You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Osmanlı İmparatorluğu Bilinmiyenleri

Osmanlı İmparatorluğu Bilinmiyenleri

Cezalı Üye
Osmanlı İmparatorluğu Bilinmiyenleri
Osmanlı İmparatorluğu Bilinmiyenleri

Öncelikle bilinmesinde fayda olan gerçek, tarihte Osman bey adında biri yoktur.. Bütün bilimsel araştırmalar, osmanlı devleti'nin Kurucunu "OTTOMAN" VEYA" ATAMAN" olarak verir. nitekim Bizans kaynaklarında ve diğer batı kaynaklarındada osman ismi yer almaz... Oysa hem batı hem diğer kaynaklar halife Osmanın ismini osman olarak aktarmaktadır...


Şeyh Edebali (Edeb-ALİ) kesin olmamakla beraber 1206 yılında Horasan in Merv sehrinde M,1206 yilinda doğmuş, 1326 yılında hakka yürümüştür. Ahi ve Kalenderi şeyhidir.. Otman Gazi'nin (Osman Gazi) kayınpederi ve hocası, Orhan Gazi'nin dedesi bir anlamda da sonradan imparatorluk olacak Osmanlı Devleti'nin (Ottoman Emperier) fikir babasıdır...

İlk tahsilini memleketinde yapan Edebali, tahsilini Şam’da tamamlamıştır. Hacı Bektaş ve diğer Horasan Erenleri ile yakın ilişki içinde olup, sohbetlerinde bulunmuştur. Alevi öğretisi dahilinde Şii-batıni zümreden olan Baba İlyas halifelerinin ileri gelenlerindendir...

Kaynaklar her ne kadar Edebali ile ilgili değiştirici bilgiler vermiş olsalar da sonuçta yollar aynı yere çıkmaktadır. Kimi kaynaklar bu büyük Şeyh’i, Baba İlyas’ın halifesi gibi gösterirken, kimi kaynaklar da onu bir Ahi Şeyhi olarak noktalamaktadır. Sonuçta her iki yol da aynı yere çıkar. Ali yandaşlığı ve Alevilik.

Edebali’nin Bir Alevi-betıni evliyası olan Ebul Vefa ’nin bir mensubu olduğunu Katip Çelebi “Vefaiyye tarikatına mensup Edeb Ali” diye vermektedir.”

Osmanlı Devleti’nin kuruluşunda büyük emeği geçen Alevi pirleri gibi Edebali de her nedense gözlerden uzak tutularak Sünnileştirilmek istenmektedir. Ancak kaynakların incelendiğinde onun bir Alevi piri olduğu her noktada ortaya konmaktadır.Zaten ilk Osmanlı Devleti’nde ki dinsel hoşgörü ve hümanist yapı bu pirlerin öncülüğünde kurulmuştu.

Ertuğrul Gazi’nin. oğlu Otman Gazi, (Osman gazi) Anadolu topraklarına geldiklerinde Müslümanlıkla pek ilgileri yoktu. Öğrenmeleri gerekli tüm bilgileri ve Kuran-i Hz. Muhammed hakkında ne öğrendilerse Edebali tekkesinde öğrenmişlerdir

İşte bu süreçte küçücük bir beylik olan Osmanlı Beyliği’ne destek veren Horasan Erenleri olan Alevi pirleri, bu Beyliğin kısa sürede büyüyüp, bir devlet kuracak duruma getirmişlerdir. Hacı Bektaşlar, Sarı Saltuklar, Abdal Musalar, Geyikli Babalar ve niceleri Osmanlı Devleti’nin kuruluş süreçlerinde bilginleri, yöneticileri, öğretmenleri olmuşlardır. Taa ki, ne zaman Alevi inancının ve Alevi’nin toplumsal yaşamının Osmanlı devlet erkanına ve feodal toprak beylerine ters gelmeye başlamasıyla bu ilişkiler tersine dönmüş, 15. yy.lın ortalarından başlayarak kopmaya ve adeta da Aleviler Osmanlı Devleti’nce düşman olarak görülmeye başlanmıştır.

Söz konusu ayrışmanın olduğu ve herşeyin tersine döndüğü 15 yüzyıla kadar..Horasan Erenleri hem Selçuklu, hem de Osmanlı devletinin ilk yıllarında o ülkenin birer yöneticisi gibi sorumlu davranıyor, aynı sorumluluk içerisinde de görevlerini yerine getiriyorlardı. Örneğin Osmanlı Devleti’nin oluşumunda Otman Gazi’ye (osman gazi) kızını vererek kayınbabası olan Edebali, Osmanlı Devleti’nin örfi ve dini konularında hüküm verendir... Osmanlı'nın ordusu olan yeniçerilerde Horasan erenlerinin denetimindeydi.. Osmanlı devletinde alevi-batını egemenlik.. yavuzun mısırdan halifeliği getirdiği döneme kadar etkinir.

EY OĞUL!!!!

Ey oğul, artık Bey’sin!
Bundan sonra
öfke bize, uysallık sana.
Güceniklik bize, gönül almak sana.
Suçlamak bize, katlanmak sana.
Acizlik bize, hoşgörmek sana.
Anlaşmazlıklar bize, adalet sana.
Haksızlık bize, bağışlamak sana...

Ey oğul, sabretmesini bil,
vaktinden önce çiçek açmaz.
Şunu da unutma;
insanı yaşat ki devlet yaşasın.

Ey oğul, işin ağır,
işin çetin, gücün kula bağlı.
Allah yardımcın olsun...
Güçlüsün, kuvvetlisin,
akıllısın, kelamlısın!
Ama; bunları nerede,
nasıl kullanacağını bilmezsen
sabah rüzgarında savrulur gidersin.
Öfken ve nefsin bir olup aklını yener.
Daima sabırlı, sebatlı ve
iradene sahip olasın!
Dünya, senin gözlerinin gördüğü gibi
değildir. Bütün bilinmeyenler,
feth edilmeyenler,
görünmeyenler, ancak sen faziletli ve
ahlaklı olursan gün ışığına çıkacaktır.

Ey oğul ! Ananı , atanı say !
Bereket büyüklerle beraberdir.
İnancını kaybedersen ,
yeşilken çöllere dönersin.
Açık sözlü ol ! Her sözü üstüne alma !
Gördüğünü görme ! Bildiğini bilme !
Sevildiğin yere sık gidip gelme !

Ey oğul ! Üç kişiye acı :
Cahil arasındaki alime ,
zenginken fakir düşene,ve
hatırlı iken itibarını kaybedene.

Ey oğul! unutma ki,
yüksekte yer tutanlar,
aşağıdakiler kadar emniyette değildir.
Haklıysan mücadeleden korkma !...
Şeyh Edebali

Allah Eyvallah Gerçeğin demine Huu Diyelim...
Bunu ilk beğenen sen ol.
Cezalı Üye
RE: Osmanlı İmparatorluğu yeniçeriler
Osmanlı devletinde yeniçeriler, Ehli beyt neslinden geldiklerine inanılan hacı bektaşı veli Ocağına teslim edilmiştir...

yeniçerilerin Piri hacı bektaş-ı Veli ve Bektaşilerdir...Yeniçerilerin resmi tarikatı Bektaşilik idi. Yeniçerilerin 94. alayında mürşit olarak bir Bektaşi Babası otururdu. O ölünce yeni “Baba” Hacıbektaş’tan gönderilirdi.
Büyük resmi törenlerle karşılanır ve makamına oturtulurdu..

Osmanlı devletinin resmi din yolu Alevi-Bektaşilik idi… Ne zamana kadar mı? Selim Padişahın Şah İsmail’e ve Safeviliğe karşı bir Sünni set inşası ihtiyacını duymasına kadar…

Mısır’dan getirilen Eşari-Sünni din bilginleri Osmanlı memleketine dağıtıldı ve halka Eşari-Sünnilik öğretildi. Sayıları 1000′den çok olduğu söylenen bu bilginlere verilen destek ile Osmanlı’nın resmi mezhebi Sünnilik haline geldi.

İş asıl Kanuni döneminde tamamlandı. Sanıldığı gibi Selim Padişah’ın adı, Yavuz Selim değildi. Safevi-Alevi Türkmenlere karşı yürütülen kıyıcı hareketlerden ötürü halk ona “Yavuz” yani kıyıcı, yani zalim dedi…Yavuz sözünün sonradan itibar kazanması ayrı bir konudur.

Bektaşi-Aleviliğin ezilmesi ise 1826 Yeniçeriliğin yok edilmesi ile aynı anda gerçekleşmiş; Bektaşi dergâhları kapatılmıştır. Ta ki Sultan Aziz’in tekrar serbest bırakmasına kadar.


ŞİMDİ YENİÇERİ MEHTER MARŞLARINDAN BİRİNİ AKTARALIM:

Hacı Bektaş Veli’nin bindiği cansız duvar.
Mazharı Nur-i Ali’dendir ona ol yadigar.
Nare-i düldül ederdi arşı âla da karar.
Şad hazare bin kâfiri bir narada etti şikar.


Dedi: Arslanım Ali’dir, kudretine girdikar.
Lâ fetâ illa AliLâ seyfe illa Zülfikar
Koydular başın ol şahın Kerbela Meydanına.
Bastılar parmakların Şah Hüseyin kanına


Urdular miskin pelitle kıymadan gerdanına
Bu hakaretler yaraşmazdı o şahın şanına
Düşmeden kanı yere, ol demde çağırdı gübar
La fetâ illa Ali La seyfe illa Zülfikar

Padişahım çok yaşa Devletinle bin yaşa

Değerli dostlar yukarıdaki sözler Yeniçerilerin sancağında yazılıydı.
Yeniçerilerin gülbengi de şöyleydi:

Allah, Allah, illallah
Boş üryan sine püryan
Bu meydanda nice başlar kesilir hiç olmaz soran
Kulluğumuz padişaha ayan
Üçler, yediler, kırklar
Gülbengi Muhammedi
Nur-ı Nebi
Kerem-i Ali
Pirimiz, sultanımız
Hünkâr Hacı Bektaş Veli
Demire devranına hû diyelim…
Huuuu….

Bunu ilk beğenen sen ol.
Son Düzenleme: 28-02-2012, Saat:10:36 AM, Düzenleyen: Şahit.
Cezalı Üye
3. Murad ve Hac
Osmanlı Sultanları, Bektaşi tarikatına bağlı idi. ve Ayini Cemlere katılırlardı. Şimdi Osmanlı Sultanlarından padişah 3. Murad'ın Hac ile ilgili bir Deyişini ve serhini ele alalım:

Ey Halilüm Kabe kasdın eyleyip çekme elem
Gel tavâf eyle beni kim Kâbe-i ulya menem


Ey dostum, Kâbe'yi tavaf arzusuyla elem çekme,
gel beni tavaf et, zira yüksek Kâbe benim

Sultan 3. Murad


Alevi-Bektaşi İslam anlayısında hac İnsan-ı kamil'in gönlüne yapılırdı. ve Gönülleri tavaf etme Beytullah'ı -Allah'ın evi- tavaf etme kabul edilirdi..

Bunun başlıca nedeni ise, Allah'ın evi'nin mekke'deki kabe değil Gönüller olduğu kabulüdür. Bundan dolayıdır ki hiçbir Alevi-bektaşi ulusu ve osmanlı padişahlarından hiçbiri mekke yollarına düşüp kabe'yi tavaf etmiş değildir..

Yukardaki sunulan örnek dışında Birçok tasavvuf ehlinin Hav farzını mekke ziyareti olarak değil İnsan'ı kamil'in gönlünün ziyareti , sözünün nasihatının sohbetinin dinlenmesi olduğunu kabul ettiğini görmekteyiz..


Kaynak:

Sultan III Murad, Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları 873, birinci baskı 1988, Yazan H. Ahmed KIRKKILIÇ, SAYFA 35
Bunu ilk beğenen sen ol.
Cezalı Üye
Nakibül eşraflık
Doğru ile yanlışın ayrıldığı gün,
O iki topluluğun karşılaştığı gün,

Kulumuza indirmiş olduğumuza inanın
Ganimet, kazanç olarak elde ettiklerinizin

Beşte biri Allah'ın, Resul'un ve Ehl-i beyt'inindir.
Hem yetimlerin, yolsulların, yolda kalmışlarındır.

Resul'a indirdiklerimize İnciniyorsanız,
Tanrı herşeye kadirdir, bilmelisiniz.
(ENFAL SURESİ-41)


Ocağa bağlı talipler Her sene gelen Dede-baba'larına o yılki gelirlerinin masraf dışında kalan kazançlarının 1/5 'ni verirlerdi...dede'lerce toplanan bu Çıralık /Hakullahlar'ın bir kısmı, ....(Sadece geçimliklerini sağlayacak) kadar Peygamber soyundan gelenlere verilir. Diğer yarısı ise Dergah'a yada Dede-baba evine sığınan muhtaç olanlara, yoksullara, yetimlere, esirlere ve yolda kalmış garip kimselere verilirdi...

Osmanlı İmparatorluğu Enfal suresi 41.ayeti uyarınca Hacı Bektaş Veli Dergahına yardım etmiştir. Bu yardımın adı '"Gaziler Hakka'"dır. Bu yardıma özgü olmak üzere 28 Haziran 1363 tarihinde, Sultan Murad Hüdaverdigar zamanında (Penç a yek) beşte bir adıyla bir Ferman çıkarılır.

Çıkartılan bu yasa ile 1826 tarihine kadar -zaman zaman aksamasına rağmen, Osmanlı hazinesi tarafından bu yardım devam etmiştir...Toplanan gelirler, gelir defterine kayıt edilirdi....


NAKİBÜL EŞRAFLIK

Başta Osmanlı İmparatorluğu olmak üzere birçok devlette kurulmuş bir kurumdur.


Hz. Peygamber (A.S.)’in soyundan gelen seyyid ve şeriflerin şeceresini tutmak, sahte seyyid ve şerifleri hakikilerinden ayırmak, seyyid ve şeriflerin hizmetlerinden sorumlu olmak üzere kurulmuştu.

Abbasiler zamanında seyyid ve şeriflerin dereceleri protokolde halifeden sonra gelmekteydi. Abbasiler’de “Ensab Nakipleri” denilen memurlar, Hz. Ali (R.A.)’nin soyu ile Abbasi sülalesinin ayrı ayrı defterlerini tutarlardı.

Harun Reşid ve oğlu Memun devrinde seyyid ve şerifler yeşil cübbe giyip, yeşil sarık takarlardı. Yeşil cübbe sonradan terk edilmiş olmakla birlikte, yeşil sarık Memluklar ve Osmanlılar devrinde de devam etmiştir.

Sadât’tan sayılan seyyid ve şeriflere genel bir tabir olarak “emir” denilmiş, başlarındaki sarığa da “emir sarığı” adı verilmiştir. Sadât’tan olan hanımlar da başlarına yeşil alamet takarlardı.

Osmanlı Devleti’nin kuruluşundan itibaren seyyid ve şeriflere özel bir hürmet ve riayet gösterilmiştir.

Bunun bir sonucu olarak vergiden muaf tutulmuşlar, şecerelerini ve bu muafiyetlerini belgelemek üzere berat verilmiştir. Bu konuyla ilgili padişah fermanları arşivlerde halen mevcuttur... Osmanlı'da Bu sebeble Alevi-bektaşi dergahlarına da tardımlarda bulunulmuştur. Bununla ilgili fermanlar mevcuttur

Osmanlılar’daki seyyid ve şeriflerle ilgili vazifeleri yürüten müessesenin adı Sadât Nikabeti’dir. Nakib, seçkin bir cemaatin başı demektir.

Osmanlılarda bu müessese 1400 Mayısında Sultan Yıldırım Bayezid zamanında kurulmuştu.

Fatih Sultan Mehmet döneminde bir ara Sâdat Nikabeti kaldırılmış, fakat sonraları seyyidlik iddiasında bulunan bazı şahıslar ortaya çıkmaya başlayınca yine Fatih devrinde yeniden kurulmuştur.

Sultan II. Bayezid döneminde Sâdat Nikabeti’nin adı Nakibü’l-Eşraflık olarak değiştirilmiştir. Osmanlı Devleti’nin yıkılmasına kadar da bu isimle devam etmiştir.

Nakibü’l-Eşraf seyyidlerden, yani Hz. Hüseyin (R.A.) soyundan seçilir ve ulema sınıfından sayılırdı. Bu makama gelenler değiştirilmezler, senelerce bu makamda kalırlardı. Ancakzaruri hallerde değişiklik olurdu.

Nakibü’l-Eşraflık yapan birçok zat, bu görevinin yanı sıra şeyhülislamlık ve kazaskerlik gibi görevlere de gelmişlerdir.

Osmanlı Devleti’nde Nakibü’l-Eşraf, padişahtan sonra en yüksek kademeli kişiydi. Padişahların tahta geçme merasimlerinde padişaha ilk biat eden Nakibü’l-Eşraf olurdu ve cülus duasını o yapardı. Bayram tebriklerinde de ilk tebrik ve bayram duası Nakibü’l-Eşraf tarafından yapılır, sonra diğer erkân tebrik ederdi. Her iki merasimde de padişahlar Nakibü’l-Eşrafa hürmeten ayağa kalkarlardı. Padişahların kılınç kuşanma merasimlerinde de bazen bu zatlar kuşandırmışlardır.

Nakibü’l Eşraf olan zatların yardım ve hizmet eden adamları ve her şehirde de Nakibü’l-Eşraf Kaymakamı denilen yardımcıları vardı.

Kaynak:

1- Rüya KILIÇ , Osmanlı'da Seyidler ve şerifler


Bunu ilk beğenen sen ol.
Cezalı Üye
RE: Osmanlı İmparatorluğu Mehter Gülbangı
Mehter gülbang'ı


Eyyam-ı Gülbang

Bismişah,Allah Allah
Celil-i Cebbar Müin-i Settar,Halik-i Leyl-i ven nehar
La-yezal,zül-celal yektir Allah yek,
Allah'ın birliğine küffarın körlüğüne
Ve Resül-ü Enbiya,Peygamberimiz efendimiz,
Cenab-ı Ahmed-i Muhammed Mustafa
Ve Al-i evlad-ı Resül-ü Müçteba'nın imdad-ı ruhaniyetlerine.

Pir'an Mürşidan,Aşıkan,Gavs-el Vasılin,
Hamaley-i Kür'an Esseyid Muhammed Hacı Bektaş-ı Veli

Ve Güzeştegan-ı Pir'an ve Ehl-i İslam ervahına
Ve Dest-grimiz Balım Sultan ayn-i inayetine

Hünkar-ı İslam İbn-üs-sultan
Bil cümle İslam'ın Necat,saadet ve selametine

Üçlee,beşler,yediler,kırklar,üçyüzaltmışlar ve binbirler demine
Nur'u nebi kerem-i Ali,keramat-ı Veli

Gülbang-i Muhammed'i
Pir'imiz,Hünkar'ımız,üstadımız

Kutbül Arif'in Hacı Bektaş-ı Veli
Dem'ü devranına Hü diyelim hüüü....


kaynak:Şevki Koca,Yeniçeri Ocağı ve Devrişmeler, s:102
Bunu ilk beğenen sen ol.
Cezalı Üye
EhliBeyt sevgisi ve osmanlı Sultanları
OSMANLI SULTANLARI VE MERSİYELERİ



“Âb–ı rûy–ı Habîb–i Ekrem için
Kerbelâ"da revan olan dem için
Bakma ya Rab bizim günâhımıza
Nazar et, can u dilden âhımıza.”

Murad Hüdavendigâr (Osmanlı Sultanı I Murad )




Şimdi Osmanlı Sultanlarından Sultan Abdulaziz tarafından kaleme alınan Kerbela’ya Ağıt'ını sunalım,Sultan Abdulaziz bektaşi tarikatına mensup idi ve Ayini cemlere katılırdı :



KERBELA’YA AĞIT

Kudretil Ayini Resuli şahı servere
Katil kastiyle cem oldular bir yere
Nasılda layık gördüler cismi paki hançere
Ümmet olmak böylemidir Hz. Peygambere
Hem ciğeri pareyi Fatıma, nuri çeşmi haydare

Biat vacip iken iman etmedi ol layın
Kurdular dini fesadı oldular dini hayın
Hüseyne kast fitneyi hayasız bi’ din
Ümmet olmak böylemidir Hz. Peygambere
Hem ciğeri pareyi Fatıma, nuri çeşmi haydare

İncittiler evladı resulu hakkında kulu
Vermediler Kerbela’da mazluma bir kadre su
Ey hayasız zalim, senin yüzüne pu
Ümmet olmak böylemidir Hz. Peygambere
Hem ciğeri pareyi Fatıma, nuri çeşmi haydare

Hüseyn’in katlinin hiç kalırmı yanına
Şimir melun hançer çaldı ol şahın gerdanına
Ey münafık nasıl girdin şah Hüseyin kanına
Ümmet olmak böylemidir Hz. Peygambere
Hem ciğeri pareyi Fatıma, nuri çeşmi haydare

Kuranı din İslamı meta gibi sattılar
Ehlibeyt’i üryan büryan Şam’a esir ettiler
İnsanığa reva olmaz böyle bir iş tuttular
Ümmet olmak böylemidir Hz. Peygambere
Hem ciğeri pareyi Fatıma, nuri çeşmi haydare

Ey müslümanlar dinlediniz feryat figan ettiniz
Dini İslam olmuşuz resula iman ettiniz
Ya buna nasıl dayansın Sultan Halife Abdul Aziz
Ümmet olmak böylemidir Hz. Peygambere
Hem ciğeri pareyi Fatıma, nuri çeşmi haydare

Sultan Abdulaziz ( Osmanlı Sultanı)
Bunu ilk beğenen sen ol.
Cezalı Üye
Malkoçoğlu ve Bektaşi Dergahı
"...Malgoç Bali İbn-i Ali hazretleri gaziler serdarı ol din eri, Hacı Bektaş-ı Velî'nin aşkına, eyledi, cari bu ayn-ı kevseri, tarih dokuz yüz altmış ikide teşnelikten oldu abdalan beri..."

MALKOÇOĞLU


Yeniçeriler içerisinde kahramanlıklarıyla nam salmış, ayrıca Kanuni'nin fedaisi MALKOÇOĞLU Hünkar Hacı Bektaş-ı veliye sıdk ile bağlı bir baktaşi idi..

Hatta bugün Hacı bektaş dergahındaki Arslanlı Çeşme olarak olarak bilinen çeşmeyi yaptırandır. ÜSTEKİ yAZI DERGAHTAKİ ARSLANLI ÇEŞME 'de yer alır. Bu yazıt, Arslanlı Çeşmeyi Yusuf Bali Çelebi'nin oğlu Bektaş Çelebi'ye konuk olan Silistre Valisi Malkoç Bali İbn-i Ali Bey'in 1554 yılında yaptırmış olduğunu göstermektedir...

Yazıtta yer alan Malkoç bali, Malkoçoğlu'ndan başkası değildir.
Bunu ilk beğenen sen ol.
Cezalı Üye
Osmanlı bayrağındaki Üç Hilal
Bilindiği gibi yeniçeriler Bektaşi olup.. Hacı bektaş dede-babalarına bağlıydılar... yeniçeriler yavuzdan sonra pasifleştirildi.. başlarında yer alan Bektaşi dede-babaları baskı altına alındı.. ve nihayetinde 1876 yılında yeniçeriler kaldırıldı.. bunla birlikte Bektaşilik yasaklandı..


Bütün Bektaşi babaları hakkında ölüm fetvaları çıkarıldı.. Bu dönemlerde Bektaşi tekkelerine nakşibendi dervişeri getirildi... Hacıbektaştaki cami 1800 lü yıllarda bu nakşi dervişlerince yaptıldı...

Yeniçerilerin sancaklarında İmam-ı Ali.. İmam-ı Hasan.. İmam-ı Hüseyin adları vardır..

Yine yeniçeri sancaklarında "La Feta İlla Ali La Seyfe İlla Zülfikar" yazardı..

Yeniçerilerin okuduğu iki gulbank sunmak istedim..

Allah, Allah, illallah
Baş üryan sine püryan
Bu meydanda nice başlar kesilir hiç olmaz soran
Kulluğumuz padişaha ayan
Üçler, yediler, kırklar
Gülbengi Muhammedi
Nur-ı Nebi
Kerem-i Ali
Pirimiz, sultanımız
Hünkâr Hacı Bektaş Veli
Demine devranına hû diyelim...
Huuuu....

YENİÇERİ SANCAĞINDAKİ SÖZLER

Hacı Bektaş Veli'nin bindiği cansız duvar. Mazharı Nur-i Ali'dendir ona ol yadigar.
Nare-i düldül ederdi arşı âla da karar.
Şad hazare bin kâfiri bir narada etti şikar.
Dedi: Arslanım Ali'dir, kudretine girdikar.
Lâ fetâ illa Ali
Lâ seyfe illa Zülfikar
Koydular başın ol şahın Kerbela Meydanına.
Bastılar parmakların Şah Hüseyin kanına
Urdular miskin pelitle kıymadan gerdanına
Bu hakaretler yaraşmazdı o şahın şanına
Düşmeden kanı yere, ol demde çağırdı gübar
La fetâ illa Ali
Le seyfe illa Zülfikar
Padişahım çok yaşa
Devletinle bin yaşa
Yeniçeri ocağının Piri bilindiği üzere Hacı Bektaş-ı Veli'dir. yeniçeri ağası da bektaşi dergahından atanırdı. savaşlara gidilmeden önce dergaha gidilir ve Pir'in duası alınırdı. Gulbankler okunurdu..

Osmanlı ordusundaki bayraklarda Zülfikar, ALLAH-MUHAMMED-ALİ isimleri yer alırdı..

Bugün ülkücülerin sahiplendiği ve Osmanlı denince akla gelen 3 hilal esasında

ALLAH-MUHAMED-ALİ'yi temsil etmektedir. Bayrak'ta yer alan Tek hilal ALLAH'I yan yana duran iki hilal ise MUHAMMED-ALİ'yi temsil etmektedir. Sarı Saltuk, Kızıldeli sultan, Teslim Abdal, Malkoçoğlu Yeniçeri Pirlerinden en tanınmışlarıdır.

Allah Eyvallah
Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.