Gönder Cevapla
 
Değerlendir:
  • 0 Oy - 0 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Osmanoğulları 1299-1922 biz osmanlı torunuyuz
Yazar Mesaj
gulbahari Çevrimdışı
Acemi Üye
*

Mesajlar: 10
Üyelik Tarihi: Oct 2018
Rep Puanı: 0
Ruh Halim
Ruh Halim
Israrci

Takımın:
Galatasaray
Mesaj: #21
RE: Osmanoğulları 1299-1922 biz osmanlı torunuyuz
emeğine sağlık
10-10-2018 02:40 AM
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
canergkts Çevrimdışı
Cezalı Üye

Mesajlar: 25
Üyelik Tarihi: Oct 2018
Ruh Halim
Ruh Halim
Sicak

Takımın:
Mesaj: #22
RE: Osmanoğulları 1299-1922 biz osmanlı torunuyuz
Emeğinize sağlık. Çok güzel bir yazı olmuş.
13-10-2018 05:48 PM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Murataltug Çevrimdışı
Uzman
*****

Mesajlar: 2,252
Üyelik Tarihi: Nov 2017
Rep Puanı: 68
Ruh Halim
Ruh Halim
Oylesine

Takımın:
Fenerbahce
Mesaj: #23
RE: Osmanoğulları 1299-1922 biz osmanlı torunuyuz
Kanuni sultan süleyman 

KANUNÎ SULTAN SÜLEYMAN DÖNEMI
Kaynak enfal.de

Osmanli Devleti'nin onuncu pâdisahı ve Sultan Selim'in ogludur hânedandaki onuncu hükümdardır Osmanli kaynaklari onu, kanun koyucu vasfidan dolayi genellikle Kanunî Sultan Süleyman" diye bati kaynaklari ise büyük ve kudretli vasfindan dolayi Muhtesem ve Büyük" gibi isimlerle anmislardir.

Batili tarihçiler onun ve sahsiyetinin büyüklügü hakkinda bilgi verirken su ifadeleri kullanir: "Kanunî, "Muhtesem" ve "Büyük" gibi ünvanlarla anilan Süleyman'in sultanlik çagi, Osmanli tarihinin en önemli devresidir. Devlet, kudret, yeni fetihler, medeniyetinin, kanun ve mimarlik anitlarinin en güzel varligini bu pâdisaha borçludur. 

Osmanlilarin sadece "Kanunî" ünvanini verdikleri,Avrupa tarihçilerinin "Büyük" sifati ile adlandirdiklari Osmanli Pâdisahi sadece Sultan Süleyman'dir. Sultan Süleyman Yeni Çag tarihinin en dikkate deger safhalarindan birini teskil eder. 

XVI. yüzyilin baslarinda, Amerika'nin kesfinden sonra, Avrupada denge kurulmus Hiristiyanlikta ortaya çikan Reform, 
Fransa'da I. François ve Henri'nin kurduklari hükümetler; Papa Leo'nun kültür, bilim ve sanayiye ön ayak olmasi, Sarlken'nin bas kaldirisi,gibi tarih olaylari bünyesinde toplayan bir asra az rastlanir. 

Kanunî, söhret sahibi hükümdarlarla rekabet edebilecek bir hükümdardir. Osmanli Pâdisahlari'nin onuncusudur. hicret asrinin basinda doğmuştur 
Muazzam ve âdil devletin vatandaşları Sultan Selim'in vefatina ne kadar müteessir olduysa, Sultan Süleyman'in cülûsuna o derecede sevindi. 

cülûs Kur'an-i Kerim'in Neml Sûresi'nde Hz. Süleyman'in Belkis'a gönderdigi mektuptan bahsederek O,Süleyman'dandir. Rahman ve Rahim olan Allah'in adiyla baslamakta "Bana bas kaldirmayin, teslimiyet gösterip bana gelin, diye yazmaktadır Sultan Süleyman, âyetlerin sirrina mazhar oldugundan Müslüman Türkler ile birlikte Islâm dünyasi en bahtiyar yillarini yasadi.

l3 sefer harbe katılıp 300 kalenin fethedildigi Kanunî ile dünyaya parmak ısırtan Osmanli fütûhatta idare, siyaset ve medeniyette yeryüzünün tanımadığı, bir taniyip bilemeyecegi bir kemâli zirvelestirmis bulunuyordu. 

Kanuni Asya'da Kafkas daglarindan, Acemistan içlerine, Yemen'e, Aden'e, uçsuz bucaksiz Arabistan çöllerine uzarken, Afrika'da Habes, Misir, Tunus, Fas ve Cezayir'i almis,Venedik ve Cenevizden büyük küçük bütün adalari koparıp derleyerek vatanına ilhak etmiştir 

Avrupa'da Egri ve Estergon kalelerine kadar Macaristan'i itaat altina almis, Erdel Kralligi, Eflâk, Bogdan Beylikleri, Kırım Hanlığı ile Lehistan steplerini ele geçirmis,Avusturya ve Venedik vergiler ve ödemeye mecbur edilmis, Fransa, Italya, Lehistan dize gelmis, Ispanya yedigi sille ile hizaya getirilmistir

Sultan Süleymanın, l520'deki cülûsunda Osmanli Devleti, Türk tarihinde eşine rastlanmayan bir kuvvet ve kudrete sahipti Babası Sultan Selim'in, dogu ve güneye hamlesi, Osmanli Devleti şeklini temelden degistirip hakimiyetindeki toprakları iki misline çıkarmıştır 

Şiilik, Anadolu'dan atılmış, Safevîler ağır bir darbe yemiş kurtulamamıştır heybetli Memlûk Devleti ise yeryüzünde mevcud değildir memluk toprakları Kudüs, Haremeyn, Şam Kahire gibi önemli merkezler Osmanli hâkimiyetine girmiştir 

Müslüman Türkler, Afrikaya el uzatmışlar bütün medenî Afrika'yi ele geçireceklerdir Cezayir'in, Osmanlilara itaati Barbaros kardeşlerin mücadelesi Osmanlilari, Bati Akdeniz'in en güçlü kuvveti haline getirmistir. 

Müslüman Türk nüfuzu, güneyde Mozambik'e uzaniyordu. Tunus, olgun bir meyve gibi Osmanlıların eline düsmeye hazirdi.Osmanli Devleti, üç kita üzerinde hâkimiyetini tesis etmiş bir "Cihan Devleti" haline gelmisti.siyasî, iktisadî ve askerî bakımdan kendisini rakipsiz bir hale getirmişti. 

Dogu ve Bati'daki devletlerden hiç biri, kanuni ile rekabete girecek durumda degildi.
Sultan Selim'in Doğu siyasetiyle büyük bir gelisme gösteren Osmanlılar rakipsiz bir duruma gelip son derece zengin gelir kaynaklarına sahip olmuştur. Güçlü Osmanli deniz armadasının temelleri atılmıştır. 

Sultan selimin vefatından sonra, yerine geçen oglu Süleyman devrin, son derece parlak geçecegini müjdeler nitelikteydi. tarihçiler onu on iki remzinin hikmetlerini sahsinda toplayan bir hükümdar telakki etmekte ve onun büyüklügüne işaret göstermektedir. 

Kanunî'nin sâhane talihi, tahtini Yavuz gibi ender yetisen harp dehâsindan ve bir islahatçidan devr almasıyls baslar.idare ve askerlik inzibat altina alınmış, Türk - Islâm birligine kasteden Şia bozguna ugratilarak ülkede istikrar sağlanmış, iran ve Mısır seferleriyle hazinede malî ve iktisadî refah son haddini bulmuştur 

medeniyet cihazını el ve gönül birliği ile işleten kahraman ve büyük adamlar, ibrahim ve Rüstem Paşalar, Sokollular, İskender Çelebiler, Turgut Reisler, Ebu's-Suûd Efendiler, sinanlar... idare, siyâset, askerlik, ilim ve irfan ordusu sâyesinde baslangiçta Edirne'de dünya tarihinin en büyük medeniyetini mihraklandıran Osmanlı mucizesi, artık istanbul medeniyetini gerçeklestirmis bulunuyordu. 

Osmanlılar, islâm'dan aldıkları ilhamla saadet ve mutluluk kapısı Dersaadet, yani istanbul medeniyetini emsalsiz bir hâle getirmisler medeniyeti kendilerinde yakisir bir ahenkle ifade etmişlerdir

Osmanlılarda Kanunî" ünvani ile anılan Sultan Süleyman, yeni bir hukuk anlayışının müjdecisi oldu.babası Sultan Selim'in cihandaki icraatları ve uygulamaları onun döneminde uygulamadan Sultan Süleyman döneminde devlet görevlilerinin yetki ve sorumluluklari tesbit edilmiş herkes kendi yetkisini kullanabiliyordu.

hukuk ve idare gibi halk ile devleti ilgilendiren sahalarda sadrazamın otoritesi kesindi.pâdisah, sadrazama müdahele etmezdi. Kanunî'nin yetiştirmesi Damad Ibrahim Pasa, Alman elçisine, pâdisahin hükümet islerine karismadigini,hükümet baskani oldugundan, reyi olmaksizin pâdisahin emirlerinin icra edilmeyecegini söylemekten çekinmemistir. 

Avrupa, Osmanli'nin hukuk devleti oldugunu biliyordu. Bunun içinde ingiltere Kralı Henry, Osmanli Devleti'ne bir hey'et göndererek adlî sistemini tedkik ettirmiş hey'etin raporuyla İngiltere adliyesinde ıslahatlar yaptırmıştı.

"Istanbul medeniyeti... Hangi yönden, hangi ucdan, kenar ve köşesinden tutulacak olsa, bir rüya bir murâkabe, bir tılsım,bir aşk, bir vecd gibi insanı kavrayan, ürperten, derinden hükmeden, tasarruf eyleyen bir sihirdi. Bir macera, essiz bir şahlanıştı.

Bu, nasil dengeli ve işlenmiş bir ruh idi ki, madde ile yek-vücud olup konusan imân, âdeta maddeyi billurlastirmis, elle tutulan, gözle görülen söyleyici olmustu. Devletçilikte bu ruh, idârecilikte bu ruh, barista, savasta, cemiyette, ailede, ölümde seyreden, hükmeyleyen hep bu ruh idi.

İnsafla kahramanlığın, adâletle merhametin, merdlikle cengâverligin, takvâ ile ibâdetin ölçülü bir nizâm, barisik bir kaynasma, ahenkli bir iş birligi hâlinde tozu dumana katarak zamanin ötesine geçtigini, olmazları oldurduğunu, târih ilk ve belki de son defa görüyordu."

Kaynak enfal.de.com
KANUNİ VE MACARİSTAN SİYASETİ

bir buçuk asır Türk hâkmiyetinde kalan Macar yönetiminde son derece akıllı hareket eden Osmanlılar, Budin'e tayin edilecekleri birinci derecede değerli kimselerden seçiyorlardı muktedir bir serdar,siyasî kuvveti olan diplomatlar ve son derece mert, dürüst ve faziletli 
kimselerden seçiliyordu

Osmanlı idaresinde gelişen Macar medeniyeti ile Müslüman dünyası, aynı coğrafyada yaşıyorlardı. Macarlar'dan devr alınan kültür ve medeniyet mirası eserler muhafaza edilerek şehrin Müslüman ülkesi haline gelmesine gayret edilmiştir. 
Budin, saraylar, câmiler, mescidler, medreseler, imâretler, köprüler, hanlar, ziyâret ve mesirelerle tipik bir Müslüman Türk beldesi oluvermişti. 

Osmanlılar, Budin'i önemli bir merkez kabul ediyorlardı. İla-hi kelimetullah için islâm sehri haline getirmeyi önemli ve vazgeçilmez bir hedef sayıyorlardı Bu sebeplede, l54l'de Osmanlı Devleti'ne ilhak olunan Macaristan toprakları, payitaht beldelerinden sayılarak Budin merkez olmak üzere, yeni bir eyâlet teşkil edilmiş beylerbeyinin idaresi altına konulmustur. 

Budin beylerbeyinin protokolde önemli bir yeri vardı Koçulu kayığa binmek, solak yürütmek selâhiyetine sahipti Budin Beylerbeyi tımar tevcihi, kethüda tayini gibi haklara sahibti hudud muharebelerinde komutan tayin edilirdi
komşu devletlerin ihtilaflarında hakemliğine müracaat olunurdu. Kanunî'nin Macaristan fütûhatında, bir tek hedefi oldu ilâ-yi kelimetullahı ve islâmiyeti uzaklara götürmek

günümüzde, Kanu-nî'nin Macaristan ve Batı seferlerini tenkid edenler bu gücün iran ile Türkistan taraflarına,Türk ve Müslüman sahalarına harcanıp bu sayede türklerin tek bir bayrak altında toplanması sağlanamazmıydı demektedirler. bu tenkidlere söyle cevap verelim

1) O dönem, günümüzden uzaktır. devrin zihniyetini kavramak mümkün olamayabilir. Bunun içinde tarih ile uğraşanlar, dönemin olaylarını incelerken o günün sartlarini, hesaba katmak zorundadırlar.bu sâyede doğruya ulaşabilirler.

2) Arap ve Müslüman devletlerin topraklarını, uzun zaman idaresinde tutan Osmanlı Devleti, başarısını muazzam bir disiplinle yetistirdigi askerî güce borçludur ordunun kaynağını devşirme yani gayr-i müslim çocuklar oluşturmaktadır Avrupa seferlerinde kayb edilen nüfus gayrı müslimler devşirilerek müslüman nüfusa ikame ediliyordu

Devşirme sistemiyle Kur'an'a muhalefet edilmiyor, savaslarda ölen ve yaralanan asil Müslüman nüfus korunmuş oluyordu. Böylece Osmanlı Devleti, islâm'ın yayilmasinı sağlıyordu.ve Osmanli, Bati ile savaşmakla kârli çıkmış oluyordu.

c) Cihadın faziletleri ve Müslüman olmayan bir devletle cihâd yapmanin, hayırlı ve sevaplı bir mücadele olmasi. ilâ-yi kelimetullah mücadelesinin ne kadar hayırlı bir iş olduğu 
Kur'an -i Kerim'de ve Hz. Peygamber'in hadislerinde belirtilmiştir.Müslümanlar, cihâdla ilgili müjdelere nail olmak için devamlı Müslüman olmayanlarla mücadele vermişlerdir.

d) Ganimet elde etme arzusu. ve Fethedilen memleketlerin maddî imkânlarindan istifade etmenin etkisi avrupa seferlerinde önemlidir savaşmak için ordu ve paraya ihtiyaç vardır. Bu da zenginlerden elde edilir. Orta Avrupa ve Macaristan için sefer yolu kısa ve ulaşılması kolaydır. 

XVI ve hatta sonraki asırlarda günümüzdeki gibi milliyetçilikten söz edilemez Türkmenistan'daki Türklerle birlik sağlanmak istenmesi, türklük bilinciyle degil,Müslüman ve Sünnî olmalarından kaynaklanmaktadır

Sultan Süleyman,islâm birliğine zararı dokunmadığı müddetçe, Müslüman devletlerle uğraşmak istemiyordu.bu ayni dine mensub insanları birbirine düşürecek, islâm ümmetine zarar verecekti cihâd da söz konusu olmayacaktı. cihâd, gayr-i müslim devletlere karşı yapılan bir mücadele idi. Kanunî, Müslüman Doğu ile uğraşmak yerine, Hiristiyan Batı ile uğraşmış ancak İslâm birliğini tehhlikeye düsürecek Şiilere karşı harekete geçmekten de çekinmemistir.


KANUNî SULTAN SÜLEYMAN'IN CÜLUSU VE ILK ICRAATLARI kaynak enfal.de

Sultan Selim'in vefatıyla akd edilen divanda, Manisa Valisi Şehzade Süleyman'a derhal haber gönderilmesine ve ölüm haberinin gizli tutulmasına karar verilmisti. Sultan Selim'in ölümünün duyulmasi ile meydana gelecek fitneden korkuluyordu. 

Şehzâde'ye yazilmis olan mektup derhal yola çıkarılmış,hiç bir sey olmamış gibi günlük işlere devam edilmisti. Babasinin ölüm haberi Sehzâdeyi sarsmıştı Süleyman "kazaya rıza" göstermesini bilmis ve haberi aldığının ertesi günü Manisa'dan Istanbul istikametine yola çikmistir.

Sultan Selim'in, Süleyman adinda bir oglu ile altı kızı vardı. Sultan Süleyman l7 Sevval 926 (30 Eylül l520)'da hilafet ve saltanata oturup hükümdar oldugu zaman saltanatta rakib kardeşleri bulunmuyordu.Lütfü Pasa, Sehzâde Süleyman'in,tahta geçişini anlatırken Süleyman, cenk olmadan tahta oturdu. Selim, dünyanin zahmetini çekip dikenlerini temizleyip ortaligi gülistanlik hale getirdikten sonra göçüp gitti. 

Süleyman zahmet çekmeden bağ, bostan ve gülistanin meyve ile güllerini zahmetsiz bir sekilde devşirdi." Böylece Osmanli Devleti'nin en muhtesem çagi baslamis oluyordu.cülûsunun duyurulmasi için her tarafa ulaklarla hükümler gönderilmisti. Cülûsun ertesi günü sultan Selim'in cenazesi de Istanbul'a gelmis bulunuyordu. 

Sultan selimin Fâtih Camii'nde cenaze namazi kilinarak Mirza Sarayına defn edildi. Sultan Süleyman, babasinin temellerini attırdığı ve tamamlamasına imkan bulamadigi bu yerde, onun adina bir câmi ve imâret ile mezarın üzerine bir türbe yaptırdı.
Babasinin defin islerini bitiren Sultan
Süleyman, vüzera, ümera, dergâh-i âli kulları, yeniçeriler ve sipaha ihsanlarda bulunmuş, dirliklerini arttırmıştır. 

divanda memleket islerinin yürütülmesine çalışılmıştır Divanda alınan kararlarla liyakatlı kimseler yükseltildigi gibi mahlûl bulunan mansiblara yeni tayinler yapılmıştır. Sultan Selim'in iran ticaretinden men kararına aykırı hareket etmiş tüccarların zaptedilmiş malları tazmin edilmis hazineden külli miktarda mal çıkarılarak herkesin hakkı teslim edilmiştir. 

Sultan Selim zamanında, Mısır'dan istanbul'a gönderilen 600 kadar hânenin memleketlerine dönmelerine müsaade edilmiştir. tahta geçer geçmez, babasının dönemine değişiklikler yapan hükümdar, halkina karsi adâlet ve merhametle hükm edeceginin ip uçlarını vermiştir

Kanlı" lakabı ile meşhur Gelibolu Beyi Kaptan Cafer Bey'i kethüdasina teftis ettiren Kanunî,teftiş sonunda Cafer Bey'in zalimâne muamelelerini tesbit edib halka yaptığı haksızlıkları kendi "rızkından" ödemeye mecbur bırakmış daha sonra da hayatına son vermiştir. 

Kemal Pasazâde, Kanunî'nin adâleti ve cafer ağayı şu bilgilerle anlatır kanuni adaletle köy ve ülkeleri imar edip adalet nuru ile zulüm karanlığını ve haksızlığı kaldırıp uzaklaştırdı.Kapudan Cafer Aga zulm ile halkın mal ü menalinini kanını döker kattal ü fettak idi."

Hammer Kanunî'nin adaletle ilgili ilk icraati hakkında şu bilgileri verir" Zulümleri yüzünden "Kanlı" lakablı donanma kaptanı Cafer Bey'in, tersane kethüdasi tarafindan su-i istimal i ortaya çıkarıldı. Pâdisah, Cafer Bey'i azl ettirip muhakemede suçu sabit görüldüğünden astırdı. adâletli hareketleri ve yüceliği Pâdisaha büyük bir sevgi kazandırdı.

Bütün Osmanli ülkesinde hududun son noktasına kadar Asya ve Avrupa'da bulunan eyâlet valilerine, Mısır'da Hayri Bey'e, Mekke şerifi'ne ve Kırım Hanı'na cülûstan birkaç gün sonra gönderilen ilannâmeler kadar yeni Pâdisahin güzel hareketleri sür'atle yayılıyordu."


Belgrad'in Fethi 

Canberdi Gazalî'nin isyanında Macaristan'a sefere karar verilir. stratejik önemi olan Belgrad, Avrupa seferleri için bir üs durumunda idi. stratejisinden dolayi Fâtih han da burayı almak için tesebbüslerde bulunmustu. askerî güçlerine güvenen Macarlar, Pâdisahi tebrik ietmedikleri gibi haracı istemek üzere Macaristan'a gönderilen Osmanli elçisini öldürmüslerdi. 

elçiyi öldürmekle yetinmemiş kulakları ile burnunu keserek Süleyman hana göndermişlerdi.insanlık tarihi için yüz karasi bir vahset sergilemişlerdi olumsuz gelişmeler üzerine harp kaçınılmaz hale gelmisti.Kanunî, kendisine ve devletine yapılan hakaretin cezasına inandığı için harp hazırlıklarına başlanılması için emirler göndermisti. 

İran hudud güvenliği sağlanıp savas kararı alındıktan sonra babasi ve dedeleri II. Bayezıd ile II. Mehmed'in türbelerini ziyaret ettikten sonra l8 Mayis l52l' de bizzat kendisinin başında bulundugu Osmanlı ordusu, Belgrada hareket eder. müzakerelerde Veziriazam Pîrî Mehmed Paşa'nın görüşüyle Belgrada yürünmesi Rumeli Beylerbeyi Ahmed Paşa'nın ise Bögürdelen hisarini almasi kararlastirilmistir

Sabacz böğürdelen hisarını kuşatan Ahmed Paşaya kaledeki garnizon, direniyor kendisini savunuyordu.muhafizlar yok edildiler.kuşatmada Osmanlılardan epeyce şehid verildi. Ahmed Pasa, büyük bir mücadeleyle 7 Temmuz'da Sabacz (Bögürdelen)i zaptetti Böylece Kanunî ilk fethini gerçekleştirmiş oluyordu. 

Sultan Süleyman, Ahmed Pasa ile sancakbeylerini huzuruna kabul ettikten sonra sabacz kalesine gelir.istihkâmların arttırılmasını ve Sirmi'ye geçmek için Sava üzerine köprü yaptırır. Süleyman han gayretleri artırmak için nehir kenarinda çardak altinda insaatin tamamlanmasini bekler. manevî bir destek ve etki altinda kalan ordu can ve başla köprü inşaatını ongünde tamamlar

Belgrad kuşatmasında Pîrî Paşa Zemin Kalesini ele geçirir Pîrî Paşa' yı çekemeyen Ahmed Pasa'nin tesiriyle Belgrad muhasarası kaldırılıp Budine yürüme kararı alınır ancak karardan vazgeçen Sultan Süleyman,l Agustos'ta Zemin civarına otağ kurup, belgrad kuşatmasının sonuçlandırılması emrini verir. 

Şiddetle kuşatılan Belgrad dayanamayacağını anlayınca eman dileyerek kaleyi teslim eder. Kale halkı Macaristan'a giderken, Sırplı olan bir kısımda evlad, ve mallariyla Istanbul'a nakl olunarak Yedikulede iskan edilir mahalleye Belgrad Mahallesi denilmeye başlanır.

Fetihten sonra 200 top ile tahkim edilen Belgrad Kalesi, ve Semendire 900 bin akça has ile Bosna Sancakbeyi Yahya Paşa oğlu Bâli Bey muhafazasina tayin edilirken Bosna Sultanzâde Hüsrev Bey'e verilir.

Belgrad seferinde Osmanli ordusunda filler de bulunuyordu iki tane olduğu belirtilir Kanunî'nin ilk seferine Edirne, Filibe Sofya medreseleride iştirak etmislerdir. Belgrad, ele geçirildiğinden itibaren Avrupa seferlerinde en mühim üslerden biri olmus "Dâru'l-cihâd" adini almistir.

Sultan Süleyman, Belgrad'dan iki yaşındaki oğlu Murad'in,ve kızının ölüm haberini almış. İstanbul'a girdikten on gün sonra da dokuz yaşındaki oglu Mahmud çiçek hastalığından öldü Vezirler, cenazeye yaya refakat ettiler. Bunlar Sultan Selim türbesinin yanina defn edildiler.


Rodos'un Fethi 

Sultan Süleyman'in Akdeniz'de Osmanli hakimiyeti için giristigi büyük mücadelede, Rodos ilk, Malta seferi ise son dönemi ifade Dünya saltanatının ikinci yilinda Rodos'u ele geçirmesi, Dogu Akdeniz'de Osmanli hâkimiyetini sagladı ve mücadele Orta ve Bati Akdeniz'e intikal etti

1309'dan beri Saint Jean şövalye tarikatının elinde bulunan Rodos adası eskiden beri Osmanlıların istedikleri önemli yerlerdi. Sultan Süleyman, Belgradı aldıktan sonra bu mes'eleyi halletmek istiyordu.fethi zarurî kılan sebepler vardı.fetih Osmanli ülkesine ilhak edilmis Misir, Suriye ve Dogu Akdeniz sahillerinin emniyetinde önemliydi

Rodos ve adaların Osmanlıların elinde bulunması gerekiyordu.Sultan Selim, saltanatının son yıllarında, Şövalyeler üzerine yürümek için büyük bir donanma hazırlamış ancak gerçeklestiremeden hayata gözlerini kapamıştı.Hıristiyanlığın, kalesi Rodos'ta ki şövalyeler, Osmanlı hac gemilerine saldırmışlar, Canberdi Gazali'ye yardımda bulunmuşlardır

Rodos'ta Cem Sultan'in oğlu Muradı taht vârisi olarak ortaya sürmüşler kalelerinin sağlamlığına güvenen olan Rodos şövalyeleri, korsanlık faaliyetleriyle Müslümanların yollarını kesip gemilerini alıyor, Osmanlı sahillerinde fesatlıklarda bulunuyorlardı.Müslümanları esir alıp adalarında işkence yaptıkları biliniyordu.

Kanunî, siyasî ve stratejik sebeplerden Rodos problemini halletmek istiyordu. babasından miras olarak devr aldığı bir meseleyi halletmek niyetinde idi. Rodos'u feth etmek suretiyle dedesi Sultan Mehmed'in gerçekleştiremediği bir şeyi yapmış olacaktı. 

Fâtih han zaferlerinde sadece iki yerde istediğini yapamadı Bunlardan biri Belgrad, diğeri Rodos'tu genç Süleyman, saltanatının ilk yılında Belgrad'ı zapt ederek Fâtih hanın düşüncesini gerçekleştirdi Belgradın arkasından Rodosa yönelmesinde, rodosun fethedilememiş olmasıda etkili olmuştur 

Rodos'un fethinde Divan-i Hümayûn Rodos seferine taraftar değildi Şövalyelerin şöhreti, adanın müstahkem olup muhasaraya dayanabilmesi Avrupa'nın derhal yardımda bulunabileceğini düşünüyorlar sonu tehlikeli bir sefere girişmeyi doğru bulmuyorlardı

Vezir-i A'zam Pirî Mehmed Pasa Çoban Mustafa Paşa denizci Kurdoglu Müslihiddin Reis, Rodos seferine taraftar olup Avrupadan endise edilmemesi gerektiğini ileri sürüyorlardi. 

casuslarıyla Rodosda bilgi toplayan Kanunî, sefere karar verir Hammer'in ifadesiyle " Kur'an-i Kerim'in emriyle Üstad-ı A'zamdan mektuplan teslim olmasinı ister ve kabul ederse şövalyelere hürriyet ile mallarına dokunulmayacağına dair, yerlerin ve göklerin yaratıcısı Allah, O'nun elçisi Hz. Muhammed ve Peygamberler adina yemin eder teklifi Üstad-i A'zam red eder

Avrupa devletleri birbirleri ie mücadele ettiklerinden, Rodos ile ilgilenecek durumda değillerdi. Rodos ile ilgilenecek tek devlet Venedikliler ticaret antlaşması ile pasifize edilmislerdi. Divan'daki sefer kararından sonra Osmanlı ordusunun rodos seferinin hazırlıklarına başlar

Rodos seferine çıkacak osmanlı ordusunun
başına serdar olarak ikinci vezir Çoban Mustafa getirilir. seferi haber alan Rodos Üstad-i A'zamı kaleyi tahkim ettirmis, yiyecek depolatmış,limana zincir çektirerek, Papa ve Fransa'dan yardim istemiştir

Osmanlı donanması, 5 Haziran l522'de 300 gemi ile Çoban Mustafa komutasında harekete geçer. Donanmada onbin deniz ve itfaiye neferi bulunuyordu. Sultan Süleyman istanbul'dan kapıkulu ve timarli sipahileriyse karadan yola çıkmıştı.sefere nadir bir istisna olarak, Seyhülislâm Zenbilli Ali Cemalî Efendi de katılmıştır.

Osmanlı donanması, Rodosdaki Gnido adasına varmıştı Osmanli donanması, Rodos kalesinin dogusundaki bir limana demir atar. Kaleyi ablukaya alır Padişahı bekler. yüzbin kişilik ordu, surlara mevzilenir. Ingiliz, Fransiz, Italyan,avrupa milletlerine mensub şövalyeler Rodos burcunu müdafaaya başlamışlardı.

Çarpışmalar, Alman burcuna top atışı ile başlar. Kanunî, Kızıltepede otağını kurdurarak kuşatmayı idare eder. Şiddetli Osmanli hücumlari, beş ay devam eder. dayanamayacaklarini anlayan sövalyeler, kaleyi teslim edeceklerini Kanunî'ye bildirmek zorunda kalirlar. 

21 Aralik 1522'de rodos teslim alınır 2l3 yıllık Haçlı Devleti tarihe karışır. Katolik Hiristiyanlar Yakın Doğu'dan uzaklaştırılır sövalyeler adadan çekilir Hıristiyanlara dinî âyin ve inançlarda serbestlik vergi ve devşirme alınmaması imtiyazları verilmiştir

Hiristiyanligi kabul eden Sultan Cem'in oglu Murad iki oğlu ile ortadan kaldırılır. Şövalyelerin Rodos'u terkiyle Pâdisah Câmie çevrilen Saint Jean Kilisesinde Cuma namazi kılmıştır. imamlığı, sefere katılan Şeyhülislam Zenbilli Ali Efendi yapmıştır. 

Rodos, Midilli sancağına bağlanarak Dizdarzâde Mehmed Bey'in idaresine verilmiştir. Osmanlılar,sefer sonrası Anadolu sahillerinde Bodrum, Aydos, Tahtalı kalelerini, Leros, Sömbeki, Kalimnos, Limonsa adalarini ele geçirmislerdir.

Rodos kalesi ve adasiyle birlikte Oniki adanin tamami ve Bodrum teslim olmuştur. Bodrum'un fethi, Anadolu tarihinde önemliydi burasi, Anadolu'da Hiristiyanlarin elinde bulunan tek toprak parçasi idi.

Kanunî, Rodos şehrinde kaleyi gezerken Noel kutlanıyordu Papa Hadrianus,Saint Pierre kilisesinde Noel âyinindeyken kilise şaçağından bir tas Papanin ayagina yuvarlanır. Kardinaller hâdiseyi Rodos'un düşmesine isaret saydilar.

Rodos'un fethi, Türk topçulugunun Avrupa karşısındaki üstünlüğünü gösterdi alınması mümkün görülmeyen Hıristiyanlığın kalesi rodosun zapti, Avrupa'da büyük bir hayret uyandırmıştır. Rodos'un fethinde Rodos hapishanelerinde bulunan alti bin 
Müslüman esir kurtarilmistir.

Rodos'a Türk göçmenleri yerleşti câmi, imâret, mektep, medrese, çeşme ve yol yapılıp ada imar edildi Rodos,sancak merkezi oldu bahriye sancakbeyleri Tümamiral ve valiler tayin edildi. 

Kanunî Yeşil Melek kasırgasına binip Rodos'tan ayrılırken Aydın, Midilli, Karasi, Menteşe ve Saruhan sancakbeylerini Anadolu beylerbeyi Kasım Paşa'nın nezaretinde Rodos'taki insaat , imar ve iskân işleri bitinceye kadar adada kalmalarını emr ederek istanbul'a yola çıkar 

Kanunî 29 Ocak l523'te yedi ay on iki gün süren ikinci seferi rodos sefer-ini bitirerek istanbul'a gelmiştir Rodos'un fethinde Venedik ve Şah ismail cülûstan beri ilk defa taziyet ve tebrik vecibesini yerine getirmis, Rodosun fethine memnunluk bildiren mektup ve elçiler göndermiştir 

Rodos'un fethi ile Avrupa'da Kanunî'nin şöhreti artmis Belgrad ve Rodos Hiristiyanların iki kilit noktasi müstahkem kaleleri düsürülmüştür bu sefer Osmanlilarin ileride basaracaklari daha büyük fetihler için bir işaret sayıldı.


MACARISTAN SEFERLERI

Osmanlılar Rumeli'ye ayak bastıklarından itibaren karşılarında Macarları gördüler düsmanliklar Macaristan'in zaptina kadar devam etmistir. Belgrad ile bir kaç kalenin Osmanlilar'ca alinması Macarlara büyük bir darbe olmuştur

Belgrad'in zaptı Avrupa fetihlerine yol açan önemli bir âmil olmuştu.Belgrad'ın alınmasıyla Macaristan, Hırvatistan, Transilvanya Dalmaçya gibi yerler, daha rahat Osmanli akınlarına hedef oldular. Gazi Hüsrev, Sinan ve Bâli Beyler'in akinlari Mohaç savasina kadar devam edecektir.

Macarların, Eflâk işlerine karışmaları, Osmanlılar aleyhine ittifak yapmaları, şarlken'in Avrupa imparatorluğu kurma tehlikesi Safevîler'le anlaşması gibi hadiselerden Üngürüs seferine karar verilir.Mohaç Meydanı Belgrad'ın fethi, Osmanlıların yayilma sahası olan Orta Avrupa yolunda önemli bir adim olmuştur 

hudud bölgelerinde karışıklıklar çıkmış, Tunada Macarlar'la çarpismalar olmustu. macaristan seferine karar verilmesinde Papalik, Macaristan Lehistan ve Fransız münasebetleri önemli rol oynamışdır

Sultan Süleyman'ın saltanat yıllarında Fransa ile Almanya birbirlerine hasım duruma gelmiş mücadeleye başlamışlardır Fransa Kralı I. François Alman imparatorluk seçiminde Şarlkene rakip olmuş buda iki devletin mücadelelerine vesile olmuştur

Françoisin imparator şarlkene esir düşmesi üzerine, Françoisin annesi Sultan Süleymana mektup göndererek yardım talebinde bulunmuş, Padişah Macaristana yürümek suretiyle yardım etmişti. Kanunî, şarlken'in kurmak istedigi Avrupa imparatorluğu'nu, Osmanlılar için büyük bir tehlike olarak görüyordu.

Tehlike sadece Batıdan değil, Tahmasb vesilesiyle Doğuda da kendini gösteriyordu. Şarlken ile Tahmasb, ittifak içinde idiler. İran, Çaldıranı unutmamisti. Osmalılar la başa çikmalari mümkün görünmüyordu. Avrupa'nın en büyük gücü Şarlken ile ittifak gayretinde idiler Kanunî Fransa'yı himaye ederek Batıyı siyaseten bölmek istiyordu

Macaristanın durumu iyi degildi.Kötü yönetim altinda ezilen Macarlar memnuniyetsizliklerini belirtmek gayesiyle Protestanlık hareketlerine katıldılar paralarini alamayan Macar askerleri Akıncı Bali Bey'e sığındılar.böylece Kanunî macar seferini çabuklastirmistir Macaristan'in ele geçirilmesi ile Osmanlilar, Habsburg engelini kaldırmış Viyana kapılarındaki büyük bir mania aşılmıştı 

Macaristan seferinde Kanunî, vefat eden Şeyhülislam Zenbilli Ali Efendi'nin yerine, Kemal Paşazâde'yi tayin ederken, kendisinin bulunamayacağı sırada Pâyitahtın idaresine Mısır valisi Kasım Pasa'yi Kaymakam olarak görevlendirir.

Sefer hazırlıklarını tamamlayan Padişah 23 Nisan l526 da yüz bin kişilik bir ordu mükemmel 300 top ile birlikte istanbul'dan hareket eder. üçüncü Sefer-i Hümâyunda hükümdar, Eyyub Sultan, Ebu'l-Vefa ile babası Yavuz, dedesi II. Bâyezid ve Fâtih'in türbelerini ziyaret ederek dua eder. Allah'ın kendisine yardım etmesini diler.


İslâmî anlayışta savaş körü körüne bir kırma ve kırılma hâdisesi değildir. bir cihaddir. Cihad için her seyden evvel mânevî güç gerekir. Kanunî de Mohaç Meydanına girmeden yaşlar akıtıp, yüz sürerek mânevî kuvvetlerden istimdad ediyordu.ordular gittikleri yerlere tevhidi taşıyor devleti dinin, dini de devletin yardımcısı görüyorlardı

Kanunî'nin emrine göre ekilmiş tarlalara girmek, hayvan otlatmak toprak sahiplerinin hayvanlarını almak, ölüm cezasıydı Padişahın emri hilafina hareket edenlerin başı kesildi asıldılar. Hammer'in ifadesiyle Padişahın emrine uymayan kadılar bile cezanin şiddetinden kurtulamadi. 

Padişahın, reayanın menfaatlerini korumak ve onlara zarar gelmemesi için gösterdigi çabalar tebasını ne kadar düşündüğünün işaretidir. Iyi bir Müslüman olan Kanunî'nin anlayışına göre, idare ettigi halkından yine kendisi sorumludur. 

Kur'an-i Kerim,ve Hz. Peygamber'in hadislerinde pek çok emir bulunur Pâdisah, emirlere riayet etmekle vazifelidir kanuni halkının malına en ufak bir zarar gelmesini istemiyordu. Harp için dahi olsa, zarara tahammül edemiyen hükümdar, aksine davrananların, idamla cezalandırılacağını ilan etmekten çekinmiyordu. 

Onun, kanunsuz davranışları affetmeyişi, orduda büyük bir disipline sebep olmuştu. disiplin sadece Kanunî döneminde değil, her zaman vardı. bütün Osmanlı hükümdarları, kendilerini Allah'a karşı sorumlu tutuyorlardı. Bu sorumluluk onlarda,büyük hasletler meydana getirmişti.


Kanunî dönemi Osmanli dünyasının sosyal hayatından bahs eden Avusturya elçisi Busbecq, şu bilgileri verir.osmanlıda
Dikkatimi ilk çeken askerlerin karargâhlarından dışarıya çıkmamasıydı her tarafta tam bir sükûnet hüküm sürüyordu. Asla kavga ve münakaşaya rastlanmıyor, cebir ve şiddet hareketi görülmüyordu. Sarhoşluk, öfke veya hiddet yüksek ses yoktu. her taraf temizdi 

Busbecq, Müslüman - Türk dünyasına dış bilediği halde şu ifadeleri kullanmaktan kendini alamaz. " Şimdi benimle beraber geliniz ve sarıklı başlardan meydana gelen kalabaliga gözlerinizi çeviriniz. Türlü türlü, renk renk parlak esvablar Her tarafta altın, gümüş, lâl, ipek ve atlas pırıltısı... Bu manzarayı dil ile anlatmak imkan dışı bir iş. 

gözlerim bundan güzel bir manzara görmemiştir.bütün servet ve ihtişam içinde büyük bir sadelik ve iktisad göze çarpıyor. Herkesin elbisesi ve mevkii aynı biçimde. lüzumsuz işlemeler ve kenar süsleri yok. Halbuki bizde bu âdettir. Pek çok masrafa mal olur ve üç günde de bozulup gider."

Elçi kumar ve sarhoşluk bilmeyen askerin çalgı ve türkülerle eğlendigini gazâ ve sehâdet temlerini işleyen destanları bulunduğunu ordunun,nebatî, ve sıhhi gıdalarla beslendiğini, Ramazan ayında haram ve yasaklara karşı oruca hazırlandıklarını söyler. 

Hiristiyanlarin perhize girmeden imsakın acısını çıkarmak ister gibi, kendilerini çılgınca eğlenceye, sarhosluga verdiklerini, senenin bu günlerinde memleketlerini ziyaret eden yabancilarin, Hiristiyanlarin çildirmis olduklarini söylemelerine şaşırmamak gerektiğini uzun uzun anlatır

"Türkler'de şeref makam, idarî mevkiler, liyakat ve bilginin mükafatıdır.Tenbel ve ağır olanlar, yükselemezler.Türkler'in, muvaffak olmaları, hâkim bir irk haline gelmeleri her gün devletlerini genisletmelerinin hikmetini liyakat, kabiliyet ve çaliskanliga verdikleri ehemmiyette aramalidir."

"Bizim askerîmizle Türk sistemini karşılaştırınca korkudan titriyorum.iki ordudan biri galip gelecek ki bu Türk ordusu olacak diğeri mahv olacaktır Türk ordusu sırtını kuvvetli bir imparatorlugun gen2is kaynaklarina dayamış, zinde, tecrübeli ve sarsılmamış bir kuvvet 

Türk Askerleri zafere alışmış, zor şartlara dayanma kabiliyetine sahip, intizam ve disipline riayetkâr, uyanık ve kanaat ehlidirler. Biz avusturyalılarda ise umumi bir israf, yıpranmış bir kuvvet, mâneviyat bozukluğu, tahammül yokluğu ve idmansızlık var. aza kanaat etmeyen subaylar. Disiplinle alay ederiz. Başıboşluk, sarhoşluk, serkeşlik ve zevke düşkünlük vardir. Savaşın neticesi gün gibi asikârdir. 

Türkler iran'la bir anlasmaya vardıkları zaman Şark devletlerinin yardımıyla boğazımıza sarılacaklardır. Bu tehlikeye karşı ne kadar gevsek ve hazirliksiz oldugumuzu düsünmek içimi ürpertiyor."

Avusturya elçisi Ogier Ghiselin 

Osmanlı medeniyet âbidesi örülürken âbideyi yükselten her taş, mutlaka kendi mevkiine konmuştu. Son derece titiz bir vazife ve selahiyet taksimi devlet düzeninin aksamadan dönmesinde en büyük etkendi

Devletin en gözde ordusu, Belgrad'ın fetinden sonra Mohaç ovasina konarak Macaristan'ın karşısına çıktığı zaman , ezici kuvveti, eşsiz intizamı ve ibâdet derecesinde cengaverliği ile bir ordu değil, efsanevî bir heybet ve azamet örneği idi.


sefer hazırlıklarını tamamlayan kanuni 23 Nisan l526'da yüz bin kişilik ordu 300 top ile Istanbul'dan hareket eder iki buçuk ayda Belgrad'a varır. İbrahim Paşa'nın öncü kuvvetleri Tuna Nehrindeki Petro Varadini Bosna beyleri Siremdeki kaleleri asil kuvvetler ise Illok, Ulak ve Ösek Ösiyek ve Eszek'i almistir

Osmanlılar 'ın, Macaristana yürüyeceklerini duyan Macar Krali II. Layos (Lui) bir taraftan harbe hazırlanarak Avrupadan yardım istemişti.avrupa Macar kıralının bizzat savasta hazir bulunmasina karar vermisti.
Drava Nehrinde Macarlar osmanlılara karşı koymak istedilerse de muvaffak olamadılar Nihayet Macar ordusunun Mohaç ovasında bulunduğu öğrenilmişti. 

Osmanli ordusu ağır yürüyor, harp tertibatı alıyordu. Sag kolda Vezir-i A'zam Rumeli beylerbeyi ibrahim Paşa, sol kolda Anadolu Beylerbeyi Behram Paşa, merkezde Pâdisah, yeniçeri agasi ve kapikulu askerleri mohaç ovasında yerlerini alacaklardı.

Macar Kralı Layoş, Osmanlıları Mohaçta beklemeye başladı Mohaç'a gelen Osmanlı ordusu büyük hücum gecesi muhteşem bir gaza ateşi yakarak, yedi gögün yıldızı bir gazâ şenliği tertib ettiler kösler vuruluyor, davullar, çalınıyor, atlar kişniyor, sancaklar dalgalanıyordu. yağmur, çiselemeye devam ediyordu. Mohaç ovasinin "Karasu" bataklığıyla çevrilmişti.



MOHAÇ SAVAŞI

Kanunî, sabah namazından sonra,gözleri yaşlı ellerini göğe kaldırarak askerlere hitab etti İlahî, kudret ve kuvvet senden, imdad ve himaye senden. Ümmet-i Muhammed'e yardım et. Müslümanı yerindirme, kâfiri sevindirme " diye dua eder. 

Bu duayla Osmanlı saflarındaki askerlerde cesaret ve din şevki artar. süvariler, atlarından sıçrayıp yere atladılar. Yüzlerini toprağa sürüp secde ettiler Allah'tan zafer dilediler.şevk ile atlarına bindiler Padişahları ugrunda canlarını vereceklerine and içtiler.

Padişah, cenk elbisesiyle merkezdeki yerini almıştı. Sabah namazından saatler geçtigi halde taarruz başlamadı Kanunî, düşmanın yaklasmasini bekliyordu. Nihayet bekledigi an geldi ikindi vakti Macarlar taarruza geçti mohaç savaşı 29 Agustos l526 (20 Zilkade 932) Çarbamba günü ikindi vakti Macar hücumuyla başladı

Osmanlılar 'ın savaş planına vakıf olmayan Macarlar, altmış bin kişilik bir hücum ile işi halledeceklerini ümit etmişlerdi.Osmanlılar ise Macarları merkeze çekip çenbere alarak imha etmek istiyorlardi. 

Macar komutanı Piyer Pereney ile Papaz Tomori, bütün kuvvetleriyle Vezir-i A'zam ve Rumeli askerine hücum ettiler. Osmanlı kuvvetleri geri çekilip düşmanı içeriye aldılar. Macar kuvvetleri içeri alınıp toplarin önüne getiriliyordu. Bâli Bey kuvvetleri, düşmanın arkasını çevirerek Macar süvarilerini ikiye ayırdılar. 

Macarlarin Kral Layoş komutasindaki kolu, Anadolu kuvvetlerine yüklendi. Padişah ordusunun kalbine hücum ettiler. Kendisini muvaffak gören düsman içeri girdi. 35 Macar şövalyesi Kanunî'ye sokulup Pâdişahı esir alıp öldürmeye yemin etmislerdi. Bunlar, Marczalinin komutasında bulunuyorlardı. 

Yeniçerilerin siddetle çarpistigi Padişahın etrafinda küçük bir kuvvetin kaldığı bir anda Marczali ile Kanunî bizzat karşı karşıya geldi marczalinin arkadaşları, imha edilmişlerdi. Kanunî, tek başına üç sövalye ile dövüştü bir kaç ok yediyse de oklar, zırhı delemedi.Kanunî, üç şövalyeyi bizzat kendi kılıcıyla öldürdü

Macar kuvvetleri topların önüne getirildi "akıncı" ve "deli" kuvvetlerince çevrildi 300 topa ateş verilince Macarlarn dehşete kapılıp darmadağın oldular. savaşta komutan olan layoşun bataklikta ölüsü bulunmustu Osmanlilarin kilicindan kurtulan askerler gece bataklığa düşüp boğulmuşlardı. 

Mohaç Muharebesi iki saat sürdü.Osmanlı ordusunun mevcudu 300 bin, Macarlarınki l50 binden fazla idi. tarihçi Peçevî, "Mohaç gazasında ikiyüz bin kâfir katl ve esir olundu denilse belki noksanı var, mübalağası yoktur" derken, iki tarafin kuvvetlerinin denk oldugunu belirtmek ister. 

Lütfü paşa da Macar askerlerini şu ifadelerle dile getirir: "200 bin atli otuz bin piyade tüfenk Macar kuvvetleri 230 bin civarında idi. savaş Osmanlı planına uygun cereyan etti Kral Layoş, askerini üçe ayırmış, toplara karşı,bir gedik bulamamıştır. Osmanlıların Rumeli ve Anadolu kolu Macarları çenbere almıştır. 

Osmanlılar, mohaç ovasında Allah Taala'nin: âyet-i kerimesi'nin işaret ettigi gibi galip gelmişlerdi. Macar Kralının komutası altında Macarlar'dan Alman, Leh, Çek, italyan ve ispanyollar'dan meydana gelen büyük bir ordu bulunmakta idi.

Mohaç zaferinin ertesi günü akıncılar, düşman ülkelerine akınlara gönderilmişti. Macar ordusu imha olunmuştu. Osmanlıların önünde engel kalmamıştı. Mohaç ovasındaki üç günlük istirahattan sonra Osmanlı ordusu Macaristan ın başkenti Budin üzerine yürür. l0 Eylül l526'da şehir teslim olur.

Ordu budine gelmeden Hiristiyan olan halk kaçmıştı budinde Yahudiler çoğunluktaydı reisleri Salamon oglu Yasef, Budin kalesinin anahtarlarını Sultan Süleyman'a teslim etmişti. Pâdisah, şehir halkının can ve malına karsi yapilacak tecavüzü en büyük cezalarla tecziye edeceğini bildirir. 

Pâdisah, budinde on dört gün kalıp Kurban Bayramını geçirir. Budin'den istanbul'a dönüşte Segedin ve Baç şehirleri ele geçirilir. Beçnede Macar kuvvetleri bozguna uğratılır.asil osmanlı ordusuyla vuruşacak hiç bir kuvvet kalmaz Mohaç'tan sonra Macarların, Erdel voyvodası,Transilvanya valisi Zapolya'nın 30 bin kişilik askerinden başka kuvvet kalmamıştı.

Yaka yakaya bogaz bogaza cenk edilen Mohaç Meydanı Kral Layos ile tüm Macar ordusunun imhasina mal olmus Macar Devleti'ne son vermisti.tarih, Osmanli himayesinde bir Macaristan taniyacakti.

Osmanlılar Macar tahtına Zapolyalı Janos'useçer Alman Imparatoru Sarlken'in kardesi Ferdinanda Macar kırallık tacının giydirilmesi ile Macaristan'da iki krallık ortaya çıkar. Macaristan'ın batı ve kuzey batısı Ferdinand Orta Macaristan ile Erdel Zapolyanın hâkimiyetinde bulunuyordu.


MACAR TACI KORONA

Sultan Süleyman, l0 Mayis l529'da iki yüz bin kişi ile sefere çıkar. Macar topraklarına girdiğinde,Zapolya Pâdisahın kulu olmak istedigini bildirir Ey Pâdişah-i âlem penah, kâfirlerden kullarının nihayeti yoktur. Ben senin tebean olmaya geldim Padişahtan muradım vardır, emr olunursa hizmet-i şeriflerine girelim." der sözleri beğenen Kanunî"Muradın desin, elimizden geldikçe bitirmesine sa'y edelim cevabını verir

Hammer'in ifadesiyle Kanunî, Zapolyayı ayakta karşılamış, elini öptürmüş altın tahtın karşısına altın sandalye koydurmuş, birine ibrahim Paşa'yı digerine Zapolyayı oturtmuştur. Bu uygulama, Osmanlı protokolüne göre Macar Krallığı 'nın durumunu göstermektedir. 

Küçük Bali Bey'in, Ferdinand kaçırılırken ele geçirdigi tac,Sekbanbasi tarafindan Zapolyanın başına konmuştu. bir Yeniçeri generalinin, Osmanlı protokolunda ancak sancakbeyi (Tümgeneral) derecesinde olan bir şahsın Macaristan Kralı'na tac giydirmesi, Türk tarihinin unutulmaz hadiselerinden biri olarak kalacaktır.

Macar krallık tacı, Ferdinandın casuslarınca çalınıp Viyana'ya kaçırılıyordu. Osmanlı istihbaratı, derhal harekete geçti Bosna sancakbeyi Bali Bey, Viyanada tacı ele geçirip Kanunî'ye gönderdi Kanunî
Budine gelerek şehiri, ele geçirdi Kanunî, senelik vergi karşılığında budini Zapolyaya vererek Macar tacini giydirdi

Macar tacı, Macarlar tarafindan kutsaldı tacı giymeyen hükümdar sayılmıyordu
Ferdinand Macaristan Kralı olmak için tacı istiyordu. "Korona" tacı üst üste geçmis iki taçtan müteşekkildir. 

Asıl tacı l000 yılında Papa, aziz mertebesine çıkarılan ve Şamanlığı bırakıp Katolik Mezhebi'ne giren Büyük istvan'a göndermiştir Bizans imparatoru Mikhail Dukas Malazgirtten sonra papaya gönderdigi altın çelenk,taca geçirilir ve Korona tacı son şeklini alır


2. Macaristan Seferi Viyana Kuşatması

Osmanlılar sayesinde Macar Kralı seçilen Zapolya, bu imkanı değerlendiremez. Osmanlılar'a karşı avrupadan yardım ister Macar kralı seçilmiş Ferdinand Budine yürür zapolya kuvvetlerini Tokaj'da mağlup eder zapolya kayınpederi Lehistan Kralı'nın yanına sığınmak zorunda kalır

Zapolya, Osmanlılar'dan tekrar yardım ister. yardım talebi, Osmanlıları sür'atlen harekete geçirir 29 Subat l528 antlaşmasına göre Osmanlı Devleti, Zapolyayı hükümdar olarak tanır. Ferdinand vergi vermek şartıyla Macar Kralı olarak tanınmasını istediyse de teklif kabul edilmez Budin'in Zapolyaya iade etmesi istenir. 

Kanunî, Vezir-i a'zam ibrahim Paşaya II. Macaristan seferinin serdarlığını tevcih ederek büyük yetkiler vermisti.kanuni Macaristan yönetimine asker ve kaynak kullanmak yerine, Zapolyanın idaresinde yarı bağımlı bir Macar Devleti'ni Habsburglar'a karşı tampon bir devlet olarak birakmayi tercih ediyordu



VİYANA SEFERİ

Budin'e giren Kanunî, Ferdinand ile karşılaşmak niyetiyle Viyana'ya hareket eder ordu, Avusturya - Macar sınırındaki Ovar kasabasini ele geçirir Viyana önlerinde toplanmaya baslar.Ferdinand'in ise kuvvet toplamak için Avusturya içlerine çekilmisti.

Viyana şehrinin muhasarasında Osmanlı ordusu hazırlıksızdı Belgrad, Mohaç ve Budin'deki ağır toplar olmaksızın, orta ve hafif toplarla kalede istenilen gedikler açılamadı. Almanlar, kaleyi büyük bir fedakarlıkla savunuyorlardı. Surların önünde iki taraf da ağır zayiatlar veriyordu.ancak Surlar altından lağım açılamıyordu. 

aralıksız süren çalışmalar sonucu surlarda gedikler açılıp hücumlarda bulunuldu havaların soğumaya başlaması, kışın yaklaşması erzak sıkıntısının had safhaya ulaşması, askerin gücünü etkiliyordu. Kanunî, l7 günlük muhasarayi kâfi görmüştü ancak bu kadar kisa sürede böyle müstahkem bir mevkiin düsürülmesi, ordu ne kadar kuvvetli olursa olsun imkansızdı. 

l4 Ekim l529'da hücum başarıya ulaşmayınca, muhasaranın kaldırılmasına karar verilir. Halbuki son hücumda gedikler açılmış kalenin dayanma gücü tükenmek üzeredir kışın kar ve yağmurun yağması üzerine "Pâdisah-ı islâm emriyle leskere (askere) zarar ve ziyan müretteb olmasın diye kanuni "bir adami on bunun gibi hisara vermezen" deyip kuşatmayı kaldırır 

Kanunî haklı ve yerinde bir karar alarak Kış ve soğukların bastırmasıyla viyana kuşatmasını kaldırır hakan askerini düsünmüştür bölgedeki kar yağışı ve şiddetli kış soğukları felaket getirebilirdi. Şarlken (Charles Quint) Avrupa'dan topladığı kuvvetleri Linz'e yığıyordu. Viyana ancak iki hafta dayanabilirdi. Ancak kale feth edilse bile sonra ne olacaktı ? 

Kanunî çekilir çekilmez, Linz'deki Alman ordusu şehri muhasara edecekti. muhasara için Viyana'da çok büyük bir askerî güç bırakmak icab ediyordu. Şehirde, Türk topçu ateşinden yıkılmadık bir yer kalmamıştı. Böylece şarlken taht şehrinin tahribi ile cezalandırılmıştı. 

Kanunînin viyana seferinde l4 bin Osmanlı askeri şehid olmuş ve yaralanmıştı. Almanya tamamen perişan olmuştu. Viyana sefer-i hümayûnu 7 ay, 7 gün devam etmişti. Macaristan'daki Osmanlı hakimiyeti sağlamlaşmış, Avusturya ve Kuzey Macaristan tahrib edilmiş saldırı ihtimali ortadan kalkmıştı.


Üçüncü Macaristan (Alaman Seferi) 

Kanunî, istanbul'a döndükten sonra, Macaristan'da olaylar cereyan etti. Ferdinand, Budin'i tazyike basladı. İstanbuldan Macaristanı istedi Budini kuşattı ancak alamadı Sultan Süleyman'in emriyle Macaristan tahtina getirilen yanoşu tanımak istemiyorlar Onu krallıktan düşürmek için çesitli bahaneler arıyorlardı. 

Kanunî, Budin'in kuşatıldığından haberdar olunca krala verdigi sözlen l9 Ramazan 938 (25 Nisan l532)'da sefere çıkar. Alman imparatoru Şarlken ile hesaplaşmak istiyordu. l00 bin kişilik bir kuvvetle sefere çıkan Kanunî, Niş'e vardığında Ferdinand'ın elçileri Macaristan Ferdinand'a verildigi takdirde her sene 25.000 - l00.000 duka vergi vereceğini kabul ediyordu. 

teklifi reddeden Kanunî, Ferdinand'ın topraklarına ilerledi pek çok kasaba, Yahya Pasa oğlu Bali Bey ile onun oğlu Mehmed Bey ve Bosna Beyi Hüsrev Bey tarafindan zapt edildi Osmanlı ordusu zorlu bir muharebeyle Kösegi ele geçirdi. Ferdinand harbe davet edildi Ferdinand ile Şarlken, Osmanlılardan çekindikleri için oyalama ve yıpratma taktigi kullanıyorlardı. 

taktikleri işe yaramadı Osmanlı ordusu ileri harekâta devamla şehirleri zaptetti. Gratz gibi şehirler yakılıp yıkıldı Osmanli orduları, Macaristan'da Ferdinandın topraklarını ele geçirmişti.ancak Şarlken ile Ferdinand ortaya çıkamıyorlardı. Mevsimin geçmis olmasından dolayı geri dönüldü. 

sefer sonunda Ferdinand, antlaşma istemeye mecbur olmuştu.seferde sulh talebiyle gelen şarlkene hitab eden kanuni mektubunda erlik ve imparatorluk dâvasi ettiği halde kaç kere üzerine geldigini, kendisinden,nâm göremedigini, Hak Teâlâ'nın takdirinin yerine gelmesi için Beç sahrasında beklediğini aksi halde avratlar gibi taç giymemesini bildiriyordu.

Alaman seferinde osmanlı ordusu ikiyüz binden fazlaydı"Çekaloz" denilen ve kaz yumurtasi seklinde gülle atan 300 kadar küçük top vardı. Akıncı ve deliler 80 bindi sefer yedi ay sürmüştü. Padişah, l532 senesi Kasım ( 939 Rebiülahir ) ayı sonlarına doğru istanbul'a gelmişti. 

son seferin başarılı sonuçlanmasıyla şenlikler yapıldı. İstanbul, Üsküdar, Eyyub ve Galata kandiller ile donatıldı. pazarlar, dükkanlar,çarşılar geceleri dahi açık tutuldu. Halk,her gün ziyafetlerle eglendi.

II. Bâyezıd döneminde fethedilen Mora Koron kalesi, Andrea Doria komutasında hile ile alınmıştı. İç kaleye Frenkler, dış kaleye yerli Rumlar yerleştirilmişti. Koron'dan sonra Patras ve inebahti ele geçirilmişti. Avusturya bu yerleri koz olarak sürecek ve Macaristan Ferdinand'a verilirse Koron kalesi ile Afrikadaki Barbaros'a ait Arcel adasının iade olunacağını bildirmişti. 
Vezir-i A'zam ibrahim Paşa'nın cevabı " Biz, harple almayı tercih ederiz" olmuştu. 

Semendire Sancakbeyi Bâli Mehmed Bey'in Mora Sancakbeyi atanmasi ile 940 Ramazan (l534 Mart) koron ele geçirildi Koron kalesinde üç kısım kâfir vardı. Sancakbeyi, aralarına nifak soktu. köyleri talan etmeye çıkan kâfirleri kırarak iki gruba ayırdı. Dış kaleyi tutan Rum ve Arnavutlar, burayi Mehmed Bey'e teslim etti
Frenkler de canlarına emân verilmek şartıyla savas yapılmadan teslim oldular."


Budin seferi 

BUDİN SEFERİ

Ferdinand yıllar sonra Zapolya'nın ölümüyle küçük Sigismund'u tanımayarak tekrar ayaklanacak ve Kraliçe isabella'nın Osmanlıları yardıma çağırmasıyla, Macaristanın durumu yeniden gözden geçirilerek Budin tamamen Osmanli idaresine geçecektir.

Zapolyanın l540 daki ölümüyle Macaristan işleri karismaya başlar. Kraliçe isabella istanbuldan oğlu Sigismund'un Macar Kralı olmasını ister Fakat, Ferdinand ile Şarlken Budin'i muhasara ederler. başarı elde edemezler. Macaristan'a yeni bir sefer mecburiyeti doğar.

kanuni l54l de Budin'in Ferdinanda geçmemesi için Rumeli Beylerbeyi, ve üçüncü vezir Sokullu Mehmed Paşa 'yı 3 bin yeniçeri ve süvariyle budine gönderir. kendiside sefere çıkar. Budin'i alamayan Ferdinand kaçmak istediyse de muvaffak olamayarak imha edilir.Ordugâhları Türklerin eline geçer. Başkomutanları öldürülür. Padişah Budin'e yaklaştığında böyle müjdeli bir haber alır

l543 te Macaristan Seferin'den dönen Kanunîye Ferdinandın elçileri Macaristanın terk edilip kendilerine verilmesine karşılık l00.000 taahhüd ediyordu. Kanunî teklife sıcak bakmadı
Ferdinand, değişik milletlerden 80.000 kişilik bir orduyla budini kuşattı Osmanlılar, Budin'e yardım göndermek için derhal hazırlıklara başlarlar. 

Peşte önlerine gelen ferdinandın ordusu 8.000 kişilik bir kuvvetle budin kalesini muhasaraya alır. Osmanlı kuvvetlerine göre kat kat üstün olan ordu, Kanuni'nin büyük bir ordu ile gelmekte olduğunu duyunca bozguna uğrayıp geri çekilir 

Peşte muhasarasının hazırlıklarını tamamlayan Sultan Süleyman, oğlu Sehzâde Bayezid la Macaristana gider Osmanlı kuvvetleri Pojega Nana ve Valpo kalelerini zaptetederek Siklos'u kuşatır Kanunî, Siklos'un kuşatılmasına yardima gider. kale 8 Temmuz l543'te alinir. 

Peçuy sehri teslim olmuştur Kanunî Budin'e gelir. Osmanlılar tarafından feth edilip Avusturyalılar tarafindan zaptedilen Estergona varilir. şiddetli bir muharebe baslar. kaledekiler, l0 Agustos l543'te teslim olurlar. Estergon'un fethi ile sonuçlanan seferde Ferdinand'ın elinden Macar kirallarinin merkezi Gran (Estergon) ve kıralların kabirlerinin bulundugu istoni Belgrad ile Drava nehri üzerindeki Valpo, Siklos ve Tata gibi yerler alinir. harekât sonucunda Budin'in ilhakı gerçekleşmiş olur.


savaşda Avusturyalılar, ordugahların etrafina hendekler kazıp manialar koydular ve İstabur - Tabur" adi verilen istihkâmlar yapmışlardı. Macarlarca bu tahkimata verilen "Tabur" adi, tarihlerimizde "Istabur" şeklinde ifade edildiğinden, Kanunî'nin dördüncü Macaristan seferine "Istabur seferi" denilmiştir.

Budinde küçük kral, Padişah ın karargahına getirilir. piyadeler Budin'e girer Kraliçeye Budin'in küçük Kral Sigismund büyüyünceye kadar Türk idaresinde kalacagi söylenir. Sigismund,ahidnâme ve nâib olan annesiyle birlikte Zapolyanın eski beylik mahalli Erdel (Transilvanya )'e gönderilir.

Böylece Zapolyanın idaresindeki Macaristan Osmanlı topraklarına ilhak olunup on iki sancaklık Budin Beylerbeyliği kurulur Beylerbeyliğe Bagdad Valisi aslen Macar olan Süleyman Pasa tayin edilir Macaristan, Osmanlılara, Ferdinand'a ve Sigismund'a ait olmak üzere üç kısma ayrılır


Erdel seferi

Osmanlilarla basa çikamayacaklarini anlayan Ferdinand ile Sarlken, bes yillik bir baris antlasmasi yaparlar. Erdel hâdisesi, harbin yeniden baslamasina sebep olur.

Erdel Kiraliçesi eski Macar Kirali Zapolyanın zevcesi izabella, Osmanlı himayesindedir Kiraliçenin müsavirlerden birisi Ferdinand taraftarıdır Erdel'in verilmesine çalisiyordu. Osmanli Ferdinand'i tehdid etmiş Ferdinand aldırmamıştı Osmanli ordusunun iran seferindeyken bir sey yapamayacagindan emindi.

Kanunî, Avusturya kuvvetlerinin Erdel'e girdigine kani olunca Avusturya elçisinden durumu sordurtarak onu haps ettirdigi gibi Rumeli Beylerbeyi Sokullu Mehmed Pasa'yi Erdel üzerine yürümekle görevlendirmisti.

10 Temmuz l55l'de Sofya'dan hareket eden Sokullu, Slankamen'den ayrılarak Beçe önlerine gelip ele geçirir.Beçkerek ve Çanad'dan başka oniki kaleyi zaptederek Osmanlı hâkimiyetine katar. Lipva'yı ele geçirip Timisvarı kuşatır.iklim şartlarından dolayı Belgrad'a döner.

Sokullu Paşa'nın çekilmesiyle Avusturya ordusu Erdel'e girer lipva'yı alır Segedin'i muhasara eder. Segedin sancakbeyi Segedine gelen Ali Pasa, Avusturya ordusunu imha eder savaş 1562 yılına kadar sürer. Ferdinand, Erdelden vazgeçip Macaristan için 30.000 duka altın ödemiş ve sekiz senelik bir muahede imzalanmıştır


l562)Bogdan Seferi
Sitemizden Programları indirebilmek Ve En İyi Şekilde Faydalanmak İçin Lütfen ÜYE Olunuz..

II. Bâyezıttan beri boğdan Osmanlılara bağlı bir voyvodalıktı voyvodalık Kili ve Akkirman kaleleriyle devletin nüfuzuna girmiş yarim asırdan fazla devleti uğraştıracak hareketlerde bulunmamışlardı. voyvodalık vergi vermekte ihmal göstermişse de göz yumulmuş sadece ikaz edilmişti.

Kanunî, Macaristan seferinde boğdanı Voyvoda Petru Rares'e bırakmıştı. Voyvodalık, her yıl Osmanlı Devleti'ne 4000 duka altın, 40 kısrak ve 20 tay göndermekle yükümlü tutulmuş. kararlaştırılan hediyeler bizzat Rares'ten alınarak karşılığında vezirlere mahsus samur kürk sancakbeyi alâmeti olarak iki tug hediye edilmişti

Rares, gizlice Osmanli Devleti aleyhinde çalışmaya başlamıştı. Ferdinand ile muhabere müzakerelerine baslayan Rares, Erdel sınırlarına tecavüz etti Zapolyaya karşı Ferdinand ile birleşti vergilerini göndermedi Osmanlılara bagli Venedikli Gritti'yi öldürttü

Rares'in bu faaliyeterinden Kanunî l538 Mayıs'ında Boğdan üzerine yürümeyi kararlaştırır. Barbaros'un donanma ile denize açıldığının ertesi günü istanbul'dan hareket eden Osmanlı ordusu, Edirne'ye ulaştığında Kanunî "Seferimiz Boğdan üzerinedir" diyecektir. Kanunî, Rares'in azıgnlığa son verip itaat etmesi halinde merhametli davranacağını bildirmişti. 

Rares'in samimi olmadigi anlasilmis sefere devam edilmiştir. dehşete düşen Rares, Transilvanyaya kaçmıştır Osmanlı ordusu Yaş sehrini yakip yıkmış Suçeva sehrini almıştır. Kanunî, umumi af ilan ederek voyvoda seçilmesini ister. Kanunî Rares'in kardeşi Lacustayı voyvoda arayarak berat verir.

sefer sonunda Osmanlılar, Prut ile Dinyester nehirleri arasındaki yerleri ele geçirirler Elde edilen yerler, sancak haline getiriliŕ. yıktırılan Kili kalesi inşa edilip Akkirman müstahkem bir kâle haline getirilir Bender sehri ele geçirilir Boğdana voyvoda vaziyete hâkim olamaz Sultan Süleyman, voyvodaliğı tekrar rarese verir


KANUNİ VE MACARİSTAN SİYASETİ

bir buçuk asır Türk hâkmiyetinde kalan Macar yönetiminde son derece akıllı hareket eden Osmanlılar, Budin'e tayin edilecekleri birinci derecede değerli kimselerden seçiyorlardı muktedir bir serdar,siyasî kuvveti olan diplomatlar ve son derece mert, dürüst ve faziletli 
kimselerden seçiliyordu

Osmanlı idaresinde gelişen Macar medeniyeti ile Müslüman dünyası, aynı coğrafyada yaşıyorlardı. Macarlar'dan devr alınan kültür ve medeniyet mirası eserler muhafaza edilerek şehrin Müslüman ülkesi haline gelmesine gayret edilmiştir. 
Budin, saraylar, câmiler, mescidler, medreseler, imâretler, köprüler, hanlar, ziyâret ve mesirelerle tipik bir Müslüman Türk beldesi oluvermişti. 

Osmanlılar, Budin'i önemli bir merkez kabul ediyorlardı. İla-hi kelimetullah için islâm sehri haline getirmeyi önemli ve vazgeçilmez bir hedef sayıyorlardı Bu sebeplede, l54l'de Osmanlı Devleti'ne ilhak olunan Macaristan toprakları, payitaht beldelerinden sayılarak Budin merkez olmak üzere, yeni bir eyâlet teşkil edilmiş beylerbeyinin idaresi altına konulmustur. 

Budin beylerbeyinin protokolde önemli bir yeri vardı Koçulu kayığa binmek, solak yürütmek selâhiyetine sahipti Budin Beylerbeyi tımar tevcihi, kethüda tayini gibi haklara sahibti hudud muharebelerinde komutan tayin edilirdi
komşu devletlerin ihtilaflarında hakemliğine müracaat olunurdu. Kanunî'nin Macaristan fütûhatında, bir tek hedefi oldu ilâ-yi kelimetullahı ve islâmiyeti uzaklara götürmek

günümüzde, Kanu-nî'nin Macaristan ve Batı seferlerini tenkid edenler bu gücün iran ile Türkistan taraflarına,Türk ve Müslüman sahalarına harcanıp bu sayede türklerin tek bir bayrak altında toplanması sağlanamazmıydı demektedirler. bu tenkidlere söyle cevap verelim

1) O dönem, günümüzden uzaktır. devrin zihniyetini kavramak mümkün olamayabilir. Bunun içinde tarih ile uğraşanlar, dönemin olaylarını incelerken o günün sartlarini, hesaba katmak zorundadırlar.bu sâyede doğruya ulaşabilirler.

2) Arap ve Müslüman devletlerin topraklarını, uzun zaman idaresinde tutan Osmanlı Devleti, başarısını muazzam bir disiplinle yetistirdigi askerî güce borçludur ordunun kaynağını devşirme yani gayr-i müslim çocuklar oluşturmaktadır Avrupa seferlerinde kayb edilen nüfus gayrı müslimler devşirilerek müslüman nüfusa ikame ediliyordu

Devşirme sistemiyle Kur'an'a muhalefet edilmiyor, savaslarda ölen ve yaralanan asil Müslüman nüfus korunmuş oluyordu. Böylece Osmanlı Devleti, islâm'ın yayilmasinı sağlıyordu.ve Osmanli, Bati ile savaşmakla kârli çıkmış oluyordu.

c) Cihadın faziletleri ve Müslüman olmayan bir devletle cihâd yapmanin, hayırlı ve sevaplı bir mücadele olmasi. ilâ-yi kelimetullah mücadelesinin ne kadar hayırlı bir iş olduğu 
Kur'an -i Kerim'de ve Hz. Peygamber'in hadislerinde belirtilmiştir.Müslümanlar, cihâdla ilgili müjdelere nail olmak için devamlı Müslüman olmayanlarla mücadele vermişlerdir.

d) Ganimet elde etme arzusu. ve Fethedilen memleketlerin maddî imkânlarindan istifade etmenin etkisi avrupa seferlerinde önemlidir savaşmak için ordu ve paraya ihtiyaç vardır. Bu da zenginlerden elde edilir. Orta Avrupa ve Macaristan için sefer yolu kısa ve ulaşılması kolaydır. 

XVI ve hatta sonraki asırlarda günümüzdeki gibi milliyetçilikten söz edilemez Türkmenistan'daki Türklerle birlik sağlanmak istenmesi, türklük bilinciyle degil,Müslüman ve Sünnî olmalarından kaynaklanmaktadır



İRAN SEFERLERİ

Sultan Selim'in vefatıyla umutlanan ismail, Anadolu propagandasını arttırıp Kanunî'nin cülusunu tebrik etmedi şah Ismail ölünce küçük çocuk onbir yaşındaki Tahmasb tahta geçti iran Gilan beyliği ve Sünnî ulema Osmanlilardan yardim istedi

Kanunî'nin niyeti Türkistan'a varıncaya kadar bütün Türk illerini tek bayrak altında toplamak Kızılbaş
Safevî tehlikesinin kökünü kazımaktı.Mohaç seferinden önce Doğu'ya sefer yapmayi düşünmüş Tahmasb'a "Tehdidnâmeler göndermişti
Doğu ile ilgilenmeye karar veren kanuni. Nihayet iran'a harbin açılmasına karar verir

Bağdad'ı ele geçiren Zülfikar Bey şehrin anahtarını istanbul'a gönderir Osmanlilar, Viyana kusatmasinda iken Tahmasb, Bağdadı ele geçirir Kanunî'nin çıkacağı Doğu seferinden önce, Bağdad ile Bitlis'te meydana gelen hâdiseler, doğu seferini zaruriyet haline getiriyordu

Türkmen Musul oymağından Zülfikar Han,Kelhur Hâkimi idi. Bağdad Beylerbeyi amcasını asker bulundurmadan yaylaya çıkmasıyla bir baskınla öldürüp 40 gün kusattigi Bağdadı almış kendisini Bağdad Beylerbeyi ilan etmişti. Tebriz'in kendisini cezalandıracağını bilen Türkmen Beyi, Bagdad'ın anahtarlarını Kanunî'ye göndermiş kanuni adına sikke kestirip hutbe okumuştu. Osmanlılara bağlılığını ilana başlamıştı. 

Padişah,Viyanadayken Irak'a yardım edemedi. Tahmasb, ordusu ile Bağdadı günlerce kuşatmış l0 Haziran l529 da Zülfikar Han ile kardeşi Ahmed Bey'i uyurken öldürerek Bağdad kalesini ele geçirmişti Irak merkezi bağdat Osmanlılar'a tabi olmuş ancak korunamamıştı buda Padişahı manevî bir borç altına sokmustu


İran harbindeki ikinci hâdise ise iran beylerinden Ulama Han'ın Osmanlılar'a, Osmanli ümerâsindan Bitlis Hâkimi Şeref Hanın ise Safevîler'e sığınmamalarıdır. Şah Kulu isyanında Şah Ismail'in yanına kaçan Ulama Han, Azerbaycan Beylerbeyi ve önemli bir siyasetçiydi Şah ın basveziri Çuha Sultan'ın, isfahanda Samlu Hüseyin Han tarafindan öldürülmesiyle şahtanvezirlik istemişti

Ulama han Şaha gitmek isterken, rakipleri onu âsi gösterir beylerinin ve aşiretinin ezilmesinden ürken Ulama Han, sancaklarıyla Vanda Osmanlılara bağlılık bildirir. İstanbulun buyruğuyla, Bitlis Beyi Şeref Bey'in "vasıtasıyla istanbul'a gelir Ulama,Şeref Hanın şah'a meyli olduğunu söyler ocaklık statüsü kaldırılıp beylerbeyilik haline getirilen Bitlis ulamaya verilir

Seref Han, Sünnîdir Bitlis'in iran toprağı olduğunu ilan etmiş ve Tahmasb'dan yardım istemiştir. O Osmanlılar 'ın, kendisini ata topraklarından mahrum edeceğini sanıyordu. Dulkadir ve Diyarbakır Beylerbeyi yardımıyla Bitlis'i kuşatan Ulama, Safevî ordusunun yardıma geldigini duyunca Diyarbekir'e çekilmistir. 

Ahlat'ta şah'a ziyafet çeken Şeref Bey, tahmasba armağanlar sunar, kendisine de murassa kılıç kemeri ve altın sırmalı kaftan hediye edilir. Tahmasb,ferman vererek "Eyâlet penâh" diye hitab eder.Tahmasb, Osmanlılara bağlı bir uç beyliğini himayesine almış ve iran savaşına sebep olmustur

Bu, bir Osmanli toprak parçasının başka bir devlete geçmesi demektir Osmanlı siyaseti bunu kabul etmez bunun üzerine iran seferi elzem hâle gelmiştir. İrana bizzat hükümdar sefere çıkmıştır
O, iranı ortadan kaldırıp, Sünnî Türkistan'la birleşmek,ve kendisini arkadan vuran şii kösteğini ortadan kaldırmak arzusunda idi. 

Kanuninin Anadolu'yu isyanlarla karıştıran şiîliğe karşı düsünce ve tutumunu gösteren gazeli Sultan II. Mahmud'un kızı Âdile Sultan tarafindan hicri l308 miladi l890 yılında istanbul'da bastırılmıştır
"Allah, Allah diyelüm, Sancak-ı Sâhî çekelüm,
Yürüyüp her yanadan şark'a sipahî çekelüm,
İki yerden kuşanalum yine gayret kuşağın,
toz ile toprağa, bu râhi çekelüm.
Gözüne, sürme deyü dûd-i siyahi çekelüm.
Bize farz olmus iken : olmamız Islâm'a zahîr,
Nice bir oturalum, bunca günahı çekelüm,
Umarum rehber ola bize Ebûbekr ü Ömer,
Ey Muhibbî, yürüyüp Sark'a sipahî çekelüm.

l. Irakeyn Seferi ve Sınır bölgelerinde cereyan eden hâdiseler üzerine Kanunî, Osmanlı Pâdisahı hem de islâm Halifesi adına hutbe okunan ve kale anahtarlari da gönderilen Bağdad'ı "Kızılbaş zulmünden" kurtarıp Irakı almak üzere harp hazırlıklarına başlamıştı.


BAĞDAT SEFERİ

Tahmasbın muhtemel bir harekâtina karşı acele yetişmesi arzulanan Kanunî, iran sınırlarına yola çıkar.Konya'dan geçerken Allah'a hamd ve senâ ile büyük şair ve mutasavvıf Mevlana Celâleddin-i Rûmî'nin türbesinde semâ âyininde bulunulur. tilâvet ve Mesnevî'den parçalar okunması dervişlerin ney sesleri kanuniyi çok memnun etti

Sultan Süleyman, Tebriz'e girerken şehir halkı tarafindan tezahüratla karşılandı. Pâdişah'la serasker ibrahim paşanın orduları birlesti divan toplanarak seraskere, beylerbeyilerine, ağalara, hil'atleri giydirildi. Ordu ihsanlara kavuştu

Ordu,yoluna devam eder. Tahmasb geri çekilir Şahın taraftarları Osmanli bayragi altına geçerler. Tahmasb, Osmanli ordusunun önüne çıkmaktan çekinip yıpratma taktikleri kullanıyor Osmanlı ordusunun geçeceği yerleri tahrib ettiriyordu.

Irak-ı Acem'e giren Osmanli ordusu ıssız ve harab bir arazide çok güç şartlar altında Sultaniye'ye gelebilmişti. Havaların soğuması, erzak darlığının başgöstermesiyle Bağdad'a yüründü yürüyüs, dünya tarihinde eşine ender rastlanan bir vak'aydı
hayvanlar telef olmuş, toplar büyük zarar görmüşlerdi.esyalar kayıp ve zayi' oldu. toplar yolda bırakılıp toprağa gömüldü.

Bu işler, serasker kethüdası Basdefterdâr Iskender Çelebi'yi alakadar ediyordu.İbrahim Pasa ile arasında anlaşmazlık vardı yollardaki telefe çok kızan Pâdisah'a, işin sorumlusu olarak Iskender Çelebi gösterildi. Başdefterdar azledilerek zeâmetleri alınır.

birçok güçlükler yenilerek Bagdada varılır. Bağdad önlerinde kale muhafızı Tekelü Mehmed maiyetindekilerle şehri terk eder Bağdad, mukavemetsiz olarak 28 Kasim l534 te teslim olur. iki gün sonra da Pâdisah sehre girer Bağdad, Osmanlı ülkesine ilhak edilerek Bati'da "Dâru'l-cihad" Belgrad' Doğu'da ise "Dâru's-selâm" denilen Bağdad, Osmanli ülkesine katılmış olur b
15-10-2018 04:56 PM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Murataltug Çevrimdışı
Uzman
*****

Mesajlar: 2,252
Üyelik Tarihi: Nov 2017
Rep Puanı: 68
Ruh Halim
Ruh Halim
Oylesine

Takımın:
Fenerbahce
Mesaj: #24
RE: Osmanoğulları 1299-1922 biz osmanlı torunuyuz
Yavuz sultan selim 

Bismillahirrahmânirrahîm.Elhamdü lillâhi rabbil'alemin Errahmânir'rahim Mâliki yevmiddin İyyâke na'budü ve iyyâke neste'în İhdinessırâtel müstakîm Sırâtellezine en'amte aleyhim ğayrilmağdûbi aleyhim ve leddâllîn

Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın ismiyle.Hamd o âlemlerin Rabbi,O Rahmân ve Rahim,O, din gününün maliki Allah'ın.Ancak sana ederiz kulluğu, ibadeti ve ancak senden dileriz yardımı, inayeti.
Hidayet eyle bizi doğru yola,O kendilerine nimet verdiğin mutlu kimselerin yoluna; o gazaba uğramışların ve o sapmışların yoluna değil.



HAMMERE GÖRE SULTAN SELİM

Hammere göre sultan selim Kendisinden öncekiler sakal biraktiklari halde o, sakalini tiras ettirerek biyik birakti. Yuvarlak yüzlü olan Sultan Selim'in gözleri büyük ve parlak idi. Siyah kaslari ile büyük biyiklari da onun güçlü ve heybetli niteliklerini sahsiyetini karekterize ediyordu. Fikrinde cür'et ve selamet vardi. Siiri sever ve söylerdi. Öfkeli ve sert, egilimiyle kendisini halkina adamıştı

Hammere göre sultan selim halk arasinda gezer taninmamak için elbise degistirirdi. istihbaratçıları her tarafa girip çikar kendisine haber getirirdi. Selim,Misir seferi esnasinda Ravza Adasi'nda emri üzerine insa edilmis bir Arap köskünün duvarina kendisine ait olan iki beyit yazdirmistir." 
tamamiyle sahsinda toplayan,sert disiplinli azimli iradeli, cevval ve dinamik oldugu için Osmanlilarca "Yavuz" adi ile anilan bir sultandi.


Sehzâde Ahmed, babasi II. Bâyezid'in yerine tahtına adaydı.o, Amasya'da hükümdarlara yakismayacak eglencelere katilirken Yavuz  Iran'in Anadoluda felâket halini gelmiş Kizilbas tehlikesini önlemeye çalisiyordu. Yavuz, Kizilbas propagandasinin korkunç tehlikesini gören ilk sehzâde oldu. Tehlikeli bu durumu  babasi ile sadrazama yazdi. tepkinin gelmedigini gördü.bu yanginin söndürülmesi için, Anadolu'nun degisik bölgelerinden gelen yigitler ile Erzincan ve Iran üzerine akinlarda bulundu. 

Sultan selim Siîlige karsi Sünnîligin lideri durumuna geldi. Onun seferlerini haber alan yigitler Trabzon'a kostular. içten bir arzu ile dögüsmeye basladilar. bu bir cihâd idi. akinlardan sonra memleketlerinde Yavuz'un kahramanlik ve yigitliklerini anlatmaya basladilar. Insanlarin toplu bulunduklari yerlerde "ozanlar türkü çikarup " Yürü Sultan Selim devrân senindür" kelimatini zikreder oldular...

Sehzâde Korkud ile Ahmed, iç bölgelerde yasarken Yavuz sinirda çarpisiyor, ilerisi için  bilgi ve tecrübeler elde etmeye çalisiyordu. Bu durum, hem halk hem de Kapikulu askerlerinde Yavuz'un, dedelerinin yolunda yüreyebilecek yegâne padisah namzedi oldugu kanaatini uyandirmisti.

Müslüman bir toplum bünyesi ile Osmanli Devleti, Islâm Hukukunu, devletin bütün organlarinda uygulamaya gayret ediyordu."ilây-i kelimetullah" anlayisinin sonucu olan "cihâd ve gazâ" fikri devlet ile halk için yerine getirilmesi gereken bir farz telakki ediliyordu. devletin siyasî, idarî askerî organlari buna göre düzenlendi devletin  elemanlari buna göre yetistirildi.

II. Bâyezid döneminin sonlarinda Kapikulu, Akinci ve Timarli askerler,istirahata çekilmislerdi. eski sefer ve zafer hikâyelerini anlatır olmuslardi. Nigbolu'lar, Varna'lar ve Kosova'lar  masal olmuslardi. Damarlarinda kahramanlik ve yigitlik bulunan erler, eskinin hasretini çekiyor, tarihe  destanlar yazdiracak bir liderin gelmesini bekliyorlardi. 

Yavuz Trabzon'dan sefer haykirislariyla zaferlere susamis bütün tebeasına nurlu ve parlak günlerin isaretini vermeye baslamisti.25 Nisan l5l2 de padisah oldugu zaman 46 yasinda olan Yavuz devlete zarar vermedikleri takdirde kardeslerine dokunmayacagina dair babasina söz vermisti.



Sultan selim Padisahligi devr aldiktan sonra, II. Bâyezid, Dimetoka'ya gitmisti. Yavuz onu ugurladıktan sonra yeniçerilerin kiliçlarini çattilar, padisahin kendilerine "râm" olacagini  bahsis verecegini umuyorlardi.umduklarini bulamadilar. kiliçlarin altindan geçmeyi yenilgi sayann yavuz Yedikule'de yol degistirdi. Böylece yeniçerilere görünmeden saraya geldi.yeniçerilerin saraya gelerek "Caize" istemelerine engel olamadi. hükümdar, sayilari takriben 35.000 civarinda olan kapikullarinin mensuplarina cülûs bahsisi vermek suretiyle ise baslamis oldu.

Sultan Selim tahta çiktiktan sonra ilim adamlari, devlet erkâni ve memleketin ileri gelenleri, kendisine bey'at ederler.babasinin dönemindeki görevlileri yerinde biraktiktan sonra ellerini kaldirip söyle dua eder: " Ya Rabbi, senin kudretin, beni saltanata getirdi. Bana devlet ve saltanat islerini kolaylastir. Ona riayet etmeyi bana nasib eyle."



YAVUZ SULTAN SELİM ŞAH İSMAİL

Sah Ismail propagandasi sonucunda düsülen durumu Trabzon sehrinden endise ile takib eden Yavuz, babasini tahttan indirerek devleti ele almisti. II. Bâyezid devri sona ererken gevsek faydalanmak isteyenler emelleri için harekete geçip halkin huzurunu bozmuslardi. Bu hâle sebep vezirden devletin en küçük görevlisine kadar her zümre kanunsuz hareketlere girismiştir 

Şah ismailin grupları sadece propagandasini yapmakla kalmiyor, ayni zamanda "Nezir" adindaki vergiyi ona ödüyorlardi. Rumelide Seyh Bedreddin taraftarlari bunlarla hareket ediyorlardi. Sünnî Müslüman'i öldürmek kâfir öldürmek kadar gazâdir, sevabtir diyorlardi.bu gruplar, Sah Ismail'in gelmesini bekliyorlar Bunlar, "Sah Sah" diye Osmanli'yi yikmak istiyorlardı

II Bâyezid döneminin sonlarinda devlet bozulup dejenere oldu Devlet adamlarinin vergi ve gelirden baska bir sey düsünmediler"halkin bir kismı yokluktan öldü halki idare edenler"azgun ve bozgun" oldu

Yavuz Sultan Selim, Sah Ismail'in, ülkesine karsi giristigi tahriklere son vermek, bu arada Osmanli hududlarina olan tecavüzünü önlemek maksadiyle Iran üzerine yürümeye karar verir. Siîlerle mücadeleyi görev sayan Selim, sipahilerin kisminin Iran'a gitmesini önlemisti.Kizilbas - Safevî münasebetlerini yok etmek Anadolu Kizibaslarina siddetli bir darbe indirmek niyetinde idi. kiyâm ile karsilasmamak ve ordunun vurulma ihtimalini önlemek için, Sah Ismail taraftarlarini ve 40 bin kisiyi bulan Erdebil Tekkesinden iki bin kişiyi ölüm, geri kalanlarini sürgün cezasiyle cezalandirdi


Yavuz sultan selim-şah ismail

Yavuz Iran üzerine yürümenin gerekliligine inandı devlet erkâni ile askerlerin de inanmasi gerekiyordu.seferin tehlikeleri vardi. çok uzun sürecek yol ve yolculuk messakatine katlanmak gerekiyordu.Sah Ismail'e açilacak seferin mesrulugu mutlaka kabul edilmeliydi Gerçekten de mezhebleri ayri da olsa Müslüman bir orduyu, Müslüman ordunun üzerine sevk etmek söz konusu idi.birbirleri ile harb edecek olanlar ayni irktan kimselerdi.birbirleri ile akraba olanlar bile vardi. 

Safevî halifeleri tarafindan kandirilmis olan Anadolu Kizilbaslarinin durumu kritikti.çarpismada beklenmeyen bir durum meydana gelip Iran lehine bir hareketin dogmasi imkânsiz degildi. Yeniçeriler proplem çikarabilirlerdi.Haci Bektas-i pir olarak kabul eden Yeniçerilerin, Hz. Ali'ye karsi duyduklari sonsuz baglilik, zayif bir Iran Kizilbaslarına karsi harekete geçmelerini güçlestirebilirdi. 

Zeynel Pasa'nin, Karaman Beylerbeyi olmasından sonra edilmesi harekete geçen osmanlı ordusu Çermük'e gelir.Selim,esir edilen Kizilbasları Sah Ismail'e gönderir.Pâdisah Sah Ismail'i tahrik ediyor, memleketinde yürüdügü halde kendisinden bir haber alinmadigini belirttikten sonra, onun korktuguna hükm ederek bir tabibe müracaat etmesini tavsiye ediyordu.



Yavuz sultan selim-şah ismail iran seferi

Yavuz Mektubunda, "Ey Ismail, ülkemin sinirinda görünmekle bana meydan okudun. Iste geldim,ne senden ne de askerinden bir eser görmedim. Ölümüsün sagmisin bilemiyorum, hile ve aldatmaktan baska bir sey bilmez misin korkuyorsan bir tabib getir ki seni tedavi etsin. 

Yavuz şah ismaile Seni korkutmamak için askerlerimden kirk bin kisiyi Kayseride biraktim. Düsmana ancak bu kadar lutuf gösterilebilir" yönetimden vaz geç inzivaya çekil Yavuz Sah Ismail'e bir de kadin elbisesi göndermiştir

Şah ismaile kendisini gizlemeye devam ederse erkek sayilmayacagini bildiren Selim, Sünnî Özbek Hani ve Memlûk Sultani Kansu Gavriye mektup yazip, düsman memleketinde bulundugunu bildirir. Çermük'ten çıkan Osmanli ordusu, Sökmen'e gelir. Sökmen'de Gürcü Beyi Mirza Çabuk'un elçileri iki bin bas koyun ve bir miktar zahire getirmislerdi. Gürcü Beyi bu vesile ile dostlugunu göstermis oluyordu.

Yavuz Tebriz'e dogru hareket emri vermisti.Agri vilayetine bagli Elesgirt Sakalli Köyüne gelen ordu Düsman yok, harab memlekette nice seyahat ederiz diye mirildanip isyana basladi selim'in çadirina tehdid dolu mektuplar birakiliyordu. yigit padisah atina atlayip askerin içine dalmis, heybetle "Ehl ü iyal kaydinda destûrdur, gerü karilarinun yanina gitsünler, biz buraya gerü dönmek içün gelmedük! Rahat isteyen bu yola yarasmaz. 

Iran seferi sırasında çıkan yeniçeri isyanında yavuz yeniçerilere şöyle buyurdu Bizi isteyüp fi - sebilillah can ve bas feda edecek yigitler lazım Ölümden korkanlar gerü dönsün! Düsmanla çarpisacak merdler benümle gelsün.içünüzde er yogise ben yalinüz giderüm" diyerek askerin hamiyet duygularini tahrik etmisti. 

Asker, bu cesaret ve yigitlik âbidesi yavuzun at oynatisina, heybetli hitâbetine küçük bir kiliç kimildatisina dahi vurgun ve âsikti. Sevdikleri hükümdar komutana büyülenmis yekpâre bir kitle gibi baglandi. hareket emri veren Sultan' yavuzu tek bir yeniçeri bile terk etmedi.


YAVUZ SULTAN SELIM'IN DOGU SIYASETI

Yavuz Trabzon valisiyken Sah Ismail'in faalietleri sonucu meydana gelen ve Siîlige  isyaninın tehlikeli boyutlarini gören Yavuz babasinin yerine geçip güvenligi sagladiktan sonra yüzünü doguya çevirdi. Bunun önce agabeyleri taht kavgasina son vermek üzere harekete geçer. içerideki huzursuzluk kaynaginı kurutmayi düsünür. Stanford Shaw, onun hakkinda "II. Mehmed (Fâtih)'in fetih politikasini izlemek ve dünya imparatorlugu kurma hedefini gerçeklestirmek arzusundaydı gerçek hedefi Islâm birligini kurmak ve Islâm dünyasi için tehlike olan Siîligi önlemek idi.

Erdebil Sufileri neslinden gelen Seyh  Sah Ismail'in,Anadolu'lu Boy ve Uluslardan Anadolulu Musullu, Tekelü, Bayburdlu,Karamanlu, Afsar, ve Karacadag Sufilerini etrafina toplamak suretiyle  Azerbaycan,Diyarbekir, niayet Bagdad'i alip Akkoynlu Türkmen Devleti'ne son vermesi, Anadoluda  ve Osmanli Devleti'nin aleyhine yeni bir buhranin zuhuruna sebep olmustu.

Ehl-i Beyt sevgisi iddiasiyle Iran'da Siî devleti kuran Sah Ismail'in, dedesi Seyh Cüneyd ve babasi Seyh Haydar halifeler (daî = propagandaci) göndermek suretiyle Anadolu'nun, Bâtinî fikirlere sahip halki arasinda propaganda faalieyetleri gayesine ulasmistır Osmanlida Siî faaliyetleri sehzâdeler arasi rekabet zamanına tesadüf eder.timarlari ellerinden alinip baskalarina verilen Tekeli sipahileri, propagandanin tesiriyle Sah Ismail'in vaadlerine aldanarak Iran'a göç etmişlerdir

Osmanlı tımarlı sipahileri Sah Kulu (Seytan Kulu)'nun isyaninda önemli rol oynamislardi. Bâyezid'in aldigi tedbirler, Siî tehlikesini bertaraf edememisti.II. Bâyezid, oglu Selim'e tahti teslim ederken "Kizilbastan ehl-i Islâmin intikamini aliviresin" demisti.ülke ve Sünnî Islâm dünyasinda Siî tehlikesini önleyebilecek sehzâdenin Selim oldugu hususunda herkes ittifak edilmisti. Nitekim halk ve ozanların "Yürü Sultan Selim devrân senündür" diye türkü çikardikları belirtilir.

Bâyezid'in son senelerinde sehzâdeler arasindaki vaziyetten istifade eden Sah Ismail, faaliyetlerini artirmis Sehzâde Ahmed'in, Kizilbasligi kabul eden oglu Murad'i himayesine almisti.

Yavuz'un agabeyi Sehzâde Ahmed'in en büyügü Murad adini tasiyan dört oglu vardi. Murad, babasinin Amasya'dan ayrilmasindan sonra bursa valiligini yapti.Amasya ve Çorum çevresinde Kizilbaslarin tesiriyle Siîligi  benimsemeye basladi. Siîler harekete geçtiler. Sahkulu,çevresinde toplanan Kizilbaslar,sehirleri yakip yiktilar. Sahkulu, Bati ve Güney Anadolu'da Nur Ali Halife ise  Amasya ve çevresine gönderilmisti.


OSMANLI - SAFEVî MÜNASEBETLERI 

Taht sorunlarını halleden Sultan Selim Sah Ismail'e büyük bir darbe vurmak için hazirlanmaya baslar. Öncelikle Anadolu'daki Kizilbaslardan bir kismini haps etmis veya öldürtmek suretiyle çikabilecek kızılbaş isyanını önlemeye çalısmistır

Sah Ismail, Memlûk Devleti için büyük bir tehlike idi.o Kahire'de bulunan Sünnî halifeye karsi Siî mezhebini destekleyip orayi da kendi mezhebine sokmak için çaba harciyor gayesi için her hareketi mübah görüyordu.Frenkleri, Memlûkler aleyhine kiskirtip denizden ve karadan Suriye üzerine yürümesini teklif etmisti.


ÇALDIRAN ZAFERI KARDEŞLER SAVAŞI

Savas, 23 Agustos l5l4  Çarsamba günü Iran taarruzu ile basladi. Dogubâyezid'in 80 km. güney dogusuyla Van Gölü'nün kuzey dogusunda Çaldiran Ovasi'nda mevzilenen Osmanli ordusunun sag kolunu, Anadolu Beylerbeyi Sinan Pasa ile Zeynel Pasa'nin emrindeki Anadolu ve Karaman kuvvetleri, sol kolunu ise Rumeli Belerbeyi Hasan Pasa komutasindaki Rumeli askerleri teskil ediyordu. Selimin yanında ise sipahi, silahdâr, ulûfe ile Hersekzâde Ahmed Pasa, gibi devlet büyükleri, kadiasker din ve hukuk adamlari bulunuyordu. 

Savaş sırasında yavuzun önünde tüfekçi ve yeniçeriler, araba ve develerden meydana gelen bir siper sag ve sol cenahta ise l0.000, kisilik Anadolu ve Rumeli azapları, birbirine zincirlerle baglanmis 500 topun önünde dizilmislerdi.öncü kuvvet Dulkadirli Türkmenleri Sahsuvaroglu Ali Bey'in ardçi kuvvetler de Sadi Pasa'nin emrinde idiler.

Osmanli ordusunun dizilisine karsilik Ustaçlu, Rumlu,Afsar ve Karamanlu Türkmenleri'nden 80.000 kisilik süvari kuvvetinin başında bulunan Sah Ismail, ordusunu ikiye ayirmak ve sol kanattan Ustaçluoglu ile birlikte çevirme hareketi sonunda azepleri yarmak ve saflarini geçmek suretiyle yeniçerileri arkadan vurmak niyetinde idi. gayesini gerçeklestirmek için sag cenahin komutasini üzerine almisti. mükemmel techiz edilmis 40.000 seçkin süvarisi ile osmanlıdaki Rumeli kuvvetlerinin üzerine hücum eder




Kaynak enfal.de.com

ÇALDIRAN ZAFERI KARDEŞLER SAVAŞI

Sah'in,kaçmasiyla Iran ordusu direnemeyerek safakla baslayan korkunç savas,aksam üzeri, Osmanlilarin galibiyetiyle sona ermisti Tarihin en büük meydan savaslarindan olan Çaldiran Savasi'nin kazanilmasinda "tertip islerindeki" üstünlügün, atesli silahlara sahip olmanin, Osmanli askerinin essiz fedakârliginin ve son olarak Yavuz Sultan Selim'in askerî dehasinin büyük payi vardir.

Bu muzafferiyeti müteakip Siî ordugahi hazineleri, Sah'in ve ümerasinin zevceleri i Osmanlilarin eline geçer. Çok çetin geçen Çaldiran Savasi'nda, her iki taraftan da pek çok insan ölmüstü.Çaldiran sahrasinda divân kurduran Selim, sehid düsenlerin nâmina bir kabir yaptirip üstüne ölüm tarihlerini bildiren amûd (direk) diktirmistir.Çaldiran Zaferi, Güney Anadolu ile Ortadogu'nun anahtarlarini da Yavuz'a takdim etmisti.

Çaldiran Zaferi'nden sonra Hoy Sahrasi'na gelerek Dukakinzâde  Pirî Çelebi ve büyük  tarihçi Idris-i Bitlisî'yi Tebrize gönderen Sultan Selim sehirliye emân vermis yerlere serilmis kiymetli halilar üzerinden geçerek tebrize girmistir.Timur'un torunu Bediüzzaman Mehmed Hâfiz ve oglu Hasan Can  Sultan Selim'e siginmislardi.Sultan Selim'in  hürmet ve saygisina mazhar olan Bediüzzaman, Osmanli ordusu ile Istanbul'a gelecek Eyüb'de vebadan vefat edecektir.

Sultan Selim'in, bir haftalik ikameti esnasinda Tebriz'deki faaliyetleri, onun hakkinda bilgi vermektedir. O, Tebriz Sâhib - Âbad mahallesinde mavi altin sarisi çinilerle süslü Sultan Hasan Câmii'nde, Hülefa-i Rasidîn ile Ashab-i Kirâm'in isimlerini hutbede okutmus, Sah Ismailin  hazinelerine el koymustu. Sah Ismail'in, gasb ettiği emanetleri Istanbul'a sevk etmiş Tebriz'in mahir usta ve sanatkârlarindan bir kismini Istanbul'a göndermiştir

Sah taraftarlari (Kizilbas) ile meskun mintikada kalmayi tehlikeli bulan Sultan Selim Tebriz'i terk edip Nahçivan yoluyla Karabag'a çekilmek zorunda kalmistir.kisi Ilhanli merkezinde geçirince devlet büyüklerinde telaş ve karışıklık çikmıştır ordu, Aras Nehrine geldigi zaman, yeniçeriler, padisahin etrafini sararak, parça parça olmus elbiselerini göstererek dönmek isterler. Böyle bir hareketle karsilasan Selim Istanbul'a hareket eder.çaldıran zaferini bildirmek için, komsu devletlere fetihnâmeler yazilip gönderilir.


Selim, Amasya'da iken, Sah tarafindan gönderilen elçilik heyetini kabul etmez.Kemah kalesine siginmis olan ve kalenin metanetine güvenen Kizilbaslar, Osmanli topraklarina durmadan tecavüz ettikleri için, Yavuza Kemah Kizilbaslar elinde bulundukça, Bayburt ile Erzincan gibi sehirlerde güvenliğin mümkün olmayacagini" bildirirler.Dogu Anadolu'da hakimiyet  kurmayi gerekli gören Pâdisah, Yildirim zamaninda Osmanliya katilıp, Timur istilasinda kaybedilen Kemah kalesinin kusatilmasini Biyikli Mehmed Pasa'ya emreder. 

Çaldıran savaşından sonra Pâdisah'in istirak ettigi hücumla alinan Kemah kalesinin muhafizligina Karaçin oglu Ahmed Bey tayin edilir. Iran seferinde Osmanli ordusunun yiyecek kollarini vuran Dulkadirogullari'nin ülkesi alinarak Maras ve Elbistan Osmanli topraklarina ilhak edilir. Daha sonra Istanbul'a hareket edilir  

Çaldiran Zaferi'nden sonra, Diyarbekir ve Dogu Anadolu'nun birçok sehri, Osmanlilarin eline geçer. Selçuklulardan sonra bozulan Anadolu birligi tekrar ve kalici olarak saglanmis olur. Biyikli Mehmed Pasa, Diyarbekir Beylerbeyligi'ne getirilir. Tarihçi Idris-i Bitlisî de onun yanina verilir. Idris-i Bitlisî'nin gayretleriyle Harput,Bitlis, Hisnikeyfa, Urfa, Mardin, Cezire ve Rakka'ya kadar Güney Dogu Anadolu bölgesi ile Musul Osmanli idaresine geçer.

Çaldıran savaşı ile Tebriz - Haleb ve Bursa Ipek yolu Osmanlilarin kontroluna girmis olur. Siî akidesinin yayilmasi durdurularak propaganda malzemesine set çekilmis olur. Yine bu zaferle geçici de olsa Safevî tehlikesi ortadan kalkmis oluyordu.. zaferden sonra Yavuz Sah" ünvanini kullanmaya baslamis, bu ünvan "Sultan Selim Sah" diye sikkelere islenmistir. Yavuz'dan sonra gelen padisahlar ayni ünvani kullanip basilan paralara bu ünvani yazdirdilar. Bundan dolayi bu ünvanla basilan paralara "Sâhî" adi verilmektedir.


YAVUZ DÖNEMINDE CELÂLîLER

Yavuz döneminde, sadece Kizilbaslar degil, ayni zamanda sinir içinde bulunanlar da devleti ugrastiriyordu.Osmanli sinirlarinda Safevî  propagandaları tesirini göstermis sayilari küçümsenmeyecek bir insan kütlesinin Safevî Devleti'ne baglanmisti. 

Osmanlilar aleyhine çalisan insanlar, ayaklanmak için uygun bir zaman kollamakta idiler. sehzâdeler arasindaki rekabet ve Yavuz'un, babasina isyanını  degerlendirip Sah - Kulu'nun idaresi altinda harekete geçerler. memleket adina büyük bir tehlikeye sebep olurlar. Birçok cana mal olan ve güçlükle bastirilan bu ayaklanmadan sonra sükûnet saglanamadi. 

Osmanlıda Nur Ali isyani bas göstermisti. Sah - Kulu isyanindan daha az korkunç degildi. Sultan Selim'in aldigi tedbirler olmasaydi, daha korkuncuna sahid olunacakti.onun, yerinde  müsamaha göstermeden harekete geçmesi, isyan alevinin etrafi sarmasina mani olmus, atesin söndürülmesine yetmemisti. Bu itibarla Siîlik ve Safevîlik adina, zaman zaman isyanlar ortaya çıktı .


YAVUZ SULTAN SELIM'IN GÜNEY SIYASETI

Tuttugunu koparan Yavuz  âdil ve mazbut dinî bir idarî, kurarak Islâm âlemini tek elde toplamak gayesini güdüyordu.kendisini bu hedefinden uzaklastirmak isteyen her seye karsi mücadele etme kararinda idi.dur durak bilmeyen babasi II. Bâyezid'in zamani,baba mirasi ile yetinen kisir ve durgun bir devir idi muhtesem mazi mirasina yeni bir seyler ilave edilmeliydi.tempoyu yükselten Sultan Selim'in gayesi belli idi.Islâm birligi kurmak ve Osmanli Devleti'ni de bu birligin merkezi haline getirmek istiyordu.

Yavuzun dostane çabalarina ragmen, savas olmadan islam birliği saglanamiyordu. birlik davasinin gerçeklesmesinin tek vâsitası kiliçtan baskasi degildi.kilici kimlere çalacagini planlamistı birlige engel olanları çok iyi taniyordu onlarla mücadele etmeliydi. Önce, Iranlilar'i hizaya getirecek, sonra da iki tataflı bir siyaset takip ederek Suriye ile Misir'in arasina gerilmis olan Dulkadirogullari'ni ortadan kaldirip güney yolunu açacakti.sira, "Sâhib-i Haremeyn" ünvanini tasiyan Memlûk Devleti ile ugrasmaya gelecekti. 

bahadir ve cesur insanlarla savasmak yavuz zamanında harp tarihinin ender gördügü cenklerden biri olacakti. hem gözünü hem de gönlünü Sark'a ve Sark'i tek elde toplmaya dikmis olan hükümdar, "Sâhib-i Haremeyn" ünvanini, Memlûk Sultani'nin elinde birakmama azminde idi.

Yavuz Sultan Selim'in düsüncesini degerlendirdigimiz zaman Güney Dogu Siyasetini üç baslik altinda ele almak gerekir.
1. Dulkadirogullari Beyligi'nin Ortadan Kaldirilmasi,
2. Diyarbekir'in Zapti,
3. Memlûk Devleti ile Olan Münasebetler ve Bu Devletin Ortadan Kaldirilmasi.


Yavuz sultan selim -dulkadiroğulları

Iran seferinde çikan Sultan Selim, Alaüddevle'nin, Sah Ismail'e karsi harbe katilmasini istemisti. Alaüddevle bu istegi kabul etmedigi gibi kendisine tabi asiret kuvvetlerini, Osmanlilarin zahire kollarini vurmak için görevlendirmisti.Osmanlilarin yardimi ile Dulkadir Beyi olan Sehsuvar Bey, Kahire'ye götürülüp idam edilmisti. Osmanlilara iltica etmis olan oglu Ali Bey, devlet hizmetine girmis, gerek Çaldiran'dan önce ve sonra büyük hizmetler görmüstü.kendisine padisah tarafindan,gedik ahmet  Pasanın altin kilicı hediye edimilşti ayrıca Çaldiran Seferi'nden dönülürken Kayseri ve Bozok sancaklarida Böylece Dulkadir Beyligi'nin sinirlarindaki bölgeye tayin edilmis olur.

Sehsuvaroglu'nun sancaga tayininden süphelenen Alaüddevle,durumu Memlûk Sultani'na sikâyet eder.Sultan'in, Kemah seferine gittigi bir sirada Yavuz'a elçi gönderip sikâyet etmis Ali Bey'in  sancaklardan alinmasini rica etmisti. Yavuz ise Alaüddevle'nin elindeki Dulkadir ülkesinin Ali Bey'e verilecegini bildirmesi Memlûk hükümdarini tedirgin eder.Sultan Selim Rumeli Beylerbeyi Hadim Sinan Pasa'yi 40.000 kisilik kuvvetle Dulkadir üzerine gönderir. Sehsuvar oglu Ali Bey'i birlige rehber ve öncü tayin eder. Kendisi de Kayserideki Incesu'ya gelip bekler.

Osmanli rumeli beylerbeyi Sinan Pasa'nin, Dulkadir hududlarini geçtigi haberini alan  dulkadiroğlu Alaüddevle muharebeye hazirlanir. Göksun muharebesinde yenilir kaçip Elbistan'in güneyindeki Turna Dagi ( Nurhak )'na sigindiysa da takip olunur.yapilan savasta basta kendisi ile dört oglu ve beylerinden otuz kadari maktul düser.

Dulkadir Beyligi, zapt edildikten sonra basta Maras ve Elbistan Osmanlilarin hâkimiyeti altinda kalmak üzere Sehsuvaroglu Ali Bey'e verilir. Dulkadir ailesini bir hamlede ortadan kaldiran Hadim Sinan Pasa, vezir-i a'zamliga tayin edilir.

Osmanlilar Dulkadir topraklarini elde etmesi ile  Memlûk Devleti'ne bagli Suriye denilen bölge ile el-Cezire mintikalarini tehdid edecek duruma gelmislerdi. Zira artik  memluklularla ayni sinirlari paylasıyorlardi. Bu da Osmanli - Memlûk savaslarini hazirlayan sebeplerden biri olarak kabul edilmektedir.

Dulkadir Beyligi'nin, Osmanliya ilhakindan sonra Istanbul'a dönen Sultan Selim, devlet yönetiminde  tedbirlere bas vurma ihtiyacini hisseder. tedbirler yeniçeriler ve Haliç Tersanesi ile ilgiliydi. Misir seferine çıkmadan bu isleri tamamlamaliydi.her firsatta ayaklanan,ordunun içinde islâthat yapmak donanmayi güçlendirmek gerekiyordu.Arap ordularinin,Akdeniz'de Müslüman hâkimiyeti kurmak için,deniz kuvvetlerine de ihtiyaç duyduğunu tarihten ögrenmişti ve tecrübeleri onun  fikrini destekliyordu.


Yavuz sultan selim ve yeniçeri ocağı

Dulkadir Beyligi'nin ilhakindan sonra Istanbul'a dönen Pâdisah Çaldiran öncesi, ve Amasya'da asker tarafindan yagma ve isyan hareketleri üzerine tedbirler alip uygulamaya koyma zaruretini duymustu.askeri disipline alip ocagi islâh etmek arzusunda idi.ocak ihtiyarlarini çagirarak Amasya itaatsizliginin müsebbiblerinin kimler oldugunu sorar. ocak anlayis ve yardimlasmasi geregi "Cümlemüz mücrimüz, devletlû Hüdâvendigâr'dan afvumuzu reca eylerüz" diye cevap verirler. Iskender Pasa ve Sekbanbasi Balyemez Osman Aga idam edildiler. Kadiasker Tâcizâde Câfer Çelebi, "Ilmiye Sinifi"ndan oldugu için, siyaset edilir.

Yavuz, büyük hatip, sair ve Türk mektebinin  büyük temsilcilerinden biri olan Tâcizâde'nin ortadan kaldirilmasina çok üzülür.isyan tesvikçilerini ortadan kaldirdiktan sonra Yeniçeri Ocagi'nin islahi ihtiyarlarla anlasip tedbirler alir "Yeniçeri Agasi", saray tarafindan, saltanat makaminca tayin edilecekti.böylece yüksek kumanda heyeti daha saltanat makamina baglandi Selim'in, yorulmayan  gayret ve azmini devlet kademelerinin her safhasinda görmek mümkündür.


Yavuz sultan selim haliç tersanesi
Kaynak enfal.de.com 

Yavuz Sultan Selim,yaptığı askerî islâhatlardan sonra, deniz kuvvetlerinin Venedik ve Ispanya üstün bir duruma gelmesini istiyordu. Güçlü bir donanmaya sâhip olmak için Haliç Tersanesi'nin, genisletilmesini düsünüyor deniz gücünün yeniden kuvvetlenmesine çalisiyordu.donanma Hiristiyan donanmalarina karsi koyacak güçte degildi.

Sehzâdelik yillarindan beri çok az uyku ile yetinip, kitap ve tefekkürle mesgul olan Pâdisah, Vezir Pirî Pasa'yi çagirarak,Tersanenin genişletilmesini  akrep Hiristiyan devletlerin denizi gemilerle örttüklerini, Rumeli sahillerinde Papalik, bayraklarinin dalgalandigini, bunun da vezirin tenbelligi ile kendisinin müsamahasindan dogdugunu,güçlü bir donanma  istedigini söyler. Pasa, "bunu, kendisinin de düsündügünü,belirtir  Böylece Haliç'te l60 gözlü, büyük bir tersane vücuda getirilerek gemilerin insaasina baslanir. 

Haliç tersanesi bitmeden Avrupa vergi ödemeye baslarlar. Pirî Pasa ile Macaristan Osmanlilarla  mütareke imzalar. Lehistan anlasmaya dahil olur. Eflak Prensi vergi verecegini Pâdisah'a arz eder . Bütün bu gelismeler, Misir'a el atma arzusunda olan Pâdisah'a lüzumlu donanma ile Avrupa barisini sagladi. Bu tesebbüsler, Yavuz'un siyasî yönünün büyüklügünü ve onun azametini göstermeye kâfidir.


Yavuz sultan selim-memluklukar

Iran'a karsi sefer hazirliklari etrafta duyurulmus ise de, gerçekte Selim Portekiz donanmasina karsi  acz gösteren Memlûk Devletine harekete etmiş bulunuyordu.Kizildeniz'i kapatan Portekiz donanması Cidde'ye gelmişti Bu Haremeyn"in, tehlikeye girmesi demekti. Islâm âleminin kalbi  mateme bogulacak ve huzursuz bir hâle gelecekti. Hindistan'in Saul limaninda Memlûk donanmasi Portekizlileri hezimete ugratmisti. Ancak Portekizliler, Misir donanmasina büyük bir zayiat vererek bunun intikamini aldilar. 

Portekiz memluklularla intikamla kalnadı Aden'i ele geçirdiler. Kansu Gavri,savas için yeni bir donanma hazirladi.Osmanlilardan  yardim aldi. Süveys'te tamamlanan ve Selman Reis komutasina verilen donanmaya 2000 Osmanli denizcisi katilmisti. Memlûk idaresinin zayifligini bilen Sultan Selim, büyük bir donanma insaasini emr etmisti. Misir'in zaptindan sonra kurulan Süveys donanmasi ile Kizildeniz'e açilmıştır


Yavuz Sultan Selim'in, Misir seferi 

esnasinda Haleb'in fethedilmiş Memlûk idaresindeki Malatya, Urfa, Behisni Ergani, Harput, Divrigi Siverek ile diger sehirler Osmanli idaresine geçmisti.

Takib edilen siyaset yüzünden iki devlet arasindaki münasebetlerin bozulmasina sebep olan Aalüddevle Bozkrt Beyin Selim tarafindan bertaraf edilip Dulkadir Beyligi'nin Sehsüvaroglu Ali Bey'e verilmesi, Memlûklularda endiseye sebep olmustu. Selim'in Suriye islerine karismasindan çekinen Memlûklular, Iran savaslarinda ayri mezhebten olmalarina ragmen, Sah Ismail'in sahsinda müttefik oluyorlardi.Sah Ismail de Memlûk Devleti'ne müracaat etmis, Iran'dan sonra Suriye'nin de Selim tarafindan isitila edilecegine dikkati çekmisti.bunun üzerine, Kansu Gavri, Sünnî ülemanin karsi koymasina ragmen, ittifak için adamlarinı Sah Ismail'e yollamis Osmanlilarin yeniden Iran üzerine yürümelerini önlemistir.

Iran ile Memlûk Devleti'nin, Osmanlilara karsi, hareketine mani olmak için tedbirler alinmasi gerekiyordu. Güneydogu'daki fetihlerin elde tutulmasi için, Memlûk Devleti'ne bir darbe indirilmesi gerekiyordu.Siâ belasina büyük bir darbe indirip,ilerlemesini durduran asirlarca Hiristiyan dünyasinin müsterek ve güçlü kuvvetlerine karsi koyan Osmanlılar kendisini Islâm riyâsetinde görmek istiyordu. Yavuz için bu zarurî bir vazife idi. 

Islâm riyâseti "Hilâfet" ve "Haremeyn"e sâhip olmak, artik Osmanli Hânedani'nin hakki oldugu düsünülüyordu. Islâm dünyasindaki "ehl-i hall 
akd"in kanaati böyleydi dogu denizlerinde Portekizlilerden büyük zararlar gören Memlûk Devleti, karsi koyacak gücü bulamiyordu. Portekiz, Hindistan'a yerleserek Hindistan ve Avrupa arasindaki ticaretin kendi denetiminde olan Güney Afrika'dan deniz yolundan yapilmasini istiyordu. Aden Körfezi'nde Sokotra, Hürmüz'ün ele geçirilmesiyle abluka, daha uygulanir olmus Memlûk ekonomisinde sürekli bunalim meydana getirmislerdi. 

Dogu Akdeniz'e tam hâkimiyetin temini, Anadolu emniyetinin sürekli olabilmesi için Misir seferine karar verilir.Misir Sultani Kansu Gavri, Dülkadir Devleti'nin ortadan kalkmasiyle "Sâhib-i Haremeyn" olarak hutbenin kendi adina okunmasını Sultan Selim'den istemisti.Pâdisah ise "Koca Çerkes er ise hutbesini Misir'da okutmaya devam etsün" diyerek Misir'in gelecegi hakkindaki niyetini belli etmisti.bir vakitler Avrupada muhtesem bir Müslüman - Arap medeniyeti kuran,Irak, Acem, Hind Çin diyarlarinda kol atip buyruk yürüten o büyük Islâm devletinden sonra "Sâhib-i Haremeyn" ünvanina sahip olmak, yerinde sayan Memlûk Sultanligi'na nasil birakilirdi?


Yavuz sultan selim -memluklular

Yavuz düsünce ve anlayışı ile, bir zamanlar Islâm dini adina giristigi cihadlar ile yeryüzüne baris, adalet, fazilet insanlik dagita dagita ögretici ve kurtarici olarak kitadan kitaya geçerken, âdil ve her kesimi memnun eden sosyal bir ahenkle gittigi yerlere tek Allah fikrinin huzurunu da tasiyarak yeni dünya nizaminin müjdelerini vermisti.

Haliç tersanesinin genisletilmesi,ve seyahat maksadiyle Iran ve Arabistan'a gitmenin yasaklanmasi, Memlûk Sultani Gavri'nin telaslanmasina ve Yavuz Sultan Selim'e mektup göndermesine sebep olmustu. Yavuz'un Misir hareketinden dört ay önce yazilmis mektupta Gavri, Pâdisah'a oksayici bir uslûpla "Oglum Hazretleri" ifadesini kullaniyordu. mektubunda osmanlı tacirlerini sikâyet ettikten sonra ayrica denizden ve karadan Misira gelinmek istendigini Müslüman padisahlar olduklarini, hükümleri altindakilerin mü'min oldugunu belirtiyordu. iki taraf ta, gerçek niyetlerini saklamak suretiyle birbirlerini kollama gayreti içindedirler.

Edirne'den memluklulara gönderilen mektupta Sultan Selim, yegane gâyesinin "müfsid bî - dinin âsâr-i küfr ve dalaleti âlemden mahv eylemek niyetini kendilerinin hayir dualarini beklediklerini, sadece müfsid-i bî-din üzerine gitmek istediklerini, din düsmanlarini ortadan kaldirmayi hedeflediklerini, bunu yapmanin da ser'-i serif geregi oldugunu bildirdikten sonra kendileri ile proplemleri bulunmadigini, insa ettirdigi gemilerin ise denizcilik bakimindan kâfirlere karsi cihad etmek ve onlara gâlip gelmek için bunun gerekli oldugunu bildirir. 

Yavuz memluklulara yazdığı mektupta söyle diyordu: " Malumunuzdur ki, denizcilik bakimindan cenâb-i âlimizin küffâr-i haksâre gazâ ve cihadi eksik olmayup hifz-i derya için gemilerimiz devamli hazirdirlar ve din düsmani Safevî hükümdarini ortadan kaldirmak için kendi tarafini tutar ve desteklerse Allah'in muradi ne ise onun olacagini bildirmisti.



Yavuz sultan selim -memluklular

Gayesinin, Misir'i zapt ve ilhak olmadigini Kansu Gavri'ye bildiren Yavuz mektubunda söyle der: "Selâtin-i Islâmiyeden hiç birinin kendüye veya memleketine zarar eristirmek hatira hutûr etmemistir etmez de. Madem ki Hususan, sizlerle derece-i übüvvet ve aramizda baba ve evlad sevgisi varken Haremeyn-i Mükerremeyn hürmeti mer'î iken makam-i âlimizden simdiye degin tekdire bais bir kaziyye adavet ve düsmanlik olmamistir."

Islâm dünyasinin iki büyük devleti, birbirlerinden emin olmadiklari için maksatlarini gizliyor hazirliklarini yapmaktan geri kalmiyorlardi.Selim, Sah Ismail üzerine yürümeden Memlûklulari bertaraf etmek üzere hazirliklara baslar. Kansu Gavri de Selim'i tehdid etmek maksadiyle Haleb'e gelmisti. Yaninda Sehzâde Ahmed'in oglu Kasim Çelebi'yi getirerek Osmanli tahtinin yegâne vârisi ilan etmisti. 

Kansu Gavri Selim'i tehdid etmek maksadiyle Haleb'e gelmis Sehzâde Ahmed'in oglu Kasim Çelebi'yi Osmanli tahtinin yegâne vârisi ilan etmisti. bunun üzerine Memlûk Sultanligindan Ehl-i Sünnet Sünnîleri elde etmek üzere tesebbüse geçen Selim, Memlûk emirlerini kendi tarafina çeker muvaffak olur.Osmanlilar gibi Hanefî Mezhebi'ne mensûb bulunan Antep, Haleb ve Sam valileri, Selim'in dâvetine koşarlar Hanefî ve Safiî halkin destegini saglayan Selim, kisi Edirne'de geçirdikten sonra l5l6 senesinde Veziriazam Sinan Pasa'yi 40.000 kisilik bir kuvvetle Maras üzerinden Firat taraflarina sevkeder. 

Seferin, Iran üzerine oldugunu ilan eden Sinan Pasa,hududdaki Memlûk nâiblerinden Firat'i geçmek üzere müsaade istemisti. Selim'in hareketlerini takib eden Kansu Gavri, Veziriazam Sinan Pasa'nin Firat'i geçmek için müsaade istemesi, Dulkadir Beyligi'nin Osmanliya geçmis olmasi, Selim'in harp için hazirliklarinda oldugunu ögrenmis olmasi gibi sebeplerden Sehzâde Ahmed'in ogluyla Maras'i geri almak ve Sah Ismail'e yardimda bulunmak için 50.000 kisilik bir ordu ile Sam'a oradan da Haleb'e gelmisti. gelisini de, memleketi teftis etme bahanesine baglamisti. 

Kansu Gavri, Sam'a gelirken yerine kardesinin oglu Tomanbay'i "Nâibu'l- gayb"i olarak birakmisti. Lütfi Pasa'nin ifadesiyle Kansu Gavri'nin Haleb'e, teftiş bahanesiyle gelmesi üzerine Selim, haber göndererk " Git Misir'da otur, babam yerindesin, beni hayir duadan unutma. Ben, Sah Ismail üzerine gidiyorum" deyince, Kansu Gavri "Memleketimdir, gitmem" diyecektir. Sultan Selim " Senin arzun böyle olunca, açiktan düsmanlik yapiyorsun, Sah Ismail ortalikta yok, senin Haleb'de oturman askerim ve vilayetim için hayirli degildir. Senin düsmanligini görüp dururken görünmeyen düsmana varip seni arkamda birakamam" diyen Sultan Selim, Malatya'dan Haleb'e dogru yürümeye baslar.

Selim, Kansu Gavri'nin Haleb'e gelişi ile Rumeli Kadiaskeri Zeyrekzâde Rükneddin ümerâdan Karaca Ahmed Paşayı memluklulara elçi gönderir heyet kabul görmez geri döner. Selim, askerin Kayseri'de toplanmasini emrederek l5l6da Üsküdar'a geçmis, oglu Süleyman'i Edirne'de, Pirî Pasa'yi Istanbul'da Zeyrekzâde'yi Bursa'da muhafiz biraktiktan sonra, yeniden teskil olunan Osmanli donanmasini Suriye sahillerine göndermisti.

Elçilerine yapilan hakarete tahammül edemeyen Selim,hakareti, harb sebebi sayar. Misir Sultaninin, 50.000 kisilik büyük bir orduyla ve yaninda Abbasî Halifesi Alallah oldugu halde Halebte gelip mevki almasi, Osmanlilara aradiklari firsati verir Dönemin Osmanli Seyhülislâmi Zenbilli Ali Efendi, Islâm ve seriat düsmanlarina yardim eden Memlûk ümerasina karşı harb için fetva vermistir Pâdisah, Aksehir, Konya, yoluyla Elbistan ovasina gelip Vezir-i a'zam Hadim Sinan Pasa kuvvetlerine iltihak eder. Böylece savas kaçinilmaz bir hal almis oluyordu.



Yavuz sultan selim -memluklular
MERC-I DÂBIK SAVASI

Yavuz mektubunda Kansu Gavri'yi, Sah Ismail'i ve elçilerine hakaretten savasa davet edip: nerede ve nasil isterse kendisi ile karsilasmaya hazir oldugunu bildirir. Misir Sultani'ndan gelen Yavuz, "Bana, gönderecek, ulemâdan bir zât yokmuydu?" diyerek Memlûk elçisini tahkir ile gönderdikten sonra Ayintab (Gaziantep) istikametine dogru yol alir. Malatya'yi zapt eder. Ayintabta vali Yunus ve kendilerine iltihak edenlerle birlikte, Haleb'e bagli bazi sehirleri de alirlar.Haleb'in ekâbir ve ümerasi da kendilerini Memlûklularin elinde birakmamak sartiyle Osmanli ordusunu memnuniyetle karsilayacaklarini bildirmislerdir.

Memlûk Sultani Kansu Gavri, yaninda Abbasî Halifesi el-Mütevekkil Alallah oldugu halde 80.000 kisilik ordusuyla Haleb'den çikarak Merc-i Dâbik'a karargâh kurar.Selim'e gönderdigi mektupta özür diler. Selim,bu özre güvenebilirmiydi? Gavrinin Haleb'e gelisi de kendi ifadesine göre sadece teftis içindi.savastan sonra karargâhinda l00 kantar altin ve 200 kantar gümüsten ibâret olan ordu hazinesinin ele geçirilmesi düsünülürse, sadece memleketi teftis degil, Yavuz'u maglub ettikten sonra, Istanbul'u zaptetmek gayesiyle lüzumlu masraflari beraberinde getirdigi rivayet edilmektedir.gavrinin Kilis tarafındanMerc-i Dâbik a gelmesi bütün baris ümidlerini bosa çikarmisti.

Merci-i Dâbik'a, Memlûk ordusundan sonra gelen Osmanli ordusunun sag kolunda, Anadolu Beylerbeyi Zeynel Pasa, Sol kolunda Rumeli Beylerbeyi Küçük Sinan Pasa, merkezde Kapikulu askerleriyle Yavuz Sultan Selim yerlerini almis bulunuyorlardi. Ön tarafa zincirler ile birbirlerine baglanmis toplar yerlestirilmisti. Osmanlilar, âdetleri üzerine hilâl seklindeki harp nizamlarini uyguladilar. Osmanlilarin bu harp düzenine karsilik Memlûk ordusunun sag kolunda Haleb Nâibu's-saltanasi Hayir Bey, sol kolda Sam Nâibu's-saltanasi Sibay, merkezde de Sultan Gavri maiyetiyle cephe almislardi.

Merc-i Dâbik hezimetinden sonra, Misir'a kaçan Memlûk emirlerinin gayretleriyle Kahire'de Memlûk Devleti'nin basina Tomanbay getirilmisti.Yavuz Sultan Tomanbay'a iki elçi gönderrek hâkimiyetini tanimak sartiyle Gazze'den öteye olan Misir topraklarini Memlûklar'a birakmak istedigini,belirterek sulh teklifinde bulunacaktı Tomanbay, Sultan Selim'in sartlarini kabul edip sulh istediyse emirler, siddetle karsi koyarak bu teklifleri reddederler. 


Yavuz Sultan Selim, Haleb Ulu Câmii'nde hatibin kendisine Mekke ve Medine'nin hâkimi mânasina gelen "Hâkimu'l-Haremeyn es-Serifeyn"yerine kendisine "Hâdimu'l-Haremeyn es-Serifeyn" (Haremeyn'in hizmetkâri) ünvanin verilmesini istemisti. Böylece Isâm tarihinde diyânetperverligin üstün oldugunu gösterdigi gibi, Hz. Peygamber'in,Züheyr'in kasidesine karsi bürdesini (hirka) vermesini örnek alarak böyle bir harekette bulunmustur. Bu hareket Selim'in Islâm'a ve Resûlullah'a ne kadar bagli oldugunun en açik nümûnesidir


Yavuz sultan selim-memluklular

Sultan Selim, Hama ve Humus üzerinden Sam (Dimask)'a dogru ilerler. Memlûkler tarafindan terk edilip bosaltilan Sam, mesayih ve diger ileri gelenlerce Osmanlilara teslim edilir. Sam'a giren Sultan Selim, burada iki gün kadar kalir ordusunu yeni bir nizam ve düzenlemeye tabi tutar memleketin ihtiyaçlari ile ilgilenir. Bu arada Muhyiddin el-Arabî'nin kabri yanina bir câmi yaptirir.

Sultan Selim, Osmanli idaresine geçen Suriye ve Lübnan mintikalarini teskilâtlandirdigi sirada, Güney Suriye ve Filistin'deki Safed, Nablus, Kudüs Aclun ve Gazze gibi belli basli sehirleri ele geçiren Vezir-i'azam Sinan Pasa, Memlûk Devleti'nin Gazze Valisi Canberdî Gazalî'yi maglub etmek suretiyle Osmanli kuvvetlerine Misir yolunu açmis bulunuyordu.


Yavuz sultan selim-memluklular
ridaniye savaşı

Memluk emirlerine göre Suriye Osmanli idaresine geçmisti. Yavuzun Hülagu ile Timur hâdiselerinde oldugu gibi Misir üzerine gelemeyecek, Suriye ve Filistin'den geri dönecegini zannediyorlardi. Hülagu ile Timur'un yapamadigini, Selim'in yapabilecegine inanmiyorlardi.Pâdisah'in, Anadolu'ya dönmesinden sonra zapt edilen yerler, geri alinacakti.Misir ümerasi, Tomanbay'in muhalefetine ragmen Osmanli elçilerini öldürmekten çekinmez. Elçilerinin Misirliar tarafindan öldürülmesi, artik Misir'a yapilacak seferi kaçinilmaz hâle getirir.

Sultan Selim'in, memluk topraklarında Hayir Bay vâsitasiyle kendi lehinde propaganda faaliyetlerine giristi Ancak sonuç alamayan Selim, sür'atle ilerleyecek ve sirasiyle el-Aris, Hân Yunus, Sâlihiyye ve Belbis'i zaptederek Kahire önünde Matariye ile Cebel Ahmer arasinda bulunan Ridâniye'ye ulasacaktir. 50 bin kisilik Memlûkler toplarla siper ve hendek kazmak suretiyle tahkim ettikleri Ridâniye'de Osmanlilarla savasmak üzere tesebbüse geçmişlerdir


Yavuz sultan selim-memluklular

Tomanbay'in ölümünden sonra Misir Osmanlilarin bir eyâleti haline gelmisti. 
Sultan Selim,itaat etmeye gelen hey'etleri kabul etmisti.en önemli olani, Haremeyn Serifinin oglu Ebû Nümey'in başındaki hey'et idi. Şerif Ebu'l-Berekât, Ka'be'nin anahtarlari yaninda mukaddes emânetler ve hediyeler göndermisti. Ebû Nümey, babasinin Memlûk idaresinden çektigi eziyetleri anlatti. Haremeyn Şerifi Memlûk Sultanlarindan duydugu memnuniyetsizlik ile Sultan Selim'in, Suriye'de mukaddes mahallere göstermis oldugu büyük alaka sebebiyle, severek Osmanli idaresine girmiştir

Mekke şerifi Sultan Selim'in adini hutbede zikretmisti. Sultan Selim tarafindan iyi karşılanan şerifin oğlu Ebû Nümey, zengin hediyelerle geri dönmüstü. Haremeyn fukarasina dagitilmak üzere gemilerle bölgeye 200 bin dinar gönderilmisti. Ilk defa olarak hac kervâni Sürre Sultan Selim'in, Sam'dan Ka'be için gönderdigi bir örtüyü teslim için Hicaz'a hareket etmistir. 

Bu tarihten (h. 923 / m. l5l7) itibaren Osmanli Sultanlari "Hâdimu'l-Haremeyn es-Serifeyn" (Haremeyn'in Hizmetçileri) ünvanini aldilar. Bu ünvan, Osmanli Pâdisahlarina hem Islâm, hem de Hiristiyan âleminde büyük bir itibar te'min etmisti.

Yavuz ikamet etmek için Kahire'de kösk insa ettirir. burada kaldigi müddet zarfinda bu köskte ikamet eder. Mayis sonlarinda Pîrî Pasa komutasindaki Osmanli donanmasini teftis için Iskenderiye'ye giden selim Kahire'ye dönerek üç ay kaldiktan sonra Hayirbey'i vali tayin ederek Misir'dan ayrilir. Böylece, 8 ay Misir'da ikamet etmis olur.


Yavuz sultan selim dönemi

Yavuz Sultan Selim, Misir'da kaldigi süre içinde bazi islâhatlarda bulundu.Suriye ile Misir'in toprak ve vergi islerini bir sisteme ve düzene sokar. Osmanlilar, bir kisim Türk ve Islâm devletlerinde bazan eski kanunlari degistirmeden muhafaza ediyorlardi.vergi konusunda halk için zulüm niteligini tasiyan vergileri "Fena bid'atlar" addederek ortadan kaldiriyorlardi.

Memlûk Sultanligi'nin ortadan kalkmasi, Osmanli Devleti'ne Asya Kit'asin'da Suriye, Filistin ve el-Cezire ile Hicaz'i, Afrika'da Misir gibi stratejik önemi büyük bir bölgeyi kazandirdi.Kizil Deniz'in iki sahiline de sâhip olan Osmanlilar, Hind ve Ak Deniz arasindaki Kizil Deniz ticaret yoluna hâkim olmuslardi. Böylece, Arabistan, Haremeyni's-Serifeyn, Zebid, Aden, Yemen, Habesistan, Nu, Magrib'e kadar, Umman sahilinden Firat ve Bagdad'a kadar olan memleketlerin emir ve sultanlari Yavuz un emrine girmis oluyorlardi. 

Yavuz Sultan atalarinin kurduklari devlete büyük bir katkida bulunmus oluyordu. Sultan Mehmed tarafindan iyi bir sekilde gelistirilen orduyu kullanarak, gerek onun ve gerek II. Bâyezid'in stratejik ve idarî temellerinden yararlanarak Safevîleri yenmekle kalmamis, ayni zamanda Müslüman devletlerin önemli bir kismini kendine baglamisti.

Sultan Selim, Istanbul'a hareket etmeden idarî bir tedbir olarak Kahire'deki hükümdar ogullarinı halife ve akrabalarini, âlim, seyh ve beylerden, tehlike arzedebilecek olanlari Istanbul'a göndermisti. Istanbul'a gönderilenler arasinda Misir'daki Abbasî Halifesi Alallah ile amcasi Halil'in ogullari ve Sultan Kansu Gavrî'nin oglu Mehmed de vardi. kütüphânelerdeki kiymetli eserler ile mimar ve san'atkârların bir kismini da Istanbul'a göndermisti. nakiller deniz yoluyla yapilmisti.


Yavuz Sultan iyi tahsil görmüs, vaktini okuyup arastirmakla geçiren âlim bir hükümdardi. vahdet-i vücud" felsefesini begendiginden,felsefenin Anadolu'da yayilmasini temin eden ve "Seyh-i Ekber" nâmiyle söhret kazanmis Muhyiddin ibnu'l-Arabi'ye karsi büyük bir hürmeti vardi. Merc-i Dâbik zaferinden sonra Sam'a girdigi vakit, "Seyh-i Ekber"in kabrini sormus ve bu büyük zâtin kabrini buldurmustu. Misir dönüsünde dört ay kadar Sam'daki ikameti esnasinda seyhin kabrine türbe ve yanina bir de câmi ile her gün fakirlere yemek dagitmak üzere bir de imâret yapilmasini emretmisti.Yavuz bu câmide ilk Cuma namazini kilmis vaaz ile Kur'an okumaya me'mur görevliler tayin etmisti.

Sam'dan sonra yoluna devam eden sultan Selim, Haleb'e gelir. daha sonrada Istanbul'a gelir. Merasim ve tantanalı bir karsilamadan hoşlanmayan Sutan Selim,Topkapi Sarayi'na gelir. Istanbul'da on gün kadar kalan Yavuz payitahttan ayrilarak Edirne'ye hareket eder. Pâdisah'in Edirne'ye gelmesinden sonra Sehzâde Süleyman, gelirine 500 bin akça ilave edilerek Saruhan Sancagi'na tekrar döner. 

Sultan Selim'in, Bati ile olan münasebetleri hükümdarlik makamina geçmesiyle cülûsu tebrik için gelen devletlerin elçileri ile baslamisti. Bu münasebetlerin baslangici babasina karsi giristigi hareket esnasinda, Rumeli'de bir sancak istemesi ve Hiristiyanlarla mücadelesinde 25 bine ulasacak bir askerî birlik toplamasi ile olmustu


Yavuz sultan selim dönemi avrupa siyaseti

Sultan selimin tahta çikisi esnasinda Avrupa'li hükümdarlar, cülûsu tebrik etmek hem de eski anlasmalari yenilemek için elçi göndermislerdi. Sehzâde Ahmed isyanından dolayi elçilerle fazla ilgilenemiyordu.Raguza elçilerini fazla bekletmemis ve eskiden beri Osmanlilara vergi veren bu cumhuriyetin temsilcilerine Bursa'da eski imtiyazlarini taniyan bir ahidnâme vermisti.bu ahidnâmede Sultan Selim, Raguza'lilarin verecekleri vergiler için "buyurdum ki, babam zamaninda verdikleri l2500 filori sâl be sâl her sene âdet-i kadime üzre elçileriyle dergâh-i muallama göndereler" diyordu.

Pâdisah, avrupa elçileri ile de gerekli anlasmalari imzalamayi faydali buluyordu.Anadolu'da Kizilbas karisikliklarinı ve Safevî Devleti'ni dikkate almadan Bati'ya yönelmek akilli ve dogru olmazdi.Bati'li devletlerle dostça münasebetlerde bulunmayi lüzûmlu sayan Sultan Selim, avrupa elçilerine olumlu davranmis, Eflâk ve Bogdan'in hediyelerini kabul ettigi gibi, babasi zamaninda, Bogdan ile imzalanan anlasmayi yenilemisti. Bu muahede ile Bogdan Bâb-i Humâyun'un tabii ve haraçgüzâri sayılmisti.



Yavuz sulltan selim-venedikliler

Osmanlilarin için venedik önemliydi yavuz tahta çikar çikmaz, Venedik reisine bir mektup göndermis, II. Bâyezid'in, kendi istegiyle hükümdarliktan ayrildigini belirtmisti. mektubu götüren Semiz Çavus, kalabalik bir maiyet ile Venedik'e gidip Sark'a yakisir bir debdebe izhar etmisti.on asilzâde tarafindan senatoya götürülmüstü. Bu Venediklilerin, Osmanli elçisine karsi çok samimi davrandiklarini göstermektedir. cülûsu tebrike gelmis Venedik elçisi Nicolo Giustianiani'ye de Pâdisah büyük iltifatlarda bulunmus,Sehzâde Ahmed'in isyanini bastirmak üzere Anadolu'ya giderken, Bursa'ya kadar beraberinde götürmüstü.

karsilikli dostluk ve itimad belirtilerinin bir mânasi olmaliydi. Osmanlilar Dogu seferi esnasinda, Venedik'ten gelecek tehlikeleri önlemek, Adriyatik, Ege ve Akdeniz kiyilarindaki topraklarda güvenligi saglamak istiyorlardi. Venedikliler ise Osmanlilar ile baris halinde bulunmayi, faydali görmüs olmalilar. Çünkü her seyden önce Türk gemileri ile Mustafa Pasa idaresindeki filo, onlar için endise konusu idi. Sultan II. Bâyezid zamaninda Osmanlilara karsi girisilen mücadele, Venedik'i sarsmisti ki,Osmanlilarla dost kalmayi menfaatlarina daha uygun görüyorlardı. 

Venedik, Antonio Giustiniani adindaki elçisini Osmanlilara gönderdi. Edirnede Venedik Cumhuriyeti'nin, Osmanli Devletinin saadet temennilerini bildiren zat, Pâdisah tarafindan iyi karsilanmakla beraber anlasma,imza edilemedi. müzakerelerin devam ettigi siralarda Osmanli kuvvetleri, Venediklilerin yardimda bulundugu Hirvat Bani Johan'in arazisini bastan çigneyip iki bin Hiristiyani götürürler. Venedikliler bütün isteklerini elde edemeselerde II. Bâyezid zamanindaki ticarî imtiyazlari yeniden elde ederler.


Yavuz sulltan selim-venedikliler

Osmanlilarin için venedik önemliydi yavuz tahta çikar çikmaz, Venedik reisine bir mektup göndermis, II. Bâyezid'in, kendi istegiyle hükümdarliktan ayrildigini belirtmisti. mektubu götüren Semiz Çavus, kalabalik bir maiyet ile Venedik'e gidip Sark'a yakisir bir debdebe izhar etmisti.on asilzâde tarafindan senatoya götürülmüstü. Bu Venediklilerin, Osmanli elçisine karsi çok samimi davrandiklarini göstermektedir. cülûsu tebrike gelmis Venedik elçisi Nicolo Giustianiani'ye de Pâdisah büyük iltifatlarda bulunmus,Sehzâde Ahmed'in isyanini bastirmak üzere Anadolu'ya giderken, Bursa'ya kadar beraberinde götürmüstü.

karsilikli dostluk ve itimad belirtilerinin bir mânasi olmaliydi. Osmanlilar Dogu seferi esnasinda, Venedik'ten gelecek tehlikeleri önlemek, Adriyatik, Ege ve Akdeniz kiyilarindaki topraklarda güvenligi saglamak istiyorlardi. Venedikliler ise Osmanlilar ile baris halinde bulunmayi, faydali görmüs olmalilar. Çünkü her seyden önce Türk gemileri ile Mustafa Pasa idaresindeki filo, onlar için endise konusu idi. Sultan II. Bâyezid zamaninda Osmanlilara karsi girisilen mücadele, Venedik'i sarsmisti ki,Osmanlilarla dost kalmayi menfaatlarina daha uygun görüyorlardı. 

Venedik, Antonio Giustiniani adindaki elçisini Osmanlilara gönderdi. Edirnede Venedik Cumhuriyeti'nin, Osmanli Devletinin saadet temennilerini bildiren zat, Pâdisah tarafindan iyi karsilanmakla beraber anlasma,imza edilemedi. müzakerelerin devam ettigi siralarda Osmanli kuvvetleri, Venediklilerin yardimda bulundugu Hirvat Bani Johan'in arazisini bastan çigneyip iki bin Hiristiyani götürürler. Venedikliler bütün isteklerini elde edemeselerde II. Bâyezid zamanindaki ticarî imtiyazlari yeniden elde ederler. 

Yavuz sultan selim venedikliler

Osmanlı Venedik antlaşması venedik için çok iyi olmustu. devamli savaslardan dolayi bosalmis olan hazine bu suretle doldurulabilirdi. Venedik Osmanlilarin her konuda kendilerine yardim edeceklerini umuyorlardi. Nitekimiki devlet arasinda Napoli aleyhine müzakereler cereyan edecektir. Venedik Sah Ismail'in istedigi yardimi red eder. Papa'nin va'd ettigi önemli menfaatleri dikkate alip Osmanlilar aleyhine harekete geçmez. Çaldiran zaferini tebrik eder.ve Osmanlilar ile Venedik arasinda devam edecek olan dostluk münasebetleri gelistirilir



Bismillahirrahmânirrahîm.Elhamdü lillâhi rabbil'alemin Errahmânir'rahim Mâliki yevmiddin İyyâke na'budü ve iyyâke neste'în İhdinessırâtel müstakîm Sırâtellezine en'amte aleyhim ğayrilmağdûbi aleyhim ve leddâllîn

Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın ismiyle.Hamd o âlemlerin Rabbi,O Rahmân ve Rahim,O, din gününün maliki Allah'ın.Ancak sana ederiz kulluğu, ibadeti ve ancak senden dileriz yardımı, inayeti.
Hidayet eyle bizi doğru yola,O kendilerine nimet verdiğin mutlu kimselerin yoluna; o gazaba uğramışların ve o sapmışların yoluna değil.



Çaldıran Savaşı (23 Ağustos 1514)

Sultan Selim, Şahkulu isyanını cezalandırmak ve Osmanlılar için tehdit haline gelen Şah İsmail’i bertaraf etmek için çıktığı İran Seferini tamamlayarak Çaldıran Savaşı’nın yaşandığı Çaldıran Ovasına ulaştı (23 Ağustos 1514).
Sultan Selim, uzun süre Şah ile mektuplaşmış, birbirlerine meydan okumuşlardı mektuplarda Sultan Selim’in Şaha Farsça Şah  ise Türkçe kullanmıştır Fars Topraklarına hükmeden Şah ve Safevilerde Türklük ve Türk Kültürü ön plandadır

Sultan Selim, sefere başlarken şaha gönderdiği  mektupta Şah ın “İslamiyet’e aykırı hareketlerini tenkit etmiş, mezalimlerden bahsederek katlinin vacip olduğunu ifade ederek kılıcından evvel İslamiyet’i kabul etmesi lazım geldiğini” yazmıştı. Şah ise harbe hazır olduğunu ifade ederek “Er isen meydana gelesin, bizde intizardan kurtuluruz” diyerek cevap vermiştir.

Seferde Sultan Selim, Şah a mektup  göndererek “Davete icabet edip memleketine geldik.sen meydanda yoksun. Padişahların hâkimiyetindeki memleket onların nikâhlı karısı gibidir. Yiğit olan ona başkasının elini dokundurmaz.bunca gündür memleketinde yürüyorum senden haber yok. Bundan sonra erkeklik sana haramdır. Miğfer yerine yaşmak, zırh yerine çarşaf giyip serdarlık ve şahlıktan vazgeçesin” diyerek mektupla beraber hırka, şal ve çarşaf göndermiştir.
16-10-2018 09:01 AM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Murataltug Çevrimdışı
Uzman
*****

Mesajlar: 2,252
Üyelik Tarihi: Nov 2017
Rep Puanı: 68
Ruh Halim
Ruh Halim
Oylesine

Takımın:
Fenerbahce
Mesaj: #25
RE: Osmanoğulları 1299-1922 biz osmanlı torunuyuz
Tüm şehitlerimize ve tüm ölmüşlerimize
bir fatiha okuyalım

Bismillahirrahmânirrahîm.Elhamdü lillâhi rabbil'alemin Errahmânir'rahim Mâliki yevmiddin İyyâke na'budü ve iyyâke neste'în İhdinessırâtel müstakîm Sırâtellezine en'amte aleyhim ğayrilmağdûbi aleyhim ve leddâllîn

Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın ismiyle.Hamd o âlemlerin Rabbi,O Rahmân ve Rahim,O, din gününün maliki Allah'ın.Ancak sana ederiz kulluğu, ibadeti ve ancak senden dileriz yardımı, inayeti.
Hidayet eyle bizi doğru yola,O kendilerine nimet verdiğin mutlu kimselerin yoluna; o gazaba uğramışların ve o sapmışların yoluna değil



Abdülmecîd hân, kâğıd para çıkardı. Galata köprüsü yapıldı. Ortaköyde Küçük Mecîdiyye ve Büyük Mecîdiyye câmi’ini yapdırdı. Maçka ile Nişantaşı arasındaki Teşvikiyye câmi’ini yapdırdı. Şirket-i Hayriyye denilen boğaziçi vapurları işletilmeğe başlandı. Aydın demir yolu yapıldı. deniz altı telgraf hattı döşendi. arâzi kanûnu çıkarıldı. belediye teşkilâtnı kurdu. ticâret kanûnu yapıldı. vâlidesi Bezm-i Âlem sultân, Yenibağçede Gurabâ hastahânesi ve Dolmabahçe sarayında Vâlide câmi’i ve Bakırcılarda Bâyezîd kulesi önünde sultânî lisesi ve birçok mescid,ile çeşme yapmışdır. Dolmabahçe sarayını yapdırdı. memlekete, çok kıymetli eserler kazandırdı. Sulh sağladı. Hicâz ve Anadoluda çok eserler yapdı.

Abdülmecîd hân, türbesinin yüksekliğinin, Yavuz han türbesinden aşağı olmasını vasıyyet etmiştir Türbesinde oğulları Burhâneddîn efendi Muhammed Abdüssamed efendi Osmân Safiyyüddîn efendi de vardır. türbede Süleymân hânın vâlidesi Hafsa sultân ile Sultân Süleymânın şâhzâdesi Murâd, Mahmûd ve Abdüllah efendiler vardır "rahime-hümullahü teâlâ".


II. MAHMÛD ve dönemi isyanları
enfal.de.com dan alıntıdır

1808’de Sekbân-ı Cedîd adıyla modern bir ordu kuruldu Vezîriâzam Alemdâr Mustafa Paşanın icrââtları yeniçerileri isyana sevk etti. isyan sırasında Alemdâr Mustafa Paşa öldürüldü. Mahmûd Han, yenilikleri durdurdu

İstanbul’daki hâdiselerden sonra iç ve dış meselelere geçildi Arabistan’daki Vehhâbîler, Osmanlıya ve Ehl-i sünnet Müslümanlara katliam yapıyor tecâvüz ediyorlardı Vehhabîlerin reisi Sü’ûd bin Abdülazîz, Hicazı istilâ etti. Hac mevsiminde hacıların yollarını kesip, Müslümanlara işkence etti Halîfe Mahmûd Han, Mısır vâlisi Mehmed Ali Paşaya Vehhâbîleri cezâlandırmasını emretti. Ali Paşa mübârek beldeleri Vehhâbîlerden temizledi. 

Balkanlardaki bölücü ve yıkıcı faaliyetler arttı Sırplar Bükreþ Antlaşması ile 28 Mayýs 1812 de muhtâriyet kazanmalarına rağmen Osmanlıya ödeyecekleri vergiyi kestiler. istiklal propagandası ile Osmanlı askerlerine saldırdılar



Habesistan Seferi 
Sultan süleyman dönemi aden isyanı 
Enfal.de.comdan alıntıdır

Osmanlılar, Aden ve Zebid'i zaptederek Yemen hâkimiyetini genişletirler.Ocak l546da Yemen'e tayin olunan Üveys Paşa, taiz'i zapteder. kuvvetleriyle San'a üzerine yürür.yolu üzerindeki kale, iskele ve geçitleri ele geçirir. bölgeyi hâkimiyetine alır. yerliler ondan kurtulmayı düşünürler. Pehlivan Hasan adındaki levendin isyanıyla Paşa, Habban vadisinde katledilir. Ferhad Paşa, Aden ve çevresindeki isyanları bastırıp sükûneti tesis edecektir. Özdemir Paşa San'a'yı ele geçirerek Ferhad Paşa'nın yerine Yemen Beylerbeyi olur. Özdemir Paşa, Yemen'de önemli işler başarıp Üveys Paşanın katillerini cezalandırmıştır. l554 de azledilip Habeşistan'a gönderilir

Mısırda asker toplayan Özdemir Pasa, l555'te Habeş beylerbeyliği'nin kurulmasını sağlar. Resmen Habes Beylerbeyi olan Özdemir Paşa, Mısırdaki kuvvetleriyle Massavayı alır, Habeş Krallığının önemli limanlarından Arkiko ele geçirilir 
Tigre zaptedilir Özdemir Pasa, l560 da burada vefat eder. Paşa'nın çabalarıyla Eritre ile Habeşistanın kuzeybatı bölgesi Osmanlı hâkimiyetine girmiştir



Şahkulu İsyanı (1511)

Safevi Devleti Göçebe Türkmenlerin Bâtınilikten etkilenip Osmanlı Devletince dışlanması  Şahın Türk Toplumlarını himaye etmesi büyük bir sorun oldu Şahın Osmanlı Tarafından asi ilan edilen Türkmenleri himayesi Osmanlılar ile Safeviler arasında husumetlere yol açtı.Şah İsmail’in teşebbüsleriyle türkmenler isyan hazırlığına giriştiler. 

Safevi Devleti Osmanlı Tebaası olan Bâtıni Alevi, Şiiler ve Türkmenler, Safevi Şah İsmail ile akraba olan Hasan Baba’nın önderliğindeki Alevi Tekkelerine itibar gösterdiler Safevi tebaası olan Alevi Türkmenlerle yakın ilişkileri bulunan teke, ve Osmanlıdan  dışlanan Bâtıni Göçebe Türkmenlerin katılımlarıyla Anadolu’da önemli bir nüfuza sahip hale geldi.

Safevi Devleti Tarihe Şahkulu İsyanı olarak geçen süreçte Osmanlı Tebaası Bâtıni Türkmenler, Şah İsmail’in desteğiyle örgütlenerek Osmanlı Devletinde ayrılıkçı faaliyetlere  başladılar. 
Hasan Babanın yerine oğlu Şahkulu geçmiş, babasının Alevi nüfuzunu daha da genişleterek Alevi Tekkelerini de kendisine bağlamıştı

Safevi Devleti Şah İsmail, Anadolu’daki Türkmenleri örgütleyerek Şahkulu’nu Anadolu’da halefi ilan etti. Şahkulu Baba’da  kendisine bağlı Alevi Türkmenleri örgütleyerek Osmanlı Devletine isyan edip Şah İsmail’e biat etmeleri çağrısında bulunarak Şahkulu ayaklanmalarını başlattı.



Şahkulu İsyanı (1511)

Şahkulu Baba, Anadolu Alevi Türkmenlerinin  liderliğini üstlendi Şah İsmail lehine faaliyetler yürüterek tekkesini ve Alevi Cemaatleri Safevi Şah İsmail’e biat etmeye davet etti Bu durum, Anadolu’da Türk Birliğinin sağlamaya çalışan Osmanlıya zarar veriyordu. Şahkulu, söylemlerini eyleme dökerek isyana girişti şehzadelerin mücadelesinden fırsatla kendi tebaasına kılıç kuşandırarak isyan başlattı. 

Şah kulu Emrindeki kuvvetlerle Manisa Sancağında Şehzade Korkut’un hazinesine saldırdı hazinesini ele geçirdi. Şahkulu, ilk isyanda başarılı olunca itibar görerek güçlendi ve isyancı Alevi Türkmenlerin sayısı arttı.Şahkulu, emrindeki asiler artınca kendisini Şah İsmail’in halifesi ilan etti çok büyük isyanlara ve katliamlara girişti. 

Manisa’dan Antalya’ya girdi antalya Kadı’sını öldürdü Kızılcakaya, Korkuteli, Elmalı, Burdur ve Keçiborluya girerek Kadı’ları öldürürdü  katliamlar gerçekleştirerek Kütahya’ya kadar ulaştı Şahkulu, üzerine gönderilen Osmanlı Kuvvetlerini mağlup etti isyan pervasızlaştı. Şahkulu Kütahya’yı kuşatarak Anadolu Beylerbeyi Karagöz Ahmet Paşa’yı öldürdü (22 Nisan 1511).

Şahkulu, Kütahya kuşatmasında muvaffak olamadı  Bursa’ya yola çıktı. Osmanlı, İsyanı bastırmak için Subaşı Hasan Ağa yısevk etmişti. Şahkulu mücadeleyi kazandı bunun üzerine Vezir-i Azam Hadım Ali Paşa görevlendirildi. Şahkulu,Karaman Beylerbeyi Haydar Paşa’yla mücadeleye girişti galip geldi Şahkulu İsyanı ancak Vezir-i Azam Hadım Ali Paşa’nın müdahalesiyle durdurulabildi. 

Veziri azam Hadım Ali Paşa, Şehzade Ahmet’in güçleriyle birleşerek Şahkulu güçlerini Altıntaş mevkiinde kuşattı.Şehzade Ahmet,Yeni Çerilerden, biat etmelerini istedi.Yeni Çerilerin teklifi reddetmesi üzerine İsyanı bastırmadan sancağına çekildi. Şehzade Ahmet’in kuşatmadan çekilmesi üzerine Hadım Ali Paşa kuşatmadan kaçmayı başardı Şahkulu ve isyancılar İran’a doğru kaçmaya başladılar.

Veziri azam Hadım Ali Paşa, Şahkuluyu takip ederek Sivas Çubukovada yetişti. İsyancılar Osmanlı Kuvvetlerine mağlup oldular. İsyanın başı Şahkulu öldürülünce de kargaşa kapandı Hadım Ali Paşa savaş meydanında aldığı okla öldürülünce Osmanlı Kuvvetleri isyancıları takip edemedi Osmanlı Kuvvetleri çekilince isyancılar İran’a kaçtılar.

Şahkulu Baba’nın başını çektiği Bâtıni Alevi isyancıları Osmanlıya büyük zararlar verip halk üzerindeki zulümlerle büyük bir sorun oluşturmuşlardı  nihayet isyan bastırılmıştı isyan Bâtıni isyanlarının başını çekti. Şah İsmail yanlısı Alevi Türkmenler Osmanlı Devleti aleyhine faaliyetlere başladılar Şahkulu İsyanı, Alevileri isyana teşvik etmiş çözülememiş bir sorun olarak yıllarca önemini korudu.



DURAKLAMA DÖNEMİ İSYANLARI
enfal.de.com dan alıntıdır

III. Mehmet zamanında Avusturya savaşlarında Eğri, Kanije ve Haçova zaferleri elde edilmiş 
I. Ahmet  Zitvatorok Antlasmasıyla Osmanlının, Avrupa'daki üstünlüğünün sona erdiğini kabul etmiştir. XVI.yüzyılda Avusturya ve iran'la girişilen savaşlar, ehliyetsiz idareciler iltimas ve rüşvetler tımar sisteminin bozulması, devlet otoritesini, sarstı. XVII. yüzyılda anarşi arttı yönetimdeki  bozulmalar, pek çok isyanın çıkmasına ve devletin sarsılmasına yol açtı 

Taşrada Celalî isyanları Eyalet isyanları ve istanbul merkezli kapıkulu isyanları.çıkmıştır Celalî isyanlarının en önemli sebepleri, devletin savaşlara bağlı olarak  vergileri artırması, tımar sistemindeki bozulmalar ve köylünün vergilere karşı huzursuzlukları idi. Halkın devlete güveninin sarsılmasıyla, isyancıların gücü arttı Kalenderoğlu, Karayazıcı, Deli Hasan gibi Celâlîlere medrese ögrencisi suhteler ve başıboş leventlerin isyanları eklenince, devlet isyanları bastırmada zorlandı. Anadolu'da dirlik ve düzen kalmadı iktisat bozulmuştur. otorite boşluğuyla Erzurum Sivas Yemen, Bağdat, Eflâk, Boğdan gibi eyaletler isyan etmişlerdir

İstanbul'daki yeniçeriler ulûfelerini bahane ederek çıkardıkları isyanlarla  sarayı hedef almıştır. Fesat yuvası Yeniçeri Ocağını düzenlemek isteyen II. Osman yeniçerilerin hışmına uğramış, Yedikule Zindanlarında katledilmiştir. Bu olay yeniçerilerin ilk padişah katlidir

Yeniçerilerin basa geçirdigi I.Mustafa'nın ölmesiyle,tahta IV. Murat geçer ilk on yıl devletin inisiyatifi valide Kösem Sultandadır saraydaki huzursuzluk ve Anadolu  isyanlarına müdahale eden IV. Murat, kısa zamanda otoriteyi tesis etmiştir. nifak çıkaranları, şeyhülislam ve kardeşlerini öldürtmekten çekinmemiş, devlet hazinesi düzene koyulmuştur.Bağdat irandan geri alınmış kasrı  Şirin Antlaşmasıyla bugünkü Türk-iran sınırı çizilmiştir IV. Murat ın ölmesiyle kardeşi I. İbrahim geçti sekiz yıllık saltanatında devlet kötülemeye başladı  1648 de öldürüldü çocuk yaştaki IV. Mehmet tahta çıkarıldı



LÂLE DEVRI enfal.de.com dan alıntıdır
Patrona halil isyanı

Pasarofça Antlaşmasıyla Avrupa karşısında savunmaya geçen osmanlılar Balkanlardaki halkı yanında tutmak için vergileri azalttı Damat ibrahim Paşa, Osmanlılara üstünlük kuran Avrupayı tanımak için Avrupa başkentlerine elçiler göndertti. 1718-1730 da sanatta lâle motifinin işlenmesiyle döneme "Lâle Devri" dendi matbaalar çini ve kumaş fabrikaları kuruldu III. Ahmet ve saray çevresinin eğlenceleri ve lüks harcamalar huzursuzlugu artırdı. Damat ibrahim Paşanın, iran savaşından netice alınamadı Tebriz'in iran'a terk edilmesiyle muhalefet harekete geçti patrona halil isyanı patlak verdi Patrona Halil Ayaklanmasının patlak vermesiyle lale devri sona erdi Damat ibrahim Paşa ve yakınlarıyla Sultan III. Ahmet katledildi III. Ahmet'in yegeni I.Mustafa hükümdarlığa getirildi. (1730-1754).


Nizamı cedit isyanı
enfal.de.com dan alıntıdır

Nizâm-ı Cedit'in Rumeli"ye kaydırılmasıyla isyancılar Şehzade Mustafa'nın tahrikleriyle ikinci Edirne Vak'ası denilen büyük bir ayaklanma başlattılar 1806 da İstanbul'da patlak veren Kabakçı Mustafa isyani III. Selim'in sonunu hazırladı.isyancilar III. Selim'i tahttan indirerek yerine IV. Mustafa'yı tahta geçirdi(29 Mayis 1807). Nizâm-i Cedid lağvedildi. III.Selim'e bağlı olan Ruscuk bayraktarı Mustafa, yenilikçilerle karşı darbede bulundu. Amaci III. Selim'i tahta çıkarmaktı. IV. Mustafa'nın, 3.selimi öldürtmesiyle kardeşi II.Mahmut basa geçirildi (28 Temmuz 1808).Alemdar Mustafa Paşa sadareti üslenerek, III. Selim'in ıslahatlarına devam etti Nizâm-ı Cedit'i, Sekbân-i Cedit adi ile yeniden canlandirdi.ulemayi ve yeniçerileri memnun edemeyince 1809'da çıkan bir isyanda öldü.


II.Mahmut devri (1808-1839), 
enfal.de.com dan alıntıdır

yenilikler ve isyanlarla Osmanlının yol ayrımına girdiği bir dönemdir II.Mahmut, Yeniçeri Ocağını kaldırdı. Vak'a-yi Hayriye ile 16 Haziran 1826 da yeni bir ordu oluşturdu.yeniçeriler isyan ettiler. sadrazamın ve islahatçıların başlarını istediler. dağıtılarak ocakları bombalandı.Avrupa tarzında yeni bir ordunun kurulmasi için en büyük engel ortadan kaldırıldı. hükûmet teşkilatında değişikliklere gidildi bakanlık usulü benimsendi. 1836 da Dahiliye ve Hariciye nazırlıkları kuruldu. Avrupa ve A.B.D ile ticarî anlaşmalar yapıldı. İktisadî ve adlî sistemde değişikliklere gidildi. Avrupa tarzında eğitim veren rüştiyeler, Harbiye ve Tıbbiye okulları açıldı eğitim islahatları gerçekleştirildi.yenilikler zorlukları aşmaya yetmedi Osmanlı coğrafyasındaki parçalanma II.Mahmut döneminde daha da kuvvetlendi


SIRP VE YUNAN ISYANLARI
enfal.de.com dan alıntıdır

Fransiz ihtilâli'nin getirdiği milliyetçilik fikirlerleri ve Rusya ile Avrupa devletlerinin tahrikiyle etnik ve mahallî isyanlar alevlendi. III.Selim zamanında isyan eden Sırplar, 1812 Bükres Antlaşması ile imtiyazlar almasına rağmen tekrar ayaklandı Sırplarla 1830'da anlaşılarak Osmanlı hâkimiyetinde bir prenslik verildi 

Rusya'nin XIX. yüzyılda Osmanlıya karşı sürdürdügü savaşların altında Balkanları ve Rumları Osmanlı Devleti'nden koparmak yatıyordu. Odessa'da örgütlendirilen Etnik-i Eterya cemiyetinin başkanlığına Çarın yaveri Prens Ipsilanti getirilmişti. Yunanistan, Yanya ve Tunada isyanlar çıkarılacaktı. Ipsilanti 1821'de Romanya'ya geçerek Ortodoksları ayaklandırmaya çalıştı başarılı olamadı. Çar, Ipsilanti'yi desteklemedi Mora'da Patras başpiskoposu isyan etti Mart 1822'de Yunanlılar bağımsızlıklarını ilân etti Mora'da ve adalarda Türkleri katlettiler. Rusya ve Avrupa isyanları desteklemekteydi



MEHMET ALİ PAŞA iSYANI VE MISIR MESELESI
enfal.de.com dan alıntıdır

Mora'nin kaybedilmesiyle Mısır Valisi Ali Paşa, II.Mahmut'tan, Suriyeyi istedi. istegi reddedilen Ali Pasa isyan ederek 1831 de Filistin ile Suriye'ye girdi Akka ve Sam, oglu Ibrahim tarafindan ele geçirildi. Ibrahim Pasa, Anadolu'ya ilerledi.

Konyadaki savaşta Osmanlı ordusu yenildi hesab peşindeki dış devletler, araya girmek istedil. Zor durumdaki II.Mahmut, Rus ordusunun istanbula gelmesine müsaade etti. Fransa ve ingiltere, II.Mahmut ile anlaşma yapması için Ali Paşaya baskı yaptılar. 1833 de Kütahya Antlaşması imzalandı Mehmet Ali Paşa, Mısır Girit Şam ve oğlu ibrahim Cidde ve Adanayı alacaklardı.Hünkar iskelesi Antlaşmasıyla 2.mahmut durumunu kuvvetlendirdi 1833 teki Anlaşmaya göre Osmanlı Devleti'nin toprak garantisi karşılığında Rusya, Boğazların savaş gemilerine kapatılmasını kabul etti II.Mahmut, Kütahya anlaşmasından memnun değildi. M.Ali Paşaya karşı karşı harekete geçti. Osmanlı ordusu Nizip'te yenildi II. Mahmut öldü tahta I.Abdulmecit geçti


ABDÜLMECîD HAN ve dönemi
Mısır isyanı 
enfal.de.com dan alıntıdır
 
ikinci Mahmud Hanın oğlu olup, 25 Nisan 1823 tarihinde Bezm-i Alem Valide Sultandan doğdu. iyi bir tahsil gördü. Fransızca öğrendi. Abdülmecid Han yenilik tarafdarıydı. Babasının 1 Temmuz 1839’da vefatı üzerine on yedi yaşında tahta çıktı.
Abdülmecid Hanın yeterli tecrübesi yoktu. devlet erkanına güvenip babasının başlattığı ıslahatlara devam ettireceğini ilan etti. 

Koca Hüsrev Paşa, zorla kendini sadrazam ilan ettirdi. Mısır valisi Mehmed Ali Paşayı affetti Ancak Nizib’te Osmanlı ordusu Mısır ordusuna yenildi Kaptan-ı derya Ahmed Fevzi Paşa donanmayı Mısır’a teslim etti. Mustafa Reşid Paşa, Sultan’a Avrupa’nın yardımıyla Gülhane Hatt-ı Hümayunu adı ile meşhur Tanzimat Fermanı’nı yayınlattırdı

Osmanlı, İngiltere, Rusya, Prusya ve Avusturya Londra’da bir araya geldi ve 15 Temmuz 1840’da Londra anlaşması imzalandı. Mısır valisi Mehmed Ali Paşaya ültimatom verildi İngiltere Avusturya ve Osmanlı kuvvetleri, Mısır ordusunu yendi. Osmanlı 16 Ekim 1840 günü Trablusşam Akka Haleb, ve şama girdi Londra anlaşmasıyla Ali Paşanın Mısır’dan çıkarılması gerekiyordu.

27 Kasım 1840 da Ali Paşa, ültimatom şartlarına uyacağını bildirince, İngiltere, Osmanlı Devletine ihanet ederek; Mısır ile Sudan’ın Mehmed Ali’ye bırakılmasını istedi. maksadları, Mısır’ı yalnız bırakıp, işgal etmekti. Sultan Abdülmecid’e 24 Mayıs 1841 günü Mısır fermanını yayınladı ferman, 1914 e kadar Mısır’ın anayasasıydı Mısırı, Osmanlının tayin ettiği Kavalalılar yönetecekti.


YAVUZ SULTAN SELİM TAHT KAVGALARI

Yavuz kardesleri ve yeğenlerini öldürmesine karsilık derin bir aci duymakta aglamakta, onlarin hizmetinde bulunanlara en büyük lütfu gösterip elinden gelen iyiligi yapmaktadir.bu, onun kardeslik tarafidir. Osmanli mülkünün parçalanmamasi ve nizâm-i âlem için kardeslerinin katlini emretmekteydi. Bu, onun devlet reisligi vazifesidir. 

sultan selime vazife devletin selâmeti akrabalik,alaka ve muhabbetinden daha üstün oldugunu hatirlatip duruyordu.kardeslerini isteyerek ortadan kaldirmadi bunu yaparken  büyük bir izdirap ve aci çekti buna devletin devamı mecbur oldu Nesl-i Osman'in müsterek ızdırabını anlamak zor olsada bu aciyi takdirle karsilamak gerekir.

Devletin selâmeti için kardeslerini ve çocuklarini ortadan kaldirmayi vazife bilen Sultan Selim, idam ettirdigi kardes ve yegenlerinin servetlerini hazineye mal etmeyerek ölenlerin zevcelerine, kizlarina, analarina, kanunî mirasçilarina vermisti. maas baglatmisti Sultan Ahmed'in servetini, son kurusuna kadar yasli anasi Bülbül Hatun'a vermis, ogluna layik hayir eserleri yaptirmasini tavsiye etmisti. idamlardan, Yavuz'un sorumlu tutulamayacagini, devletin birlik ve beraberliginin bunu gerektirdigini söyleyebiliriz.


KIZILBAŞ İSYANLARI
NUR ALİ HALİFE İSYANI

Yavuz'un agabeyi Sehzâde Ahmed'in en büyügü Murad adini tasiyan dört oglu vardi. Murad, babasinin Amasya'dan ayrilmasindan sonra bursa valiligini yapti.Amasya ve Çorum çevresinde Kizilbaslarin tesiriyle Siîligi  benimsemeye basladi. Siîler harekete geçtiler. Sahkulu,çevresinde toplanan Kizilbaslar,sehirleri yakip yiktilar. Sahkulu, Bati ve Güney Anadolu'da Nur Ali Halife ise  Amasya ve çevresine gönderilmisti. 


Nur Ali Halife, şah ismail tarafından Çorum, Amasya, Yozgat ve Tokat taraflarinda Yörük, Türkmen ve Kürd alevîlerini devlet aleyhine kiskirtmakla görevlendirilmisti.3000 Kizilbasla Faik Bey kuvvetlerini yenip Tokat'i zapt edip Sah Ismail adina hutbe okutmasi,Amasya Vaisi Sehzade Ahmed tarafindan üzerine gönderilen Yular -Kisdi Sinan Pasa'yi magub etmesi, yeni bir buhranin çikmasina sebep olmustu.

Nur Ali'nin tesvikiyle harekete geçen Kara Iskender ve Isa Halife, Çorum ve Amasyada Kizilbaslari ayaklandirdilar.Sah adina asker toplayip, baslarina kirmizi tac giydirdiler.bunlara Kizilbas (Surhser) denildi.halifenin telkinlerine kanan Sehzâde Ahmed'in oglu Murad, merasimle kirmizi taci giyerek Kizilbas olur. 

Şehzade ahmedin oğlu kızılbaş Murad, etrafindaki halifeleri toplantiya çagirir. Gelmeyenleri öldürtüp mallarini yagma ettirir. Sehzâde Ahmed, oglunu yola getirmek için ugrastiysa da muvaffak olamadi. Bundan sonra Sehzade Murad, Nur Ali Halife ile birlestigi gibi Tokat'i atese verip yakacak, arkasindan da Nur Ali ile Sah Ismail'e siginacaktir.

Babasi şehzade ahmedi dinlemeyen Murad'in, Iran'a siginip Sah'tan yardim görmesi, osmanlı safevi ilişkilerini vahim hâle getirmisti.yavuz Kizilbasligi kabul eden Murad'i Sah Ismail'den istemisti. Sah Ismail Türk elçisini sarayinda öldürtmüstü.


KIZILBAŞ İSYANLARI
OSMANLI - SAFEVî MÜNASEBETLERI 

Sah Ismail, Akkoyunlu ve Karakoyunluları ortadan kaldirarak kuvvetlerini artirmis, Sirvan ile Mazenderân topraklarina hâkim olmus,Diyarbekir'i ele geçirmis; Ceyhun'un beri tarafindaki ülkeleri feth etmisti. Hammer'in ifade ettigi gibi Sah Ismail, öldürülen özbek hanı Seybek'in kafatasini altinla kaplatarak kadeh olarak kullanmis derisini baharatla doldurarak zafer nisanesi olarak Sultan Selim'e göndermisti. 

Sah Ismail, askerî kuvvet ve kabiliyetiyle, propaganda ve nifak ekibi tarzinda teskilâtlandirdigi tarikat ve mezhebi ile Erzurum, Kars, Diyarbekir, Musul, Bagdad, Horasan, Semerkant ve Buhara'nin güneyini içine alan büyük bir devlete sahip olmustu. On dört senelik hükümdarliginda muharebelerin tamaminda gâlip gelmisti. On dört kadar hükümdar ve meliki yenmis zaferlerinden hakli bir gurur duymakta,kudretine güvenmekte idi.l20 binlik bir süvari ordusuna sahipti bulunmakta idi. Sultan Selim'e gâlip gelecegini ümid ediyordu.

Sah Ismail, Iran'da kisa bir zamanda fevkalâde kuvvetlenen Safevî Devleti'ni kurdu. Siî mezhebini, devletin resmî mezebi haline getirdi. Siyasî ve dinî basbuglugu kendinde topladi.Siî telkinleri anadoluda yaydı Safevîlerin muvaffakiyetinde Anadolu Kizilbaslarinin da rolü oldu halifeleri tarafindan halk arasina sokulan emirleri, kudsi  telakki ediliyordu. Bu yüzden, Osmanli hânedanina gâsp nazari ile bakılıyordu.


KIZILBAŞ İSYANLARI
OSMANLI - SAFEVî MÜNASEBETLERI 

Âsik Pasazâde, halkin, askerlerin ve müridlerinin Sah Ismail'e olan bagliligini su ifadelerle dile getirir: " Müridleri ona tabi oldular. bütün müridler Selâmün aleyküm" diyecekleri yerde Sah diyorlardi. Hastalarini ziyarete gittikleri zaman dua yerine  "Sah" diyorlardi. Anadolu'daki Ehl-i Sünnet  Müslümanlar, onun müridleine "bunca zahmet çekip Erdebil'e varacaginiza Mekketu'l-Lah (Ka'be)'a gitseniz, Hz. Peygamber'i ziyaret etseniz daha iyi olmaz mi? dediklerinde onlar " Biz, diriye variriz, ölüye varmayiz" derlerdi.

Iran'da  Ehl-i Sünnet efkâr-i umumiyesinde büyük bir endise hüküm sürmekte, Kizilbas faaliet ve hareketleri derin bir izdirap ile izlenmekte idi. Gerek Misir'da, gerek Osmanli diyarinda Islâm efkâr-i umumiyesi, problemi çözecek bir el ariyordu. Misir'da,Fâtimî tecrübesinin  korkunç hatiralari tazeligini koruyor, Bagdadlı Siî Büveyhogullari zulümleri akillara geliyor; Bâtinîlerin kanli sahneleri tekerrür edecek saniliyordu. Bu yüzden, Sah ve askerlerinin vahsiyâne zulümleri endise ile takib ediliordu.


Celâl adindaki Bozok'lu Kizilbas kendüyi mecnûnluga urup ve abdal kisvetine girüp vatani ve eskiya encümeni olan Bozok'tan Tokat semtine firar" edip Turhal civarina gidip orada bir magaraya yerlesir.gizlice onu ziyarete baslayan Kizilbaslar, "MeczûbGi ilâhidir" diyerek adini etrafa duyurmaya basladilar. O tarihlerde, bu bölge halkinin çogunun Kizilbas ve Kizilbasliga mütemayil oluslari, Celâl'in isine yaramisti. Öte taraftan o, derece derece kendisini halka kabul ettirmeye çalismis etrafini aldatmakta büyük bir maharet göstermisti. 

önceleri o, "Mehdi bu gardan asikâr olsa gerektir, ben intizarla me'murum" diye ise baslayarak insanları inandirdiktan ve güçlendigini hissettikten sonra gerçek yüzü ortaya çikar. kilicin kendisini kesemeyecegini iddia ederek " Halife-i zaman ve Mehdi-i devrân benim" demeye baslamisti. kisa zamanda Celâl'in yaninda çok sayida Kizilbas toplandi. "âlemi men serbeser alsam gerek, cümle münkir gitse ben kalsam gerek" diye kendisine büyük bir pâye veren bu adamin etrafinda toplananların bir kisminin onun politik gayesini bilmemeleri mümkündür.

Veziri azam Piri Pasa'nin, Firat kenarindan ayrilarak padisahin yanina gidisini firsat bilen Celâl, Sah - Veli ünvani altinda Sah Ismail'den aldigi emirle sharekete geçer. Isyan Bozok vilayetinde baslamisti. hareketin çok çabuk gelisti Bozok'ta, Sehsüvaroglunun oglunun evini bastigi zaman Celâl'in yaninda 4000 kisilik bir kuvvet vardi. Bu kuvveti çogaldigi ve Rum Beylerbeyi  kuvvetlerini yenecek duruma geldiler



YAVUZ DÖNEMINDE CELÂLîLER

Sâdi Pasa, celali isyanin çiktigi anlarda isyani bastirmak ve çarpismak gayesiyle asker toplamak için Zile'ye gidip etrafa ulaklar gönderdi  onlarin hücumuna ugramisti. Asker sayisi az olmakla birlikte isyancilarin önünden kaçmayi düsünmeyen Sâdi Pasa,savasa girer. Sabahtan aksama devam eden savasta yaralanan Sâdi Pasa'nin bir çok askeri sehid düsmüstü. Celaliler Kizilbaslardan yardim gördügü için sayilari artiyordu. Bu arada, Sâdi Pasa'ya karsi kazanılan zafer bozoklu Celâl'in söhretine söhret katiyordu. söhreti Sah Ismail'in adini bile unutturmustu.

Sâdi Pasa'nin mektubunda bildirdiği celali isyani için Sultan Selim, Rumeli Beylerbeyi Ferhad Pasa'ya, vezirli vererek isyani bastirmaya me'mur eder. Ferhad Pasa, isyan eden Celâl ve askerleri üzerine yürür büyük bir mücadele meydana gelir. mücadelenin sonunda, Lütfi Pasa'nin ifadesiyle "nihayet bozoklu celal ve eşkiyaların baslari olan habisin basi kesilüb Sultan Selim'e gönderilir

Devletin en kudretli devrinde, büyük gayret ve zorluklar sonucunda bastirilan celali isyanından sonra, Anadolu'da meydana gelen ayaklanmalara, Celâl'in adina izafeten Celâlî denecektir. Celâlîler, Anadolu'da, harekete geçip yurdun tahribinde ve halkin soyulmasinda önemli rol oynayacaklardir. Celâlîler cinayetler işleyip kötülüklere sebep oldular

Celali isyanları sonucunda halkin rahati kalmadi evleri yakildigi, yiyecekleri ve hatta kadinlari zorla ellerinden alindigi, bu yüzden, köy halkindan pek çok kimse kaçip yurdunu terk etti, geri kalanlarin ise gerek malî gerek siyasî güçleri kalmadı


Sah Ismail, Anadolu'daki Alevîleri kendine baglamak için Anadoluda propaganda yaptiriyor  Osmanli idaresindeki Kizilbaslari, ayaklanmaya hazirliyordu. Anadolu'ya, halife ismi verilen alevîler gönderiliyordu.Bâyezid'in, Arnavutluk Seferi esnasinda Isik adinda bir Kizilbasin,suikast yapmak üzere iken öldürülmesi, Sah Ismail faaliyetinin ne kadar genisledigini gösterir.

Sultan Ikinci Bâyezid döneminin devleti sarsan olaylarindan biri de Teke Sancagi'nda patlak verip Kütahya'ya yayilan Sah- Kulu vak'asidir. iç inzibat ve asayisi ilgilendiren tipik bir eskiyalik hareketidir. Selçuklular devrinin Babaî isyani, Çelebi Mehmedin Seyh Bedreddin isyani Sah Kulu vak'asi, Celalî hareketleri, Sia mikrobunun huruc için ictimaî aksakliklardan faydalanma zemini bulmasi diger yüzüyle de âdi sekavet hareketi olarak görülebilir.


CEM SULTAN

Sultan Bâyezid, Cem'in vefatinda memlekette üç gün yas ilan ettirdi câmilerde giyabî cenaze namazi kildirdı. Cem Sultan'in cenazesi Sultan Bâyezid tarafindan Bursa'da, Fâtih Sultan Mehmed'in oglu ve Cem'in agabeyi Sultan Mustafa'nin türbesine defnedilir. Sultan Bâyezid, kardesi için yüzbin akça sadaka dagitmis, onun anne ve kizlarina her türlü riayeti göstermisti. 

Islâm'a olan bagliligi ile taninan Sultan Cem, Papaya satilip  Vatikan'a yerlestirilir.bütün israrlara ragmen Papanin huzurunda diz çöküp bagislama dilememisti."Onlar, Papa'dan magfiret umarlarmis, ben magfireti Allah u Taâla'dan umarim.Papa'ya ihtiyacim yok. Ölümüme razi olurum, dinime zarar islemezem" diyerek Osmanli sarigini çikarmadan Papa ile konusur. 

Osmanli Devleti'ne  tehdid olarak kullanilan Cem Sultan, bütün Avrupanın ele geçirmek istedikleri bir rehine idi. Papa Napoli  Macar Krali onu d'Aubusson'dan isterlerken, sövalye reisi Bâyezid'den aldigi paradan baska, Cem'in agzindan sahte mektuplar yazarak, annesinden para çekmenin yolunu bulmus Rodos'un emniyeti bakimindan sehzâdeyi elde tutmayi faydali ve vazgeçilmez bir firsat olarak görmüstü.



CEM SULTAN

Fâtih'in oglu cemin Rodos'a gelisi esnasinda çok parlak bir tören yapilir. Geçecegi yollar çiçekler ve bayraklarla donatilir. Gemiden ati ile inmesi için tertibat alinir. O, sokaklara dökülen halkin arasindan,at üzerinde satoya girer. Cem Sultan, gördügü bütün hürmet ve saygiya ragmen, artik St. Jean sövalyelerinin menfaatine kullanilacak kiymetli bir esirdi. 

Bursa halki yeniçerilerin yaptiklarini unutmamisti.
Bursa'ya giren Cem, saltanat alameti olarak hutbe okutmus sikke bastirmistir. l8 gün hükümdarlik eden Cem kendisini Anadolu hakimi saymis agabeyine elçilik heyeti göndermisti giristigi tesebbüsler, basarisizlikla sonuçlanir kendisine Rumeli ile yetinip Anadolu'yu Cem'e birakmasi, böylece Osmanlının ikiye bölünmesi teklif edilen Bâyezid, bunu kabul etmez. Bu durum, Osmanlilardaki "Tek Ülke Tek Sultan" ilkesinin ne kadar köklestigini göstermektedir.

Osmanli Devleti'ne  tehdid olarak kullanilan Cem Sultan, bütün Avrupanın ele geçirmek istedikleri bir rehine idi. Papa Napoli  Macar Krali onu d'Aubusson'dan isterlerken, sövalye reisi Bâyezid'den aldigi paradan baska, Cem'in agzindan sahte mektuplar yazarak, annesinden para çekmenin yolunu bulmus Rodos'un emniyeti bakimindan sehzâdeyi elde tutmayi faydali ve vazgeçilmez bir firsat olarak görmüstü.


Bismillahirrahmânirrahîm.Elhamdü lillâhi rabbil'alemin Errahmânir'rahim Mâliki yevmiddin İyyâke na'budü ve iyyâke neste'în İhdinessırâtel müstakîm Sırâtellezine en'amte aleyhim ğayrilmağdûbi aleyhim ve leddâllîn

Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın ismiyle.Hamd o âlemlerin Rabbi,O Rahmân ve Rahim,O, din gününün maliki Allah'ın.Ancak sana ederiz kulluğu, ibadeti ve ancak senden dileriz yardımı, inayeti.
Hidayet eyle bizi doğru yola,O kendilerine nimet verdiğin mutlu kimselerin yoluna; o gazaba uğramışların ve o sapmışların yoluna değil.


Kaynak enfal.de.com
Canberdi Gazalî Hadisesi

Memlûk Sultani Melik Eşref Kayıtbay'ın azadlı kölelerinden Sultan Gavri ile Tomanbay'ın nüfuzlu beylerinden Canberdi Gazalî, Mısırın ilhakında af edilmis ve Sultan Selim'in, şam'dan istanbul'a hareketinde Sam Beylerbeyliğine tayin edilmiştir

Yavuz'un ölümü ve yerine kanunini geçmesiyle Melik Eşref ünvanıyla hükümdarligini ilan ederek isyan etmis, adına hutbe okutup para bastırmıştı.kendisi ile birlikte hareket etmeleri için Şah Ismail ile Mısır Beylerbeyi Hayır Bey'e elçi ve mektup göndererek onları yanına çekmeye çalışmıştı.ona göre Osmanli tahtına geçen genç ve tecrübesiz hükümdarın, kendisine bir sey yapamayacağına inanmisti devir "eyyam-i fetret ve hengâm-i firsat" devri idi.

böyle bir düsünceyle isyan bayrağı açan Canberdi daha önce af edilmiş itibar gösterilmiş.rahat ve huzur içinde yaşaması temin edilmisti o, Selim hanın ölümünden Yavuz Sultan ın ölümünden önce silah arkadaşlarını toplayarak, yönetimindeki Şam vilayetinde onlara mevkiler vermişti.

Canberdi Gazalî, Suriye ve Filistin'i ele geçirmek, Mısırı zapt edip hilâfeti elde etmek gibi büyük emeller peşindeydi Hayır Beye mektuplar göndermistir tekliften telaşa düsen Hayır Bey, onu oyalarken deniz yoluyla devleti haberdar ederek, Gazalî'nin mektuplarını Istanbul'a gönderir.

20.000 kişiyle Beyrut'u zapteden Gazalî, Cebel-i Lübnan'da Dürzîleri de isyana tesvik etmiştir .Haleb'i kuşatıp muhasaraya alan Canberdi büyük bir mukavemetle karşılaşmıştır.Gazalî üzerine üçüncü vezir Ferhad Pasa ile Anadolu, tımarlı sipahileri kapıkuludan dört bin yeniçeri gönderilerek Dulkadiroglu Ali Bey isyanı bastırmak üzere memur edilmiştir 

Ferhad Paşanın kuvvetleri yetişmeden Sehsuvaroglu Ali maiyyetindekilerle Halebe yürür. Ali Bey'in gelişini haber alan Gazalî, kuşatmayı kaldırarak şam'a çekilir. Ferhad Pasa'nın kuvvetleriyle birleşen Haleb Beylerbeyi Karaca Ahmed Paşa Şehsuvaroğlunun kuvvetleriyle,şam yakınlarına gelir 27 Ocak l52l'de Mastaba mevkiindeki çarpismalarda Gazalî yakalanir. 

Devletin,kendisine ve arkadaşlarına sağladığı imkânlari bir tarafa bırakıp halifelik sevdasına düşen Canberdi Gazalî'nin nankörlügü, ibret-i âlem olmak için başının kesilip Istanbul'a gönderilmesi ile son bulur.Bu hâdiseden sonra Şam Beylerbeyligi'ne Ayas Pasa, Kudüs, Gazze sancaklarina da birer sancakbeyi tayin edilmisti.


2.düzmece mustafa isyanı 

2.Düzme Mustafa Olayı
Kaynak enfal.de.com 

Kanunî, 2l Haziran'da Amasya'dan istanbul'a ilerlerken, Sehzâde Bâyezid'den haber alır. Sehzâde Mustafa'ya benzeyen bir adam, geniş çaplı bir isyanda bulunmaktadır.Kimliği ve nesebi bilinmeyen bu adam, maktul şehzâde'ye benzerliğinin söylenmesinden cesaretle saltanat sevdasına düşer. 

Şehzade Mustafa oldugunu söyleyerek Selanik ve Yenişehirde ortaya çıkar. Niğbolu sancaklarında Simavna dervişlerinden taraftar toplar isyanın, Dobrucada Şeyh Bedreddin taraftarları arasında gelişmesi dikkat çekicidir. Saltanatını ilan eden kendisine vezir kadıasker tayin eden Düzme Mustafa, çiftlikler basıp vergi toplar gasb ettiğini dağıtarak etrafina l0.000'e yakin adam toplar 

tarihçi peçevi bu anarşik olayı kısaca şöyle anlatır
l555 de Yenişehir ve Selanikte nesebi meçhul kötü biri ortaya çikar. serseri ve asagilik kimseler, kendisine rahmetli Sehzâde Mustafa'ya benziyorsun diye onun fesad kafasına saltanat sevdası sokarlar.birçok serseri ve akli kimseler, kandılar. Güya rahmetli Sehzâdenin katlinde celladın elinde Mustafa'ya benzer baska bir suçlu bulunuyormuş, Mustafa serbest bırakılmıştı."

Durumun, ehemmiyetiyle Şehzade Bâyezıd, Niğbolu Beyini vazifelendirdi vaadlerle Düzme Mustafa'nin veziri kandırılıp Düzme Mustafa yakalandı istanbulda idam ettirildi ceset Şehzade Mustafa olmadığının işaretiyle teşhir edildi


2.Düzme Mustafa Olayı kaynak enfal.de.com 

Kanunî, 2l Haziran'da Amasya'dan istanbul'a ilerlerken, Sehzâde Bâyezid'den haber alır. Sehzâde Mustafa'ya benzeyen bir adam, geniş çaplı bir isyanda bulunmaktadır.Kimliği ve nesebi bilinmeyen bu adam, maktul şehzâde'ye benzerliğinin söylenmesinden cesaretle saltanat sevdasına düşer. 

Şehzade Mustafa oldugunu söyleyerek Selanik ve Yenişehirde ortaya çıkar. Niğbolu sancaklarında Simavna dervişlerinden taraftar toplar isyanın, Dobrucada Şeyh Bedreddin taraftarları arasında gelişmesi dikkat çekicidir. Saltanatını ilan eden kendisine vezir kadıasker tayin eden Düzme Mustafa, çiftlikler basıp vergi toplar gasb ettiğini dağıtarak etrafina l0.000'e yakin adam toplar 

tarihçi peçevi bu anarşik olayı kısaca şöyle anlatır
l555 de Yenişehir ve Selanikte nesebi meçhul kötü biri ortaya çikar. serseri ve asagilik kimseler, kendisine rahmetli Sehzâde Mustafa'ya benziyorsun diye onun fesad kafasına saltanat sevdası sokarlar.birçok serseri ve akli kimseler, kandılar. Güya rahmetli Sehzâdenin katlinde celladın elinde Mustafa'ya benzer baska bir suçlu bulunuyormuş, Mustafa serbest bırakılmıştı."

Durumun, ehemmiyetiyle Şehzade Bâyezıd, Niğbolu Beyini vazifelendirdi vaadlerle Düzme Mustafa'nin veziri kandırılıp Düzme Mustafa yakalandı istanbulda idam ettirildi ceset Şehzade Mustafa olmadığının işaretiyle teşhir edildi


Sehzâde Bâyezid Olayı http://www.enfal.de/otarih48.htm

Kanunî döneminin önemli olaylarından biri de, şehzadeler arasındaki taht mücadelesidir. Şehzade Mustafa ve Cihangir'in vefatıyla taht vârisi iki şehzade kalmıştı. Bunlar, Selim ile Bâyezid idi. iki kardeş rakip duruma gelmişdi. Kanunî'nin, yaşlanması tahta kimin geçeceği konusunu gündeme getirmişti. 

oğullarından birini tahta geçirmek isteyen Hürrem Sultan, Şehzade Mustafa'nın katline sebep olmuş kendi oğulları arasında tercih yapma durumuna gelmişti. Hürrem Bâyezıd'ı tercih etmiş öz ve büyük oglu Selim'e cephe almamıştır

Şehzade Selim Nahçivan seferinde babasının yanında bulunmuş yumuşak huyluluğu ile babasında müsbet bir tesir bırakmıştı Hürrem Sultan Bayezida kanat germiş, daha iyi bir sancağa naklettirmişti.Bâyezid, Kütahya'da Mekke emîrinin elçilerini kabul etmis saltanata müyesser olduğunda Haremeyn-i Serifeyn'e gönderilen Sürre -i Hümayûn" arzularindan bahsetmişti. 

Bâyezid, şahsiyeti, kültürü ve yaşayışıyla tahta en yakın adaydı Selim'in, eğlence hayatına karşılık Bayezid, ilim ve irfan sahibiydi .Hurrem Sultanın vefatıyla Bâyezid, büyük hâmisini kaybetmişti Selim ile Bâyezidı Lala Mustafa Paşa entrikalarala birbirine düsürdü. 

Kardeşler arasındaki çekismelere Kanunî, müdahele etti Şehzadelerden her birine 300.000'er akça terakki ederek sancaklarını değiştirdi. Selim'i Manisa'dan Konya'ya, Bâyezid'i de Kütahya'dan Amasya'ya tayin ederek. Selim'in sehzâdesi Murad'a Akşehir, Bâyezid'in büyük oğlu Orhan'a da Çorum sancaklarını tevcih eder.

Şehzade Bâyezid pâyitahttan uzak bir yere yapılan tayini, hakaret kabul ediyordu.tayin işinde Selim'in parmağının olduğunu, Selim'in tercih edildigini yazarak "bu hakaretten ölmek yeg idi" diyerek hissiyatını belirtmisti Bâyezid, 28 Ekim l558'de Kütahya'dan ayrilmak zorunda kalmıştı.

Şehzade beyazıt çok yavas yol alıyordu çok kalabalık bir kafile ile yola çikan Şehzadenin yolda iltihak edenlerle kuvveti artıyordu. endiseye kapılan Kanunî, Selim'e Sokollu Mehmed Paşayı Bâyezida Pertev Paşayı gönderir ancak Bâyezıdın tutumunda bir değişiklik olmamıştır. 

Bâyezid, babasina tehdid mektupları göndermekten çekinmez bir mektubunda "Bendenizi sorarsanız gündüz - gece her zaman hayır duanıza meşgul bilesüz, amma ki gam ve gayretten helâk bilesüz. Ah bilmem ne idem bana karındaşımın hatırı içün zulm eyledünüz, beni yerümden yurdumdan ayırdınız" diordu. 

Beyazıtın davranışları yüzünden Kanunî, Selim'e meyletmiştir. Bayezid, birçok eşkıyayı toplayıp 20.000 civarındaki bir kuvvete sahip olmasıyla iki taraf geri dönülmez bir eşiğe gelmistir Selim harekete geçip askerî hazırlığa koyulmuştur
Bâyezid kendi başına Selim, babasının direktifleriyle hazırlanmıştı Bâyezıd, Selim'in, merkezden gelen Beylerbeyleri ile hareket haberini alinca, l5.000 kisilik bir kuvvetle Ankaraya geçer

haberin istanbul'a ulaşmasıyla Kanunî tedbir alır Sokollu Mehmed Paşa ile Rumeli Beylerbeyini Konya'ya gönderir. Selim'e muharebesini Konya'da kabul etmesini emreder. Seyhülislâm Ebu's-Suûd Efendi'den, fetva alir. iki kardes h.22 Saban 966 (m.30 Mayis l559) konya ovasında çarpışmışlardır

İlk günki çarpışmalarda üstünlük sağlanamaz ikinci gün Lala Mustafa Paşa Bâyezidın kuvvetlerini bozguna ugratır Amasya'ya çekilen Bâyezıdınn af isteğini Kanunî red eder iran'a iltica eden Bâyezid, Tahmasb,tarafından Osmanlılara teslim edilir 23 Temmuz l562'de şehzade, ve oğulları bogdurularak katledilir Sivas'a defnedilir

Sehzâde Bâyezid hâdisesi,iç karışıklıklara sebep oldu. devlet, beyazıtın taraftarlarıyla mücadele etti idarî degisiklikler yapıldı yeniçeriler muhafiz olarak Anadou'ya yayıldı Şehzadelerin sancağa çıkma usûlünde değişiklikler yapıldı.


Şehzade mustafa

Rüstem Paşa, Ankara'ya geldiğinde Kanunî'nin büyük oğlu ve tahtın en kuvvetli adayi Amasya Sancakbeyi Şehzade Mustafa hakkinda haberler gönderme ihtiyacını duyar. 38 yaşında bulunan Şehzade Mustafa, Kanunî'nin büyük oğlu olması hasebiyle taht vârisi olabilecek durumdaydi. 

ogullarindan birinin tahta geçmesini arzu eden Hurrem Sultan, ona karsi iyi düsünmüyordu. Bu yüzden Sehzâde Mustafa gözden uzak tutuluyordu. İlim ve marifette de kudretli olan Sehzâde Mustafa şehzadeler tarafindan kıskanılmakta idi.asker kendisini çok seviyordu. 

Şehzade Mustafa ,babasının yaşlandığını, sefere iktidarının bulunmadığını, bu sebeple Rüstem Pasa'yı Dogu seferi ile görevlendirdiğini, bu yüzden kendisine düşman olduğunu,bunun yok edilirse kendisine taht yolunun açılacağı gibi telkinlerle saltanat davasina sürüklenmişti. 

Rüstem Pasa isevmedigi ve muhalif oldugu Mustafa hakkinda Kanunî'ye mektuplar göndermişti. Rüstem Pasa'yi geri çağırtan Kanunî, bizzat sefere çıkmaya karar verir.

l2 bin civarindaki yeniçeriyle 28 Agustos l553 te istanbul'dan Üsküdar'a geçen Kanunî merasimle karşılanır Kanunî, oğlu Cihangirle Bolvadin'e gelir. kendisine âsi olarak tanıtılan büyük oğlu Amasya Sancakbeyi Sehzâde Mustafa sefer için yanına çağırtır. 5 Ekim l533 günü Konya Ereğlisinde babasina yetisen mustafa mekr-i Rüstem" yüzünden o gün Pâdişahın emriyle çadırında boğdurularak cenazesi Bursa'ya gönderilir. 

Rüstem Pasa sadaretten azledilir Kara lakaplı Vezir Ahmed Paşa getirilir. Hürrem Sultan ve Rüstem Paşa'nın işbirliği ve hileleri ile meydana gelen elim hâdise, halkda büyük bir infiale sebep olmuştu Kanunî, sefer arifesinde nahoş bir olaya sebebiyet vermemek için Rüstem Pasa'yi azletmiştir

Şehzadenin ölümü, Anadolu halkını yaraladığı gibi, nimetleriyle perverde olan yüzlerce bilgin, sair, san'atkâr ve şeyh de beklenmedik ölüme ağlıyordu .Kanunî'nin süt kardeşi Mehmed Çelebi, Pâdisaha Sehzâde Mustafa'ya kıydığı için ağır sözler söylemişti. Şehzâde'nin, iftiraya kurban gittigi devletin tamamında ve dünyada hâkimdi Nahçıvan seferinden önceki iran sefer-i hümayûnunda Kanunî ile Şehzade, görüşüp dertlenmişler Kanunî, oğluna hak vermişti. 

Şehzade mustafa ölmeden önce babasıyla son karşılaşmasında babasıyla görüşmeden öldürülmüştü. Şehzade Mustafaya ikinci vezir Ahmed ile üçüncü vezir Haydar Paşalar, Amasya'dan gelmemesi için haber göndermişlerdi.Şehzade böyle bir yola tenezzül etmedi.babası ile yüz yüze geldiklerinde onu ikna edeceğine inanıyordu

Halk ve askerce sevilen Şehzadenin katli, halkın üzüntüsüne sebep olmuştu. şairler Rüstem Pasa, Hürrem Sultan hatta Kanunî'yi yeren şiirler kaleme almışlardır. sancakbeyi Taşlıcalı Yahya Bey mesnevisinde Rüstem Paşa 'nın idamini istemişti.

Yahya Bey, Türk fikir hürriyetinin âbidelerinden olan eserinde Padişahı tenkid etmış "nizâm-i âlem"i için ileri gitmemiştir. Rüstem Paşa, Kanunî'ye şikayette bulunarak Yahya Bey'in cezalandırılmasını istemisti. Kanunî "Bu makulelere kulak tutma ve intikam kasdin etme" diyerek Yahya Bey'i, himaye etmiş saygı göstermiştir.


SULTAN SELİM TAHT KAVGALARI

Sultan Selim, idareyi ele geçirdigi zaman, düsmanlari sindirilmis ve hududlari saglama baglanmis bir Rumeli ve devletin gelecegine göz dikmis Sark düsmanlariyla yüz yüze gelmisti iç saglanmadan disari ile ugrasmak mümkün degildi. taht rakibi sehzâdeler çikabilirdi.bazi sehzâdelerin basinin gitmesi gerekiyordu.yoksa memleket gidecek memlekette kan gövdeyi götürecekti. 

Sultan Selim, zararli bir faaliyete girismedikleri takdirde kardeslerine bir fenalik yapmayacagina dair babasina söz vermisti. agabeyleri  Sehzâde Ahmed ile Sehzâde Korkut'u yakindan izliyordu. Aksi takdirde taht ile birlikte devlet elden çikabilirdi. Devletin zarar görmesi bütün bir Müslüman toplumun yok olmasi baska din mensuplarinin idaresine girmesi demekti. 

Şehzade ahmet. Konya'da padisahligini ilan etmekle kalmamis, ayni zamanda oglu Alaeddin Bursa'yi da ele geçirmisti. Alaeddin, Bursa Subasisi'ni öldürterek Hutbe ve Sikke bastırmak ister. Bursa halki Selim'e itaat etmeye devam eder. 

Dönemin Osmanlı Paşası şehzade ahmedin oğlu Alaeddin'in Bursa'da yaptiklarini şu ifadelerle nakleder: "Sultan Alaeddin, Bursa'ya gelüp ve Bursa'yi zapt edüb subasisini ve Sultan Selim'e tabi olanlarin ekserin kiliçtan geçürüp ve mîrîye müteallik emvâli  zapt edüp ve sehirlisinden dahi nice mal ve menal alub ve babasi Sultan Ahmed adina Hutbe okudub" Lütfi Pasa'nin verdigi bu bilgi, Sehzâde Alaeddin'in, Bursa'da yaptiklarini ve babasinin yerine hükümdar olarak vazifeyi deruhte etmesi halinde yapabilecegi isler hakkinda ip ucu vermektedir. 

Sehzâde Ahmedin bursa seferi sırasında Selim'in sessiz kalmayacagini kestirmis olmali ki, devlet adamlarini yardim talebinde bulunmak üzere oglu Murad'i Sah Ismail'e göndermisti. Sah Ismail'in izniyle 20 bin asker toplanir.Tokat taraflarinda halka eziyet etmeye baslar. Ordusundaki Kara Iskender, onun hem komutani hem de akil hocasi idi. Sah Ismail'in adami Nur Ali de etrafi yakip yikiyor ve "gün Sah Ismail'indir" diye ilan ediyordu.

Sehzâde Ahmed ve ogullari halk üzerinde çok kötü tesirler meydana getirdi halkın daha alismis oldugu sukûnet, devlete güvenme ve haksiz  vergi vermeme prensipleri kaldirilmis,halk idareyi ele geçiren insanlarin keyfine göre vergi vermek ve hizmet etmekle yükümlü tutulmustu.

Yavuz oglu Süleyman'i  yerine Kaim-i makam biraktiktan sonra askerini toplayip müzakere açar ve der ki: " Babama söz vermistim, kardeslerime dokunmayacaktim. Fakat görüyorsunuz, memleket ne hale geldi? Benim arzum sonuna kadar bunlarla savasmak ve memleketi bunlardan kurtarmaktir." 

Yavuz kardesi Ahmed'e vaz geçmesi için  mektup yazip gönderir.Ahmed Selim'in bu baris teklifini kabul etmeyip isyana devam eder. devlet erkâni Selim'i destekler.Anadolu'ya geçilir.  Bursa üzerine gidilir. şehzade ahmedin oğlu Alaeddin bursadan çekilmek zorunda kalmisti.Şehzade Ahmed, Amasya'ya dönmüs ve doguya  kaçarak Sah Ismail'e siginmak ister. Yavuzun  gönderdigi Malkoçoglu Tur Ali Bey,Yavuza Memlûk topraklarina girip girmeme fikrini sorar. Yavuz Memlûk topraklarina girmeden geri dönmesini ister.


SULTAN SELİM TAHT KAVGALARI

Şehzade Ahmed, Darende'den Yavuz'a mektup gönderir.yabanci bir devlete iltica etmesinin Osmanli Devleti için utanç vesilesi olacagini bildirerek anlasma teklifinde bulunur.Yavuz onun teklifini red ederek sadece Müslüman bir devlette kalabilecegini bildirerek her türlü ihtiyacinin karsilanacagini söylemisti. 

Yavuzun Amasya'yi zapteden şehzade Ahmed'i ani bir baskin ile ele geçirme tesebbüsü de sonuçsuz kalmisti. Yavuz Ahmed'e olan meyli yüzünden Vezir-i Azam Koca Mustafa Pasa'yi Ahmed'le haberlesiyor diye Bursa'da idam ettirerek onun yerine Hersekzâde Ahmed Pasa'yi dördüncü defa sadarete getirir.

Yavuz şehzade Ahmed'e karsi kesin sonuç almak için devlet ricalinin agzindan mektuplar göndertmis, geldigi takdirde ricalin kendisine iltihak edeceklerini bildirmisti.mektuplardan cesaret alan Ahmed, topladigi Bursa üzerine yürümüstü. Iki kardes Yenisehir Ovasi'nda karsilastilar Ahmed mektuplarin uydurma oldugunu anlamis savastan baska çare bulamamisti.



ŞEHZADE KORKUT

Yavuz devletin bekasi ve halkinin selâmeti için sehzâdeleri bertaraf etmek zorunda idi. Tarih ve hayatta kalan sehzâdelerin devamli olarak devlete problem olduklarini, dis güçlerin, bunlarin saltanat hirsindan yararlandiklarini gösteriyordu. Bunun için Yavuz Sehzâde Mahmud'un ogullarinıda ortadan kaldirdirmak zorunda kalir. 

Selim, ilmi, irfani ve cömertligi ile halkin ve yeniçerilerin sevgisini kazanmis agabeyi Korkut'un saltanat hakkindaki görüslerini ögrenmek için, devlet ricalinin agzindan mektuplar yazdirir. mektuplara kanan Korkud saltanata gelme arzusunda oldugunu söyler kardeşinin saltanat havesini gören Yavuz Bursa'dan Saruhan üzerine yürür. Korkut, yanina Piyale adli lalasini alarak Avrupa devletlerinden birine iltica etmek gayesiyle gizlice Antalya'ya kaçmaya muvaffak olmustu.

Muhafizlar tarafindan şehzade Korkud'un yanindan uzaklastirilan Piyâle paşa döndügünde efendisinin öldürülmüs oldugunu görerek büyük bir teessüre kapilir. kendisini avutamaz.tek tesellisi, ölünceye kadar, Bursa Sultan Orhan türbesine defn edilen Korkud'un türbedârligini yapmak olur. 

Sultan Selim, Sehzâde Korkud'un nedimi (lala) Piyale'yi efendisine sâdikane hizmet ettigi için mükafatlandirir. Bol ve külliyetli bir tahsisatla türbedarliga tayin eder. Korkud Çelebi'nin ölümü üzerine üç günlük matem ilan eden Yavuz biraderinin saklandigi yeri haber veren Türkmenlerden bazilarini öldürtür.


ŞEHZADE KORKUT

Şehzade Korkud, Osmanogullari'nin kiymetlisi idi. Âlim, fâzil, sair ve musikisinasti. Bahriye isleriyle ilgilenmekten büyük bir haz duydugu gibi denizciler himaye ederdi.Barbaros biraderlerin onun himayesini gören denizcilerimiz oldugu söylenir.

Yavuz'un hükümdar ilan edildigi sirada Sehzâde Korkud, ona sadik kalacagina söz vermisti. Selim de muhalefet edilmedigi müddetçe rahat  bir hayat geçirecegini vaad etmisti Korkud'un büyük bir huzursuzluk içinde Yavuza verdigi söze sadik kalip kalamayacagi belli degildi.Yavuz'dan Midilli Adasi'ni istemisti. Bu talebi II. Bâyezid tarafindan olumlu karsilanmisti.Yavuz istediklerinin  verilecegini sabirli olmasinı bildirir.vaad samimi olmasa bile tam zamaninda yapilmıştı Çünkü Sehzâde Ahmed isyaninin devam ettigi siralarda Korkud'un ayaklanacagina dair söylentiler çogalmisti. 

Sehzâde Korkud Yavuz'a "taife-i ehl-i nifakin" bos durmadigini aleyhinde iftiralar uydurdugunu, bunlara inanmamasi gerektigini ve kendisinin  sadakat içinde oldugunu bildirir Selim'in,cevabı sen sözünde durdukça bu cânipten asla endise etmemelisin" demisti. 

Şehzade Korkud  Midilli'yi elde edemeyince Teke ve Alaiye taraflarını  istemişti.Onun bu toprakları istemesini, deniz yolu ile kolayca kaçma maksadina baglamak ve idare ettigi topraklarin genisletilmesi seklinde yorumlamak mümkündür. sehzâdenin istekleri, Yavuz'un süphelerini artirmaktan baska bir ise yaramadi.

Sehzâdelerin sebep oldugu iç karisikliklari sona erdiren Yavuz kardeslerini ortadan kaldirmaya muvaffak olur. kardeslerinden en çok Korkud'u severdi.Korkud'un idami esnasinda çocuklar gibi aglamıştır "nesl-i Osman"in bu garip kaderine âh-u vah ettigi nakledilir.

Tarihi antlaşmalar 

Islahat Fermani 18 Subat 1856
enfal.de.com dan alıntıdır

Kırım Savaşı sürerken, Viyana'da ingiltere, Fransa ve Avusturya, Hristiyanlarla Müslümanlar arasındaki farklılıkların ortadan kaldırılması için bir fermanı sultanın önüne koymuşlardı. Abdülmecit han tarafindan Islahat Fermanı ilân edildi bu fermanla, Müslümanlarla Hristiyanlar arasında eşitlik sağlandı iç hukuk ve ticaret hukukunda yenilikler getirildi Ceza ve medenî hukuk dinî esaslardan arındırıldı 1868'de Sura-yı Devlet ve Divan-ı Ahkam-ı Adliye kurularak Hristiyanlar ve Müslümanlara görevler verildi Islahat Fermanı uygulaması I.Abdülaziz'in tahta çıkması ile gerçekleşebilmiştir.

Dış devletler Islahat Fermanını, Osmanlıya koz olarak kullandılar. Fransa, Dürzilerin Katolik Marunilere saldırmasıyla Lübnan'a asker çıkarmış Karadağdaki anlaşmazlıklar dış devletlerin aracılığı ile halledilmiştir dış devletlerin tahrik ettikleri Balkanlar ve Hristiyan toplulukların isyanları bastırılsa bile Sırplar ve Bulgarlar yeni haklar elde etti Eflâk ve Boğdan Romanya adı altında birleşti Muhtariyet hakları genişletilen Mısırda, ingiliz-fransız mücadelesi kızıştı Napolyon'un teşebbüsüyle Abdülaziz han istemedigi hâlde Süveyş Kanalı projesini kabul etmiş ve kanal 1869'da büyük bir törenle açılmıştır.

Tarihi antlaşmalar 

I.MEŞRUTİYET DÖNEMİ
enfal.de.com dan alıntıdır

Avrupa devletleri ve Rusya'nın kışkırttığı topluluklar, bağımsızlık ilânı için harekete geçti 1866'da Girit isyanı çıktı. Girit'e yeni bir statü verildi 
1870 de Rusya komitacıları vasıtasıyla Bulgarlar ayaklandı Onlara da geniş haklar verildi Bulgarlar, Bosna ve Hersek'te yeniden ayaklandi (1875-76).

Bulgar isyanı sert biçimde bastırıldı. Genç Osmanlılar, Abdülaziz hanı Mithat Pasa'nin öncülügünde 30 Mayis 1876 da
tahttan indirerek yeğeni V.Muratı başa geçirdi Ancak hastalığı sebebiyle üç ay sonra tahttan indirildi Kanun-i Esasi'yi ilân edecegini beyan eden kardeşi Abdülhamit han tahta çıkarıldı.
Rusya'nın Osmanlı Devleti'ne baskısını menfaatine aykırı gören İngiltere, istanbul'da uluslar arası bir konferans topladı ve II.Abdülhamit Mesrutiyet'i ilân etti (23 Aralik 1876). Meclis-i Mebusan'da bütün topluluklar temsil edilecekti. monarşi, istanbul Konferansını ortadan kaldırmasına rağmen, Balkanlar bağımsızlık istediklerinden sonuca varılamadı. Rusya, Osmanlı Devleti'ne savaş ilân etti.93 Harbi" diye bilinen 1877-1878 Osmanlı Rus Harbi, askerî ve siyasî bakımdan önemli sonuçlar doğurmuştur.

Kanun-i Esasi ile açılan Genel Meclis, padisah tarafindan seçilen Ayan Meclisi ve halk tarafindan seçilen Mebusan Meclisi'nden ibaretti. Londra Konferansından önce çalışmaya başlayan meclisin çalışmaları 93 Harbiyle sekteye uğradı Gazi Osman Pasa'nın büyük bir kahramanlıkla savunduğu Plevne'yi aşan Ruslar, Erzurumda durduruldular. Meclis savaştan padişahı sorumlu tutarak, tansiyonu yükseltdi. Abdülhamit han 
Kanun-i Esasi'nin verdiği yetkiyle 14 Şubat 1878 te
meclisi kapattı I.Meşrutiyet sona erdi


BERLİN KONGRESİ VE BALKANLARDAKİ GELİŞMELER enfal.de.com dan alıntıdır

İstanbul önlerine kadar gelen Rusya ile Yeşilköyde
3 Mart 1878 de Ayastefanos Antlaşması imzalandı sözde Osmanlıya bağlı Dobruca, Doğu Makedonya ve Trakya'yı içine alan Büyük Bulgaristan Prensliği kuruluyordu Romanya, Sirbistan ve Karadağ bağımsızlıklarına kavuşuyordu. Ancak,Abdülhamid hanın büyük siyasi dehasıyla Avrupa ayaklandırdı, Rusyadan rahatsız olan Avrupa devletleri anlaşmayı imzalattırmadı abdülhamit han siyasi dehasıyla avrupa milletlerini birbirine düşürdü

İngiltere donanmasını harekete geçirdi. Osmanlı Devleti ile anlaşarak Kıbrıs'a yerleşti Bismark, menfaatlerini korumak istiyordu. Berlin Kongresi 13 Temmuz 1878'de son buldu. anlaşma, Osmanlıyı parçalama ve, pay alma anlaşmasıydı. Sirbistan, Karadağ ve Romanya'nın bağımsızlığı onaylandı. Bulgaristan üçe ayrıldı. Doğu Rumeli eyaleti oluşturuldu. Makedonya, Osmanlı Devleti'nde kaldı. Yunanistan Tesalya ve Epir'in bir bölümünü aldi. Bosna-Hersek, Avusturya tarafindan işgal edildi. Avusturya Kars, Ardahan ve Batum'a sahip oldu. Berlin Kongresi, büyük devletlerin Osmanlı Devleti'ni paylaşma ve ortadan kaldırma arzularının neticesi idi. Balkanlardaki küçük devletçikler, bölgedeki büyük devletlerin siyasî ve etnik çatışmaların piyonlarıydı Avusturya'nın ve Rusya'nın Balkanlardaki nüfuzlarını artırmaları, Balkan Savaşları ve I.Dünya Savaşına yol açtı 

Berlin Kongresi'nin sonuçları kısa zamanda ortaya çıktı. Balkanlardan pay alamayan Fransa, Cezayir ile Tunus arasındaki sınır problemini bahane ederek, 1881 de Tunus'u işgal etti İngilizler iskenderiye'yi topa tuttu. İngilizler 1882 de Mısırı ele geçirdi Bulgaristan bölgeyi kontrol altına aldı. Osmanlı Devleti Rusya'nın baskısıyla Kırca-ali ve Rodop dışındaki Dogu Rumeli Valiliği'nin Bulgar Prensliğine geçmesini kabul etti ikinci Mesrutiyet'in ilanıyla 1908 de Bulgarlar bağımsızlıklarını ilân ettiler Bulgar, Yunan ve Arnavutların istediği Makedonya'da çıkan olaylar Osmanlı kuvvetlerince bastırıldı. Megalo Idea adıyla Bizansı diriltmek isteyen küçük Yunanistan, 1896'da çikan isyanı bahane ederek Girit'i işgale yeltendi Osmanlılar Dömeke Meydan Savaşı ile Yunanlıları bozguna uğrattı 1897 de Rusya ve Avrupa devletlerinin müdahalesi ile istanbul'da toplanan bir konferans ile Girit valiliğine Yunan kralının oğlu getirildi özerk bir yönetim kuruldu, ada fiilen Yunanistan'a bırakılıyordu


ermeni isyanları enfal.de.com dan alıntıdır

93 Harbi'nden sonra Ermeni Meselesi ortaya çıktı. Osmanlı Devleti'ne bağlıklarıyla "millet-i sadika" olarak adlandırılan Ermeniler Doğu Anadolu'yu ele geçirmek isteyen Rusya ve ingiltere tarafindan kullanıldı Hınçak ve Taşnak örgütleri kuruldu terör yaratan Ermeniler ingilizler tarafindan destekleniyordu Ermeni devleti ile Rusya Akdeniz ve Orta Doğu'ya sızabilecekti. İngiliz himayesindeki Ermeni devleti rusları engelleyebilirdi ermeniler ruslar ve ingilizlerce kullanıldı Ermeniler 1889'dan itibaren isyana başladı Van, Erzurum ve Bitlis isyanları bastırıldı. başkentte ermeniler Osmanlı Bankasına kanlı bir baskın yaptılar II.Abdülhamit'e suikast düzenlediler I.Dünya Savaşı ve istiklal Harbinde Ermeniler isyanlarına devam ettiler



II. MEŞRUTİYET İTTİHAT VE TERAKKİ 
enfal.de.com dan alıntıdır

I.Meşrutiyet'in kaldırılmasıyla Abdülhamit han olumsuz gelismelerin de etkisiyle, hassas ve planlı bir yönetim sergiledi. Meşrutiyet taraftarları muhalefeti artırdı. Osmanlılık fikrinin temsilcisi Sadrazam Midhat Pasa 1881'de ölüm cezasına çarptırılmış,affedilerek, Arabistan'a sürgüne gönderildi 1883'te öldürüldü

Ali Suavi, Ziya Paşa ve Namık Kemal sultan aleyhine faaliyetlerini sürdürdü Osmanlı Devleti iktisadî açıdan çok zor durumda idi. Devlet borçlarini kapatabilmek için batılıların elindeki Osmanlı Bankası ile anlaşma imzalamak zorunda kaldı banka mali yardımlar karşılığında, devletin gelirlerini devraldı. İngiliz ve Fransızların kontrolündeki düyun-u Umumîye Osmanli ülkesini sömürge hâline getirdi 

Genç Türkler ve Jön Türkler koyu Meşrutiyetçiler, istanbul'da ittihad-i Osmani derneğini kurmuşlar ve bu dernek 1895'te ittihat ve Terakki Cemiyeti adını almıştır. Selanik'te Enver ve Niyazi Paşaların da katılımıyla güçlenen İttihatçılar, Osmanlı devletini ancak Kanun-i Esasî'yle kurtarabileceğini düşünüyordu. Kolağası Niyazi Beye katilan Enver Bey'in Resne'de isyan ederek ayaklanması üzerine Abdülhamit han anayasayı yürürlüğe koyarak II.Meşrutiyeti ilân etti 23 Temmuz 1908


II. MEŞRUTİYET İTTİHAT VE TERAKKİ 
enfal.de.com dan alıntıdır

17 Aralik 1908'de meclis yeniden açıldı. İttihat ve Terakki Fırkası başarı sağladı Bulgaristan bağımsızlığını elde etti ve Girit Yunanistan'a katıldı
İsgal altındaki Bosna Hersek Avusturya tarafindan fiilen ilhak edilmişti Millî bir politika izleyen İttihatçılar, olumsuz gelişmelerin etkisiyle otoriter bir idare oluşturdular Avrupanın desteğiyle isyan ettiler. Abdülhamit han kardes kanının dökülmemesi için isyancılara karşı çıkmadı. Mahmut Şevket Paşa Selanik'ten yola çıktı. büyük bir isyan başlattı Abdülhamit han
kardeş kanı dökmek istemediğinden 27 Nisan 1909 da tahttan indirildi 

kardeşi Mehmet Reşat getirildi.büyük şahsiyet ve büyük devlet adamı Abdülhamid hanı Rahmetle anıyoruz.Ülkeyi çok kötü şartlarda idare eden büyük devlet adamı Abdülhamid han Dünya savaşının çıkıp Avrupanın birbirine gireceğini biliyordu siyasetini buna göre planlamıştı.kendini bilmez İttihatçılar koskoca Osmanlıyı hayalleri uğruna Dünya savaşına katarak Osmanlı imparatorluğunun yokolmasına vesile oldu V.Mehmed devlet idaresini ittihatçılara bıraktı. İttihatçılar zamanında felâketler birbirini takip etti. Osmanlı Devleti dağılma devrine girdi


GERİLEME DÖNEMİ enfal.de.com dan alıntıdır
Küçük kaynarca antlaşması

1764 da Rusya,Lehistanı işgal etmiş ve mültecileri katletmiştir. Osmanlı Devleti Rusya'ya savaş ilân etmiştir Ruslar, Baserabya ve Kırımı işgal etmişler İngilizlerin filosonu Akdeniz'e göndererek, Mora Rumlarını isyana teşvik etmişlerdir Çesme'de Osmanlı donanmasını yakmışlardır. Mısırda isyanlar başlamıştır. Rusçuk ve Silistrede Osmanlı kuvvetleri başarılar kazanarak Katerina, Osmanlılarla anlaşma yapmayı kabul etmiştir. 

I.Abdulhamit'in (1773-1789) başa geçmesiyle imzalanan Küçük Kaynarca Antlaşmasıyla 21 Temmuz 1774 te Kırım Osmanlıdan koparılmış bağımsız olmuştur Baserabya, Eflâk, Boğdan Osmanlılarda kalmış, Azak ve Kabartay Rus hâkimiyetine geçmistir. Ruslar kapitülasyonları kazanmış konsolosluk açma hakkıyla Osmanlı iç işlerine karışmıştır. 1783'te Kırımı işgal eden Rusya, Karadeniz'e hâkim olup, sıcak denizlere inmiştir Ortodoksları himaye ederek Balkanlarda kuvvetlenmiştir.



Yaş ve ziştovi antlaşmaları
enfal.de.com dan alıntıdır

Rusyanın amacı, istanbul'u ele geçirip Bizansı diriltmek idi. Osmanlı Devletini taksim için Avusturya ile anlaştı. Osmanlı Devleti, ingiltere'nin tahrikiyle Rusya'ya savaş açtı. Kırımı almak Osmanlının en büyük arzusuydu. savaşa Rusyanın müttefiki olan Avusturyanın katılmasıyla, Osmanlılar iki cephede mücadele etti 1788 de Avusturya savaşı kazanıldı. Belgrat ve Banat ele geçirildi. Rusya'ya doğu cephesinde başarı sağlanamadı. III. Selim isveç ile anlaştı Rusya Bükreş ile Küçük Eflâkı almış, Belgrat ve Bender düşmüştü. 1790'da Avusturyada iç ayaklanmalar baş gösterdi Fransız ihtilalinin etkileri hissedildi II.Leopold, Ziştovi anlaşmasını imzalayarak Osmanlılarla savaşı sona erdirdi anlaşma mevcut statükoyu muhafaza ediyordu Rusya ile de, ispanyanın aracılığıyla 1792 de Yaş Antlaşması imzalandı Rusya sadece Öziyi geri verdi Avusturya ve Rusya osmanlı topraklarından geri çekilerek Fransa ve Lehistan'daki gelismelere yöneldi Osmanlı Devleti ıslahatları yapmak için zaman bulabilecekti.


Tarihi antlaşmalar


Osmanli - Avusturya Barisi ve Sonuçlari 

Osmanli seferleri karşısında bunalan ve kardeşi şarlken'in yardımıyla ayakta kalan Ferdinand'ın, Macaristan Kralı olmak için giriştiği teşebbüsler, boşa gidiyordu. Osmanlı Devleti'nin Zapolyayı tutması emeline ulaşmasına engel oluyordu.Alman imparatoru'nun şarlkenin tavsiyesiyle Ferdinandın Osmanlılarla anlaşmaktan baska çaresi kalmamıştı. 

Ferdinand'ın müracaatı, Osmanlıların işine geldi Macaristan seferleri büyük masraflara sebep oldu memleketin doğu hududları ihmal ediliyordu.Şah ismail'in vefatıyla yerine geçen oğlu Tahmasb Doğuda yıkıcı faaliyetlerde bulunmuş iki devlet arasında bazı hâdiseler cereyan etmişti. Osmanlı Devleti Ferdinandın teklifine sıcak bakıyordu

l4 Ocak l533'te Padişah tarafindan Avusturyadan kesin bir barış ve Ferdinand'ın itaat alâmeti olarak Estergon kalesi istendi Kanunî,Estergon kalesine karsilik Macaristan'daki kaleleri verebilecegini belirtmişti. Hammer'in ifadesiyle Mütareke şartları, Bohemya'lilari epey korkuttu. 

29 Mayıs'ta Estergon (Gran )'un anahtarları Osmanli elçisi ile istanbul'a hareket etti Istanbul görüsmeleri l533'te antlasma ile sonuçlandı antlasmaya göre Ferdinand, Macaristandan vaz geçecekti. Sadece Macaristan'da fiilen hakim oldugu topraklar kendisine ait sayilacakti. Elindeki bu topraklar için de her yil 30.000 altin verecekti. 

protokol gereği Ferdinand, Osmanlı Vezir-i A'zamı ibrahim Paşa ile müsavi eşit sayılacaktı.Pâdişahın huzuruna kabul edilen elçiler, ibrahim Paşa 'nın verdiği tâlimatla konuşarak, Sultan'a "Oğlun Kral Ferdinand, mâlik olduklarını kendi malı kendisinin sahip olduğu memleketleri senin mülkün addeder, çünkü o, senin oglundur" dediler. 

Padişah, oğlu Ferdinand'ın dostlarının dostu ve düşmanlarının düşmanı olacağını bildirir. antlasmadan sonra Ferdinand ile Zapolyanın hâkim olduklari yerler, bir sınır hattı ile Osmanli temsilcileri nezâretinde belirlenecektir

antlasma geregince biri Osmanlı himayesindeki Jan Zapolyai'ye, diğeri Ferdinand'a ait iki Macaristan ortaya çıkıyordu.antlasma, Macaristan meselesini bir süre halletmiş ve Osmanlıların doğu problemi ile ilgilenmelerine firsat vermişti.

Osmanli kılıcından gözü yılan Ferdinand, Macar tahtından feragat ederek barış istemek zorunda kalmış, Orta macaristan'da bir kale idaresine razı olarak protokolde Pâdişah'a "Pederim", Vezir-i A'zam'a da "Birâderim" diye hitab etmek zorunda kalir.


Amasya Antlasmasi 

Sultan Süleyman Amasya'dayken Tahmasb'ın nâzırı çesitli hediyeler ile Amasya'ya gelir. divana kabul edilip."vezirlerin karşısında iskemlede oturdular. Şah, mektubunda, Padişahın mektubunu Süleyman Nebi"den geliyormuşçasına aldığını, kendisine büyük saygı duyduğunu, ve halk arasında iyi münasebetlerin kurulmasına temas ediyordu. Şah, dostluk teminatı verdigi gibi Şiilerin Ka'be ve mukaddes yerleri ziyaret etmesinen izin istiyordu 

Büyük iltifatlara nail olan naz?
08-11-2018 09:08 AM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Gönder Cevapla


Forum'a Git:


Konuyu görüntüleyenler: 1 Misafir
Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. 5651 sayılı yasaya göre bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. 5651 sayılı yasaya göre sitemiz mesajları kontrolle yükümlü olmayıp, şikayetlerinizi mail@islamiforum.net adresine yollarsanız, gerekli işlemler yapılacaktır. Dikkat: Bu site şikayet sitesi değildir, arızalı ürünleriniz ve diğer şikayetleriniz için bu email adresini kullanmayınız. Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to mail@islamiforum.net