Gönder Cevapla
 
Değerlendir:
  • 0 Oy - 0 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Şiiliği ve Alevilik Aynı mıdır?
Yazar Mesaj
Şahit Çevrimdışı
Üye
**

Mesajlar: 142
Üyelik Tarihi: Feb 2012
Rep Puanı: 0
Ruh Halim
Ruh Halim
Cilgin

Takımın:
Mesaj: #1
Şiiliği ve Alevilik Aynı mıdır?
İRAN ŞİİLİĞİ VE ANADOLU ALEVİLİĞİ

Şiilik, Arapça “ŞİA” kökeninden gelir.. “Taraflar” anlamında kullanılan ŞİA kelimesi. Alevi-bektaşi teolojisinde. Bu Hz. Ali ve Ehli-i Beyt taraftarlığını ifade etmektedir.

Şiilik, ilk bakışta Alevilikle pek çok ortak noktaya sahip gibi görünmekle birlikte gerçekte bu durum tümüyle yüzeysel ve simgeseldir. Çünkü Şiilerin inandığı hz. Ali ile 12 İmam ile Alevilerin inandığı Hz. Ali ve 12 İmam aynı değildir.

Aleviler, 5 vakit namaz kılan, 30 gün ramazan tutan, kadını ile erkeğini ibadette ayıran, kadını horlayan, çarşafa büründüren, ücret karşılığı fahişeliği savunan (Muta Nikahı) bir Ali’ye inanmazlar

1-Bu bağlamda, günümüzde Şiilerin inandığı Hz. Ali ile Alevi-Bektaşilerin inandığı Hz. Ali, aynı olmadığını faklı Ali’lere inandığımızı açık açık dile getirmek gerekir.

Günümüzde Şiiler 5vakit namaz kılan, 30 gün ramazan tutan. Kara çarşafı, şeriat kurallarını uygulayan bir Ali’ye inanmaktadır.

Alevi-Bektaşi İnancında ise Hz. Ali, KIRKLAR İNANCIN’DA yerini bulan, kadın ve erkek karışık ibadet ettirren, halka namazı kılan, engür ezip içen,, Hz. Muhammed ile semah’a giren, kahraman, hoşgörülü masumun, mazlumun yanında bir Ali’ye inanmaktadır…

Bu bağlamda, Hangi Ali’ye İnandığımızı en güzel Pir Sultan Abdal dile getirir.

Muhammed Ali'nin güzel yolları
Simdi türlü türlü yol eylediler
Azgın yaralara cerrah çoğaldı
Herkes bildiğini bol eylediler

Pir Sultan Abdal’ım bu bir nur idi
Akılları ermez gizli sır idi
Bizim bildiğimiz Ali bir idi
Simdi her yerde bir Al'eylediler..
22-03-2012 12:19 AM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Şahit Çevrimdışı
Üye
**

Mesajlar: 142
Üyelik Tarihi: Feb 2012
Rep Puanı: 0
Ruh Halim
Ruh Halim
Cilgin

Takımın:
Mesaj: #2
İran Şiiliğinde İkrar ve Biat yoktur
Şiilikte ikrar ve biat yoktur.

Alevilikte ise ikrar, biat ve teslimiyet vardır. Daha Hakk-Muhammed-Ali yoluna girerken biz Şii/Caferilerden ayrışırız,. Alevi-Bektaşilikte Mümin olma.. ve Kur’ana tabi olma aşağıdaki Biat’le başlar.. Bu biat Kur’ani, Peygamber sünneti ve 12 İmam, buyruğu’na dayanır... ve Dahi İmam Cafer-i sadık Erkanındandır… Hünkar hacı Bektaşi-ı veli, Pir Sultan Abdal, ve Bütün alevi-Bektaşi Bu Uluları taliplerine bu ikrarı verdirerek yola kabul eder.

Alevi-Bektaşi, TESLİM-İ RIZA İLE Bütün canların huzunda, İKRAR CEMİ ile Alevi-Bektaşi olur... Bu Cem, Pir Huzurunda, tüm canların şahitliği ile olur, Can Hz. Muhammed’e 12 İmam’a bağlılık Biat’i (yani sözü) verir. Eğer ki bu sözünden döner ise, YOL DÜŞKÜNÜ kabul edilir.

Bu ikrar cemi şöyle olur.

Hakk-Muhammed-Ali yani Alevi-Bektaşi yoluna Teslim-i Rıza ile girecek Can'a önce Rehber eşliğinde Pir tarikat abdesti aldırır...(Bu abdest Maide Suresi 6. ayet) Böylece can bütün Cem-i Azalarıyla işlemiş olduğu günahlara tövbe eder. Bir daha işlemeyeceğine Tarikat sözü verir. İkrar cem-i Hakk-Muhammed-Ali yoluna girecek Can'nın ölüm anıdır... " ÖLMEDEN ÖNCE ÖLMEK" nin sırrı.. İkrar cemi'ninde Erenler diliyle bu şekilde ifade edilir...
Can yola girerken,

"..Bütün tutkulardan, aşırı isteklerden, dünyaya bağlı geçici dileklerden, eğilmelerden kurtulmaya ve özünü gerçeğe adamaya yani öğretiyi benimseyip yola girmeye -“İkrar (Nasip) Alma”-, “ölmeden önce ölmeyi” kabul eder... Burada can'a Piri telkinde bulunur.. Yol'un çok zorlu olduğunu "demirden "leblebi" olduğunu söyler.. Hatta yapamayacaksa.. Hakk-Muhammed-Ali yoluna girmemesi bile tavsiye edilir...

"GELME GELME, DÖNME DÖNME,, GELENİN MALI DÖNENİN CANI..."

Kişinin kendi isteğiyle maddi ve manevi dileklerinden tümden vazgeçmesiyle (yani iradi olarak ölmekle), mana aleminde, ruh bakımından yeniden hayat bulur..Alevi-Bektaşi inancında Batıni yorumda iradi olarak ölen, yani ikrarını alan can, Dünyaya yeniden gelmiş gibidir... işte Alevi-Bektaşi inancında "İKRAR CEMİ" nin sırr-ı hakikati budur...

Böylece Hakk-Muhammed-Ali yoluna giren Can..

Ahirette ise hesabını veremeyeceği ve " Ah keşke dünyaya tekrar dönsekte bu günahları tekrar işlemesek!! ( Mü'minun Suresi 22/99-100)" [color="ret"]dememek için bütün hayatını oruçlu, her anını Allah'ın huzurunda hissederek Salat-ı Daim olmaya çalışır. Ölmeden evvel ölür...

Saygı ve Sevgilerimle
22-03-2012 12:20 AM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Şahit Çevrimdışı
Üye
**

Mesajlar: 142
Üyelik Tarihi: Feb 2012
Rep Puanı: 0
Ruh Halim
Ruh Halim
Cilgin

Takımın:
Mesaj: #3
İran Şiiliğindeki şeriat Anlayışı Alevilikte Yoktur
İran Şii anlayışındaki Şeriat, Alevilikte Yoktur


Şiilik şeriata bağlı kalınır, Şiilikte minhâç ( aydınlık yol) yani tasavvuf ve tarikat yoktur. Alevilik ise, minhâç ve erkan, yani tasavvufi yoludur.(Aydınlık yoludur).Ehli Sünnet gibi hareket eder ve Sünni düşünceyi paylaşırlar Alevilik ise, şeriat, tarikat, marifet ve hakikat aşamalarını kabul edilir.

Genel olarak bakıldığında Şiiliğin şereiat algılayışı, Şiilikte dinin ayrıntılara ait koşulları (Füru-ı Din )ondur. a-Namaz,b-Oruç,c- Hac d-Zekat e- Cihat etmek f- Humus g- Peygamber soyuna tevella etmek h- Peygamber ve Ehl-i Beyt düşmanlarını teberra ( dışlamak) j-İlahi emirleri tutmak, k-Yasaklarından kaçınmaktırNamaz-oruç-zekat gibi ibadetleri Sünnilikle benzeşir, genel olarak ibadetsel yönlerden ufak farklılıklar dışında ayrışma yoktur.

Bu bağlamda, Şiiliğin/sünniliğin, şeriat algılaması, Alevilikten farlıdır. Şekilsellik zaman ve mekân fetişizmi ön plandadır. Şii anlayışın namazının kıblesi Kâbe, zamanı günlük ve vakitli iken, Alevi Bektaşi, namazı olan halka namazı, kıblesi cemal cemale, ibadet yeri cem evi, vakti genellikle Perşembe gecedir. Günlük namaz bu anlamda alevi Bektaşi anlayışında yoktur, yine cami anlayışı da tarihin hiçbir döneminde Alevi-Bektaşi geleneğinde yoktur.

Bu bağlamda Şii geleneğinde yer alan, ramazan orucu ve Arap-Fars geleneklerine dayanan toplumsal hayatı yönetme olarak algılanan, şeriat anlayışı da alevi-Bektaşilikte bulunmaz.

Saygı ve Sevgilerimle
22-03-2012 12:21 AM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Şahit Çevrimdışı
Üye
**

Mesajlar: 142
Üyelik Tarihi: Feb 2012
Rep Puanı: 0
Ruh Halim
Ruh Halim
Cilgin

Takımın:
Mesaj: #4
Şiilik Bir Mezhep'tir. Alevilik Yol(tarikat) tır
Caferilik ve Şiilik kendini mezhep olarak görmektedir. Alevi-Bektaşilikise, kendini mezhep olarak görmeyip, kendini Allah’a ulaşmak için YOL olarak tanımlarken, . Bu bağlamda Şiilik tarikatı kabul etmez. Ve ret eder.

Alevilik kendini Şu şekilde tanımlar..

Alevilik, İslamın özdür. Türk ve Anadolu halklarının islamı yorumlayış şeklidir.

Alevilik... İslamın Türk ve Anadolu halkı yorumudur..Nasıl.. İslamın Acem ve fars yorumu şiilik.. Arap yorumu sünnilik ise...

Alevilikte Türk ve Anadolu halkı yorumudur...Bu bağlamda arap islam anlayışı olan sünnilik içinde arap gelenekleri ve görenekleri nasıl bulunuyorsa yada iran islam anlayışı olan şiilik içinde Acem ve fars kültürü nasıl baskınsa.. Anadolu Aleviliği içinde de Türk ve Anadolu halklarının kültürleri yaşam tarzları ve dünya görüşlerinin bulunması doğaldır...

Alevilik bir mezhep yada hizip değildir.. Kur'an-ı Kerim'in yorumlanmasıdır... Yani Tarikat yada "Yol" demek daha doğru.. Din ise tekdir... Hepimiz İslamız-Mü'miniz...

"...Sorma be birader mezhebimizi
Biz mezhep bilmeyiz yolumuz vardır
Çağırma Meclis- Riyaya bizi
Biz şerbet içmeyiz dolumuz vardır..."

Bu bağlam da Alevi şu kimseye derler :

***LA İLAHE İLALLAH MUHAMMEDEN RESULULLAH ALİ-ÜL VELİULALLAH DİYENDİR...

***Alevi .. Allah'a İnanan.. Hz. Muhammed'i Peygamber olarak kabul eden... Hz. Ali''ye ve Ehl-i Beyt'e tabi ve yolunda olan kimselerdir...

Ve bizler öyle kimseleriz ki...

Bizler İslamın özü... Guruhu Nacilerdeniz...

Peygamber'e Sordular.. Ya Habibullah! Senden sonra kime uyalım?.. Kimin peşinden gidelim?..

Hz. Muhammed Mustafa Buyurdu ki...;

“Güneşe uyun, onda arayın hidayeti.....

“Güneş batınca aya.....

Ay batınca Zühre’ye....

Zühre de batınca iki kutup yıldızına uyun.....diyordu.

Bu hidayet nurlarının kimler olduğunu sorusuna da Hz. Resulullah.ın.. cevabı şu olmuştu:

— Ben Güneşim..... Ali aydır.... Fatıma Zühre (Venüs).... ve Hasan ile Hüseyin de iki kutup yıldızıdır...

Allah Eyvallah
22-03-2012 12:22 AM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Şahit Çevrimdışı
Üye
**

Mesajlar: 142
Üyelik Tarihi: Feb 2012
Rep Puanı: 0
Ruh Halim
Ruh Halim
Cilgin

Takımın:
Mesaj: #5
Alevilikte yer alan Pir-Mürşit-dede-baba-Rehber gibi kavramlar Şiilikte Yoktur
Alevilikte, peygamber nesli Evlad-ı resul Pir, mürşit,rehber,dede gibi kavramlar vardır.Şiilikte bunların hiç biri yoktur.

PİR:

Allah'a Kul, Peygamber'imiz Muhammed Mustafa'ya ümmet, Ali-el Mürteza'ya talip, ve Ehl-i Beyt' tabi olan canları eğitim, onları bedensel ve ruhsal kirlerden arındıran ve gerçek bir inanan olarak yetişmelerini sağlayan... Hz. Muhamed ve Hz. Ali'nin soyundan gelen.. seyidlerdir.. Pir'ler ancak 12 İmam Neslinden olabilir... sonradan Pir olunamaz...

Ey zahid, Eldedir külli varımız
Cümleden uludur yolumuz
Her suale vardır cevabımız
Ol Kur'an-ı natıktır Sırrımız

Mürşid (Dede-baba) :

Hizmet itibari ile Hz. Muhammed, Hz. Ali ve Haci Bektasi Veli’i temsil eder. Hakk'a... Hakikate ulaşmak isteyen canları eğitip doğru yolu gösteren ve onları birer kamil insan olarak yetiştiren Seyidtir... Mürşit'ler 12 İmam neslindendir.. sonradan Mürşit olunamaz.. Cem Erkanı Başkanlığını yapar, ikrar alır nasip verir. Cenaze, Müsahiplik, Nikah, Sünnet, Ad takar (isim takar).

Rehber:

Görev itibariyle İmam Hüseyin´i temsil eder. Yola girmek isteyenleri hazırlar, yol gösterir. Mürsidin en yakın yardımcısıdır.

Saygı ve Svegilerimle
22-03-2012 12:23 AM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Şahit Çevrimdışı
Üye
**

Mesajlar: 142
Üyelik Tarihi: Feb 2012
Rep Puanı: 0
Ruh Halim
Ruh Halim
Cilgin

Takımın:
Mesaj: #6
Musahiplik şiilikte Yoktur
Şiilikte, musahip olma koşulu yoktur, Alevilikte ise musahip olma koşulu vardır.

yine Şiilik ile Aleviliği birbirinden ayıran en önemli fark, Musahiplik konusundadır, Alevilikte musahiplik şart iken, Şiilikte böyle bir inanç yoktur, “bütün Müslümanlar kardeştir türünden, Sünni anlayış Şiilikte de vardır..

Oysaki Musahiplik Alevi-bektaşi inanışında önemli bir yere sahip Kur’ani- peygamber sünnetine dayanan bir ilkedir.

MUSAHİPLİK CEMİ: Degerli canlar, musahip arapca kardes demektir. musayip tutma her aleviye şart koşulmuştur. Şöyle ki Bu ibadet... Peygamber Efendimizden kalan bir sünnettir; Müslümanlar Mekke'den Medine'ye hicret ettiklerinde... Mekke'li ve Medineli müslümanlar bir araya toplanmışlardı... Bütün müslümanların hicretinden sonra Ve Allah emri.... Cibril-i Emin nefesiyle Hz. Muhammed Mustafa'ya 'da Hicret emri geldi... Ve yine Hz. Muhammed Allah'ın emriyle Hz. Ali'yi kendi yatağına yatırdı... Medine'ye hicret etti...

Peygamber Medine'ye ulaştığında aşağıdaki Ayet-i Kerime nail oldu...

İsmişah! Bismişah Allah Allah...

Hakk, Dost, Zahir, Batın, Hazır, Gaib. Sırr-ül Sır Erenlerinin Gülcemallerine aşk...

Ber-Cemal-i Muhammed, Kemal-i İmam Hasan, İmam Hüseyin, Ali ra Bülende salavat...

Allahümme salli ala seyyidina Muhammed-in ve ala Ali Muhammed...

"Onlar ki Hakk'a bağlanıp hicret ettiler...
Mallarıyla canlarıyla Allah yolunda savaştılar

Onlar ki (hicret edenleri) barındırıp yardımda bulundular
İşte bunlar, birbirilerinin dostu ve yâridirler

O kimseler ki İnkâr edip küfre saparlar
Hiç şüphesiz onlarda birbirilerinin yâridirler

Eğer böyle yapmaz (birbirinize dost ve yakın olmaz) iseniz
Her zaman yeryüzünde fitne ve fesata izin verirsiniz...
(Enfal suresi ayet 72-73)

Ve böylece Hakk emri... Peygamber sünnetiyle Muhacir ile Ensar birbiriyle kardes kılındı.

Medine'ye En son. gelen ise... Peygamber'i Mekke'li müşriklerden korumak için O'nun yatağına yatan Hz. Ali idi.... ve kendisine kardes kalmamıştı. Üzgün olan Hz. Ali Peygamber'in yanına gitti... Herkesin bir kardeşi olduğunu kendisinin ise bulunmadığını söyledi..

Peygamber Hz. Ali'ye hitaben dediki; "Ya Ali sen benim dünya ahret kardesimsin, Musa'ya Harun neyse sende bana Öylesin",ve sonrasında orada bulunan bütün müslümanlara hitaben, bu Allah'ın isteğidir. Diye Buyurdu.

Değerli canlar, bu tarihten sonra Alevi-islam inancına sahip kimseler, Hakk emri... Peygamber'imizin sünneti İmam Caferi Sadık'ın Erkanı üzre kendi akrabaları dışında bir kimseyi kendine kardeş kıldı.

Musahipler:

1-Dünya- ahret kardes olup iki cihandada birbirinden sorumludur.

2-Musahiplik evli çiftler arasında ise. ve bu kimselerin kızları birbiriyle evlenemez...

3- Birbirlerine ihtiyaç duyduklarında yanlarında olmaları gerekir.

4- Müsahiplik... Kişilerin kendilerinin karar vereceği bir şey olmayıp... dede-baba'nın izni ve Müsahiplik Ayin-i Cemi ile olur...

5-Kimler bibiriyle müsahip olamaz..

***Dede-baba ve Pir, Taliple

***Alim, cahille...

***Mü'min ile Münafık& İnanan ile İnanmayan

***Piri olan ile Pirsiz olan& düşkün

***Evli kimseler bekar ile

***Genç ile yaşlı

***Zalim, mazlum ile

MÜHAİP OLAMAZ...

***

***Müsahiplerin hem kendileri hemde aileleri birbirlerinin dünya-ahret kardeşidirler... bekar kimseler arasında olan Müsahiplikler de ise.. sonradan evlilik yada cinsellik içeren her türlü ilişki yasaktır... düşkünlük sebebi saylır.. yoldan düşer..

Allah Eyvallah
22-03-2012 12:24 AM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Şahit Çevrimdışı
Üye
**

Mesajlar: 142
Üyelik Tarihi: Feb 2012
Rep Puanı: 0
Ruh Halim
Ruh Halim
Cilgin

Takımın:
Mesaj: #7
Şiilikte mut’a nikâhı evlilikleri Alevilikte Yoktur
Şiilikte mut’a nikâhı evlilikleri kabul edilir. Alevilikte ise mut’a nikahının varlığı kabul edilmez. Genellikle tek eşliliği kabul eder.

Şii anlayışındaki Muta nikahı şöyledir. Erkek, rızası olan bir kadınla belirli bir ücret karşılığında anlaşarak, belirli bir süreliğine evlenir. Muta nikahı, Sünnilikte ve Anadolu Aleviliğinde uygulanmaz.

islam öncersi acem ve arap kültürünün bir unsuru olan Muta nikahı, İslam'ın ilk yıllarına kadar sürmüş, daha sonra yasaklanmıştır. özellikle harp zamanlarında, uzun zaman kadınlardan uzak kalan as¬kerler için muta nikâhına izin verilmiştir... Türk ve Anadolu geleneklerinde ise, kadın'ın yeri ve konumu nedeniyle böyle bir uygulama olmadığı gibi, kadın erkeğinin yerine geçen o olmadığı zaman aileyi ve hatt toplumu yönetendir.

Kıyılışı:

Erkek, rızası olan kadına, "Beni (...) (aylık) bir zaman için mutalandır" veya " (...) kadar para karşılığında seninle mutalandım" der. Muta nikahı ile evlenen kadın, nikahın süresi ne kadar olursa olsun mirastan hak iddia edemez.
Muta nikahı kıyan erkek, sonradan normal nikahın şartlarını yerine getirip bu kadını sürekli eş olarak olarak alabilir...


Alevi-bektaşi İnancında, kadının iffetinin korunması asıldır.. ücret karşılığı kadınla ilişkiye girmek, dinin emri olamaz. Muta nikahı kesinlikle Alevi-Bektaşi erkanında yoktur. Ve Düşkünlük sebebidir..

Kur'an-ı Kerim'in Nur Suresi kadın ve erkeğin İffetinin korunması üzerine inmiştir.. iffet ve ve namus Güzel ahlakı tamamlamak için inan dinimizin temelidir.
22-03-2012 12:25 AM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Şahit Çevrimdışı
Üye
**

Mesajlar: 142
Üyelik Tarihi: Feb 2012
Rep Puanı: 0
Ruh Halim
Ruh Halim
Cilgin

Takımın:
Mesaj: #8
Şiilikte Şeriat anlayışna Karşılık Alevilikte 4 kapı 40 Makam Düsturu Vardır
Alevilikte 4 kapı 40 makam anlayışı vardır. Bunlar şeriat, tarikat, marifet , hakikattır ve her kapının 10 menzili vardır. Şiilikte ise sadece şeriat vardır.

Şii anlayış, Alevi-Bektaşi anlayışındaki 4 kapı kırk makam öğretisini kabul etmez… şii anlayışta şeriat makamı vardır.. şeriatın batın yorumu olan tarikat, marifet ve hakikat makamları kabul görmez...

Yine hemen belirtmek gerekirki şiilerin Şeriat anlayışında,

Şiilikte dinin ayrıntılara ait koşulları (Füru-ı Din )ondur. a-Namaz,b-Oruç,c- Hac d-Zekat e- Cihat etmek f- Humus g- Peygamber soyuna tevella etmek h- Peygamber ve Ehl-i Beyt düşmanlarını teberra ( dışlamak) j-İlahi emirleri tutmak, k-Yasaklarından kaçınmaktır..

Hemen belirtmek gerekir ki.. şiilerin, Namaz-oruç-zekat gibi ibadetleri Sünnilikle benzeşir, genel olarak ibadetsel yönlerden ufak farklılıklar dışında aralarında ayrışma yoktur...

Alevi-bektaşiliğin Şeriat makamı ise şöyledir...

1. Iman etmek,
2. TEMİZ OLMAK
3. Ibadet etmek,
4. Haramdan uzaklasmak,
5. Ailesine faydali olmak,
6. Çevreye zarar vermemek,
7. Peygamber'lerin emirlerine uymak,
8. Sefkatli olmak,
9. İlim öğrenmek
10.Yaramaz islerden sakinmak.
22-03-2012 12:26 AM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Şahit Çevrimdışı
Üye
**

Mesajlar: 142
Üyelik Tarihi: Feb 2012
Rep Puanı: 0
Ruh Halim
Ruh Halim
Cilgin

Takımın:
Mesaj: #9
Şiilikte, Semah ve Müzik Eşiliğinde Zikir İbadeti Yoktur
Şiilikte, semah ve müzik eşiliğinde zikir ibadeti yoktur. Alevilikte ise bunlar ibadetin temel öğeleridir.

Şii inancında zikir, Sünni inançtakiyle paralellikler gösterir. Bu bağlamda Şiilikte zikir, Siilerin Allah'i anma olarak algılanır, semah, ve bağlama eşiliğinde ibadet anlayışı yoktur.

Alevi-bektaşi inancında ise bağlama “telli Kur’an” olarak adlandırılır, bağlama ve semah İbadetin bizatihi kendisidir. Alevi-bektaşi semahını ve Müzik aletiyle ibadeti Kur’ana dayandırır. Müzik aletliyle ibadet Kur2an da Hz. Davut’un Ribabıyla dır..

Degerli canlar..

"....Semâ kelime olarak “işetmek ve dinlemek” mânâlarına gelmektedir. Güzel sesle ve musikî refakatinde coşmak mânâsında da kullanılır.

Tasavvufta Semâ bir vasıtadır. Semâdan gaye ise, ondan meşru olarak faydalanmak ve bu vesile ile insanlara Hakkın kelâmını dinletmektir...

Mevlana'nın dediği gibi....

"... Ol Semâ Hakk âşıklarının gıdasıdır, onda Canan ile (hakikî dost ile) buluşup kavuşmanın lâtif bir hayali bulunur. Ve semâ manevî hal sahibi olan gönüller için bir döşek gibidir..."

Bu manada Alevi-bektaşi Ayin-i cemlerinde Semah, İbadetin bir parçasıdır...Semah; Kişinin Hakk-Muhammed-Ali aşkıyla kendisinden geçmesini, çoşmasını ifade eder.... Semah bu manada bir yüceliştir... Allah'a yöneliştir...Adeta kanat çırparak Hakk'a doğru yönelişin manevi bir yolculuktur...

Semah bir dans veya folklorik bir gösteri değildir...Aksine kaynağını Kur'an-ı Kerim'den alan bir ibadettir...

İsmişah! Bismişah Allah Allah...

Hakk, Dost, Zahir, Batın, Hazır, Gaib. Sırr-ül Sır Erenlerinin Gülcemallerine aşk...

Ber-Cemal-i Muhammed, Kemal-i İmam Hasan, İmam Hüseyin, Ali ra Bülende salavat...

Allahümme salli ala seyyidina Muhammed-in ve ala Ali Muhammed...

"And olsun o saf bağlayıp dizilenlere,

O Kanatlarını açıp toplayarak uçanlara,

O haykırarak zikir okuyanlara..."
(SAFFAT SURESİ: 1-2-3)

Alevi-Bektaşi Ayin-i Cem'inde Semah'a duranlar... Hakk-Muhammed-Ali postu önünde... önce saf bağlayıp, dizilirler.... Destur verilince... Hakk-Muhammed-Ali aşkıyla kanatlarını açıp, toplayarak uçarcasına kendilerinden geçip Ol Hakk'ı zikrederler...

Bütün Semah'larda kollar açlıp kapanır...ve Böylece Kur'an hükmü yerine gelsin istenir... Şüphesiz Ol Hakk'ı şeksiz gümansız zikredenleriz biz... O'nu yücelten, ve her dem ananlarız biz...Daim salat ve Zikir üzre olanlarız biz...

Allah Eyvallah Şeyhen İlallah
22-03-2012 12:27 AM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Şahit Çevrimdışı
Üye
**

Mesajlar: 142
Üyelik Tarihi: Feb 2012
Rep Puanı: 0
Ruh Halim
Ruh Halim
Cilgin

Takımın:
Mesaj: #10
Alevi-bektaşi İnancında Namaz ve Sünni/Şii Namazından Farklılıkları
Degerli canlar..

Şimdide Alevi-bektaşi İnancındaki namaz/niyazın genel özelliklerini inceleyelim..

Alevi-bektaşi islam Ekolünde, Namaz İbadeti, "cem" adını almaktadır. Namaz'a "halka namazı" yada "Niyaz" adı verilmektedir. Cem ibadeti İslam ve Kur'an daki namaz buyruğunun uygulanma biçimdir. Teolojik olarak kaynağı Kırklar meclisidir.. icra edildiği mekan Cem Evleridir.

Genel Özellikleri:

1-Alevi-bektaşi islam ekolünde namaz Allah2a yakarış ve dua etkinliğidir, ibadettir. bu etkinlik bireysel olarak yapılabileceği gibi toplu olarakta yapılabilir.

2-Namazın ( Dua/zikir anlamı ötesinde, bedensel olarak yapılan ruku-Secde-kıyam dışında ) belli bir şekli ve şemali yoktur. her toplum kendi kendi kültürü/gelenekleri belli bir şekli içerisinde bir takım şekiller oluşturabilir. asolan niyettir.

3-Namazın zaman ve mekan sınırlaması yoktur.. bu anlamda günlük beş vakit yada üç vakit namaz söz konusu değildir... bu anlamda sünni/şii namazlarındaki vakit ve şekil unsurları tümüyle zorlama yorumlara aynı şekilde, Arap ve Fars halklarının kültürlerine dayanmaktadır.

Bu nedenle namazı belli bir şekle hapsetmek, Kur'ani değildir... Kur'an da Allah yatarken, ayaktayken, otururken ibadet edilebileceğini net biçimde belirtmiştir.

4-Alevi-bektaşilerin namaz /niyaz (halka namazı) konusundaki geliştirdikleri içtihat ve yorum, mensup oldukları kültürün doğal bir sonucudur. Bu bağlamda cem ayini, İslamın İbadet emrinin Alevi-bektaşi uygulama biçimidir.

5-Alevi-bektaşinin ibadeti cem ayinidir. başka türlü ibadet Alevi inanç kültüründe olmadığı gibi Alevi-bektaşi geleneğine de aykırıdır...

6- Cem ayini, İçerisinde barındırdığı "dara Durma" yani KIYAM, Tecella ve Temenna yine Rukü ve defelarca icra edilen secde... İslamın İbadet buyruğunu karşılayan en güzel ritüeldir.

7- cem Ayini dışında başka türde bir namazı benimsemek yada bunu savunmak Aleviliğin eritilmesi, asimilasyonu çabasından başka bir şey değildir.

8-Kur'anda vakit belirtilmeden, açıkça belirtilen tek İbadet Cuma İbadetidir. Alevi-bektaşilerin Cem Ayininin Yapılış vakti, yani Perşembeyi Cumaya bağlayan gece, Cuma İbadeti vaktidir... Cuma İbadeti vakti Cuma günü süresinin tümüdür. Bu sürenin herhangi bir bölümünde İbadet ifa edilebilir.

9-Cuma namazı yada Cuma ibadeti Kur'an da Kadın-erkek ayrımı yapılmadan tüm inananlara emredilmiştir. Bu bağlamda, Alevi-bektaşi kadın erkek birlikte cem yapmaları Kur'ansal buyrukla örtüşen Peygamber ve 12 İmam sünnetine uydgun bir ibadettir...

Saygı ve Sevgilerimle

Namaz kılar isen, kılmayana dokunma
Belki haktır, onu münafık sanma
İnsan dili başka başkadır amma
Allah'ın huzurunda fert var değil mi?

Afrika,Sibirya ol Hakk'ın eseri
Müslüman değilse,Hiç mi? Serseri
Onu sen mi yaptın da* beri gel beri
Sanki sende mühür kart var değil mi?

Türbeyi öp, fakat orda yatanı tanı
Eğer ölümüş ise, toprantandır tanı
Toprahın kralı da insandandır hani
Daha yüzü taşa sürten var değil mi?

Uçağa binerek hacca gidersin
Uçağı yapana da gavudur dersin
Bırak Nuh'un gemisini neylersin
Sende gemi olan sırt var değil mi?

Gel kardaşım,diplomayla şımarma
Onu verenlerinde başına vurma
Lugat masalıyla halkı kandırma
Yumuşağın sonunda sert var değil mi?

Tarlada tezgahta yorulan benim
Cephede göğsünden vurulan benim
Benim adım halktır. yere serilen benim
Vur bana,senin suçu örten var değil mi?

Mahsuni lanet et ikilikçiye
Ben boyun eğmem paşaya beye
Öyleyse adam vur,bilmiyor diye
Şuçluların suçunuda tartan var değil mi
22-03-2012 12:28 AM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Gönder Cevapla


Forum'a Git:


Konuyu görüntüleyenler: 1 Misafir
Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. 5651 sayılı yasaya göre bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. 5651 sayılı yasaya göre sitemiz mesajları kontrolle yükümlü olmayıp, şikayetlerinizi mail@islamiforum.net adresine yollarsanız, gerekli işlemler yapılacaktır. Dikkat: Bu site şikayet sitesi değildir, arızalı ürünleriniz ve diğer şikayetleriniz için bu email adresini kullanmayınız. Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to mail@islamiforum.net