Gönder Cevapla
 
Değerlendir:
  • 1 Oy - 5 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Ailede Ahlaki Görevler
Yazar Mesaj
Kayıtsız
Kayıtsız

 
Mesaj: #1
Ailede Ahlaki Görevler
a) Ailenin Önemi
Diğer canlılardan farklı olarak insanlar tarih boyun-ca cinsel ihtiyaçlarını, bilinçli ve amaçlı olarak kur-dukları aile düzeni ve disiplini içinde karşılayagelmişlerdir. Nisâ sûresinin ilk âyetinde de işaret buyurulduğu üzere bu kurumun başta gelen amacı, sağlıklı nesiller yetiştirmek suretiyle insan soyunun devamına katkıda bulunmaktır. Hz. Peygamber de bu hususa vurgu yapmıştır (İbn Mâce, “Nikâh”, 1).

Gerçi insanlar diğer canlılar gibi evlenmeden de ço-cuk sahibi olabilirler. Ancak, insan yavrusunun bedensel ve ruhsal gelişiminin, annenin tek başına üstesinden ge-lemeyeceği kadar uzun ve zahmetli bir bakımı gerektirmesi yanında, insanın bir kültür varlığı oluşu da aile kurumunu gerekli kılmıştır. Zira inançlar, değerler, ge-lenek ve göreneklerle iyi alışkanlıklar öncelikle ve en sağlıklı bir şekilde ailede kazanılır. Kur’ân-ı Kerîm’de de işaret buyurulduğu gibi (er-Rûm 30/21), aile kurumu-nun belki de en önemli işlevi sevgi odaklı bir ilişkiler dünyası oluşturmasıdır.

Aile kurumu kıskançlıkları, dolayısıyla çatışmaları önleyerek toplumsal düzenin sağlıklı işleyişine de kat-kıda bulunur. Aile kurumu ve onun çevresinde oluşturul-muş kurallar, kadın-erkek ilişkisine biyolojik tatminle-rin ötesinde değer ve anlamlar katar. İslâmiyet’in bir yandan zinayı ağır yaptırımlarla yasaklarken bir yandan evlenmeyi teşvik etmesinin sebebi de budur.

Erdemli ve mükemmel bir toplum yapısı gerçekleştirme-nin en önemli şartı olan hak ve sorumluluk bilinci, top-lumun çekirdek birimi olan aile için de vazgeçilmez bir önem taşır. Nitekim Hz. Peygamber, aile bireylerinin haklarını ihmal etmek pahasına nâfile namaz kılmaya, o-ruç tutmaya vb. ibadetler yapmaya bile izin vermemiştir (Buhârî, “Savm”, 55).

İslâm ahlâkçıları, kural olarak diğer bütün insanla-rın ve müslümanların birbirleriyle ilişkilerinde söz ko-nusu olan hak ve yükümlülüklerden aile bireylerinin de birbirlerine karşı sorumlu olduklarını belirtmişler; ay-rıca onların kendi aralarında aile kurumuna özgü hak ve sorumluluklarının da bulunduğunu ifade etmişlerdir.

b) Eşler Arasında Haklar ve Görevler

Toplum içinde olduğu gibi aile içinde de haklara ria-yet edilmesi ve sorumlulukların yerine getirilmesi için belli bir düzen ve disiplinin kurulmasına, rollerin bel-li olmasına ihtiyaç vardır. Nisâ sûresinin 34. âyetine bakılırsa Kur’ân-ı Kerîm, aile reisliği yetki ve sorum-luluğunu, koyduğu genel ahlâk ve adalet ilkeleri çerçe-vesinde erkeğe vermiştir. Hadislerde de erkeğin bu konu-muna işaret eden ve kadının kocasına saygılı olmasını öğütleyen açıklamalar bulunmaktadır (meselâ bk. Buhârî, “Ahkâm”, 1; Ebû Dâvûd, “Nikâh”, 40; İbn Mâce, “Nikâh”, 4). Bununla birlikte, İslâmiyet’in tamamen aile düzeninin sağlıklı işleyişini temin maksadıyla erkeğe tanımış ol-duğu aile reisliği işlevi, ona asla kadın üzerinde bir baskı ve zorbalık imkânı vermez; ahlâk ilkeleriyle çeli-şen, bu nedenle de Kur’an’ın Peygamber’e bile tanımadığı (meselâ bk. el-Gaşiye 88/21-22) bu imkânı sıradan insan-lara tanıması mümkün değildir. Dolayısıyla kadının koca-sına saygısı da cebrî değil, ahlâkî bir saygıdır. Kur’ân-ı Kerîm, “Kadınlarla iyi geçininiz” (en-Nisâ 4/19) buyurur. Hz. Peygamber de insanların en iyisinin eşleri-ne karşı iyi davrananlar olduğunu ifade eder (Tirmizî, “Radâ’”, 11).

Kınalızâde’nin İslâm ve Türk ahlâk kültürünün klasik-lerinden olan Ahlâk-ı Alâî adlı eserinde (II, 23) kocanın eşine karşı görevleri özetle şu şekilde sıralanır: “Er-kek karısına karşı iyi davranmalı, haklarını gözetmeli; gücü ölçüsünde güzel ve değerli elbiseler giydirmeli; evin yönetimine onu da ortak etmeli, evin dâhilî işleri-ni ve hizmetçilerin yönetimini ona bırakmalı; kadının akrabasına saygı ve ikramda bulunmalıdır. Erkek, karı-sıyla yetinip üzerine evlenmemelidir; çünkü iki evlilik kıskançlık ve geçimsizlik doğurur”. Kınalızâde çok ka-dınla evliliğin insan tabiatına aykırılığını şu şekilde ifade eder: “Evde erkek, tende can gibidir; iki tene bir can olmadığı gibi iki kadına da bir erkek yakışmaz”.

Müslüman ahlâkçıların bu yöndeki önerileri İslâm top-lumlarının geleneğinde hâkim olan çizgiye de uygundur. Nitekim İslâm medeniyeti tarihinin önde gelen uzmanların-dan Alman araştırmacı Adam Metz’in el-Hadâratü’l-İslâmiyye fi’l-karni’r-râbi‘ el-hicrî başlıklı değerli ça-lışmasındaki (I, 179-180) bir tesbitine göre bütün tari-hî bilgiler, İslâm toplumunda ana gövdeyi oluşturan orta tabakanın bir tek kadınla yetindiğini belgelemektedir. Esasen dönemin ileri gelenleri de, halkı, tek kadınla evliliğe teşvik ediyordu. Meselâ Fâtımî Halifesi Muiz-Lidînillâh, önde gelen bir toplulukla sohbet ederken, “Kadınlarınıza ilgi gösterin; eşiniz olan bir tek kadın-la iktifa edin; çok kadınla düşüp kalkmayın. Hayatınızın tadı kaçar, zarar görürsünüz... Bir erkeğe bir kadın ye-ter” demiştir. Ünlü şair Ebü’l-Alâ el-Maarrî de şiirle-rinde tek kadınla evliliğin yararlarından söz eder (a.e., II, 179).

İslâm hukukunda da çok evlilik dinin bir emri olarak değil, ihtiyaç halinde kullanılabilecek bir ruhsat ola-rak tanıtılmış, kural olarak tek evlilik tavsiye edil-miştir. Çok evlilik için çoğu diyanî nitelikte bir dizi şarttan söz edilmesi de bu gayeye mâtuftur.

c) Ana Babanın Çocuklarına Karşı Görevleri

Her yeni doğan çocuk, aile için yeni bir mutluluk ve sevinç vesilesi olması yanında yeni sorumluluklar da ge-tirir. Ebeveynin bu konudaki görevlerini üç noktada top-lamak mümkündür:

1. Çocuğun maddî ihtiyaçlarının karşılanması. Çocuk-ların beslenme, barınma, giyim kuşam ve sağlık gibi mad-dî ve bedensel ihtiyaçlarının karşılanması ailenin başta gelen görevidir. Hz. Peygamber, kişinin hayır yolunda harcadıkları içinde sevabı en bol olanının, aile birey-lerine yaptığı harcamalar olduğunu belirtmiş; başka bir hadisinde de, “İnsanın aile bireylerini sefil bırakması günah olarak kendisine yeter” (Ebû Dâvûd, “Zekât”, 45) bu-yurmuşlardır.

2. Çocuğa sevgi ve şefkat gösterilmesi. Peygamber e-fendimizin gerek kendi çocukları ve torunlarına gerekse diğer çocuklara karşı son derece şefkat, merhamet ve sevgi hisleri duyması, onları bağrına basıp okşaması, öpmesi, hatalarını bağışlaması, şakalaşması, hatta oyun-larına katılması ile ilgili pek çok hadis rivayet edil-miştir. Onun çocukara olan bu düşkünlüğünü yadırgayan birini, “Allah senin kalbinden merhameti söküp almışsa ben ne yaparım!” (Buhârî, “Edeb”, 18) diyerek eleştirmiştir.

Modern psikoloji, ebeveynin sevgi ve şefkat gibi mâ-nevî ilgisinin en az maddî ilgi kadar önemli olduğunu, bu ilgiden yoksun kalan çocukların uyum problemlerinin bu-lunduğunu, suç işleme eğilimlerinin daha güçlü olduğunu göstermektedir. Ayrıca, çocuğun anne sütüyle beslenmesi bedensel olduğu kadar ruh sağlığı bakımından da çok ya-rarlı görülmekte ve böylece Kur’ân-ı Kerîm’in, “Anneler çocuklarını tam iki yıl emzirsinler” (el-Bakara 2/233) anlamındaki âyetinin önemi daha iyi anlaşılmış bulunmakta-dır.

3. Çocuğun eğitimi. Çocuğun dinî, ahlâkî ve meslekî eğitimi ailenin en zor ve o kadar da önemli görevidir. Müslüman ahlâk ve eğitim bilginleri Allah’ın rab (ter-biye edici, eğitici) şeklindeki ismini de buna delil gösterirler. Hz. Peygamber’in, “Ben ancak bir öğretmen olarak gönderildim” (İbn Mâce, “Mukaddime”, 17) anlamın-daki hadisi ise eğitimin bir peygamber mesleği olduğunu gösterir. Eğitimin temel amacı ise çocukların bilgide ve ahlâkta donanımlı olmalarını sağlamaktır. “Hiçbir ba-ba çocuğuna güzel terbiyeden daha değerli bir miras bırakamaz” (Tirmizî, “Birr”, 33) anlamındaki hadisin açık ifadesi yanında, “İlim talep etmek her müslümana farzdır” (İbn Mâce, “Mukaddime”, 17) mânasındaki hadis de bu hu-susta ebeveyne sorumluluk yüklemektedir.

Aile ortamı aynı zamanda bir eğitim ortamı olduğundan çağdaş eğitimciler gibi müslüman eğitimci ve ahlâkçılar da aile eğitiminin önemi ve tarzı üzerinde geniş olarak durmuşlardır. Başta Mâverdî’ye ait Edebü’d-dünyâ ve’d-dîn ve Gazzâlî’ye ait İhyâü ulûmi’d-dîn adlı ölümsüz eserler olmak üzere ahlâk ve eğitim konularındaki sayısız eserde yer alan bu husustaki önerileri şu şekilde özetlemek mümkündür: Büyükler, davranışlarıyla çocuklar için iyi örnek olmaya önem vermeli; eğitim sırasında onları büyük yerine koymayıp kendileri onların düzeyine inmeli ve on-ları anlamaya çalışmalı; oyun oynamalarına fırsat verme-li, eğitici oyunlara yönlendirmeli, onlara daima doğru ve tutarlı bilgiler vermeli; hoşgörü ilkesine özenle ri-ayet etmeli; ancak bunun ölçüsünü iyi ayarlayarak çocuk-ların şımarıp arsızlaşmasına yol açmamaya özen gösterme-lidirler.

d) Çocukların Ana Babalarına Karşı Görevleri

Hem Kur’ân-ı Kerîm’de hem de hadislerde çoğunlukla Allah’a kulluk vecîbesinin hemen ardından ana babaya saygılı olma ve iyi davranmanın bir görev olduğuna dik-kat çekilir (meselâ bk. el-En‘âm 6/151-153; el-İsrâ 17/22-37). Meryem sûresinde Hz. İbrâhim ile babası Âzer ara-sındaki bir diyalogu aktaran âyetler (19/41-88), evlâdın ebeveynine karşı saygısına bir örnek oluşturması bakı-mından ilgi çekicidir. Burada Hz. İbrâhim Âzer’e her sö-zünün başında “babacığım” diye hitap eder; babası müşrik olmasına, son derece kaba ve tehdit edici ifadeler kul-lanmasına rağmen yine de o saygısını koruyarak, “Selâm olsun sana! Rabbimden senin için af dileyeceğim” der. Hz. Peygamber de en önemli amelleri, Allah katındaki değeri-ne göre, “Vaktinde kılınan namaz, ebeveyne iyilik ve Allah yolunda cihad” (Buhârî, “Edeb”, 1; Müslim, “Îmân”, 137) şeklinde sıralamıştır. Çok meşhur bir hadiste, “kebâir” (büyük günahlar) diye bilinen başlıca kötülüklerin en büyükleri, “Allah’a ortak koşmak, ebeveyne âsi olmak ve yalan yere şahitlik yapmak” (Buhârî, “Edeb”, 1; Müslim, “Î-mân”, 143, 144) şeklinde ifade edilmiştir.

Ana babaya iyilik edip onları incitmekten kaçınmanın önemine dair pek çok âyet ve hadisin yanında, ahlâk ki-taplarında da konuya büyük önem verilmiş; onların, birer insan olarak tabii haklarının yanında; evlâtların onlara karşı yerine getirmeleri gereken birçok görevden söz e-dilmiş olup bunların başlıcalarını şöyle sıralamak müm-kündür: Maddî ve mânevî ihtiyaçlarını karşılamaya, hu-zurlu bir yaşama ortamı sağlamaya çalışmak, istetmeden vermek, kendilerinden aşırı fedakârlıklar beklememek, haklarında şikâyetçi olmamak, kusurlarını saklayıp iyi-liklerinden söz ederek itibarlarını korumak, uyarılmala-rı zorunlu olan durumlarda ise uyarıları incitmeden yap-mak, hayatta iken ve öldükten sonra haklarında duacı ol-mak, haram olmayan konularda isteklerini yerine getir-mek, hayır ve ibadetlerine yardımcı olmak, öldüklerinde vasiyetlerini yerine getirmek ve arkalarından hayır ha-senatta bulunmak, hâtıralarını yaşatmak üzere dostlarıy-la ve sevdikleriyle ilişkiyi devam ettirmek, nihayet di-nin ve örfün gerekli veya güzel bulduğu diğer hususlarda lâzım geleni yapmak.

e) Akrabalar Arasında Haklar ve Görevler

Genel olarak müslümanlar ve bilhassa komşular arasında söz konusu olan iyilik ve ikram, yardımlaşma, dayanışma, ziyaretleşme, hoşgörü, iyi ve kötü günleri paylaşma, da-vete icâbet, hasta ziyareti, bayramlaşma, tebrikleşme, tâziye gibi sosyal ve ahlâkî görevler akrabalar arasında da geçerli ve gereklidir. Ancak bütün bunlar öncelikle akraba ile ilişkileri sürdürmeyi gerektirdiği için gerek hadislerde gerekse ahlâk kitaplarında bu konuya “sıla-i rahim” başlığı altında özel bir önem verilmiştir. Bir kutsî hadiste Allah Teâlâ, kim akrabalık ilişkisini yaşa-tırsa kendisinin de o kuluna ilgisini sürdüreceğini, fa-kat akrabasını terkedenlerden de ilgisini keseceğini bil-dirmiştir (Buhârî, “Edeb”, 13). Hz. Peygamber de, konuyla ilgili pek çok hadisinden birinde, “Bütün faziletlerin en üstünü, senden ziyareti kesen akrabanı ziyaret ederek iliş-kiyi yaşatmandır” (Müsned, III, 438) buyurmuş; ziyaretleş-menin rızkı bollaştıracağını (Buhârî, “Edeb”, 12; Müslim, “Birr”, 20, 21); akrabaya mal yardımında bulunmanın baş-kalarına yapılan yardımın iki katı sevap kazandıracağını (Nesâî, “Zekât”, 82; Tirmizî, “Zekât”, 26) bildirmiş; hatta bir hadiste akrabalık ilişkisini kesenler cennete gireme-yecekler arasında gösterilmiştir (Buhârî, “Edeb”, 11; Müs-lim, “Birr”, 18, 19).
27-11-2007 04:42 PM
Alıntı Yaparak Cevapla
ce'e Çevrimdışı
Profesör
*******

Mesajlar: 5,244
Üyelik Tarihi: Mar 2008
Rep Puanı: 1372
Ruh Halim
Ruh Halim
Melek

Takımın:
diger
Mesaj: #2
RE: Ailede Ahlaki Görevler
saol..
15-04-2008 05:28 PM
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
taha yusuf Dışarıda
Profesör
*******

Mesajlar: 28,754
Üyelik Tarihi: May 2009
Rep Puanı: 24321
Ruh Halim
Ruh Halim
Neseli

Takımın:
diger
Mesaj: #3
RE: Ailede Ahlaki Görevler
paylasım için tesekkurler...

.
07-07-2010 06:04 PM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
taha yusuf Dışarıda
Profesör
*******

Mesajlar: 28,754
Üyelik Tarihi: May 2009
Rep Puanı: 24321
Ruh Halim
Ruh Halim
Neseli

Takımın:
diger
Mesaj: #4
RE: Ailede Ahlaki Görevler
guncel...

.
31-12-2010 06:05 PM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Gönder Cevapla


Forum'a Git:


Konuyu görüntüleyenler: 1 Misafir
Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. 5651 sayılı yasaya göre bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. 5651 sayılı yasaya göre sitemiz mesajları kontrolle yükümlü olmayıp, şikayetlerinizi mail@islamiforum.net adresine yollarsanız, gerekli işlemler yapılacaktır. Dikkat: Bu site şikayet sitesi değildir, arızalı ürünleriniz ve diğer şikayetleriniz için bu email adresini kullanmayınız. Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to mail@islamiforum.net