Cevapla  Gönder 
 
Değerlendir:
  • 1 Oy - 5 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Hadisler ve Açıklamaları
Yazar Mesaj
Forumcu
***
Mesajlar: 591
Üyelik Tarihi: Jul 2011
Rep Puanı: 167
Dışarıda
Mesaj: #1
Hadisler ve Açıklamaları
Ey Muhammed) De ki: "Eğer Allah'ı Seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin,günahlarınızı bağışlasın.Allah Gafur'dur,Rahim'dir."(Al-i İmran 31)

Rasul Size Ne Verdiyse Alın.Size Neyi Yasak Etiyse Ondan Sakının Allah'tan Korkun. Çünkü Allah'ın Azabı Çetindir.(Haşr:7)


Ömer b. Hattab (r.a) şöyle demiştir:

«Bir gün biz Rasulullah (s.a.s)'in yanında iken, elbisesi bembeyaz, saçları kapkara, üzerinde yolculuk eseri görülmeyen, hiçbirimizin tanımadığı bir adam geliverdi. Rasulullah (s.a.s)'in yanına oturdu. Dizlerini onun dizlerine dayadı. Ellerini dizlerine koydu ve:
«Ey Muhammed! Bana İslam'dan haber ver» dedi. Rasulullah (s.a.s):
«İslam; Allah'tan başka ibadete layık ilah olmadığına ve Muhammed (s.a.s)'in Allah'ın rasulü olduğuna şehadet etmen, namaz kılman, zekat vermen, ramazan ayında oruç tutman ve gücün yettiği takdirde haccetmenden ibarettir» buyurdu. Adam:
«Doğru söyledin» dedi. Biz buna hayret ettik. Hem soruyor hem de onu tasdik ediyordu. Adam devam ederek:
«Bana iman nedir, anlat!» dedi. Rasulullah (s.a.s):
«İman; Allah'a, meleklerine, kitablarına, nebi ve rasullerine, ahiret gününe ve bir de hayır ile şerrin Allah'ın takdiriyle olduğuna inanmandan ibarettir» diye cevab verdi. Adam:
«Doğru söyledin» dedi ve:
«İhsan nedir?» diye sordu. Rasulullah (s.a.s):
«İhsan; Allah'ı görür gibi O'na ibadet etmendir. Çünkü sen O'nü görmesen bile O seni görür» buyurdu. Adam:
«Bana kıyametin ne zaman kopacağından haber ver» dedi. Rasulullah (s.a.s):
«Bu konuda sorulan sorandan daha bilgili değildir» dedi. Adam son olarak:
«Onun (yani kıyametin) alametlerinden bana haber ver» dedi. Rasulullah (s.a.s):
«Cariyenin efendisini doğurması, ayakları çıplak deve çobanlarını yapılarının yüksekliğiyle övünür ve yarış eder oldukları halde görmendir» buyurdu. Sonra bu adam gitti. Ben de Rasulullah (s.a.s)'in yanından bir müddet ayrıldım. Sonra yanına döndüğümde Rasulullah:
«Ey Ömer! Soranın kim olduğunu biliyor musun?»
diye sordu. Ben de:
«Allah ve Rasulü daha iyi bilir» dedim. Bunun üzerine Rasulullah (s.a.s):
«O, Cebrail'dir. Dininizi öğretmek üzere size geldi» buyurdu.
(Buhari-Müslim)


hadisten anladığımız




1-a) Allah'a İman: Allah vardır ve kemal sıfatlara sahiptir. O'nun varlığı ve sıfatlan hiçbir mahluğunkine benzemez. O tektir. Fakat bu teklik sayı yönüyle değil, eşi, ortağı, dengi ve benzeri olmaması yönüyle tekliktir. Yani; tüm mahlukatın yegane yaratıcısı, sahibi, rızık vericisi, terbiye edicisi O olduğu gibi, yarattıkları üzerinde tasarruf hakkına sahip olan, onların yaşamlarını düzenleyici emir ve yasakları bildiren yegane teşri (kanun koyma) mercii, göklerde ve yerde kanunlarına tabi olunup hükmüne teslimiyet gösterilmeye layık yegane varlık yine O'dur. İbadet ve itaat yalnız O'nun hakkıdır. Bunun aksi bir hal, yani; Rabbi Zü'l Celal'in uluhiyyeti ve rububiyyetiyle ilgili herhangi bir sıfatın, herhangi bir mahluka verilmesi ya da yalnız O'nun hakkı olan ibadet ve itaatin yaratılmışlardan birisine yapılması, Allah'a imanı geçersiz kılan ve sahibine müşrik sıfatını kazandıran amellerdendir. Yegane rızık verici Allah olmasına rağmen bir yaratılmıştan rızık beklemek; herşeyi hakkıyla bilen ve gören «O» olmasına rağmen bu sıfatları bir yaratığa vermek, insanların hayatını düzenlemek için yegane kanun koyma hakkı O'na ait olmasına rağmen kişi ya da kişilerce vaazedilmiş beşeri kanunları kabul etmek; adaleti sadece Allah'tan ve O'nun adil yasalarından beklemenin gerekliliğine rağmen, özü zulme ve beşeri ihtiraslara dayalı sistemlere muhakeme olmak ya da bunu istemek ve böylelikle Allah'ın reddetiği zalimlerden adalet beklemek Allah'a imanı bozucu amellere bazı örneklerdir. Allah'a iman ancak bu tür şirklerden uzak olarak yerine getirilen imandır. Yoksa, Allah'ın varlığına inanıldığı halde, yalnız O'nun hakkı olan ibadet, itaat ve teşri(kanun koyma)'nın şu veya bu şekilde, şu veya bu yaratığa verilmesine, uluhiyyetinde ve rububiyyetinde Allah'a şu veya bu şekilde ortak koşulmasına elbette «Allah'a iman» denemez.
b) Meleklere İman: Melekler nurdan yaratılmış ve kendilerinde erkeklik ya da dişilik gibi herhangi bir cinsiyet bulunmayan, isyan ve haramdan uzak olarak her an Rabbi Zü'l Celal'e ibadet ve itaat eden kullardır. Meleklerin varlığı duyu organlarıyla algılanmayan gaybi gerçeklerden olduğu için bunlara iman ancak Kur'an'da ve sünnette bildirildiği şekliyle olmalıdır. Herbiri ayrı bir işlevi yerine getiren ve islam'ın bildirdiği'gerçeği ifade eden meleklere -sahih yolla adı bildirilenlere adı ile, diğerlerine de toplu olarak- iman mutlaka gerekmektedir.
c) Kitablara İman: Allah (c.c) insanların tevhid inancından uzaklaşıp O'na'şirk koşmaya başladığı dönemlerde gönderdiği bazı rasullere; tevhide çağıran, insanlara Rablerini anlatan ve onların hayatlarını düzenleyici hükümler kapsayan kitap ve sahifeler indirmiştir. Bu kitab ve sahifeler, Allah katından rasullere bildirilen vahyi içermektedir. Bunların herbiri sadece gönderildiği kavim için geçerli olmasına rağmen en son olarak indirilen ve en mükemmel şeriatı içeren semavi kitab Kur'an böyle değildir. Onun vaazettiği hükümler, kanunlar ve yasalar kıyamete kadar her çağ ve yerde insanların hayat pratiğini şekillendirmesi gereken yegane ilahi sistemdir. Kur'an'dan önce indirilmiş olan kitablar ise, şahsi ve maddi ihtirasları ile hareket eden din adamlarınca (!...) tahrif edildiği ye içine insan sözü karıştırılarak, ilahi hakikatler, beşeri fikir, düşünce ve yalanlarla değiştirildiğinden günümüze, Allah katından indirildiği andaki saflığı ile ulaşmamış ve Rabbi Zü'l Celal'in bizzat koruması altındaki Kur'an, bu tahrif edilmiş kitabların batıllığını isbat ederek, yürürlükten kaldırmıştır. Buna rağmen, günümüzde muharref haldeki Zebur, Tevrat ve İncil gibi Kur'an'da ve hadislerde adı bildirilenlere ismi ile, bildirilmeyenlere ise genel olarak imanı -ki bu iman tahrif edilmeden önceki hallerinin Allah "katından indirilmiş olduğuna imandır- evet, işte bu imanı Kur'an, İslam inancının bir gereği saymıştır.

Off Dedi Gitti Delikanlı...
(Bu Mesaj 15-08-2011 05:15 PM değiştirilmiştir. Değiştiren : BlackNight.)
15-08-2011 05:15 PM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Forumcu
***
Mesajlar: 591
Üyelik Tarihi: Jul 2011
Rep Puanı: 167
Dışarıda
Mesaj: #2
RE: Hadisler ve Açıklamaları
d) Nebi Ve Rasullere İman: Tevhidi unutup «Sadece Allah'a İbadet» inancından uzaklaşarak, O'na ibadet ve itaatte şirk koşmaya başladıklarında insanları uyarmak, sahte ilah ve tağutlan reddedip sadece Rabbi Zü'l Celal'e yönelmeye davet etmek, Allah'ın dini olan La ilahe illallah davasını yüklenmek ve bu hakikati -Allah'ın izniyle- insanların akıllarına, kalblerine ve sosyal yaşantılarına nakşetmek, bu davaya inananları müjdelemek, kafirleri ise korkutmak üzere Allah tarafından görevlendirilen ve yine O'nun katından desteklenen Allah'ın seçkin kullarıdır, rasuller. Çağı ve yeri ne olursa olsun her rasulün getirdiği ortak davet «La ilahe illallah» ve o seçkin şahsiyetlerin ortak ismi ise «Müslüman»dır. Nuh, İbrahim, îsa, Musa, Yusuf, Lut, Hud, Davud, Muhammed ve adı kitapta ve hadislerde zikredilen veya zikredilmeyen bütün rasul ve nebiler müslüman idi ve tabi oldukları dava, La ilahe illallah davası, yani; teşri (kanun koyma) insan hayatını yönlendirici emir ve yasaklar bildirme,- ibadet ve itaat edilme hakkını sadece Allah'a verme, O'ndan başka bu haklara sahip olduğunu iddia eden sahte ilah ve tağutları reddetmekti. İşte bu davayı yüklenmiş olan ve sahih yolla ismi bildirilen nebi ve rasullere ismiyle, ismi bildirilmeyenlere ise genel olarak iman, imanın önemli bir şartıdır.
e) Ahiret Gününe İman: Ölümden sonra berzah (kıyamete kadar olan zaman ve bu sürede olan olaylar) hesap, mizan, cennet, cehennem, kabirde azab veya mükafat, amellerine karşılık azab ya da mükafat göreceklerin acı veya lezzeti beden ve ruhları ile duyacaklarına ve tüm bunların temelini oluşturan öldükten sonra dirilmeye imandır.
f) Kaderin, Hayır Ve Şerrin Allah'tan Olduğuna İman Etmek: Kadere imanın Allah katında geçerli olabilmesi için şu dört şeye seksiz şüphesiz iman etmek gerekir.
1 - Allah'ın ezeli ilmine iman etmektir. Allah (c.c) ezeli ilmiyle ne olacağını bildi ve bu ezeli ilmiyle bildiği şeyleri yazdı.
2 - Allah'ın olmasını dilediği şeyin mutlaka olacağına, olmamasını dilediği şeyin mutlaka olmayacağına, gökte ve yerde meydana gelen bütün hareket ve sessizliklerin Allah'ın izniyle olduğuna iman etmek.
3 - Allah (c.c)'nun bütün mahlukatı yarattığına ve kainatın içindeki herşeyin Allah'ın yaratmasıyla ve takdiriyle meydana geldiğine iman etmek.
4 - Kendisine isabet eden şerrin kendisinden başkasına isabet edebileceği halde kendisine isabet ettiğini zannetmemek. Veya kendisine isabet eden hayrın bir tesadüf sonucu kendisine isabet ettiğine inanmamak.
2 - Tebliğ ve irşad metodlarından birisi de bildiğimiz bir mesele dahi olsa, herhangi bir konuyu bilmeyenlere öğretmek kasdıyla, o konuyu bilen birisine sorular sorarak, bilmeyenlerin konuyu anlamalarını sağlamaktır.
3 - Gaybın ilmi ancak Allah'a aittir. Gaybi bilgilerden bazılarını Allah, Rasuller vasıtasıyla bizlere bildirmiştir. Kur'an'da ve hadislerde bahsedilen ve önceki ümmetlerin başından geçmiş ve gelecekte zuhur edecek olaylar, haklarında vahye dayalı haberler bulunan gaybi hadiselerdir. Fakat, bazı gaybi bilgiler vardır ki, bu hususlarda Allah (c.c) bizlere çok az şey bildirmiş veya hiçbir bilgi vermemiştir, işte kıyametin vakti de bu kategoride değerlendirilmesi gereken gaybi bir gerçektir. Kıyametin vaktini ancak Allah bilir ve bu konuda rasuller dahil hiçbir insan ya da yaratığa bilgi vermemiştir. Bu nedenle kıyametin vakti hakkında susup, fikir beyan etmemek, yorum yapmamak imana yakışan yegane davranıştır.
İbn-i Ömer (r.a)'den Rasulullah (s.a.s)'in şöyle dediği rivayet edilmiştir:
«İslam beş şey üzerine bina olmuştur: Allah'tan başka ibadete layık ilah olmadığına ve Muhammed (s.a.s)'in Allah'ın kulu ve Rasulü olduğuna şehadet etmek, namazı gerektiği gibi kılmak, zekatı vermek, haccetmek, ramazan orucunu tutmak.» (Buhari-Müslim)

anladığımız


Hadiste bildirildiği gibi öncelikle şahadet, sonra namaz, zekat ve oruç İslam binasının temelleridir. Fakat bu, binanın sadece bunlardan ibaret olduğunu göstermez. Aksine, bu temel üzerine yükseltilecek olan katlar ve ilaveler olmadan, binanın varlığından söz edilemez, elbette.

Off Dedi Gitti Delikanlı...
(Bu Mesaj 15-08-2011 05:16 PM değiştirilmiştir. Değiştiren : BlackNight.)
15-08-2011 05:16 PM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Forumcu
***
Mesajlar: 591
Üyelik Tarihi: Jul 2011
Rep Puanı: 167
Dışarıda
Mesaj: #3
RE: Hadisler ve Açıklamaları
İtban b. Malik (r.a)'den Rasulullah (s.a.s)'in şöyle dediği rivayet edilmiştir:
Hadiste geçen «cehennemi haram kılar» sözü; «cehennemde sonsuz olarak kalmayı haram kılar» demektir
«Kıyamet gününde Allah, kendi rızasını isteyerek La ilahe illallah diyen kimseye cehennemi haram kılar.» (Buhari-Müslim)


hadisten anlaşılan


Hadiste geçen «Kendi (Allah'ın) rızasını isteyerek» sözü; ihlaslı olarak kalbiyle Allah'a yönelip Allah'ın rızasını hedef kabul ederek, şirkin her çeşidini terketmek demektir. La ilahe illallah'ın manasını bilerek, bunu kalbiyle tasdik, diliyle de ikrar eden ve hayatını bu mananın gerektirdiği şekilde düzenleyen kimse, hiçbir zaman haram olan amelleri işlemekte ısrar etmez ve bir haram işlediğinde hemen tevbe edip Rabbine yönelir. Bu şekilde ölen kişi de asla cehenneme girmeyecektir.
Fakat «La ilahe illallah»ın mânasını bilerek kabul ettiği halde haram olan amelleri işlemekte ısrar edip tevbe etmeyen ve işledikleri haramlar sevablarından fazla olan kimseler ölmeden önce bu haramlarından dolayı tevbe etmezlerse bunların durumu Allah'ın dilemesine kalmıştır. Allah dilerse bu kişileri affeder, dilerse de işlemiş oldukları haramlar oranında cehennemde onlara azab eder.

Off Dedi Gitti Delikanlı...
(Bu Mesaj 15-08-2011 05:17 PM değiştirilmiştir. Değiştiren : BlackNight.)
15-08-2011 05:17 PM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Forumcu
***
Mesajlar: 591
Üyelik Tarihi: Jul 2011
Rep Puanı: 167
Dışarıda
Mesaj: #4
RE: Hadisler ve Açıklamaları
İbn-i Abbas (r.a)’dan şöyle dediği rivayet edilmiştir: Rasulullah (s.a.s) buyurdu ki:
«Bana bütün ümmetler arzolunup gösterildi. Bazı nebiler yanlarında onar, yirmişer, otuzar, kırkar ümmetleriyle beraber, bazıları da yanında bir ümmeti bile olmaksızın önümden geçmeye başladılar. En sonu uzaktan büyük bir karartı gösterildi. Bu karartı nedir? Bu benim ümmetim midir? diye sordum. «Bu Musa (a.s)’ın kavmidir» diye cevap verildi. Sonra bana: «Ufka bak» denildi. Bakınca ufku dolduran büyük bir karartı gördüm. Sonra bana: «Gök ufuklarının şurasına ve bu tarafına da bak!» denildi. Bir de ne göreyim. Büyük bir karartı baştan başa ufku kaplamıştı. Bana:
«Bu senin ümmetindir. Bunlardan yetmiş bin kişi hesaba çekilmeksizin cennete girecektir» denildi.
Rasulullah (s.a.s) (bu hitabesinden) sonra (odasına) girdi ve (hesaba çekilmeden cennete gireceklerin sıfatlan hakkında) mecliste bulunanlara birşey söylemedi. Artık meclistekiler dağıldı. (ve şöyle tartışıyorlardı): «Biz, cennete hesapsız gireceğiz.» Yahut: «O bahtiyarlar evlatlarımızdır. Onlar İslam toplumu içinde doğmuşlardır. Biz de cahiliyyet devrinde doğduk diyorlardı. Bu tartışma Rasulullah’a erişmekle hemen odasından çıkıp:
«Cennete hesapsız girecek mü’minler rukya yapmayanlar, uğursuzluğa inanmayanlar, şifanın (Allah’tan olduğuna inanıp) dağlamaktan olduğuna inanmayanlar ve her hususta AIlah’a tevekkül edenlerdir» buyurdu.
Bunun üzerine Ukkaşe İbn-i Mihsan:
«Ya Rasulallah! Ben onlardan mıyım?» diye sordu. Rasulullah (s.a.s): «Evet onlardansın» buyurdu. Sonra birisi ayağa kalkarak: «Ben onlardan mıyım?» dedi. Rasulullah:
«Bu hususta Ukkaşe senden öne geçti.» buyurdu.
(Buhari)

[b]
HADİSTEN NE İSTİFADE EDERİZ

1- Davaların ve inançların doğruluğu o davayı ya da inancı taşıyanların çokluğuyla ölçülemez. Zira, Allah’ın hak davasını anlatan nice nebiler gelmişti ki onlara tabi olanların sayısı bazen bir kaç kişi oluyor, bazen de hiçkimse o rasule inanmıyordu. Nitekim her dönemde tevhid inancına sahip olanların ve bunu bir dava edinenlerin sayısı inanmayanların sayısının yanında daima az kalmıştır.
2- Ayet ve hadisten alınan dualarla yapılan veya içinde şirk veya haramı gerektiren birşey bulunmayan muskalar müstesna herhangi bir muska takmak, herhangi bir varlığın uğursuzluğuna inanmak; şifa kaynağının doğrudan doğruya ilacın kendisi olduğuna itikad etmek, gerçek bir mü’minde bulunmaması gerekli özelliklerdir.[/b]

Off Dedi Gitti Delikanlı...
(Bu Mesaj 15-08-2011 05:19 PM değiştirilmiştir. Değiştiren : BlackNight.)
15-08-2011 05:18 PM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Forumcu
***
Mesajlar: 591
Üyelik Tarihi: Jul 2011
Rep Puanı: 167
Dışarıda
Mesaj: #5
RE: Hadisler ve Açıklamaları
Ey Muhammed) De ki: "Eğer Allah'ı Seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin,günahlarınızı bağışlasın.Allah Gafur'dur,Rahim'dir."(Al-i İmran 31)

Rasul Size Ne Verdiyse Alın.Size Neyi Yasak Etiyse Ondan Sakının Allah'tan Korkun. Çünkü Allah'ın Azabı Çetindir.(Haşr:7)


Ebu Bekre (Nüfey) (r.a)'den şöyle rivayet olunmuştur: «Bir kere Rasulullah (s.a.s) (sahabelere) üç kere:
«Büyük haramların en büyüğünü size bildireyim mi?» buyurdu. Sahabeler:
«Evet, bildir ya Rasulallah!» dediler. Rasulullah (s.a.s):
«Allah'a ortak koşmak, ana-babaya eziyet etmektir» buyurdu. Sonra dayanmakta iken doğrulup oturdu. Ve: «İyi dinleyin, bir de yalan yere şehadettir» buyurdu. Rasulullah bu sözü durmayıp tekrar ediyordu. O kadar çok tekrarladı ki biz: «Keşke sussa» dedik.
(Buhari-Müslim


HADİSTEN ANLADIKLARIMIZ

1- «Yalnız Allah'a ibadet» temeli üzerine kurulan bu dinin, ilk önce ve her çeşidiyle yasakladığı şey şirktir. Şirk; ibadette bir yaratılmışı Allah'a ortak koşmak, yani; Allah'ın emir ve yasaklarım kabul edip bunun yanında Allah'ın kendisine itaat edilmesini yasakladığı kimse veya kimselerin sözlerine itaat etmek, buna razı olmak veya, onlara itaatin caizliğine inanmaktır.
Ayet ve hadislerde şirk iki şekilde kullanılmıştır:
a) Büyük Şirk: Tevbe olmaması halinde Allah'ın kesinlikle affetmeyeceği ve sahibini ebedi olarak cehenneme sokacak olan şirktir. Bu hüküm, Kur'an ve sünnette ibadet olarak bildirilmiş amel, söz ya da inancın, Allah'tan başka birşeye yapılması durumunda geçerlidir. Örneğin; Dua etmek, itaat, yardımına çağırmak, sığınmak, hükmüne teslimiyet, kanunlanna muhakeme olmak gibi amellerin yaratılmışlardan birisine yapılması bu şirkin kapsamındadır.
b) Küçük Şirk: İbadet seviyesine çıkmamış fakat Allah'tan başkasına yapılmaya devam edildiğinde ileride büyük şirke neden olabilecek herhangi bir amel, söz ya da inancın Allah'tan başka bir şeye yapılmasıdır. Riya, Allah'tan başkası adına yemin etmek, «Allah ve sen dilersen», «Allah ve sen dileseydin bu olmazdı» gibi sözler kullanmak küçük şirk kapsamına firen amellerdendir.
2 - İslam; toplum düzenini sağlamak ve fertler arasındaki muhtemel haksızlıkları önlemek için, şahidlik konusu üzerinde ısrarla durmuştur. Bu din kişilere gördükleri, duydukları olaylar hakkında kendilerinden şahitlik taleb edilmeden şahidlik yapmalarını emrederken görmedikleri şeyler hakkında şahidlik yapmalarını, şu veya bu gayeyle yalancı şahidliğe yönelmelerini de kesinlikle yasaklamıştır. Zira, insanlar arasında hüküm verme zahire göredir ve delil ya da şahid muhakemenin sonundaki hükmü yüzde yüz etkileyen faktörlerdir. Olmamış "bir olayı olmuş gibi göstermek veya olan olayı çarpıtarak aktarmak, sonuçta mutlaka bazı hakların çiğnenmesine sebeb olacaktır. Bu da doğal olarak toplum düzeninin bozulması, fertler arasında ayrılmaların doğmasıyla sonuçlanacaktır. Allah'ın adil ve mükemmel nizamı, bu korkunç sonucu önlemek gayesiyle yalancı şahitlik için cezai zorlamalar ve ahirette azab vaad ederek maddi; haramlılık ve Allah kâtında azarlama bildirerek de manevi, tüm önlemleri almıştır.

Off Dedi Gitti Delikanlı...
15-08-2011 05:19 PM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Forumcu
***
Mesajlar: 591
Üyelik Tarihi: Jul 2011
Rep Puanı: 167
Dışarıda
Mesaj: #6
RE: Hadisler ve Açıklamaları

Ebu Hüreyre radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Resülullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
"Canım kudret elinde olan Allah'a yemin ederim ki sizler iman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olmazsınız. Yaptığınız takdirde birbirinizi seveceğiniz bir şey söyleyeyim mi? Aranızda selamı yayınız!"
(Müslim, îman 93-94. Ayrıca bk.Tirmizî, Et'ime 45, Kıyamet 56; İbni Mace, Mukaddime 9, Edeb 11)

Açıklamalar
Sevgili Peygamberimiz, İslam'a göre her işin başı ve ahiretin yegane geçer akçesi olan iman ile sevgi arasındaki bağı en çarpıcı biçimde bu hadisinde dile getirmiş bulunmaktadır. Konunun ehemmiyetine binaen yemin ederek söze başlamış ve önce kesin bir gerçeği, imansız cennete girilemeyeceğini haber vermiştir. Sonra da cennete girebilmenin vazgeçilmez şartı olan imanı elde edebilmek için mü'minlerin birbirlerini sevmeleri gerektiğini, aynı kesinlikle ve aynı açıklıkla bildirmiştir: "Birbirinizi sevmedikçe iman etmiş olmazsınız!"
Bundan şu sonuç çıkmaktadır: İman, nasıl cennete girebilmenin, vazgeçilmez şartı ise, mü'minleri sevmek de tam ve kamil bir imana sahip olabilmenin biricik şartıdır. Mü'min, kendisiyle aynı imanı paylaşan herkesi, ırkına, rengine, yurduna ve diline bakmaksızın sevecek, onlara karşı muhabbet ve sorumluluk duyacaktır. Çünkü imana sınır, yine imanın kendisiyle çizilebilir.
Müslümanları, tasa ve kıvançlarını paylaşma, dertlerini dert edinme seviyesinde sevgi ve ilgiye layık bulmanın tabiî sonucu onlarla selamlaşamaz hale gelmemektir. Selam, müslümanlar arasında oluşacak sıcak ilgi ve alakanın mukaddimesidir. Müslümanlar selam ile tanışır, bilişir ve sevişirler. Onları aynı inanç çizgisinde birleştiren, bir anda kalbî duygularla birbirlerine bağlı olduklarını hissettiren sihirli kelime selamdır. Bu hadisten hareketle, büyük muhaddis Tîbî'nin de ifade ettiği gibi, selamı yaymak sevginin sebebi, sevgi imânın kemâlinin ve Allah'ın dînini her şeyin üstünde tutmanın ve onu bütün yeryüzüne hâkim kılmak için var gücüyle çalışmanın sebebidir ki, bu gerçek mü'minliktir.
Sevgili Peygamberimiz, sadece tesbit ve teşhis ile kalmaz, mutlaka tedavî yollarını da müslümanlara gösterir. Bu hadîs-i şerîfte de onun böyle bir uygulamasını görmekteyiz. Müslümanlar arası ilişkilerin sevgi düzeyine çıkarılabilmesi için nereden başlanması gerektiğini, "Yaptığınız takdirde birbirinizi seveceğiniz bir şey söyleyeyim mi, aranızda selamı yayınız!" sözleriyle ortaya koymuş bulunmaktadır. Artık sonuç belli, vasıta belli, o vasıtayı elde edebilmek için gereken sermaye (sevgi) belli, o sermayeye ulaşmak için atılacak ilk adım da bellidir. Ötesi müslümanlara kalmıştır.
Cennet-iman-sevgi-selam irtibatı, konumuz olan sevginin önem ve yerini göstermesi bakımından başkaca hiçbir söze ihtiyaç bırakmayacak kadar açıktır.

Hadisten Öğrendiklerimiz
1. İmansız cennete girilmez.
2. Birbirlerini sevmeyenler gerçek manada iman etmiş sayılmazlar. Çünkü iman sevgiden doğar, sevgi ile kemal bulur.
3. Selamlaşmak müminler arasındaki sevgi bağlarının kuvvetlenmesine vesîledir.
4. Mü'minlerin birbirlerini sevmemeleri, iman zayıflığının işaretidir.

Off Dedi Gitti Delikanlı...
15-08-2011 05:20 PM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Forumcu
***
Mesajlar: 591
Üyelik Tarihi: Jul 2011
Rep Puanı: 167
Dışarıda
Mesaj: #7
RE: Hadisler ve Açıklamaları

وعنْ أَبِي هُريرةَ رضي اللَّه عنه أَن رسول اللَّه صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم قال : « لَيْسَ الشديدُ بالصُّرَعةِ إِنمَّا الشديدُ الَّذي يمْلِكُ نَفسَهُ عِنْد الْغَضَبِ » متفقٌ عليه .

« والصُّرَعَةُ » بِضمِّ الصَّادِ وفتْحِ الرَّاءِ ، وأصْلُهُ عنْد الْعربِ منْ يصرَعُ النَّاسَ كثيراً .

Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Gerçek babayiğit, güreşte rakîbini yenen değil, öfkelendiği zaman nefsine hâkim olan kimsedir.”Buhârî, Edeb 102; Müslim, Birr 106-108

Hadisten Öğrendiklerimiz
l. Nefisle mücâdele ve ona hâkim olmak, düşmanla cihad etmekten daha zordur.
2. Ferdî ve sosyal zararını düşünerek öfkelenmemeye çalışmak gerekir

Off Dedi Gitti Delikanlı...
15-08-2011 05:20 PM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Forumcu
***
Mesajlar: 591
Üyelik Tarihi: Jul 2011
Rep Puanı: 167
Dışarıda
Mesaj: #8
RE: Hadisler ve Açıklamaları
Abdullah b. Mes'ud (r.a)'den rivayete göre Rasulullah (s.a.s) şöyle buyurmuştur:
La ilahe illallah Muhammedun Rasulullah kelimesine şehadet eden müsüman kişinin kanı helal olmaz. Ancak şu üç şeyden birisiyle helal olur:
- Allah'ın öldürmeyi haram kıldığı bir nefsi öldürmek.
- Evli olduğu halde zina etmek.

- İslam cemaatini bırakıp dininden dönerek mürted olmak.
(Buhari-Müslim)


hadisten istifade:


La ilahe illallah Muhammedun Rasulullah düsturuna şahitlik eden herkes müslüman olmuştur. Fakat bu şehadet sadece dille söylenen kuru bir lafızdan ibaret değildir. Elbette, şehadetin de bazı şartları mevcuttur. Öncelikle, bu kelimenin manasının bilinmesi mutlaka gereklidir. Zira, hadiste geçen «şehide (şahidlik etti)» fiili bu kelimenin manasının bilinmesini gerekli kılar. Çünkü şahitlik, şehadet edilecek konuyu tam bilmeyi şart koşar. Herhangi bir şey hakkında bilmeden yada görmeden yapılacak şehadet yalancı şahitlik, yani geçersiz olan şahitliktir. Tevhidin şartlarından bir diğeri, buna kalben inanıp dil ile ikrar etmek ve hayatını her yönüyle La ilahe ilallah'ın gereklerine göre düzenlemektir. İşte, bu şekilde tevhide şahitlik eden her müslümanın kanı, canı ve malı diğer müslümanlara haram olmuştur. Bu haramlıktan üç durum müstesnadır. Bir müslümanı öldürmesi durumunda katilin kısas olarak öldürülmesi, evli olduğu halde zina eden müslümanın recm-edilmesi. Bu durumlarda kişi haram işlediğini ikrar edip tevbe etse de öldürülmesi gerekir. Zira, burada öldürme fiili yaptığı suçun cezasıdır. Fakat, bu kişiden işlediği haram sebebiyle iman sıfatı kaldırılmaz.
Müslümanın kanınım, canını helal kılan sebeplerden birisi de tevhide olan şehadetini bozucu bir söz söyleyerek yahut amelde bulunarak veyahud da bu inanca ters bir inanç taşıyarak İslam toplumundan ayrılmasıdır. Bu takdirde kişi küfre girmiştir ve öldürülmeyi haketmiştir. Şayet tevbe eder ve yeniden İslam'a girerse affedilir ve öldürülmez

Off Dedi Gitti Delikanlı...
15-08-2011 05:21 PM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Forumcu
***
Mesajlar: 591
Üyelik Tarihi: Jul 2011
Rep Puanı: 167
Dışarıda
Mesaj: #9
RE: Hadisler ve Açıklamaları
Ebu Hureyre (r.a)’den Rasulullah (s.a.s)’in şöy’le dediği rivayet edilmiştir:

« A dva,Tıyara,Hama,Safara diye bir şey yoktur. » (Buhari-Müslim)


HADİSTEN NE İSTİFADE EDERİZ
- A dva: Sağlam bir kişiye bir hasta aracılığıyla hastalığının bulaşmasıdır.Rasulullah’ın böyle bir şeyin olmadığını söylemesinin sebebi doğrudan doğruya o hasta kişi yüzünden hasta olduğuna değil de Allah’ın dilemesi sonucu bu hasta kişiden hastalık bulaştığına inanmanın gerekliliğini belirtmektir. Zira," İslam inancında hastalığın doğrudan doğruya bulaşması yoktur. Her şey Allah'ın izni ve dilemesiyle olur. Bununla beraber islam insanların salgın hastalık olan yerlerden uzak durmak suretiyle tedbir almalarını ve Allah'a tevekkül etmelerini emretmiştir.
Tıyara: Uğura ve uğursuzluğa inanmaktır.
Hama: Kan davalarında öç ve intikam almak için uydurulmuş bir takım efsanelere inanmaktır, islam bunu kesinlikle yasaklar. Cahil arapların inançlarına göre öldürülen bir kimsenin kanından, kemiğinden veya ruhundan kuşlar -bilhassa baykuşlar- türeyerek, ölünün intikamını alıncaya dek bağırırlar. Bu yüzden ölen kimsenin yakınları ölüyü rahat ettirmek için intikamını almak zorunda olduklarına inanırlardı.
Safara: Sefer ayının uğursuz olduğuna inanmaktır.
Uğursuzluk din veya dünya ile ilgili hayırlı iş yapmaya niyet edildiğinde sevilmeyen bir şey görüldüğü veya duyulduğu zaman bunun kalbe etki ederek, niyet edilen işten vazgeçirmesi veya kalbte bir üzüntü meydana getirmesidir. Bir iş yapmaya niyet edildiğinde kötü bir şey görmek veya duymak suretiyle bunu uğursuzluk sayıp yapacağı işten vazgeçmek vazgeçmeyip kalben üzüntü duymaktan daha haramdır ve apaçık bir şirktir

Off Dedi Gitti Delikanlı...
(Bu Mesaj 15-08-2011 05:22 PM değiştirilmiştir. Değiştiren : BlackNight.)
15-08-2011 05:21 PM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Profesör
*******
Mesajlar: 11,499
Üyelik Tarihi: Jul 2010
Rep Puanı: 12356
Dışarıda
Mesaj: #10
RE: Hadisler ve Açıklamaları
tamamını okuyamadım tabiki ama zaman buldukça okuyacagım inşallah..teşekkürler sabitliyorum konu faydalı

[Resim: urjn1.jpg]


Gaflet içinde gördüm, nice canlı cesedi ;
Câhillerden beterdi, âlimlerin hasedi..
15-08-2011 05:33 PM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
« Önceki | Sonraki »
Cevapla 


Forum'a Git:

Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. 5651 sayılı yasaya göre bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. 5651 sayılı yasaya göre sitemiz mesajları kontrolle yükümlü olmayıp, şikayetlerinizi mail@islamiforum.net adresine yollarsanız, gerekli işlemler yapılacaktır. Dikkat: Bu site şikayet sitesi değildir, arızalı ürünleriniz ve diğer şikayetleriniz için bu email adresini kullanmayınız. Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to mail@islamiforum.net