Gönder Cevapla
 
Değerlendir:
  • 0 Oy - 0 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
KURTULUŞ MUTLAKA ELLERİMİZDEDİR!...
Yazar Mesaj
çakyamuni Çevrimdışı
General
******

Mesajlar: 4,260
Üyelik Tarihi: Aug 2011
Rep Puanı: 1118
Ruh Halim
Ruh Halim
Supheli

Takımın:
diger
Mesaj: #1
KURTULUŞ MUTLAKA ELLERİMİZDEDİR!...
Kuşkusuz bir gerçektir ki; insançocukları, tarih boyunca ‘’insan yönetimi’’ üzerine düşünmüşler ve tahkikat yapmışlardır. Ve denemişlerdir de! Ve insançocukları, yaşayarak tecrübe etmişlerdir her şeyi. Toplumsal deney, laboratuvardaki deneye benzemez. Asırlar alır, netice vermesi. Zira deneme yanılma yoluyla olur bu yolda her şey, bir iki madde karıştırmayla olmaz. Denedikleri her şey, yanılgıyla, hüsranla, nedametle neticelense de denemekten asla vazgeçmemişlerdir. Bu kadim mücadele ve arayışta, tevhid ve şirk, mütemadiyen altyapıyı teşkil etmiştir. Ezenler ve ezilenler müsademe yapmışlardır, gerek sözlü, gerekse fiili olarak. Hiçbiri mahiyetine mütenasip tahakkuk etmemiş, insançocukları da hiçbir zaman mutmain olmamışlardır. Çünkü gerçeği hiçbir zaman aramamışlardır, arıyormuş gibi yapmışlardır ama gerçekten aradıklarını sanmışlardır, gerçekte aramadıkları içinde bulamamışlardır gerçeği. Fakat aradıklarına gerçekten inanmışlardır, zira cehaletleri böyle bir sonuca götürmüştür onları. Bu vetirede, insançocuklarının, gizli ya da açık, güya biteviye mücadele içinde oldukları bir sistem her zaman kendini açık etmiştir: Kapitalizm. Ve kapitalizm, sair tüm sistemlere tesir etmiş, hepsini bir şekilde tagayyürata uğratmış ve kendine bağımlı kılmıştır. Karşısında olan her şeyi ekarte etmeyi bilmiştir. Zira kendini muhtelif ayak oyunlarıyla kabul ettirmeyi becermiştir. Ve insanlığı da kendine alıştırmış, bağımlı kılmıştır, kendisinin asla vazgeçilmez olduğuna inandırmıştır. Ayakta kalmayı bilmiş ve başarmıştır yani. Zira o bir şeytandır! Kulu kula kul etmiştir! Bu da onun zekasının ürünü ve sermayesinin kudreti değil, insanın cehaletinin ve sekterliğinin elim ve dahi vahim neticesidir. Bu gidişle de her daim kazanacağı aşikârdır. Zira kendisini her şarta ve koşula göre konumlandırmayı bilmektedir. İnsançocukları ne de zalim, cahil ve de nankördürler! Çünkü kapitalizm kendi kültürünü oluşturmuş ve o kültürle yoğrulmuş insan tipini ortaya çıkarmıştır. Ortaya çıkardığı insan tipi de, kendini ortaya çıkaran zihniyeti besleyecek yapılar üretmiştir. İnsanın benliğini yoz kültürü ile dağlamış, izzetinefsini çiğnemiş ve insanı mankurtlaştırmıştır. İnsan, kapitalist olup çıkmıştır; bir daha da kapitalizmi içinden çıkaramamıştır! İçinde bitevi beslediğin bir şeyi, dışında öldürmen kabil-i mümkün değildir ve böyle bir şey mantık kaidelerine ve varoluş yasalarına mugayirdir. Ve tabir caizse adeta heyulası olmuştur insançocuklarının. Hala da insanlığın başına musallat olmuş en adi zihniyettir, zihniyetini sistemleştirmiş melun bir rejimdir. Her yönden kıskaca almış bulunmaktadır dünyayı, hayatı ve insanı. Dini, vatanı, adaleti inhisarına alarak, insanları, bu genel, ortak ve kutsal olgularla aldatmayı becermektedir. Çünkü hedefini çok iyi bilmekte, insanı çok iyi tanımakta ve hayatı çok iyi çözümlemektedir. İnsanda, kendini, kapitalizme adeta zincirlemiştir. Bu adi zihniyet ve vahşi rejim, mütemadiyen insanın nefsini okşamakta, onun hırslarını ve açgözlülüğünü beslemekte, midesine hitap etmektedir. Yüksek volümlü müzikal eşliğinde tepinen insan suretli hayvanlar yaratmıştır adeta kapitalizm. Ve yarattığı insanımsı hayvanlar, ruy-i zeminde başıboş dolaşmaktadırlar, kendilerinin insan olduklarını varsayarak. Kendilerini yiyip tüketen doymak bilmez canavarı yaşatarak. İnsançocukları bir kimlikleri olduğunu varsaymaktadırlar, kimliksiz olduklarından bihaber.

Yekpare insançocuklarına soruyorum! Zaten kelimler ilerledikçe bunu sarahaten müşahede edeceksiniz. Biz gerçeği seviyor muyuz insançocukları olarak? Ciddiyetsiz, samimiyetsiz, cahilce, yobazca cevapları sevmiyorum. Lütfen, eğer insansanız, namusluca ve dürüstçe cevap veriniz kendi kendinize. Seviyor muyuz, sevmiyor muyuz? Seviyorsak, bunun bir eylemi olmalı; sevmiyorsak, yine bunun bir eylemi olmalı. Eğer gerçeği seviyorsak, birisi gerçeği izah ve izhar ettiğinde ortaya çıkan gerçeğe itibar etmeli ve o gerçeği benliğimizde eriterek önce bilince, sonra da eyleme dönüştürmeliyiz. Gerzek gerzek konuşmayı, eyleme gelince kaçmayı bırakmalıyız. O gerçek, beynimizde ve kalbimizde adeta çelikleşmelidir. O gerçek, ruhumuzu kanatlandırıp uçurmalıdır. Bil ama yapma; bu ne menem bir sahtekârlıktır, riyakârlıktır? Kapitalizm kötü de ama onun ürettiği kötülüklerden imtina etme, bilakis neşrine imkân tanı. Mesela; şimdi bendeniz her boyutta, her alanda, insanla ilgili tüm yönlerde, vahşi ve adi kapitalizmin nasıl işlediğini, tezgâhlarını, yöntemlerini, kumpaslarını, her alana nasıl virüs gibi işleyip egemen olduğunu, zehirli dilini vb. kendi dilimce olanca çıplaklığı ile izah ve izhar etsem, kaç kişi bana dost olur, kaç kişi düşman? Kaç kişi o gerçeği yaşar, kaç kişi o gerçeğe tükürür? Hadi diyeyim ki; İslamcı bir konumdan bunu yapıyorum, kaç İslamcı buna eyvallah eder? Hadi diyeyim ki; Solcu bir konumdan bunu yapıyorum, kaç Solcu buna eyvallah eder? Hadi diyeyim ki; Milliyetçi bir konumdan bunu yapıyorum, kaç Milliyetçi buna eyvallah eder? Hadi diyeyim ki; Cemaatçi bir konumdan bunu yapıyorum, kaç Cemaatçi buna eyvallah eder? Yoksa bana düşman mı olunur? Lafa gelince herkes gerçeğin peşindedir ve gerçeği arzular değil mi? Güya gerçeği seviyoruz öyle mi? Keşke lafla peynir gemisi yürüseydi! Bilakis hakikatmiş gibi görünen süslü yalanlar söylememi beklersiniz, istersiniz. Çünkü bu ülkede kim daha çok yalan söylerse, ona inanılır! Aldanmayı seven bir toplumuz maalesef ve gerçek bu. Korku bizi ele geçiriyor ve içimize hükmediyor, içimize hükmeden korku, o korkuyu içimize yerleştiren tanrıcıklara tapınmamızı intaç ediyor. Kapitalizmi güya yok edeceğine inanılan ama gerçekte kapitalizme can suyu olan süslü yalanlar bizi sahte bir dünyaya mahkûm ediyor. Gerçek, acılar zindanında mıdır yoksa? Ben gerçeği seviyorum ve gerçeğin gücüne inanıyorum! Ne kadar da tehlikeli olsa da, ne kadar da bağrımda bir zehir gibi taşısam da, seviyorum gerçeği. Yalan mı; yoksulluk ve sefalet ürettiği, alınterini, gözyaşını ve kutsal emeği sömürdüğü, insanlık ailesinin evlatlarının namuslarını reklam pazarlarında pezevenklere peşkeş çektiği, savaşlar çıkarıp canlar aldığı, yaşamak sevinçlerini çaldığı, faizle ve tefecilikle insançocuklarının hakları olan ortak hazineyi soyduğu, dini ele geçirip insanları dinle aldattığı ve kulu kula kul yaptığı yalan mı? Yalansa buyurun söyleyin, hep birlikte gerçek diye bildiklerimize tükürelim. Evet, yalanlar cehenneminde, gerçek, kuşkusuz ki tehlikeli olacaktır ama gerçekten başkası da insanı uyandırmayacak, özgürleştirmeyecek ve kazandırmayacaktır. Ya insan; gerçekten uyanmak, özgürleşmek, kazanmak istemiyorsa! İşte bütün mesele bu. İşte gerçek tehlike bu. Olmak ya da ölmek! Cahil, zalim, nankör insan! Yaşadığın hayatı reddet! Yüklerini boşalt! Şeytanın, seni, Allah ile aldatmasına izin verme! Temizlen! Kalbini ve kafanı temizle! Yeniden başla! En başa dön ve yola yeniden çık! Ben bir rüya peşindeyim. Ve o rüyama uzanan kutsal yolun taşlarını döşüyorum. Temelim yoksa temelsizlerin kurbanı olacağım ve kurbanı olacak insançocuklarım. Öyleyse önce temelimi atmalıyım. Çünkü temel bozuksa, üzerinde ki her şey bozuk olacak ve bozuk olan şeylerin çarkında bozulan insan her şeyi de zamanla bozacak. Ve bozulan insandan daha korkunç hiçbir şey olmayacak! Bozulan insan, mütemadiyen bozacak. İnsan bozuldukça ve bozdukça da kapitalizm kazanacak. Gerçeklik ve konformizm, hedonizm arasında bir tercih yapmalıyız. Yeter artık, asırlardır kaybeden insan kazansın! Servet birkaç kişi arasında dönüp duran bir şey olmasın! Sömürüye direnin ve isyan edin! Başkaldırın ve insanız biz deyin! Özgür yarınlar, güneşli güzel günler bizim olsun. İnsançocukları olarak insanca yaşayalım. Acıyı biz çekip, sefayı başkaları sürmesin. Allah’ın vaadi tahakkuk etsin! Adalet yeryüzüne egemen olsun. Çünkü insanlığı güldürecek yegâne şey; ADALET’tir. Yine insanlığı öldürecek yegâne şey; ADALETSİZLİK’tir yani ZULÜM’dür. Ve insan; bişey yapmalıdır! Kurtuluş, mutlaka ellerimizdedir! Birazcık cesaret!

VATAN-AHLAK-ADALET.
DÜŞÜNCEYLE SAVAŞMAK YÜCELTİR.
01-04-2018 01:41 AM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Gönder Cevapla


Forum'a Git:


Konuyu görüntüleyenler: 1 Misafir
Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. 5651 sayılı yasaya göre bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. 5651 sayılı yasaya göre sitemiz mesajları kontrolle yükümlü olmayıp, şikayetlerinizi mail@islamiforum.net adresine yollarsanız, gerekli işlemler yapılacaktır. Dikkat: Bu site şikayet sitesi değildir, arızalı ürünleriniz ve diğer şikayetleriniz için bu email adresini kullanmayınız. Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to mail@islamiforum.net