Cevapla  Gönder 
 
Değerlendir:
  • 0 Oy - 0 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
MEZHEPLER VE GÖRÜŞLERİ
Yazar Mesaj
Acemi Üye
*
Mesajlar: 21
Üyelik Tarihi: Mar 2009
Rep Puanı: 2
Çevrimdışı
Mesaj: #1
MEZHEPLER VE GÖRÜŞLERİ
Hicretin birinci yüzyılından itibaren bir takım siyasi ve itikadi tartışmaların yapıldığını görmekteyiz. Bu ihtilaflar Kelam ilminin gelişmesine katkı sağlamıştır. İhtilafların çıkmasının sebeplerini ise şöyle sıralayabiliriz: “Geleneği taklit etmek, asabiyet, liderlik sevdası, eski dinlerden gelen yorumlar ve fikirler, israiliyat, hilafet anlaşmazlıkları, felsefî eserlerin tercüme edilmesi, başka din mensuplarının Müslüman olduktan sonra da kültürlerini İslam ile yorumlama sevdası, müteşabih ayetler ve hadisler, ayet ve hadislerden dini hüküm çıkarma gayretleri ve anlayış farklılıkları” gibi hususlardır.
Ortaya çıkan mezhepleri “İtikadi Mezhepler” ve “Siyasi Mezhepler” şeklinde ikiye ayırmak mümkündür.
Selef dediğimiz ilk Müslümanlar olan Sahabe ve Tabiin doğrudan Kur’ân-ı Kerim ve Hadis-i Şeriflerden problemlerine çözüm bulabiliyorlardı. Sıkıntı peygamberimizin (sav) vefatından sonra ortaya çıkmıştır. Seçkin sahabelerin de vefat etmeleri ile ortaya çıkan meseleler ihtilaf konusu olmuştur. Siyasi olarak ortaya çıkan mezhepler de aslında birer dini mezheptirler. Bunları teker teker ele alacak olursak:

1. Selefiye:
Selefiye Kur’ân ve Hadisleri olduğu gibi kabul eden ve te’vile gitmeyen Sahabe ve Tabiine verilen isimdir. Başlı başına bir mezhep ve ekol değildir. Daha sonra onların izini ve sünnetini takip edenlere “Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat” adı verilmiştir. Bu sebeple Mezhep imamları, büyük fakihler ve hadisçiler hep Selefiye’den sayılırlar.
Başlıca Görüşleri:
1. Yüce Allah’ı layık olmadığı her şeyden tenzih etmek ve Kur’an ve Sünnetin vasfettiği şekilde tasdik etmek gerekir. Tevil ve teşbihe sapmak doğru değildir.
2. Müteşabihat konusunda tevile gerek yoktur Allah’ın muradı ve maksadına iman etmek yeterli, üzerinde tartışmak gereksizdir.
3. Nassların açık olanları ehl-i iman için yeterlidir. Müteşabihat ile meşguliyete gerek yoktur. Allah bizden amel istemektedir; amel için ise muhkem ayet ve hadisler kâfidir.
4. İslam tarihinde düşünce hayatında Selefiye genel olarak “Muhafazakâr” olarak kabul edilirler.

2. Şia:
Genel olarak Hz. Ali taraftarı olarak ortaya çıkan siyasi amaçlar taşıyan gruptur; zamanla kendi itikatlarını da oluşturmuşlardır. Çıkışı siyasi olduğu için kendi aralarında en çok bölünen ve fırkalara ayrılan bir mezheptir. İttifak ettikleri tek görüşleri ise “Hilafetin Ehl-i Beyte ait olması” hususudur.
Başlıca Görüşleri:
1. Hilafet ve imamet, namaz ve zekât gibi dinin rükünlerindendir.
2. İmamlar Nass ile tayin edilirler ve masumdurlar.
3. Ehl-i Beyt dışındaki halifeler hakkı olmadığı ve hilafeti gasp ettikleri için zalimdirler.
4. Hz. Ali Resulullah’tan sonra insanların en faziletlisidir.
5. Büyük günah işleyen kimse tövbe etmeden ölürse ebedi cehennemliktir.
6. Şia taassup ve metanetleri ile, mezheplerini yaymadaki maharetleri ile tanınırlar. İnançları genellikle Mutezile inancına benzer.

3. Hariciler:
Şia’dan olmakla beraber Hakem Olayını kabul etmeyerek Hz. Ali’ye karşı çıkan mutaassıp bir gruptur.
Görüşleri:
1. Hilafet vacip değil caizdir. Halife seçimler iş başına gelir. Adil olduğu sürece halifedir, zulmettiği zaman azli gerekir.
2. Zalim imama ayaklanmak vaciptir.
3. Büyük günah işleyenler küfre girerler.
4. Hakem olayını kabul eden kimse küfre girer.
5. Hariciler dışında kalanlar küfre girmişlerdir.
Bu mezhep bedeviyet düşüncesinin ürünü olduğu için medeniyetin gelişmesi ile ortadan kalkmıştır.

4. Mutezile Mezhebi:
Hasan-i Basrî’nin talebelerinden Vâsıl b. Ata’nın ders halkasından ayrılarak ayrı bir ekol oluşturmaya başlaması üzerine Hasan-i Basri (ra) “İ’tezele annâ Vasıl” demiş, bunun üzerine kurduğu ekole “Mutezile” denilmiştir. Emeviler döneminde gelişmiştir. Mutezile mezhebinin doğmasına sebep Kaderiye mezhebinin kaderi inkâr etmesidir. Kaderiye Allah’ın şerri yaratmayacağı düşüncesinden yola çıkarak şerri insanın yaptığına inanmaktadırlar. Bu sebeple de amellerin takdir edilmediğini düşünürler.
Mutezile birçok yönü ile kaderiyeye benzemekle beraber ayrıldıkları hususlar da vardır. Ancak Mutezilenin “Usul-i Hamse” dedikleri temel görüşleri şunlardır:
1. Tevhit: Allah’ın sıfatlarının varlığını kabul etmek Tevhit ilkesine zıttır. Sıfatları kabul etmek ise kadim olanların çokluğunu iktiza eder. Buna “Taaddüd-ü Kudemâ” adı verilir. Ehl-i Sünnet ise bu meseleyi “Allah’ın sıfatları onun ne aynıdır, ne de gayrıdır” diyerek çözüme kavuşturmuştur.
2. Adalet: Allah adildir, kullarına zulmetmez. Bu sebeple insan hürdür ve hür olduğu için iradesi ve kudreti ile kendi fiillerinin yaratıcısıdır. “Kul için hayırlı olanı yaratmak da Allah’a da vaciptir” diyerek Allah’ın iradesini nefyetmişlerdir. Böylece kader inkâr edilmiş olmaktadır.
3. Va’d ve Vaîd: Kişi mü’min ve itaatkâr olarak vefat eder ahirete giderse mükâfatı, günahkâr ve kâfir olarak ölürse cezayı hak eder. Mutezile ameli imandan bir cüz sayarak amelde eksiği olanı imansız saymıştır.
4. Emr-i bil-maruf ve Nehy-i ani’l-Münker: Bu bütün Müslümanlara farzdır. İslam’ın davetinin yayılması da buna bağlıdır demiştir. Söz ve fiille bunun ifasını şart görmüşlerdir. Ne var ki Müslüman olmayana yumuşak davranan Mutezile mütefekkirleri, Müslümanlara ise günah işlemeleri sebebiyle çok katı ve sert davranmışlardır.
5. El Menzile-Beyne’l-Menzile: Ameli imanın bir cüz’ü sayan Mutezile büyük günah işleyip ölün mü’mini imandan çıkarır, ama küfre de sokmaz. İman ile küfür arasında bırakır. Tövbe etmeden öleni de kâfir sayar.
Bütün bunlarla beraber Hicri 2. Asırda ortaya çıkan Mutezile İslam düşünce sisteminin yayılmasından ve İslam Felsefesinin oluşmasında büyük rolü ve katkısı olmuştur. Ayrıca Ehl-i hak olan Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat mezhebinin teşekkülüne de sebep olmuştur. Mutezile’nin fikirlerine cevap vermek amacı ile çalışan Selefiye devamı olan İslam muhakkikleri de Ehl-i Sünnet kelamının oluşmasını sağlamıştır.

5. Mürcie Mezhebi:
“Ümit verenler” anlamına gelen Mürcie mezhebi Kaderiye ve Mutezileden sonra onların fikirlerine tepki olarak doğmuştur. Bunlar günah işleyen mü’minlere ümit vereceğiz diye ifrat ederek “Kâfire sevabı fayda vermediği gibi, mü’mine de günahı zarar vermez” demiştir.
Mürcie’ye göre:
1. İman marifetullahtır. Kalpte bulunur.
2. Günah mü’mine zarar vermez. Günah işlemek fısktır; ama mü’mine fasık denmez.
3. Allah va’dinden dönmez; ama vaidinden atası ile dönebilir. Allah affedicidir.
4. İmanda ziyadelik ve noksanlık olmaz. İman artmaz ve eksilmez.

6. Cebriye Mezhebi:
Cehm b. Safvân (v. 128 /745) tarafından kurulmuştur. Her şeyin ezelî takdir ile meydana gelmesini savunan Cebriye mezhebine göre insanın cüz’î iradesi yoktur. Mutezilenin tamamen zıddı bir görüşü benimsemiştir.
Görüşleri özetle şöyledir:
İnsanın irade, istitaat ve ihtiyarı yoktur. Her şey zorunlu olarak meydana gelir. Bir fiilin insana nispeti mecazidir.
1. Her şeyde bir cebir vardır. Ölüm ve kıtal konusunda sebep ve müsebbeb ayrıdır.
2. İman Allah’ı bilmek, küfür ise bilmemektir.
3. Cennet ve cehennem fanidir.
4. Subutî sıfatlar Allah’a izafe edilemez.
5. Allah’ın kelamı hadistir ve ezelî değildir.
6. Rü’yetullah mümkün değildir.
7. İstiva söz konusu değildir.

7. Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat:
Resulullah’ın sahabelerinin takip ettiği itikad ve ameli takip eden ve ümmetin ekseriyetini teşkil edenlere verilen isimdir. Hasen-i Basri hazretleri “Ehl-i sünnet” itikadının teşekkülünde büyük rolü vardır.
Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat Selefiye, Eş’âriye ve Mâturudiye olmak üzere üç kısımdır. Genel olarak itikat esasları şunlardır:

Eşyanın hakikati vardır ve kâinat hayal ve vehimden ibaret değildir.
Allah’tan başka bütün varlıklar sonradan Allah’ın yaratması ile var olmuştur.
Allah’ın zatı ile kâim ezelî ve ebedî sıfatları vardır. Bu sıfatlar zât-ı ilahinin ne aynıdır ne de gayrıdır.
Peygamberimizin (sav) miracı ruh ve beden ile beraberdir ve miraçta baş gözü ile Zât-ı ilâhiyi görmüştür. Mü’minler için de Rü’yetullah ahirette ve cennette vaki olacaktır.
Kader cüz’i iradenin hür bir şekilde kullanımına engel değil, bilakis muktazidir. Her şey kader ile takdir edilmiştir; ancak bu kaderi insanın irade ve hürriyetini sınırlamaz, bilakis sorumluluğun, mükâfat ve cezanın kaynağıdır.
Peygamberlerin mucizeleri velilerin de kerametleri vardır ve haktır.
Kur’ân kelamullahtır, kelam sıfatının tecellisidir ve sonradan yaratılmış değildir.
Ahiret, cennet ve cehennem haktır ve ebedîdir.
İnsanların en faziletlisi peygamberimizden (sav) sonra Hz. Ebubekir (ra) , sonra Hz. Ömer (ra) sonra Hz. Osman (ra) ve sonra Hz. Ali (ra) dır. Hilafetleri meşru olup bu sıraya göredir. Diğer sahabelerin hepsi de muhteremdir.
İşlediği günh sebebi ile ehl-i kıble tekfir edilemez. Mü’mine kafir diyenin akıbetinden endişe edilir.
İnanç ve akaid sahasında Resululah’ın sünnetini ve sahabelerin yolunu takip eden “Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat”, Şia, Mutezile ve Cebriye gibi fikir akımlarına ve Feslsefî düşüncelere karşı İman ve Kur’an hakikatlerini ispat ve izah sadedinde “Kelam İlmini” geliştirmiştir. Ehl-i Sünnet Kelamının iki önemli kolu olan “Eş’ârî ve Maturudî sistemli bir Akaid ortaya koymaları ancak hicrî üçüncü asrın sonlarına doğru olmuştur. Burada Ehl-i Sünnet ulemasının fikrî manada ifrat ve tefrit olan mutezile ve Cebriyeye karşı istikametli bir yol takip ettiği gibi, siyasi mezhepler olarak kabul edebileceğimiz Şia ve Haricilere karşı da istikametli bir yol takip ettiğini görmekteyiz.
Eş’ârî ve Maturudî aynı çağda yaşamalarına ve birbirlerini görmemelerine karşın slam’ın temel kaynakları olan Kitap, Sünnet ve Sahabe kavillerine dayandıkları için aralarında yorum farkından kaynaklanan çok cüz’î ayrılıkların olmasıyla beraber Mutezile, Cebriye, Şia ve Havarice karşı ortak bir yol takip ettikleri ve ittifak içinde oldukları görülmektedir.
Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat gerçekte bir fırka olarak görülemez. Doğrudan doğruya Kur’ân ve Sünnetin özüne ve aslına sahip çıkan cumhur dediğimiz Müslüman toplumun çoğunluğudur. Sırat-ı Müstakimi takip edenlerdir. Kur’an ve Sünnet inancıdır.

"VAADİ YOK SANA ZAMANIN,DAKİKALARIN YÜZÜ YERDE,SANİYELER MAHCUB..."
01-05-2009 10:46 PM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
" HACI "
*******
Mesajlar: 5,774
Üyelik Tarihi: Dec 2008
Rep Puanı: 3625
Dışarıda
Mesaj: #2
RE: MEZHEPLER VE GÖRÜŞLERİ
allah razı olsn kardeşm

Sitemizden Programları indirebilmek Ve En İyi Şekilde Faydalanmak İçin Lütfen ÜYE Olunuz..

"EMROLUNDUĞUN ŞEYİ GÜRLEYEREK SÖYLE,ÇEKİNME!!!"

Sitemizden Programları indirebilmek Ve En İyi Şekilde Faydalanmak İçin Lütfen ÜYE Olunuz..
02-05-2009 10:08 AM
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
General
******
Mesajlar: 3,161
Üyelik Tarihi: Jul 2008
Rep Puanı: 552
Çevrimdışı
Mesaj: #3
RE: MEZHEPLER VE GÖRÜŞLERİ
Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat gerçekte bir fırka olarak görülemez. Doğrudan doğruya Kur’ân ve Sünnetin özüne ve aslına sahip çıkan cumhur dediğimiz Müslüman toplumun çoğunluğudur. Sırat-ı Müstakimi takip edenlerdir. Kur’an ve Sünnet inancıdır.Allah teala sıratı müstakimden ayırmasın inş.emeklerine sağlık kardeşim

Ne kadar seversen sev, bir gün ayrılacaksın.
Ne kadar toplarsan topla, bir gün bırakacaksın.
Ne kadar yaşarsan yaşa, bir gün öleceksin.
Ne yaparsan yap, bir gün hesabını vereceksin.
[Resim: 9qfd91186dd20fz6.gif]

[Resim: 373jx0.gif]
08-05-2009 08:26 PM
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Acemi Üye
*
Mesajlar: 14
Üyelik Tarihi: May 2009
Rep Puanı: 0
Çevrimdışı
Mesaj: #4
RE: MEZHEPLER VE GÖRÜŞLERİ
Mezhepler hakkındaki görüşlerim şöyledir.
Bir mezhebe tabi olmak diye bir zorunluluk yoktur.Kuran'Da Yüce Allah'ın böyle bir emri yoktur.Herhangi bir mezhebe tabi olmayı dinin şartıymış gibi kabul etmek küfürdür.Böyle bir şartın var olduğunu iddia edenler Allah'ın dinine hüküm eklediklerinden şirke düşerler.O yüzden bu konuda herkesin dikkatli olması lazımdır.Kuran'Da yazmayan bir hükmü dinde varmış gibi göstermek Allah'ın tekelinde olan dinin hükümlerini belirleme yetkisine ortak olmaktır açık şirktir.jMezhepler, mezhep imamlarının dine getirmiş oldukları yorumlarıdr.Dileyen faydalanabilir.Burda herhangi bir sakınca görmüyorum.Ama bu yorumlar dinin olmazsa olmazı yapılırsa yani dinleştirilirse o zaman burda sakatlık var demektir.Herşeyden önce mezhep imamlarının da birer insan olduğunu ve onların da hata yapabileceklerini herhangi bir insanın hata yapmaktan arınmış olarak kabul etmenin şirk olacağını söylemek isterim.Mezhepler ile ilgili bir başka sakatlık "şu mezhebe göre haramdır bu mezhebe göre değildir" mealinde yazılar okumuş olmam .Bunlar ne kadar doğrı bilmiyorum fakat eğer böyle birşey varsa bu mezhep olayını tümden atmak lazımdır diye düşünüyorum.Birkere birine göre haram olan ötekisine göre haram diye birşeyin söz konusu olması mümkün değildir.Çünkü haramı helali belirleme yetkisi sadece Allah'a aittir.O'nun haram ettiği haram ,helal ettiği de helaldir.Bu konuda kimseye söz düşmez.Allah'ın haram etmediğine haram demek büyük veballeri üstüne almaktır.O zaman Kuran'Da helal olan helal haram edilmiş olan da haramdır.
ENAM SURESİ 148. AYET MEALİ
Şirke batanlar şöyle diyecekler: "Allah dileseydi, ne biz şirke sapardık ne de atalarımız. Hiçbir şeyi haram da yapmazdık." Onlardan öncekiler de azabımızı tadıncaya kadar bu şekilde yalanlamışlardı. De ki: "Yanınızda, önümüze çıkaracağınız bir ilminiz var mı? Zandan başka bir şeye uymuyorsunuz. Sadece saçmalıyorsunuz siz."

"Hiç bir şeyi de haram yapmazdık" diyorlar bundan dolayı büyük bir pişmanlık duydukları açıkça belli , demek ki yaptkları şeyin büyük bir vebali olduğunu anlamışlar.O zaman şu mezhebe göre haram bu mezhebe göre helal gibi şeyler varsa ortada büyük bir yanlış var demektir.O mezhebe göre helal haram olmaz .Bu konuda tek yetkili vardır O da Allah'tır.Kimseye de helal haram belirleme yetkisi vermemiştir.

Degerli sworden Kullanicisi May 2009 Tarihinden Beri İmam Hatip, İslami Forum, Dini Forum, Genel Forum Üyesidir.
(Bu Mesaj 09-05-2009 10:25 PM değiştirilmiştir. Değiştiren : sworden.)
09-05-2009 10:19 PM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Profesör
*******
Mesajlar: 27,211
Üyelik Tarihi: May 2009
Rep Puanı: 21885
Dışarıda
Mesaj: #5
RE: MEZHEPLER VE GÖRÜŞLERİ
goruluyor kı ehlı sunnet vel cemaat harıcındekı dıgerlerının hepsı en az bır konuda yanılgıya dusmus ve ıtıkadı bozulmus...
rabbım bızlerı peygamberımızın sav yolundan gıtmeyı nasıp eylesın...

Güvenilmek, sevilmekten daha büyük bir iltifattır.
03-12-2010 03:29 PM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
General
******
Mesajlar: 4,330
Üyelik Tarihi: Jun 2012
Rep Puanı: 1761
Dışarıda
Mesaj: #6
RE: MEZHEPLER VE GÖRÜŞLERİ
eline kuranı alıp,sünneti reddetmek için aklınca ayetleri tevil edenler illaki bir şekilde sapmış mezhepleri oluşturuyorlar.

Irkçılık ideolojik bir düşünce değil, aksine psikolojik bir hastalıktır.(Şehid İnşaAllah Malcolm x-Malik El Şahbaz)

Sizi rahatsız etmeye geldim!
25-06-2012 04:07 AM
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
« Önceki | Sonraki »
Cevapla 


Forum'a Git:

Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. 5651 sayılı yasaya göre bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. 5651 sayılı yasaya göre sitemiz mesajları kontrolle yükümlü olmayıp, şikayetlerinizi mail@islamiforum.net adresine yollarsanız, gerekli işlemler yapılacaktır. Dikkat: Bu site şikayet sitesi değildir, arızalı ürünleriniz ve diğer şikayetleriniz için bu email adresini kullanmayınız. Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to mail@islamiforum.net