Gönder Cevapla
 
Değerlendir:
  • 0 Oy - 0 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Osmanlı-Selçuklu eserleri
Yazar Mesaj
Murataltug Çevrimdışı
Uzman
*****

Mesajlar: 2,235
Üyelik Tarihi: Nov 2017
Rep Puanı: 68
Ruh Halim
Ruh Halim
Oylesine

Takımın:
Fenerbahce
Mesaj: #1
Osmanlı-Selçuklu eserleri
Kaynak afilsiz.com

Avrupa’da Osmanlı Mimarisi 17 Eser

Yüzyıllarca Avrupa’da kalan Osmanlı İmparatorluğu birçok eseriyle o topraklarda yaşıyor

Mostar Köprüsü, Bosna-Hersek

Bosna-Hersek’in güzel şehri Mostar’daki Neretva Nehri üzerinde, hilal görünümündeki özelliğiyle dünyanın en zarif köprülerinden birisi köprü Boşnak ve Hırvatları birbirine bağlamış, mostar şehrine ismini veren köprü acılı yılların izlerini taşıyor.

Taşköprü (Üsküp), Makedonya

Taşköprü, Vardar Nehri Üsküp şehir merkezindeki Osmanlı köprüsüdür. Üsküp’ün simgesidir  Fatih Fatih Sultan Mehmet Köprüsü olarak bilinir

Beyaz Kule, Yunanistan

Beyaz Kule, Selanik’te şehrin sembollerindendir kule  tarihî bir kule ve müze olarak, şehrin deniz kıyısındadır Osmanlı eseridir Balkan Savaşlarında şehir Yunanlılara geçtiğinde kule beyaza boyanmış O günden sonra “Beyaz Kule“ olarak adlandırılan yapı Selanik’in en çok ziyaret edilen yerlerindendir.

Banyabaşı Camii, Bulgaristan

Banyabaşı Camii, Osmanlı Devleti zamanında, Bulgaristan'ın başkenti Sofya'da inşa edildi Avrupa'nın en eski camilerindendir.Kuruluş tarihi 1566 yılı kabul edilmiştir Mimar Sinan tarafından tasarlanmıştır.

Sokollu Mehmed Paşa Drina Köprüsü Bosna

Sokullu  Paşa Köprüsü Drina Köprüsü, Mimar Sinan tarafından Sokullu  Paşa adına 1577'te Drina Irmağına yapılan 11 gözlü köprüdür. Köprü  Bosna-Hersek’in doğusunda  Vişegrad’dadır.

Blagay Tekkesi, Bosna-Hersek

Buna Nehri'nin kaynağında bulunan Blagay Tekkesi, Osmanlı mimarisi ve Akdeniz etkileriyle 1520 de inşa edilmiştir ve Bosnalılarca millî anıt kabul edilir.

Belgrad Bayraklı Camii, Sırbistan

Bayraklı Camii, Osmanlı devrinde Sırbistan'ın başkenti olan Belgrad'da  1575 te yapılmıştır. Kare planlı cami 10,2 m.'lik bir kubbe ile örtülüdür. kesme taştan sade bir minaresi vardır.

Prizren Taşköprü ve Sinan Paşa Camii, Kosova

Prizren Taşköprüsü, Kosova’nın Prizren şehrindeki  tarihî Osmanlı köprüsüdür. Köprünün inşa tarihi bilinmemektedir.  XVI. yüzyılın başlarında inşa edildiği muhtemeldir.Prizren Taşköprünün yanında  Sinan Paşa Camii, Sofi Sinan Paşa Camii adıyla yada Sinan Paşa Camii olarak geçer

Gül Baba Türbesi, Macaristan

Gül Baba Türbesi, Macaristan'ın başkenti Budapeşte'dedir Gül Baba, Budapeşte'de yüksek tepeye gömülür ve tepeye "Gültepe" adı verilir. Türbenin yanındaki Gül Baba Bektaşi Tekkesi 1686 yılında yıkılmıştır.

Başçarşı, Bosna-Hersek

Başçarşı, Bosna-Hersek'in başkenti Saraybosna'nın merkezindedir 16. yüzyılda kurulan meşhur Osmanlı çarşısıdır. Bugün kullanımda olup Saraybosna'nın kalbidir Bosna Savaşıında Sırp ordusunun imha etmeye çalıştığı hedeflerdendi. İstanbul camilerinin mimari tarzında inşa edildi  Osmanlı camileriyle çevrili olan Başçarşı'da Bosna Beylerbeyi Gazi Hüsrev Bey tarafından yaptırılmış bir han, medrese ve çok sayıda imaret bulun

İbrahim Paşa Camii, Bulgaristan

İbrahim Paşa Camii, Balkanlarda Osmanlılar'a ait ayakta kalmış en büyük sanat eseridir. Bulgaristan'ın Deliorman, Razgrad'da bulunur. UNESCO ya kayıtlı cami, Balkanlar'daki üçüncü en büyük camidir.

Manastır Askerî İdadisi, Makedonya

Makedonya'nın Manastır şehrindedir müze olarak kullanılır Atatürk burada eğitim gördü (1896-1898).  ikinci katda Atatürk için ayrılmış bir bölüm vardır.

Üsküp Türk Çarşısı, Makedonya

Üsküp Türk Çarşısı, Makedonya’nın başkenti Üsküp’tedir Osmanlı çarşısıdır. Üsküp’ün kuzey kesiminde yer alır.

Gazi Mehmet Paşa Hamamı, Kosova

Prizren'de Osmanlının 1573 yılında Rüstem Paşa tarafından yaptırılan Balkanlar'ın en eski Osmanlı eseridir Gazi Mehmet Paşa Hamamı yıkılmaya terk edildi. Kosova’da Balkanlar’ın Osmanlı döneminden kalma en eski hamamlarından Türkiye Cumhuriyeti tarafından yaklaşık 150 Bin Euro bütçeyle UNESCO tarafından onarılan Gazi Mehmet Paşa Hamamı’nın, bütçenin yeterli olmayışı nedeniyle onarımı yapılamıyor.

Kanuni Sultan Süleyman Camii, Rodos Adası

Yunanistan'a  Rodos Adası Sokrates Sokağı’nın sonunda, gül pembesi duvarları  dikkat çeken minaresiyle Kanuni Camisi bulunur. Osmanlı hakimiyetini simgeler 1523’te yapılmıştır Rodos’un en görkemli camisidir.  Rodos Müslüman Türk Vakfı’na ait olan caminin minaresi, tehlikeli olduğu için 1987 de yıkılmıştır. Günümüzde,  müze olarak ziyaretçilere açıktır.Süleymaniye Camii olarak da bilinir.

Mustafa Ağa Camii, Yunanistan

Mustafa Ağa ve Altı Fıskiye olarak da anılan  mimari eser, Atina Voyvodası Cizdaraki Mustafa Ağa tarafından 1763-64 yıllarında inşa edilmiştir.

Sultan I. Murad Türbesi, Kosova

Sultan 1. Murat Türbesi  Kosova’nın Priştineye 6 km mesafededir. Osmanlı  padişahlarından Sultan I. Murad’ın savaşta şehit olması sonrasında iç organlarının gömüldüğü yerdir. Kosova’daki en eski Osmanlı eseridir. 14. yüzyılda inşa edilmiştir. Bugünkü bina 14. yüzyıldaki binanın aslı değildir. Birçok tahribat ve onarımdan geçmiştir. Yöre halkınca Türklük ve Müslümanlığın simgesi olarak kabul görür.
14-06-2018 03:35 AM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Murataltug Çevrimdışı
Uzman
*****

Mesajlar: 2,235
Üyelik Tarihi: Nov 2017
Rep Puanı: 68
Ruh Halim
Ruh Halim
Oylesine

Takımın:
Fenerbahce
Mesaj: #2
RE: Osmanlı-Selçuklu eserleri
Kaynak balkanincileri.gen.tr

MOSTAR KÖPRÜSÜ - Bosna Hersek

*Bosna-Hersek Cumhuriyeti'nin Mostar şehrinden geçen, Neretva Nehrinde Mimar Sinan'ın öğrencisi Mimar Hayruddin tarafından 1566 da inşa edilen köprü çevresindeki kente adını verdi. Mostar, Hersekin ana kenti oldu. Neretva Nehri'nden 24 metre yüksekte 30 metre uzunluğunda, 4 metre genişliğinde olan Mostar Köprüsü, teknolojiyle inşa edildi. 456 kalıp taş kullanıldı. Köprü, şehirde ticareti canlandırdı Mostar Köprüsü, cesur sporcularca atlama platformu olarak kullanıldı. şehrin erkekleri, nişanlılarına cesaret ispatlamak için düğün öncesi köprüden atlardı....Bosna-Hersek'teki iç savaşda Mostar Köprüsü'ne ilk saldırıyı 1992'de Bosnalı Sırplar düzenledi. 1993'te Hırvat tankları köprüyü yıktılar*Mostar Köprüsü'nün çalışmaları (TİKA) UNESCO ve Dünya Bankası'nın desteğiyle 1997'de başladı. inşaatını Türk şirketi ER-BU üstlendi. Macar dalgıçlar orijinal taşları nehir yatağından vinçlerle çıkardı.suyun içinde bozulan taşlar yapıda kullanılamadı orjinal taşların çıkarıldığı taş ocağı tekrar açılıp ocaktan çıkarılan taşlar kullanıldı. Orijinale sadık kalan şirket, köprünün temellerini  sağlamlaştırdı. 30 metre uzunluğundaki, 24 metre yüksekliğindeki köprüde çalışma Haziran 2002'de başladı. Kilit Ağustos 2003'te İnşaatı tamamlanan Mostar Köprüsü, Türk temsilcilerinin hazır bulunduğu törenle, İngiliz Prensi Charles tarafından 23 Temmuz 2004 tarihinde açıldı.
14-06-2018 03:36 AM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Murataltug Çevrimdışı
Uzman
*****

Mesajlar: 2,235
Üyelik Tarihi: Nov 2017
Rep Puanı: 68
Ruh Halim
Ruh Halim
Oylesine

Takımın:
Fenerbahce
Mesaj: #3
RE: Osmanlı-Selçuklu eserleri
kaynak yolda olmak.com

Mersin  Anamur  Mamure Kalesi,

*Mersin, Anamur‘daki Mamure Kalesi, Anadolu’nun en büyük ve en iyi korunan kalelerindendir Akdeniz kıyı şeridindeki kale, Anamur’un 6 km doğusunda, Bozdoğan Köyü sınırlarındadır
Yüksek kayalık ve düzlük üzerine inşa edilen kale, Anadolu’daki benzerleri gibi antik temeller üzerine yerleştirilmiştir Yüksek duvarlı iç avlu, batıdaki kale ve güneyinde kayalıklar üzerine inşa edilen iç kale olmak üzere 3 parçadan oluşan Mamure Kalesi’nde, 39 kule, su sarnıçları, cami ve kale dışında hamam yapısı da görülebilir Anamur ve Taşeliyi Hristiyanlar’dan alan Karamanoğlu Bedreddin Mahmut Bey kaleyi ele geçirdikten sonra kiliseleri yıkıp camiye dönüştürmüş. Kalenin adı da Mamuriye olmuş. 16. yy ortaları ve 18. yy onarım gören surlar, son olarak 1960’ da Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından onarılmış.
*Alanya Kalesi’ne benzeyen Mamure’de Üst kattaki burçlara merdiven ile çıkılırken, köşe burcunun yanında üstü yıkılmış olan fener kulesinin kalıntıları görülebiliyor. Dış kale tek kubbeli bir cami ve çeşme depo, sarnıç ve askerlerin iskan yerinden oluşuyor. kale içinde Hüseyin Gazi’ye ait bir türbe olduğu belirtiliyor.Ana girişteki suyolu, kalenin su ihtiyacı için önemli Kale kuşatılmasında sarnıçlardan yararlanılıyor. Giriş kapısını dışarıya bağlayan köprü, günümüze ulaşamayan eserler arasında.Tarihi yaklaşık 1,500 yıl geriye giden ve Akdeniz kıyısında en iyi korunan Orta Çağ kalelerinden Mamure Kalesi, Mersin’de gezilecek yerler arasında. Türkiye’nin en büyük kalelerinden Roma, Bizans, Selçuklu, Karamanoğulları ve Osmanlı üslubundan izler taşıyor.
14-06-2018 03:36 AM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Murataltug Çevrimdışı
Uzman
*****

Mesajlar: 2,235
Üyelik Tarihi: Nov 2017
Rep Puanı: 68
Ruh Halim
Ruh Halim
Oylesine

Takımın:
Fenerbahce
Mesaj: #4
RE: Osmanlı-Selçuklu eserleri
Kaynak istanbul.com

Kız Kulesi Efsaneleri ve Gerçek Hikâyesi

İstanbul  Üsküdarda Kız Kulesi’ni ziyaret etmeden gitmeyin. İstanbul’da yaşıyorsanız uzaklardan bakmak ile yetinmeyin. Mimarisine ruh katan efsaneleriyle Kız Kulesi sizi bekliyor.gözlerinizi kapayın ve düşünün: Yüzlerce yıl,  bin yıl önce, belki bir denizci, belki de korsansınız; İstanbul’a yolculuktasınız... Çanakkale Boğazı’nı geçtiniz, Marmara’yı aşıp İstanbul Boğazı’na yaklaştınız. bir siluet karşıladı sizi, Ayasofya’nın kubbesi tüm haşmetiyle karşınızda! Bir tarafta  Cenevizlilerin Galata Kulesi, Boğaz’a süzülmeye başladınız ki ne göresiniz? düşmanı tehditkâr, dostu davetkâr karşılayan bir levent var denizin ortasında: Kız Kulesi! Tarihin eski dönemlerinden beri bilinen bir yer  Kız Kulesi, sadece estetik  ile değil, efsaneleriyle de İstanbul’u zenginleştiriyor.

Amiralin Acısı

Kız Kulesi ile ilgili efsanelerin en eskisi İstanbul’un, eski adıyla Byzantium’un, Atina hükümranlığında  olduğu döneme dayanıyor. Efsaneye göre, Makedon Kralı Filip’in İstanbul’a saldırma ihtimaline karşı, Atina Krallığı, İstanbul’u korumak üzere Amiral Hares komutasında gemiler gönderiyor. Hares, çok sevdiği eşi  Damalys’i,  öldüğünde kayalıkların içine oyduğu bir mezara defnediyor.

Leandros ile Hero’nun Aşkı

Yunan efsanesine göre Leandros adında bir genç, Hero adında bir kıza aşık olur. Genç Leandros sevgilisi Hero’yu görmek için, karşı kıyıdan yüzerek buraya gelir. Genç kız  sevgilisine yol göstermek için, her gece Kız Kulesi’'nde  ateş yakar. Fırtınada ateş söner ve Leandros yolu kaybeder. Boğazın karanlık sularında boğulup giden talihsiz Leandros’un acısına dayanamayan Hero kendi elleriyle hayatına son verir

Yılanla Gelen Ecel

Falcılar, Bizans kralına, ‘Sevgili kızın, yılandan ölecek’ diye, kötü haber veriyor. Kral, kızını yılan sokmasın diye, Kız Kulesi’nin  kayalıklarına  yerleştiriyor. genç bir subay, kralın kızına aşık oluyor. prensese sunmak için bir demet çiçek hazırlıyor. Çiçek demetinin içindeki yılan, talihsiz prensesi sokup öldürüyor.

Kız Kulesi Efsaneleri

Selçuklu döneminde Battal Gazi efsanesi  “mutlu son”la bitiyor. Battal Üsküdar tekfurunun kızına aşık oluyor. Tekfur da kızını kuleye hapsediyor. Battal Gazi, Tekfur’un kızını kaçırıyor.*Evliya Çelebi’nin hikâyesi de Osmanlıda geçiyor. Çelebi, Sultan Bayezid- zamanında Kız Kulesi’nde  bir velinin, her gün cübbesinin eteklerini toplayıp denizin üstüne oturarak Sarayburnu’na gittiğini ve sarayda padişaha ders verdiğini anlatıyor.

Efsanelerden Gerçeğe Kız Kulesi

Üsküdar’da Salacak’ın 150–200 metre açıklarında, Kız Kulesi kayalıklarında “bir bina bulunduğuna dair ilk kesin bilgi XII. yüzyıla dayanıyor. Bizans İmparatoru  Komnenos’un Boğaz’ın Marmara’ya bakan tarafına iki tane savunma kulesi yaptırıyor  Biri Kız Kulesi’nin bulunduğu yerde, diğeri Sarayburnu kıyılarında. kuleler arasına, deniz yoluyla kaçakçılıkları önlemek amacıyla zincir gerildiği bildiriliyor. Deniz feneri işlevi göre kulenin Osmanlıdaki son büyük onarımı II. Mahmut tarafından yapılıyor. 1832–1833  teki onarımla Kız Kulesi bugünkü şeklini alıyor. Kule 1943 te betonla çevriliyor. 1959 da askeriyeye devredilen kule, radar istasyonu olarak kullanılıyor 1982 de Denizcilik İşletmeleri’ne devrediliyor siyanür deposu olarak kullanılıyor.*Cumhuriyetin ilânını izleyen yıllarda Kız Kulesi uzun süre, deniz ortasında tek başına kal etti. Kule  özel bir kuruluş tarafından restore edilerek uzunca bir süre kiralandı. Restorasyonunda arşivler fotoğraflar, değerlendirildi. daha önceden görülmeyen tarihi bulgular  ortaya çıkarıldı. ilk kez insanlar kuleye ayak basma, onu yakından görme, dokunma imkânı buldu.Kule, restorasyondan  bu yana restoran olarak hizmet veriyor.
14-06-2018 03:37 AM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Murataltug Çevrimdışı
Uzman
*****

Mesajlar: 2,235
Üyelik Tarihi: Nov 2017
Rep Puanı: 68
Ruh Halim
Ruh Halim
Oylesine

Takımın:
Fenerbahce
Mesaj: #5
RE: Osmanlı-Selçuklu eserleri
Kaynak timetürk.com

Hilafetin son büyük projesi: Hicaz Demiryolu

*Sultan Abdulhamit'in  bağışla düzenlenen kampanyadan gelen paralarla inşa edilen Hicaz Demiryolu, İslam dünyasının büyük fedakarlıklarıyla tamamlandı Osmanlı'nın en çok tartışılan ve büyük yeniliklere imza atan padişahı Sultan I Abdülhamit'in en büyük projesi Hicaz Demiryolu ile Medine'ye ilk sefer 1908 yılının 27 ağustos gününde yapıldı.Hilafetin son büyük projesi kabul edilen Hicaz Demiryolu, İstanbul'dan Medine'ye demiryolu ağı döşemeyi öngörüyordu. Demiryolunun maliyeti 4 milyon liraydı rakam devlet bütçesinin yüzde 20'siydi ve ödemek imkansızdı. Sultan Abdülhamit, ilk bağışı şahsi malvarlığından yaparak büyük bir kampanya başlattı. bu yardımların tek elde toplanması için, “Hicaz Şimendifer Hattı İanesi” kuruldu. *Kampanya sadece Osmanlı topraklarında değil, tüm İslam dünyasında ilgi gördü bağışlar yapıldı.
Fas, Tunus, Cezayir, Rusya, Çin, Singapur, Hollanda, Güney Afrika, Ümit Burnu, Cava, Sudan, Bosna- Üsküp, Kıbrıs, Viyana, İngiltere deki Müslümanlar Hicaz Demiryolu'nun yapımı için bağışta bulundu Hatta Müslümanların dışında, Almanlar, Yahudiler ve birçok Hıristiyan bile bağışta bulundu. Hicaz demiryolu  İslam Dünyasında coşku ile karşılandı Osmanlı, Hindistan İran ve Arap basınında en ağırlıklı konu Hicaz Demiryolu olmuştu. İstanbul'da yayınlanan Sabah gazetesi, demiryolundan kutsal hat ve halifenin en muhteşem eseri olarak bahsediyordu.Hicaz Demiryolu'nun inşaatına Ekim 1903'te başlandı. Demiryolunun  başında Alman mühendis Meissner bulunuyordu

*mühendislerin önemli kısmı Osmanlı milletlerindendi. Hicaz Demiryolu inşaatında 2 bin 666 kâgir köprü ve menfez, yedi demir köprü, dokuz tünel, 96 istasyon, yedi gölet, 37 su deposu, iki hastane ve üç atölye yapıldı.işçiler, askerler, subaylar sıcak, susuzluk, eşkıya saldırıları gibi olumsuzluklara karşı büyük fedakarlıkla çalıştılar.
II. Abdülhamit büyük bir incelik göstermiş  mukaddes topraklarda gürültülü çalışılmamasını Hz. Muhammed’in yüce ruhaniyetini rahatsız etmemesini istemişti. rayların altına keçe döşendi  sesiz lokomotifler kullanıldı Demiryolu yapımına ilk  Şamda başlandı. 1903'te Amman'a, 1904'te Maan'a ulaşıldı. Maan'dan Akabe körfezine Kızıldeniz'e çıkılmak istendi ise de İngilizlerin karşı çıkmaları sonucu gerçekleştirilemedi. *yapımı İngiliz şirketine verilen Hayfa Demiryolu, satın alınarak, 1905'te tamamlandı Der'a, Yermuk vadisinden Hayfa'ya bağlandı. Hicaz Demiryolu Akdeniz'e ulaştı Akka şehrinin küçük kasabası Hayfa, Hicaz demiryolunun ve limanının yapımı ile gelişti önemli bir ulaşım merkezi haline geldi.
Demiryolu'nun Maan'a varmasından sonra işletme idaresi kuruldu ve demiryolunda ilk defa  1 Eylül 1905 te yolcu ve eşya taşındı. 1 Eylül 1906 da Medâyin-i e ulaşıldı. inşaatın tamamı Müslüman mühendis, ve işçilerce gerçekleştirildi. Medine'ye varıldı. İlk trenin törenle 27 Ağustos 1908’de Şam’dan yola çıkmasıyla Şam-Medine hattı açıldı. batı şaşkına döndü bin 464 kilometreyi bulan Hicaz Demiryolu, Sultan Abdülhamit'in tahta çıkışının 33. yıldönümü 1 Eylül 1908 de resmî törenle  işletmeye açıldı. I. Dünya Savaşı'na kadar yoğun bir şekilde kullanıldı.

*Abdülhamid hanın tahtan indirilmesine kadar "Hamidiye Hicaz Demiryolu" olarak anılan ve 18 Ocak 1909'dan itibaren sadece "Hicaz Demiryolu" olarak bilinen hat 1918'de bin 900 kilometreyi aştı. Medine komutanı Fahreddin Paşa'nın Mondros Mütarekesi'nin 16. maddesi gereğince 7 Ocak 1919'da ki şartname gereği Medine'yi teslim ve tahliye etmesi ile  Hicaz Demiryolu üzerindeki Osmanlı hakimiyeti kalktı. Medine'de bulunan Mukaddes Emanetler, Fahreddin Paşa'nın üstün çabalarıyla Hicaz Demiryolu hattı sayesinde İstanbul'a taşındı Hicaz Demiryolu, kısa ömrüne rağmen, önemli sonuçlar meydana getirdi. Yabancı sermaye tarafından demiryollarında istihdam edilmeyen Mühendislik Mektebi mezunu pek çok Türk mühendisinin  ilk tecrübe ve yetişme yeridir
*Cumhuriyet Demiryolları'nın yapımında gerekli olacak bilgi, beceri ve tecrübe Hicaz Demiryolu ile sağlandı ve teknik eleman yetişti.Osmanlı Devleti'nin bölgeyle haberleşmesini  kolaylaştıran Hicaz Demiryolu, Hacca gitmek isteyen Müslümanların da işini kolaylaştırmış büyük sonuçlar doğurmuştur. Hicaz Demiryolu, insanlarımızın ortak bir hedef ve ideal etrafında yardımlaşma ve dayanışmasına katkı sağlamıştır
14-06-2018 03:37 AM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Murataltug Çevrimdışı
Uzman
*****

Mesajlar: 2,235
Üyelik Tarihi: Nov 2017
Rep Puanı: 68
Ruh Halim
Ruh Halim
Oylesine

Takımın:
Fenerbahce
Mesaj: #6
RE: Osmanlı-Selçuklu eserleri
Kaynak gezipgördüm.com

Rumeli Hisarı

Sultan Mehmet’in, İstanbul’un fethini ne kadar ciddiye aldığının kanıtıdır Rumeli Hisarı. İkizi ile birlikte yüzlerce yıldır boğazı bir koruyucu gibi gözetler hisar, zamanla bu görevini terk edip bölge halkına barınak, kültürel organizasyonların düzenlendiği bir mekân haline gelmiştir Fatih Hanın boğaz güvenliğini sağlamak için Anadolu Hisarı’nın tam karşısına yapılmasını emretti inşa süreci 15 Nisan 1452’de başladı Boğazın en dar noktasına  30 dönümlük arazi üzerine inşa edildi
dört ay da tamamlandı Boğazkesen Hisarı yada  Yenice Hisar” ismiyle bahsedilir  yapı  malzemesi İzmit, Karadeniz Ereğli gibi yerlerden getirtildi Parça taşlar  Bizans yapılarından söküldü hisarın yapımında yaklaşık  300 usta ve 750 civarı işçi  200 arabacı, nakliyeci ve kayıkçı çalıştı*1509’da deprem, 1746 da ise yangın felaketi sonrasında restore edilen tarihi yapı ahşap evlerle doldu. evler 1953’te Cumhurbaşkanı Celal Bayar’ın görevlendirdiği 3 Türk kadın mimarın gözetiminde geniş çaplı yenileme çalışmasıyla yıkıldı yapıya eski görkemi kazandırılarak günümüzde müze ve açık hava tiyatrosu olarak kullanılıyor. Tiyatro bölümü, yerli ve yabancı müzik organizasyonlarına ev sahipliği yapıyor.

Yapının inşasında her bölüm bir paşanın denetimine verilmiş. hisarın 3 büyük kulesine denetim görevini üstlenen Saruca, Halil ve Zağanus paşaların adları verilmiş. Zağanos Paşa’nın ismiyle anılan küçük kule bulunuyor.
Saruca Paşa ve Halil Paşa kuleleri 9 katlı, Zağanos Paşa Kulesi ise 8 katlı inşa edilmiş. Yükseklik 22 ila 28 metre arasında değişen üç kuleden Halil Paşa ve Saruca’nın çapları 23,30 metre iken Zağanos Paşa Kulesi 26,70 metre çapa sahip.
3 büyük kulenin yanı sıra hisara 13 adet burç eklenmiş. giriş 4 esas ve 1 tali kapıdan sağlanıyor. Ana kapılar Dağ, Dizdar, Hisarpeçe  Sel isimleriyle anılıyor. Tali kapıya Mezarlık ismi verilmiş.
toplar, gülleler ve Haliç’in kapatılmasında kullanılan zincir bahçede sergileniyor.

Kaynak istanbul.net.tr

Anadolu Hisarı

*Yıldırım Hanın İstanbul Boğazının en dar yerinde yaptırdığı ilk hisardır. Göksu deresi ile deniz arasında kireç katmanlarından meydana gelen tepenin üzerindedir. Güzelhisar, Güzelcehisar, Yenihisar, Yenicehisar, Akhisar” isimleriyle  zikredilmektedir. Bizans’a Karadeniz yoluyla yardım gelmesini önlemek maksadıyla inşa edilmiştir. Anadolu Hisarı, asıl kale, iç kale duvarları ve üç kuleden meydana gelir. Asıl kale, üzeri toprakla örtülü yüksek bir kayanın üzerine oturtulmuştur. Dört katlı olan kuleye güneybatıdan girilir. Stratejik bakımdan yeri ustalıkla seçilen yapıyı, batıdan gelen düşmanın görmesi imkansızdır. Dış kale surları, 3 kule ile korunur. Surların güneyindeki kısımları bugün yıkılmış haldedir. *Kuleler kuzeyde, kuzey-batıda ve batıda, çevreye ve yollara hakim silindir biçimindedir Anadolu Hisarının Osmanlı tarihinde önemi Yıldırım Han, Ankara Savaşında mağlup olunca oğlu Süleyman Çelebi burada saklanmıştır. Sultan İkinci Murad devrinde, Haçlı ve Macar ordusunu durdurmak üzere yola çıkan ordunun Rumeli’ye geçmesinde bu hisardan faydalanılmıştır. Sultan Murad Han Yalova yoluyla buraya gelmiş, Çandarlı Halil Paşa da, kıyıdan top ateşiyle padişahı korumuş, Papalık ve Venedik donanmasına rağmen  karşı kıyıya geçilmişti. İstanbul’un fethinden önce Rumeli Hisarı inşa edilmeden kale tahkim edilmiş, böylece iki hisar ile boğaz kontrolde tulmuştur. 1452’de Sultan İkinci Mehmed tarafından yapılan değişiklikler, Anadolu Hisarının mukavemetini inanılmaz şekilde arttırmıştır.

*müdafaa maksadıyla yapılan kale, boğazın  taarruz vasıtası haline de gelmiştir. Kalede, Kocaeli sancağından 200 asker ve Barut depoları vardı
İstanbul’un fethinden sonra şehre, Karadeniz’den gelecek saldırıları karşılamak üzere kullanılmıştır. Karadeniz’in Osmanlı hakimiyetine geçmesinden sonra 16. asır da önemini kaybetmiştir.  on yedinci ve on sekizinci asırlarda Rus Kazaklarının Boğaz’a akınlarını karşılanmada Anadolu Hisarından faydalanılmıştır. Önemini kaybeden ahşap evler ile hisar romantik bir hal almıştır. Anadolu Hisarı, yerleşme alanı olmaya Sultan Mehmed devrinde başlanmıştır. Sultan Mehmed buraya, cami yaptırmış askerler yerleştirilmiş, sivil halk da iskan edilmiştir.1928 de Kandilli Belediyesi  1991-1993 yıllarında  Kültür Bakanlığı tarafından onarımlar yapılmıştır.  Anadoluhisarı, Beykoz Belediyesi sınırlarındadır Hisarda taşınır kültür varlığı bulunmamaktadır.
14-06-2018 03:38 AM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Murataltug Çevrimdışı
Uzman
*****

Mesajlar: 2,235
Üyelik Tarihi: Nov 2017
Rep Puanı: 68
Ruh Halim
Ruh Halim
Oylesine

Takımın:
Fenerbahce
Mesaj: #7
RE: Osmanlı-Selçuklu eserleri
Kaynak islam ansiklopedisi.org.tr SEMAVİ EYİCE

İSHAK PAŞA SARAYI Doğubayazıt / Ağrı

*Ağrı ilinin Doğubayazıt ilçesinde şehre hâkim bir tepededir külliye durumundadır. 1785 te İshak Paşa tarafından inşa ettirilmiştir. İshak Paşa, bölgeye XVIII. yüzyılda hâkim olan Çıldır hânedanından Hasan Paşa’nın oğlu olup vezirlik rütbesiyle Çıldır ve Ahıska valisi oldu. yaptırdığı sarayın ihtişamı, Osmanlı hânedanı ile rekabete girmek düşüncesinde olduğunu gösterdi İran’dan İstanbul’a giderken misafir edilen İran elçisinin padişaha abartılı sözleriyle rekabeti kışkırtması, İshak Paşa’nın gözden düşmesine ve Hasankale’ye sürgün edilmesine yol açtı; İshak Paşa orada öldü. XIX. yüzyılın başında şehirdeki veba salgını saraya sıçrayarak haremde pek çok kişinin ve Doğubayazıt Beyi Mahmud Paşa’nın ölümüne yol açmıştır. Sarayın iç avlusundaki mezarlığa gömüldü*Mahmud Paşa’nın 1805 te öldü 1877-1878 Osmanlı Rus Savaşı’nın ardından bölge Ruslara I. Dünya Savaşı sonunda tekrar Türk idaresine girmiştir. İshak Paşa Sarayı’nda önemli bir yerleşime sahne olmamış harap olmaya yüz tutmuştur. 1950 den  itibaren saray ve külliyesi tanınmaya başlanmış ve 1960 larda Müzeler Genel Müdürlüğü’nde mimarisi yayımlanmıştır.  bu önemli külliye restore edilmiştir. 1982 doktora tezi yapmıştır  Eski yerleşim yerinin 7 km. uzağındadır dikdörtgen bir düzende yaklaşık 7600 m2’lik alanı kaplar saray yanyana üç ana gruptan oluşur. Saraya, doğu yönünde çok gösterişli bir  kapıdan girilmektedir. Selçuklu etkileri ağır basar avluda sivri kemerli bir çeşme bulunur. Avlunun sağında muhafız hücreleri, bodrumu zindan, üstü kışla olarak kullanılan mekânlar yer alır.

*şahane bir iç cephe mevcuttur. avluya açılan kapıları vardır. Burada  hizmet birimleri bulunur İkinci avlu, dört tarafı bina  ile çevrili dikdörtgen bir sahadır. Sağda sarayın mâbeyin dairesinin divan sofası ile selâmlık teşkilâtına  bir camiyle bir türbe yer alır. Mâbeyin dairesinde tahribat fazla olduğundan  1995 yılı restorasyonunda bu kısımlar temizlenmiştir. Az çok ayakta kalabilmiş mâbeyin yapılarından biri cami kısmıdır. Mâbeyin  holüne açılan kapı ile doğrudan caminin harimine girilir. 
Cami sarayın iki katı yüksekliğinde olup son cemaat yerinin üstü terastır. Terasın kuzey cephesi piramit biçiminde külâhları olan kuleler yer alır.  mihrap çıkıntısı pencere alınlıkları ve çevreleri süslenmiş yapıda taş süsleme görülmektedir.
*Caminin kıble duvarı dışında bir türbe bulunmaktadır. İçinde sanduka vb. bulunmayan esas türbe zemin altında dikdörtgen, üstte ise sekizgen planlı bir yapıdır. yapının köşeleri, yonca biçimli sütunçelerle cepheleri kabarık bitkisel süslerle dolguludur. *Orta avludaki  selâmlık binaları  haraptır burada ikamet ve istirahat yerleriyle sofalar bulunur İçleri moloz dolmuş olan birimler son yıllarda temizlenmiştir. İkinci avlunun karşısında sarayın paşa dairesi harem kısmı bulunur. Duvarın ortasında, süs panolarının yer aldığı muhteşem bir tak kapısı vardır. yapının iç kısmı  haraptır iç avluda kuzey ve batı koridorlarının arkasında  dikdörtgen mekânlar vardır Güneyinde hamam, mutfak, tuvalet, servis odaları yer almaktadır Kubbeli, iki gözden ibaret bir plana sahip hamam odalarının biri soyunma, diğeri yıkanma yeridir. 
14-06-2018 03:39 AM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Murataltug Çevrimdışı
Uzman
*****

Mesajlar: 2,235
Üyelik Tarihi: Nov 2017
Rep Puanı: 68
Ruh Halim
Ruh Halim
Oylesine

Takımın:
Fenerbahce
Mesaj: #8
RE: Osmanlı-Selçuklu eserleri
Kaynak topkapısarayı.gov.tr

Topkapı Sarayı 

*Fatih Sultan Mehmed’in 1453 yılında İstanbul’u fethetmesinden sonra 1460 yıllarında yapımına başlanan ve 1478 yılında tamamladı Saray; Marmara Denizi, İstanbul Boğazı ve Haliç arasındaki Sarayburnu’nda Doğu Roma akropolü üzerindeki 700.000 metrekarelik  alana kurulmuştur. Sultan Mehmed’den otuzbirinci padişah Sultan Abdülmecid’e kadar dört yüz yıl süreyle imparatorluğun idare, eğitim ve sanat merkezi olarak kullanılmış, padişahın evi olmuştur. 19.yüzyılda hanedanın Dolmabahçe Sarayı’na taşınması ile terkedilmiş önemini her zaman korumuştur.Cumhuriyetin kuruluşundan sonra, 3 Nisan 1924 te müze haline getirilen ve Cumhuriyet’in ilk müzesi olan Topkapı Sarayı Müzesi, günümüzde  300.000 metrekarelik bir alan kaplamaktadır. *Topkapı Sarayı, mimari yapıları, koleksiyonları ve yaklaşık 300.000 arşiv belgesi ile dünyanın en büyük saray-müzelerindendir.saltanat kapısından girilen Saray’ın etrafı bahçeler ve meydanlarla çevrilidir. Sarayın ilk avlusu ve halkın başvuru için geldiği birinci Alay Meydanı Cebehane olarak kullanılan Aya İrini Kilisesi, Darphane, Fırın, Hastane, Odun Ambarı, Hasırcılar Ocağı gibi sarayın dış hizmet yapıları bulunurdu.Sarayın ikinci avlusu, devlet yönetiminin gerçekleştiği mekanların yer aldığı Divan Meydanı Adalet Meydanıdır. Tarih boyunca  törenlere sahne olan  avluda divan toplantılarının yapıldığı Divan-ı Hümayun Kubbealtı ve yanında Divan-ı Hümayun Hazinesi yer alır. Divan yapısının arkasında  Sultanın Adaletini temsil eden Adalet Kulesi vardır.

*Kubbealtı'nın yanında Harem Dairesi girişi ile Zülüflü Baltacılar Koğuşu bulunur. aynı yönde bulunan Has Ahırlar ise avlu etrafında yer alır. Adalet Meydanı’nın Marmara Denizi yönündeki revakların arkasında saray mutfakları ek hizmet binaları bulunmaktadır. Adalet Meydan’ının kuzey yönünde cülus, arife, bayram ve cenaze törenlerinin yapıldığı, Sancak-ı Şerif’in Serdar-ı Ekrem olarak savaşa giden Sadrazam'a teslim edildiği yer olan Babüssaade yer alır.Üçüncü Avlu, Enderun iç saray padişaha ait mekanların yanında, Sultan II. Murad döneminde kurulan Saray Okuluna ait koğuş ve yapıları barındırır. Padişahın elçileri kabul ettiği Arz Odası, Fatih Köşkü / Enderun Hazinesi ve Has Oda padişaha ait mekanlardır
*Küçük Oda, Büyük Oda, Seferli, Kilerli, Hazineli, Has Oda isimleriyle anılan Enderun Saray okuluna ait koğuşlar, Babüssaade girişinden itibaren avlunun etrafına sıralanmıştır. Avluya diagonal olarak yerleştirilmiş 15. yüzyıla ait Ağalar Camii ile, III. Ahmed döneminde havuzlu köşkün yıkılmasıyla yaptırılan III. Ahmed Kütüphanesi, Enderun eğitimine verilen önemi vurgular. Enderun Avlusu'ndan sonra, padişaha ait köşklerin ve asma bahçelerin bulunduğu IV. Avlu'ya geçilir. Has Oda'nın Mermer Sofa'ya açılan kapılarıyla ulaşılan mekanda Osmanlı sanatının köşk mimarisinin en seçkin örnekleri Sünnet Odası, Bağdat ve Revan Köşkleri ile İftariye Kameriyesi yer alır. IV. Avlu'nun altında asma çiçek bahçesi, ahşap Kara Mustafa Paşa Köşkü, Hekim Başı Kulesi, en alt katta  Sofa Camii, Sultan Abdülmecid döneminde inşa edilen ve Saray’ın son yapıları olan Mecidiye Köşkü ve Esvab Odası vardır.Topkapı Sarayının etrafını kuşatan Hasbahçeler içindeki köşklerden Çinili Köşk, Sepetçiler Kasrı ve İncili Köşk’ün alt yapısı hariç günümüze ulaşmayan çok sayıda köşk ve kasır vardır

Kaynak gezipgördüm.com

Dolmabahçe Sarayı

*Gece ışıklandırıldığında eşsiz görünümü ile boğazın güzelliğine güzellik katan Dolmabahçe Sarayı,Osmanlı İmparatorluğu’nun saray yaşamını merak edenler için eşsiz bir mekân.saray, sizlere kültürel anlamda uzun yıllar etkisinde kalacağınız bir gezi vaat ediyor.İstanbul Boğazı’nın kıyısındaki Dolmabahçe Sarayı, 1843-1856 da inşa edilmiş. Osmanlı’nın 31. Hükümdarı  Sultan Abdülmecid’in emriyle yapımı gerçekleştirilen saray, gözde mimarı Garabet Balyan ve oğlu Nikoğos’un imzalarını taşıyor. Geleneksel  planın oldukça gösterişli örneği sayılan yapının inşası için bütçe, imparatorluk çöküşte olduğundan Avrupadan alınan kredilerle sağlanmış. Ön tarafındaki geniş koyun 17. yüzyılda doldurulması ile eğlence ve dinlenme alanlarını barındıran has bahçesi oluşturulmuş *Beşiktaş Sahil Sarayı’nın arazisine inşa edilen yapının görkemi, mimariden geliyor. Ermeni asıllı Balyan Ailesi sarayı inşa ederken Osmanlı mimarisini Rokoko, Barok ve Neo-Klasik batılı  yaklaşımlarla sentezlemiş.Sarayın ihtişamında iç dekorasyonda kullanılan eşyalar. Dünyanın en büyük saray içi balo salonuna sahip ihtişamı sağlayan mobilyaları, perdeleri, halıları tabloları yakından inceleyin hanedan tarafından yetersiz görülen Topkapı Sarayı yerine kullanılan Dolmabahçe, 1924 e kadar Osmanlı’nın yönetim merkeziymiş. Osmanlı Hanedanı yurdu terk edince tüm mal varlıklarıyla  Türk Halkı’nın mülkiyetine geçen saray, 1927-1949 yıllarında Cumhurbaşkanı makamı olarak hizmet vermiş. protokole ve halkın ziyaretine açık tutulan yapı, 1984’te “müze-saray” haline getirilmiş.

*Tasarımında Avrupa’nın sarayları örnek alınan Dolmabahçe’nin ana binası Selamlık Tören ve Harem-i Hümayun olmak üzere 3 kısımdan oluşuyor. Devletin iç ve dış işlerini yürütdüğü  Mâbeyn,ana binanın en görkemli bölümü ziyaretçilerini büyülüyor. Girişte yer alan Kristal Merdiven; elçilerin ağırlandığı Süferâ Salonu ve padişahın ziyaretçi kabul ettiği Kırmızı Oda, sarayın Selamlık kısmında mutlaka görün üst katda, padişahın özel odasına geçişine imkân veren Zülvecheyn Salonu yer alıyor.Dolmabahçe Sarayı 1856 dan 1924’e kadar 6 padişah ve Osmanlı Halifesi tarafından kullanıldı *Osmanlı zamanında “Valide Sultan Divanhanesi” ve “Balkonlu Sofa” olarak da adlandırılan Pembe Salon, dekorasyonunun zenginliği ile öne çıkıyor. Valide Sultan’ın ve kadın efendilerin dave için kullandıkları salon tam boy Hereke halıları, Avrupalı ressamlar tarafından çizilmiş kadın portreleri ile süslenmiş.Selamlık ile Harem arasındaki Muâyede Salonu, 2.000 metrekareyi aşan alanı ve 36 metre yüksekliğindeki kubbesi sayesinde oldukça görkemli Salonun ortasındaki, İngiltere’den getirilen avize görülmeye değer. 285 odalı ve 43 salonlu Dolmabahçe Sarayı’nın en özel bölümü Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu, Atatürk’ün Yatak Odası oluşturuyor. 10 Kasım 1938’de hayata gözlerini yumduğu  zaman oda son haliyle korunuyor.

Gezginlerin saray gezisinde ilgi gösterdikleri diğer mekânlar bahçedeki Kuğulu Havuz iç kısımdaki kütüphane ve koleksiyonların sergilendiği salonlar. Dolmabahçe’yi ziyaretinizde oldukça değerli parçaları barındıran saat, aydınlatma araçları, hat sanatı ve yazı takımları koleksiyonlarını görme fırsatı yakalayabilirsiniz.gezginlerin, tarihi önemi ve değerli koleksiyonları nedeniyle İstanbul gezilecek yerler listelerine dâhil ettikleri saray Beşiktaşta  Taksim’e sadece 15 dakikalık yürüme mesafesinde yer alıyor.Sarayın yakınındaki Bezmialem Valide Sultan Camii’ni, Deniz Müzesi’ni ve Dolmabahçe Saat Kulesi’ni gezi planlarınıza dâhil ederseniz, kültürel anlamda eşsiz bir deneyim yaşayabilirsiniz.
14-06-2018 03:39 AM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Murataltug Çevrimdışı
Uzman
*****

Mesajlar: 2,235
Üyelik Tarihi: Nov 2017
Rep Puanı: 68
Ruh Halim
Ruh Halim
Oylesine

Takımın:
Fenerbahce
Mesaj: #9
RE: Osmanlı-Selçuklu eserleri
Kaynak ayasofyamüzesi.gov.tr

Ayasofya camii

*Dünya mimarlık tarihinin ayakta kalmış en önemli anıtları arasında yer alan Ayasofya; mimarisi, ihtişamı, büyüklüğü ile sanat dünyası açısından önemlidir Ayasofya Doğu Roma İmparatorluğu’nun İstanbul’da yaptığı en büyük kilise olup üç kez inşa edilmiştir. İlk yapıldığında Megale Ekklesia Büyük Kilise olarak adlandırılmış, 5. yüzyıldan itibaren ise Ayasofya Kutsal Bilgelik olarak tanımlanmıştır. Ayasofya Doğu Roma da hükümdarların taç giydiği, başkentin en büyük kilisesi olarak katedral işlevi görmüştür.Birinci kilise, İmparator Konstantios tarafından 360 da yapılmıştır. İmparator Arkadios’un karısı İmparatoriçe Eudoksia ile İstanbul Patriği Chrysostomos arasında çıkan anlaşmazlıklar nedeniyle, patriğin sürgüne gönderilmesi üzerine 404 te çıkan halk ayaklanmasında yakılıp yıkılmıştır. patriğin mozaik tasviri, Ayasofya’nın kuzey tymphanon duvarında görülebilmektedir.*Günümüzde ilk kiliseye ait kalıntı bulunmamakla birlikte, müze deposundaki Ekklesia damgalı tuğlaların bu yapıya ait olduğu düşünülmektedir.İkinci Kilise, İmparator II. Theodosios  tarafından 415 te yeniden inşa ettirilmiştir. bazilikadır Kilise, İmparator Justinianos’un  5. saltanat yılında, aristokrat kesimi temsil eden maviler ile esnaf ve tüccar kesimi temsil eden yeşillerin İmparatorluğa birleşmesi sonucunda çıkan Nika adlı, büyük halk ayaklanmasında 13 Ocak 532 de yıkılmıştır.
1935 teki kazılarda, On İki Havari’yi temsil eden kuzu kabartmaları  bulunmuştur. mimari parçalar ise bahçede görülebilmektedir. Günümüz Ayasofya’sı İmparator Justinianos  tarafından dönemin iki önemli mimarı Miletli İsidoros ile Aydınlı Anthemios’a yaptırılmıştır.

*23 Şubat 532 de başlayan inşa, 5 yıl gibi kısa bir sürede tamamlanmış kilise 27 Aralık 537 yılında törenle ibadete açılmıştır. Ayasofya’nın açılış günü İmparator Justinianos’un, mabedin içinde “Tanrım bana böyle bir ibadet yeri sağladığın için şükürler olsun” dedikten sonra, Kudüs’teki Hz. Süleyman Mabedi’ni kastederek “Ey Süleyman seni geçtim” diye bağırmıştır*Üçüncü Ayasofya’nın mimarisindeki Apsisten  nartekse kadar uzunluk 100 m. genişlik 69.50 m.dir. Kubbenin zeminden yüksekliği 55.60 m,dir.İmparator Justinianos Ayasofya’nın görkemli ve gösterişli olması için, tüm eyaletlere haber göndererek, en güzel mimari parçaları Ayasofya’da toplatmıştır. sütun ve mermerler; Aspendos, Tarsus gibi Anadolu ve Suriye’deki antik şehir kalıntılarından getirilmiştir. mermerler Marmara Adası’ndan, Afyon’dan Kuzey Afrika’dan getirilmiştir  sütunlar Efes Artemis Tapınağı’ndan  Mısır’dan getirilmiştir Ayasofya’nın duvarları birbirinden güzel mozaiklerle süslenmiştir. Mozaiklerin yapımında altın, gümüş, cam, pişmiş toprak ve renkli taşlardan oluşan malzemeler kullanılmıştır.

*Ayasofya Doğu Romada İmparatorluk Kilisesi olması nedeniyle İmparatorlar taç giyme merasimleri yapdı. IV. Haçlı Seferinde İstanbul Latinler tarafından 1204- 1261 yıllarında işgal kent, ve Ayasofya yağmalanmıştır. 1261 de Doğu Roma kenti ele geçirdiğinde, Ayasofya haraptı
Ayasofya, Fatih Sultan Mehmed’in 1453’te İstanbul’u fethetmesiyle camiye çevrilmiştir. Fetihten sonra yapı güçlendirilerek en iyi şekilde korunmuş ve Osmanlı Döneminde cami olarak varlığını sürdürmüştür. depremlerden zarar gören yapıya, Osmanlı Döneminde destek amacıyla payandalar yapılmıştır. Mimar Sinan tarafından yapılan minareler  yapıda destekleyici payanda işlevi görmektedir.Ayasofya’nın kuzeyine, Fatih Sultan Dönemi’nde bir medrese yaptırılmıştır
*en kapsamlı tamir  Sultan Abdülmecid Dönemi'nde yapılmıştır. Sultan Abdülaziz  Döneminde Ayasofya çevresinin düzenlenme çalışmalarında medrese 1870 te yıktırılmış ve 1874 te yeniden  yaptırılmış 1936 da yıkılmış  Medresenin kalıntıları 1982 de ortaya çıkarılmıştır.Osmanlı, 16. ve 17. yüzyıllarda, Ayasofya’nın içine mihraplar, minber, müezzin mahfilleri, vaaz kürsüsü eklenmiştir.Mihrabın iki yanındaki bronz kandiller, Sultan Süleyman tarafından Budin Seferi (1526) dönüşünde hediye edilmiştir. Ana mekâna girişin sağ ve sol köşelerinde MÖ. 4.-3. yy a ait iki mermer küp  Bergama’dan getirilerek, Sultan III. Murad  tarafından Ayasofya’ya hediye edilmiştir.

*Ayasofya’da, Sultan Abdülmecid Dönemi’nde1849 yıllarında, İsviçreli Fossati Kardeşlere onartıldı eski Hünkâr Mahfili kaldırılmış, yerine ahşap yaldızlı korkuluklarla çevrili Hünkâr Mahfili yapılmıştır.
Hattat Kadıasker Mustafa İzzet Efendi tarafından yazılan 7.5 m. çapındaki 8 adet hat levhası ana mekâna yerleştirilmiştir. “Allah, Hz. Muhammed, Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin” yazılı levhalar İslam âleminin en büyük hat levhalarıdır  Aynı hattat kubbenin ortasına ise Nur Suresi’nin 35. ayetini yazmıştır.Ayasofya Atatürk’ün emri ve Bakanlar Kurulu kararı ile müzeye çevrilmiş ve 1 Şubat 1935’de müze olarak, yerli ve yabancı ziyaretçilere açılmıştır. Ayasofya 916 yıl kilise  kalmış 1453 te Sultan Mehmed tarafından İstanbul'un fethiyle camiye çevrilerek, 482 yıl cami  kullanılmıştır. Atatürk'ün emri ve Bakanlar Kurulu'nun Kararı ile 1935 yılında Ayasofya müze olarak kapılarını ziyarete açmıştır.
14-06-2018 03:40 AM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Murataltug Çevrimdışı
Uzman
*****

Mesajlar: 2,235
Üyelik Tarihi: Nov 2017
Rep Puanı: 68
Ruh Halim
Ruh Halim
Oylesine

Takımın:
Fenerbahce
Mesaj: #10
RE: Osmanlı-Selçuklu eserleri
Kaynak kültür.gov.tr

 ANITKABİR

*Türk Kurtuluş Savaşı'nın ve Türk İnkılâplarının önderi Türkiye Cumhuriyeti'n kurucusu Atatürk'ün, vatan bağımsızlığını kazanmak ve Türk milletini çağdaş uygarlığa ulaştırmak amacıyla gerçekleştirdiği inkılâplarla geçen yaşamı 57 yıl sürmüş ve Büyük Önder 10 Kasım 1938'de ebediyete intikal etmiştir.Atatürk, Türkiye'yi çağdaş uygarlığın bir üyesi yapan, insanlık tarihine mal olmuş bir önderdir. O'nu temsil edecek, ilke ve inkılâplarını yansıtacak bir anıtmezar fikri, Atatürk'ü kaybetmenin hüznü içindeki Türk milletinin ortak isteği olarak belirmiş ve yapımına karar verilmiştir.
Anıtkabir yapılmadan önce rasat istasyonu bulunması dolayısıyla Anıttepe'nin ismi Rasattepe idi.*tepede, M.Ö 12. yüzyılda Anadolu'da devlet kuran Frig uygarlığına ait mezar yapıları bulunmaktaydı. Anıtkabir'in Rasattepe'de yapılmasına karar verildikten sonra bunların kaldırılması için kazılar yapıldı. tümülüslerden çıkarılan eserler, Anadolu Medeniyetleri Müzesi'nde sergilenmektedir.Anıtkabirde inşaatın başlayabilmesi için kamulaştırılma çalışmalarına başlandı. Anıtkabir'in inşaatı 9 Ekim 1944'de görkemli bir temel atma töreni ile başladı. inşası 9 yılda yapılmıştır.Toprak seviyesi ve aslanlı yolun duvarının yapılmasını kapsayan birinci kısım inşaata 9 Ekim 1944'te başlamış ve 1945'te tamamlanmıştır. Mozole ve tören meydanını çevreleyen yardımcı binaların yapılmasını kapsayan ikinci kısım inşaat 29 Eylül 1945'te başlamış, 8 Ağustos 1950'de tamamlanmıştır.

*1947 yılı sonuna kadar mozolenin izolasyonu tamamlanmış çöküntüleri engelleyecek  11 metre yüksekliğinde betonarme sisteminin  montajına geçilmiştir. Giriş kuleleri ile fidanlık tesisi, ağaçlandırma çalışmaları ve arazinin sulama sisteminin tamamlanmıştır.Anıtkabir üçüncü kısım inşaatı, anıta çıkan yollar, aslanlı yol, tören meydanı ve mozole üst döşemesinin taş kaplaması, merdiven basamaklarının yapılması, lahit taşının yerine konması ve tesisat işlerinin yapılmasını kapsıyordu. Anıtkabir'in 4. kısım inşaatı şeref holü döşemesini kapsıyordu. inşaat 20 Kasım 1950'de başlamış ve 1 Eylül 1953'te bitirilmiştir.
*Anıtkabir yapımında beton üzerine dış kaplama malzemesi olarak traverten, mozole kaplamalarında mermer kullanılmıştır. aslan heykelleri ve mozolede kullanılan beyaz travertenler Kayseri Pınarbaşından, kulenin iç duvarlarında kullanılan beyaz travertenler Polatlı ve Malıköy'den getirilmiştir. Kayseri Boğazköpründen  getirilen siyah ve kırmızı travertenler tören meydanı ve kulelerin zemin döşemelerinde, Çankırı Eskipazar'dan getirilen sarı travertenler  kullanılmıştır. 40 ton ağırlığındaki lahit taşı Adana'nın Osmaniye İlçesi'nden, getirilmiştir.

*Türk mimarlığında 1940-1950 yılları II. Ulusal Mimarlık Dönemi" olarak adlandırılır.anıtsal yönü ağır basan, simetrik, kesme taş malzemenin kullanıldığı binalar yapılmıştır. Anıtkabir bu  özellikleri taşır Anıtkabir'de Selçuklu ve Osmanlı mimarisi ve süslemesine rastlanır.Anıtkabir'in bazı yerlerinde kullanılan ve rozet denilen taş süslemeler Selçuklu ve Osmanlı sanatında da göze çarpar yapıldığı dönemin en iyi örneklerinden  olan Anıtkabir 750.000 m² lik alanı kaplar Barış Parkı ve Anıt Bloku olarak iki kısma ayrılır. Anıtkabir; Atatürk'ün "Yurtta Sulh, Cihanda Sulh" özdeyişinden ilham alınarak, yabancı ülkelerden ve Türkiye'nin bazı bölgelerinden getirilen fidanlarla oluşturulan Barış Parkı içinde yükselmektedir.*Afganistan, A.B.D., Almanya, Avusturya, Belçika, Çin, Danimarka, Finlandiya, Fransa, Hindistan, Irak, İngiltere, İspanya, İsrail, İsveç, İtalya, Japonya, Yunanistan'dan ağaç ve fidanlar getirilmiştir. Bugün Barış Parkı'nda 104 türden yaklaşık 48.500 adet süs ağacı, ağaççık ve süs bitkisi bulunmaktadır.
Anıtkabir Anıt Bloku üç bölümden oluşur Aslanlı Yol
Tören Meydanı Mozole Anıtkabir'e Tandoğandan girildiğinde Aslanlı Yola ulaşılır. Merdivenin başında istiklal ve hürriyet kuleleri yer alır.
Anıtkabir yapı topluluğunda, on kule vardır. kulelere ulusumuzun ve devletimizde büyük tesirleri olan isimler verilmiştir. Çatı tepelerinde, eski Türk çadırlarında görülen tunç mızrak ucu vardır. Kulelerin iç duvarlarında, Atatürk'ün özlü sözleri bulunmaktadır.
14-06-2018 03:40 AM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Gönder Cevapla


Forum'a Git:


Konuyu görüntüleyenler: 1 Misafir
Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. 5651 sayılı yasaya göre bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. 5651 sayılı yasaya göre sitemiz mesajları kontrolle yükümlü olmayıp, şikayetlerinizi mail@islamiforum.net adresine yollarsanız, gerekli işlemler yapılacaktır. Dikkat: Bu site şikayet sitesi değildir, arızalı ürünleriniz ve diğer şikayetleriniz için bu email adresini kullanmayınız. Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to mail@islamiforum.net