İnsanlar iletişime geçerken konuşma yöntemini seçerler elbet, dilleri var ise... Halbuki konuşmak iletişimde kullanmamız gereken en son kural. Binlerce kural olsa bu durum yine değişmiyor...
Ama genelde konuşmak sanki ilk kuralmış gibi algılanıyor ve konuşmaya çok önem veriliyor. Halbuki konuşmaya geçmeden evvel çok iyi gözlemler yapmalıyız. Akabinde empati, iyi niyet, ahenk... ile iletişimi yoğunlaştırmalı ve en nihayetinde konuşmaya geçmemiz icap ederse konuşmalıyız. Konuşmadan evvel iletişim her halimize inmeli. Hâl ilmi ile konuşmalıyız öncelikle. Sezai Karakoç'un dediği gibi; "Sizi öldürmeye gelen sizde dirilsin."
Şarj bitmiş)
İnsanlar hormon tür sayısı düzeyinde konuşma kapasitesine sahiptir. Bu demek oluyor ki kadınlar, erkeklerden daha çok konuşma ihtiyacı hissederler. Bir erkek düşünün; 50 bin tür hormonu var ve gün içerisinde 49 bin 999 kelime kullansın ve eve gelince selam versin. Ne olur? konuşma kapasitesini bitirir. Evdeki eşin muhtemelen 150 bin tür hormonu vardır ve gün içerisinde 70 bin kelime kullanmıştır ve eşi ile konuşmak istemektedir. 80 bin kelime istikakını eşi ile kullanmaya çalışır. Bu imkansızdır! Şarjı biten bir telefon ile konuşabilir misiniz? Onu zorla açmaya çalışıp konuşmayı başarabilir misiniz? Hayır!
Erkeklerle konuşmak istiyorsak!
Malatya'da seminer verirken bu anlattıklarıma yakın şeyler anlattım ve yaşlı bir teyzemiz söz istedi. "Ben eşimle hiç konuşamıyorum" dedi. Hiç mi konuşamıyorsunuz dedim, "Mensup olduğu partiden konu açılırsa sabaha kadar konuşur" dedi. Daha ne istiyorsun teyzecim, dedim. Mensup olduğu partiden konuyu açacaksın, dilediğin konudan çıkacaksın) Yeter ki canımız konuşmak istesin, konuşmak kolay lakin boş konuşmamak kaydıyla. Konuşma ihtiyacımızı Hak davada mücadele etme adına kullanmalıyız.
Önce anlaşmak
Yine iletişim ile ilgili bir seminerimde bir bayan söz aldı ve bir paylaşımda bulunmak istedi. Buyrun dedim ve anlatmaya başladı; "Ben daha evvel sizin bir seminerinize katılmıştım ve demiştiniz ki karşınızdaki kişinin diliyle konuşun. Onun ilgi alanları hakkında bilgi sahibi olun ve ondan sonra o alanla ilgili konuşmaya başlayın. Ben de öyle yaptım. Eşimle daha evvel hiç iletişime giremezdik. Beni insan yerine bile koymazdı. Araba kullanmak isterdim, sen ne anlarsın, sen başaramazsın... derdi. Eşim motor ustası. Ben de motor hakkında bilgi sahibi oldum. Görümcemin sürücü kursundan aldığı kitabı hatmettim ve motor üzerinde babamdan da yardım alarak çalıştım. Derken bir gün motor hakkında konuşmaya başladım. Eşim şaşırdı. Sen nereden bunları biliyorsun? diye sordu. Ben de motor benim yaşam tarzım) dedim. O gün bu gündür eşimle çoook iyi anlaşıyoruz. Ehliyet aldım ve şu gün buraya kendi arabamla geldim." Tabi salondaki herkes bu arkadaşımızı alkışlamaya başladı))
Diri olmalıyız
Konuşma aşamasına geçmeden evvel çok iyi gözlem yapmak gerektiğini söylemiştim. Çoklu zeka türleri üzerinden insanları değerlendirmeli ve bu değerlendirmeleri anlık yapmalıyız. İnsan her an yeniden yaratılmaktadır. Bu sebepler her an yepyeni bir varlık olarak karşımıza çıkmaktadır. Böyle bir varlığa şablonlarla ulaşamazsınız. Diri olmalısınız, uyanık durmalısınız ki insanın hızına ayak uydurabilesiniz.
Güzel dişler)
Konuşurken dikkat etmemiz noktalardan biri de hayrı konuşmaktır. Efendimiz'in (s.a.v.) dediği gibi; "Ya hayrı konuşun ya da susun!" Olumsuz kavramlar konuşulmamalı. İnsan olumsuzluklara, kendisine yapılacak suçlamalara karşı gardını almaya hazırdır. Siz iyi niyetle söyleseniz dahi karşınızdaki kişi hemen savunmaya geçecek ve kendisini korumaya çalışacaktır. Hal böyle iken o kişiye ulaşmanız imkansızlaşacaktır. Bunu da en güzel şöyle örneklendirebilirim: Bir gün Efendimiz (s.a.v.) ezanla dalga geçen bir çocuğa denk geldi. "Ne kadar güzel sesin var, bu camide ezan okumak ister misin?" diye sordu Efendimiz (s.a.v.) Ve bu çocuk o günden itibaren yıllarca (6 yıl) bu camide müezzinlik yaptı. Efendimiz (s.a.v.) şayet o çocuğu eleştirdikten sonra olumlu kavramlar kullansaydı emin olun olumsuz sonuç doğurur ve o çocuk belki de dinden bile nefret edebilirdi. Olumsuzluğu görsek dahi mutlaka o olumsuzluğun bile olumlu tarafının olabileceğini aklımızdan çıkartmamalıyız. Tıpkı Efendimiz'in (s.a.v.) köpeğin leşini gördüğünde "Ne kadar güzel dişleri var!" demesi gibi. Karşınızdaki kişi köpeğin leşinden de mi kötü!
Gözlerin ne kadar güzel))
Birisini illa eleştirmek istiyor isek -ki ben eleştirme taraftarı değilim- şöyle davranmalıyız; diyelim ki bir arkadaşımızın kullandığı şalın rengini beğenmedik. Beğenmediğimizi direk söylersek karşımızdaki kişi "Sen bir işe yaramıyorsun, zevksizin tekisin..." gibi mesajlar alacaktır kendince. Yapmamız gereken o anda şu; "Ne kadar güzel gözlerin var. Şalın rengi ile gözlerinin rengi aynı olursa gözlerinin güzelliği daha çok ortaya çıkar)" emin olun o kişi artık o şalı omuzundan düşürmeyecektir, sizin önerdiğiniz renkteki haliyle) İletişimin kurallarını anlatmaya devam edeceğim.
[b]Bizi takip etmeye devam ediniz))
Ajans5,25 Ocak 2010, Efser Selamet[/b]
Yeniye Doğru
Her gün bir yerden göçmek
Ne iyi
Her gün bir yere
Konmak ne güzel
Bulanmadan, donmadan
Akmak ne hoş
Dünle beraber
Gitti cancağızım
Ne kadar söz varsa
Düne ait Şimdi yeni şeyler
Söylemek lazım cancağazım
Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir,
bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir, yine de sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız admin@islamiforum.net
adresine bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede
gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to
admin@islamiforum.net