Gönder Cevapla
 
Değerlendir:
  • 0 Oy - 0 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Sabah Ezanı Hakkında Diyanet İşlerine açık mektup
Yazar Mesaj
camici Çevrimdışı
Üye
**

Mesajlar: 148
Üyelik Tarihi: Nov 2016
Rep Puanı: 44
Ruh Halim
Ruh Halim
Oylesine

Takımın:
Mesaj: #1
Sabah Ezanı Hakkında Diyanet İşlerine açık mektup
Diyenet işleri Din işleri yüksek kuruluna aşağıdaki sorumu gönderdim. Ancak soru cevap bölümü bu konunun kendi alanları olmadığını bildirerek; Din hizmetleri genel müdürlüğüne yönlendirdi. Oraya da gönderdik. Cevap bekliyoruz inşaallah
.
Bu arada sizlerin de görüş ve yorumlarınızı öğrenmek için sorumu buraya da taşıdım.
İlgilenenlere şimdiden teşekkürler.
Allah'a emanetsiniz.

SORUMUZ:
Sabah ezanı niçin imsak vaktinde okunmuyor? Zira çevremizde bu konuda yeterince bilgisi olmayanlar büyük yanlışlara düşmekte. Bir grup insan nafile oruç tutmak isterken mevcut okunan sabah ezanına kadar yiyip içmekte, yani imsak vaktini kaçırmakta. Yine bir başka grup ta; özellikle kış aylarında sabah namazını "henüz ezan okunmadı, ben de işe(okula vs.) geç kalacağım" diyerek sabah namazını kazaya bırakmakta. Oysa bahsettiği saatte henüz ezan okunmadığı halde imsak vakti girmiş oluyor, yani sabah namazını eda edip evden çıkma şansı var. Diyanet işlerimiz bu konuda bir çalışma yapamaz mı? Sabah ezanı imsak vaktinde okunaz mı?

Hiç değilse imsak vaktini belirleyen bir ezan daha okunamaz mı?
20-12-2018 09:17 AM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Abdulhamithan Çevrimdışı
Forumcu
***

Mesajlar: 340
Üyelik Tarihi: Nov 2018
Rep Puanı: 50
Ruh Halim
Ruh Halim
Zararsiz

Takımın:
diger
Mesaj: #2
RE: Sabah Ezanı Hakkında Diyanet İşlerine açık mektup
Diğer mezheplerden farklı olarak hanefi mezhebinde sabah namazını son vaktine kadar (güneş doğmadan) kılmaz daha faziletli kabul edildiği için ezan geçiktirilir.
Ezan ile başlıyan mevzu keşke namaz içindeki itminana imamların uyması iler devam etse namazın bir adet değil ibadet ruhu ile yapılması gerekliliği işlense malesef camide İslamın ruhuna ters davranılıyor,davranıyoruz çoğu zaman Allahın selamı fısıltı ile bazen sadece bir el işaretiyle verilir olmuş oysa camide temizlik yapar iken iç hoparlördden müzik dinletisi yapan müzezzine bile denk geldim sizi bilmiyorum ama camiiçinde yapılan yanlışlıklar ve islami hassasiyetin azlığı(namazın ve hutbelerin içeriği adabı vb.) beni camilerden soğutuyor bugün cuma namazı kılıcaz ama hutbe okadar sönük oluyorki çoğu kez camiye uzak olan sadece haftada bir kez camiye gelen insanlar resmen uyuyor İstanbulun ortasında verilen hutbeler sanki ilk okul öğrencisinin hazırlıyabileceği bir içerikten daha zayıf vallahi ben hakkımı helal etmem diyanet vazifesini düzgün yapsın camiye gelen gencin kalbini hedef seçsin İnsanlar İslam diyarında İslamdan habersiz Allahu teala bize Hidayeti lütfetmeseydi İslamın hatrı olmasa idi camiye gitmeyi terkederdin o derece soğuk bir mekan halini almış camiler.
Tabi bu sözlerin ile kendimizi toparlayıp eksiklerimizi gidermemiz gerektiğini hatırlatmak istiyorum ve diyanetin camilerde sürekli gençleri camiye çekicek gençlerin kalbini camiye bağlıyacak programlar düzenlemesi gerekir bunca imakan ve mekan var iken gençleri islama cennete davet etmeyip cehenneme terketmek vallahi vebaldir.Cami sadece yaşlanmış gidecek yeri kalmamış hayattan ümidini kesmiş insanların gideceği yer değildir.
Bu vebali kendinde hisseden dertli imamlara ihtiyac vardı.Önce gerçekten idealist imamlar yetiştirmeli vesselam.

﴾nisa 115﴿
Yolun doğrusu kendine apaçık belli olduktan sonra Resûlullah’a karşı çıkan ve müminlerin yolundan başkasını izleyen kimseyi saptığı yönde bırakırız ve onu cehenneme atarız. Orası varılacak ne kötü bir yerdir!
21-12-2018 08:51 AM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
alpi Çevrimdışı
Yönetici
*******

Mesajlar: 5,440
Üyelik Tarihi: Jun 2015
Rep Puanı: 4914
Ruh Halim
Ruh Halim
Israrci

Takımın:
diger
Mesaj: #3
RE: Sabah Ezanı Hakkında Diyanet İşlerine açık mektup
Abdulhamithan'a tamamen katılıyorum.
Sayın Mehmet Görmez işte tam da bunun için görevden alındı diye düşünüyorum.
Diyaneti asli konumuna döndürmek için çok uğraştı ve çabaladı.

Ancak maalesef diyanet insanları uyarmak için değil uyutmak için var olma sürecini devam ettiriyor.
Din görevlisi sayısı yaklaşık 150 Bin civarında hepsi bir senede 10 kişi ile yakın ilgilense neler olur bir düşünsenize.

....


Herkes aynı fikirdeyse,
hiç kimse yeterince
düşünmüyor demektir.
Mevlana
21-12-2018 01:44 PM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
blue Çevrimdışı
Forumcu
***

Mesajlar: 299
Üyelik Tarihi: Jan 2018
Rep Puanı: 40
Ruh Halim
Ruh Halim
Cilgin

Takımın:
Mesaj: #4
RE: Sabah Ezanı Hakkında Diyanet İşlerine açık mektup
merhaba,

konuya hitaptan önce bikaç şey söylemek istiyorum
bence sistem yanlış ve ben de ahirette davacı olacağım çünkü sistemin beni de içine çekerek bana yanlışlar yaptırdığını düşünüyorum. herkes önüne gelen kağıdı okuyor aslında , halbuki gerçek bu olmadığı gibi birçok uygulamada gerçekler alından uzak.

ben bir matematikçiysem küçük,küçücük bir yanlışın bile devasa farklılıklara yol açtığını bilirim. dolayısıyla en iyi taklit bile orijinalinin yerini tutmazken taklitte teşbihlerden doğan hatalar aslından baya bi uzaklaştırıyor ve bunu kabullenmeliyiz.

demek istediğim şey biçok kişide belki de yüzde olarak 90 ların üzerinde biçok kişi tefekkür etmiyor ,halbuki bununla biçok yol alınabilirdi ,doğrular da bulunabilirdi ,rasul hayal edilebilir onun yolu bu şekildede bulunabilirdi.

kendimi de eleştiriyorum malesef nefsime uyar oldum ,çünkü sistem o kadar zorluyor ki önce istemeye istemeye sonraları da isteyerek bunu yapar oldum ve kendimdende şikayetçiyim artık. tüm çıplaklığıyla (çoğu kişi bilmiyor olsada) emin olduğum doğrularımdan ayrılmak zorunda kaldım.

telafisi nedir onuda bilmiyorum,tek bildiğim şey sadece çok çok zor olduğu (insanlar en yakınlarınız size deli gözüyle bakabiliyorlarki,bu gerçekten katlanılması zor birşey)

ve hak iddiasında bulunacağım ahirette.

neyse ...gerildim kusura bakmayın.

bu konuda sanki söylediğiniz yani tersini savunduğunuz kısım daha doğru gibi tabi ayetten emin değilim ...

"....siyah ipliğin beyaz iplikten ayrılmaya başladığı ana kadar yiyiniz içiniz.." gibi bir ayet vardı.

dolayısıyla ayrılma noktasına kadar bence yemek içmek normal gibi ...

@camici ,bana kalırsa siz (saf) temiz olan görüşü yazmışsınız yani elbette verilen izni kullanmak bir zorunluluğu ifade etmez. mesela önceki söylemlerimde bunu iddia etmiştim ve hala üzerinde duruyorum

mesela ,resulullah çok fazla yemek yememiş ve (ben ısrarla) büyük abdest ihtiyacının böyle bir makamda bulunan bir insanın hiç görmediğini düşünüyorum. bu onu ulvileştirdiğim veya olduğundan farklı gördüğüm gibi bir anlamına gelmiyor bence elbette insan idi ancak derin düşünüyordu ,her yaptığında bir asalet vardı.zaten biçok hadiste de (aslında tamamında) okuduğunuz zaman akla mantığa uygunluk var ben çok kez hadisi okumadan önce "aceba peygamber bu hususta ne diyecek" diye kendime sormuştum küçükken hala da bilmediğim çok yerde sorarım ve her zaman da hemen hemen şaşırmışımdır çünkü benim düşündüklerim onunki kadar güzel olmuyordu. ne kadar güzel cevap verdi dedim çoğu zaman.

yani salık verilmiş olmak başka onu insiyatif olarak kulanıp yararlanmak da başkadır ...şunun gibi size 1ooo tane kapı var ve 100 tane kapı gösteriliyor kullanmanız için ve istersen 100 tanenin hepsini de kullanabilrsiniz deniliyor (100 den sonrası yasak ama 100e kadar kulanmak zorundada değilsiniz ne kadar az kulansanız o kadar iyi.) biz işte hepsini kulananlardanız mesela çoğumuz.

resulullah ise en kestirme yoldan gitmiştir. en başta çok zekiydi çünkü. ablama "acaba resulullah yaşlanmış yada 60 yaşına geldiğinde dişleri dökülmüş müdür" dediğimde evet oda herkes gibi cevabını verdi.

bence düşünülmeden verilmiş bir cevap. kocamak ifadesi verilmiş ama ordaki kocamak çok farklı , bir nevi bazı farklılıkların olduğunu ancak bunlar olumlu farklılıklar mesela büyümek gibi ...bilgelik gibi..

yaşlanmak (yüzünde kırışıklıklar meydana gelmek gibi bişey değil!)


yani burada da bence tahminim aydınlanma başlayana kadar salık verilmiştir ancak bu inisiyatiftir. resulullah ne yaptı ? sorusunun cevabı çok farklı ..

ısrarla dişlerinin de dökülmediğini düşünüyorum. zaten basit bir mantıkla da bu mumkun.

çünkü;

dişler benim bildiğim kadarıyla ağızdaki bakteriler nedeniyle eriyor ve çürüyor. halbuki bana kalacak olsa ben resulullahın bakterilerden dahi haberi vardı derdim. . .

şimdi birde sırlı ,esrarengiz cereyan eden hadiseler var. mesela mucize nasıl gerçekleşir.

aynı anda birden çok yerde olmak nasıl mümkün olur ,

cinlerle haberleşmek nasıl mümkün olur

melekler , 4 büyük melekler dışında hangi melekler var ve bunların hangileriyle nasıl haberleşmek mümkündür gibi sorular var.

yani nasıl olduğunu biçok kişi bilmiyor ama o vakıf olmuştu mesela.

biçok şey ona sadece ona sunulmuştu zaten , bunları avantajlar dezavantajlar gibi söylemiyorum sadece o çok farklıydı onu söyledim

ve bazı sorulara belkide birçok sorunun cevabına tefekkür ile ulaşılabilir kanaatimce.

ama tefekkürden yoksunuz gibi. tabii aramızda çok seçkin kulların da olduğuna inanıyorum ben.

özetle : imsak vaktinde hazır olmak istemeniz çok yerinde ve umulan bir davranış ancak bence havanın aydnlanma vaktine kadar müsaade vardır.
22-12-2018 12:47 AM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
alpi Çevrimdışı
Yönetici
*******

Mesajlar: 5,440
Üyelik Tarihi: Jun 2015
Rep Puanı: 4914
Ruh Halim
Ruh Halim
Israrci

Takımın:
diger
Mesaj: #5
RE: Sabah Ezanı Hakkında Diyanet İşlerine açık mektup
@blue içten yorumların için teşekkür ederim.
Şu hadisi yazmışsın.
"....siyah ipliğin beyaz iplikten ayrılmaya başladığı ana kadar yiyiniz içiniz.." gibi bir ayet vardı.
Burada iplikten kasıt bir gün siyah ve beyazdan kasıtsa gece ile sabahtır.
Yani; "gece ile sabah birbirinden ayrılmaya başladığı zamana kadar yiyiniz içiniz." anlamına geliyor.

Istılahta sabah fecri sadık ile olur. Yani gerçek sabah. (Gecenin bitmesi ve sabahın başlaması.)
Bir de fecri kezip var bu da yalancı sabah anlamına gelir. (Gece bitmediği halde güneşin konumu yüzünden gökyüzünde bir ufuk gibi beliren aydınlık. Bu aydınlık çok kısa sürer ve sonrasında hava çok kararır.)

Yazmış olduğun ayetin türkçesi aslında şöyle;

"Şafağın aydınlığı gecenin karanlığından ayırt edilinceye (tan yeri ağarıncaya) kadar yiyin, için." (Bakara 2/187)

....


Herkes aynı fikirdeyse,
hiç kimse yeterince
düşünmüyor demektir.
Mevlana
22-12-2018 11:56 AM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Gönder Cevapla


Forum'a Git:


Konuyu görüntüleyenler: 1 Misafir
Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. 5651 sayılı yasaya göre bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. 5651 sayılı yasaya göre sitemiz mesajları kontrolle yükümlü olmayıp, şikayetlerinizi mail@islamiforum.net adresine yollarsanız, gerekli işlemler yapılacaktır. Dikkat: Bu site şikayet sitesi değildir, arızalı ürünleriniz ve diğer şikayetleriniz için bu email adresini kullanmayınız. Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to mail@islamiforum.net