Gönder Cevapla
 
Değerlendir:
  • 0 Oy - 0 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Hayvanlar alemi
Yazar Mesaj
Murataltug Çevrimdışı
Uzman
*****

Mesajlar: 2,192
Üyelik Tarihi: Nov 2017
Rep Puanı: 68
Ruh Halim
Ruh Halim
Oylesine

Takımın:
Fenerbahce
Mesaj: #1
Hayvanlar alemi
Kaynak köpek cinsleri.biz

Aksaray Malaklısı

*Kangal’a benzeyen Aksaray Malaklısı, Kangaldan daha büyük bir çoban ve sürü köpeğidir. çıkış yeri Aksaray olduğu için bu isimle anılmaktadır. Anadolu çiftçilerinin vazgeçilmez dostlarıdır Aksaray Malaklısı, büyük ve küçükbaş sürülerin korumalığını üstlendiği gibi aynı zamanda iyi bir bekçi köpeğidir. Çiftçi hayvanlarına göz kestiren kurt sürülerinin eli boş dönmesini sağlar Çeviktir vücut ağırlıkları fazla olduğundan, kurt peşinde koşamazlar. kaçan kurtlar, bu köpeklerin varlığından dolayı sürüye yaklaşamaz
Yetişkinlerde 130 ila 140 cm.’ye ulaşan boy uzunlukları 90 kg.’ı bulan ağırlıkları ile devasa köpeklerdir. 17. Yüzyılda Evliya Çelebi, Anadolu’yu gezmiş ve Aksaray Malaklısı cinsi köpeklerini aslana benzetmiştir.*Aksaray Malaklısı tüyleri kısa ve sıkdır.  Kafatası iri olan köpeklerin kulakları sarkık ve orta uzunluktadır. İri yapısı çene altındaki deri tabakası kat kat gözükür. Tüy rengi krem veya kahverengi olup, dudakları aşağıya sarkıktır. Göz kapakları düşüktür. Göğsünün ön kısmı geniş, bacakları kalındır.Aksaray Malaklısı, 17. yüzyılda Anadolu topraklarında ortaya çıkmıştır Malak manda yavrusu olarak bilinmesine rağmen, Aksaray yöresinde “dudak” veya “yanak” anlamında kullanılır. Akbaş, Karabaş, Aksaray Malaklısı ve Kangal köpeklerinin Anadolu Çoban Köpeği ırkından geldiği düşünülse de bu köpekler birbirlerinden farklı ırklardır. Aksaray Malaklısı, çok eski tarihlerden beri 17. Yüzyıl da varlığını sürdürmüş bir köpek ırkıdır

*Malaklı köpeklerinin Kangal olarak satılmasından dolayı, günümüzde popülerlik kazanmıştır. Popülerlik kazanmasının sebeplerinden bir diğeri de, Cumhurbaşkanına Aksaray Belediye Başkanı’nın, malaklı yavrularını hediye etmiş olmasıdır. bu köpekleri ilk kez Evliya Çelebi Anadolu Aslanı” olarak da tanıtmaktadır. 1950 li yıllardan beri Amerikada üretiminin gerçekleştirilmiştir dünyada safkan ırk olarak kabul edilmektedir. Malaklı dünya üzerindeki en iri köpek cinsidir. vücudu normal köpeklere oranla oldukça büyüktür. Kaslı ve kuvvetli bir köpektir. Gösterişli yapısı korkutsa da tanıdıklarına dostane iyi huylu, sakin ve mülayimdir. yabacılara karşı sert ve tehlikelidir. Karşısındakinin kötü olduğunu anladığında hiç düşünmeden saldırma eğilimi gösterebilir. *hayvana saldırı düzenlediğinde, kurtulma şansı azdır. iyi bir koruma ve Cesur bir köpek olup, tehdit hissetmediğinde sakindir. Atik ve dayanıklıdır. Koku duyusu güçlü olan bu köpek ağır koşullarda rahat çalışır Aksaray Malaklısı, Anadolu topraklarında doğmuş, sert ve karasal iklime alışıktır Karasal iklimin etkisini gösterdiği kışın sıfırın altında kalın derisi ve kürküyle rahatlıkla adapte olur. apartmanda bakımı mümkün değildir. Orta bahçeli evlerin bu köpekler için uygun oldukları söylenemez.Malaklının bakımı kolaydır. tüyleri parazitlenmeye karşı haftada bir kez taranmalıdır. Yeni doğan yavruların büyüme süresi yaklaşık 24 ay, gelişimini tamamlama süresi 42 aydır. iyi beslenmeleri gerekir. *Anadolu’da bu köpeklere yiyecek olarak arpa unu, süt, kemik suyu ve yumurta yapılmaktadır. Bu öğünün yöresel adı Yal’dır. Malaklı günde 2 kez yal isimli özel karışımla beslenmektedir.Malaklı 7 bin ila 50 bindir. yavru köpeklerin 1.700.-TL gibi fiyatlarla satıldığı bilgisi edinilmiştir. Yetişkin köpekler 7 bin ila 10 bin TL, özel olanlar 20 bin ila 100 bin TL arasında alıcı bulur
06-06-2018 03:15 AM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Murataltug Çevrimdışı
Uzman
*****

Mesajlar: 2,192
Üyelik Tarihi: Nov 2017
Rep Puanı: 68
Ruh Halim
Ruh Halim
Oylesine

Takımın:
Fenerbahce
Mesaj: #2
RE: Hayvanlar alemi
Kaynak sivas.gov.tr

Kangal Çoban Köpeği

*Dünyada emsali görülmemiş bir köpek türü olan Kangal Çoban köpekleri, Türkiye'de ve yabancı devletlerde haklı bir üne sahiptir. İngiltere ve Amerika'da bu köpekleri sevenler dernekler kurmuş, yarışmalar yapmıştır. Ne acıdır ki yabancı devletlerin göstermiş oldukları ilgiyi, bizler maalesef son 15 yıldır göstermekteyiz.
Kangal cesur, gayet hızlı ve çeviktir Kadın ve çocuklara muhlis, kötü niyetli kişilere caydırıcı bir silah olan Kangal zeki, ön kuvvetli ve sahibine aşırı bağlıdır Sahibi tarafından azarlandığında suçlu bir çocuk gibi başını öne eğer, sahibinin gözlerine mahsunca bakarak af bekler. Hislerini hal, hareket, mimik ve jestlerle değil havlamalarla belli eder
*Kangal Çoban Köpekleri görevlerine çok sadıktır dağda sürüden ayrılan veya geride kalan koyunun başından günlerce aç ve susuz bekledikleri anlatılmaktadır. Kangal Çoban Köpeğine sahip çiftçilerin en büyük gurur kaynağı köpeklerinin kurt boğmalarıdır. Kurt boğana sahip olmak ayrıcalık ve övünçtür Yüzyılların ihmaline rağmen ırk vasıflarından yüksek ruh yapısından en ufak taviz vermemiştir. Kan asaletine bağlıdır. Doğuda serbestken bile başka bir ırkla çiftleşmesi mümkün değildir. 1975 te askeri amaçla eğitime alınmış asırlardır eğitim gören köpek türlerinden çok yetenekli olduğunu kanıtlamıştır.

*İyi bir köpekte bu özellikler olmalıdır: Zeka : Orta-yüksek düzeyde Güvenirlilik : Sürü hayvanına ve sahiplerine zarar vermemelidir. Dikkatlilik Görevine karşı ilgi ve dikkati bulunmalıdır. Koruyuculuk Yabancıya karşı havlama - saldırı olmalıdır.
Güç : Olası düşmanı durduracak güçte olmalıdır.
Hız : Olası düşmanı kovalayıp yakalayacak hızda olmalıdır. Cesaret : En önemli özellik cesarettir cesareti olmayan köpek etkili olamaz.Tüm özellikleri Kangalda bulmamız mümkündür. Kangal köpekleri dünya köpekleri arasında birinciliğini her zaman koruyacaktır. Kangal çoban köpeği, Anadolu insanının yüzyıllarca sürüsünü kötü niyetli kimselerden ve vahşi hayvanlardan korumuş bir ırkdır. Babiller zamanından beri yaşayan Bu köpekler savaş köpeği olarak kullanıldığı gibi at ve aslan avında da yararlanılmıştır.*Kökeninin Sivas Kangaldır Yozgat, Kayseri, Çorum, Tokat, Erzurum ve Erzincan'da da saf kanlılarına rastlanır. birinci derecede saf Kangal Çoban Köpeğini Sivas Kangal İlçesinde bulmamız mümkündür. 17. Yüzyılda Evliya Çelebi Seyahatnamesinde aslan kadar kuvvetli olarak tarif ettiği bu köpeklerden bahsetmektedir. Osmanlı kurucuları bu köpeği Anadolu'ya getirmiş Osmanlının Avrupa'ya yayılmasıyla Avrupa Çoban Köpeğinin bu ırktan türediği sanılmaktadır.Kangal Çoban Köpekleri günümüze kadar ırk özelliğini bozmadan gelmiş, çiftçilerin en güvenilir dostu olmuştur Dünyada köpek ırkları arasında kurtlara karşı koyabilen tek köpek ırkıdır Kangal köpekleri en zor iklimde verilen görevi canı pahasına yerine getirirler.

*Bakım ve beslenmesi köpek ırklarına göre basit ve ekonomiktir Ağız burun yapısı kısa küt çene kuvvetlidir. Dişler sivri ve sağlam, dudaklar sarkıktır. Göz, kulak, ağız etrafı siyahtır Gözler: Kafatasına göre küçük yuvarlakça olup altın ve kahverengi arasındadır. Göz etrafı siyahtır. Bakışlar canlı ve asildir. Kulaklar: Orta boyda üçgen şeklinde, uçları yuvarlak, kafasına yapışık ve sarkıktır. Kafa ve Göğüsü: Önden bakıldığında aslanı andırır. Kafa iri, güçlü bir boyun ile desteklidir. Boyun: Hafifçe eğik, güçlü ve adaleli, ayak bilekleri kuvvetli ve uzundur. Ön göğüs arkasına göre geniş ve omuzlar adalelidir.
Gövde baştan sonra bir karedir. Vücut güçlü, adaleli şişman değildir. Dirsek hizasına kadar göğüs derin, karin hafifçe içine çekiktir.
*Kızgınlıklar yıla yayılır kızgınlık daha çok ilkbahar, yaz ve kışın görülür. farklılık iklim ve bakımdan kaynaklanır ilk kızgınlık yaşı 13. ay dır Çiftleşme süresi: Ortalama 20 dakikadır. Gebelik oranı % 64 ile % 94 tür Kangal köpeklerinde bir doğumda ortalama yavru sayısı 7 - 8 civarındadır.Ölü doğum oranı: % 2 ile % 14 arasında değişir doğum ağırlığı 550 gr civarındadır. Doğum sayısının artması ile doğum ağırlığı azalmaktadır. Bir yaş civarında ortalama ağırlık ise 35 - 40 kg dır. Kangal yavrularında ağırlık artışının en yüksek olduğu dönem 6. ay ile 8. ay - 1 yaş arasında 10,5 kg olarak gerçekleşmiştir.
06-06-2018 03:15 AM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Murataltug Çevrimdışı
Uzman
*****

Mesajlar: 2,192
Üyelik Tarihi: Nov 2017
Rep Puanı: 68
Ruh Halim
Ruh Halim
Oylesine

Takımın:
Fenerbahce
Mesaj: #3
RE: Hayvanlar alemi
Kaynak sivas.gov.tr

Kangal Çoban Köpeği

*Dişi damızlık Üstün ırk vasıfları taşımalı Vücut gelişimini tamamlamalıdır. Vücud organlarında uyum olmalıdır. En az sekiz adet meme başı bulunmalıdır. Yavrulara geçecek kalıtsal hastalık taşımamalıdır. Uysal ve iyi huylu olmalıdır.
Erkek damızlıkta üstün ırk olmalı Baş ve ağzı büyük olmalı gelişimini tamamlamış ve kuvvetli olmalı
kalıtsal kusuru olmamalı Bir buçuk yaşındaki erkek köpek ilk çiftleşme için idealdir Bu yaşta erkek Kangal yapısı gelişmiştir. Dişiler için 2. veya 3. kızışma dönemine kadar beklenmelidir Dişiler yaklaşık 180 günde bir kızışmaya girerler. Verimli çiftleşme için en uygun zaman 2. haftanın sonuna doğrudur. dişi köpek kendisine yaklaşan erkek köpeklerden seçtiğine uygun karşılık verir.
*Gebelik süresi: Kangal köpeklerinde 58 - 63 gün dür. Gebeliğin 5. haftasında köpeğe ağır ve yorucu görev verilmemelidir. Gebe köpekler soğuk ve sıcaktan korunmalı, koşmalarına ve atlamalarına izin verilmemelidir. soğuk su, donmuş gıda, ekşimiş ve küflü gıdalar verilmemelidir. Köpeklere iyi gıdalar verilmeli fakat aşırı yağlanmamasına dikkat edilmelidir. Doğum anı: Dişinin huzursuzluğu iştah kaybı, vücut ısısının düşmesi ve göğüsden sarımsı bir sıvının akması doğum anı belirtilerdir. Gebe köpek çevrede ne bulursa kullanarak kendine hazırlar. sancıların etkisiyle inler. Kasılmalar güçlenir yanına yatar ve yavruyu dışarı bırakır. Dişi köpek yavruların içinde olduğu zarı kendi çabasıyla soyar, göbek bağını keser, yavruların bütün deliklerini temizler

*Gebelikte hayvan fazla gıdaya zorlanmamalıdır. Kırkıncı günden önce gıdanın miktarını arttırmak gerekli olabilir. Gündelik doyurma işlemi az ancak sık aralıklarla yapılmalıdır gıdaya kalsiyum eklenmemelidir Köpeklerde fötüs, plesanta ve memelerdeki en büyük gelişme toplam 9 hafta süren gebeliğin son üç haftasındadır Gebeliğin ilk dört haftasında normal beslenmeye devam edilmeli, 5. ve 60. haftadan itibaren yiyecek miktarı her hafta % 10 arttırılarak doğum esnasında % 50'ye kadar arttırılmalıdır. Fazla yavru taşıyan gebe Kangalda gebeliğin son 10 gününde iştahsızlık görülebilir. azar azar ve lezzetli yiyecekler faydalı olabilir. Gebeliğin son üç haftasında uterusun büyümesiyle karın hacmi daraldığı için gebe köpekler günde üç kere beslenmelidir. *Anne köpek, doğumu izleyen birkaç gün yavruların yanında olmayı ister. ağız sütü üç gün salgılanır bunu giderek çoğalan normal süt izler.Süt salgısı 6. haftaya kadar artar, sonra azalır. Laktasyon döneminde normal süt verimi için ana optimum beslenmelidir. Gıda alımı doğumdan sonra artarak, doğumdan 3 - 4 hafta sonra maksimuma ulaşır.
Ergin Kangal köpekleri günde bir defa aynı saatlerde beslenmelidir. Orta boy için yaklaşık 2 kg'lık diyet düzenlenir. diyetin yaklaşık 1/3 'ü et, 1/3 ü tahıl ve sebze karışımı 1/3'ü de sudur Diyetin miktarı hayvanın ağırlığına, kondisyonuna ve yaptığı işe göre ayarlanmalıdır. köpek zayıf ise ya fazla çalışıyorsa ilave olarak bir miktar süt, 1 yumurta, bir miktar sebze veya tahıl verilmelidir.
06-06-2018 03:16 AM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Murataltug Çevrimdışı
Uzman
*****

Mesajlar: 2,192
Üyelik Tarihi: Nov 2017
Rep Puanı: 68
Ruh Halim
Ruh Halim
Oylesine

Takımın:
Fenerbahce
Mesaj: #4
RE: Hayvanlar alemi
Kaynak hayvanlar alemi.net

Birbirlerine Uyumlu Yaratılan Canlılar

*bitki çiçeklerindeki nektar, çiçeğin iç kısımlarında bulunur. Bu böcek ve kuşların nektar toplamalarını, çiçeğin döllenmesini zorlaştıran bir dezavantaj gibi görünür. Oysa Allah, nektarı derinlerde bulunan çiçeklerin özelliklerine uygun yapılara sahip canlılar yaratarak, bitkilerin döllenmesini sağlamıştır. Avize ağacı ve Yuka güvesi arasındaki beraberlik bunun örneklerindendir. Avize ağacının üzerinde, büyük yapraklardan oluşan krem renkli çiçekleri taşıyan sap bulunur. bitkinin erkek üreme organlarında bulunan çiçek tozunu, ancak eğimli bir ağız yapısına sahip olan bir canlı toplayabilir.
Avize ağacı güvesi, topladığı çiçek tozlarını birbirine bastırıp top şekline sokar başka bir avize ağacı çiçeğine götürür. Önce çiçek dibine iner yumurtalarını bırakır. Sonra tepeciğe çıkar ve çiçek tozu topunu vurarak polenlerin dökülmesini sağlar.
*bir süre sonra yumurtalardan güve tırtılları çıkacak ve polenlerle beslenecektir. güve, önceki bitkiden topladığı çiçek tozu topunu, yeni bitkinin tepesine vurarak bitkinin de döllenmesini sağlar güvenin beslenmesi ve ağacın döllenmesi son derece uyumludur uyumu yaratan ağacın kendisi ya da güve değildir. Bir bitkinin ya da böceğin başka bir canlıdan haberdar olup taktik belirleyerek kendi ihtiyacına çare bulması mümkün değildir, akledip öğretemezler Her iki canlı da kendilerini tanıyan, herşeyden haberdar olan, yaratan, alemlerin Rabbi Allah’ın eseridirler. Allah yüce kudretini, kusursuz sanatını, büyüklüğünü tüm canlılarda olduğu gibi avize ağacı bitkisi ile güvenin birbiri ile uyum içinde yaratılmasında göstermektedir.*Yedi gök, yer ve bunların içindekiler O’nu tespih eder; O’nu övgü ile tespih etmeyen hiçbir şey yoktur, ancak siz tespihleri kavramıyorsunuz. Şüphesiz O, halim olandır, bağışlayandır.” (İsra)Canlılar arasında ve ortak yaşamlardaki kusursuz uyumu yaratan yüce Allah’tır. güveler olmasa avize ağaçları kendi kendilerini dölleyemezler.

Örümcek Ağındaki Mucize

Örümcekler, inşaatlarını bedenlerinden salgıladıkları ipek ağlarla yaparlar. Örümcek ipi, çelikten tam 5 kat sağlamdır. havada hızla uçan büyük sinekler, örümcek ağının sağlam ve esnek tuzağından kurtulamaz. türe göre ağların özellikleri de değişir. Örneğin karadul örümceğinin ağında sağlam yapışkan damlalar bulunur. ağa yakalanan avın kurtulması imkansızdır. Örümceğin ağı, yapışkan, esnek ve sağlamdır. Ağ ile avına tuzak kuran örümcek ağını vücudunun uzantısı gibi kullanır. Örümcek, ağa takılan her türlü canlıyı hissedip yakalar. Örümceklerin mimari harikası ağları inşa etmelerini sağlayan yüce Allah’tır. bütün canlılar gibi Allah’ın ilhamıyla hareket ederler.

Petek yapımı

Petek yapımına kovanın üst kısımından başlanır aynı anda 2-3 dizi örülür. Bu iş uyumlu ve düzenle gerçekleştirilir. Aynı anda değişik uçlardan yapılan petek dilimleri çok düzgündür yüzlerce açı barındırmasına rağmen tek parça izlenimi verir. Bunun için arıların başlangıç ve birleşme uzaklığını hesaplayıp, hücre boyutlarını planlamaları gerekir. İnsanların altından kalkamayacağı bu işi arılar başarırlar Arılar topluca tek bir yerden yönlendirilmekte vasla başaramayacakları işleri başarmaktadırlar. Arıları olağanüstü sisteme sahip kılan, “göklerin yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbi” Allah’tır.

Canlılardaki Fedakarlık

*Darwin’in evrim teorisi, 21. yüzyılda itibarını büyük bir hızla kaybetmiştir. 20. yüzyılda materyalistlerin destekleyip bilimsel bir gerçekmiş gibi telkin edilen teorinin geçersizliği kesin olarak anlaşıldı. mikrobiyoloji, biyokimya, paleontoloji gibi bilim dalları gelişti canlılığın, evrim ve tesadüflerle, evrimleşerek meydana gelmesinin imkansız olduğu ortaya çıktı. Çöken teori, canlı kökeni ile ilgili iddialara kanıt getiremedi soruları yanıtsız bıraktı. evrimciler çıkmaz sokaktadır Darwin, evrimi ortaya attığında, iddialarını bir mekanizmaya dayandırmıştı: doğal seleksiyon. tüm canlılar ortak atadan geliyor ve doğaya uyum sağlamaları sonucu farklılaşmışlardı ortama en iyi uyum sağlayan edindikleri özellikleri sonraki nesillere aktarabiliyordu. *doğada yaşam savaşı” olduğunu, savaşta güçlülerin kazanarak, güçsüzlerin yok olduklarını öne sürüyordu. Darwin’in yakın dostu ve evrim teorisinin en ateşli savunucusu Julian Huxley doğayı şöyle nitelendirmişti: arenada zayıflarla beceriksizlerin elenmesi, güçlülerle beceriklilerin egemenliği kaçınılmazdır. Peki doğa gerçekten evrimcilerin iddia ettikleri gibi sadece güçlülerin üstün geldiği, zayıfların ezilerek yok olduğu, bencilliğin ve kıyasıya yaşam mücadelesinin hakim olduğu bir yer midir?.Doğada canlılar çaba içerisindedirler. Her hayvan avlanmak zorundadır veya kendisini korumak için saldırganlaşabilir. Ancak doğa sadece bundan ibaret değildir. Doğada canlılar aileleri için, diğer canlılar hatta diğer türler için benzeri görülmemiş fedakarlıklarda bulunurlar.

*Fedakarlık birbirinin çıkarını kollama canlılar aleminde sıkça karşılaşılan tavırlardır. doğanın savaş yeri olduğunu iddia eden evrim canlıların fedakarlığıni açıklayamaz. Evrim düşmandan kaçan zebranın, neden geri dönüp düşmanları tarafından kuşatılmış olan diğer zebraları hayatını tehlikeye atarak, kurtardığını kesinlikle açıklayamaz. yumurtalarını yaşatabilmek için ölümü göze alarak kumsala çıkan aterina balıklarının bu davranışlarının neden doğal seleksiyonla elenmediği sorusunu cevaplayamaz.
Canlılardaki fedakar ve iş birlikçi davranışlar evrim teorisinin geçersizliğini ortaya koyarken, Tüm evreni üstün güç ve akıl sahibi Allah yaratmıştır her canlı, Yaratıcımız olan Rabbimizin ilhamı ile hareket etmektedir. 
06-06-2018 03:17 AM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Murataltug Çevrimdışı
Uzman
*****

Mesajlar: 2,192
Üyelik Tarihi: Nov 2017
Rep Puanı: 68
Ruh Halim
Ruh Halim
Oylesine

Takımın:
Fenerbahce
Mesaj: #5
RE: Hayvanlar alemi
Kaynak hayvanlar alemi.net

Allah’ın Detay Sanatına Örnek Canlılar, 

İlimce herşeyi kuşatan Yüce Allah, yeryüzündeki tüm canlıları üremelerinden korunmalarına, beslenme şekillerinden inşa ettikleri yuvalara kadar üstün özellikle yaratmıştır. Canlıların en önemli özelliği yaşadıkları ortamla tam bir uyum içerisinde olmalarıdır Hangi ortamda olurlarsa olsunlar, canlıların temizlenme konusunda gösterdikleri kararlılık dikkat çekicidir. Her canlı gerek fiziksel özelliklerine gerekse bulunduğu ortama en uygun temizlik alışkanlığına sahiptir. kendi kendilerini temizleyen canlılar, kimi zaman da bu görevi yardımlaşarak diğer canlıya yaptırır. Birbirinden farklı temizlik ve bakım yöntemleri bulunan canlılar, yeryüzünde ilk andan beri sonsuz akıl sahibi Yüce Allah’ın ilhamı ile hareket etmektedirler. Göklerde ve yerde her ne varsa O’nundur, tümü O’na gönülden boyun eğmişlerdir.” (Bakara Suresi)

Deniz Samurunun Kürk Bakımı

Hayvanlar için temizlik kürk ve deriden başlar. temizlik yaşamlarını için önemlidir. dış etkenden yalnızca derileri ve kürkleri ile korunmaktadırlar.
tüm hayvanlardan kalın bir kürke sahip olan deniz samuru, her 3 cm2’de bir milyon tüye sahiptir. Bir insanda sadece 20.000 saç teli bulunur Deniz samurunun tüyleri ayrılıp derisine bakılsa derisi görülemez kalınlık onu okyanusların dondurucu soğuklarından korur. kürkün sıcak tutması, temizliğe deniz samuru kendini sürekli temizlemek zorundadır. temizlenmek için öncelikle kendini sürekli olarak ovalar. İkinci aşamada halı silkeler gibi kendine hafifçe vurur ve kürkü temizlenir su geçişini engelleyen bir yağ salgılanır. Deniz samurunun temizlenmek için sergilediği davranışlar, kürkü oluşturan tüylerin arasına hava dolmasına da yarar. Dolan havayla derinin ılık ve kuru kalması sağlanır.

Yavru Panterlerin Temizliği

panterler için temizlik önemlidir yavrularının temizliği konusunda oldukça titizdirler.Anne panter oyun oynarken kirlenen ve vücutlarına kene benzeri asalak toplayan yavrularını küçük ısırıklar ve uzun dil darbeleriyle temizler Anne panterlerin çengel gibi çıkıntılı dilleri, tıpkı bir zımpara işlevi görür. Panterlerin dili sert bir şekilde yaladığında et parçasını kemikten ayıracak güçtedir güçlü dil, yavruları temizlemeye gelince yumuşak darbelerle bir tarak haline dönüşür. Panterlerin dillerini kullanarak sahip oldukları temiz kürkleri derilerinin sağlıklı kalmasına yardımcı olur. temiz ve düzgün bir kürk, serin havalarda kirli ve dağınık bkürke oranla daha sıcak tutar

Çamur Banyosuyla Temizlenen Gergedanlar

Her biri ayrı yaratılış delili olan canlıların kullandıkları şaşırtıcı temizlik yöntemlerinden biri de çamur banyosudur.iri vücutları bulunan gergedanlar, temizlenmek ve derilerini zararlı parazitlerden korumak için çamur kullanır çamur banyosu gergedanın temiz ve sağlıklı kalmasını sağlar kalın bir çamur tabakası kene ve asalakların deriye yapışmasını önler. böcek sinek gibi canlıların ısırıklarından ve Afrika’nın yakıcı güneşinden korur. serinletir Gergedanlar vücutlarını çamurla kapladıktan sonra güneş ışınlarının güçlü etkisiyle çamur kurur bu aşamada gergedanlar mucizevi bir davranış sergilemektedirler. çamur kuruduktan sonra kendilerini ağaca sürterek derilerinde kuruyan çamurun dökülmesini sağlar. Çamurun dökülmesiyle gergedanların derisindeki ölü böcekler ve ölü deri sıyrılmaktadır. Gergedanlar çamur banyosuyla temiz ve sağlıklı bir deriye kavuşur

Gergedanların parazitlerden kurtulmak için kullandıkları bir diğer yöntem kuşlarla yaptıkları iş birliğidir. Kuşlar, gergedan derilerine gömülen kene ve parazitleri ayıklarlar. Gergedanlar kuşlara besin sağlayarak yaptıkları temizliğin karşılığını vermiş, hem de deri parazitlerinden kurtulmuş olurlar.
gergedanların temizlikte sergiledikleri akılcı davranışlar, doğadaki tüm canlıların sonsuz ilim sahibi Yüce Rabbimiz’in ilhamı ile hareket ettiklerinin delillerinden yalnızca biridir.

Hatasız Sayı Sayan Afrika Antilopları

Bazı canlı türleri temizlik için dişleriyle tımarlama yaparlar. Afrika antilopları bu canlı türlerindendir Tımarlamada dişleriyle bedenlerini kazıyarak kene türü asalakları temizlerler.kazıma işleminde baş ve boyun gibi ulaşamadıkları bölgeleri tımarlamaları için yardıma ihtiyaç duyarlar. antiloplar birbirini işbirliği ile tımarlarlar Olayın mucizevi yönü, ise antilopların birbirlerini her defa aynı oranda tımarlamalarıdır. Kaliforniya Üniversitesi’nden Fizyoloji Profesörü Veteriner Ben Hart bu mucizeyi şöyle açıklar antilopların tımarlama işlemi programlanmıştır. Tımarlamanın oranını belirleyen bir biyolojik saat bulunmaktadır.
Tımarlama tamamen karşılıklı… en şaşırtıcı olan, antilopların tımar sayısını bile hesaplamalarıdır

mucize, uzmanlar tarafından doğadaki en çarpıcı karşılıklı fedakarlık örneğidir Eğer Afrika antilopları partnerini altı defa tımarlarsa, partneri de karşılık olarak altı defa tımarlamaktadır. Afrika antiloplarının tımarlama özelliklerindeki bir diğer nokta ise, yeni doğan yavru antilopların doğumlarının ikinci haftasından itibaren tımar sayısını hesaplamalarıdır. Afrika antiloplarının programlanmış” özellikleri ve fedakarlıkları son derece hayranlık uyandırıcıdır ve Yüce Rabbimiz’in ilminin canlılar üzerindeki tecellilerinden yalnızca bir tanesidir.

Antiseptik Uzmanı Filler

Doğadaki canlılar temizliklerini kendileri yaptıkları gibi, rahatsızlıklarını da kendileri tedavi ederler. Derilerini temizlerken çamur kullanan canlılardan filler bunlardandır Filler tıpkı gergedan gibi derideki parazitlerden kurtulmak için çamurda banyo yapar çünkü çamurda hiçbir mikrop ve parazit yaşamaz killi çamur, mikrop barındırmaz yaraların kabuk bağlayıp kapanmasını kolaylaştırır Filler antiseptik yapıdaki killi toprak parçalarını büyük bir özenle yaralarına sürer hortumlarıyla yaralarının üzerine kabuk bağlaması için toz atarlar.Fillerin yanı sıra bizonlar ve Amerikan bufaloları toz banyosu yaparak temizlenir banyoda bufalo gevşek derisini değiştirir. Yeni derilerinin üzerindeki ince toz tabakası ise böceklerin bu canlıları ısırmasını engeller. 

Hayvanlar temizlenmek, parazitlerden kurtulmak ve kendilerini tedavi etmek için kullandıkları yöntemleri çok iyi bilir hangi hastalığa neyin iyi geleceğini tespit eder. Bir gergedanın, bir filin toprakta antiseptik özelliğinin bilmesine imkan yoktur. Tüm bunlar Yüce Allah’ın örneksiz yaratışının ve canlılara ilhamının örneklerindendir Üstün ilim sahibi olan Allah gözetendir, yarattıklarını koruyandır.
06-06-2018 03:18 AM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Murataltug Çevrimdışı
Uzman
*****

Mesajlar: 2,192
Üyelik Tarihi: Nov 2017
Rep Puanı: 68
Ruh Halim
Ruh Halim
Oylesine

Takımın:
Fenerbahce
Mesaj: #6
RE: Hayvanlar alemi
Kaynak hayvanlar alemi.net

BÖCEKLERLE İLGİLİ KURAN MUCİZELERİ

Böcekler olağanüstü özellikleriyle, birer yaratılış harikasıdır. yaratılışında öyle hassas dengeler söz konusudur ki, bu kusursuz ve detaylı sistem karşısında Yüce Allah’ın kadri, kuvveti, yaratışdaki incelikler ve üstün akıl kavranır. Yüce Allah her şeyi olduğu gibi böcekleri de üstün bir ilim ve hikmetle yaratmıştır.

Toplu Hareket Eden Çekirgeler

“Gözleri ‘zillet ve dehşetten düşmüş olarak’, sanki ‘yayılan’ çekirgeler gibi kabirlerinden çıkarlar.(Kamer Suresi) ayette, iman etmeyenlerin ahiretteki durumları tarif edilir. milyarlarca insanın topluca dirilişi, çekirgelere benzetilmektedir. Kuşkusuz Allah’ın bu örneği vermesinin pek çok hikmeti vardır. Çekirge sürüleri çok kalabalıkdır tek vücut olarak hareket ederler. Milyarlarca çekirge biraraya gelerek kilometrelerce uzunluk ve genişlikteki kapkara bir yağmur bulutunu andırır sürülerin bazıları 3-5 kilometre genişliğinde ve metrelerce derinliktedir Çekirge sürüleri yoğunlukdan ötürü, havanın kararmış görünmesine sebep olurlar.

yumurtalarını toprağın içine tohum gibi yerleştirir çekirge larvaları uzun süre toprağın altında kaldıktan sonra, yeryüzüne topluca çıkar Dişi çekirgeler toprağın içine 10-15 cm’lik tünel kazdıktan sonra, bir seferde 95 larva bırakır. bu işlemi üç sefer tekrarlar. Larva olgunlaştığında -havanın sıcaklığına bağlı olarak 10 ile 65 gün arasında toplu olarak toprağın altından çıkar 1m2’lik alanda 1.000 yumurta çukuru bulunur Çekirge sürüleri yüz km2’lik alanı kaplayabilecek çokluktadırlar. Km2 başına düşen çekirge miktarı ise 40-80 milyon arasında değişmektedir. Çekirgelerin toprağın altında olmaları, uzun süre kaldıktan sonra topluca ve çok kalabalık yeryüzüne çıkıyor olmaları, kıyamet günü insanların dirilişine benzer bir görünüm olabilir. Doğrusunu Allah bilir.
çekirgelerle ilgili tespitte bulunabilmek için kullanılan teknolojilerin bulunmadığı dönemde, böyle bir benzetmenin yapılması Kuran’ın, herşeyin bilgisine sahip Allah’ın vahyi olduğunun delillerindendir

Karıncaların İletişimi

Kuran’da Hz. Süleyman (a.s.)’ın ordularından bahsedilirken, karıncaların haberleşmesine şöyle işaret edilmektedir Nihayet karınca vadisine geldiklerinde, dişi karınca dedi ki: “Ey karınca topluluğu, yuvalarınıza girin, Süleyman ve orduları, farkında olmaksızın sizi kırıp geçmesin.”” (Neml)
bilimsel araştırmalar, küçük karıncaların çok organize yaşantıları olduğunu ve organizasyonda iletişim ağının var olduğunu ortaya koymuştur. National Geographic şöyle anlatır karınca, başındaki duyu organlarıyla, milyonlarca kimyasal ve görsel sinyal yakalar. Beyin 500.000 sinir hücresi içerir; gözler birleşiktir; antenler insandaki burun ve parmak ucu gibi hareket eder. Ağzın altındaki projeksiyonlar tadı algılar, kıllar dokunmaya karşılık verir.

karıncalar, hassas duyu organları sayesinde oldukça farklı iletişim yöntemleri kullanırlar Avlarını bulmaktan birbirlerini takip etmeye, yuva kurmaktan savaşmaya kadar hayatlarının her anında duyu organlarından faydalanırlar. 2-3 milimetrelik vücutlarının sığdırılmış 500.000 sinir hücresiyle, insanları hayrete düşüren bir iletişim sistemine sahiptirler iletişimleri kategorilere ayrılmıştır: Alarm verme, toplanma, besini haber verme, temizlenme, sıvı değişimi, gruplaşma, tanıma, kast düzenli bir toplum oluşturan karıncaların, karşılıklı alışverişe dayalı hayatları vardır. insanların halledemediği konularda paylaşma, temizleme, savunma vs. gibi kusursuz bir iletişim sergilerler.

Karıncalar kimyasal iletişim gerçekleştirirler. iletişim için kullandıkları kimyasal maddeler, “feromen”lerdir. Koku olarak algılanan ve iç salgı bezlerinde salgılanan sıvı olan “feromen”ler, karınca organizasyonunda en önemli rolü oynar. Bir karınca sinyal olarak sıvıyı salgıladığında, diğerleri koku veya tat yoluyla mesajı alır ve cevap verir Karınca feromenleri koloninin ihtiyaçlarına göre salgılanır. karıncaların feromeni, içinde bulunulan durumun aciliyetine göre de değişir karıncaların işlemleri yapmak için, kapsamlı kimya bilgisine ihtiyaç vardır. 14 asır öncesinde, karıncalar hakkında bilgi sahibi olunmadığı dönemde, karıncaların iletişimine dikkat çekilmesi Kuran’ın bilimsel mucizelerindendir

Böcekler, tüm özellikleriyle kendilerini kusursuz yaratan üstün güç Yüce Allah’ın varlığının delillerindendir Bu canlıları gökleri, yeri ve ikisinin arasında bulunanları Yüce Allah yaratmıştır. Allah, üstün ve benzersiz aklının delillerini görebilmemiz için birbirinden kusursuz, birbirinden detaylı sistemler var etmiştir. Allah Kuran’da şöyle haber vermiştir:Yeryüzünde kesin bir bilgiyle inanacak olanlar için ayetler vardır.” (Zariyat Suresi)

Dişi Bal Arısı

“Rabbin bal arısına vahyetti: Dağlarda, ağaçlarda ve çardaklarda evler edin. -meyvelerin tümünden ye, Rabbinin sana kolaylaştırdığı yollarda yürü-Onların karınlarından türlü renklerde şerbetler çıkar, onda insanlar için şifa vardır. Şüphesiz düşünen için ayet vardır.” (Nahl Suresi) Erkek arıların kovan içindeki tek fonksiyonları kraliçe arıyı döllemektir. Çiftleşme organları dışında arılarda bulunan özelliklerin hiçbirine sahip olmadıkları için erkek arıların kraliçe arıyı döllemekten başka iş yapmaları mümkün değildir.

Koloninin tüm yükü üzerinde bulunan işçi arıların ise, kraliçe arılar gibi dişi olmalarına rağmen yumurtalıkları gelişmemiştir, kısırdırlar. Kovanın temizliği, arı larvalarının ve yavrularının bakımı, kraliçe arı ve erkek arıların beslenmesi, bal yapılması, peteklerin inşası ve onarım kovanın havalandırılması,ve güvenliği, nektar polen su, reçine gibi malzemelerin toplanması ve bunların kovanda depolanması gibi görevleri vardır.
Böylece Kuran’da bal yapımında çalışan arıların dişi olduğuna işaret edilir. arılarla ilgili gerçeğin 1400 sene önce bilinmesi mümkün değildir. Ama Allah gerçeğe dikkat çekerek Kuran’ın mucizesini göstermiştir.

Canlıların genetik şifresi olan DNA’lar, kromozomlar üzerinde yer alır. Tüm arıların kromozom sayısı aynıdır değişmez. dişi ve erkekde eşit sayıda kromozom bulunur erkek arı 16 tek dişi arı 16 çift kromozoma sahiptir.
Kuran’da Nahl Suresi’nde arının yaratılışındaki ayrıntıya işaret ediliyor olabilir. (Doğrusunu Allah bilir.)  Kuran’da “arı” anlamına gelen “Nahl” isimli sure tam 16. suredir. Aynı şekilde arı da 16 kromozomlu bir canlıdır.
06-06-2018 03:18 AM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Murataltug Çevrimdışı
Uzman
*****

Mesajlar: 2,192
Üyelik Tarihi: Nov 2017
Rep Puanı: 68
Ruh Halim
Ruh Halim
Oylesine

Takımın:
Fenerbahce
Mesaj: #7
RE: Hayvanlar alemi
Kaynak özelliklerinedir.com

Ebabil kuşu

adını sıklıkla duyduğumuz kuşlardan birisidir, İslam dinindeki yeriyle bilinir. Ebabil kuşları görünüş ve vücut yapısıyla kırlangıçlara  benzer. Sağangildir
baharın habercisidir kışı başka yerde geçiren kuşların ilkbaharda ülkemize gelip Sonbaharda güney kesimlere göç eder en önemli özelliği hayatının %95’lik kısmını uçarak geçirir uçuş itibarıyla ilk sırada yer alır. sadece üremek için çok kısa bir süre yere inerler.Ebabil kuşlarının ayakları yerde yürümeye uygun değildir. kullanmamakdan körelme olabilir. yere indikleri zaman tekrar kalkıp uçmaları imkânsızdır. yuvalarını yükseklere yaparlar uçarken kendilerini boşluğa bırakırlar. Yerdeki ebabil kuşlarının sakat olduğu veya yavru olduğundan uçamadıkları sanılsa da asıl neden ayaklarından kaynaklanır

Ebabil kuşları havada uçarken uyumaktadır. uyku için dahi uçuşlarına ara vermezler. yiyeceklerini uçan canlıları yakalayarak bulurlar. uçarken çiftleşirler. Tekeşli kuşlardandır yuvalarını şehirde apartman çatısına yaparlar. akşam çok seri uçar ve gürültülü öterek dikkat çekerler. seri kuşlardır. Uçuş hızı ilk sıralarddır.Kanatları sürekli açıktır.
Kuyrukları çatallıdır Boyları 16 cm civarında Kanat açıklığı yaklaşık 45 cm dir Gözleri geceleri iyi görür
Sürüler halinde uçar yaşam süreleri 20 yıl civarıdır. yavrularına çok kısa süre bakar ve terk ederler.
daha çok Güneydoğuda bulunur ülkemizde her yere yayılmıştır. 4 türü bulunur En çok bulunan kahverengi ebabil türüdür.

Kaynak islamveihsan.com


KUR’ÂN’DA ANLATILAN “HÜDHÜD KUŞU”NUN HİKÂYESİ

Kur’ân-ı Kerîm’de Hz. Süleyman kıssasında İbibik kuşu olarak da ifade edilen “Hüdhüd Kuşu taraklı tepeliğiyle tanınan bir kuştur. Kanatları ve kuyruğu siyah beyaz alacalı, tepeliğinin uçları siyahtır. Yuvasını ağaç kovuklarına, duvar deliklerine ve kaya oyuklarına yapar Filistin’de ve Mısır’da bulunur; kışın Afrika’ya göçer. Eski Mısırlılar hüdhüde saygı gösterir ve tanrı Horus’un simgesi kabul eder
TEVRAT’TA ETİ YENMEYEN KUŞLARDANDIR Talmud’da “yaban horozu” olarak adlandırılır Karaîler hüdhüdü tavukla karıştırmış ve tavuğun yenilmesini yasaklamışdır.
Kur’ân-ı Kerîm Hz. Süleyman’dan bahsederken kendisine kuş dilinin öğretildiğini, cinler, insanlar ve kuşlara hükmettiğini ve onlardan orduları olduğunu bildirmektedir.

Âyetlerdeki bilgiler şöyledir sefer esnasında ordularıyla karınca vadisine gelen Hz. Süleyman kuşları gözden geçirir ve hüdhüdün olmadığını anlar. Sebebini sorar mazereti varsa ispat etmesini, yoksa canını yakacağı kafasını koparacağını belirtir. Çok geçmeden hüdhüd gelip Hz. Süleyman’a Sebe ülkesinden haber getirir ülkeyi bir kadının yönettiğini söyler ve dinî hakkında bilgi verir. Hz. Süleyman hüdhüde mektup vererek Sebe’ye götürmesini ve yöneticilerin karar vermelerini ister. Mektubu okuyan Sebe melikesi, Hz. Süleyman’a hediyeler gönderir
(en-Neml 27/16-35).

Hüdhüd hakkında Kur’ân-ı Kerîm’de verilen bilgilerin yanında başka bilgiler de vardır. Hz. Süleyman Beytülmakdis’in yapımından sonra insan, cin, şeytan, kuş ve vahşi hayvanlardan bir ordu toplar Mescid-i Harâm’a, ve Yemen’e gitmek üzere yola çıkar. San‘ada su sıkıntısı başlar Toprağın altındaki suyu gören olan, ve Hz. Süleyman’a su bulmada rehberlik eden hüdhüd aranır, bulunamaz. Ve olaylar Kur’an’da belirtildiği şekilde gelişir rivayete göre, Hz. Süleyman ve ordusu konakladığında Ya‘fûr adını taşıyan hüdhüd Hz. Süleyman’ın konaklama işiyle meşgul olmasından faydalanarak dolaşmaya çıkar. Etrafı gözden geçirirken Sebe ülkesinin melikesi Belkıs’ı görür ve bahçedeki yeşilliğe konar.

Ufayr adlı Yemen hüdhüdü ile karşılaşır. Ufayr Belkıs’ın saltanatını anlatır. Hüdhüd, namaz vakti suya ihtiyaç duyan Hz. Süleyman’ın kendisini bulamamasından endişe edse de Ufayr ile Belkıs’ın mülkünü dolaşır. geri döndüğünde ikindi vakti olmuştur. rivayette, Hz. Süleyman’ın susuz alanda konakladığında insanlar, cinler ve şeytanlardan su bulmalarını ister, hüdhüdü aratır fakat bulamaz
Hz. Süleyman, seferde rüzgâr tarafından uçurulan bir halıda yol almakta ve kuşlarca güneşten korunmaktadır başına güneş ışıkları gelince hüdhüdün olmadığını farkeder. kuşların yöneticisi akbaba onu bir yere göndermediğini söyleyince Hz. Süleyman öfkelenir, hüdhüdü cezalandıracağını veya öldüreceğini bildirir
kuşların efendisi kartala hüdhüdü bulmasını emreder. Kartal havada Yemen’den dönen hüdhüdle karşılaşır; Hz. Süleyman’ın huzuruna gelirler. Hz. Süleyman hüdhüdün Belkıs’a dair anlattıklarını dinler sonra bonu Sebeliler’e gönderir


HÜDHÜDÜN ÖZELLİKLERİ 

İran efsanesinde hüdhüd evli bir kadındır. yarı çıplak saçlarını tararken kayınpederi habersizce odaya girer.durumundan utanıp korkuya kapılarak kuş olur ve uçar, tarağı başında kalır. hüdhüdün Farsça’daki adı şâneser tarak başlıdır
Islâmda hüdhüdün “ebü’l-ahbâr, ebü’r-rebî‘, ebû ibâd, ebû seccâd” künyeleri vardır özellikleri şunlardır: Toprağın altındaki suyu görür. Eşine çok bağlıdır, eşi ölünce yeni bir eş aramaz. Anne babasına çok hürmetkârdır; yaşlandıklarında yiyeceklerini temin eder. Annesi öldüğünde uygun bir yer buluncaya kadar onu başında taşıdığı için mükâfat olarak güzel bir tepelikle donatılmıştır 
İbn Abbas’ın naklettiğine göre Resûlullah hüdhüd, göçeğen kuşu, karınca ve arının öldürülmesini yasaklamıştır. Hüdhüdle Hz. Süleyman’a su bulmuş elçilik yapmıştır Hüdhüd hakkında Kur’an’da verilen bilgiler Eski Ahiddede vardır

DOĞU-İSLAM EDEBİYATINDA HÜDHÜD

Doğu-İslâm edebiyatlarında hüdhüd birçok özelliğiyle zikredilir. anne ve babasına gösterdiği saygıdan dolayı sembol olarak anılır Hz. Süleyman yer altındaki düşmanı belirlemek için hüdhüdü görevlendirmiştir. Arapça’da, herkesin göremediği şeyleri görebilen kimselere absar min hüdhüd” denir. Tepesindeki sorguçtan dolay“sâhib-i külâh” diye nitelendirilir.
Hüdhüdün insanları kötü bakışlardan koruduğu büyüyü bozduğuna inanılır. hırsızlara karşı dükkânlara, cinlere karşı da evlere asıldığı söylenir. hüdhüdün sağ gözünün insanın iki gözü arasına konması durumunda onun yer altındaki defineleri göreceği kabul edilir. hüd hüd” diye ötmesi gizli şeyleri göstermek için “orada orada” demesinden ibarettir.
Rüya tâbirnâmelerinde inanışlara bağlı olarak yorumlara yer verilmiştir. Rüyada hüdhüd görmek sıkıntıdan kurtulmak, suya kavuşmak, misafir gelmek, emniyette olmak, uzaktan haber almak şeklinde yorumlanmıştır. Arap inancında Arap şiirine girmiş hüdhüdün görme gücüne, işaret edilmiştir

Hüdhüdle ilgili Ferîdüddîn-i Attâr’ın şöyle anlatır kendilerine hükümdar seçmek için toplanan kuşlara hüdhüd kılavuzluk eder Kafdağı’nda sîmurgu aramaya çıkarlar. otuz kuş sîmurga ulaşır.
Hikâyede hüdhüd başında hakikat tacı taşıyan bir kuştur. Kuşların yolculuğu ruhun Allah’ı arayış seferidir -vahdet, zuhur-düşüncelerine dayanan sembolik hikâye İran ve Türk edebiyatlarında defalarca işlenmiştir. hüdhüd ilhamın sembolüdür. İran edebiyatında sevgiliden haber getiren bir kuştur
Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin Meŝnevî’sinde Hz. Süleymana yer altındaki suları görmesiyle zikredilen hüdhüd, kılavuz kuş mürşid özelliğiyle Türk edebiyatında da işlenmiştir. 

Gülşehrî’nin mesnevisinde hüdhüdün aklı, diğer kuşların halkı, sîmurg Tanrı’yı temsil eder Ali Şîr Nevâî’nin mesnevisinde hüdhüd tasavvufî karakterdedir ve kesret-vahdet ilişkisi içinde Tanrı’ya ulaşmayı sembolize eder. Derviş Şemseddin’in Deh Murg mesnevisinde ise her biri bir kişiyi veya tipi temsil eden, aralarında hekim sıfatıyla hüdhüdün de bulunduğu on kuşun birbirleriyle münazarası konu edilmiştir.
Mesneviler dışındaki divan şiiriinde hüdhüd mesel veya motif olarak yer almıştır. Kur’ân-ı Kerîm’deki Süleyman kıssasına işaret edilir. Nâbî’nin, “Ey hüdhüd-i ümmîd Sabâ’dan mı gelirsin” beytinde hüdhüd haberci olarak ele alınmıştır.


Kuranda Adı Geçen Canlılar


“Sizin için hayvanlarda da elbette ibretler vardır…”(Nahl Suresi, 66)

Bakmıyorlar mı deveye; nasıl yaratıldı? Göğe, nasıl yükseltildi? Dağlara; nasıl oturtulup-kuruldu? Yere; nasıl yayılıp-döşendi sen, öğüt verip -hatırlat. Sen, yalnızca öğüt verici hatırlatıcısın.”(Gaşiye Suresi, 17-21)

Tüm varlıklar sahip oldukları özelliklerle Yaratan’ın sonsuz gücünü ve ilmini gösterir Kuran’daki ayetlerde bu Allah’ın her yarattığı bir ayet, ‘bir delil ve ibretdir. Gaşiye Suresi’nin 17. ayetin dikkatle düşünülmesi ve ibret alınması gereken bir hayvandan, “deve”den bahseder Kuran bakmıyorlar mı o deveye nasıl yaratıldı” bu canlıya dikkat çeker
Deveyi “özel yapan, en ağır şartlardan bile etkilenmeyen vücududur. açlık ve susuzluğa günlerce dayanır, günler boyu, sırtında yüzlerce kilo yol katedebilir. o özel, bir yaratılışla var edilmiş insanın hizmetine verilmiştir. düşünen insanlara yaratılış delilidir.
“Allah’ın göklerde ve yerde yarattığı şeylerde korkup-sakınan topluluk için elbette ayetler vardır.”(Yunus Suresi, 6)

Develer, 10 dakikada ağırlıklarının üçte biri su içerler. Bu 130 litreyide bulabilir. Bunun yanısıra deve, insana oranla 100 kat geniş alanı kaplayan burun mukozasına sahiptir., çok büyük ve kıvrımlı burun mukozası sayesinde, havadaki nemin %66’sını tutabilir
Besinlerden ve sudan maksimum istifade ederler
Hayvanlar böbreklerinde biriken üre kana karışırsa zehirlenerek ölür deve, vücudundaki üreyi defalarca karaciğerinden geçirir sudan ve besinden maksimum istifade eder Devenin kan ve hücre yapısı çölde uzun süre susuz yaşayabilmesini sağlar Hücre duvarları, hücrelerinin su kaybetmesini engeller Kan yapısı devenin vücudunda su minimuma indiğinde bile kan akışında ağırlaşmaya olanak vermeyecek biçimdedir.

kanda, susuzluğa dayanıklılığı arttıran albümin enzimi, diğer canlılardan daha fazladır Devenin bir başka destekleyicisi hörgücüdür. Hörgüçlerde vücut ağırlığının beşte biri kadar yağ depo edilmiştir. Devede yağın tek bir noktada toplanması, vücudun -yağa bağlı olarak- her yerinde yoğun oranda su atılmasını engeller. Bu da devenin suyu minimum oranda kullanmasına sebep olur. hörgüçlü deve, normalde günde 50 kilo besin alabilirken, zor şartlarda günde sadece 2 kg kuru otla bir ay boyunca yaşar Devenin ağız ve dudak yapısı, ayakkabı köselesini delecek kadar sivri dikenleri bile rahatlıkla yiyecek şekildedir. sindirim sistemi önüne çıkan herşeyi öğütecek kadar güçlüdür. kauçuktan bile istifade eder

Devenin gözleri iki kat kirpiklidir. Kirpikler, kapan gibi içiçe geçerek, gözü şiddetli kum fırtınalarına karşı korur. Develer burun deliklerini kum girmesini engellemek için kapatabilirler. Kavurucu sıcağa ve dondurucu soğuğa karşı önlem alırlar
Bütün vücudu kaplayan sık tüyler çölün yakıcı güneşinin hayvan derisine ulaşmasına engel olur soğukta hayvanın ısınmasını sağlarlar. Çöl develeri 70°C’lik sıcaklıktan etkilenmez, çift hörgüçlü develer sıfırın altında 52 derecelik soğukda yaşar 4.000 metrelik yüksek yaylalarda bile hayatlarını sürdürür Kızgın kumlarda önlem alırlar
Bacaklarına oranla son derece büyük ayakları özel dizayn” edilmiştir, hayvan kuma batmadan yürüyebilsin diye genişletilip yayılmıştır.

Ayak tabanlarındaki özel kalın deri kızgın çöl kumlarına karşı alınmış bir tedbirdir.
Görmüyor musunuz şüphesiz Allah, göklerde ve yerde olanları emrinize amade kılmış, açık ve gizli nimetlerini tamamlamıştır. İnsanlardan öyleleri vardır ki, hiç bir ilme dayanmadan, yol gösterici ve aydınlatıcı bir kitap olmadan Allah hakkında mücadele edip durur.(Lokman Suresi, 20)
Deve, kendi vücudunu çöl ortamına göre kendisi mi ayarlamıştır? Burun mukozasını tepesindeki hörgücü o mu meydana getirmiştir? hortum ve fırtınalara karşı göz ve burun yapısını kendisi mi tasarlamıştır? Kan ve hücre yapısını, devenin kendisi mi ‘ düzenlemiştir? Vücudundaki tüylerin dokusunu o mu seçmiştir? O mu kendisini “çöl gemisi”ne dönüştürmüştür?
Deve elbette ki bunları yapamaz. “

Bakmıyorlar mı deveye, nasıl yaratıldı?” ayeti, olağanüstü hayvanın varoluşunu en iyi biçimde açıklar. Deve her şey gibi yaratılmış, özelliklerle bezenmiş ve Yaratıcı’nın üstünlüğünün işareti olarak yeryüzüne yerleştirilmiştir. Deve, üstün özelliklerle yaratılırken, insana hizmetle görevlendirilmiştir. İnsan tüm varlık aleminin içindeki yaratılış mucizelerini görmek ve tüm varlıkların yaratıcısı olan Allah’ı bilip-tanımakla…
Yükümlüdür

KURAN’DA İSMİ GEÇEN 9 CANLI


iki denizin birleştiği yere ulaşınca balıklarını unutuverdiler; balık denizde akıntıya doğru bir menfez bulup) kendi yolunu tuttu.   (KEHF SURESİ / 61) Zebra balıkları otomatik kalp yenileme sistemine sahiptir Howard Hughes Tıp Enstitüsü’nden Mark Keating balığın kalbini tam %20 oranında kestiler. Kalbinin 5’te biri kesilen balıklar 1 hafta sonra normal balıklar gibi hareket ettiler . 1 ay sonra ise yepyeni bir kalp duvarı örüldü. İki ay sonra kalp üzerinde hiçbir yara izi kalmadı kalp tamamen yenilendi
Balıklar, durgun halde yüzerken aniden yüksek hıza ulaşabilmek için çok fazla enerjiye ihtiyaç duyar Ani hızlanabilmek çok önemlidir; avcılardan kaçmak için gereklidir balıklar suda akıntıya karşı hareket eder Balıkta gücün ortaya çıkmasını sağlayan, omurga ve kastır Omurga, balığın dik durmasını, yüzgeçler ise kasların kendisine bağlanmasını sağlar

suda belli bir süre kalınca derimiz etkilenir cildimiz zarar görür. balıklarda bu olmaz.balıkların üst derisinde sert tabaka vardır. suyun vücuda girmesini engeller. bu tabaka olmasaydı, balığın vücudu zarar görecek, içeri su girecek vücut dengesi bozulacak balık ölecekti. Ancak bu olmaz ve balıklar su içinde yaşamlarını rahatlıkla sürdürür

Balıkların vücutlarında hava keseleri bulunur. Bu keselerle kısa sürede derinlere inebilir su yüzeyine doğru çıkabilirler. Balık derinlere indiğinde, hava keselerinin hayati önemi ortaya çıkar. derinlik arttıkça balığın üzerindeki fiziksel etkiler değişir, değişen şartlara hava kesesindeki gazın azaltılıp, çoğaltılmasıyla uyum sağlanır.
Balıkların vücutları dayanıklı bir deri ile kaplanmıştır. deri, alt ve üst iki tabakadan oluşur. Üst deride mukus bezleri bulunur. Mukus kaygan ve yapışkan bir yapıdadır, balığın içerisindeki hareketi sürtünmeyi en alt düzeye indirir. balıklara hızlı hareket imkanı verir. kayganlık özelliğiyle balığın düşmanlarca yakalanmasını zorlaştırır.
Mukus balığı hastalık yapan organizmalara karşı korur

Dentin adı verilen sert maddeden oluşan köpek balığında minik dişler gibidir. Hepsi geriye doğru uzanırlar. Eğer elinizi köpek balığının derisinin üzerinde başından kuyruğuna doğru gezdirirseniz pürüzsüz bir yüzey hissedersiniz. Ancak tam aksine kuyruktan başına doğru elinizi kaydırdığınızda oldukça sert gelecektir. Çalışmalar köpek balığı pullarında Allah’ın yarattığı kusursuz tasarımın onlara çeşitli avantajlar sağladığını ortaya çıkarmıştır. Pullar, köpek balığının derisinde zırh görevi görür. Sürtünmeyi azaltan küçük girdaplar oluşturan pullar, köpek balıklarının hızlı hareket etmesini sağlar.köpek balıklarının sessiz yüzmesinin sebebi pullarındaki özel tasarımdır

Beyaz köpek balıkları avlarını gözleri ile takip eder. Sıcak mercan kayalıklarında gezindiklerinde avlarını kolayca görürler. serin okyanusda beyaz köpek balıklarının soğuktan görüşleri etkilenebilir
Normal şartlarda soğuk etkisiyle kimyasal işlemler yavaşlayacağı için hayvanın gözleri avını takip etmede ağır kalması gerekir. Ancak köpek balığı hiçbir zaman problem yaşamaz. beyaz köpek balıklarının gözleri kendileri gibi soğukkanlı değildir. vücut kaslarının ısısı gözlere aktarılır. en hızlı hareket eden balıkları fok balıklarını bile rahatlıkla yakalayabilirler.

Bütün canlılar ısı ve elektrik yayarlar. Karada yaşayan canlının bu akımları hissetmesi zordur hava yalıtkan görevi görür. Ancak suda durum Elektrik doğal bir iletken olan suyun içerisine akar. Ve elektriği hisseden canlı son derece etkili bir duyuya da sahip olur. köpek balıkları da bu türdendir sudaki tüm titreşimleri, ısı değişimlerini tuzluluk oranını ve elektriği hissedebilirler.
Köpek balıklarının vücutlarında, jöle benzeri çok sayıda oluk mevcuttur. oluklar yoğun olarak köpek balığının kafasına yerleştirilmiş olmasına karşın, balığın tüm vücuduna dağılmıştır. “Lorenzini ampülleri”olarak adlandırılırlar mükemmel elektrik algılayıcısıdırlar Köpek balıkları ve vatozlar bu algılayıcılarla avlarını bulurlar.
Bu organlar, başın ve hayvanın yüzündeki sivri kısmın üstündeki gözeneklere bağlıdır elektrik algılayıcısı olarak son derece hassastırlar. köpek balıkları, bir voltun 20 milyarda biri büyüklüğündeki akımları hissedebilirler. evinizdeki 1.5 voltluk kalem pillerden iki tanesini 3000 kilometre uzağa koyduğumuzda köpek balıkları bu pillerin yaydığı akımı hissedeceklerdir.


Mürekkepbalığı günlerini sığ sularda kum altında saklanarak geçirir. Gece olup avlanmaya çıkınca ışıklı organdaki bakteri ışık hayva- nın gece ışıkları arasında düşmanlarca seçilmesini engeller. olağanüstü yardımlaşmada karşılıklı iletişimin yanında dikkat çeken başka önemli noktalar da vardır. Bakterinin, ışıklı organa yerleşmesi için mürekkepbalığında özel bir doku vardır Balık, bakterinin kendi bedenine yerleşmesi için şekil değiştirmekte ve bakterinin yaşayabileceği uygun bir ortam hazırlamaktadır.


üzerine, tufan, çekirge, buğday güvesi, kurbağa ve kan musallat kıldık. büyüklük tasladılar suçlu ve günahkar bir kavim oldular.   (A’RAF SURESİ / 133)

çekirge 1000 metre uzaklıktan duyulabilen sesler çıkarır. Bunu havayı hareket ettirerek başarır.
Çekirge gibi küçük bir hayvan yalnız bir organıyla büyük bir kütleyi nasıl harekete geçirir? Çekirge, hava kütlesinin hepsini bir anda hareket ettirmez. Her titreşimde hava tabakasını sıkıştırır titreşim donup kalmaz. Her yöne yayılır hava esnektir. Sıkıştırmadan önce havayı dışa iter, itilen tabaka içe geriler çevresini sıkıştırır. Ve ses dışa doğru yayılır.Çekirgelerin sinir sistemi de bilim adamlarını şaşırtır insanların sinir sistemine benzer
Çekirgeler sinir sisteminde solunum döngüsünü kontrol eder. havada meydana gelen değişiklik oksijen azlığı veya aşırı sıcağın etkisiyle, canlı hızlı hızlı nefes alıp komaya giriyordu. sıcaklık düştüğü ya da oksijen seviyesi yükseldiğinde tekrar normale dönüyordu. Bu şekilde hem enerji tasarrufu sağlıyor, hem de acı hissini azaltıyordu.

Çekirgenin dışdan gelen uyarıların olumsuz olması durumunda komaya girmesi, hücre dışı potasyum iyonlarının yükselmesiyle bağlantılıdır. Sinir sisteminin çalışması için hücrelerin içinde potasyumun yüksek, hücre dışında ise düşük olması gerekir. çekirgenin hayatını kurtaran, dengenin değişmesidir. Sistemin normalden farklı çalışması olması gerekenden değişik bir durumun ortaya çıkması yanlışlık değildir. Yüce Allah’ın üstün aklının ve yaratış sanatının benzersiz oluşuna kanıttır.

Çekirgelerin çok yüksek sıcaklıklarda gösterdiği reaksiyonun insanlarda görülen migrenle benzerdir koşullar tehlikeli olduğunda sistemlerini durduran, enerji tasarrufu yapan ve vücuda gelecek zararları engelleyen çekirgenin koma halinin insanlardaki migrenin başlama mekanizmasıyla ortak özellik gösterir



Bakmıyorlar mı o deveye; nasıl yaratıldı?   (ĞAŞİYE SURESİ / 17)


Devenin Isıya karşı yalıtkan kürkü vardır
Bu kürk, hayvanın vücudunu sıcağa ve soğuğa karşı koruyan, su kaybını azaltan kalın ve keçeleşmiş tüyden oluşmuştur. Hecin devesi gündüzleri iç sıcaklığını 41 dereceye kadar çıkararak terlemeyi geciktirir su kaybını engeller
Kalın kürküyle, Asya’nın, (+) 50 dereceye varan sıcağına, kışın ise (-) 50 dereceye kadar ulaşan soğuğa dayanabilir.Kirpikleri birbirine geçebilen bir sisteme sahiptir. Tehlikede otomatik kapanırlar. İç içe geçen kirpikler hayvanın gözüne en ufak toz girmesine izin vermez Burun ve kulaklar, kum ve tozdan korunan uzun kıllarla kaplıdır.Uzun boynu yerden 3 metre yükseklikteki yaprakları yemesine imkan tanır.

 MÜKEMMEL SU KULLANIM ÜNİTESİ vardır Develer, 10 dakikada ağırlıklarının üçte biri su içer miktar kimi zaman 130 litreyi bulur deve, insana oranla 100 kat geniş alanı kaplayan burun mukozasına sahiptir. bu sayede, havadaki nemin %66’sını tutabilir. Her türlü araziye uygun ayakları vardır Ayaklar, esnek bir yastıkla birleşmiş iki parmakla donanmıştır. Hayvanın toprağı kavramasını sağlar Her türlü araziye uygundur.
Tırnaklar ayağı zararlardan korur.Dizler boynuz kadar sert ve kalın zardan oluşan nasırla kaplıdır. nasırlar hayvan kumlara yattığında onu aşırı sıcak ve yaralanmalardan korur.HORTUMLARA VE FIRTINALARA KARŞI ÖNLEM alırlar Devenin gözleri iki kat kirpiklidir. Kirpikler, kapan gibi içiçe geçerek, gözü şiddetli kum fırtınalarına karşı korur Develer burun deliklerini de kum girmesini engellemek için kapatabilir


Rabbinin fil sahiplerine neler yaptığını görmedin mi? (FİL SURESİ / 1 )

Hortum, filin en büyük yardımcısıdır. Fil, birbirinden farklı birçok işlemi hortumla gerçekleştirir. nefes alır, yiyecekleri tutarak ağzına götürür, koku alır, serinlemek için su fışkırtır. hortum, bir ağacın dalını bükebilecek kadar güçlü yerden bir bozuk parayı kaldırabilecek kadar hassastır. 1700’lü yıllarda fil hortumunun tek bir kasdan meydana geldiği zannediliyordu araştırmalar bilimi hayrete düşürdü. İnsan vücudundaki kas sayısı 639’u geçmezken  fil hortumunda yaklaşık 50.000 kas olduğu ortaya çıktı. Üst üste eklenmiş halka görünümündeki kaslar sayesinde fillerin hortumları mükemmel bir hareket kabiliyeti kazanmaktadır.

Filler suyun altındayken akciğerlerinde iki tür basınç oluşur Bunlardan birincisi hortum sayesinde akciğerleri dolduran havanın oluşturduğu iç basınç. İkincisi havadan çok daha yoğun olan suyun akciğerlere uyguladığı dış basınç. canlının su altında yaşamını sürdürmesi için iki basıncın dengede olması gerekir.dış basınç çok fazla olursa akciğeri kuşatan kılcal damarlar basınca dayanamayıp yırtılır. Ciğeri tahrip olan canlı ölür bu basınç balık adamların kullandığı şnorkellerin boyunu belirliyor. Bu yüzden 30 santimi geçen şnorkel satın alabilmeniz mümkün değil.
Filler yapraklarla, ağaç kabuklarıyla, meyvelerle, otlarla ve bitkilerle beslenir. 24 saatlik günün %70’ını ya beslenerek veya yemek kaynağına doğru hareket ederek geçirir

Günün geri kalanında banyo yapar su içip dinlenir ve uyur Hareket etmeden bir bölgede birkaç gün kalırlar. Bu sürenin kısa olması önemlidir eğer hareket etmezlerse bitki topluluklarını yok edebilir
filler, Afrika Uzakdoğu’da ve Sri Lanka’da yaşarlar. Yeni beslenme alanlarına yaptıkları göçler kurak havada gerçekleşir. Yağışlı havalar fillerin üremesi için uygun ortamdır. Çiftleşme ve doğumlar bu sezonda olur. Fillerin gebeliği 22 aydır. memeli hayvanlar arasında en uzun gebelik süresine sahiptir gebe kalmalarıyla, doğumları aynı havaya rastlar. yavrular yiyeceğin bol olduğu zamanda doğar. Doğumlarındaki mükemmel zamanlama dikkat çekicidir.

Nihayet karınca vadisine geldiklerinde, bir dişi karınca dedi ki: “Ey karınca topluluğu, kendi yuvalarınıza girin, Süleyman ve orduları, farkında olmaksızın sizi kırıp-geçmesin.”   (NEML SURESİ / 18 )

Karıncaların koloniler halinde yaşar ve mükemmel bir iş bölümüne ve orjinal bir toplum yapısına sahiptirler bir çok yönden insandan daha fedakardır zengin-yoksul ayrımı, iktidar mücadelesi gibi kavramları bilmezler
Karınca yuvalarının dış dünya ile bağlantıları, bir karıncanın geçebileceği küçük bir delik vasıtasıyla sağlanır. delikden geçmek izine” tabidir. Kolonide sayıları çok fazla olmayan ve tek görevi “kapıcılık olan karıncalar vardır. “Kapıcılar” giriş deliğine tam uyan geniş başlarıyla, tıkaç vazifesi görürler. baş rengi ağaç kabuklarıyla aynıdır. Kapıcı, giriş deliğinde saatlerce oturur ve kendi kolonisinden olduğunu anladığı karıncaların girişine izin verir.

Kolonide yiyecek sıkıntısı başgösterdiğinde, işçi karıncalar “besleyici” karıncalara dönüşür yedek midelerindeki besinle diğerlerini beslerler Kolonide besin fazlası olduğunda, kimliklerinden sıyrılıp, yeniden işçi karıncaya dönüşürler.
Büyük veya küçük herhangi bir karınca, başındaki karmaşık duyularla, milyonlarca hatta daha fazla kimyasal ve görsel sinyali yakalar. Beyin 500.000 sinir hücresi içerir; gözler birleşiktir; antenler insandaki burun ve parmak ucu gibi hareket eder. Ağzın altındaki projeksiyonlar tadı algılar, kıllar dokunmaya karşılık verir Yeni besine ilk önce öncü karınca gider. Daha sonra, feromen denen ve iç salgı sıvısıyla diğer karıncaları çağırırlar. Yiyeceğin üzerindeki kitle kalabalıklaşınca işçilere, feromen salgısıyla sınır konur. besin küçük veya uzakta ise, öncüler sinyal vererek besine ulaşmaya çalışan karıncaların sayısında ayarlama yaparlar.

güzel bir besin bulunmuşsa karıncalar iz bırakır, yuvadaki karıncalar avcılara yardım etmeye gelir. besinin yuvaya taşınmasında hiç bir aksaklık çıkmaz. ortada ekip çalışması” vardır.
mikro canlılar, kendilerine hiç zarar vermeden, yaşadıkları bölgenin atmosferini etkileyecek asit üretmekte kullanabilmektedirler. Bir karınca, kendi kolonisini anlayabilir. işçi karınca, yuvasına giren bir karıncayı tanımak amacıyla anteniyle onun vücuduna dokunur.koloniden olanı üzerinde taşıdığı özel “koloni kokusu” sayesinde ayırdedebilir. Yuvaya giren karınca yabancıysa, ev sahipleri acımasızca saldırır. Yuvanın sakinleri, güçlü çene kemiklerini yabancının vücuduna geçirip ısırır formik asitle diğer toksik maddelerle düşmanı etkisizleştirir

Karıncalar, yuva arkadaşlarına antenle dokunduklarında amaç bilgi vermek değil, bilgi almaktır. karınca, yuva arkadaşınına hafifçe vurur anteniyle dokunur.amacı kimyasal sinyalleri diğerine yaklaştırmaktır. Bunun sonucunda arkadaşının bıraktığı kokuyu algılayıp takip ederek yiyeceğe ulaşır Karıncalar havadaki titreşime karşı sağırdır. Fakat ses titreşimlerine çok duyarlıdır. Bu alarm sinyalidir. duyduklarında yürüme hızını arttırırlar, titreşime doğru hareket ederler çevrede gördükleri bütün canlılara saldırırlar. Koloni üyelerinin duyduğu çağrıyı yanıtsız bırakmaması, karınca topluluğunun başarılı organizasyonu küçük bir insan topluluğunun alarm çağrısına istisnasız, topluca ve aynı anda, kargaşa meydana gelmeden cevap vermesi zor bir olaydır. karıncalar kendilerine emredileni zaman yitirmeden yapmakta, kolonideki disiplini bozmadan yaşamlarını sürdürlmektedirler

Yaprak taşımakla görevli orta boy karıncalar, kendilerine düşman sinek türüne karşı ilginç bir savunma kullanırlar. Düşman sinek, yumurtalarını bırakmak için son derece farklı bir yer seçer her karıncanın baş kısmına bir tane yumurta bırakır. Karıncanın vücudunda gelişip yumurtadan çıkan yavru sinek, hayvanın beynine ilerleyerek ölümüne sebep olur. işçi karıncalar, küçük boy yardımcıları olmadan, her an saldıran sineğe karşı savunmasız kalır Normalde üzerlerine konmak isteyen sinekleri makasa benzer keskin çeneleri ile uzaklaştıran işçi karıncalar, yaprak taşırken bunu yapamaz Bu yüzden savunma yapacak bir karıncayı taşıdıkları yaprağıa yerleştirirler. Sineğin saldırısında bu küçük koruyucular yaprağın üzerinden düşmana karşı mücadele verirler.

ayrı ayrı mucize ve ayetler olarak üzerlerine tufan, çekirge, güve kurbağa ve kan musallat kıldık büyüklük tasladılar suçlu ve günahkar bir kavim oldular.   (A’RAF SURESİ / 133 )

Boyu 2 santimi geçmeyen ağaçkovuğu kurbağası sesini 50 metre uzaklığa duyurabilir Bu minik canlı nasıl olup da güçlü bir ses çıkarabilir Göz alıcı renklere sahip Altın Mantellalar, dünyanın en zehirli canlıları altın kurbağalara benzerler. Mantellalar, kimyasal silah anlamına gelen renkleriyle düşmana ‘zehirli bir canlı’ izlenimi vererek kendisine yaklaşmalarını engeller. Kutup bölgesine kış geldiğinde ısı düşer tahta kurbağası buna hemen cevap verir. Ve“o donar önce derin bir uykuya dalar, kalbi durur, soluk kesilir ve vücudundaki su buza döner. aylar bahar geldiğinde çok ilginç bir şey olur: Kurbağanın buzları erir, kalbi atar düzenli soluk alır Orta ve Güney Amerika’da yaşayan altın kurbağası çok güzeldir çok zehirlidir son derece tehlikelidir. zehirin kaynağı derisinden salgılanan  alkaloid adlı kimyasaldır. Tek bir altın kurbağanın salgıladığı zehir, 10 kişiyi öldürür .

Yeşil çizgili Avustralya kurbağası hareketsizlik sonucu kas ve kilo kaybına uğrayan insanları tedavide ve damızlık hayvanları geliştirmede yeni yöntemlere ilham oluyor. Bu kurbağa, kurak yaz mevsiminde kendisini çamura gömüyor ve ürettiği mukozamsı bir koza içinde aylarca hareketsiz kalıyor.Güney Amerika’daki zehir oku fırlatan kurbağa, saldırıya uğradığında, çok küçük zerresi bile bir insanı öldürmeye yeterli gözalıcı renkleri de düşmanları uyarır. Kurbağa bu şekilde kendini savunur. canlının vücudundaki mükemmel sistemleri yaratan, tüm alemlerin Rabbi Yüce Allah’tır.


Kaynak ehlisünnetbüyükleri.com


Bir topal sineğe yenilen Nemrud

Nûh aleyhisselâmdan sonra Bâbil’de hüküm süren, yıldızlara ve putlara tapan Keldânî kavminin kralı Nemrûd, insanları kendine ve putlara taptırıyordu... İbrâhim aleyhisselâm Nemrûd’u Allahü teâlâya îmâna dâvet etti. Nemrûd reddetti İbrâhim aleyhisselâmın kendisine secde etmesini istedi. hapsettirdi ve ateşte yakılmasını emretti... odunlar ateşlendi. ateşe hazret-i İbrâhim’i mancınıkla attılar. Allahü teala “Ey ateş! İbrâhim’e serin ve selâmette ol!” diye emretti (Enbiyâ 69). Ateşin içi yemyeşil kesildi.

İbrâhim aleyhisselâm ateşten kurtulduktan sonra Keldânî kavmini îmâna dâvet etti. zâlim Nemrûd ve putperestler küfürden vazgeçmedi Nemrûd kibirliydi. Allahü teâlâ, Nemruda zayıf bir kul olduğunu gösterdi ona en aciz mahluku sivrisinekleri gönderdi. Sivrisinekler asker ve hayvanları helak eddi Nemrûd saklandı. Topal sinek, “Ya Rabbi! gazaya yetişemedim. Topallığım mani oldu” diyerek yalvardi, Allahü teala ona “Seni Nemrûd’un helakine memur ettim, git bul ve helak et” buyurdu topal sinek, Nemrûd’u buldu anahtar deliğinden girerek saldırdı . Nemrûd’un burnundan girdi beynini kemirdi Nemrûd kurtulamadı tokmaklarla başına vurarak can verdi


Kaynak  KöpekCinsleri.net

Alabay

Çoban Köpeklerindendir son derece güçlü yapısı vardır Orta Asya Çoban köpeğidir Kemikleri son derece iri ve kaslıdır. kaba bir görünümü olsada yüzünde şirinlik vardır.Kafası son derece büyüktür Kulak ise kısadır Tüyleri sık fakat kısadır. siyah, beyaz, gri, açık kahve renkleri bulunur Zekidi dengelidir.Kendi başına hareket etmeyi sever itaat konusunda zayıftır.Yabancılara şüphecidir korkusuzdur Bekçi ve sürü korumada mükemmeldir. Doğuştan koruma güdüleri nedeniyle koruma eğitimine ihtiyaç duymazlar.Saldırgan yapıları yoktur. Kötü özellikleri arasında toprak kazma huyu vardır Havlama rahatsız eder.Çok sık havlar Gece havlamaları fazladır.

Diğer köpeklerle yaşayamazlar. İlk kez köpek almak isteyenlere uygun değildir Erken yaşta sosyalleşme gerekir.Çocuklarla beraber yetişirse onları korur hertürlü iklimde yaşar .Çok soğuklardada yaşayabilir cok sıcaklardada Şehir yaşamı için tavsiye edilmez.en uygun alanlar bahçeli arazilerdir Çok hareketlidirler
bakımı kolaydır sık fırçalamak ölü tüylerin atmak gerekir.Mevsim değişikliklerinde yoğun tüy döker
Sibirya’nın yoğun soğunda bu köpeklerden faydalanılmıştır birçok yerde kullanılmaktadır. Çin’De Afganistan’da her tarafta bu köpeği görmek mümkündür Dövüşçü kanır Orta Asya Çoban köpeğidir Kazakistan, Özbekistan, Tacikistan, Türkmenistan da çok fazla tercih edilir


Kars Çoban Köpeği

Kars Çoban köpeği  600 yıllık geçmişe sahiptir Ülkemizde  çok yüksek dağlarda vadilerde yaygın görülür çok güçlü, kuvvetli ve korkusuzdur hayvanlara bekçilik yapmak için ve koruma olarak kullanılır. safkandır cinstir ve dağlık arazilere soğuk havaya dayanıklıdır. Türkiye de Erzurum, Kars, Artvin, Ardahan gibi doğu illerinde çok rastlanır. Çok zekidir Koruyucu özelliği olan bir cinsidir. Düşmanlara hırçındır Pençeleri çok güçlü ve uzundur düşmanına acımaz Ailesine sadık ve itaatkardır. Kars Çoban köpeğini çocuklar ile yalnız bırakılmamak gerekir. Yabancıları sevmezler agresif olabilirler dikkat edilmesi gerekir. ilgiyi sever sürekli ilgi ve sevgi onu iyi hissettirir Havlama özelliği komşulara rahatsızlık verebilir bahçe veya köyde beslenmelidir

Kars Çoban köpeği çok güçlü ve yapılı bir vücuda sahiptir. Boyları erkekler de 70-100 cm Dişilerde 65-90 cm ye kadar uzayabilir. Ağırlıkları erkekler de 75-110 kg Dişilerde 60-100 kg olabilir. kahverengi, siyah ve gri renkleri yaygındır Göğüs bölgesi yapılı ve derindir.  Kafası çok büyük bir biçime sahiptir. Burunları ise orta uzunlukta renkleri siyahtır. Gözleri kahverengi kulakları sarkık ve geniştir Kuyruğu uzun ve aşağı doğru sarkılmaktır. Arka bacakları ön bacağa göre biraz daha uzundur Kars çoban köpeği tüyleri orta uzunluktadır. Fazla tüy dökmezler 2-3 günde bir fırçalanmalı Haftada 2-3 defa banyo yaptırmak temizlik ve bakım açısından iyi olacaktır.

Kars çoban köpeği zekidir eğitimi zor olmayacaktır. Çoban köpeği olduğundan öğrenmesi çok hızlıdır köpeğini ödüllendirip eğitimini hızlandırabilirsiniz. Kars çoban köpeği olduğundan sürekli aktif olması gerekir. Onunla oyun oynayabilir vep egzersiz yaptırabilirsiniz. Aksi halde kilo alma olasılığı ve tembellik olabilir. Tembel olursa çobanlık zor olabilir.
 

Kaynak haber7.com

Hayvanlarla ilgili hadisler


İbn Ömer, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellemin, av köpeği tarla, bağ, bahçe ve sürü bekleyen çoban köpekleri dışındaki köpeklerin öldürülmesini emrettti demiştir (Sahîh-i Müslim Muhtasarı, 1,1571)

Câbir b. Abdullah, Resûlullah köpeklerin öldürülmesini emretti. hatta çölden gelen bir kadının köpeğini bile öldürdük Daha sonra köpek öldürülmeyi yasakladı ve, "Hâlis siyah olanını, iki noktalı olanını öldürünüz. o, şeytandır" buyurdu demiştir. (Sahîh-i Müslim Muhtasarı, 1,1572)

Abdullah b. Mugaffel şöyle demiştir:
"Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, köpek öldürmeyi emretti. Daha sonra, 'Halkın bütün köpeklerle sıkıntılası yok' buyurdu av köpeği ile çoban köpeğine izin verdi" demiştir. (Sahîh-i Müslim Muhtasarı, I,1573)

Ebû Hüreyre'den rivayetle Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem:Kim, ne av, ne sürü ne de tarla için olmayan bir köpek tutarsa, her gün amelinden iki kırat eksilir" buyurmuştur. Burada evlerde, evlerin içindeki süs köpekleri kasdedilmektedir. köpeklerin derileri bakteri üretmekte, salyasında, etinde ve derisinde trişin denilen Kurt ve Tenia bağırsak parazitlerini barındırmakta parazitler evlerde insanlar ve özellikle çocuklar için tehlike oluşturmaktadır. Mikroskop ve bakterinin bilinmediği, teknolojinin gelişmediği dönemde, Yüce Peygamber'e bunlar, Allah tarafından bildirilmiştir...Peygamber'imiz sallallâhu aleyhi ve sellem, evlerde köpek beslenmesine karşı çıkmıştır. Bu çok zeki ve sevimli hayvanlardan günümüzde kaçakçılık ve aramalarda emniyet hizmetlerinde yararlanılmaktadır.


Hz. Peygamber sav Eğitilmiş köpeğini besmele çekerek saldığında yakaladığını ye" buyurdu.

Resûlullah, "Oku attığında avı delip geçerse, avı ye. Ancak geniş tarafı vurmuş ise onu yeme" buyurdu.

Hz. Peygamber sav, "Okunu attın, avı bulamadın ancak sonra buldun, kokmamış ise onu ye" buyurmuştur. kokuşmuş ise bırak"

Hz. Peygamber sav, Hayber Gazvesinde kaynayan tencerede "Evcil eşek eti" görünce "Tencereleri dökünüz, kırınız veya yıkayınız" buyurdu. dinimizde dört ayaklı hayvanların sadece geviş getirenleri yenilmekte, bu da Kur'ân da işaret edilmiştir tek tırnaklı hayvanlar ve geviş getirmeyen hayvanları yemek yasaktır...

Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, evcil eşek etini yemeyi yasakladı

Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: Hayber Gazvesi'nde evcil eşek etlerini yasaklamış, at etlerine müsaade etmiştir.

at eti yemek haram değildir. Ancak İmam Mâlik, Ebû Hanîfe mekruh olduğu görüşündedir Delil ise Ebû Dâvûd'un rivayet ettiği bildiren hadistir. hadisin kuvuvvetli olmaması, kuvvetli hadislerde at etinin helâl olduğunun bildirilmesi, Ebû Dâvûd un hadisi ile amel edilmesine engel teşkil etmiştir.
Nahl sûresinin 5. âyetinde, havanların insanlar için yaratıldığı, bunlardan yararlanılıp yenildiği belirtil"At, katır ve eşekleri binmemiz ve süslenmemiz için yarattı..." buyurulmakla at, katır ve eşeklerden söz ederken, bunların binilmelerine işaret edilmiş yük taşımacılığında kullanılacağı bildirilmiştir. Ve at etinin yenilmesi tartışmalıdır kalmıştır.En sağlam yol, tartışmadan uzak durmaktır.


Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem keler için Ben o nu ne yerim, ne de yasaklarım" buyurdu.

Resûlullah sallallâhu aleyhi m sellem, yüze damga vurmayı yasaklamıştır.

Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellemin yanından yüzüne damga vurulmuş eşek geçmiş. Resûl-i Ekrem, "Buna damga vurana Allah lânet elsin" buyurmuştur.

Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, yüzüne damga vurulmuş bir eşek gördü ve iyi karşılamadı. Allah'a yemin olsun ki ben, yüzün en uzak yerinden başka yere damga vurmam" demiştir. Kendisi, eşeğin kalçalarına damga vurmuş hayvanların kalçalarına damga vuranların ilki olmuştur. (Sahîh-i Müslim Muhtasarı, II, 2118)

"Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, sırtı iki beyaz çizgili olan yılanın öldürülmesini emretti. Çünkü bu cinsler, gözü köreltir hâmile kadına zarar verir" demiştir.

İbn Ömer, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellemi köpeklerin öldürülmesini emrederken işittim. buyuruyordu ki Yılanları ve köpekleri öldürünüz. sırtı iki beyaz çizgili ve kısa kuyruklu olanını öldürünüz. bu iki kısım gözü kö-reltir hâmile kadına çocuğunu düşürtür." (Sahîh-i Müslim Muhtasarı, II, 2233)

Hz. Peygamber Mina'da mağarada iken "Mürselât sûresi" indi. bir yılan çıktı., "Bunu öldürün!" buyurdu. yılan kaçınca Resûlullah, "Allah, sizi onun şerrinden koruduğu gibi onu da sizin şerrinizden korudu" buyurdu.
Hayvanlara İyi Davranmak

Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: Bir karınca, bir peygamberi ısırdı, o da karıncaların yuvasını yaktırdı. Allah Teâlâ: 'Seni bir karınca ısırdı diye mi, bir ümmeti yaktın!' buyurdu." (Sahîh-i Müslim Muhtasarı, II,


Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: Bir kadın, kedi yüzünden azaba uğramıştır. Kediyi ölene kadar hapsetmişti ve yüzden cehenneme girdi. Onu ne doyurmuş, ne su vermişti

Ebû Hüreyre'den rivayetle Resûlullah buyurmuştur:
"Bir köpek, kuyu başında susuzluktan ölecekti İsrailoğulları'dan kötü bir kadın onu gördü ayakkabısını su doldurarak köpeği suladı, ve mağfiret olunup bağışlandı." (Sahîh-i Miislim Muhtasarı, II, 2245)

Yüce Allah'ın yarattığı, canlı cansız varlıktaki varatanın, hikmeti dikkate alınmalıdır. Küçücük bir karıncadan başlayarak her canlıya iyi davranılmalıdır. Allah’ın rızasının basit şeylerde de bulunabileceği unutulmamalıdır. İslâm'ın büyük günah saydığı fuhşa düşen kadının, zavallı bir köpeğin helâkine yol açacak derecedeki susuzluğunu gidermesi sebebiyle bağışlanması, ibretlik bir olaydır. kadının köpeği suladığı sırada fuhuş yapmaya devam edip etmediği bildirilmemektedir. kadın günahlara son vermiş tevbe etmiş olabilir. Köpeğe karşı bu davranışı bağışlanmaya sebep olmuş olabilir. Cenâb-ı Zülcelâl hazretleri, hiçbir canlıyı cansızı boşuna yaratmamıştır. Hepsi hikmete dayanır. O sırrın ve hikmetin bilinmesi zordur. Yaratılışın sırrını ancak ve ancak onu yaratanın bilir Ne Yüce Yaratıcıya ne de O'nun Peygamberine haddimizi aşarak soru soramayız. Bildirilenle yetinmek zorundayız...
"

Babilin kibirli Keldânî kavminin kralı Nemrûd, insanları kendine ve putlara taptırıyordu... İbrâhim aleyhisselâm Nemrûd’u Allahü teâlâya çağırdı Nemrûd reddetti İbrâhim aleyhisselâmın kendisine secde etmesini istedi. hapsettirdi ateşte yakılmasını emretti ve ateşe hazret-i İbrâhim’i mancınıkla attılar. Allahü teala “Ey ateş! İbrâhim’e serin ve selâmet ol!” diye emretti (Enbiyâ 69).ve Ateş yemyeşil kesildi.

İbrâhim aleyhisselâm Keldânî kavmini îmâna dâvet etti. zâlim Nemrûd küfürden vazgeçmedi kibirliydi. Allahü teâlâ, ona zayıf bir kul olan sivrisinekleri gönderdi. askerlerini helak eddi Topal bir sinek, “Ya Rabbi! gazaya yetişemedim. Topallığım mani oldu” diyerek yalvardı, Allahü teala “Seni Nemrûd’un helakine memur ettim, buyurdu topal sinek Nemrûd’un burnundan girdi beynini kemirdi Nemrûd tokmaklarla başına vurarak can verdi

Resûlullah buyurmuştur: Bir köpek, susuzluktan ölecekti İsrailoğulları'dan kötü bir kadın köpeği suladı, ve mağfiret olunup bağışlandı." (Sahîh-i Müslim Muhtasarı) her canlıya iyi davranılmalı Allah’ın rızası aranmalıdır. İslâm'ın en büyük günahı fuhşa düşen kadının, zavallı bir köpeğin helâkını önlemesi onun susuzluğunu gidermesi ve bağışlanması, ibretlik bir olaydır. Cenâb-ı Zülcelâl hiçbir canlıyı boşuna yaratmamıştır. Hepsi hikmettir. sırrı ve hikmeti ancak yaratan bilir

Küçücük bir karıncadan başlayarak her canlıya iyi davranılmalıdır. Allah’ın rızasının küçük şeylerde de olabileceği unutulmamalıdır. Cenâb-ı Zülcelâl hazretleri, hiçbir canlıyı boşuna yaratmaz Hepsinin hikmeti. Vardır Resûlullah buyurmuştur: Bir köpek, susuzluktan ölecekti İsrailoğulları'dan kötü bir kadın köpeği suladı, ve mağfiret olunup bağışlandı.(Sahîh-i Müslim Muhtasarı) biz Yüce Yaratıcıya ve Peygambere haddimizi aşan soru soramayız. Bize Bildirilenle yetinmek zorundayız...


Kaynak yaklaşansaat.com

KUR'AN'DA CANLILAR

göklerin ve Arz'ın yaratılmasında, gece ile gündüzün arka arkaya gelmesin de, denizdeki gemilerde, Allah'ın, Gök'ten indirdiği suda ve onunla Yeryüzü'nü  diriltmesinde, her canlıyı orada yaymasında, rüzgârları estirmesinde, bulutların Gök'le-Arz arasında, 'müsahhar'akleden bir topluluk için ayetler vardır. BAKARA/164

O(Allah) ki, rahimlerde, size dilediği gibi şekil verir. O'ndan başka İlah yoktur. O Aziz'dir, Hakim'dir.
Al-İ İMRAN


Arz'da, hiçbir canlı ve iki kanatlı kuş yoktur ki, sizin benzeriniz bir 'ümmet' olmasın. Kitap'ta

Levhi Mahfuzda hiçbir şeyi eksik bırakmadık. onlar, Rab'lerine toplanacaklardır.

[EN'AM(6)/38]


Gaybın anahtarları, Allah'ın yanındadır, onu hiç kimse bilmez, ancak O bilir. Karada ve denizde olanların tümünü, O bilir. Bir yaprak düşmez ki, O bilir.

Arz'ın karanlığındaki bir 'habbe' yaş ve kuru ne varsa, hepsi apaçık bir Kitap'tadır.

[EN'AM(6)/59


Muhakkak Allah, 'habbe'yi ve çekirdeği patlatandır. O, diriyi ölüden, ölüyü diriden çıkarır. Allah böyledir. Öyleyse nasıl çevriliyorsunuz? EN'AM(6)/95

De ki: "Sizin şirk koştuklarınızdan, ilk kez yaratacak, sonra onu iade edecek olan var mı?" De ki: "Allah, yaratmayı başlatır, sonra onu iade eder. Öyleyse nasıl çevriliyorsunuz?" YUNUS(10)/34

Arz'da, hiçbir canlı yoktur ki, onun rızkı Allah'a ait olmasın. Tüm canlıların, karar  yerini de, geçici yeri de, (Allah) bilir. Bunların hepsi, apaçık Kitap'ta dır.
[HUD(11)/6]

Ben, gerçekten benim de Rabb'im, sizin de Rabb'iniz Allah'a, tevekkül ettim. O'nun, alnından yakalayıp-tutmadığı hiçbir canlı yoktur. Muhakkak Rabb'im, dosdoğru bir yol üzerindedir."
[HUD(11)/56


O (Allah) ki, Arz'ı yaydı, onda dağlar ve ırmaklar kıldı. Her bir üründen, ikişer çift yarattı. O, geceyi, gündüze örter. Şüphesiz, düşünen kavim için ayetler vardır.RAD(13)/3

Allah, her bir dişinin, neyi yüklendiğini ve rahimlerin, neyi eksiltip ve neyi arttırdığını bilir. Her şey O'nun yanında bir ölçüyledir.
[RAD(13)/8]

Göklerde ve Arz'da, canlılardan ve meleklerden kim varsa, Allah'a secde ederler, onlar büyüklük taslamazlar.
[NAHL(16)/49]

Hakkı örtenler, görmedi mi, muhakkak gökler ve Arz bitişik idi, ikisini ayırdık. her canlıyı sudan yarattık. İman etmiyorlar mı?
[ENBİYA(21)/30]



Ey insanlar, dirilişten yana kuşku içindeyseniz, bilin ki: Biz sizi, topraktan; sonra 'nudfe'den sonra bir 'alak'tan sonra biçimi,belirsiz 'muzğa'dan yarattık. 

Bu apaçık bir beyandır. Dilediğimizi, tayin edilmiş süreye kadar, rahimlerde tutuyoruz, sonra sizi bebek olarak çıkarıyoruz, erginliğe eriştiriyoruz.

Sizden, kiminizin hayatına son verilmekte, kiminiz de, ilim bilirken, hiçbir şey bilmez duruma yaşlılığa döndürülmektedir.

Yeryüzünü, kupkuru görürsün, ancak Biz, onun üzerine su indirdiğimiz zaman; titreşir, kabarır ve her güzel çiftten bitirir.

[HACC(22)/5]



Ey insanlar, size misal verildi, dinleyin. Muhakkak, Allah'ın dışında çağırdığınız ve boyun eğdiğiniz kimseler, toplanıp bir araya gelse bile, bir sinek yaratamazlar. 
[HACC(22)/73]


Biz, insanı, çamurdan; l özden yarattık. onu nudfe olarak, sağlam bir karar yerine yerleştirdik.

meniyi, bir 'alak' olarak yarattık. zigotu, 'muzğa' embriyo kıldık. embriyodan, 'izam' kemik kıldık. kemiğe, et giydirdik. onu, başka bir yartılışla inşa ettik. 

Yaratıcıların en güzeli olan Allah, ne yücedir.

[MÜ'MİNUN(23)/12-14]



Allah, her canlıyı ve hayvanı sudan yarattı. kimisi, karnı üzerinde, kimisi, iki ayağı üzerinde kimisi de dört ayağı üzerinde yürümektedir. 

Allah, neyi dilerse, yaratır. Muhakkak Allah, her şeye güç yetirendir.

[NUR(24)/45]


Allah, sudan beşer ve insanı yaratıp, ona nesep ve soy yaratandır Rabb'in, Kadir'dir takdir edendir
[FURKAN(25)/54]

De ki: "Arz'da gezip dolaşın ve yaratmanın nasıl başladığına bakın. Sonra Allah, 'ahir ve sonu nşa edecektir. Muhakkak Allah, herşeye Kadir'dir."
[ANKEBUT(29)/20]

Kendi rızkını taşıyamayan canlılardan nicesi vardır ki, Allah, onları ve sizi rızıklandırır. Ve O, işitendir, bilendir.  [ANKEBUT(29)/60]

Sizi topraktan yaratması, O'nun ayetlerindendir. Sonra siz, beşer ve insan olarak yeryüzüne yayıldınız.[RUM(30)/20]

Göklerin ve Arz'ın yaratılması, dillerinizin ve renklerinizin farklı olması, O'nun ayetlerindendir. Muhakkak, alimler için ayet ve hikmet vardır.
[RUM(30)/22]

O (Allah) ki, her şeyi, en güzel şekilde yarattı insanı yaratmaya çamurdan başladı.
[SECDE(32)/7]


Allah, sizi topraktan, nudfe'den(meniden) yarattı. Sonra size, eşler kıldı. O'nun ilmi olmaksızın, hiçbir dişi, ne gebe kalır, ne doğurur. 

insanın), ömürünün uzaması ve kısalması, ancak bir Kitap'ta dır. Muhakkak bu, Allah için kolaydır.

[FATIR(35)/11]


Görmedin mi? Allah, Gökyüzü'nden su indirdi. Biz, onunla, ürünler-meyveler' çıkardık. Dağlardan da, beyaz, kırmızı, renklerde ve kuzguni siyah 'yollar-ocaklar' kıldık [FATIR(35)/27]

Ölü olan Arz'ı diriltmemiz, onlara ayettir. Biz ondan, tohumlar-taneler çıkarttık, ondan yersiniz.
[YASİN(36)/33]

Arz'ın bitirdiklerinden, onların bilmedikleri her şeyden, 'çiftler ve eşler yaratan Allah, ne yücedir!
YASİN(36)/36]

İnsan, görmüyor mu biz onu,  nudfe'den meniden yarattığımız halde; o, bize hasımdır O yaratılışını unutarak, diyor ki: "O çürümüş kemikleri, kim diriltecekmiş?"De ki: Allah , onu diriltecektir;  O, her yaratmanın Alimi'dir."
[YASİN(36)/77-79]
21-07-2018 10:49 PM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Gönder Cevapla


Forum'a Git:


Konuyu görüntüleyenler: 1 Misafir
Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. 5651 sayılı yasaya göre bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. 5651 sayılı yasaya göre sitemiz mesajları kontrolle yükümlü olmayıp, şikayetlerinizi [email protected] adresine yollarsanız, gerekli işlemler yapılacaktır. Dikkat: Bu site şikayet sitesi değildir, arızalı ürünleriniz ve diğer şikayetleriniz için bu email adresini kullanmayınız. Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to [email protected]