Gönder Cevapla
 
Değerlendir:
  • 0 Oy - 0 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Ayetler ve sureler
Yazar Mesaj
Murataltug Çevrimdışı
Uzman
*****

Mesajlar: 1,843
Üyelik Tarihi: Nov 2017
Rep Puanı: 68
Ruh Halim
Ruh Halim
Oylesine

Takımın:
Fenerbahce
Mesaj: #11
RE: Ayetler ve sureler
Kaynak ülkücüdünya. Com

Taha suresi

Ey Muhammed! Kur'ân'ı sıkıntıya düşesin diye indirmedik. Allah'tan korkan için bir öğüt  indirdik.

Rahmân kudret ve hakimiyyetiyle Arş'a hakim oldu

gök ve yerdekiler, toprak altında olanlar O'nundur. 

Sen Allah'a dua ve zikirle sesini yükseltirsen O şüphesiz gizliyi de, gizlinin gizlisini de bilir. 

Allahtan başka ilâh yoktur. En güzel isimler O'nundur. 

Habîbim! Musa'nın başından geçen hayat  sana geldi mi? Hani o bir ateş görmüştü de, "Yerinizde durun, gözüme bir ateş ilişti, belki size kor getiririm, yahut ateşin yanında yol gösterici bulurum" demişti. Ateşe vardığı zaman şöyle çağrıldı: "Ey Musa! Ben şüphesiz senin Rabbinim. Hemen ayakkabılarını çıkar, çünkü sen kutsal bir vadi olan Tuvâ'dasın."Ben seni seçtim, şimdi  vahyolunacak şeyleri dinle." 

Şüphesiz ben Allah'ım, benden başka  ilâh yoktur. bana kulluk et ve beni anmak için namaz kıl. 

kıyamet muhakkak gelecektir. Onun vaktini gizli tutuyorum ki, herkes yaptığının karşılığını görsün.

Sakın kıyamete inanmayıp, heva ve hevesine uyan kimse seni, iman etmekten alıkoymasın; sonra helak olursun. 

Ey Musa! Sağ elindeki nedir?  Musa dedi: "O  asâmdır, ona dayanırım, onunla davarlarıma yaprak silkerim ve onda başka hacetlerim de var" 
Allah: "Ey Musa! onu yere bırak dedi. Musa bir de ne görsün o yılan olmuş koşuyor. Allah buyurdu ki: "Tut onu, korkma; biz onu eski durumuna çevireceğiz" Bir de bir mucize olmak üzere elini koynuna koy ki, embeyaz çıksın." Bunları mucizelerimizi gösterelim diye yaptık." 

Firavun'a git, çünkü o hakikaten azdı." 

Musa dedi ki: "Ey Rabbim göğsüme genişlik ver, 
İşimi kolaylaştır, Dilimden düğümü çöz Ki, sözümü anlasınlar. bana ailemden bir vezir ver. Kardeşim Harunla Onunla arkamı kuvvetlendir. Elçilikde onu bana ortak et. seni çok tesbih edelim. Seni çok analım. Şüphe yok ki sen bizi görüp duruyorsun." 
Allah buyurdu: "Ey Musa! Dilediğin sana verildi." 

And olsun biz, sana ihsan etmiştik" Hani bir vakit şu ilhamı annene verdik: Onu  tabuta koy  denize bırak. Deniz onu sahile atsın. Onu hem bana düşman, hem ona düşman olan biri alsın." benim gözetimim altında yetiştirilmen için, üzerine katımdan bir sevgi bırakmıştım. Ey Musa

Hani kız kardeşin Firavun'un sarayında "Ona bakacak birini size buluvereyim mi? diyordu. Böylece seni tekrar annene verdik gözü aydın olsun kederlenmesin. sen, bir adam öldürdün de seni gamdan kurtardık. Seni musibetlerle imtihan ettik. yıllarca Medyen halkı içinde kaldın. ey Musa! peygamberlik yaşına geldin. Ben, seni kendime peygamber seçtim. 

Sen kardeşinle birlikte mucizelerimle Firavun'a gidin, çünkü o azdı. İkiniz de beni anmakta gevşeklik etmeyin. Varın da ona yumuşak söz söyleyin; olur ki, öğüt dinler, yahut korkar. 
Musa ile Harun Rabbimiz! Onun bize kötülük yapmasından veya azgınlığından korkarız" dediler. 
Allah buyurdu ki: "Korkmayın, zira ben sizinle beraberim, işitir ve görürüm." 

Firavun'a deyin ki: "Biz Rabbinin  elçileriyiz. İsrailoğulları'nı bizimle gönder azab etme; biz sana Rabbinden bir mucize ile geldik. Selam doğru yolda gidenleredir."

Bize vahyolundu ki, azab şüphesiz gerçeği inkâr edip ona sırt çevirenleredir." 

Firavun: "Ey Musa! Sizin Rabbiniz kimdir?" dedi. 
Musa: "Bizim Rabbimiz her şeye şeklini veren, sonra da yolunu gösterendir." dedi. 

Firavun geçmiş asırlar insanların durumu nedir?" dedi. Musa dedi ki Onların bilgisi Rabbimin katında kitapta yazılıdır. Rabbim yanlış yapmaz ve unutmaz."

Yeryüzünü sizin için bir döşek yapan, oradan sizin için yollar açan ve gökten bir su indiren O'dur."

İşte biz su ile türlü türlü bitkilerden çiftler çıkardık. 
Hem siz yiyin, hem hayvanlarınızı otlatın.

Akıl sahibleri için nice ibretler vardır! 

Sizi topraktan yarattık, ölümünüzden sonra ona döndüreceğiz. sizi bir kere daha çıkaracağız. 

And olsun ki, Firavun'a mucizelerimizi gösterdik. o yalan sayıp kabulden çekindi. 

Firavun Musa'ya şöyle dedi: "Ey Musa! Sen sihrinle bizi yerimizden çıkarmak için mi geldin O halde biz de senin sihrin gibi bir sihirle geleceğiz şimdi bir buluşma yeri tayin et ki caymayacağımız bir yer olsun." Musa: "Sizinle buluşma zamanı, süs  günü ve insanların toplanacağı kuşluk vaktidir." dedi. 
Firavun bütün hile vasıtalarıyla geldi. 

Musa dedi ki: Yazıklar olsun size! Allah'a yalan uydurmayın. Sonra bir azab ile kökünüzü keser. Allah'a iftira eden hüsrana uğramıştır." 

Sihirbazlar tartıştılar ve Musa ve Harun'u göstererek şöyle dediler: "Bu ikisi sihirbazdır; büyülerle sizi yurdunuzdan çıkarmak ve dininizi yok etmek istiyorlar." 

bütün tuzaklarınızı bir araya getirin, hep bir sıra halinde gelin. üstün gelen muhakkak zafer kazanmıştır." 

Korkma, çünkü sen muhakkak üstünsün galib geleceksin

Büyücü her nerede olursa olsun başarıya ulaşamaz." 

bütün sihirbazlar secdeye kapandılar, "Musa ile Harun'un Rabbine iman ettik" dediler. 

Firavun: "And olsun ki, ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim  sizi hurma dallarına asacağım. hangimizin azabının şiddetli ve devamlı olduğunu bileceksiniz" dedi. 

Sihirbazlar: "Ey Musa! Ya sen at, yahud ilk  biz olalım" dediler. Musa dedi ki: "Hayır, siz atın." Bir de ne görsün!  ipleri ve değnekleri, sihirden ötürü kendisine sanki yürüyorlarmış gibi geldi. Musa içinde bir korku hissetti. dedik ki: "Korkma, çünkü sen muhakkak üstünsün galib geleceksin
Sağ elindekini atıver, o, onların yaptıklarını yutar. Çünkü o büyücü tuzağıdır. Büyücü ise, her nerede olursa olsun başarıya ulaşamaz." Sonunda bütün sihirbazlar secdeye kapandılar, "Musa ile Harun'un Rabbine iman ettik" dediler. 

Firavun: "Ben izin vermeden mi  iman ettiniz? O, muhakkak size sihir öğretendir. And olsun ki, ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim muhakkak sizi hurma dallarına asacağım. hangimizin azabının şiddetli ve devamlı olduğunu bileceksiniz" dedi. İman eden sihirbazlar şöyle dediler: "Bize gelen mucizeler ve bizi yaratana karşı, asla seni tercih edemeyiz. Ne hüküm vereceksen ver. Sen, ancak bu dünyaya hükmedebilirsin." 

biz hem günahlarımıza, ve sihre karşı, bizi bağışlasın diye, Rabbimize iman ettik.

Allah sevabça sdaha hayırlı ve azab verme bakımından da daha devamlıdır." 

Her kim Rabbine suçlu olarak varırsa, şüphesiz ki ona cehennem vardır. Orada ne ölür, ne de dirilir. 

Kim de bir mümin olarak salih amellere varırsa, ionlara en yüksek dereceler vardır. 

Adn cennetlerinin altlarından ırmaklar akar, onlar, orada ebedî olarak kalırlar. işte bu, küfür ve isyandan arınanların mükafatıdır. 

Musa'ya şöyle vahyettik: "Kullarımla geceleyin yürü Mısır'dan çık asânı vurarak denizde kuru bir yol aç; firavundan korkmazsın ve boğulmaktan endişe  etme

Firavun ve ordularını  denizde korkunç bir boğulma sarıverdi 

Firavun kavmini yanlışa sürükledi ve doğruya götürmedi. 

Ey İsrailoğulları! Sizleri düşmandan kurtardık Tûr dağında size söz verdik, üzerinize de kudret helvası ve bıldırcın indirdik. Size verdiğimiz rızıkları yiyin taşkınlık etmeyin, sonra üzerinize gazabım iner. Kime gazabım inerse, muhakkak mahvolur. 

ben, tevbe eden, iman edip salih amel işleyen, hak yolda sebat gösteren kimse için çok bağışlayıcıyım. 

Ey Musa! Seni kavminden ayırıp gelmeye sevkeden nedir?" dedik. Musa Onlar benim izimdeler Ben sana acele geldim ki, hoşnud olasın" dedi. 
Allah biz senden sonra kavmini imtihan ettik. Sâmirî onları saptırdı" dedi. 

Musa öfkeli ve üzgün olarak kavmine  şöyle
dedi: "Ey kavmim! Rabbiniz size güzel bir vaad vermedi mi? Size süre mi uzun geldi, yoksa Rabbinizden gazab inmesini arzu ettiniz de mi, vaadinizden caydınız?" 

Onlar dediler ki: "Biz verdiğimiz sözden, kendiliğimizden caymadık.  biz o Kıbtî kavminin eşyasından ağırlıklar yüklenmiştik. Onları ateşe attık. Sâmirî de kendi mücevheratını atmıştı." 
böğüren bir buzağı heykeli çıkardı. Sâmirî ve adamları: "İşte sizin de, Musa'nın da ilâhı budur, ama o unuttu" dediler. Onlar görmüyorlar mıydı ki, buzağı,  hiçbir söze karşılık veremiyor; onlara ne  zarar, ne bir yarar veremiyordu. 

And olsun  Harun daha önce onlara: "Ey kavmim! Siz  imtihana çekildiniz. Sizin  Rabbiniz Rahmân'dır. Gelin uyun ve emrime itaat edin" demişti. Onlar şöyle demişlerdi: "Musa bize gelinceye kadar, biz buzağıya  tapmaya  devam edeceğiz." 

Musa gelince kardeşine şöyle dedi: "Ey Harun! bunların sapıklığından , seni engelleyen ne oldu?" 
Neden yolumu takip etmedin, emrime karşı mı geldin?" Harun: "Ey anamın oğlu! Sakalımı ve başımı tutma. Ben senin 'İsrailoğullarında ayrılık çıkardın, sözüme bakmadın' diyeceğinden korktum." dedi. 

Hz. Musa Ey Sâmirî! Senin yaptığın nedir?" dedi. 
Sâmirî: "Onların görmediklerini gördüm: Sana gelen Cebrail'in izinden bir avuç toprak aldım onu mücevherata attım. Bunu, nefsim hoş gösterdi" dedi. Musa şöyle dedi: "Haydi çekil git. Artık senin için 'benimle temas yok'  vahşi gibi yalnızlığa mahkum olacaksın senin için  kaçamayacağın bir ceza daha vardır. ibadet edip durduğun ilâhını yakacağız, sonra kül edip denize savuracağız." 

Sizin ilâhınız, kendisinden başka hiçbir ilâh bulunmayan Allah'dır. Onun ilmi her şeyi kuşatmıştır. 

Ey Muhammed Sana geçmişi  anlatıyoruz. Şüphe yok ki, sana katımızdan bir zikir ve ibret alınacak bir kitab verdik. 

Kim ondan yüz çevirirse, şüphesiz o, kıyamet günü bir günah yüklenecektir. Devamlı azabın altında kalacaklar.

Kıyamet günü ne fena bir yüktür

Sûr'a üfürüleceği gün ki biz suçluları gözleri göğermiş olarak mahşerde toplayacağız. 

gizli gizli konuşurlar konuştuklarını biz çok iyi biliriz

Ey Muhammed  Sana dağların kıyametteki durumunu sorarlar, de ki: "Rabbim onları ufalayıp savuracak." yerlerini dümdüz boş bir halde bırakacak." ne bir çukur, ne de bir tümsek göreceksin." 

O gün, hiçbir tarafa sapmadan o davetçiye Sûr'un çağrısına uyarlar. Rahmân'ın heybetinden sesler kısılmıştır. bir fısıltıdan başka  işitemezsin. 

O gün, Rahmân'ın  izin verdiği ve hoşnud olduğu kimselerden başkasının şefaatı fayda vermez. 

Allah, onların geleceklerini de, geçmişlerini de bilir. Onlar ise O'nu ilmen kavrayamazlar. 

Bütün yüzler, diri ve bütün yarattıklarını gözetip duran Allah'a baş eğmiştir.

Bir zulüm yüklenen gerçekten hüsrana uğramıştır. 

Her kim mümin olarak salih amel işlerse, o, ne bir haksızlıktan ne de çiğnenmekden korkar. 

biz Arapça bir Kur'ân indirdik. tehditleri açıkladık belki sakınırlar, onlara bir ibret ve uyanış verir. 

Hükmü gerçek ve  hükümdar olan Allah en yücedir.

Ey Muhammed Kur'ân sana vahyedilirken, vahiy bitmeden önce Kur'ân'ı okumada acele etme; "Rabbim! benim ilmimi artır" de. 

Âdem'e ağaçtan yeme diye emrettik, fakat unuttu biz onda bir azim ve kararlılık bulmadık. 

Bir vakit meleklere: "Âdeme hürmet için secde edin" demiştik; İblis'ten başka hepsi secde etmişti. 

Biz Âdem'e şöyle demiştik: "Ey Âdem! Şüphesiz İblis sana ve eşine düşmandır. Sakın sizi cennetten çıkarmasın, sonra  perişan olursun

senin acıkmaman ve çıplak kalmaman ancak cennettedir. sen orada ne susarsın, ne de güneşin sıcağında kalırsın" 

şeytan vesvese verdi. Şöyle dedi "Ey Âdem! Sana sonsuzluk ağacını ve çökmesi olmayan bir saltanatı göstereyim mi?" ikisi de ağaçtan yediler. ayıp yerleri  açıldı cennet yaprağından örttüler Âdem Rabbinin emrinden çıktı da şaşırdı. 

Rabbi, onu seçti de tevbesini kabul buyurdu doğru yolu gösterdi. 

Artık benden size bir hidayet geldiği zaman, kim hidayetime uyarsa io, sapıklığa düşmez ahirette zahmet çekmez. 

Her kim zikrimden ve Kur'ân'dan yüz çevirirse, ona darlık vardır ve onu kıyamette kör  haşrederiz. 

Kur'ândan yüz çeviren Rabbim! beni niçin kör haşrettin, oysa ben gören bir kimseydim" der. 
Allah sen âyetlerimizi unutmuştun, der

haddi aşanları, Rabbine âyetlerine inanmayanları biz cezalandırırız.

muhakkak ki ahiret azabı  şiddetli ve devamlıdır. 

yok edilen nesiller onları doğruya sevk etmedi mi

bunda ibret alacak aklı olanlara nice deliller vardır. 

hüküm zamanı olmasaydı, hemen azaba uğrarlardı

güneşin doğmasında ve batmasında sabret

Rabbini hamd ile tesbih et.

Gece ve gündüz tesbih et ki hoşnudluğa eresin.

Kâfirlerden sınamak için dünya hayatının zineti
mal ve saltanatı verdik

mal ve saltanata sakın rağbetle bakma.

Rabbinin ahiret rızkı hayırlı ve devamlıdır. 

Ey Muhammed Ehline namaz kılmalarını emret,

senden bir rızık istemiyoruz. Seni biz rızıklandırırız.

Güzel akibet takva sahiplerinindir. 

De ki: "Hepimiz beklemekteyiz, siz de bekleyedurun.

Şüphesiz düz yolun sahiplerini ve kimlerin doğru yolda olduğunu yakında bileceksiniz.
22-05-2018 03:05 AM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Murataltug Çevrimdışı
Uzman
*****

Mesajlar: 1,843
Üyelik Tarihi: Nov 2017
Rep Puanı: 68
Ruh Halim
Ruh Halim
Oylesine

Takımın:
Fenerbahce
Mesaj: #12
RE: Ayetler ve sureler
Kaynak Sorularlaislamiyet.com

KEHF SURESİ

*Kur'an-ı Kerim'in onsekizinci Sûresidir. ashâb-ı kehf'den bahsettiği için bu adı almıştır. Mekke'de nâzil olmuştur. Yüz on âyettir Yirmi sekizinci âyetin Medine'de indiği rivâyet edilir. Kehf, geniş mağara anlamına gelir. Sûrede üç önemli kıssa vardır Ashâb-ı Kehf, Musa ve Hızır (a.s) kıssası ve
Zülkarneyn kıssası.*Sahâbeden Üseyd ra Kehf sûresini okumuştu. Evindeki atı ürkmeğe, deprenmeğe başladı. Üseyd Yâ Râb! Sen âfetten emin kıl, diye dua etti. Hemen onu bulut kapladı. Üseyd olayı Hz. Peygambere anlattı. Rasûlüllah, "Oku ey kişi. Çünkü o bulut Sekine'dir. Kur'ân dinlemek için yahut Kur"ân-ı tebcil için inmiştir", buyurdu Hz. Peygamber buyurmuştur: "Kim, Kehf sûresinden on âyet ezberlerse, deccâl'den korunmuş olur" *Kureyş'in kâfirlerinden Hâris, Hire'ye gitmiş Rüstem ve İsfendiyer hikâyelerini öğrenmişti.Allah Rasûlü insanlara İslâm'ı anlatırken bu adam söze karışır "Ben, ondan daha güzelini anlatırım" diyerek peygamberimizin etkisini azaltmaya çalışırdı İslâmı önleyemeyen Kureyşliler, Hâris'in yanına Mu'ayt'ı da kattılar, ve Medine Yahudilerine gönderdiler. Kureyşlilerin amacı fitne ile müslümanlığı engellemekti Yahudilerin yanına giden iki Kureyşli "siz kitap ehlisiniz" dediler. Peygamberimizin tebliğ ettiği din için bilgi istediler.Yahudiler, üç öğütte bulundu. genç yiğitleri, seyyah adamı, ruhu sorun" dediler. Haris Mekkede Allah Rasûlüne üç soru sordular. Ve kehf sûresi nâzil oldu

*Ashab-ı Kehf . Yahudilerin "genç yiğitleridir mağara arkadaşları", "yedi uyurlar" da denilir Sûrenin onuncu âyetinden yirmi yedinci âyetin sonuna kadar Ashâb-ı Kehf'den bahsedilir. Ashâb-ı Kehf, İsa aleyhisselâm'ın dinine amel eden birkaç gençtir putlara taptırmak veya öldürmek isteyen Roma mücâdele etmiş ve mağaraya gizlenmişlerdir Cenâbı Hak onları düşmanlarından korumak öldükten sonra dirilmeye ibret kılmak için üç yüz dokuz yıl mağarada uyuttu. Uyandıkları zaman birkaç saat uyuduklarını sandılar. İçlerinden birisi, kasabaya inince bir kaç asır önceki gümüş para, olayın anlaşılmasına yol açtı. Ve topluma, öldükten sonra dirilme gösterildi *Musa (a.s), Hızır (a.s)'dan ledün ilmini öğrenmek ister. ve yolculuk yaparlar. bir gemiye binerler, gemi denize açılınca Hızır (a.s) deler. Musa (a.s) anlam veremez ve Hızır'a itiraz eder. Hızır (a.s) açıklar. Gemi denizdeki yoksullarındır. Yoluna devam ederse ikorsanlar pusu kurup, gemiyi ele geçireceklerdi. Ve hızır gemiyi delerek gasptan kurtardı Yolculuk karada devam etti Hızır (a.s) bir bir çocuğu öldürdü. Çocuğun suçsuz öldürülmesine Musa (a.s) itirazı etti hızır as Oğlana gelince, anası ve babası iman etmişdi. onları bir azgınlık ve kâfirlik bürümesinden endişe ettik" Yasarsa ana babayı küfre düşürecek bu çocuk yerine, yüce Allah o aileye daha hayırlı ve merhametli başka bir çocuk verecektir diğer kasabada yiyecek istediler. halk vermedi. Bu Hızır'ın dikkatini yıkılan bir duvar çekti. Duvarı sağlamlaştırdı. ücret istemedi. Hz. Musa itiraz etti. Hızır (a.s) Bu ev yetim çocuğa aitti. Duvarın içinde, hazine vardı. Çocukların babası sâlih bir zattı duvarın yıkılması hazinenin ortaya çıkması önlendi. bütün bunları Allah'ın emriyle yapmıştır.

*üçüncü kıssa Zülkarnayn'e aittir. Zülkarneyn'in kim Peygamber olup olmadığı da tartışmalıdır. Allah'ın sâlih kulu, tevhid inancına sahip bir mü'mindir Kendisine yeryüzünde büyük güç verilmiş doğu ve batıya yolculuk yapmıştır. Azerbaycan'a ulaştığında söz dinlemeyen bir kavim buldu. Onlar, fesat çıkaran Ye'cuc ve Me'cuc kabilelesine karşı, Zülkarneyn'den yardım istediler. Zülkarneyn azgın kavmin önüne demir ve bakırdan set yaptı "Artık onu aşmaya ve delmeye de muvaffak olamadılar. Bu dedi Rabbimden merhamettir. Rabbimin va'di gelince. O, bunu dümdüz yapar" *zengin inkârcı ile yoksul mü'min örneği ibretlidir. Allah birine üzüm bağı, hurmalık ve ekinlik verir. su fışkırtır. Güzel ürün alır serveti arttıkça gurura kapılır, yoksulu küçük görür. Kendisini güçlü görür çiftliğin sonsuza kadar kalacağını sanar Kıyameti inkâr eder. onu uyarırlar Allah dilerse bir anda helâk olabileceğini hatırlatırlar. Fakat söz dinlemez. Bir gün serveti, çiftliği batar, hiçbir şeyi kalmaz. Keşke Rabbime ortak tutmasaydım diyerek pişman olur. Artık ona Allah'tan başka yardım edecek yoktu ve kendisi Allah'tan öç alabilecek değildir *Sürede dünya nimetlerinden, âhiret azabından, müşriklerin Peygambere sorularından, iman örneklerinden bahsedilir. Sûre şu âyetle son bulur: "De ki; Ben ancak sizin gibi beşerim. bana ilâhınızın bir tek Allah olduğu vahyediliyor. kim Rabb'ıne kavuşmayı ümit ediyorsa güzel amel işlesin ve Rabb'ine kullukta ortak tutmasın
22-05-2018 03:07 AM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Murataltug Çevrimdışı
Uzman
*****

Mesajlar: 1,843
Üyelik Tarihi: Nov 2017
Rep Puanı: 68
Ruh Halim
Ruh Halim
Oylesine

Takımın:
Fenerbahce
Mesaj: #13
RE: Ayetler ve sureler
Kaynak dua ve sureler android programı

Resulullah buyuruyor

Babanıza iyilik edin oğullarınız da size iyilik etsin.

Bana itaat eden Allah'a itaat etmiş olur. Bana âsi olan da Allah'a asi olmuş olur.

Emire  itaat eden bana itaat etmiş, Emir'e asî olan bana da asi olmuş olur.

doğruya çağırana ve uyanlara sevap verilir. Ve onların sevabı eksilmez.

Sapıklığa çağırana günah verilir. ona uyanların günahlarından hiçbir şey eksilmez.

Beş günahın keffâreti yoktur. Bunlar; Allâh'a şerik koşmak,adam öldürmak,mümine iftira etmek, muharebeden  kaçmak ve yalan yere yemin 

Beşikten mezara kadar ilim tahsil ediniz.

Biat etmeyerek ölen cahiliyet zamanında ölür 

Cemaatten ayrılarak ölen cahiliyette ölür

Binekli yürüyene, yürüyen durana, az olanlar çok olanlara, küçük büyüğe selâm verir.

Bir adamın hayra sarfettiği paranın en efdali, Allah yolunda atı için verdiği ve Allah rızası için mücahid arkadaşlarına sarfettiği paradır.

baba, çocuğa güzel terbiyeden iyi miras bırakamaz

insanın  zenginliği, dünyada yaptığı iyiliklerdir.

kul ki,Allâhü Teâlâ onun kalbinden beşere merhamet yaratmamıştır,haib ve hâsir olmuştur

Bir topluluk bir yere vardığında, birinin selâm vermesi ve Oturanlardan birinin  selâm alması yeterlidir.

Allah (c.c) korkusundan ağlayan ve Allah  rızası nöbet bekleyen igözü cehennem ateşi yakmaz.

Büyüklerle oturunuz, alimlere sorunuz. Hikmet ehli ile düşüp kalkınız.

Cahiller cesur olurlar.

- Cenabı Hakkın rızası aranan bir ilmi sırf dünya metaına nail olmak için öğrenen bir kimse, kıyamet gününde cennet’in kokusunu bile duymaz.

- Cennet, onun ayakları altındadır.

- Dünya tatlı ve manzarası câziptir. Allah sizi dünyâda başkalarına halef kılacak ve nasıl muâmele edeceğinize bakacaktır. Binâen aleyh dünyâdan korkunuz ve kadınlardan korununuz.

- Dünyada iki yüzlü olanlar, kıyamet günü ateşten iki yüzlü olarak gelirler.

- Dünyanızı ıslah ediniz. Yarın ölecekmiş gibi de ahiret için çalışınız.

- Düşmanlarınızın en kuvvetlisi içinizdedir.

- Eğer biriniz, hoşlanmadığı bir rüya görürse, hemen kalkıp namaz kılsın ve o rüyayı kimseye anlatmasın.

- Evlâdım! Evine girince selâm ver ki, selâmın hem sana, hem de aile halkına bir bereket olsun.

- Evlat kokusu, cennet kokusudur.

- Ey insanlar! Allah’a tövbe ve istiğfar ediniz, ben günde yüz kere tövbe ediyorum.

- Farz ibadetlerinden sonra Allâh yanında amellerin en sevgilisi (rızâsına muvâfık olanı) , müslümanın kalbine sevinç koymaktır.

- Gece ile gündüz müsavi olduğu veya ahirzaman yaklaştığı vakitte mü’minin rüyası ekseriye doğru olur. Mü’minin rüyası nübüvvetin kırkaltıda bir cüz’üdür. Müslimin diğer bir rivayetinde: Sizden hanginiz en doğru sözlü ise onun rüyası da en doğrudur.

- Gizli ve âşikâr her işinde,Allah'dan korkmayı tavsiye ederim..

- Güçlü kimse insanları güreşte yenen değil, belki hiddet anında kendini zapteden, iradesine sahip olan adamdır.

- Günahlara tevbe eden günah işlemeyen gibidir. Günahlara tevbe ve istiğfar edip, o günaha devam eden,Rabbi ile istihza (alay) eden gibidir.

- Haset, ateş nasıl odunu yer yutarsa iyilikleri yer yutar, mahveder.

- Hayır büyüklerinizle beraberdir..
22-05-2018 03:08 AM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Gönder Cevapla


Forum'a Git:


Konuyu görüntüleyenler: 1 Misafir
Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. 5651 sayılı yasaya göre bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. 5651 sayılı yasaya göre sitemiz mesajları kontrolle yükümlü olmayıp, şikayetlerinizi [email protected] adresine yollarsanız, gerekli işlemler yapılacaktır. Dikkat: Bu site şikayet sitesi değildir, arızalı ürünleriniz ve diğer şikayetleriniz için bu email adresini kullanmayınız. Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to [email protected]