtişamını en muazzam şekilde başta İstanbul olmak üzere Anadolu’nun her kesimi şaşalı bir şekilde yaşamıştır. Gelenek haline getirdiği dinî ve sosyal merasimleri toplumun Ramazan ayına has kültürünü oluşturmuştur.<br />
Ramazan ayı boyunca toplumsal hayatın ritmi hızlanır, bayramda da aynı canlılık devam etmiştir. Ramazan ayını Osmanlı’nın içinde geçiren seyyahlar “Bu ne hoş bir aydır, konukseverlik, hoşgörü ve bereket ayıdır” diye tanımlamışlardır.<br />
Ramazan ayını bir kültürel şölene çeviren Osmanlı, Türk gelenek ve göreneklerini, Türk estetik zevkini, yaptıkları bazı törensel gösterileri de birleştirerek, oruç ibadetini halkın zorlanmadan, eğlenceli bir şekilde yerine getirmesini sağlamıştır.<br />
Kardeşlik, yardımlaşma, misafirperverlik, dayanışma, yoksulları doyurma, fakiri incitmeden sevindirme, bütün toplumu aynı ailenin bir ferdiymiş gibi görebilme şuurudur Ramazan. Geldiğinde İstanbul’un nabzını değiştirmiş, tam bir Müslüman şehri yapmıştır. Şehrin bu yükselen ritmi, diğer din mensuplarına da kutsal halkaya dâhil olma çağrısı yapmıştır.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Osmanlı toplumunda Ramazan ayı siyasi ve iktisadi açıdan nasıl bir öneme sahipti?<br />
</span>Ramazan ayı geldiğinde devlet ricali ile ulemanın önemli mevkideki kişileri halka açık bir şekilde konaklarında iftar yemeği vermiştir. Aylar öncesi hazırlanan Ramazan ayı programına uygun şekilde davetli listesi belirlenmiştir. Bu iftar yemeğini fırsat bilip devletin durumunu konuşmuşlar, yapılacak düzenlemeleri belirlemişlerdir. İftar arkası ilmî ve edebî sohbetler etmişlerdir.<br />
Ramazan ayının gelmesiyle padişah diğer aylara nazaran daha fazla halkın içine karışmıştır. Sarayından tebdil değiştirerek çıkan padişah, kapalı çarşıyı, tütüncüleri, mürekkepçileri, sergideki esnafı dolaşmaktadır. Esnafın narh fiyatlarına uyup uymadığını, ekmeğin gramajının eksikliğini, halkın tenbihnamelere uyup uymadığını denetlemiştir.<br />
Osmanlı Devleti’nde devlet erkânına, Ramazan-ı Şerifte maddi sıkıntı çekmemeleri ve daha fazla hayır ve hasenatta bulunmaları için hem maaşlarının bir bölümü Ramazan’dan önce verilir hem de ‘Bayramiyye’ ya da ‘Ramazaniyye’ adı ile çift maaş ödenmektedir.<br />
Ramazan ayının ilk günü bütün devlet daireleri tatil edilmekte, gazeteler ise o güne mahsus basılmamaktadır. Ramazan’ın ilk gününden sonra bütün devlet dairelerinde memurlar çalışmalarına sırayla devam etmektedir. Bu çalışma sırası için yeni bir nöbet cetveli düzenlenir, bu düzenlenen cetvel çalışma yerine asılırdı. Ramazan ayı kışa denk geldiğinde günler kısa olduğu için, resmi daireler sadece gece açık bulunurdu.<br />
Piyasada satılan malların devletin belirlediği fiyatın üzerinde satılıp satılmadığı denetlenirdi. Pâdişâhın vekîli olan Vezîr-i Âzâm bununla görevliydi.<br />
Ramazan’da önemli alışveriş mekânları haline gelen sergiler artık birer halka açık pazar haline gelmiştir. En ünlü Ramazan sergileri Fatih ve Beyazıt camilerinin avlularında kurulmuştur. İstanbul’da oturan gayrimüslimler de bu sergileri takip ederler alışverişlerini buradan yaparlardı. Sergilere halktan herkesim insan padişah ve üst düzey memurlar dahi gelmekteydi.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ramazan ayında yaşam, geceleri gündüzlere göre daha mı yoğun yaşanıyordu?<br />
</span>Osmanlı’da Ramazan ayı gelince sanki geceyle gündüz yer değiştirmiştir. On bir ay boyunca son derece yavaş bir ritimle yaşanan hayat birden bambaşka canlılık ve renklilik kazanmıştır. İftardan sonra herkes eline kandilini alır yollara dökülürdü. Kahveler, dükkânlar hatta devlet daireleri bile sahura kadar açık olurdu.<br />
Ramazan ayının her yıl on gün önceden gelmesiyle bütün mevsimler bu kutlu şölene şahit olur, dinin ritmiyle tabiatın ritmi kucaklaşırdı. Özellikle Ramazan ayı yaz aylarından birine denk gelirse, akşamları gündüzden daha hareketli bir şehir manzarası yakalanırdı.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sarayda Ramazan nasıl geçerdi?<br />
</span>Osmanlı padişahları ve Osmanlı halkı, Ramazan ayını dinî ve sosyal hayat açısından her şeyiyle muntazam bir şekilde idame ettirmeye çalışırdı. Oruç ibadeti, nefsi terbiye etmesinin yanında, insan hayatını intizama sokar. Toplumdaki herkesi kaynaştırması gibi faziletlerinin yanında ideal bir toplum için çok önemli bir ibadet sayılmaktadır. Devlet yönetimi ve din adamları Ramazan’ın feyizli geçmesi için gerekli tedbirleri alırdı. Bir yandan vaaz ve nasihatlerle insanların dinî bilgi ve maneviyatları güçlendirilir, bir yandan da ziyafetler, yardımlaşma ve hediyeleşmeler ile sosyal dayanışma güçlendirilirdi.<br />
Ramazan ayı boyunca sarayın kapıları Müslüman ve gayrimüslimlere sonuna kadar açıktı. Gerek sahur vakti gerek iftarda isteyen istediği gibi saraya gelip kurulan sofraya oturabilirdi. Konuklara iftar sonrası saraydan giderken “diş kirası” diye nitelendirilen küçük keselerde para verilirdi.<br />
Sarayın mutfağında Ramazan’a özgü çeşit çeşit yemekler yapılırdı. Ramazan için özel aşçılar getirilir, bir aylık yemek listesi aylar önceden kendilerine verilirdi.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ramazan tenbihnamelerinden bahseder misiniz, bu tenbihnamelerde hangi konulara yer verilirdi?<br />
</span>Ramazan ayının yaklaşması toplumda sosyal hayatın da değişmesi anlamına gelmektedir. Bu ayın yaklaşması ve halkın Ramazan’ı daha rahat ve huzurlu olarak geçirmesi için hükümet tarafından birtakım tenbihnameler konulmaktaydı.<br />
Ramazan ayı gelmeden önce hükümet tarafından belirlenen bazı tenbihnameler halkın bu kutsal ve mübarek ayı huzurlu ve refah bir şekilde geçirmesi için belirlenmektedir. Ramazan günlerinde ve gecelerinde bu aya hürmeten dükkânların, evlerin, sokakların ve ortak kullanım alanlarının temizliğine normal zamanlardan daha fazla itina gösterilmesi gerekirdi. Padişahın şehri teftişi sırasında halkın padişaha karşı davranış şekli ve hanımların seyir yerlerine hangi günlerde gidebileceği, arabalı arabasız gezintilerde uyulması gereken kurallar bu tenbihnamelerle halka duyurulurdu.<br />
Ramazan ayı için yapılan ekmeklere hususi olarak dikkat edilirdi. Ramazan ayında fırınlarda pişirilecek olan ekmeğin has undan imal edilip beyaz ve pişkin olması ana husustu. Bu yüzden Ramazan’da pişirilecek olacak ekmeğin numûnesi Ramazan’dan önce padişah tarafından incelenir eğer padişah bu ekmeği beğenirse Ramazan için onaylardı. Ekmeğin bu denli ihtimamlı olması tenbihnamelere de konu olmuştur.<br />
Ramazan ayında içki içenlerin cezası çok büyüktür. Meyhanelere sadece gayrimüslimler girebilirdi. Müslümanlar meyhanede yakalanır yahut sokakta sarhoş olarak yakalanırsa çok ağır cezalandırılırdı. Tenbihnamede bu hususta aleni uyarılar yer almaktadır.<br />
Gerçekten bir mazereti olmayanlar oruca devam edecek, özrü olanlar da çarşıda herkesin görebileceği bir şekilde oruç bozamayacak, eğer aksi bir durum yaşanırsa da bu kişiler cezalandırılacaktır. Bu tenbihleri memurlar büyük bir önemle takip edeceklerdir. Tenbihe aykırı hareket eden kişiler görülürse cezalandırılmaları kararlaştırılmıştır.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ramazan’da iftar ve sahur sofralarına özel yiyecek ve içecekler nelerdi?<br />
</span>Sofra düzeni, yemekler, yemek adabı, tatlılar ve iftara davet edilen misafirler Osmanlı toplumundaki Ramazan ayının birer kültürel hazinesidir.<br />
Ramazan ayına hazırlık aşamasında, Ramazan’dan bir hafta önce aile reisi kağıdı kalemi alır, Ramazan için ne gerekliyse listeye yazardı. Evin hanımına da sorar eksikleri tespit ederlerdi. Beş altı teneke yemeklik sade yağ, buna “Rugani” denirdi. “Dakîk” denilen has un ve Odesa’dan gelen böreklik un listeye eklenirdi. “Elmasiye” denen meyve peltesi de Ramazan’da özellikle iftariyeliklerin arasında yenmekte ve hazırlık aşamasında kilo ile alınmaktadır. Durumu orta halli olanlar mahalle bakkalından, variyetli olanlar ise Asmaaltı denen dükkândan en kaliteli yiyecekleri temin ederlerdi. Yazın ev hanımlarının Ramazan için hazırladığı reçeller ve şuruplar vardır. Aylar önceden kurulan turşular ise yine Ramazan için özel sebzelerden hazırlanmaktadır.<br />
Ramazan’da menülere yeni yeni yemekler ve tatlılar eklemek için komşudan tarif alınırdı. Özellikle Güneydoğu ve Doğu hanımlarından bol yağlı ve etli yemeklerin tarifleri bir tarafa not edilir, pastırmalı kıyma, içli köfte ve envai çeşit dolmalar o Ramazan sunulurdu.<br />
Söğüş, et, soğuk pilav, pestil ezmesi sahurun ana yemekleriydi.<br />
Oruç kısa bir dua ve besmeleden sonra mutlaka zemzem ile açılırdı. Arkasından bir hurma yenirdi. İftar yemeği iki bölümden oluşurdu. Birinci bölümde ‘iftariyelik veya iftariye’ denilen bir tür kahvaltı yenirdi.<br />
Ramazan ayının ekmeği pidedir. İftar yemeğinden önce yenen kahvaltı havasındaki iftarlıklar büyük bir tepsi üzerine sıralı küçük küçük tabaklarda çeşitli reçeller, türlü peynirler, zeytinler, sucuklar, pastırmalar, simitler, mevsimine göre turşuları kapsayan yiyecekler bulunurdu.<br />
Ramazan’ın en önemli çorbası işkembe çorbasıdır. Toplumda hindi derisinden işkembe çorbası yapanlar bile görülmüştür. Hatta işkembe çorbasına o kadar rağbet vardır ki iftara beş on dakika kala kâselerini alıp işkembeci dükkânına koşanlar hatta nöbete kalanlar bile görülmüştür.<br />
Daha çok vükela ve vüzera konaklarına has olan “Yumurta-yı Hümayun” adlı kıymalı yumurtalı has yemek asıl yemek kısmının ikinci kısmını oluştururdu<br />
Çorbayla başlayıp soğanlı yumurta ile devam eden iftar yemeği et yemeği ile devam ederdi. Kebap, pirzola, güveç, köfte gibi yemek türleri sofraya konurdu. Et yemeğinden sonra sıra böreğe gelmiştir. Börek ise muska, su, sigara, fincan, bohça böreği gibi türlerdendir. Börek kalkınca usulen sebze yemeği gelirdi. Sebze de mevsimine göre yapılırdı. Sebze yemeğinin ardından pilav görünürdü. Pilav da hakiki pirinçten yapılırdı.<br />
İftar sofralarının en gözde tatlısı güllaçtır. Halk arasında özellikle kaymaklı güllaç meşhurdur.<br />
Toplumda “Ehl-i Keyf” olarak nitelendirilen lezzet düşkünleri için baklava önemli bir yer arz ediyordu. Baklavayı her şeyden üstün tutan ehl-i keyfler mutlaka Ramazan’da yemekten sonra baklava tüketmişlerdir.<br />
Ramazan’da iftar yemeğinde gaziler helvası denen un helvası, soğuk paça ve sebzelerden lahana ile zeytinyağlı yemek bulundurulması ayıp karşılanırdı.<br />
Yemek bittikten sonra kahve içmek her evde değişmeyen adettir. Hatta tiryakisi olanlar iki yahut üç fincan kahve içerler. Kahve içmeyenler ise genellikle şurup içerler. Evlerde hanımların kaynattığı mevsim meyvesinden elde edilen şuruplar Ramazan için özel hazırlanırdı.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ramazan ayına özel dinî merasimler var mıydı?<br />
</span>Osmanlı padişahları, kültürel gelişmeyi sağlamak ve ilmî hayatın canlılığı için huzurlarında ilmî toplantılar yapar, etraflarına ulemâyı toplar, hatta özel hoca edinirlerdi. Bu sohbetlere “huzur dersleri” denirdi. Ramazan’ın birinci günü başlayıp sekizinci günü sona eren huzur dersleri Fatiha suresi ile başlanmış, surelerin muayyen sırası takip edilerek sürdürülmüş, Nahl suresiyle son bulmuştur.<br />
Cer, medresede eğitim gören öğrencilerin, üç aylar başladığında dinî olarak insanlara faydalı olmak için köylere gitmeleridir. Bu cerre çıkma olayı da Osmanlı’da rutin olarak her Ramazan’da uygulanan olaylardandır.<br />
Osmanlı döneminde Hırka-i Şerîf etrâfında teşekkül eden önemli geleneklerden biri de Ramazan ayının on beşinci günü gerçekleştirilen Hırka-i Şerîf ziyâretidir. Müslümanlar tarafından alınıp bereketlenmek için saklanan ve günümüze kadar gelen “Lıhye-i Saâdet” diye de bilinen sakal-ı şerif ziyaretleri Osmanlı’da her Ramazan düzenli olarak yapılan ziyarettir.<br />
Ramazan ayında en çok ziyaret edilen yerler genelde muhterem zatların türbeleridir. Bu türbelerden en meşhuru Peygamber Efendimizin “Konstatiniyye surunun dibine salih bir kişi gömülecektir.” diye rivayet ettiği Eyyûp el-Ensari Hazretlerinin (Eyüp Sultan Hazretleri)nin türbesidir. İstanbul’da halkın Ramazan’da ziyaret ettiği diğer türbeler: Aziz Mahmud Hüdayi, Murad-ı Münzavî, Abdülfettah-ı Bağdadi Akrî, Emir Buharî, Zenbilli Ali Efendi Türbesi gibi önemli türbelerdir. Bu türbeler Ramazan ayında her zamankinden daha fazla dolup taşar ve Müslümanlar bu mübarek zatların ruhlarından feyz alarak dualar ederler ve maneviyatta olgunlaşırlardı.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ramazan ayında ne gibi eğlenceler düzenlenirdi?<br />
</span>Ramazan’ın Türk kültürüne özgü bir başka yönü de bir ibadet ayı olmasının yanında aynı zamanda Türk mizah ve eğlence oyunlarının bu ayda yoğunlukla uygulanmasıdır.<br />
Teravihten çıktıktan sonra herkes kendine has eğlenirdi. Kimisi mahya seyrederdi, mahya seyretmeyenler yahut mahyanın seyrine doyanlar, Direklerarası diye eğlencesiyle ünlü yere gider orada vakit geçirirdi.<br />
Ramazan’da incesaz denen çalgılar da meşhurdur. Büyük bir kıraathane kapının üstüne gelen loca gibi yerde saz heyeti vardır. Başlarında İsmail Hakkı Bey, elinde def, sazı idare etmektedir. Fasıl; hicaz, peşrev icra edilmiş, besteler okunmuş, şarkılara geçilmiş, hanendeler ellerindeki deflerle o zamanın modası şarkılar ile sahuru bekleyen renkli bir saz faslı olmaktaydı.<br />
Ramazan akşamlarında, iftarı yapar yapmaz insanlar Şehzadebaşı’na akın ederdi. Tiyatrolar genellikle bu semtte toplanmıştır. Tiyatroya para verilerek girilirdi. Girenler içerde, giremeyenler de tiyatro salonunun önünde kalabalık halinde eğlenirdi. Davul, zurna, mızıkaları dinlemek ücretsizdi. Tiyatroya, Karagöze veya saz eğlencesine gitmeyenler çayhanelere yahut sergi alanlarına giderdi.<br />
Ramazan eğlencesine çocuklar da kurulan Karagöz ile Hacivat, Meddah, Kukla gösterileri ile katılırlardı. Merakla akşamı beklerler, gösteri başlamadan saatler öncesinden yapılacak yere gelirlerdi. Ortaoyunu da Karagöz gibi Ramazan’ın neşesiydi. Ramazan akşamlarını süsler, Karagöz’e yahut tiyatroya gitmeyen ortaoyununa gelirdi.<br />
Ramazan ayına özgü Anadolu’da en güzel geleneklerden birisi halk arasında düzenlenen helva geceleriydi. Daha çok köy odalarında toplanılıp yenilen helvalar meşhurdur. Ayrıca saz ve söz meclisleri kurulmakta, çeşitli oyunlar oynanmakta herkesin kararınca getirdiği yemekler yenmektedir. Sahura kadar eğlence sürer, sohbetler edilirdi. Kahvehanelerde toplananlar aralarında yüzük oyunu gibi değişik oyunlar düzenler, birbiriyle yarışırlardı.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ramazan bayramına hazırlık süreci ve bayramla ilgili neler söylemek istersiniz?<br />
</span>Ramazan ayı sadece oruç ayı değildir. Asıl bayram, Ramazan bittikten sonra değil, bizzat Ramazan boyunca yaşanır. Senede bir defa gelir, onun sevinci ise on bir ay sürer. Ramazan Türk halkının düğünüdür. Tüm halkta “Çok şükür on ay kaldı” diye bir ay daha yaklaşmanın sevinci olur.<br />
Bayrama dokuz gün kala, orta halli aile hanımlarının çoğu, Kapalıçarşı ya da sergilerin olduğu Beyazıd çarşısına giderlerdi. Buralardan bayram için gerekli ihtiyaçlar tedarik edilir, çocuk ve hanımların bayramlık elbiselerinin dikimleri yapılırdı. Kahya, divan efendisi gibi hizmetçilere hane sahibi tarafından çamaşır ve elbiselik alınırdı. Damat ve gelinlere en pahalı hediyeler seçilirdi. Evin beyleri ise küçük çocuklarla birlikte hanımdan ayrı alışveriş yapardı. Galata yahut Beyoğlu’na alışverişe gider bayram için fes diktirirlerdi. Bayram için alınan tatlılar da beylerin seçimine kalırdı<br />
Günler öncesinden evler bahçeler temizlenirdi. Ramazan’a başlamadan evvel yapılan temizliğin belki iki katı temizlik bayram için yapılırdı. Bayramda bayramlaşmaya gelecek olan hısım akrabaya verilecek ikramlar hazırlanır, baklavalar günler öncesinden tepsi tepsi açılır, evde ve yiyeceklerde eksik varsa tamamlanırdı. Bayram harçlıkları keselere konur, bekçiye, davulcuya verilecek bohçalar da hazırlanırdı. Bu bohçalar haremden selamlığa verilirdi. Selamlıktan da hareme mukabele olarak un kurabiyesi yollamak adetti.<br />
Bayram namazları büyük bir azamet ve ihtişam içinde kılınır, namazdan sonra ilk tebrikleşmeler cami avlusunda başlar, tanıdıklar burada, el öperek, tokalaşarak bayramlaşırlar. Çıkışta da ulema yahut yaşça büyük olanların ellerini öpüp dualarını alırlardı.<br />
Bayram namazından sonra eve dönülmeden önce mezarlığa gidilir, yakınların kabri ziyaret edilir, Fatiha ve Yasin-i Şerif okunurdu. Evlerine dönen cemaat eve girer girmez kapı önünde bekleyen ailesiyle kucaklaşır, küçükler öpülür, sevinç içinde bayram tebrik edilirdi. Daha sonra komşu ziyaretleri başlardı. Memurlar da amirlerinin evlerine bayram ziyaretine giderdi.<br />
Tebriğe gelenlere genellikle badem şeker ve lokum ikram edilirdi. Bazen yanına bardaklar konulmuş bir kâse içinde gülbeşeker, sakız yahut hindistan cevizi reçeli gibi macun kıvamında tatlı ikram edilirdi. En meşhur ikram da baklava olmuştur. Arife günü komşuların bir araya gelmesiyle kat kat açılan baklava bayramın en gözde tatlısıdır.<br />
Erkek çocuklarına kabartılmış motifli, kız çocuklarına da kenarları fırfırlı renkli mendiller hediye edilirdi.<br />
Müzisyenler ev ev dolaşır para toplarlardı. Zurna çalan iki kişi önde, davul çalan iki kişi ise arka tarafta dururdu.<br />
Fatih, Vefa, Kadırga, Üsküdar, Beşiktaş gibi semtlerin meydanlarına bayram meydanı kurulurdu. Bu meydanların etrafı çadırlarla çevrilir, kocaman bir çadırın içinde hokkabazlar ve ip cambazları gösteriler yapardı. Hatta havuz kurulur, içine konulan fok balığı on paraya çocuklara izletilirdi. Meydanın başka taraflarına değişik şekillerde salıncaklar kurulurdu. Dönme dolaplar, atlıkarıncalar çocukların en büyük eğlenceleriydi. Meydanın dış tarafında ise her türlü yiyecek satıcıları bulunurdu. Horoz şekeri, elmaşekeri, şerbet, sütlaç tezgâhlarda çocukları beklerdi.<br />
Osmanlı toplumunda bayramın özel bir yeri vardır. Sosyal dayanışmayı, toplumda sevgi ve saygıyı arttıran bayram, dargınları da barıştıran bir köprüdür.</span></span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-family: 'Droid Sans', Arial, Verdana, sans-serif;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Osmanlı’da Ramazan ayı geldiğinde nasıl bir atmosfer oluşurdu?<br />
</span>Osmanlı Ramazan ayını diğer ülkelerden farklı yaşamış, kendine has bir hayat tarzı haline getirmiştir. Bu özel ayın ihtişamını en muazzam şekilde başta İstanbul olmak üzere Anadolu’nun her kesimi şaşalı bir şekilde yaşamıştır. Gelenek haline getirdiği dinî ve sosyal merasimleri toplumun Ramazan ayına has kültürünü oluşturmuştur.<br />
Ramazan ayı boyunca toplumsal hayatın ritmi hızlanır, bayramda da aynı canlılık devam etmiştir. Ramazan ayını Osmanlı’nın içinde geçiren seyyahlar “Bu ne hoş bir aydır, konukseverlik, hoşgörü ve bereket ayıdır” diye tanımlamışlardır.<br />
Ramazan ayını bir kültürel şölene çeviren Osmanlı, Türk gelenek ve göreneklerini, Türk estetik zevkini, yaptıkları bazı törensel gösterileri de birleştirerek, oruç ibadetini halkın zorlanmadan, eğlenceli bir şekilde yerine getirmesini sağlamıştır.<br />
Kardeşlik, yardımlaşma, misafirperverlik, dayanışma, yoksulları doyurma, fakiri incitmeden sevindirme, bütün toplumu aynı ailenin bir ferdiymiş gibi görebilme şuurudur Ramazan. Geldiğinde İstanbul’un nabzını değiştirmiş, tam bir Müslüman şehri yapmıştır. Şehrin bu yükselen ritmi, diğer din mensuplarına da kutsal halkaya dâhil olma çağrısı yapmıştır.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Osmanlı toplumunda Ramazan ayı siyasi ve iktisadi açıdan nasıl bir öneme sahipti?<br />
</span>Ramazan ayı geldiğinde devlet ricali ile ulemanın önemli mevkideki kişileri halka açık bir şekilde konaklarında iftar yemeği vermiştir. Aylar öncesi hazırlanan Ramazan ayı programına uygun şekilde davetli listesi belirlenmiştir. Bu iftar yemeğini fırsat bilip devletin durumunu konuşmuşlar, yapılacak düzenlemeleri belirlemişlerdir. İftar arkası ilmî ve edebî sohbetler etmişlerdir.<br />
Ramazan ayının gelmesiyle padişah diğer aylara nazaran daha fazla halkın içine karışmıştır. Sarayından tebdil değiştirerek çıkan padişah, kapalı çarşıyı, tütüncüleri, mürekkepçileri, sergideki esnafı dolaşmaktadır. Esnafın narh fiyatlarına uyup uymadığını, ekmeğin gramajının eksikliğini, halkın tenbihnamelere uyup uymadığını denetlemiştir.<br />
Osmanlı Devleti’nde devlet erkânına, Ramazan-ı Şerifte maddi sıkıntı çekmemeleri ve daha fazla hayır ve hasenatta bulunmaları için hem maaşlarının bir bölümü Ramazan’dan önce verilir hem de ‘Bayramiyye’ ya da ‘Ramazaniyye’ adı ile çift maaş ödenmektedir.<br />
Ramazan ayının ilk günü bütün devlet daireleri tatil edilmekte, gazeteler ise o güne mahsus basılmamaktadır. Ramazan’ın ilk gününden sonra bütün devlet dairelerinde memurlar çalışmalarına sırayla devam etmektedir. Bu çalışma sırası için yeni bir nöbet cetveli düzenlenir, bu düzenlenen cetvel çalışma yerine asılırdı. Ramazan ayı kışa denk geldiğinde günler kısa olduğu için, resmi daireler sadece gece açık bulunurdu.<br />
Piyasada satılan malların devletin belirlediği fiyatın üzerinde satılıp satılmadığı denetlenirdi. Pâdişâhın vekîli olan Vezîr-i Âzâm bununla görevliydi.<br />
Ramazan’da önemli alışveriş mekânları haline gelen sergiler artık birer halka açık pazar haline gelmiştir. En ünlü Ramazan sergileri Fatih ve Beyazıt camilerinin avlularında kurulmuştur. İstanbul’da oturan gayrimüslimler de bu sergileri takip ederler alışverişlerini buradan yaparlardı. Sergilere halktan herkesim insan padişah ve üst düzey memurlar dahi gelmekteydi.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ramazan ayında yaşam, geceleri gündüzlere göre daha mı yoğun yaşanıyordu?<br />
</span>Osmanlı’da Ramazan ayı gelince sanki geceyle gündüz yer değiştirmiştir. On bir ay boyunca son derece yavaş bir ritimle yaşanan hayat birden bambaşka canlılık ve renklilik kazanmıştır. İftardan sonra herkes eline kandilini alır yollara dökülürdü. Kahveler, dükkânlar hatta devlet daireleri bile sahura kadar açık olurdu.<br />
Ramazan ayının her yıl on gün önceden gelmesiyle bütün mevsimler bu kutlu şölene şahit olur, dinin ritmiyle tabiatın ritmi kucaklaşırdı. Özellikle Ramazan ayı yaz aylarından birine denk gelirse, akşamları gündüzden daha hareketli bir şehir manzarası yakalanırdı.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sarayda Ramazan nasıl geçerdi?<br />
</span>Osmanlı padişahları ve Osmanlı halkı, Ramazan ayını dinî ve sosyal hayat açısından her şeyiyle muntazam bir şekilde idame ettirmeye çalışırdı. Oruç ibadeti, nefsi terbiye etmesinin yanında, insan hayatını intizama sokar. Toplumdaki herkesi kaynaştırması gibi faziletlerinin yanında ideal bir toplum için çok önemli bir ibadet sayılmaktadır. Devlet yönetimi ve din adamları Ramazan’ın feyizli geçmesi için gerekli tedbirleri alırdı. Bir yandan vaaz ve nasihatlerle insanların dinî bilgi ve maneviyatları güçlendirilir, bir yandan da ziyafetler, yardımlaşma ve hediyeleşmeler ile sosyal dayanışma güçlendirilirdi.<br />
Ramazan ayı boyunca sarayın kapıları Müslüman ve gayrimüslimlere sonuna kadar açıktı. Gerek sahur vakti gerek iftarda isteyen istediği gibi saraya gelip kurulan sofraya oturabilirdi. Konuklara iftar sonrası saraydan giderken “diş kirası” diye nitelendirilen küçük keselerde para verilirdi.<br />
Sarayın mutfağında Ramazan’a özgü çeşit çeşit yemekler yapılırdı. Ramazan için özel aşçılar getirilir, bir aylık yemek listesi aylar önceden kendilerine verilirdi.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ramazan tenbihnamelerinden bahseder misiniz, bu tenbihnamelerde hangi konulara yer verilirdi?<br />
</span>Ramazan ayının yaklaşması toplumda sosyal hayatın da değişmesi anlamına gelmektedir. Bu ayın yaklaşması ve halkın Ramazan’ı daha rahat ve huzurlu olarak geçirmesi için hükümet tarafından birtakım tenbihnameler konulmaktaydı.<br />
Ramazan ayı gelmeden önce hükümet tarafından belirlenen bazı tenbihnameler halkın bu kutsal ve mübarek ayı huzurlu ve refah bir şekilde geçirmesi için belirlenmektedir. Ramazan günlerinde ve gecelerinde bu aya hürmeten dükkânların, evlerin, sokakların ve ortak kullanım alanlarının temizliğine normal zamanlardan daha fazla itina gösterilmesi gerekirdi. Padişahın şehri teftişi sırasında halkın padişaha karşı davranış şekli ve hanımların seyir yerlerine hangi günlerde gidebileceği, arabalı arabasız gezintilerde uyulması gereken kurallar bu tenbihnamelerle halka duyurulurdu.<br />
Ramazan ayı için yapılan ekmeklere hususi olarak dikkat edilirdi. Ramazan ayında fırınlarda pişirilecek olan ekmeğin has undan imal edilip beyaz ve pişkin olması ana husustu. Bu yüzden Ramazan’da pişirilecek olacak ekmeğin numûnesi Ramazan’dan önce padişah tarafından incelenir eğer padişah bu ekmeği beğenirse Ramazan için onaylardı. Ekmeğin bu denli ihtimamlı olması tenbihnamelere de konu olmuştur.<br />
Ramazan ayında içki içenlerin cezası çok büyüktür. Meyhanelere sadece gayrimüslimler girebilirdi. Müslümanlar meyhanede yakalanır yahut sokakta sarhoş olarak yakalanırsa çok ağır cezalandırılırdı. Tenbihnamede bu hususta aleni uyarılar yer almaktadır.<br />
Gerçekten bir mazereti olmayanlar oruca devam edecek, özrü olanlar da çarşıda herkesin görebileceği bir şekilde oruç bozamayacak, eğer aksi bir durum yaşanırsa da bu kişiler cezalandırılacaktır. Bu tenbihleri memurlar büyük bir önemle takip edeceklerdir. Tenbihe aykırı hareket eden kişiler görülürse cezalandırılmaları kararlaştırılmıştır.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ramazan’da iftar ve sahur sofralarına özel yiyecek ve içecekler nelerdi?<br />
</span>Sofra düzeni, yemekler, yemek adabı, tatlılar ve iftara davet edilen misafirler Osmanlı toplumundaki Ramazan ayının birer kültürel hazinesidir.<br />
Ramazan ayına hazırlık aşamasında, Ramazan’dan bir hafta önce aile reisi kağıdı kalemi alır, Ramazan için ne gerekliyse listeye yazardı. Evin hanımına da sorar eksikleri tespit ederlerdi. Beş altı teneke yemeklik sade yağ, buna “Rugani” denirdi. “Dakîk” denilen has un ve Odesa’dan gelen böreklik un listeye eklenirdi. “Elmasiye” denen meyve peltesi de Ramazan’da özellikle iftariyeliklerin arasında yenmekte ve hazırlık aşamasında kilo ile alınmaktadır. Durumu orta halli olanlar mahalle bakkalından, variyetli olanlar ise Asmaaltı denen dükkândan en kaliteli yiyecekleri temin ederlerdi. Yazın ev hanımlarının Ramazan için hazırladığı reçeller ve şuruplar vardır. Aylar önceden kurulan turşular ise yine Ramazan için özel sebzelerden hazırlanmaktadır.<br />
Ramazan’da menülere yeni yeni yemekler ve tatlılar eklemek için komşudan tarif alınırdı. Özellikle Güneydoğu ve Doğu hanımlarından bol yağlı ve etli yemeklerin tarifleri bir tarafa not edilir, pastırmalı kıyma, içli köfte ve envai çeşit dolmalar o Ramazan sunulurdu.<br />
Söğüş, et, soğuk pilav, pestil ezmesi sahurun ana yemekleriydi.<br />
Oruç kısa bir dua ve besmeleden sonra mutlaka zemzem ile açılırdı. Arkasından bir hurma yenirdi. İftar yemeği iki bölümden oluşurdu. Birinci bölümde ‘iftariyelik veya iftariye’ denilen bir tür kahvaltı yenirdi.<br />
Ramazan ayının ekmeği pidedir. İftar yemeğinden önce yenen kahvaltı havasındaki iftarlıklar büyük bir tepsi üzerine sıralı küçük küçük tabaklarda çeşitli reçeller, türlü peynirler, zeytinler, sucuklar, pastırmalar, simitler, mevsimine göre turşuları kapsayan yiyecekler bulunurdu.<br />
Ramazan’ın en önemli çorbası işkembe çorbasıdır. Toplumda hindi derisinden işkembe çorbası yapanlar bile görülmüştür. Hatta işkembe çorbasına o kadar rağbet vardır ki iftara beş on dakika kala kâselerini alıp işkembeci dükkânına koşanlar hatta nöbete kalanlar bile görülmüştür.<br />
Daha çok vükela ve vüzera konaklarına has olan “Yumurta-yı Hümayun” adlı kıymalı yumurtalı has yemek asıl yemek kısmının ikinci kısmını oluştururdu<br />
Çorbayla başlayıp soğanlı yumurta ile devam eden iftar yemeği et yemeği ile devam ederdi. Kebap, pirzola, güveç, köfte gibi yemek türleri sofraya konurdu. Et yemeğinden sonra sıra böreğe gelmiştir. Börek ise muska, su, sigara, fincan, bohça böreği gibi türlerdendir. Börek kalkınca usulen sebze yemeği gelirdi. Sebze de mevsimine göre yapılırdı. Sebze yemeğinin ardından pilav görünürdü. Pilav da hakiki pirinçten yapılırdı.<br />
İftar sofralarının en gözde tatlısı güllaçtır. Halk arasında özellikle kaymaklı güllaç meşhurdur.<br />
Toplumda “Ehl-i Keyf” olarak nitelendirilen lezzet düşkünleri için baklava önemli bir yer arz ediyordu. Baklavayı her şeyden üstün tutan ehl-i keyfler mutlaka Ramazan’da yemekten sonra baklava tüketmişlerdir.<br />
Ramazan’da iftar yemeğinde gaziler helvası denen un helvası, soğuk paça ve sebzelerden lahana ile zeytinyağlı yemek bulundurulması ayıp karşılanırdı.<br />
Yemek bittikten sonra kahve içmek her evde değişmeyen adettir. Hatta tiryakisi olanlar iki yahut üç fincan kahve içerler. Kahve içmeyenler ise genellikle şurup içerler. Evlerde hanımların kaynattığı mevsim meyvesinden elde edilen şuruplar Ramazan için özel hazırlanırdı.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ramazan ayına özel dinî merasimler var mıydı?<br />
</span>Osmanlı padişahları, kültürel gelişmeyi sağlamak ve ilmî hayatın canlılığı için huzurlarında ilmî toplantılar yapar, etraflarına ulemâyı toplar, hatta özel hoca edinirlerdi. Bu sohbetlere “huzur dersleri” denirdi. Ramazan’ın birinci günü başlayıp sekizinci günü sona eren huzur dersleri Fatiha suresi ile başlanmış, surelerin muayyen sırası takip edilerek sürdürülmüş, Nahl suresiyle son bulmuştur.<br />
Cer, medresede eğitim gören öğrencilerin, üç aylar başladığında dinî olarak insanlara faydalı olmak için köylere gitmeleridir. Bu cerre çıkma olayı da Osmanlı’da rutin olarak her Ramazan’da uygulanan olaylardandır.<br />
Osmanlı döneminde Hırka-i Şerîf etrâfında teşekkül eden önemli geleneklerden biri de Ramazan ayının on beşinci günü gerçekleştirilen Hırka-i Şerîf ziyâretidir. Müslümanlar tarafından alınıp bereketlenmek için saklanan ve günümüze kadar gelen “Lıhye-i Saâdet” diye de bilinen sakal-ı şerif ziyaretleri Osmanlı’da her Ramazan düzenli olarak yapılan ziyarettir.<br />
Ramazan ayında en çok ziyaret edilen yerler genelde muhterem zatların türbeleridir. Bu türbelerden en meşhuru Peygamber Efendimizin “Konstatiniyye surunun dibine salih bir kişi gömülecektir.” diye rivayet ettiği Eyyûp el-Ensari Hazretlerinin (Eyüp Sultan Hazretleri)nin türbesidir. İstanbul’da halkın Ramazan’da ziyaret ettiği diğer türbeler: Aziz Mahmud Hüdayi, Murad-ı Münzavî, Abdülfettah-ı Bağdadi Akrî, Emir Buharî, Zenbilli Ali Efendi Türbesi gibi önemli türbelerdir. Bu türbeler Ramazan ayında her zamankinden daha fazla dolup taşar ve Müslümanlar bu mübarek zatların ruhlarından feyz alarak dualar ederler ve maneviyatta olgunlaşırlardı.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ramazan ayında ne gibi eğlenceler düzenlenirdi?<br />
</span>Ramazan’ın Türk kültürüne özgü bir başka yönü de bir ibadet ayı olmasının yanında aynı zamanda Türk mizah ve eğlence oyunlarının bu ayda yoğunlukla uygulanmasıdır.<br />
Teravihten çıktıktan sonra herkes kendine has eğlenirdi. Kimisi mahya seyrederdi, mahya seyretmeyenler yahut mahyanın seyrine doyanlar, Direklerarası diye eğlencesiyle ünlü yere gider orada vakit geçirirdi.<br />
Ramazan’da incesaz denen çalgılar da meşhurdur. Büyük bir kıraathane kapının üstüne gelen loca gibi yerde saz heyeti vardır. Başlarında İsmail Hakkı Bey, elinde def, sazı idare etmektedir. Fasıl; hicaz, peşrev icra edilmiş, besteler okunmuş, şarkılara geçilmiş, hanendeler ellerindeki deflerle o zamanın modası şarkılar ile sahuru bekleyen renkli bir saz faslı olmaktaydı.<br />
Ramazan akşamlarında, iftarı yapar yapmaz insanlar Şehzadebaşı’na akın ederdi. Tiyatrolar genellikle bu semtte toplanmıştır. Tiyatroya para verilerek girilirdi. Girenler içerde, giremeyenler de tiyatro salonunun önünde kalabalık halinde eğlenirdi. Davul, zurna, mızıkaları dinlemek ücretsizdi. Tiyatroya, Karagöze veya saz eğlencesine gitmeyenler çayhanelere yahut sergi alanlarına giderdi.<br />
Ramazan eğlencesine çocuklar da kurulan Karagöz ile Hacivat, Meddah, Kukla gösterileri ile katılırlardı. Merakla akşamı beklerler, gösteri başlamadan saatler öncesinden yapılacak yere gelirlerdi. Ortaoyunu da Karagöz gibi Ramazan’ın neşesiydi. Ramazan akşamlarını süsler, Karagöz’e yahut tiyatroya gitmeyen ortaoyununa gelirdi.<br />
Ramazan ayına özgü Anadolu’da en güzel geleneklerden birisi halk arasında düzenlenen helva geceleriydi. Daha çok köy odalarında toplanılıp yenilen helvalar meşhurdur. Ayrıca saz ve söz meclisleri kurulmakta, çeşitli oyunlar oynanmakta herkesin kararınca getirdiği yemekler yenmektedir. Sahura kadar eğlence sürer, sohbetler edilirdi. Kahvehanelerde toplananlar aralarında yüzük oyunu gibi değişik oyunlar düzenler, birbiriyle yarışırlardı.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ramazan bayramına hazırlık süreci ve bayramla ilgili neler söylemek istersiniz?<br />
</span>Ramazan ayı sadece oruç ayı değildir. Asıl bayram, Ramazan bittikten sonra değil, bizzat Ramazan boyunca yaşanır. Senede bir defa gelir, onun sevinci ise on bir ay sürer. Ramazan Türk halkının düğünüdür. Tüm halkta “Çok şükür on ay kaldı” diye bir ay daha yaklaşmanın sevinci olur.<br />
Bayrama dokuz gün kala, orta halli aile hanımlarının çoğu, Kapalıçarşı ya da sergilerin olduğu Beyazıd çarşısına giderlerdi. Buralardan bayram için gerekli ihtiyaçlar tedarik edilir, çocuk ve hanımların bayramlık elbiselerinin dikimleri yapılırdı. Kahya, divan efendisi gibi hizmetçilere hane sahibi tarafından çamaşır ve elbiselik alınırdı. Damat ve gelinlere en pahalı hediyeler seçilirdi. Evin beyleri ise küçük çocuklarla birlikte hanımdan ayrı alışveriş yapardı. Galata yahut Beyoğlu’na alışverişe gider bayram için fes diktirirlerdi. Bayram için alınan tatlılar da beylerin seçimine kalırdı<br />
Günler öncesinden evler bahçeler temizlenirdi. Ramazan’a başlamadan evvel yapılan temizliğin belki iki katı temizlik bayram için yapılırdı. Bayramda bayramlaşmaya gelecek olan hısım akrabaya verilecek ikramlar hazırlanır, baklavalar günler öncesinden tepsi tepsi açılır, evde ve yiyeceklerde eksik varsa tamamlanırdı. Bayram harçlıkları keselere konur, bekçiye, davulcuya verilecek bohçalar da hazırlanırdı. Bu bohçalar haremden selamlığa verilirdi. Selamlıktan da hareme mukabele olarak un kurabiyesi yollamak adetti.<br />
Bayram namazları büyük bir azamet ve ihtişam içinde kılınır, namazdan sonra ilk tebrikleşmeler cami avlusunda başlar, tanıdıklar burada, el öperek, tokalaşarak bayramlaşırlar. Çıkışta da ulema yahut yaşça büyük olanların ellerini öpüp dualarını alırlardı.<br />
Bayram namazından sonra eve dönülmeden önce mezarlığa gidilir, yakınların kabri ziyaret edilir, Fatiha ve Yasin-i Şerif okunurdu. Evlerine dönen cemaat eve girer girmez kapı önünde bekleyen ailesiyle kucaklaşır, küçükler öpülür, sevinç içinde bayram tebrik edilirdi. Daha sonra komşu ziyaretleri başlardı. Memurlar da amirlerinin evlerine bayram ziyaretine giderdi.<br />
Tebriğe gelenlere genellikle badem şeker ve lokum ikram edilirdi. Bazen yanına bardaklar konulmuş bir kâse içinde gülbeşeker, sakız yahut hindistan cevizi reçeli gibi macun kıvamında tatlı ikram edilirdi. En meşhur ikram da baklava olmuştur. Arife günü komşuların bir araya gelmesiyle kat kat açılan baklava bayramın en gözde tatlısıdır.<br />
Erkek çocuklarına kabartılmış motifli, kız çocuklarına da kenarları fırfırlı renkli mendiller hediye edilirdi.<br />
Müzisyenler ev ev dolaşır para toplarlardı. Zurna çalan iki kişi önde, davul çalan iki kişi ise arka tarafta dururdu.<br />
Fatih, Vefa, Kadırga, Üsküdar, Beşiktaş gibi semtlerin meydanlarına bayram meydanı kurulurdu. Bu meydanların etrafı çadırlarla çevrilir, kocaman bir çadırın içinde hokkabazlar ve ip cambazları gösteriler yapardı. Hatta havuz kurulur, içine konulan fok balığı on paraya çocuklara izletilirdi. Meydanın başka taraflarına değişik şekillerde salıncaklar kurulurdu. Dönme dolaplar, atlıkarıncalar çocukların en büyük eğlenceleriydi. Meydanın dış tarafında ise her türlü yiyecek satıcıları bulunurdu. Horoz şekeri, elmaşekeri, şerbet, sütlaç tezgâhlarda çocukları beklerdi.<br />
Osmanlı toplumunda bayramın özel bir yeri vardır. Sosyal dayanışmayı, toplumda sevgi ve saygıyı arttıran bayram, dargınları da barıştıran bir köprüdür.</span></span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Oruç Fidyesi Nedir,Nasıl Ödenmelidir?]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-oruc-fidyesi-nedir-nasil-odenmelidir</link>
			<pubDate>Fri, 30 Apr 2021 01:22:47 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=34086">Dür-i Yekta</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-oruc-fidyesi-nedir-nasil-odenmelidir</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Dinî bir terim olarak oruç fidyesi, oruç ibadetinin eda edilememesi sebebiyle ödenen maddi bedeli ifade eder. Bir fidye, bir kişiyi bir gün doyuracak yiyecek miktarı veya bunun ücretidir. Bu da “sadaka-i fıtır” ile aynı miktarı ifade eder. Bu, fidyenin asgari ölçüsü olup imkânı olanlar kendi hayat standartlarına uygun olarak daha fazla verebilirler.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Oruç fidyesi Ramazan’ın başlangıcında verilebileceği gibi Ramazan’ın içinde veya sonunda da verilebilir. Fidyelerin tamamı bir fakire topluca verilebileceği gibi, ayrı ayrı fakirlere de verilebilir. Fidye verirken bir fidye miktarının bölünmeden bir fakire verilmesine dikkat edilmelidir. Mesela 15 TL fidyenin yarısı bir fakire diğer yarısı da başka bir fakire verilmemeli; 15 TL’nin tamamı bir fakire verilmelidir.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Fidye vermeye gücü yetmeyen kimseler ise Allah’tan bağışlanmalarını dilerler. Bu kişiler daha sonra imkân bulurlarsa geçmişte ödeyemedikleri fidyeleri öderler.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Oruç tutmaya gücü yetmeyen yaşlılar ile iyileşme ümidi olmayan hastalar, ileride tutabilecek duruma gelirlerse, fidyelerini vermiş bile olsalar tutamadıkları oruçları kaza ederler. (Kâsânî, Bedâî’, II, 105; Merğînânî, el-Hidâye, II, 270) Önceden verdikleri fidyelerin hükmü kalmaz, bunlar bağış/sadaka sayılır.</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Dinî bir terim olarak oruç fidyesi, oruç ibadetinin eda edilememesi sebebiyle ödenen maddi bedeli ifade eder. Bir fidye, bir kişiyi bir gün doyuracak yiyecek miktarı veya bunun ücretidir. Bu da “sadaka-i fıtır” ile aynı miktarı ifade eder. Bu, fidyenin asgari ölçüsü olup imkânı olanlar kendi hayat standartlarına uygun olarak daha fazla verebilirler.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Oruç fidyesi Ramazan’ın başlangıcında verilebileceği gibi Ramazan’ın içinde veya sonunda da verilebilir. Fidyelerin tamamı bir fakire topluca verilebileceği gibi, ayrı ayrı fakirlere de verilebilir. Fidye verirken bir fidye miktarının bölünmeden bir fakire verilmesine dikkat edilmelidir. Mesela 15 TL fidyenin yarısı bir fakire diğer yarısı da başka bir fakire verilmemeli; 15 TL’nin tamamı bir fakire verilmelidir.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Fidye vermeye gücü yetmeyen kimseler ise Allah’tan bağışlanmalarını dilerler. Bu kişiler daha sonra imkân bulurlarsa geçmişte ödeyemedikleri fidyeleri öderler.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Oruç tutmaya gücü yetmeyen yaşlılar ile iyileşme ümidi olmayan hastalar, ileride tutabilecek duruma gelirlerse, fidyelerini vermiş bile olsalar tutamadıkları oruçları kaza ederler. (Kâsânî, Bedâî’, II, 105; Merğînânî, el-Hidâye, II, 270) Önceden verdikleri fidyelerin hükmü kalmaz, bunlar bağış/sadaka sayılır.</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Oruç Fidyesi Kimlere Verilebilir?]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-oruc-fidyesi-kimlere-verilebilir</link>
			<pubDate>Fri, 30 Apr 2021 01:14:03 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=34086">Dür-i Yekta</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-oruc-fidyesi-kimlere-verilebilir</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Oruç fidyesi, tıpkı fıtır sadakasında olduğu gibi onları verecek kişinin bakmakla yükümlü olmadığı yoksul müslümanlara verilir. Fıtır sadakası ve oruç fidyesini vermek durumunda olan kimsenin bunlardan doğrudan ya da dolaylı olarak yararlanmaması esastır. Zekât için de aynı kural geçerlidir. Bu sebeple bir kimse zekâtını, fıtır sadakasını ve fidyesini kendi usûl (üst soy) ve fürûuna (alt soy) veremez. Usûl, bir kimsenin anası, babası, dede ve nineleri; fürû ise, çocukları, torunları ve onların çocuklarıdır.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yine, bir kimse hanımına zekât, fitre ve fidyesini veremeyeceği gibi, hanımı da kocasına bunları veremez.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bunların dışındaki kardeş, teyze, dayı, amca, hala ve onların çocukları, gelin, damat, kayınpeder ve kayınvalide gibi akrabalar zengin değillerse kendilerine zekât, fitre ve fidye verilebilir (Zeylaî, Tebyîn, I, 301).</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Oruç fidyesi, tıpkı fıtır sadakasında olduğu gibi onları verecek kişinin bakmakla yükümlü olmadığı yoksul müslümanlara verilir. Fıtır sadakası ve oruç fidyesini vermek durumunda olan kimsenin bunlardan doğrudan ya da dolaylı olarak yararlanmaması esastır. Zekât için de aynı kural geçerlidir. Bu sebeple bir kimse zekâtını, fıtır sadakasını ve fidyesini kendi usûl (üst soy) ve fürûuna (alt soy) veremez. Usûl, bir kimsenin anası, babası, dede ve nineleri; fürû ise, çocukları, torunları ve onların çocuklarıdır.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yine, bir kimse hanımına zekât, fitre ve fidyesini veremeyeceği gibi, hanımı da kocasına bunları veremez.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bunların dışındaki kardeş, teyze, dayı, amca, hala ve onların çocukları, gelin, damat, kayınpeder ve kayınvalide gibi akrabalar zengin değillerse kendilerine zekât, fitre ve fidye verilebilir (Zeylaî, Tebyîn, I, 301).</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kadınlar Gebelik Dönemlerinde Oruç Tutabilir mi?]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-kadinlar-gebelik-donemlerinde-oruc-tutabilir-mi</link>
			<pubDate>Sun, 25 Apr 2021 01:33:47 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=34086">Dür-i Yekta</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-kadinlar-gebelik-donemlerinde-oruc-tutabilir-mi</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ramazan orucunu tutmamak için geçerli mazeretlerden biri de gebelik veya çocuk emzirmektir. Gebe veya emzikli olan kadınlar, kendilerine yahut çocuklarına bir zarar gelmesinden korkmaları hâlinde oruç tutmayabilirler. Bunlar bir yönüyle hasta hükmünde oldukları gibi, onlara bu ruhsatı tanıyan hadisler de bulunmaktadır (Nesâî, Sıyâm, 51, 62; İbn Mâce, Sıyâm, 12).<br />
</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kendisi dayanabilecek ve çocuk da etkilenmeyecek ise gebe ve çocuk emziren kadın oruç tutabilir. Bu konuda alanında uzman bir hekime danışılması uygun olur. Hamilelik ve çocuk emzirme gibi meşru sebeplerle oruç tutamayan kadınlar, tutamadıkları bu oruçlarını şartların elverişli olduğu başka zamanlarda kaza ederler (Merğînânî, el-Hidâye, II, 269).</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ramazan orucunu tutmamak için geçerli mazeretlerden biri de gebelik veya çocuk emzirmektir. Gebe veya emzikli olan kadınlar, kendilerine yahut çocuklarına bir zarar gelmesinden korkmaları hâlinde oruç tutmayabilirler. Bunlar bir yönüyle hasta hükmünde oldukları gibi, onlara bu ruhsatı tanıyan hadisler de bulunmaktadır (Nesâî, Sıyâm, 51, 62; İbn Mâce, Sıyâm, 12).<br />
</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kendisi dayanabilecek ve çocuk da etkilenmeyecek ise gebe ve çocuk emziren kadın oruç tutabilir. Bu konuda alanında uzman bir hekime danışılması uygun olur. Hamilelik ve çocuk emzirme gibi meşru sebeplerle oruç tutamayan kadınlar, tutamadıkları bu oruçlarını şartların elverişli olduğu başka zamanlarda kaza ederler (Merğînânî, el-Hidâye, II, 269).</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kadınlar Özel Günlerinde Oruç Tutabilir mi?]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-kadinlar-ozel-gunlerinde-oruc-tutabilir-mi</link>
			<pubDate>Sun, 25 Apr 2021 01:28:29 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=34086">Dür-i Yekta</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-kadinlar-ozel-gunlerinde-oruc-tutabilir-mi</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kadınlar özel günlerinde oruç tutabilirler mi?<br />
<br />
Özel günlerindeki bir kadının namaz kılması ve oruç tutması haramdır. Bu durumdaki kadının namazı ve orucu sahih olmaz. Fakihler bu konuda görüş birliği içindedirler (Şâfiî, el-Ümm, II,130-131; Sahnûn, el-Müdevvene, I, 151; Haddâd, el-Cevhera, I,34; İbn Hazm, el-Muhallâ, II, 162; Merğînânî, el-Hidâye, I, 208-209; İbn Kudâme, el-Muğnî, I, 386-387; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, III, 331, 385; Şevkânî, es-Seylü’l-cerrâr, II, 148). Âdet süresince terk edilen namazların kazâ edilmeyeceği, oruçların ise temizlendikten sonra tutulacağı hususlarında da bütün mezheplerin görüş birliği vardır (İbnü’l-Münzir, el-İcma, s. 47-48; Nevevî, Şerhu Müslim, IV, 26; San‘ânî, Sübülü’s-selâm, I, 383; Cezîrî, el-Mezâhibü’l-erbe‘a, I, 118).<br />
Söz konusu icmânın dayanağı Hz. Peygamberin (s.a.s.) hadisleri ve sahabe uygulamasıdır. Nitekim Hz. Âişe bu konuda kendisine sorulan bir soru üzerine; Resûlullah döneminde âdet gördüklerinde tutmadıkları oruçları kaza etmekle emrolunduklarını, kılmadıkları namazları ise kaza etmekle yükümlü tutulmadıklarını söylemiştir (Buhârî, Hayız, 20; Müslim, Hayız, 69).</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kadınlar özel günlerinde oruç tutabilirler mi?<br />
<br />
Özel günlerindeki bir kadının namaz kılması ve oruç tutması haramdır. Bu durumdaki kadının namazı ve orucu sahih olmaz. Fakihler bu konuda görüş birliği içindedirler (Şâfiî, el-Ümm, II,130-131; Sahnûn, el-Müdevvene, I, 151; Haddâd, el-Cevhera, I,34; İbn Hazm, el-Muhallâ, II, 162; Merğînânî, el-Hidâye, I, 208-209; İbn Kudâme, el-Muğnî, I, 386-387; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, III, 331, 385; Şevkânî, es-Seylü’l-cerrâr, II, 148). Âdet süresince terk edilen namazların kazâ edilmeyeceği, oruçların ise temizlendikten sonra tutulacağı hususlarında da bütün mezheplerin görüş birliği vardır (İbnü’l-Münzir, el-İcma, s. 47-48; Nevevî, Şerhu Müslim, IV, 26; San‘ânî, Sübülü’s-selâm, I, 383; Cezîrî, el-Mezâhibü’l-erbe‘a, I, 118).<br />
Söz konusu icmânın dayanağı Hz. Peygamberin (s.a.s.) hadisleri ve sahabe uygulamasıdır. Nitekim Hz. Âişe bu konuda kendisine sorulan bir soru üzerine; Resûlullah döneminde âdet gördüklerinde tutmadıkları oruçları kaza etmekle emrolunduklarını, kılmadıkları namazları ise kaza etmekle yükümlü tutulmadıklarını söylemiştir (Buhârî, Hayız, 20; Müslim, Hayız, 69).</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Sahurda Ezan Okunmaya Başlarken Yeme İçmeye Devam Edilir mi?]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-sahurda-ezan-okunmaya-baslarken-yeme-icmeye-devam-edilir-mi</link>
			<pubDate>Sat, 17 Apr 2021 01:05:19 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=34086">Dür-i Yekta</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-sahurda-ezan-okunmaya-baslarken-yeme-icmeye-devam-edilir-mi</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #ff4136;" class="mycode_color">Sahurda ezan okunmaya başlarken yeme içmeye devam edilir mi?</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tutulan Orucun vakti de Kılınan sabah namazının vakti de imsakla başlar. Ezan ister geç okunsun ister erken okunsun bu durum değiştirmez.</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hanefi mezhebine göre, sabah namazını biraz geç kılmak daha faziletli olduğundan, ramazan ayı dışında ezanı imsak vaktinden sonra okuyup namaza başlamaktadırlar. Ancak Ramazan ayında imsak vaktinin girdiğini haber vermek için erken okunmaktadır. Yani günümüzdeki uygulamada sahurda ezan okunduğu anda imsak girmiş, oruç başlamış demektir.</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ezan imsak vaktinin girmesiyle birlikte okunmuşsa, okunur okunmaz yeme ve içmeyi son vermek gerekir; aksi halde oruç bozulabilir. En doğrusu ezandan önce yeme içme işini bırakmaktır.</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İmsak vakti girdiği halde, ezan okunurken yiyip içebilirim zannıyla ezan okunurken yiyip içen, bir gün kaza orucu tutmalıdır.</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Takvimlerde gösterilen imsak oruca başlama vakti olan fecr-i sadığın başlama vaktini ifade eder. İmsak vakti aynı zamanda gecenin bittiğini, yatsı namazı vaktinin çıkıp sabah namazı vaktinin girdi vakittir. Ramazan ayında da sabah ezanı imsak vaktinin başlaması ile okunmaktadır. Bu sebeple ezanın başlaması ile yemeği içmeyi terk etmek gerekir.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İmsak vakti girdikten sonra ağızda kalan kırıntılar nohut tanesinden küçük ise bu takdirde oruç bozulmaz; nohut tanesinden büyük olmaları durumunda oruç bozulur ve kazası gerekir. Dişlerin arasında kalan susam veya buğday tanesi gibi pek az bir şeyi yutmak orucu bozmaz. Fakat böyle bir şey dışardan alınıp yutulması durumunda ise oruç bozulur. (Ömer Nasuhi Bilmen, Büyük İslam İlmihali, s. 302)</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #ff4136;" class="mycode_color">Sahurda ezan okunmaya başlarken yeme içmeye devam edilir mi?</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tutulan Orucun vakti de Kılınan sabah namazının vakti de imsakla başlar. Ezan ister geç okunsun ister erken okunsun bu durum değiştirmez.</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hanefi mezhebine göre, sabah namazını biraz geç kılmak daha faziletli olduğundan, ramazan ayı dışında ezanı imsak vaktinden sonra okuyup namaza başlamaktadırlar. Ancak Ramazan ayında imsak vaktinin girdiğini haber vermek için erken okunmaktadır. Yani günümüzdeki uygulamada sahurda ezan okunduğu anda imsak girmiş, oruç başlamış demektir.</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ezan imsak vaktinin girmesiyle birlikte okunmuşsa, okunur okunmaz yeme ve içmeyi son vermek gerekir; aksi halde oruç bozulabilir. En doğrusu ezandan önce yeme içme işini bırakmaktır.</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İmsak vakti girdiği halde, ezan okunurken yiyip içebilirim zannıyla ezan okunurken yiyip içen, bir gün kaza orucu tutmalıdır.</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Takvimlerde gösterilen imsak oruca başlama vakti olan fecr-i sadığın başlama vaktini ifade eder. İmsak vakti aynı zamanda gecenin bittiğini, yatsı namazı vaktinin çıkıp sabah namazı vaktinin girdi vakittir. Ramazan ayında da sabah ezanı imsak vaktinin başlaması ile okunmaktadır. Bu sebeple ezanın başlaması ile yemeği içmeyi terk etmek gerekir.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İmsak vakti girdikten sonra ağızda kalan kırıntılar nohut tanesinden küçük ise bu takdirde oruç bozulmaz; nohut tanesinden büyük olmaları durumunda oruç bozulur ve kazası gerekir. Dişlerin arasında kalan susam veya buğday tanesi gibi pek az bir şeyi yutmak orucu bozmaz. Fakat böyle bir şey dışardan alınıp yutulması durumunda ise oruç bozulur. (Ömer Nasuhi Bilmen, Büyük İslam İlmihali, s. 302)</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Ramadan kareem]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-ramadan-kareem</link>
			<pubDate>Thu, 15 Apr 2021 08:59:15 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=34371">Zaza hattap</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-ramadan-kareem</guid>
			<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kur'an'ı Ramazan Ayında Hatmetmek İçin]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-kur-an-i-ramazan-ayinda-hatmetmek-icin</link>
			<pubDate>Thu, 15 Apr 2021 00:48:31 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=34086">Dür-i Yekta</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-kur-an-i-ramazan-ayinda-hatmetmek-icin</guid>
			<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Hayvanlar Oruç Tutmaz !]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-hayvanlar-oruc-tutmaz</link>
			<pubDate>Mon, 12 Apr 2021 23:25:29 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=34086">Dür-i Yekta</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-hayvanlar-oruc-tutmaz</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hayvanlar Oruç Tutmaz</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Son Asrın Evliyalarından Hacı Cemal Öğüt Fatih Camiinde, bir Ramazan gününde vaaz ediyor. Dışarıda oruç tutmayanları, başı açıkları, namaz kılmayanları görüyor, onlara bir şeyler demesi lazım, ama direkt olarak bir şey de söylemek istemiyor. </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Konuya şöyle giriyor: </span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Şu Hacı Cemal var ya, bu saf hanımla nasıl yaşayacak, nasıl idare edecek, bilemiyorum."</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Diyeceksiniz ki: "</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Senin hanım çok mu saf?" </span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Aman sormayın, o kadar saf, o kadar saf ki, isterseniz bir saflık örneği vereyim de bakın anlayın. Hacı Cemal'in de bu saf hanımla nasıl yaşayacağını siz düşünün. </span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Efendim, öğle namazından önce abdestimi aldım, cübbemi giydim, kapıya da çıktım, buraya vaaza gelmek üzere ayakkabılarımı giyerken bizim hanım da mutfakta iftarlık yemek hazırlıyordu. Birden feryadı bastı. </span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Eyvah, bu da mı gelecekti başıma?" </span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hemen ayakkabılarımı çıkardım/mutfağa doğru koştum, baktım, mutfakta bir şey yok. </span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Dedim ki: </span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Hanım, yangın alarmı verir gibi ne bağırıyorsun öyle? Ne var?" </span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Dedi ki: </span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Görmüyor musun kediyi?" </span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Görüyorum, kediye ne olmuş?" </span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Daha ne olacak? İftarlık pideleri yiyor" demez mi? </span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tepem attı. </span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Hanım sen de ne kadar cimrisin. İnsan bir pide için bu kadar çığlık atar mı? İşte camiye gidiyorum. Ne kadar pide istersen alır getiririm, hem de tazesinden" deyince, hanım bu sefer saf saf bana baktı, dedi ki: </span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"İlahi hoca, asıl saf olan sensin! Ben pideye mi acıyorum? Görmüyor musun, şu mübarek Ramazan gününde hayvan oruç tutmuyor, oruç? Şapur şupur pide yiyor. Ben hayvanın oruç yediğine kızıyorum, ona üzülüyorum." </span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tepem iyice attı. Ben de dedim ki: </span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"İlahi hatun sen bilmiyor musun ki, hayvanlar oruç tutmaz, sen bilmiyor musun ki hayvanlar namaz kılmaz, sen bilmiyor musun ki, hayvanlar açık yerlerini örtme ihtiyacı duymazlar" </span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Cemal Hoca cemaate döner: </span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Nasıl bizim bu saf hatuna iyi söylemiş miyim?" </span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Cemaatte gülüşmeler, mesaj alınmıştır</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hayvanlar Oruç Tutmaz</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Son Asrın Evliyalarından Hacı Cemal Öğüt Fatih Camiinde, bir Ramazan gününde vaaz ediyor. Dışarıda oruç tutmayanları, başı açıkları, namaz kılmayanları görüyor, onlara bir şeyler demesi lazım, ama direkt olarak bir şey de söylemek istemiyor. </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Konuya şöyle giriyor: </span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Şu Hacı Cemal var ya, bu saf hanımla nasıl yaşayacak, nasıl idare edecek, bilemiyorum."</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Diyeceksiniz ki: "</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Senin hanım çok mu saf?" </span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Aman sormayın, o kadar saf, o kadar saf ki, isterseniz bir saflık örneği vereyim de bakın anlayın. Hacı Cemal'in de bu saf hanımla nasıl yaşayacağını siz düşünün. </span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Efendim, öğle namazından önce abdestimi aldım, cübbemi giydim, kapıya da çıktım, buraya vaaza gelmek üzere ayakkabılarımı giyerken bizim hanım da mutfakta iftarlık yemek hazırlıyordu. Birden feryadı bastı. </span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Eyvah, bu da mı gelecekti başıma?" </span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hemen ayakkabılarımı çıkardım/mutfağa doğru koştum, baktım, mutfakta bir şey yok. </span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Dedim ki: </span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Hanım, yangın alarmı verir gibi ne bağırıyorsun öyle? Ne var?" </span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Dedi ki: </span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Görmüyor musun kediyi?" </span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Görüyorum, kediye ne olmuş?" </span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Daha ne olacak? İftarlık pideleri yiyor" demez mi? </span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tepem attı. </span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Hanım sen de ne kadar cimrisin. İnsan bir pide için bu kadar çığlık atar mı? İşte camiye gidiyorum. Ne kadar pide istersen alır getiririm, hem de tazesinden" deyince, hanım bu sefer saf saf bana baktı, dedi ki: </span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"İlahi hoca, asıl saf olan sensin! Ben pideye mi acıyorum? Görmüyor musun, şu mübarek Ramazan gününde hayvan oruç tutmuyor, oruç? Şapur şupur pide yiyor. Ben hayvanın oruç yediğine kızıyorum, ona üzülüyorum." </span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tepem iyice attı. Ben de dedim ki: </span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"İlahi hatun sen bilmiyor musun ki, hayvanlar oruç tutmaz, sen bilmiyor musun ki hayvanlar namaz kılmaz, sen bilmiyor musun ki, hayvanlar açık yerlerini örtme ihtiyacı duymazlar" </span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Cemal Hoca cemaate döner: </span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Nasıl bizim bu saf hatuna iyi söylemiş miyim?" </span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Cemaatte gülüşmeler, mesaj alınmıştır</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Ramazan Geldi Ramazan]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-ramazan-geldi-ramazan</link>
			<pubDate>Mon, 12 Apr 2021 16:00:30 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=34086">Dür-i Yekta</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-ramazan-geldi-ramazan</guid>
			<description><![CDATA[<iframe class="inline-block max-w-full" width="560" height="315" src="//www.youtube.com/embed/cK0nLDniY2U" frameborder="0" allowfullscreen></iframe>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<iframe class="inline-block max-w-full" width="560" height="315" src="//www.youtube.com/embed/cK0nLDniY2U" frameborder="0" allowfullscreen></iframe>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Özürsüz Olduğu Halde Ramazan Orucu Tutmamak]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-ozursuz-oldugu-halde-ramazan-orucu-tutmamak</link>
			<pubDate>Sat, 10 Apr 2021 16:41:40 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=34086">Dür-i Yekta</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-ozursuz-oldugu-halde-ramazan-orucu-tutmamak</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Rasulullah (sav) şöyle buyurmuştur:</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Kim mazeretsiz olarak Ramazandan birgün oruç yerse, ebediyen oruç tutsa da onu (hakkıyla) kaza etmiş olamaz."</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Tirmizi, Ebu Davut)</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(İmam Zehebi bu hadis için sahih değildir demiştir.)</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Bir vakit namazdan diğerine kadar geçen süre, cuma namazından diğer cuma namazına kadar geçen süre, bir Ramazan ayından diğerine kadar geçen süre, kişiyi büyük günahların haricinde diğerleri için keffarettir."</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Müslim, Tirmizi)</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"İslam beş temel üzerine kurulmuştur. Allah'tan başka ibadete layık ilah bulunmadığına, Muhammed'in Allah'ın kulu ve Rasulü olduğuna şehadet etmek, namazı kılmak, zekatı vermek, ramazan orucunu tutmak ve hacca gitmek."</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Buhari, Müslim)</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İbn-i Abbas (r.a) şöyle demiştir. "İslam'ın kulpları ve dinin esasları üçtür. Allah'tan başka ibadete layık ilah bulunmadığına şehadet etmek, namaz ve oruç. Bunlardan bir tanesini terkeden kimse kafir olur."</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Bu rivayetin tamamı ise şöyledir:</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Kim bunlardan birini terkederse sözünden sonra: "Bu kişinin yapmış olduğu herhangi bir ibadette kendisinden kabul olunmaz, kanı ve malı helal olur." İbaresi vardır. (Bu rivayet Münziri'nin Tergib ve Terhib'inde vardır. Ebu Ya'la ise hasen senetle rivayet etmiştir.)</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Rasulullah (s.a.s) şöyle buyurmuştur:</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Yalan yere şehadeti ve iftirayı terketmeyenin yemeyi ve içmeyi bırakmasına Allah'ın ihtiyacı yoktur."</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Buhari, Ebu Davud, Tirmizi, Ahmed)</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Ramazan ayına eriştiği halde (bu fırsattan istifade etmeyerek) günahı affedilmeyene yazıklar olsun"</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Tirmizi)</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Mü'minler ve alimler arasında şu bilinen bir gerçektir ki; Ramazan orucunu hastalık veya başka bir mazeret dışında terkeden kimse, zina işleyenden, faiz yiyenden, haraç kesenden, ayyaştan daha kötüdür.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bu kişinin islamından ve zındık olmasından şüphe edilir.</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Rasulullah (sav) şöyle buyurmuştur:</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Kim mazeretsiz olarak Ramazandan birgün oruç yerse, ebediyen oruç tutsa da onu (hakkıyla) kaza etmiş olamaz."</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Tirmizi, Ebu Davut)</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(İmam Zehebi bu hadis için sahih değildir demiştir.)</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Bir vakit namazdan diğerine kadar geçen süre, cuma namazından diğer cuma namazına kadar geçen süre, bir Ramazan ayından diğerine kadar geçen süre, kişiyi büyük günahların haricinde diğerleri için keffarettir."</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Müslim, Tirmizi)</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"İslam beş temel üzerine kurulmuştur. Allah'tan başka ibadete layık ilah bulunmadığına, Muhammed'in Allah'ın kulu ve Rasulü olduğuna şehadet etmek, namazı kılmak, zekatı vermek, ramazan orucunu tutmak ve hacca gitmek."</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Buhari, Müslim)</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İbn-i Abbas (r.a) şöyle demiştir. "İslam'ın kulpları ve dinin esasları üçtür. Allah'tan başka ibadete layık ilah bulunmadığına şehadet etmek, namaz ve oruç. Bunlardan bir tanesini terkeden kimse kafir olur."</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Bu rivayetin tamamı ise şöyledir:</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Kim bunlardan birini terkederse sözünden sonra: "Bu kişinin yapmış olduğu herhangi bir ibadette kendisinden kabul olunmaz, kanı ve malı helal olur." İbaresi vardır. (Bu rivayet Münziri'nin Tergib ve Terhib'inde vardır. Ebu Ya'la ise hasen senetle rivayet etmiştir.)</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Rasulullah (s.a.s) şöyle buyurmuştur:</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Yalan yere şehadeti ve iftirayı terketmeyenin yemeyi ve içmeyi bırakmasına Allah'ın ihtiyacı yoktur."</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Buhari, Ebu Davud, Tirmizi, Ahmed)</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Ramazan ayına eriştiği halde (bu fırsattan istifade etmeyerek) günahı affedilmeyene yazıklar olsun"</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Tirmizi)</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Mü'minler ve alimler arasında şu bilinen bir gerçektir ki; Ramazan orucunu hastalık veya başka bir mazeret dışında terkeden kimse, zina işleyenden, faiz yiyenden, haraç kesenden, ayyaştan daha kötüdür.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bu kişinin islamından ve zındık olmasından şüphe edilir.</span>]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>