Gönder Cevapla
 
Değerlendir:
  • 0 Oy - 0 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
VARİSLER...
Yazar Mesaj
çakyamuni Çevrimdışı
General
******

Mesajlar: 4,464
Üyelik Tarihi: Aug 2011
Rep Puanı: 1200
Ruh Halim
Ruh Halim
Supheli

Takımın:
diger
Mesaj: #1
VARİSLER...
‘’’’Biz ise mustazafları yeryüzünün varisleri, önderleri kılmak istiyoruz’’’’ Kasas-5

‘’’’Sordum bir gün Suphi’ye; söylediklerini niye anlamıyorum diye. Bildiklerini dedi yüzleştir hayatla ve sınamaktan korkma, doğruyla yanlışı o zaman ayırabilirsin ve onu anlayabilirsin.’’’’ Ahmet Kaya

Ey kafaları farklı düşünen, kalpleri farklı atan ama aynı görünüşe ve kadere sahip olan aynı yeryüzünün çocukları! Kalplerinizle bakın hayata. Kalplerinizi canlı kılan, kalbinizin sürekli atmasına kuvvet olan merhametle bakın. Çünkü ancak o zaman ayırabilirsiniz doğruyla yanlışı, iyiyle kötüyü, güzelle çirkini, yalanla gerçeği. Ve ortak olduğunuz günahlardan el çeker tövbe edersiniz belki. Etmeniz gereken zamanda ettiğiniz tövbe temizler sizi. Hissedin! Tam kalbiniz hissettiği an kaldırın kafanızı ve bakın. İşte bakın, görüyorsunuz! Gövdeniz sarsıldı, aklınız uçurumun kenarında kaldı değil mi? Çünkü görmek ürperticidir. Görmediğiniz için rahatsınız ve umarsızsınız. Görseydiniz utandırdınız ve hemen tövbe ederdiniz, günahlarla ortaklığınızı bitirirdiniz. Üzerinde dolaştığınız toprağın ruhunun titreyişini duyumsayabiliyor musunuz, soğukta titreyen bir yaprak gibi titriyor değil mi? Borcunu ödemeyecek misin diye soruyor sana. Bir cevap bekliyor, var mı bir cevabın? Acaba soruyu soran gerçekten toprak mı? Toprağın ruhu var mıdır, nedir? Senin gövden de bir toprak değil mi? Toprağın bir derinliği var mıdır? Bir en güçlüdür, çünkü her şey birin ardından gelir ve bire doğru tükenir ve yine birle çoğalır ve bir olmazsa hiçbir şey olmaz, her şey bir hiç olur ya da birle her şey olur şeyler. Hassas olun, hassas olursanız hissedersiniz, hissedersiniz mesul olursunuz, mesul olursanız haysiyetli bir iş yapmış olursunuz, haysiyetli iş yapıyorsanız şahsiyetiniz ortaya çıkar ve şahsiyet bir olmaktır. Karışıklık güzeldir, en azından ayıklamak zorunda bırakır kendisini. Böylece bir iş yapmış oluruz ve iş yaparken yapılırız ve yapmakla layık oluruz.

VATAN-AHLAK-ADALET.
DÜŞÜNCEYLE SAVAŞMAK YÜCELTİR.
10-12-2018 08:35 PM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
çakyamuni Çevrimdışı
General
******

Mesajlar: 4,464
Üyelik Tarihi: Aug 2011
Rep Puanı: 1200
Ruh Halim
Ruh Halim
Supheli

Takımın:
diger
Mesaj: #2
RE: VARİSLER...
‘’’’İtaat ederseniz, merhamet edilirsiniz.’’’’ Ali İmran-132

Merhamet ölmüş? Hiçbir şey kendiliğinden olmaz. Olur mu yoksa? O zaman kim çürüttü ruhu, kim kuruttu vicdanı ve nihayet kim öldürdü merhameti? Her sonucun bir sebebi vardır mutlaka ya da sebep olan her şey bir sonuç doğurur. Hiçbir şey kendiliğinden var ya da yok olmaz. Demeyin öyle! Olursa derinlikler sarsılır ve her şey karışır. Gördüğüm kediye aslan demiyorum. Görüyorum ya kedi var karşımda, kediyi göre göre nasıl aslan derim? Öyle dersem ya da öyle gösterirse ve dedirtirse hesap sorarım o gözden. Görmüyor musun, kör müsün ey göz denilen şey, karşında ki kediyi niçin aslan olarak görürsün derim ve çıkarır atarım o gözü. Elmayı göre göre armut denir mi ahmak? O gözü niye taşırsın? Olmaması, olmasından iyidir. Bilakis, o göz, kediye aslan derse, dedirtirse, işte o vakit ölür merhamet. Bir yaprakta merhameti öldüremez. O zaman nasıl oldu bu? Gördüğünü görmediğin için, görmezlikten geldiğin için, olana olmuyor dediğin için, kötü kendinden olduğu için ve bu yüzden menfaatin kaybolacak diye kötüye kötü demekten korktuğun için. Oysa her şey gözlerinin önünde olup bitiyor ama sen görmüyorsun. Niye? Çünkü menfaat tacirisin. Bencilliğin buzlu sularında yüzerken donmuş aklın, ruhun, vicdanın. Merhamet mi adalet mi? Merhamet adalettir! Çünkü ancak merhamet edebilen adil olabilir. Adil olmayanlar merhametten nasipdar değillerdir. Zira zalimlerin ruhları, vicdanları yoktur, öyleyse merhametleri olmaz. Merhamet bekleyenler, içlerinde merhamet bekletecek davranışlar gizliyorlarsa merhametsizliği hak ediyorlar demektir ve istedikleri hiçbir zaman olmayacaktır, olursa da korksunlar. Beklediğin merhameti bulduğunda, bulduğunu olduğu gibi verirsen işte o vakit gülebilirsin ve o vakit güldürülürsün. Nasip olacak şeye layık olmadıkça, bulamazsın nasip olacak şeyi, çünkü sana hak ettiğin şey hak etmediğin şekilde kullanasın diye verilmeyecek. Öyleyse hak et ki, hak ettiğin şeyi bulasın, bulduğunla ihya olasın.

VATAN-AHLAK-ADALET.
DÜŞÜNCEYLE SAVAŞMAK YÜCELTİR.
12-12-2018 07:59 AM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
çakyamuni Çevrimdışı
General
******

Mesajlar: 4,464
Üyelik Tarihi: Aug 2011
Rep Puanı: 1200
Ruh Halim
Ruh Halim
Supheli

Takımın:
diger
Mesaj: #3
RE: VARİSLER...
‘’’’İnsanların mallarını haksız şekilde yiyenleri ve biriktirenleri acıklı bir azapla müjdele.’’’’ Tövbe-34

Biz koyun olduğumuz için onlar kurt oldular diyordu Bilge Kral Aliya İzzetbegoviç. Çok doğru diyordu. İnsanlık koyun olmaya devam ettikçe, emperyalist şeytanlar ve işbirlikçileri de gütmeye devam edeceklerdir. İnsanlığın kurtlaşmasına gerek yoktur ama koyunlaşmaması da gerekir. Uyumaması ve uyurken tüm bilincini yitirmemesi ve uyanırken de karanlığa uyanmaması gerekir. Bilakis, kendisi kesilmeye, ölmeye ama sömürenleri beslemeye devam edecektir, buna mukabil emperyalist şeytanlar ve işbirlikçileri de yemeye devam edeceklerdir. Şu dünya hayatını bir temaşa edin, ne kadar yiyici varsa hepsini besleyici koyunlaşmış bir insanlık âlemi vardır ve yiyenler yediklerini hiçbir zaman umursamazlar, çünkü yediklerinin kendilerinin yemeleri için varolduklarına inanırlar. Hakikat ırmağı akıp giderken, akıp giden ırmağa bakan insanlık bir an evvel yüzünü hakikate dönmeli ve hakikat ırmağında yıkanmalıdır ve insanlığı saran cehennem ateşini söndürmelidir. Çünkü ancak temizlenenler temizleyebilirler! Eğer inanmıyorsanız kazanacağınız hiçbir şey yoktur ve kazanmaktan da bahsedemezsiniz. Kazanmak için sahici kavga vermek gerekir. Önce kazanacağınıza inanmalı, sonra kazanmaya layık olmalı ve nihayet emaneti hak etmelisiniz. Çünkü hak ettiğiniz vakit, aradığınızı bulacağınız vakit olacaktır. Zira emaneti size teslim etmek isteyen sizden biri ve sizin gibi biri değildir. Buz kafeslerinizden çıkmalısınız, yaşanılan acıları duyumsamalısınız. Size yaşatılan acıları asla unutmamalısınız! Acıları hissetmedikçe, acılara merhem olamazsınız. Boşluğa bağırmayın ve boş bağırmayın, çıkın buzlarla kaplanmış kafesinizden ve ruhunuzu konuşturun efendilere karşı. Ruhun konuşması ne demektir bilir misiniz? Ruhunuzu konuşturduğunuz vakit bilirsiniz, bilmekten de öte görürsünüz! Sadece samimi ve dürüst olun ve böyle olmanın nasıl bir şey olduğunu hissetmeye çalışın. Hakikati sadece bilmeyin, en dip derinliklerine kadar inin, anlayın ve hissedin, ancak o zaman göreceksiniz neyin ne olduğunu. Ve olan şeyi gördüğünüzde olması gereken ama oldurulmayan şeyleri de göreceksiniz ve artık yeniden başlayacaksınız. Hazine, hazine sandıklarınızın da altındadır ama siz ulaştığınız şeyi hep hazine sanırsınız, oysa kazmaya devam etmelisiniz! Çünkü kazdıkça yeni bir hazineye ulaşırsınız, nihayet ulaşmak istediğiniz hazineye ulaşırsınız. Öyleyse kazamaya devam edin!

VATAN-AHLAK-ADALET.
DÜŞÜNCEYLE SAVAŞMAK YÜCELTİR.
14-12-2018 07:52 PM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
çakyamuni Çevrimdışı
General
******

Mesajlar: 4,464
Üyelik Tarihi: Aug 2011
Rep Puanı: 1200
Ruh Halim
Ruh Halim
Supheli

Takımın:
diger
Mesaj: #4
RE: VARİSLER...
‘’’’Birbirinizin mallarını haksız yollardan yemeyin. İnsanların bir kısım mallarını günah olacak biçimde bile bile yemek için hâkimlere peşkeş çekmeyin.’’’’ Bakara-188

Bu dünyada münhasıran iki taraf vardır; iyiler ve kötüler. İnsanlık tarihi hep bu temelde süregelmiştir. Kavgalar bu taraflar arasında vuku bulmuştur ve tarihin tekerleğini de bu taraflar arasında ki kavgalar döndürmüştür mütemadiyen. Farklı olarak sınıflandırmalarda yapabilirsiniz. Ama nasıl vasıflandırırsanız vasıflandırın sınıflandırılan taraflar bir şekilde iyiler ve kötüler sınıfına dâhil olurlar. Tıpkı ezilenlerin iyiler, ezenlerin de kötüler sınıfına dâhil olacakları gibi. Akletmeyenleri, cehaletin karanlığında kalanları, vicdanları merhametten arınmış olanları nazar-ı dikkate almıyoruz. Bir düşünce sistemi dahlinde, aklın aydınlığında, vicdanın sözcülüğünde yaşamak derdinde olanlar içindir söylediklerimiz. Bendeniz bu toprakların evladıyım ama tabir caizse yeryüzü denilen ortak vatanın da vatandaşıyım bir yerde. Bu sebeple tüm yeryüzü insanlığına matuftur söylediklerim. İnsan olmaya, insan kalmaya ve insanca yaşamaya çalışıyorum becerebildiğim kadarıyla. Çünkü insan olarak halkedildim. Son tahlilde aciz bir kulum; insan ve birey bir kul. Bir şey düşünürken bir yerden düşünüyorum, bir şey yazarken bir yerden yazıyorum ama adalet ilkelerini çiğnememek kaydıyla. Zira bendeniz iyilik tohumları ekme derdinde olanların yanındayım. Eğer bir şey yaparken ve bir yerde dururken adaleti çiğnerseniz şayet, nerede olduğunuzun, ne düşündüğünüzün ve ne yazdığınızın hiçbir hükmü kalmayacaktır, olmayacaktır. Bilirim ve inanırım ki; Allah adil olanları sever. Binaenaleyh hakkaniyetli olmak mecburiyetim var. Bilakis her şey anlamsız kalır ve çöker. Bir insanlık vazifesi, sorumluluk şuuru ve mesuliyet bilinciyle yapılmaktadır her şey. Bu topraklara ve insanlığa bir borcum varsa bu şekilde ödeyeceğimi düşünüyorum. İyi insanların yani ezilenlerin yanında kalarak, iyi insanların yani ezilenlerin kavgasını vererek ve Allah’ın adaletini egemen kılmaya çalışarak. Ve bu yazı kalbi ve kafası olanlara, aklı ve vicdanı olanlara, hissedenlere ve düşünenlere, yüreğinde bir parçada olsa inanç ve insanlık olanlara matuf yazılmaktadır. Alıklara ve bönlere hitap etmez. Bu yazı dizisi adi, alçak, aşağılık, vahşi, insanlık düşmanı ve insansızlığın anası olan katil emperyalizmin melun düzenine bir atom bombasıdır. Emperyalizmin kanlı dişleri sökülecek, insanlığın alınıp satıldığı kanlı pazarı dağılacak, emek öğüten kanlı çarkları parçalanacak ve kuşkusuz insan kazanacaktır.

VATAN-AHLAK-ADALET.
DÜŞÜNCEYLE SAVAŞMAK YÜCELTİR.
16-12-2018 08:50 PM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
çakyamuni Çevrimdışı
General
******

Mesajlar: 4,464
Üyelik Tarihi: Aug 2011
Rep Puanı: 1200
Ruh Halim
Ruh Halim
Supheli

Takımın:
diger
Mesaj: #5
RE: VARİSLER...
‘’’’Bizim yarattıklarımız içinde öyle bir topluluk olur ki, hakka rehberlik ederler ve onunla adaleti ikame ederler.’’’’ Araf-181

Herhalde iman ediyoruz diye, hakkı haykırma çabasında bulunuyoruz diye, yeryüzü toprakları üzerinde ve nev-i beşer arasında hüküm süren her türlü zulme ve zulme el ayak olan emperyalist zalimlere ve işbirlikçilerine karşı isyan ediyoruz ve adaletin bihakkın ikame edilmesi uğruna kavga verme yolundayız diye itham edilmiyoruzdur. Böyleyiz napalım? Biz Hakka tapmışız, Hak karşısında boyun bükmüşüz ve boynumuzda Haktan başka yerin önünde eğilmez. Bizler Allah’a tapanlarız. Kişiler, kurumlar, şöyle böyle sosyal yapılar, ideolojiler bize göre değil, bize göre de olmadı hiçbir zaman. Zaten bizde bize göre diye bir bakışta bulunmadı, bulunmaz da. Biz yanlış kimden kime yönelirse yönelsin yanlışa yanlış dedik ve bademada demeye devam edeceğiz. Hani Yahudi bir kadın vardı da, Filistin zulmüne matuf olarak ‘’zulüm bizdense ben bizden değilim’’ diyerek isyan etmişti ve kendi devletinin tankları altında ezilmişti. İnsançocuklarının bu dünyada ki vazifeleri kendilerine emredilen şekilde yaşamaktır. Kendi ailesinin içerisinde, kendi kardeşi yanlış yapsa bile o yanlışı yanlış bilip karşı çıkmasıdır kendisini kurtaracak olan yoksa kardeşim diyerek yanlışı yok etmek değil. Her zaman her insanın küçük dünyasını tanımaya, duygularını ve düşüncelerini anlamaya çalıştık, aksini de yapamazdık zira. Çünkü hiçbir insançocuğu ne mutlak suçlu olabilirdi, ne de mutlak suçsuz. Yanlış kendi özbenliğimden kendime karşı yapılsa da yanlıştır. Yüreğimiz tüm insanlara açık oldu her daim. Ne insan ayırdık ne de aramıza duvarlar ördüğümüz insanlar oldu. Selam verene daha güzeliyle selam verdik. Bir merhabayı esirgemeyene, yüreğimizi açtık. Merhabasız, selamsız olanlara da eyvallah dedik geçtik, kin duymadık. İnsansak, bize emanet edilmiş canı, tüm emanet canlar için feda etmek ödevimizdir. Öyleyse fazlada takmamak gerek, takılmaya değer olmayanları. Çünkü kutsal bir yolda isek, çakıl taşlarına takılacak kadar ne vaktimiz vardır ne de öyle bir lüksümüz bulunmaktadır. Bir şeyi anlamışsak, anladığımıza yüreğimizle emin olmuşsak onu haykırmayı kutsal bir ödevmiş gibi gördük ve ödevimizi yapma derdinde olduk. Yanlış kendi içimizdeyse de, yanlıştır ve onu haykırmak insanlığın gereğiydi. Hangi konuda olursa olsun farketmedi bu, yeterki anlamış olduğumuza emin olmuş olalım. İğneyle kuyu kazar gibi bir çaba içerisinde oluyorsak hakikati ararken, bulduğumuz hakikati haykırmamak döktüğümüz tere, akıttığımız yaşa, harcadığımıza emeğe, verdiğimiz kana, kalbimize, aklımıza, gözümüze ihanettir. Bizde ihanetin sokağını henüz bilemedik, bulamadık. Ki, aramadıkta! Tüm derdimiz, yeryüzü topraklarında ve nev-i beşer arasında hüküm süren ve insanlığın kanını, yaşını, terini, emeğini hiç eden sömürünün nihayet bulması, emperyalist düzenin çökmesi, mazlumların kadim acılarının son bulması ve yekpare insanlığın gülmesidir. İşte hakikati söylersem, benden olana darbe vurmuş olurum ama benden olan varolmalı, isterse küçücük adaletsizlikler yapabilir, böyle yaptı diye onu yok edemem deme gibi ne lüksümüz vardır ne de ödevimiz. Hülasa; bizim insanlık ödevimiz ve kulluğumuzun gereği, adaletin bihakkın ikame edilmesidir.

VATAN-AHLAK-ADALET.
DÜŞÜNCEYLE SAVAŞMAK YÜCELTİR.
18-12-2018 07:02 AM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
çakyamuni Çevrimdışı
General
******

Mesajlar: 4,464
Üyelik Tarihi: Aug 2011
Rep Puanı: 1200
Ruh Halim
Ruh Halim
Supheli

Takımın:
diger
Mesaj: #6
RE: VARİSLER...
‘’’’Yetimlerin mallarını zulüm yoluyla yiyenler, muhakkak ki karınlarını ateşle doldurmuş olurlar ve cehennem ateşine atılırlar.’’’’ Nisa-10

Bu dünyada bir inananlar vardır, bir inanmayanlar vardır, bir de inanıyormuş gibi yapanlar vardır. İnananlar zaten inanıyorlardır ve inandıklarının muktezasını yapıyorlardır ne kadar yapabiliyorlarsa, ama yaptıklarında samimidirler yani gerçekten inanıyorlardır. Gerçekten inanmak hem hayalleri zorlayıcı bir korkuya hem de yürekleri uçurucu bir ümide sahip olmaktır. İnanmayanlar da zaten inanmadıklarını saklamıyorlardır, öyledir yani, gerçekten inanmayanların inanmadıklarını saklayanlara pek rastlamadım. İnanıyormuş gibi yapanlar ise ilginç tiplerdir. İnandıklarını söylerler ama ne hikmetse inandıklarına mütenasip eylemleri olmaz hatta inandıkları istikamette eylem ortaya koyanlardan da ama gerçekten insanca bir eylem ortaya koyanlardan da hazzetmezler, gizli bir nefret duyarlar onlardan, çünkü gizli inançsızlıkları aşikâr olacak diye korkarlar, çünkü menfaatleri kaybetmek acı verir, çünkü kendini sonsuz zannetmek merhameti siler süpürür. Bu yüzden de kendileri inanıyormuş gibi yaptıklarından, gerçekte inanlardan nefret ederler hatta inanmadıklarını açıkça söyleyenlerden bile gizli gizli hazzetmezler. Bilmiyorum, okumalarımdan ve yaşadıklarımdan yaptığım çözümleme budur. İnanan biri, gerçekten korkar, ama acayip korkar ve yapılmayacak bir şeyi, yapılmaması gerektiği söylenilen bir şeyi asla yapmaz, yapamaz. Misal, yazıya bir ayetle başladık ve o ayet sonsuz açıklıkta ve muhkem bir ayet, o ayete inanan biri bir kulun hatta yetim bir kulun hakkını yiyemez. Çünkü yememesi gerektiği söylenmiştir, söylenmemiştir emredilmiştir mutlak açıklıkta ve sonucu da önceden bildirilerek. Yiyorsa inanmıyordur, kesinlikle inanmıyordur. İnandığını söylüyorsa, inanıyormuş gibi yapıyordur, tabi yedirebiliyorsa. Çünkü vicdanı olmayanın inancı da olmaz. Devlet ye dese bile yiyemez. Demez de devlet ye diye zaten. Bu dünyada kul hakkı yiyenleri ve bir kula nahak yere acı çektirenleri gerçekten merak ediyorum, hangi akılla, vicdanla, düşünceyle, hissiyatla kul hakkı yiyebiliyorlar ve bigünah bir kula nahak yere acı çektirebiliyorlar, gerçekten Allah’ın hesap sormayacağını ve affedeceğini mi düşünüyorlar? Böyle düşünmeye sevkeden inanç hangi inançtır? Üstelik öyle bir şeyin ihtimalinin bile düşünülmesine imkân tanıyan hiçbir emare yokken ve yasalar mutlak netken. Gerçekten Hz. Muhammed’le Kur’an’ı gönderen Allah’a ya da bir insanlık vicdanına inanıyorlar mı? Vicdan diyordu Victor Hugo; ‘’insanın içinde ki Tanrı’dır’’ ama biz o Tanrıyı öldüreli çoook oldu maalesef. Gerçekten O Allah’ın; siz devletin yasalarını uygulamak zorundaydınız, bu yüzden benim yasalarımı çiğnemenizde sakınca yoktu, çünkü yaşadığınız yer dünyaydı ve dünyada böyle şeyler olabilirdi, öyleyse sizler suçsuzsunuz girin cennetime diyeceğini mi düşünüyorlar? Suç mu işliyorum, şerefsizlik mi yapıyorum yoksa? Çıldırırcasına merak etmek, tahkik, tetkik ve analiz yapmak, sormak, sorgulamak (son nefesime kadar sorgulayacağım, sorgulamadığım tek bir şey kalmayacak, çünkü ömrüm boyunca bildiğim her olgunun ve gördüğüm her olayın daima ardını da bilmeye ve görmeye çalıştım) ve çözümleme yapmak bana yaratılırken sunulmuş bir armağandır. Ne lütfedilmiştir ve lütfedilebilir, ne de bahşedilmiştir ve bahşedilebilir. Yaratıcının kuluna armağanıdır sadece! Nokta… Keza inanan biri emperyalist işbirlikçisi olamaz. Çünkü emperyalizm ve emperyalist çirkindir, kötüdür. Emperyalist, başkasının toprağında o toprağın çocuklarını zehirler ve o toprağı yuva bilmiş her türlü canlıyı da zehirler. Üstelik emperyalizme dost olmak, yeryüzünün varisliğine layık görülmüş mustazaflara telafisi olmayan bir ihanettir. İnandım demekle kurtuluş olmayacaktır! Öyle olsaydı, O Allah ki, iman ettiğini söyleyen kullarına yenide iman etmelerini buyurmazdı!

VATAN-AHLAK-ADALET.
DÜŞÜNCEYLE SAVAŞMAK YÜCELTİR.
20-12-2018 07:10 AM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
çakyamuni Çevrimdışı
General
******

Mesajlar: 4,464
Üyelik Tarihi: Aug 2011
Rep Puanı: 1200
Ruh Halim
Ruh Halim
Supheli

Takımın:
diger
Mesaj: #7
RE: VARİSLER...
‘’’’İçinizden hayra çağırıcı, hakikate davet edici, iyiliği emredip kötülükten men edici bir topluluk bulunsun.’’’’ Ali İmran-104

Ölümsüz bir gerçektir ki; bu ayet insançocuklarını sürekli devrime çağıran bir ayettir. Zira hayat süreklilik arzeden bir olgudur, öyleyse hayata matuf olaylarda da süreklilik mübremdir. Önce içsel, sonra dışsal bir devrime. Çünkü insançocuğu kendi ruhunda ve zihninde gerçek, sahici ve sağlam bir devrim yapmadan yani özbenliğini işin içine katarak hareket etmeden, hayata güzellikler eklemeden, hiçbir kafada, ruhta devrimsel dönüşümü tetikleyemez. Kur’an’ın Parolasıdır; Sürekli Devrim. Faraza böyle bir şey yani olmayacak bir şey oldu diyelim, olan o şey asla süreklilik kesbedemez ve gönüllerde baki olamaz, dolayısıyla insanlık âleminde tesirsiz kalmaya mahkûmdur. Yahut münhasıran içte kalan ve topluma uzanmayan bir şey de hiçbir anlam ifade etmez. Zımnen içsel, aşikâr olarakta dışsal bir devrim kastedilmektedir burada, çünkü kendi içini temizleyemeyen dışarısını temizleyemez, ruhunu disiplinize edemeyenler ruhlara disiplin veremezler, bu yüzden de açık olarak dışa dönük bir buyruk olsa da, içe dönük olarakta örtülü bir buyruk gizlidir burada. Söyleyin lütfen; hayırsız olan hayra çağırabilir mi, hakikatsiz olan hakikati haykırabilir mi, kötü olan iyiliği anlatabilir mi, hayatı yalan üzerine bina edilmiş biri doğruluğun sözcüsü olabilir mi, zalim olan zulme nihayet verebilir mi? Devrimsel süreç tamamlanıp, ruy-i zeminde mustazaflar, ezilenler tam egemenliklerini tesis edip, insanlığın önderleri oluncaya ya da onlara kutsal görev emanet edilinceye değin bir çağrıdır ve çağlardan çağlara da hiç kesilmeyecek bir çağrıdır bu. Başlangıçtan bugüne, bugünden sonsuzluğa dek yolumuzu aydınlatan bir ışıktır bu kutsal çağrı ve buyruk. Hiçbir zulüm payidar olmaz, elbette evrende ki büyük kaosun muharriki olan emperyalist zulümde payidar değildir ve tarihsel sürecini ikmal etme evresine girmiştir yani payidar olamayacaktır ve bu kesindir, tabi böylesi bir netice sağlam bir sebebi gerektirir kuşkusuz yani ezilenlerin bilinçli olmalarını ve sahici ve bilinçli eylemler ortaya koymalarını. Önce kendilerini bihakkın düzeltmelerini, kafalarını aydınlatmalarını, ruhlarını disiplinize etmelerini, sonrada karşı cephelerinde bulunan herkesi ikna ila ıskat edip temizlemelerini önkoşul kılmaktadır yani etkileyici bir sebep olmak zorunluluğunu tevlit etmektedir. Görmek istiyorsanız iyi bakacaksınız, istiyorsanız hak edeceksiniz, düzeltecekseniz anlayacaksınız, harekete geçecekseniz hissedeceksiniz. Allah’ın vaadi haktır, kesindir! Ve hak olan vaat siz hak ettiğinizde tahakkuk edecektir. Gerisi angaryadır!

VATAN-AHLAK-ADALET.
DÜŞÜNCEYLE SAVAŞMAK YÜCELTİR.
24-12-2018 08:20 PM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
çakyamuni Çevrimdışı
General
******

Mesajlar: 4,464
Üyelik Tarihi: Aug 2011
Rep Puanı: 1200
Ruh Halim
Ruh Halim
Supheli

Takımın:
diger
Mesaj: #8
RE: VARİSLER...
‘’’’O zalimleri, korkunç bir gürültü yakalayıverdi de oldukları yerde çöküp kaldılar.’’’’ Hud-67

Kuşkusuz çöküp kalacaklar! Mukadderat ne acele eder ne de gecikir, muhakkak vakti zamanı gelince gelir ve bulur, olacak olan olur. Her şey halk içindir ve halk için olmalıdır, bu dünyada halkedilen her şey halkın ortak malıdır, hiçbir şeyi hiçbir insançocuğunun kendi inhisarına geçirmesi kabul edilemez ve düşünülemez. Kimin mülkünden kimi kovuyorsun? Belki zevahirde insançocuklarının kendi inisiyatiflerine göre kullandıkları şeyler olabilir ama batında her şey büyük ortaklığa aittir. Bu yüzden de hiçbir kimsenin, Bir’in, birler için halkettiği ama yine de mutlak malikin Kendisi olduğu mülk üzerinde mülkü mutlaklaştırması ve monopolüne geçirmesi tolere edilemez ve böyle bir şey kabil-i mümkün de değildir, velakin metazori olarak böyle bir ihanete teşebbüs edilirse orası başkadır ama orada da mukadderat konuşacaktır ve mukadderatın konuşmasına halk tavassut edecektir, o zaman herkes susacaktır. Halk susturduğu zaman kimsenin konuşmaya mecali kalmayacaktır. Zira dünyada ki tüm musibetlerin, felaketlerin, büyük acıların, ateşli yaşamların ardında böylesi sefil bir zihniyet ve aşağılık eylem vardır. Mülke tasallut edip, mülkün sahibine ihanet edip, ortaklığı bozmak ve mülkü inhisarına geçirmektir. Zira var eden öyle var etmiştir ve var edilenin nasıl var edildiğine muhalefet etmek ve var olanı tersyüz etmek kimsenin haddi değildir. Binaenaleyh hiçbir şey halksız düşünülemez, tasarlanamaz ve halktan bağımsız varsayılamaz. Halk için olmayan her şey halka ihanettir, ta ki halk cehaletinden dolayı bunun fevkinde olmasa da. Ama halka ihanet edenler muhakkak halkın gürültüsüyle dizlerinin üzerine çökeceklerdir. Çünkü her şey halk için halkedilmiştir. Halk için olmayan her şey anlamsızdır ve kendi fanusunda tükenir gider. Halkın acılarını anlatmayan, sevinçlerini paylaşmayan, dertlerini azaltmayan ve halkın büyük kalbine dokunmayan her şey hiçbir şey anlatamaz, anlatsa da anlamsızdır. Bir kere yeryüzü zalimlerinin acımasız ve vahşi zulümleri altında inleyen, hakkından mahrum olan, terleri, kanları, emekleri ve yaşları sömürülen, ortak mülk üzerinde ki hiçbir beşerin bahşetmediği haklarından metazori olarak mahrum bırakılan halk uyandığı vakit hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Yeter ki onu uyandıracak aklı ve uyanmaya cesareti olsun. Korkun o günden! Halk yeter ki hayal kurmasını bilsin, acılardan korkmasın ve ucuza da satmasın acılarını ve dahi çoğaltsın sevinçlerini. Duygudaş olunduğu gibi fikirdaşda olunabilir, velakin kalpler aynı duyguyla çarpmasa bile, kafalar aynı düşünceyle çarpabilir ve çarpışabilir. Halkın zayıf olduğu tahayyül ve tasavvur edilebilir, ki zayıftır da. Yaşam halkı sıkar, ezer ama acıyla iyileştirir ve güçlü kılar onu ve o gücün karşısında durabilecek hiçbir kuvvet yoktur. Halk konuştuğu zaman öyle bir konuşur ki, çığlıklar yükselir yerin derinliklerinden ve yerin üstü kaynar, çığlıklar çığ olup yeryüzünde yuvarlanır, toprağın damarlarında kan gibi dolaşmaya başlar. Allah vermesin ama sel geldiğinde önünde durulabiliyor mu, her şeyi sürükleyip yok etmiyor mu? Vazgeçmezler, hissedersiniz vazgeçmeyeceklerini ve çöker kalırsınız dizlerinizin üzerine. Halk uyanırsa yenilemez ve Allah, asla sözünden dönmez!

VATAN-AHLAK-ADALET.
DÜŞÜNCEYLE SAVAŞMAK YÜCELTİR.
26-12-2018 01:08 AM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
çakyamuni Çevrimdışı
General
******

Mesajlar: 4,464
Üyelik Tarihi: Aug 2011
Rep Puanı: 1200
Ruh Halim
Ruh Halim
Supheli

Takımın:
diger
Mesaj: #9
RE: VARİSLER...
‘’’’Allah, iman edenlerin velisidir, onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır.’’’’ Bakara-257

Bu yazı dizimi başından beri, naçizane, olabildiğince sükûnet içerisinde, demli bir çayı hissede hissede içermiş gibi yazıyorum. Mavi göğün altında, tabiatın en ıssız yerinde, bir dağın zirvesinde oturuyormuşum, berrak nehirlerde yıkanıyormuşum, yemyeşil vadilerde dolaşıyormuşum ve insanlık âlemini temaşa ediyormuşum gibiyim. Beynimin göklerinden kalbimin toprağına hakikat yağıyormuş ve bendeniz o hakikati kalbimin derinliklerinde ki sonsuz güçlü sevgimle yıkayıp halkıma haykırıyormuşum, insanlık toprağına ekiyormuşum gibi hissediyorum. Çünkü halkımın dağ gibi umutlarının yıkılmasını, tertemiz düşlerinin karanlığa gömülmesini, yüzünün acıların tablosu olmasını istemiyorum. Şüphe var, sigaya çekme, sorgulama, derin düşünme, hissetme ve çözümleme var münhasıran. Elbette haddimin ve hududumun farkında ve idrakinde olarak. Gerçi haddin ve hududun bilinmediği bir dünyada, zorbaların ve zalimlerin sultası altında yaşıyoruz ya neyse, emperyalizmin tıyneti diyelim. Yalan yok, sert, kırıcı ve yaralayıcı söz yok. Zaten halkımı aldatacak kadar alçak değilim, olamam. Aklını kullananlar içinse böyle bir şey sözkonusu bile olamaz, söylemeye gerekte yok haddizatında. Zira gönüllere ve akıllara sesleniş var. Okuyanların, okumak isteyenlerin, önce okumalarını, sonra düşünmelerini ve anlamalarını, sonra hissetmelerini ve nihayet bir yargıya varmalarını istirham ederim. Kesin inançlılıktan, önyargılardan, sığ ve sekter telakkilerden arınmış olarak okunması temennimdir. Ahmakça kavgalar, yersiz küfürler, papağanımsı tekrarlar, sloganik tepkiler, hamasi nutuklar, kof vaatler bugüne kadar hiçbir kimseye hiçbir şey kazandırmadı, kazandırmış olsaydı da kazanım olmazdı zaten öyle bir şey. Ki, bir kazanan varsa şayet, o da emperyalizmden ve işbirlikçilerinden başkası değildir. Eğer katılmadığınız bir yer olursa, muayyen bir seviye ve nezaket temelinde belirtilir ve üzerinde teati yapılır. Çünkü akıl bunu koşul kılar. Her şeyi unutun ve kafanızı, kalbinizi temizleyerek okuyun lütfen, okumak isterseniz. Hatta yeni başlangıçlar yapabilmek iradesi ortaya koyabilmek adına okuyun. İnsanlığın ortak vicdanı temelinde, insanlığın ortak mücadelesinin yeni bir dünya için önkoşul olduğuna ve bu yolda bir insanlık devrimi sürecine start verilmesi gerektiğine inanıyorum. Ezilen insanlığı devrimden başka hiçbir şey kurtaramaz ve insanlığı saran karanlık bulutları devrimin aydınlığından başka aydınlık dağıtamaz. Ezilen ve sömürülen insanların, iyi insanların, güzelinsanların ortak bir vicdan oluşturmaları gerektiğini düşünüyorum ve ezenlere, sömürenlere, kötülere, çirkinlere karşı kutsal bir kavga vermeleri gerektiğine inanıyorum. Karanlıktan aydınlığa ulaşmak için çalışmak, yorulmak, yanmak, tükenmek ve bedel ödemek gerek! En önemlisi insan olmak gerekir. Çünkü ancak ve ancak insan olarak, kalarak ve insanca yaşayarak insansızlığa meydan okuyabilirsiniz ve hak ettiğinize mülaki olabilirsiniz. Geri dönüşü olmayan yola girildiği an, son pişmanlık asla fayda etmeyecektir!

VATAN-AHLAK-ADALET.
DÜŞÜNCEYLE SAVAŞMAK YÜCELTİR.
29-12-2018 10:33 PM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
çakyamuni Çevrimdışı
General
******

Mesajlar: 4,464
Üyelik Tarihi: Aug 2011
Rep Puanı: 1200
Ruh Halim
Ruh Halim
Supheli

Takımın:
diger
Mesaj: #10
RE: VARİSLER...
‘’’’Yaratan Rabbinin adıyla oku!’’’’ Alak-1

Biz, Allah’ın, sadece ‘’OKU!’’ Diye buyurduğunu sanıyoruz. Oysa okumamız buyrulurken düşünmemiz, şüphe etmemiz ve sorgulamamız da istenmektedir zımnen. İnsan, aklı olan bir varlık olduğu için okuyabilmektedir ve okuması istenmektedir. Ancak akıl sayesinde okunulanlar anlamlandırılabilir ve okunanlardan çıkarımlarda bulunularak istikamet üzere bir hayat yaşanılabilir. Biz bu hayata koyun gibi güdülmek için gelmedik ama hiçbir kimse tarafından güdülmek için gelmedik. Biz aldanmak ve aldatmak içinde gelmedik, biz yüzümüzü hakikate dönmek, hakikatle aydınlanmak ve aydınlatmak için geldik. Emrolunduğumuz gibi dosdoğru olabilmek için okumaya geldik okumamız gereken her şeyi. Ve şöyle böyle, saçma sapan sebeplerle hiçbir kötülüğü görmemezlikten gelemeyiz. Kötüleri tanımalıyız ve kötülüğü, kötülük her ne sebeple ve kimden sadır olursa olsun reddetmeliyiz. Kötü bendense de bendendir deyip iyi bilmemeliyiz. Biz hayatın öznesiyiz. Öyleyse öznesi olduğumuz hayatımızla ilgili söyleyeceklerimiz olmalıdır ve söyleyeceklerimiz olsun diye okumaktayız. Eğer yalnız başımıza hesaba çekileceksek ve çekiliyorsak, o zaman hayatımızla ilgili sözümüz ve kararlarımız da bize ait olmalıdır. Birilerinin yönlendirmesiyle yaşanan hayat bize ait olamaz. Bilakis hayat bir hiçtir ve varolmak absürttür. Bu hayatta varsam, bir yaşamım da vardır ve bana ait bir yaşamım varsa yaşamıma ait sözüm ve kararım da elbette olmalıdır ve bana ait olmalıdır bu söz ve karar. Hiçbir kimse, bana ait yaşam üzerinde istediği gibi tasarrufta bulunamaz. Eğer sahici okumalar yapmış olsaydık, onun bunun oyuncağı olur muyduk, önümüze gelene aldanır mıydık, yaşama sevinçlerimizin çalınmasını elimiz kolumuz bağlı izler miydik öylece? Masum birine yöneltilen suçlamayı sorgusuz sualsiz kabul eder ve o masumu acılardan acılara sürgün kılar mıydık? Bunun yolu da aklı kullanmaktan geçer. Birileri bizi istedikleri gibi güdecekler, hayatımızı dizayn edecekler ama biz öylece bakacağız ve eyvallah deyip geçeceğiz, hayır böyle bir şeyle emrolunmadık biz. Emrolunduğumuz gibi dosdoğru yaşamak için varız biz. Okumak ama düşünmemek, şüphe etmemek ve sorgulamamak, içi boş ve hedefsiz bir okuma olur. Aklını kullanmayanlar pislik içinde yaşamaya mecbur ve mahkûm olurlar. Zaten böyle olduğu içindir ki emperyalizmin ve işbirlikçilerinin kumpaslarını, mugalatalarını idrak edemeyip onların zavallı birer sömürü nesneleri haline geliyoruz. Zira gerçeklere ancak düşünerek, şüphe ederek ve sorgulayarak ulaşılabilir. Gerçeğe ulaşmayanda hep aldanır ve putların kurbanı olur. Edinilen putlar da seni götürür emperyalizmin köle pazarlarına haraç mezat satar. Allah, şeytan sizi Benimle aldatmasın diyor. Peki, düşünmezsen, şüphe etmezsen, sorgulamazsan nasıl aldanmayacaksın ve bunu nasıl anlayacaksın? İşte Allah sadece ‘’OKU!’’ Demiyor. Öyleyse bizler bize gelen mesajların arka planını da fark ve idrak etmek zorundayız. Biz insanlar mütemadiyen geçmişe saplanıp kaldığımız için, yaptığımız okumalarda da ileriyi görebilecek bir yetiden mahrum kalıyoruz yani okumalarımızı da münhasıran bize yansıyan yönüyle algılayıp anlayabiliyoruz. Böylece de gelecekten nasipsiz oluyoruz, bitevi geçmişle övünüp duruyoruz. Ama geçmişle övünmek bizi bir yere götürmüyor, geleceği de tasarlayamayınca yerimizde çakılıp kalıyoruz. Seni geçmişe takılı bırakan ama sana bir gelecek tasarlayamayan aklı at gitsin!

NOT: Artık gelen yıl AKLIMIZI kullanacağımız, HAKİKATE yüzümüzü döneceğimiz, HİSSEDEREK ve EMROLUNDUĞUMUZ gibi dosdoğru olarak yaşayacağımız, adalet, özgürlük, eşitlik, ahlak ve İNSANLIK dolu bir yıl olsun. Her bir insanın kendi ruhunda ve kafasında DEVRİM yaptığı ve o devrimi toplumsal alana yönlendirebildiği bir yıl olsun.

VATAN-AHLAK-ADALET.
DÜŞÜNCEYLE SAVAŞMAK YÜCELTİR.
(Bu Mesaj 31-12-2018 08:09 PM değiştirilmiştir. Değiştiren : çakyamuni.)
31-12-2018 08:06 PM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Gönder Cevapla


Forum'a Git:


Konuyu görüntüleyenler: 1 Misafir
Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. 5651 sayılı yasaya göre bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. 5651 sayılı yasaya göre sitemiz mesajları kontrolle yükümlü olmayıp, şikayetlerinizi mail@islamiforum.net adresine yollarsanız, gerekli işlemler yapılacaktır. Dikkat: Bu site şikayet sitesi değildir, arızalı ürünleriniz ve diğer şikayetleriniz için bu email adresini kullanmayınız. Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to mail@islamiforum.net