Gönder Cevapla
 
Değerlendir:
  • 1 Oy - 5 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Tasavvuf Konusunda Kafa Karışıklığı
Yazar Mesaj
gunahkarkul Çevrimdışı
Yeni Üye

Mesajlar: 4
Üyelik Tarihi: Jun 2019
Rep Puanı: 0
Ruh Halim
Ruh Halim
Endiseli

Takımın:
Mesaj: #1
Tasavvuf Konusunda Kafa Karışıklığı
Bismillahirrahmanirrahim.

Selamın aleyküm sevgili arkadaşlarım. Sizlere anlatmak ve danışmak istediğim bir kaç konu var. Allah'tan dileğim odur ki tecrübeli ve iyi niyetli din kardeşlerim fikirleriyle benim yolumu aydınlatacak ve bir hayra vesile olacaklardır. Allah'ın üzerine yemin ederim ki bu yazacaklarım sadece kendi düşüncelerim, yaşadığım buhranlar ve ikilemler olup ne kimseyi etki altına almak ne de gizli örtük mesaj vermek için yazılmamıştır. Vaktini ayırıp okuyan arkadaşlardan Allah razı olsun.

35 yaşındayım. Çocukluğum İslami değerleri benimsemiş bir aile içersinde geçti elhamdülillah. Yine bu yıllarda TGRT'nin dağıttığı Rehber İnsanlar Serisi kasetleriyle Bişr-i Hafi Hz. gibi evliyaullahın menkıbeleriyle büyüdük. Evliyaullah'a her zaman büyük hayranlık ve sevgi duymuşumdur. Tasavvufa da her zaman hak yol gözüyle baktım. Ancak çağımızda da mürşidi kamillerin bulunduğunu, seyrü sülük kavramlarını ve tasavvufun inceliklerini öğrendiğimde 33 yaşındaydım. Sırasıyla Behcetüs Seniyye, Mektubat-ı Rabbani ve Avarif-ül Mearif gibi kitapları okudum. İçimde bir mürşide bağlanma isteği fazlasıyla vardı ancak kime bağlanmak gerek bilmiyordum.

Allah'ım benim gibi değersiz önemsiz bir kuluna rüyasında Evliyaullah'ın büyüklerinden olan İmam-ı Rabbani (ks) Hz.'nin mürşid-i kamili olan Muhammed Baki Billah (ks) Hz.'ni görmeyi nasip etti. Mübarekle bir yer sofrasındaydım. Daha sonra kendisi bulunduğumuz evin içersinden çıkarak merdivenlere yöneldi ve merdivenlerden çıkmaya başladı ben ise orda kaldım. Çıkışını izledim. Arkasından ne yürüyebildim ne de o merdivenlere çıkabildim. Bu rüyayı bir işarete yorarak tasavvuf içinde bulunma aşkım iyice arttı.

Burda şu tarikat bu tarikat diye isim vermiyeceğim, Allah rızası için kimse de şuraya gel, buraya gel, senin yerin şurasıdır demesin. Bu yazı bu amaçla yazılmamıştır.
Sonrasında bana bu kitaplardan bazılarını ulaştıran yakınım bir arkadaşım bir gün beni bir mürşidi kamil ziyaretine götürmek istedi. Allah dostlarının hepsinin ayaklarının tozları başımız üzerinedir diyerek davete icabet ettim. Orada tarikat biatı oldu ve ben de Şeyh Hz'lerini kendime şeyh kabul edip verilen talimatları gerçekleştirdim. Ancak bu yolda bir işaret, bir değişiklik beklediğimden midir nedir en başta pek içime sinmedi. Hatta her halde nasibimiz bu kapı değil diye düşündüm. Beni götüren arkadaşım beni mübareğin vekiline yönlendirdi, -vekil abiyle hala görüşürüz Allah kendisinden razı olsun- beni ikna etti ve ben tarikat yolculuğuna başladım. Şeriatın gerektirdiklerinin yanında elimden geldiğince aksatmadan hatme, vird, rabıta, mürşid ziyaretlerini gerçekleştiriyordum. Vekillerin ve sofilerin bazılarına öyle yakın muhabbet duyuyordum ki anlatamam.
Lakin ben mürşidime bu denli bir muhabbeti ne kadar kendimi zorlarsam zorlayayım duyamıyordum. Duyan sofilere o kadar özenmeme ve gerçekten de kalpten sevgi istememe rağmen olmuyordu. Okuduğum tüm tasavvuf kitaplarında ise mürşid sevgisinin bu yolda olmazsa olmaz bir şey oldugunu biliyor o yüzden de çok üzülüyordum.
Bunun en önemli sebebi hem okuduğum hem bildiğim dolayısıyla da beklediğim mürid - mürşid ilişkisinin bu şekilde olmamasıydı. Yanlış anlaşılmasın kimseyi eleştirmiyor kendi hakikatimi ve hislerimi yazıyorum. Mübareğin etrafı ve irşad halkası o kadar geniş ki bir kere mübareğin yanına yaklaşmak bir kelam etmek imkansız gibi, etrafı adeta binlerce kalabalık. Tabi vekiller manevi yakınlığın maddi yakınlıktan daha onemli oldugunu telkin etseler de ve ben bunu bilsem de kendi nasipsizliğimden tam bir sevgi yakınlık duyamıyordum. Bunun sonucu hakkıyla rabıta da yapamıyordum.
Ben Yunus Emre'nin, Aziz Mahmud Hüdayi'nin, Akşemseddin'in mürşidleriyle olan ilişkilerini ve menkıbelerini bildiğim ve kafamdaki tasavvufu da bu minvalde tasarladığım için içten içe üzülüyordum. Tabiki ben bu saydığım mübareklerin kestikleri tırnak olamam bunu da biliyorum ama Allah rızası için insan birine nasıl neden yakınlık duyar? Bir ortak nokta, bir sohbet, belki bir bakış, belki bir sırt sıvazlama ya da rüyaya teşrif gibi bir şey olmadığı için ben bu yakınlığı, sevgiyi hissedemiyordum. Etrafımda mürşidimizi görünce kendinden geçen, cezbelenen, sayhalar atan sofileri gördükçe kedinin kasaptaki ete bakıp yalanması gibi yalanıp "Allah'ım bana da nasip et" diyordum. Vekillere durumu anlattım, sen takılma bunlara gerekenleri yap bak herşey yoluna girecek minvalinde konuşmalar gerçekleşti. Böylece tarikatte yaklaşık 2 yıl gibi bir süre geçirdim.

Lafı uzatmayayım. İşim icabı o bulunduğum ilden başka bir ile taşınmak durumunda kaldım. Sonra yavaş yavaş bozulmaya başladım. Vird gitti, hatmeler gitti, rabıta gitti. Namazlar yavaş yavaş kazalarla telafi ediliyordu derken namaz da gitti. Şeytana oyuncak oldum. Bu durum nefsimin de hoşuna gidiyordu. Allah razı olsun bu zaman süresinde vekillerden bir tanesi -ki Allah ondan razı olsun, ailemden sonra dinim adına benimle en çok uğraşan odur- sürekli beni arayıp halimi soruyordu. Yaşadığım değişim onu üzüyordu, sürekli tövbe telkin ediyor eski yaşantıma dönmemi istiyordu. Bir kaç kere utancımdan telefonlarına bile çıkamadım. Benden en az 20 yaş büyük bir abimizdir. Bu vekil abi bu aramalarının, konuşmalarının mürşidi kamil'in tasarrufu oldugunu söyleyip "sadat seni bırakmadı, merak etme bırakmaz da, sadece sen gayret göster" minvalinde konuşmalar yapıyordu. Kendisinin teslimiyeti tamdı, lakin bende bu hal hiç bir zaman olmamıştı.

Şimdi Allah'a şükürler olsun ramazanın ortasında bir hal oldu. İçimden tekrardan ibadet isteği, huşu ve haramlardan kaçma isteği doldu. Anamın babamın, kardeşimin, hanımın ve bu vekil abi gibi eski sofilerin dualarıyla destekleriyle namazıma başladım. Orucu tutuyor ama namazları kılmıyordum. Şimdi tarikat konusunda ise büyük ikilem içindeyim.

Benim derdim tasavvuf değil, hangi mürşide bağlanmalıyım noktasında. Büyüklerin bile zaman zaman mürşid değiştirdikleri bazen de kendilerine gelen müridi baka mürşidlere havale ettikleri olmuş.

Acaba nasibim başka bir kapıda mı diye rabbime dua ettim. 7 gün boyunca istihare yaptım. Etrafımdaki insanlardan dualar istedim. Peygamber efendimizden istimdat ve dua talebim oldu. Silsiledeki her mübareğin ruhuna bir fatiha gönderip ayrı ayrı istimdat ve dua talebinde bulundum. Duam şuydu:

"Allah'ım ben seni daha iyi tanımak ve nefsimi terbiye etmek niyetiyle ve eğer dinim ve dünyam için de hayırlıysa tasavvuf yoluna girmek istiyorum ancak hangi şeyhe intisab edeceğimi bilemiyorum. Benim ilmim o mübareği bulmaya yetmez. Beni irşad edecek, seyrü sülükumu gerçekleştirecek şeyhe emir buyrun. Beni bulsun ya da bana kendini buldursun. Ki ben onu bulup eteğine yapışıp kendinden tarikat dersi alayım."

Beklentim kalbimde zerre şüpheye yer kalmayacak bir işaretti. Ki bu bir rüya olabilirdi. Düşünsenize mübareği bir kere görsem "Evladım sen bu kapının bekçisisin, ne başka yerlerde geziyorsun." ya da sadece "gel" dese benim kalbimde zerre şüphe kalmayacak. Ama malesef ne yaptımsa net bir cevap alamadım. Ya ben nasipsizim bu konuda dedim, ya da çok günahkar olduğum için benim gibi kötü insanların yeri yok böyle mübarek yollarda diye düşündüm. Yine de korku ile ümit arası kalmak gerektiğinden şimdi beklemedeyim. Konuştuğum eski sofilerin mesajları açık "beklentin işaret, keramet gibi bir şey. bu her zaman olmaz, zaman kaybetme eski tarikatına geri dön" Allah şahidimdir ki benim beklediğim acaba hakikaten eski tarikatımdaki kişi mürşid mi değil mi gibi bir şey değil. Benim ne haddime. Ben sadece nasibim olan ekolü ve hocasını şeksiz şüphesiz ve tam bir itminan halinde bulmayı istiyorum. Bu din kardeşinize dua edin. Rabbim bir yol göstersin. Bu süphelerle tekrar intisab etsem sanki aynı senaryoyu bir daha yaşayacağım gibi geliyor. Ne yapacagımı bilemiyorum.

Dinlediğiniz için teşekkürler.
13-06-2019 03:01 AM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
camici Çevrimdışı
Üye
**

Mesajlar: 157
Üyelik Tarihi: Nov 2016
Rep Puanı: 70
Ruh Halim
Ruh Halim
Oylesine

Takımın:
Mesaj: #2
RE: Tasavvuf Konusunda Kafa Karışıklığı
Allah(CC) yar ve yardımcın olsun.
Sadece küçük bir sorum olacak izin verirsen:
Anllattıklarını okudum ve anladığım kadarı ile çok kitap okumuşsun; acaba Kur'an-ı Kerim meali hiç okudun mu?
Allah'a emanet olun!..
13-06-2019 09:26 AM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
gunahkarkul Çevrimdışı
Yeni Üye

Mesajlar: 4
Üyelik Tarihi: Jun 2019
Rep Puanı: 0
Ruh Halim
Ruh Halim
Endiseli

Takımın:
Mesaj: #3
RE: Tasavvuf Konusunda Kafa Karışıklığı
(13-06-2019 09:26 AM)camici Yazılan: Sitemizden Programları indirebilmek Ve En İyi Şekilde Faydalanmak İçin Lütfen ÜYE Olunuz..Allah(CC) yar ve yardımcın olsun.
Sadece küçük bir sorum olacak izin verirsen:
Anllattıklarını okudum ve anladığım kadarı ile çok kitap okumuşsun; acaba Kur'an-ı Kerim meali hiç okudun mu?
Allah'a emanet olun!..

Allah sizden de razı olsun. Her zaman kendimde gördüğüm kusurlardan biriydi bu. Niyet ettim bu ramazanda başladım meal ve tefsir okumaya. Ancak okudukça çevirmenin bazı açıklamaları beni şüpheye düşürüyordu. Tefsir ve meal Muhammed Esed'e aitti. Eski arkadaşlarımın önerisiyle almıştım. Kafam karışınca hakkında bir araştırma yaptım ve malesef üzücü sonuçla karşılaştım. Kimselere dil uzatmak haddime değildir. Buraya bir örnek bırakayım siz kararı kendiniz verin.
İsra suresi 59. ayetin meali ve yaptığı tefsir:

Bizi [öncekiler gibi, bu mesajı da] mucizevî belirtilerle birlikte göndermekten alıkoyan tek sebep, önceki toplumların onları hep yalanlamış olmalarıdır; (71) nitekim, Semûd kavmine uyarıcı-aydınlatıcı bir belirti olarak o dişi deveyi verdik, ama onlar bunu kâle almadılar. (72)Oysa biz bu kabil belirtileri yalnızca korkutup uyarmak amacıyla göndermişizdir.

71 - Bu son derece vecîz ve dolayısıyla ilk bakışta biraz kapalı gibi görünen cümle, bir bütün olarak Kur'an'ın anlam ve amacı konusunda temel bir açıklama ortaya koymaktadır. Kur'an'ın pek çok yerinde Peygamber Muhammed (s)'in, Allah'ın elçilerinin sonuncusu ve en büyüğü olmakla birlikte, önceki bazı peygamberlerin sözlü mesajlarını desteklemek ya da pekiştirmek için gösterildiği söylenen türden mucizeler gösterme gücüyle donatılmadığı ısrarla belirtilmiştir. Denebilir ki, o'nun tek mucizesi: açıklığıyla, ahlakî kapsam ve mahiyetiyle kusursuz; insanlık tarihinin her çağına, her gelişim safhasına uyan; insanların hem duygularına hem akıllarına hitab eden; hangi ırktan, hangi toplumsal katmandan gelirse gelsin her insana açık olan ve hem lafzıyla, hem de muhtevasıyla Kıyamet Günü'ne kadar değişmeden kalacak olan Kur'an'ın kendisiydi ve bugün de böyle olmakta devam etmektedir. Önceki peygamberler değişmez biçimde hep kendi toplumlarına, kendi kavimlerine ve yalnız kendi çağlarına tebliğ etmekle görevlendirildikleri için onların tebligatı ister istemez kendi toplumlarının ve kendi çağlarının toplumsal ve düşünsel şartlarıyla sınırlıydı; ve hitab ettikleri insanlar da henüz bağımsız düşünme evresine varmamış olduklarından, bu peygamberler, üstlendikleri görevin iç gerçeğini, sarsıcı mahiyetini kavrayabilmeleri yönünde insanların dikkatlerini uyandırmak için sembolik nitelikte birtakım alametlere, birtakım mucizelere ihtiyaç duymuşlardır (bkz. 6. sure, 94. not). Ama Kur'an, insanlığın (özellikle, Yahudilik, Hristiyanlık gibi çıkışları itibariyle vahye dayanan dinsel gelişmelerin etkili olduğu bölgelerde yaşayan toplumların) belli bir düşünce ve inanç sistemini (ideology), artık yukarıdaki ayetin işaret ettiği tarzda geçmişte vuku bulan ve çoğu zaman sadece yeni ve ciddî kavrayış, anlayış bozukluklarına yol açan birtakım mucizevî alamet ya da işaretlerin zuhuruna ihtiyaç duymadan kavrayabileceği bir çağda vahyedilmiştir.
13-06-2019 05:30 PM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
camici Çevrimdışı
Üye
**

Mesajlar: 157
Üyelik Tarihi: Nov 2016
Rep Puanı: 70
Ruh Halim
Ruh Halim
Oylesine

Takımın:
Mesaj: #4
RE: Tasavvuf Konusunda Kafa Karışıklığı
Allah sizden de razı olsun.
Benim bunu söylemem şunun içindi:
Yanılmıyorsam Süleyman Ateş hocanın bir makalesinde okumuştum, (kimin olduğu çok önemli değil de tesbit çok önemliydi.) bizde diyor; "Kişiler dini önce şahısların kitaplarından, sonra evliya menkibelerinden, sonra tarikat söylemlerinden öğrenip, en son Kur'an ve hadis okursa, okuyor. Artık okusa bile, Kur'anı daha önceki şahsi bilgilerine göre tevil etmeye çalışıyorlar. Uyduramaynca da hayal kırıklığı yaşıyorlar, bocalıyorlar."

Oysa en başta, henüz zihin boşken önce Kur'an, hadis, sünnet öğrenilmeli. Niyrengi noktamız yani mihenk taşımız bu olmalı. Sonra okuduklarımızı buna göre yorumlamalıyız.
Benim naciz görüşümde bu minvalde; ancak şu kadar var ki; okuduğumuz mealler de aslında o meali yazan şahsın bir yere kadar kişisel yorumu oluyor. O yüzden dikkat etmeli, tek bir meale bağlı kalmadan, farklı meallerden kafamıza takılan yerleri teyid ettirmeliyiz.

Özel olarak Muhammed Esed gibi belli kişilerin değil de daha genel meal ve tefsirler ile başlamalı bence. Mesala Elmalılı Hamdi Yazır meali ve tefsiri. Veya Diyanet meali ve tefsiri.
Elmalılı tefsiri türünün en iyilerindendir. Kitabı hemen edinemezsen internetten rahatlıkla bulabilir, indirebilirsin.

Bir de "Hasenat-Kur'an araştırma programı" diye bir program var. Ücretsiz indirebilirsin, bunda 10 adet farklı meal bir arada. Karşılaştırma yapmak için ideal.

Allah'a emanet olun.
14-06-2019 09:35 AM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
gunahkarkul Çevrimdışı
Yeni Üye

Mesajlar: 4
Üyelik Tarihi: Jun 2019
Rep Puanı: 0
Ruh Halim
Ruh Halim
Endiseli

Takımın:
Mesaj: #5
RE: Tasavvuf Konusunda Kafa Karışıklığı
(14-06-2019 09:35 AM)camici Yazılan: Sitemizden Programları indirebilmek Ve En İyi Şekilde Faydalanmak İçin Lütfen ÜYE Olunuz..Allah sizden de razı olsun.
Benim bunu söylemem şunun içindi:
Yanılmıyorsam Süleyman Ateş hocanın bir makalesinde okumuştum, (kimin olduğu çok önemli değil de tesbit çok önemliydi.) bizde diyor; "Kişiler dini önce şahısların kitaplarından, sonra evliya menkibelerinden, sonra tarikat söylemlerinden öğrenip, en son Kur'an ve hadis okursa, okuyor. Artık okusa bile, Kur'anı daha önceki şahsi bilgilerine göre tevil etmeye çalışıyorlar. Uyduramaynca da hayal kırıklığı yaşıyorlar, bocalıyorlar."

Oysa en başta, henüz zihin boşken önce Kur'an, hadis, sünnet öğrenilmeli. Niyrengi noktamız yani mihenk taşımız bu olmalı. Sonra okuduklarımızı buna göre yorumlamalıyız.
Benim naciz görüşümde bu minvalde; ancak şu kadar var ki; okuduğumuz mealler de aslında o meali yazan şahsın bir yere kadar kişisel yorumu oluyor. O yüzden dikkat etmeli, tek bir meale bağlı kalmadan, farklı meallerden kafamıza takılan yerleri teyid ettirmeliyiz.

Özel olarak Muhammed Esed gibi belli kişilerin değil de daha genel meal ve tefsirler ile başlamalı bence. Mesala Elmalılı Hamdi Yazır meali ve tefsiri. Veya Diyanet meali ve tefsiri.
Elmalılı tefsiri türünün en iyilerindendir. Kitabı hemen edinemezsen internetten rahatlıkla bulabilir, indirebilirsin.

Bir de "Hasenat-Kur'an araştırma programı" diye bir program var. Ücretsiz indirebilirsin, bunda 10 adet farklı meal bir arada. Karşılaştırma yapmak için ideal.

Allah'a emanet olun.

Tavsiyelerinize hemen uyup tefsir/meal okumaya başlayacağım. Tekrardan sağolun. Allah razı olsun.
15-06-2019 01:18 AM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
alpi Çevrimdışı
Yönetici
*******

Mesajlar: 5,474
Üyelik Tarihi: Jun 2015
Rep Puanı: 4924
Ruh Halim
Ruh Halim
Israrci

Takımın:
diger
Mesaj: #6
RE: Tasavvuf Konusunda Kafa Karışıklığı
Aleykümselam. Foruma hoş geldiniz.

Ben her şeyden önce şunu söyleyebilirim ki, niyetiniz halis olması her şey için yeterli. Allah akıbetinizi de hayırlı etsin.
@Camici çok güzel bir şekilde açıklamış, tavsiyelerine uymanız çok yerinde olacaktır.
Benim de nacizane tavsiyem Kuranı anlayabilmek adına onu en iyi bir şekilde yaşamış olan Aziz peygamberimiz Hz. Muhammed aleyhisselatu vesselamın hayatını okumanızdır.
Burada dikkat etmeniz gereken en önemli şey kitap seçerken ciddi olmanız.
Her Kuran Tefsiri yazan kitap gerçekte Kuran tefsiri olmuyor yada her siyer yazan kitap gerçekte Peygamberimizi doğru anlamamıza sebep olmuyor.

Size tavsiyem tefsir ile birlikte belki de daha önce siyer okumanızdır.
Mehmet Asım Köksal'ın İslam Tarihi adlı eserini mutlaka okumalısınız.
Ayrıca En son basımı yapılan ve Erkam yayınlarından çıkan hadis kitabı Riyazus Salihin olmazsa olmaz.
Elbette tefsir de olmalı. Tefsiri Kebir yada İbn Kesir Tefsiri olabilir.
Ancak şu aşamada meal okumanın doğru olmadığını düşünüyorum. Eğer ille de meal okumak istersen Veciz-kısa-küçük tefsirler var. 3-4 ciltlilerden alıp oku. Çünkü gerçekten Arapçadan Türkçeye çeviri yapıldığında bir çok ayet açıklamaya muhtaç oluyor.

Yukarıda @Camici nin Süleyman Ateş'ten alıntı yaptığı kısmı yeniden okuyup iyice anlamak gerek.

Allah yolunu açık etsin.

....


Herkes aynı fikirdeyse,
hiç kimse yeterince
düşünmüyor demektir.
Mevlana
15-06-2019 10:44 AM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
gunahkarkul Çevrimdışı
Yeni Üye

Mesajlar: 4
Üyelik Tarihi: Jun 2019
Rep Puanı: 0
Ruh Halim
Ruh Halim
Endiseli

Takımın:
Mesaj: #7
RE: Tasavvuf Konusunda Kafa Karışıklığı
Alpi Bey, Allah sizden ve cevap verme tenezzülünde bulunan tüm kardeşlerimden razı olsun. Peygamber efendimizin hayatını anlatan Salih Suruç'un kitabıyla siyer okumaya başladım. Alpi Bey siyer tavsiyeniz olursa çok memnun olurum. Allah nasip ederse bir kaç farklı tefsir de okumayı düşünüyorum.
17-06-2019 03:33 AM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
alpi Çevrimdışı
Yönetici
*******

Mesajlar: 5,474
Üyelik Tarihi: Jun 2015
Rep Puanı: 4924
Ruh Halim
Ruh Halim
Israrci

Takımın:
diger
Mesaj: #8
RE: Tasavvuf Konusunda Kafa Karışıklığı
Salih Suruç çok iyi bir siyer kitabı. Ödüllü bir kitap. İyi bir seçim yapmışsınız.
Yukarıda söylemiştim tavsiyemi
"Mehmet Asım Köksal'ın İslam Tarihi adlı eserini mutlaka okumalısınız."
Selametle.

....


Herkes aynı fikirdeyse,
hiç kimse yeterince
düşünmüyor demektir.
Mevlana
17-06-2019 12:41 PM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
sehron Çevrimdışı
Acemi Üye
*

Mesajlar: 18
Üyelik Tarihi: Dec 2018
Rep Puanı: 4
Ruh Halim
Ruh Halim
Saskin

Takımın:
Mesaj: #9
RE: Tasavvuf Konusunda Kafa Karışıklığı
Allah razı olsun.
17-06-2019 12:53 PM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Gönder Cevapla


Forum'a Git:


Konuyu görüntüleyenler: 1 Misafir
Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. 5651 sayılı yasaya göre bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. 5651 sayılı yasaya göre sitemiz mesajları kontrolle yükümlü olmayıp, şikayetlerinizi mail@islamiforum.net adresine yollarsanız, gerekli işlemler yapılacaktır. Dikkat: Bu site şikayet sitesi değildir, arızalı ürünleriniz ve diğer şikayetleriniz için bu email adresini kullanmayınız. Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to mail@islamiforum.net