Gönder Cevapla
 
Değerlendir:
  • 0 Oy - 0 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Selçuklu'nun Ehli Sünnet Hassasiyeti
Yazar Mesaj
[aFiTaP] Çevrimdışı
SüPeR YöNeTiCiYDi
******

Mesajlar: 3,955
Üyelik Tarihi: Dec 2011
Rep Puanı: 3940
Ruh Halim
Ruh Halim
Zararsiz

Takımın:
Galatasaray
Mesaj: #1
Selçuklu'nun Ehli Sünnet Hassasiyeti

Selçuklu'nun Ehli Sünnet Hassasiyeti

İhtidâ hareketinin en önemli unsurlarının başında hiç şüphesiz sûfiler gelmektedir. Türkler arasında İslâmiyet’in yayılması konusunda Sâmânî sûfilerinin tesiri son derece büyük olmuştur. Selçuklular da bu zeminin üzerinde yükselmiş, mimarisinden sanatına, edebiyatından her türlü özelliklerine kadar tarihin en önemli medeniyetlerinden biri olarak vücut bulmuştur.

İmâm Mâtüridî (Rahimehullâh)ın açtığı çığırla büyüyüp gelişen ve Mâverâünnehir başta olmak üzere, Horasan ve çevresindeki coğrafyayı etkisi altına alarak insanların sahîh bir i‘tikâd ile buluşmasına vesile olan Mâtürîdîlik, Selçuklu Devleti’nin de temel i‘tikâdî anlayışı olmuştur. Selçuklu Devleti, Mâtüridîlik yoluyla güç kazandığı gibi, Mâtürîdîlik de Selçuklular yoluyla güçlenmiş ve Ehl-i Sünnet’in ilgili coğrafyada hâkimiyeti bu birliktelikle sağlanmıştır.

Büyük Selçuklu devletinin i‘tikâdde Mâtüridî mezhebini benimsemiş olması, aynı dönemde Irak’ın Şiî Deylemlilerin hâkimiyeti altında bulunması sebebiyle daha bir önem kazanmıştır. Selçukluların Şiîliğe karşı durma konusundaki özverileri, bir diğer merkezin teşeyyü‘ (Şiîleşme) hareketine maruz kalmasına da engel olmuştur. Selçuklu Devleti’nin amelde Hanefî mezhebini benimsemiş olması da bu mezhebin gerek yayılması gerekse de yayıldığı bölgelerde yetişmesine vesile olduğu büyük âlimler yoluyla, müktesebatının mühim bir kısmının teşekkülüne de zemin hazırlamıştır.

Kâdılkudatlığa Hanefî kâdıların tayini, Bağdat gibi bir merkezde Hanefî mezhebini esas alan medreselerin inşâ edilmesi gibi önemli gelişmelerin kaydedildiği Selçuklu döneminde, Şâfiî, Mâlikî, Hanbelî ve Zâhirî mezhepleri de değer görmüş, onların ilmî faaliyetleri ve gelişmeleri konusundaki gerekli çalışmalar desteklenmiştir.

Selçukluların mezhep ihtilaflarında Ehl-i Sünnet’in görüşünü daima tercih edip bilhassa bölgede etkinliği bulunan Şiî temayüllere karşı durmaları, Ehl-i Sünnet Ve’l-Cemaat i‘tikâdının bu bölgede iyiden iyiye güçlenmesini sağlamıştır. Bu sebeple Selçuklular dönemi, tarihçiler tarafından, gerek Hristiyanlığa, gerekse de içeride Şiîlere karşı bir derlenip toparlanma dönemi olarak değerlendirilmiştir.

Tasavvuf Adı Altındaki Sapmalara Karşı Çıkma
Selçuklu döneminde tasavvufî hareketler de öne çıkmış, onların faaliyetleri de Selçuklu tarihinde önemli bir yer teşkil etmiştir. Tasavvufî hareketlerin desteklenmesi, sûfilerin irşâd ve ıslah yaklaşımlarını hür bir şekilde yerine getirebilmelerinin sağlanmasının yanında, tasavvuf adı altında yayılmaya çalışılan birtakım sapmaların engellenmesi noktasında âlimlere ve muteber sûfilere gereken destekler siyasi olarak verilmiş ve bu akımların önüne geçilmiştir.

Nizâmülmülk Faktörü
Sultan Melikşâh’ın kudretli veziri Nizâmülmülk, Büyük Selçuklunun Ehl-i Sünnet hassasiyeti konusundaki duruşunun tesisi noktasında mühim bir şahsiyettir. İlme ve ulemaya son derece hürmetkâr olan Nizâmülmülk, kendisinden önceki vezirlerin kovuşturmaya tâbi tuttuğu ve bu politikalar sebebiyle yurtlarından ayrılmak zorunda kalan âlimlerin, faaliyet bölgelerine geri dönerek verimli hizmetlerde bulunmalarını sağlamıştır. Tarihte medrese yaptıran ilk vezir olduğu ifade edilen Nizâmülmülk, Şiî-Bâtınî unsurlarla mücadele konusunda kelâmî alanda olduğu kadar, fıkıh, hadis, tefsir ve tasavvuf gibi İslâmî İlimlerin her alanında da önemli hizmetlere öncülük etmiştir. Aynı zamanda, tarihçilerin başucu kitaplarından olan Siyasetnâme adlı eseriyle de, tarihin yetiştirdiği eşsiz devlet adamlarından biridir.


Abdülkerim Özaydın, ‘’Nizâmülmülk’’, DİA, c.XXXIII; Ahmet Ocak, Selçukluların Dinî Siyaseti, Tatav Yayınları, İstanbul -2002; Ahmet Ocak, ‘’Selçuklular’’, DİA, XXXVI; İbrahim Kafesoğlu, Selçuklu Tarihi, Milli Eğitim Basımevi, İstanbul -1972.

Sabret, Şükret, Seyret...
11-04-2019 11:29 PM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
kalemşör Çevrimdışı
هل أنا حقاً أنا ؟
*******

Mesajlar: 5,076
Üyelik Tarihi: Sep 2012
Rep Puanı: 7401
Ruh Halim
Ruh Halim
Olgun

Takımın:
diger
Mesaj: #2
RE: Selçuklu'nun Ehli Sünnet Hassasiyeti
Selçuklu devletini pek bilinmez ama İbn Teymiyye'de takdir ederdi, mecmuu'l fetava da şöyle der:

~~
Selçuklu Devleti'nin ilk dönemlerinde Râfızîler ve Karmatîler - âlimleri ve idârecileriyle - gün yüzüne çıkıp güçlenmişler, hattâ Şam ve Irak'ta egemen olmuşlardı. Halife Kâim'i, Bağdat'tan, Tekrît'e çıkarmışlar, meşhur Besâsîrî olayında halifeyi orada hapsetmişlerdi.

Bunun akabinde Selçuklular gelip bu Râfızîleri hezimete uğrattılar, Şam ve Irak'ı fethettiler; Horasan'da onlara galebe çaldılar; Mısır'da onlara engel oldular.

Selçuklular döneminde Nizâmü'l-Mülk gibi vezirler, Ebû'i-Meâlî el-Cüveynî gibi âlimler vardı.

İşte bu Selçuklular, Sünnet'i uygulayıp ihya ettikleri ve Râfızîler, Karmatîler ve benzerlerinin bid'atlarını reddedip engelledikleri ölçüde ümmet nazarında bir değer ve mevki kazandılar.
~~
12-04-2019 11:12 AM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Abdulhamithan Çevrimdışı
Forumcu
***

Mesajlar: 340
Üyelik Tarihi: Nov 2018
Rep Puanı: 50
Ruh Halim
Ruh Halim
Zararsiz

Takımın:
diger
Mesaj: #3
RE: Selçuklu'nun Ehli Sünnet Hassasiyeti
Günümüz sofilerine hilaf ile ilk dönem mutasavvıfları siyasi çalkantılardan uzak ilim işle iştigal eden zühd ve veraya ehemniyet veren sade insanlardı.
İnfak etmeye okadar öenm verirlerdiki bir kısmı zekat vericek miktara hiç bir zaman malik olamadılar.
Tevazu içinde insanlarla içiçe bir hayat yaşadılar islamın ana konularını işlediler ihlas cihetine vurgu yaptılar.
Onlar bişr nesildi geldi geçtşi selçukluda osmanlıda dine ehemniyet verdiği bidatlare uzak durduğu dönemlerde yükselişe geçmiş islamın bayrakterlığını yapmıştır.Günümüzde selçuklu ve osmanlıdaki tasavvufu vurgulayıp kendi sapıklıklarına bir dayanak yapmaya çalışan sapık şeytanın oyuncağı sofiler yaygındır.
Osmanlıyı tamamen sufi olarak göstermek yanlış olur bizzat osmanlı döneminde günümüz tarikat bidatlarine ve bozuk itikadi sapıklıklara tepki gösteren alim ve ulemalar olmulştur bunlar içerisinde imam birgivi,ebu suud efendi gibi zatlar sayılabilir.İskilifli atıf hoca Allah gani gani rahmet eylesin günümüz tarikatlaerinin sapıklıklarını vurgulayanlar arasındandır.Günmüz tarikatlerinin bidat ve şirkin kaynağı haline gelmiş olduğunu kabul etmek ne ecdada ne islama aykırı bir tespittir zira işin aslı islama bağlılıktır cemaat taassubu haram ve bidattir burda kastedilen bidat güzel ciheti asla olmuyan sahibini cehenneme götüren bidattir .
Şeriatten taviz veren ,islam akidesiyle çelişen bir tarikat merduttur .Tarikat yol demektir kimin yolu şeriatten uzaklaşıyorsa o islamdan uzak ve beridir.

﴾nisa 115﴿
Yolun doğrusu kendine apaçık belli olduktan sonra Resûlullah’a karşı çıkan ve müminlerin yolundan başkasını izleyen kimseyi saptığı yönde bırakırız ve onu cehenneme atarız. Orası varılacak ne kötü bir yerdir!
(Bu Mesaj 12-04-2019 12:02 PM değiştirilmiştir. Değiştiren : Abdulhamithan.)
12-04-2019 11:57 AM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Gönder Cevapla


Forum'a Git:


Konuyu görüntüleyenler: 1 Misafir
Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. 5651 sayılı yasaya göre bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. 5651 sayılı yasaya göre sitemiz mesajları kontrolle yükümlü olmayıp, şikayetlerinizi mail@islamiforum.net adresine yollarsanız, gerekli işlemler yapılacaktır. Dikkat: Bu site şikayet sitesi değildir, arızalı ürünleriniz ve diğer şikayetleriniz için bu email adresini kullanmayınız. Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to mail@islamiforum.net