Gönder Cevapla
 
Değerlendir:
  • 0 Oy - 0 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
İslam ve hayat
Yazar Mesaj
Murataltug Çevrimdışı
Uzman
*****

Mesajlar: 2,213
Üyelik Tarihi: Nov 2017
Rep Puanı: 68
Ruh Halim
Ruh Halim
Oylesine

Takımın:
Fenerbahce
Mesaj: #81
RE: İslam ve hayat
Kaynak kuraan mucizeleri android programı

KANIN DAMARLARDAKİ YOLCULUĞU

Vücudumuzu kaplayan mucizevi ağlardan biride kan damarlarıdır sinir ağı gibi vücudun her noktasını dolaşır. damarlarımız uzun bir alana yayılsalar toplam uzunlukları 100 bin kilometre olur. vücudun her yerini kaplar en ufak çizikte kan damarları her yeri sarar. Kan damarlarıyla hücrelerin ihtiyacı besinler taşınır. Hücrelerin çalışması için oksijen damarlardaki kanla  hücrelere ulaşır. Oksijen, yağ, amino asitler kanda ilerler ve hücrede boşaltılır bu sistem hatasızdır Her madde hücreye doğru zaman ve miktarda ulaşır. hücreye oksijen yerine yağ gitseydi, hücre ölürdü Ancak hata olmaz. Çünkü  Yaratıcımız Allah kusursuzca yaratan ve hizmetimize verendir

MİDENİZ YİYECEKLERİ NASIL SİNDİRİR?

nefes almak, yüzmek günlük hayatın parçasıdır. Ancak bunları düşünmeyiz. Vücudumuzda enerjiye ihtiyaç vardır. enerjiyi besinlerden alırız vücudun ihtiyacı besinler kanda dolaşan küçük, parçalar olmalıdır. Aksi takdirde hücreye girmez. yediğimiz yiyecekler kocamandır  yediğimiz yiyecekler için makinaya ihtiyaç vardır. buna  öğütücü denilebilir. vücuddaki öğütücü makine sindirim sistemidir  eksiksizce çalıştığı için besinleri sindiririz. Sindirim sisteminin parçalarının uyumludur yoksa sistem çalışmaz.Uzaktan kumandalı araba; tekerlek kumanda  motordan oluşur. Sindirim sisteminde parçalar vardır. mide, yemek borusu,, gibi çeşitli uzaktan kumandalı araba antensiz  ve tekerleksiz hareket edemez her parçası birarada olduğu takdirde çalışır. sindirim sistemi için de aynı şey geçerlidir. *Yemek borusu olmadan midenin anlamı yoktur. yiyecekleri mideye taşıyan yemek borusudur. mide olmadan bağırsak işe yaramaz  midede sindirilen besinler bağırsaklara geçerek hücrelerimize ulaştırılır herşeyin yaratıcısı olan Rabbimiz, bize kusursuz bir sistem yaratmıştır. Rabbimizden başka ilah yoktur ayette  buyrulmaktadır: Sizin ilahınız yalnızca Allah`tır O`nun ilimi herşeyi kuşatmıştır." (Taha Suresi)

Dilinizin Arkasında Yararlı Bakteriler Yaşıyor

Bakteriler zararlıdır zarardan korunmak için  temizliğe dikkat edilmelidir Ancak zararlı bakterilerin yanı sıra yararlı bakterilerde vardır Dilinizin arkasındaki bakterilerin görevi midenizdeki zararlı mikropları öldürmektir.  bakteriler, yediğiniz yeşil yapraklı besinleri ve nitrat" adlı maddeyi dilinizin arkasında "nitrit maddesine dönüştürürler. ağzınızdaki tükürük, nitritle birleşince mikrop öldürücü bir maddeye dönüşür. dil arkasındaki bakteriler sayesinde ağızda mikrop öldürücü bir madde oluşur. mikrop öldürücü madde üreten iyi bakteriler sayesinde birçok hastalıktan korunursunuz. Bu iyi bakteriler vücudumuzu en güzel şekilde yaratan Rabbimizin şefkat göstergesidir. Allah bize güzellik ve nimetler vermiştir ayetinde buyuruyor  Allah`ın nimetini saymaya kalksanız, onu  sayamazsınız Allah, bağışlayan ve, esirgeyendir. (Nahl Suresi)

YİYECEKLERİN VÜCUTTAKİ YOLCULUĞU

*Vücudumuzun çalışması için  enerjiyi  yiyecek ve içeceklerden sağlarız. yiyeceğin kullanılabilecek hale gelmesi için sindirilmesi gerekir. besinler sindirildikten sonra vücut hücreleri onları kullanır. şeker, hücrelere yakıt sağlar ve enerji artar, protein hücrelerinizin gelişmesi vücudunuzun büyümesi anlamına gelir. Doğduğunuzda yaklaşık 3 kilogramdınız. 10 yaşındayken 35, 15 yaşındayken 50, 25 yaşında 60 kilo olacaksınız. kilo farkının besinlerin vücuda katılmasıdır. besinler size  enerji sağlar, et ve kemik oluşturur. İşe yaramayan kısımlar vücuttan atılır. bütün bu işlemler sindirim sisteminde gerçekleşir. Mide, bağırsaklar, pankreas sindirimde rol alırlar.*Sindirim sisteminin çalışması, petrol rafinelerinin çalışma prensibine benzer. Rafinerilere hammadde olarak gelen petrol, makinelerce işler  hale getirilir. Midemize yediğimiz besinler hammadde olarak girer ve vücudun kullanabileceği hale gelecek işlemlerden geçirilir. Mide ve bağırsaklarda parçalanan besinler hücrelere besin olur ve kan damarları yoluyla ihtiyaç  bölgelerine  ilerler. Petrol rafinerilerinde nasıl tek bir madde işlenerek başka ürünlere; benzin ve lastiğe dönüştürülüyorsa, yiyeceklerin içindeki besin de midede yağ, şeker ve karbonhidrata bölünür Ancak midede gerçekleşen olaylar, bir rafineridekinden çok daha detaylıdır. Üstelik bütün olaylar dev bir fabrikada değil, vücudunuzdaki küçük bir alanda gerçekleşir.
*Vücuddaki sindirim yolu toplam 10 metredir Buda insan boyunun 6-7 katı  bir uzunluktur böyle bir uzunluğun bedenimize sığdırılması olağanüstü bir durumdur. Bu kadar uzun bir kanal bedenimize nasıl yerleştirilmiştir vücudumuz çok özel bir tasarımla yaratılmıştır sindirim kanalı, vücudumuza kıvrımlarla yerleştirildiği için çok uzun olmasına rağmen çok az bir alana sığmaktadır. Bu özel tasarım herşeyi yaratan Rabbimizin kusursuz tasarımıdır. Sindirim sistemi Allah`ın vücudumuzda yarattığı harikalıklardan yalnızca bir tanesidir.

BEYNİMİZ NASIL ÇALIŞIR?

yap-boz parçalarını dağıtın ve bunların bilgi  olduğunu farz edin. bazı parçalar ışık, bazı parçalar renk, olsun. Şimdi parçaları birleştirin Sizin uzun uzun düşünerek yaptığınız bu işlemi Allah`ın ilhamıyla hareket eden beyniniz saniyede yüzlerce kere yapar. Beyin göz burun ve kulakdan, deriden, ağızdan gelen bilgileri toplayarak bir anlam ortaya çıkarır. Bunu yapan beyninizdeki 100 milyar sinir hücresidir. hücreler elmanın rengini görmenizi, en yakın arkadaşınızın sesini tanımanızı ve koku almanızı sağlar. mükemmel dünyayı yaratan çok üstün başka bir güç sahibi vardır yegane güç sahibi Allah`tır. Herşeyin sahibi Allah, herşeyi kusursuzca yaratmış bize hayat sunmaktadır. Bize düşen Rabbimize şükretmektir. Allah, Kuran`da gözlerimizi ve kulaklarımızı örnek vererek buna şükretmemiz gerektiğini bildirmiştir: O, sizin için kulakları, gözleri ve gönülleri inşa edendir; ne az şükrediyorsunuz. (Müminun Suresi, 78)
15-05-2018 07:07 AM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Murataltug Çevrimdışı
Uzman
*****

Mesajlar: 2,213
Üyelik Tarihi: Nov 2017
Rep Puanı: 68
Ruh Halim
Ruh Halim
Oylesine

Takımın:
Fenerbahce
Mesaj: #82
RE: İslam ve hayat
BİTKİLERDEKİ  MUCİZE

Bir meyve ağacında, bir bitkide, insanoğlunun teknoloji ile ulaşamayacağı kadar yüksek bir akıl,  ve teknoloji vardır. Bir tohumun bitkiyle ilgili herşeyi, şeklini, yapısını, yapraklarının özelliklerini, renklerini sayısını, meyvelerin tüm özelliklerini ve yapısını içermesi hayranlık uyandırıcıdır. Tat ve kokulardaki çeşitliliğin yanısıra meyveler estetik olarak birer mucizedir. İnsanın damak zevkine uygun oluşları, içerdikleri vitaminler ile insan bedeninin ihtiyaçlarını karşılayabilmeleri meyvelerde yaratılış hikmetlerinden sadece birkaçıdır. Kendine has bir lezzete ve kokuya sahip olan her meyve  son derece estetik bir görünüme ve çekici renklere sahiptir. 

Birçok insanın yalnızca meyve kabuğu olarak değerlendirdiği mandalina, portakal  muz gibi meyvelerin "ambalaj"ları son derece güzel ve soyulması kolay özelliklere sahiptir Meyvelerin tadları ve kokuları dikkat çekicidir. Örneğin portakalın tadı son derece acı olabilirdi ya da bildiğimiz güzel tada sahip olurdu, ama çok kötü kokusu olabilirdi. Rengi çamur rengi olabilirdi. Oysa her meyve olabilecek en güzel tat ve kokuya sahiptir tat ve kokuları topraktan elde ettikleri maddelerle üretmektedirler. toprak tüm meyvelerden farklı bir kokuya sahiptir, tadı  kötüdür. Ancak ağaç, çamur yığınından kendisine gerekli  maddeleri özümsemekte, bunları kimyasal işlemlerden geçirerek tat ve koku üretmektedir. 

hayranlık uyandıran başka bir mucize ise meyve ağaçlarının lezzet ve kokuyu nereden bildiğidir. koku" ve tat" gibi kavramlar insana aittir ağaç tat ya da kokuyu bilemez. Bunu bilmesi için, insanın sahip olduğu damak zevki, güzel koku gibi kavramlara sahip olması gerekir. İnsanın hangi karışımdan lezzet aldığını, hangi tadı beğendiğini, nasıl bir dil yapısına sahip olduğunu öğrenmesi gerekir. Bunları öğrendikten sonra çamurların içinden topladığı maddelerle mükemmel bir kimya olayı gerçekleştirecektir. Ağacın kusursuz yeteneği yalnızca koku, tat renkle sınırlı değildir. tahta parçası görünümlü ağaçlar, insan vücudunun hangi vitaminlere ihtiyaç duyduğunu bilir ve onları ürettiği meyvenin içine koyar mevsimlere göre ayarlar:

Kış aylarında ürün veren; portakal, mandalina, greyfurt türleri, yaz meyvelerine göre çok daha fazla C vitamini içerir. Amaç, kışın soğuğuna karşı insanın ihtiyacı olan C vitamini açığını kapatmaktır. Ağacın yaptıklarını ve ağacın ürettiği tadı üretmek mümkün değildir; dünyada topraktan meyve çıkaran bir makina  icat edilememiştir. teknoloji ile elde edececeğimiz tek şey kokudur.  laboratuvarda meyvenin kokusuna ulaşabiliriz.  parfümler bu şekilde elde edilir. Ancak parfümler tümüyle yapay değildir tüm parfümler  güzel  bitkilerin özlerinden yapılır. İnsan elindeki tüm akıl ve teknolojiye karşın, bitki ya da ağaçların sahip olduğu koku üretme yeteneğine sahip değildir. bir meyve ağacında ya da bitkide, insanoğlunun ulaşamayacağı kadar uyumlu yüksek bir akıl, bilgi ve teknoloji vardır. 

Ağaçları, mükemmel ve üstün bir akıl, sonsuz bilgi ve yetenek sahibi  Allah özel olarak tasarlamıştır. Ağaçların görevinden meyve sunmaktır ve bu zor işi Allah'ın yarattığı ilk andan bu yana büyük bir başarı ile yerine getirirler. Kötü  tadı olan, toprağın içinden dünyanın en lezzetli ve güzel kokulu yiyecekleri çıkarır. Çünkü Allah, ağaçları o iş için yaratmıştır. Allah ayetlerde  buyurmuştur: Ölü bir ayettir; Biz onu dirilttik, ondan taneler çıkarttık, ondan yemektedirler. Biz, hurmalıklardan ve üzüm-bağlarından bahçeler kıldık içlerinde pınarlar fışkırttık. Onun ürünlerinden ve kendi ellerinin yaptıklarından yemeleri için. şükretmiyorlar mı? (Yasin Suresi, 33-35)
05-07-2018 10:07 PM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Murataltug Çevrimdışı
Uzman
*****

Mesajlar: 2,213
Üyelik Tarihi: Nov 2017
Rep Puanı: 68
Ruh Halim
Ruh Halim
Oylesine

Takımın:
Fenerbahce
Mesaj: #83
RE: İslam ve hayat
Kaynak kuraan mucizeleri android programı


Eşeyli Üreyen Bitkiler

Bitkinin çiçeğindeki erkek ve dişi üreme organları vasıtasıyla gerçekleşen üreme eşeyli üremedir Her çiçeğin şekli, rengi, içerdiği üreme hücreleri taç yaprakları gibi özellikleri bitki türleri arasında değişiklik gösterir. Yapılarındaki çeşitliliğe rağmen bütün çiçeklerin görevleri  aynıdır. Bu görevler; üreme hücrelerini üretmek, dağıtıma hazır hale getirmek ve üreme hücresinin döllenmesini gerçekleştirmektir. Çiçeklerin açmaya başladıkları dönemde ortaya çıkan polenler, bitkilerin erkek üreme hücreleridir Görevleri, kendi türlerinin çiçeklerindeki dişi organlara ulaşabilmek ve ait oldukları bitkinin neslinin devamını sağlamaktır.
Her bitkinin polenlerini göndermek için kendine özgü bir yöntemi ya da kullandığı mekanizması vardır. Bitkilerden kimileri böcekleri kullanır kimileriyse rüzgarın özelliklerinden faydalanır

Bitkilerin döllenmesinde kuşkusuz  en önemli nokta her bitkinin yalnız kendi türünden  bitkiyi dölleyebilmesidir. Ve doğru polenlerin doğru bitkiye gitmesi önemlidir.Peki,  bahar aylarında havada bu kadar çok çeşitte polen dolaşırken, nasıl olup döllenmede hiç karışıklık çıkmaz? Polenler uzun yolculuklara ve değişen şartlara nasıl dayanıklılık gösterir Bazı bitkiler cinsiyet ayrımı olmadan, tek bir cinsin belirli yollarla çoğalmasıyla soylarını devam ettirirler. Bu çoğalmaya eşeysiz üreme denir. Bu üremeden sonra ortaya çıkan  nesil kendisini meydana getiren neslin tıpatıp aynısıdır. Bitkilerdeki en bilinen eşeysiz üreme şekilleri tomurcuklanma ve parçalara ayrılmadır.

özel enzimlerin yardımıyla gerçekleşen üreme biçimi pek çok bitkide görülebilir.  çimenler ve çilekler "sürgün" denilen yatay uzantılarını kullanarak çoğalırlar. Patates toprağın altında yetişen bir bitki olarak, bu  açılan yeni gözelerden tomurcuklar vererek çoğalır. Bazı tür bitkilerde  yapraklarından bir bölümünün toprağa düşmesi, yeni bitkinin yetişmesi için yeterli olmaktadır.  phyllum adlı bitkinin üremesi yapraklarının ucunda gelişen tomurcuklar sayesindedir . tomurcuklar yere düşer düşmez, bağımsız birer bitki haline gelerek, büyümeye başlar Begonya gibi bazı bitkilerde de kopan yapraklar ıslak kuma yerleştirildiği zaman, küçük yaprakçıklar oluşur bu yaprakçıklar çok kısa  süre sonra ana bitkinin benzeri olan yeni bitkiyi oluşturmaya başlar

bir bitkinin parça atarak ya da tomurcuklanarak büyümesi için  ne gereklidir?  Bitkilerin genetiğine bakıldığında bu sorunun cevabı  verilecektir.
Bitkilerin  yapısal özellikleri hücrelerindeki DNA`larda şifrelenmiştir. her bir bitkinin nasıl çoğalacağı, nasıl nefes alacağı, besinini nasıl sağlayacağı, rengi, kokusu, tadı, içindeki şeker miktarı, üreme şekli ve birçok bilgi bitkinin istisnasız bütün hücrelerinde bulunmaktadır. Bitkinin köklerindeki hücreler yaprakların nasıl fotosentez yapacağının bilgisine sahiptir yaprakdaki hücreler köklerin topraktan suyu nasıl çekeceğini bilir bitkiden ayrılan her parçada, bitkinin tamamını oluşturan bir düzenlenme mevcuttur.

bitkinin tüm özellikleri bitkiyle ilgili tüm bilgiler, bitkiden kopan hücrede  bulunmaktadır.
bitkinin üremesi sistemin işlemesine bağlıdır. Düşen parçada genetik bilgi olmasa, bitki gelişemez. Genetik bilgilerde eksiklik olsa; çileğin rengi  içindeki şeker miktarı, kokusu çilek olamazdı. bitkinin her parçasına, bitkinin tamamını oluşturacak bilgiler eksiksice kim tarafından yerleştirmiştir bitkideki tüm bilgilerin eksiksizce  bütün hücrelerde aynı olması ihtimal hesaplarıyla, tesadüflerle elde edilemez. Bu işlemi gerçekleştiren, bitkinin kendisi  topraktaki mineraller olamaz.  bunların hepsi bitkiyi oluşturan sistemin parçasıdır. Nasıl ki fabrikadaki tüm robotlara aynı üretim bilgisini veren bir mühendis vardır ve bilgisayarların bilgiyi tek başına elde etmeleri mümkün değildir, aynı şekilde bitkilerde bilgiyi kendi kendine elde etmesi  mümkün değildir.

bitkilerin hücrelerine gerekli bilgileri yerleştiren, hiç kuşkusuz  her şeyi eksiksiz yaratan, her türlü yaratmadan haberdar olan Allah`tır. Allah ayetlerde buyurur O, biri diğeriyle `tam bir uyum  içinde yedi gök yaratmış olandır. Rahman olan Allahın yaratmasında çelişki ve uygunsuzluk  göremezsin.  göz gezdir; herhangi bir çatlaklık görüyor musun? gözünü iki kere gezdir; o göz  bulmaktan umudunu kesmiş bir halde bitkin olarak sana dönecektir.
Görmedin mi, Allah, gökten su indirdi, yeryüzü yemyeşil donatıldı. Şüphesiz Allah, lütfedicidir, her şeyden haberdardır.

�BİR BİTKİ DOĞUYOR

Yeryüzündeki canlılığın devamında son derece önemli role sahip bitkiler, diğer canlılara kıyasla çok etkin üreme sistemlerine sahiptir hiç zorluk çekmeden çoğalırlar Bitkilerin üremesi bitki sapının kesilerek toprağa gömülmesi, bir böceğin çiçeğe konması yeterli olmaktadır. Bitkilerin üremeleri işlem olarak basit gibi görünmesine rağmen, içerik olarak oldukça komplekstir bu bilimi hayrete düşürmektedir. hücrelere  bilgiyi yerleştiren, ve her şeyi eksiksiz yaratan, Allah`tır.

�BİTKİLERİN DÜNYASI

Bitkilerin varlığı yeryüzü için vazgeçilmezdir. İnsan yaşamı için en önemli unsurlardır?" oksijen, su, besin gibi temel ihtiyaç maddelerinin dengesini sağlayan en önemli faktör yeşil bitkilerdir. ısı kontrolü gaz dengesi ve tüm canlılar için önem taşıyan başka dengeler tüm dengeleri sağlayan yeşil bitkilerdir. Yeşil bitkilerin faaliyetleri bunlarla sınırlı değildir. yeryüzündeki yaşamın ana enerji kaynağı Güneş`tir.  insan ve hayvanlar, güneş enerjisini doğrudan kullanamaz  güneş enerjisi ancak bitkilerin ürettiği besinler aracılığıyla, kullanılabilir enerji olarak insanlara ve hayvanlara ulaşır. Hücrelerimiz tarafından kullanılan enerji hammaddelerinin tümü, bitkiler aracılığıyla bize taşınan güneş enerjisidir. çayımızı yudumlarken aslında güneş enerjisi yudumlarız, ekmek yerken dişlerimizin arasında  güneş enerjisi vardır. Kaslarımızdaki kuvvetse güneş enerjisinden farklı  bir şey değildir.

Bitkiler güneş enerjisini bizim için bünyelerindeki moleküllere depolamışdır. Hayvanlar da bitkilerle beslenir ve güneş enerjisini kullanırlar.
Bitkilerin kendi besinlerini  üretebilmelerini ve diğer canlılardan ayrıcalıklı olmalarını sağlayan  hücrelerinde insan ve hayvan hücrelerinden farklı  güneş enerjisini doğrudan kullanabilen yapıların bulunmasıdır. Bitki hücreleri güneşten gelen enerjiyi, insanlar ve hayvanlar için enerjiye çevirirler besinlere enerjiyi depolarlar. Buna  fotosentez denir. fotosentez  için gerekli olan mekanizma, bitki yapraklarında bulunur. mineralleri ve su gibi maddeleri taşıyacak  taşıma sistemi bitkinin gövdesinde ve köklerinde mevcuttur. Üreme sistemi her bitki için özel olarak tasarlanmıştır.

kendi içlerinde kompleks yapıları vardır. mekanizmalar birbirlerine bağlı çalışır Biri olmadan diğerleri fonksiyonlarını yerine getiremez taşıma sistemi olmayan bir bitki  fotosentez yapamaz fotosentez yapması suyu taşıyacak kanalları yoktur. Bitki besin üretmeyi başarsa bile gövdeye taşıyamayacağından bir işe yaramayacak, ve  bitkideki sistemlerin kusursuzca işlemesi zorunludur. aksaklıklar ve eksiklik bitkinin işlevlerini yerine getirememesine neden olacak, bu da bitkinin ölümüyle ve türünün yok olmasıyla sonuçlanacaktır.yapılar son derece  kusursuzdur Yeryüzünde 500.000`den fazla bitki çeşidi bulunur bütün bu bitkiler özel tasarımlara  sistemlere sahiptir hepsinde  mükemmel sistemler bulunur

üreme sistemleri, savunma mekanizmaları, renk ve desence benzersiz bir çeşitlilik söz konusudur değişmeyen tek şey; bitkideki bütün parçaların bir anda ve eksiksizce  var olmasıdır motor dişlisinin eksik olması durumunda çalışamaz ise, bitkilerde de tek bir sistemin eksik olması veya parçalarının görevlerinden birini yerine getirmemesi  bitkinin ölümüne neden olur. "bitkilerdeki mükemmel sistemler nasıl ortaya çıktı Bitki mekanizmalarından en önemlisi ve en bilineni  fotosentez işleminin ve taşıma sistemleri nasıl ortaya çıktığını ağaçlar, çiçekler besin üretmek için, fotosentez gibi hala çözülememiş bir olayı gerçekleştirebilecek kadar mükemmel sistemleri bünyelerinde kendileri oluşturmuş olabilir mi?

Havadaki gazların içinden karbondioksiti besin yaparken kullanmak üzere bitkiler mi seçmiştir? Kullanacakları CO2 miktarını kendileri mi belirlemiştir? Fotosentez için maddeleri topraktan alabilmeleri için  kök sistemini bitkiler tasarlamış olabilir mi? Besin taşımada ayrı, su taşımada ayrı özellikte borular olacak şekilde taşıma sistemini bitkiler mi meydana getirmişdir?her sorunun cevabı aynı noktaya varacaktır. Bitkilerde tasarım vardır. tüm özellikleri akıl, bilgi, ölçme gibi kavramlar gerektirir ve bitkiler bunu  kendileri yapamazlar. bitkiler böyle bir bilince de sahip değildir bitkinin tek bir hücresi dahi incelendiğinde, evrimci mantık çökmektedir.

Bitkilerdeki her yapı özel  planlanmıştır, tasarlanmıştır. kusursuz planı yapan üstün bir Akıl vardır üstün aklın sahibi Alemlerin Rabbi  Allah, kusursuz yaratışının delillerini insanlara göstermektedir. Allah canlılardaki hakimiyetini ve benzersiz yaratışını ayette  bildirmektedir:
Gökleri ve yeri bir örnek edinmeksizin Yaratandır... İşte Rabbiniz olan Allah budur. O`ndan başka ilah yoktur. Her şeyin Yaratıcısıdır, öyleyse O`na kulluk edin. O, her şeyin üstünde bir vekildir. (Enam Suresi)
05-07-2018 10:09 PM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Murataltug Çevrimdışı
Uzman
*****

Mesajlar: 2,213
Üyelik Tarihi: Nov 2017
Rep Puanı: 68
Ruh Halim
Ruh Halim
Oylesine

Takımın:
Fenerbahce
Mesaj: #84
RE: İslam ve hayat
BİTKİLERDEKİ YARATILIŞ MUCİZESİ

Ağaç kabuğu kadar sert bir kabuk içinde bulunan tohumla, bir ağaç kabuğunun farkı nedir?
tohum ve, ağaç kabuğu insan için önemsiz detaylardır. Ve kimi insana göre, düşünülmesi gereken çok  önemli, başka şeyler vardır.
Çevresine yüzeysel bakarak hareket edenlerde bu mantık  yaygındır. insanlar için, ihtiyaçları karşılayacak kadar  bilmek yeterlidir. Bu sığ mantığa göre etraftaki her şey sıradandır, herşeyin  "bilinen", "alışılmış" bir açıklaması vardır. Sinek uçar çünkü kanatları vardır, ay zaten hep gökyüzündedir. Dünya uzaydan gelebilecek tehlikelerden korunmaktadır çünkü atmosfer vardır. Oksijen dengesi hiç bozulmaz . İnsan duyar, görür, koku alır…

dar mantığı bırakıp etrafındaki olaylara, her şeyle ilk  karşılaşan bir kimse gibi, görüşünü sınırlayan alışkanlık perdesini kaldırarak bakan , önünde çok geniş bir ufku görür. Neden, nasıl, niçin sorularını düşünmeye, etrafında olan bitenleri bu gözle incelemeye başlar. açıklamalar yetersizleşir canlıların sahip oldukları özelliklerde, her şeyde bir olağanüstülük olduğunu kavrar Düşünmeye başladıkça alışkanlık, yerini hayrete bırakır.  her şeyin sonsuz güç, bilgi ve akıla sahip Yaratıcı tarafından, üstün ve mükemmelce tasarlanıp, yaratıldığını görür. o andan itibaren bu insan, Alemlerin Rabbi  Allah`ın, yarattığı tüm canlılar üzerindeki kudret ve hakimiyetini görebilir.

Şüphesiz, göklerin ve yerin yaratılmasında, gece ile gündüzün art arda gelişinde, insanlara yararlı şeyler ile denizde yüzen gemilerde, Allah`ın yağdırdığı ve yeryüzünü ölümünden sonra dirilttiği suda, her canlıyı orada üretip-yaymasında, rüzgarları estirmesinde, gökle yer arasında boyun eğdirilmiş bulutları evirip çevirmesinde düşünen bir topluluk için  ayetler vardır. (Bakara Suresi, 164)
05-07-2018 10:11 PM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Murataltug Çevrimdışı
Uzman
*****

Mesajlar: 2,213
Üyelik Tarihi: Nov 2017
Rep Puanı: 68
Ruh Halim
Ruh Halim
Oylesine

Takımın:
Fenerbahce
Mesaj: #85
RE: İslam ve hayat
kaynak ensonhaber.com

Sherlock Holmes hayranı Abdülhamid

Sıkı bir polisiye roman okuru olan II. Abdülhamid’in Sherlock Holmes hayranı olduğunu ve yazarını İstanbul’da ağırladığını biliyor muydunuz… keskin zekasıyla dağılmak üzere olan Osmanlı imparatorluğunun ömrünü uzatan  Sultan Abdülhamid’in özel yaşamı da oldukça sıra dışıdır
Osmanlı’nın 34. padişahı II. Abdülhamid, hayatının ve zamanının büyük bir bölümünü okumaya adamış bir kitap kurduydu. kargaşa ve İngiltere başta olmak üzere Batı ülkeleri  Abdülhamid hanı saraya hapsetmiş ve polisiyeye ilgisini çekmişti Yıldız Sarayı'ndaki dev kütüphanesini polisiye romanla dolduran padişah, hayranı olduğu Sherlock Holmes’u burada keşfetti.YILDIZ SARAYI’NDA BOŞ VAKİTLERİNDE POLİSİYE ROMAN OKURDU

25 yaşındayken amcası Abdülaziz’le Avrupa’ya giden II. Abdülhamid, Batı’nın kültür ve sanatını gözlemlemlemis Padişah olunca sarayda boş vakitlerini hobileriyle geçiriyordu. Özel atölyesinde en usta marangozlara taş çıkartacak  maharetle çalışıyor, çanak çömlek üretiyor, seramikle uğraşıyordu. hobilerinden en dikkat çekeni ‘’bu kadar kitabı nasıl okumuş?’’ diye hayret ettiren, binlerce polisiye romanıyla dolu kütüphanesiydi.
KİTAPLARI ÇEVİRTİR, KENDİNE OKUTTURURDU
Sıkı bir polisiye okuyucusu olan padişahın kütüphanesinde, yaklaşık 20 bin adet polisiye ve diğer türlerde kitap koleksiyonu vardı. kitapların el yazmalı özel olarak çevrilmiş olanları polisiyeydi Padişah çevrilen kitapları bazen kendi okur, bazen de okuttururdu.TAM BİR SHERLOCK HOLMES HAYRANIYDI

II. Abdülhamid’in polisiye romanlarındaki kahramanı, hepimizin yakından tanıdığı A.Conan Doyle’ün  Sherlock Holmes’uydu. Sherlock'un bütün kitaplarının çevirilerini Sultan II. Abdülhamid, Avrupa’da basılan bütün romanları herkesten önce okurdu. Sherlock hikayelerinin etkisinde kalan padişah, hikâyeleri yayınlayan bütün gazete ve dergileri İstanbul’a getirtti.YAZARI İSTANBUL’A GETİRTİP, ELEŞTİRDİ II. Abdülhamid, yazar Doyle’ü İstanbul’a davet etti. Doyle ve eşine nişan taktı. yazarı eleştirdi Serlockun sadece hikâyelerini yazmasını istedi. romanlarını hikâyeler kadar başarılı bulmamıştı.

Padişah ile Doyle arasındaki diyalog şöyleydi sen
Roman yazma, hikâyelerin daha güzel; hikâye yazmaya devam et’’eleştiriye Doyle kızdı ve hatıralarında saraydan bahsetmedi  koca padişah ‘hayran’ olduğu Sherlock’u ayağına getirtmiş, nişanını da takmıştı. 1880 de II. Abdülhamid tarafından kurulan Türk tarihinin ilk organize İstihbarat teşkilatı ‘Yıldız İstihbarat Teşkilatı’nın kurulmasında  polisiye romanların ve Sherlock Holmes hikâyelerinin etkisi yadsınamaz.
05-07-2018 10:12 PM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Murataltug Çevrimdışı
Uzman
*****

Mesajlar: 2,213
Üyelik Tarihi: Nov 2017
Rep Puanı: 68
Ruh Halim
Ruh Halim
Oylesine

Takımın:
Fenerbahce
Mesaj: #86
RE: İslam ve hayat
Kaynak blog.milliyet.com Mert Arslanoğlu

Hayvanların gözlerindeki yaratılış mucizesi

Tek bir sineğin gözü dahi evrim teorisini çürütmeye yeter. Sizin ilahınız yalnızca Allah’tır ki, O’nun dışında ilah yoktur. O, ilim bakımından herşeyi kuşatmıştır. (Taha Suresi, 98)
Kainattaki yaratılmış canlıların gözlerini incelediğimizde çok özel, çok ince detaylarla bezenmiş iman hakikatleri ile karşılaşırız. 20. Yüzyılda evrim teorisini ortaya atan Darwin  gerçeği görmüş ve “gözleri düşünmek beni bu teoriden soğuttu” diyerek, evrim teorisinin çaresizliğini itiraf etmişti…Tüm canlıların, tesadüflerle ve doğal etkenlerle ortaya çıktıklarını iddia eden evrim, canlıların gözlerindeki üstün tasarımlar karşısında çaresiz .

Balıklar su altındayken, kuşlarsa uçarken görebilmelerine imkan veren göz yapılarına sahiptir  canlıların da göz yapıları ihtiyaçlarına göre bir tasarıma sahiptir. Göz gibi karmaşık bir  yapının her canlıda farklı özelliklere kendiliğinden sahip olamayacağı açıktır. inceleyen akıl ve vicdanla düşünen her insan canlıların Allah tarafından yaratıldıklarını görecektir. Kuşlar insanlardan daha hızlı bir görüş gücüne sahiptir ve  geniş bir açıyı çok detaylı tarayabilirler. Bir kuş, insanın parça parça  algıladığı görüntüyü, tek bir bakışta bütün olarak görebilir. Bu, avlanmada avantajdır. Bazı kuşların gözleri insanla kıyaslandığı zaman 6 kat uzağı görebilir.

İnsan için gözünü kırptığında ortaya çıkan anlık görüntü kayıpları çok önemli değildir. Ancak yüzlerce metre yükseklikte, büyük bir hızla uçan bir kuş için bu önemlidir  kuşlar göz kırparken zaman görüntüde kesinti olmaz. kuşun, göz kırpma zarı denilen üçüncü göz kapağı vardır. zar şeffaftır ve gözün bir yanından diğer yanına  hareket eder.  kuşlar gözlerini tamamiyle kapamadan gözlerini kırpabilir Suya dalan kuşlarda  bu zar, dalgıç gözlüğü görevini görür ve göze zarar gelmesini engeller.devenin gözleri de, ihtiyacı olan korumayı sağlayacak özelliktedir. Gözlerin etrafındaki sert kemikler darbelere karşı koruma sağlar güneş ışınlarına karşı gözü muhafaza eder Son derece şiddetli kum fırtınaları bile devenin gözlerine zarar vermez. Çünkü kirpikleri birbiri içine geçebilen bir yapıya sahiptir tehlike anında otomatik  kapanır.  hayvanın gözüne en ufak bir toz dahi giremez.

Balıkların gözleri  dünyaya şeffaf bir örtü arkasından bakar. Bu perde dalgıçların sualtı gözlüklerini andırır. Küresel ve sert göz yapıları yakın plandaki cisimleri görmeye ayarlıdır. Balığın gözünün küresel olmasının  nedeni ise ışığın sudaki kırılmasıdır. Göz, suyla aynı yoğunluğa sahip bir sıvı ile dolu olduğundan dışardaki görüntüler göze yansırken kırılma gerçekleşmez. göz merceği dışarıdaki cismin görüntüsünü retina üzerine odaklar ve balık insanın aksine suyun içinde son derece net görür.Kainattaki tüm canlılarda Rabbimizin sonsuz sanatı tecelli etmektedir, kullara düşen bu iman hakikatleri üzerinde düşünüp saygıyla ve şükürle secdeye gitmektir.

Kaynak birdamlasuyum.tr.gg

Hayvanların ilginç özellikleri

Bir devekuşunun gözü beyninden büyüktür.

Çekirgenin kulağı dizindedir.

Kuşlara elektrik çarpmaz; çünkü elektrik onların tüyünden geçemez.

Sinekkuşları, saniyede tam 60 kere kanat çırpar.

Kırkayakların hiçbir türünde kırk  ayak bulunmaz.

Kelebekler ayaklarıyla tat alırlar.

Dünyanın bilinen tek zehirli kuşu Pitohui'dir. 

Bir kelebeğin gözünde 5000 mercek ve 50.000 sinir bulunmaktadır. 

Güney Kutbu Balıkçılı, diğer bir adı ile İmparator Penguen 260 metre derinliğe kadar dalıp, suyun altında havasız 20 dakika kalabilen tek kuş türüdür.

Devekuşu ayağında iki parmağı olan tek kuştur. 

Anemon, okyanus yüzeyinin 1,5 Km altında yaşayabilen bir derin deniz canlısıdır. 

Anadolu yaban koyunu  dünyadaki beş yaban koyun türünden biri olan Asya Muflonu'nun bir alt türüdür. 

Deniz iguanası, Galapagos Adaları civarında yaşayan ve denizin 15 metre kadar derinliklerine dalabilen tek kertenkele türüdür 

Jaguarlar dünyanın 3. büyük kedi ailesini oluşturmaktadır. Sadece yeni dünya da güney Arizona dan kuzey Arjantine kadar olan bölgede yaşarlar. 

Megapod kuşu, kuluçkaya yatmayan tek kuş türüdür. 

Kuzey Avustralya'da yaşayan bir deniz anası türü olan Chironex fleckeri, dünyanın en zehirli canlı listesinde ilk sıralarda yer almaktadır. 

Böyü türü örümcekler saatte 1,5 Km hızla koşabilir. 

Kedilerde iç kulak odacığı geniştir ve ses burda yankılanarak algılanır. Bu yüzden kediler insanların hissedemediği sesleride algılarlar 

Develer 15 dakika içinde 200 litre su içebiliyor. 

Devekuşları korktuklarından değil, sesleri dinleyebilmek için kafalarını toprağa gömerler. 

Plati türü balıklar ortamda hiç erkek yoksa cinsiyet değiştirebilir. 

Lepistes türü balıklar bir kez çiftleşme sonrasında 2 veya 3 kez yavru doğurabilir. 

Kuzey sumrusu, yaklaşık 40 bin kilometre ile en uzun göç yolculuğu yapan kuştur. 

Filler hortumlarında 4 litre suyu tutabilir. 

Geko türü kertenkeleler, ayak parmaklarının emme özelliği sayesinde cam gibi dümdüz zeminlere bile rahatlıkla tırmanabilir. 

Quetzal türü kuşlar, yaklaşık 1 m.'yi bulan parlak yeşil renkli kuyruğa sahiptir. 

İsli deniz kırlangıçları (Sooty Terns)hiç durmadan beş yıl uçabilirler. 

Leoparlar, güçlü boyun kasları sayesinde avlarını yüksek ağaçlar üzerine taşıyabilirler. Bu sayede avını aslan, sırtlan gibi ortakçılardan koruyabilirler. 

Akbabaların mide sıvısı çok yüksek derecede asidik olduğundan çürümüş ve kokuşmuş etleri yeseler dahi zehirlenmezler. 

Yeşil anakonda, 225 kg ağırlığı ve 8,5 metreyi bulabilen boyu ile dünyanın bilinen en ağır yılanıdır. 

Yalnız Brezilya'da  Grande adasında yaşayan Bothrops türü yılanlar Güney Amerikanın bilinen tüm zehirli yılanları içinde zehiri en kısa sürede etkileyen yılan türüdür

Bukalemunların tek başına diğerinden bağımsız olarak hareket edebilen gözleri 180 derecelik bir açıyla öne, arkaya ya da tam aşağıya bakacak şekilde dönebiliyor. 

Speedy gonzales Çöl faresi ortamın ısısı 28 derecenin üzerine çıktığında metabolizmalarını yavaşlatırlar. günün büyük bir bölümünü uyuyarak geçirirler. 

Brine karideslerinin yumurtaları kurutulduktan sonra dahi, tuzlu suda canlandırılabilir. 

Toprak solucanlari dondurulduktan sonra, oda ısısında tekrar hayata döndürülebilir. 

Bir mayıs sineğinin ömrü sadece birkaç saattir. 

Zürafaların ses telleri yoktur 

Anne Tarantula'lar yavrularına zehiri verdikten sonra ölürler 

Bir çift sineğin sadece nisan-mayıs aylarında bıraktıkları yumurtaların tamamından sinek çıksa idi, dünyayı 14 metre kalınlığında bir sinek tabakası kaplardı 

En zehirli hayvanın altın kurbağa olduğunu biliyor muydunuz? 

Karınca deliklerinin girişi her zaman kuzey"e bakar 

Timsahların ağızlarını açma güçleri kapama güçlerinden daha azdır 

Deve kuşlarının gözleri beyinlerinden büyüktür 

Angora tavşanından bir yılda elde edilen yün miktarı, vücut ağırlığına göre kıyaslandığında koyundan sekiz kat daha fazladır. 

Kargalar ortalama 120 yıl yaşarlar 

Devekuşları -45 derece ısıda yaşayabileceği gibi + 56 derece sıcaklıktada yaşayabilir. 

Devekuşu derisi, timsah ve yılandan sonra en dayanıklı deridir. 

Atlar ve fareler kusamazlar. 

Mavi yunusların kalbi dakikada sadece dokuz kere atar. 

Fare bir deveden bile daha fazla süre susuz kalabilir. 

Bir istakoz 7 senede ancak yarım kilo alabilir. 

Timsahlar derine batabilmek için taş yutarlar. 

En hızlı balık yelken balığıdır. Hızı saatte 109 km'ye ulaşabilir. 

Suaygırları ağızlarını 120 cm açabilirler. 

İnsanları parmak izinden, köpekleri ise burun izinden tanımak mümkündür. 

Hayvanlar aleminde sadece domuzlar güneşten yanabilir.
05-07-2018 10:14 PM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Murataltug Çevrimdışı
Uzman
*****

Mesajlar: 2,213
Üyelik Tarihi: Nov 2017
Rep Puanı: 68
Ruh Halim
Ruh Halim
Oylesine

Takımın:
Fenerbahce
Mesaj: #87
RE: İslam ve hayat
kaynak sahabelerin hayatları android programı

CEMAAT HALİNDE VE YÜKSEK SESLE DUA
      
Sahabeler rablerini anarken Hz. Peygamber (s.a.v)   geldi Hz. Peygamber (s.a.v)  ne söylüyorsanız devam ediniz!” buyurdu  dualar tekrarlandı. Hz. Peygamber (s.a.v)  Amin!” dediler, Ebu Hüreyre ra Rabb'im! Senden, arkadaşlarımın istediklerini ve  unutulmayan bir ilim isterim” dedi. Hz. Peygamber (s.a.v)  Âmin!” dedi  Ebu Hüreyre'nin duasını işiten Sahabeler “Ey Allah'ın Rasûlü! Biz de Allah'tan unutulmayan bir ilim isteriz diyince  Hz. Peygamber (s.a.v)  Devs kabilesinden Ebu Hüreyre ra. sizi geçti” buyurdu


Hz. Peygamber'in, Eziyetlere maâruz Kalması

Ebu Tâlib vefat ettiğinde Rasûlullah'ın yolunu Kureyş'in ahmakları kesti peygamberimize toprak attılar. Hz. Peygamber (s.a.v)  evine döndü. Kızları yüzündeki toprağı hem silip ağlıyordu. Hz. Peygamber (s.a.v)  Ağlama kızım, Allah senin babanı koruyacaktır' dedi. Ebu Tâlib ölünceye kadar, Kureyşliler Hz. Peygamber'e dokunamadı  onun ölümünden sonra Hz. Peygamber'e hakaret ve işkence ettiler Hz. Peygamber, Ebu Tâlib'in ölümünden sonra ‘Ey amcam! Senin ayrılığın ne süratli bir şekilde bana kendisini hissettirdi' dedi.

HZ Peygamber   İLE HZ. EBUBEKİR'İN HİCRETİ

Hz. Peygamber (s.a.v)  hac mevsiminden sonra Mekke'de Zilhicce, Muharrem, Safer aylarını geçirdi, Mekke müşrikleri onun Mekke'den  Medine'ye gideceğini zannediyordu Medinelilerin müslüman olduklarını  biliyorlardı. , Allah'ın Medine'yi İslâm'ın kalesi yapacağından korkuyorlardı. Hz. Peygamber'i öldürmek, hapsetmek veya sürgün etmek için toplandılar. Enfâl suresinin “Kafirler seni  bağlamak öldürmek, için tuzak kuruyorlardı. Onlar tuzak kurarlarken Allah da tuzak kuruyordu. Allah tuzak kuranların en hayırlısıdır” ayetinin iniş sebebi budur. Hz. Peygamber (s.a.v)  Ebubekir'in evine gittiği gün, müşriklerin geceleyin kendisine baskın yaparak yatağındayken öldürmeye karar verdiklerini öğrendi.

DAVET SEVGİSİ VE DAVET İÇİN GAYRET

İbni Abbas Onlardan bir kısmı şaki, bir kısmı said idi” (Hud: 11/105) ayeti ile ilgili  şöyle demektedir: Rasûlullah bütün insanların iman etmesi ve biat etmesi hususunda son derece arzuluydu. Allah Teâlâ ona  buyurdu: Ey Rasûlüm! İnsanlar iman etmeyecekler diye kederden  nefsine kıyacaksın. Biz dilesek onların üzerine gökten bir ayet indiriveririz de ona boyunları eğilekalır” (Şuaragülücük
05-07-2018 10:16 PM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Murataltug Çevrimdışı
Uzman
*****

Mesajlar: 2,213
Üyelik Tarihi: Nov 2017
Rep Puanı: 68
Ruh Halim
Ruh Halim
Oylesine

Takımın:
Fenerbahce
Mesaj: #88
RE: İslam ve hayat
Kaynak islam ansiklopedisi.com

DUA VE ZİKİRLER

  

UYKUDAN UYANINCA YAPILAN DUÂLAR:

(( اَلْحَمْدُ ِللهِ الَّذِي أَحْيَانَا بَعْدَ مَا أَمَاتَنَا وَ إِلَيْهِ النُّشُورُ ))
Bizi öldürdükten sonra dirilten Allah’a hamdolsun. Dönüş, yalnızca O’nadır.”

Allah’tan başka hakkıyla ibâdete lâyık ilah yoktur. O birdir ortağı yoktur. Mülk O’nundur ve hamd O’nadır. O, her şeye gücü yetendir. Allah’ı tüm noksanlıklardan tenzih ederim.

Hamd Allah'adır.Allah’tan başka hakkıyla ibâdete lâyık hiçbir ilah yoktur ve Allah en büyüktür. Güç ve kuvvet, ancak yüce ve büyük olan Allah’a aittir.Rabbim! Beni bağışla

(( اَلْحَمْدُ ِللهِ الَّذِي عَافَانِي فيِ جَسَدِي، وَرَدَّ عَلَيَّ رُوحِي، وَأَذِنَ ليِ بِذِكْرِهِ ))
“Bedenime âfiyet veren, ruhumu bana geri veren ve bana kendisini zikretme fırsatı veren Allah’a hamdolsun.”

“Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelmesinde akıl sahipleri için şüphesiz deliller vardır.

Onlar ayaktayken, otururken, yan yatarken Allah'ı zikrederler; göklerin ve yerin yaratılışını düşünürler: Rabbimiz! Sen bunları boşuna yaratmadın, Sen noksan sıfatlardan münezzehsin. Bizi ateşin azabından koru, derler.

Rabbimiz! Sen ateşe kimi sokarsan, onu şüphesiz rezil etmiş olursun, zâlimlerin hiç yardımcıları yoktur.

Rabbimiz Biz, Rabbinize îmân edin diye çağıran bir dâvetçi işittik îmân ettik. Rabbimiz Günahlarımızı bağışla, kötülüklerimizi ört ve canımızı iyilerle birlikte al.

Rabbimiz Peygamberlerine vâdettiklerini bize ver, kıyâmet günü bizi rezil etme.Şüphesiz sen, sözünden asla dönmezsin.

Rableri duâlarını kabul etti:Birbirinizden meydana gelen erkek ve kadın sizden iyi iş yapanın işini boşa çıkarmam.

Hicret edenlerin, yurtlarından çıkarılanların, benim yolumda ezâya uğratılanların, savaşan ve öldürülenlerin günahlarını elbette bağışlayacağım.

Andolsun ki, Allah katından nimet olarak, onları içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyacağım. Nimetin güzeli Allah katındadır.

İnkâr edenlerin diyar diyar gezip refah içinde dolaşması sakın seni aldatmasın; az bir faydadan sonra onların varacakları yer cehennemdir.O ne kötü duraktır!

Rablerinden sakınanlara, Allah katından konukluklar bulunan, içlerinden ırmaklar akan, içinde temelli kalacakları cennetler vardır.Allah katındaki , iyi olanlar için daha hayırlıdır.

Kitap ehlinden Allah'a huşu duyarak inanıp Allah'ın âyetlerini az bir değere değişmeyenler vardır. İşte onların ecirleri Rablerinin katındadır.Şüphesiz Allah hesabı çabuk görendir.

Ey îmân edenler!Sabredin, düşmana sebat gösterin, cihada hazırlıklı bulunun, Allah'a karşı gelmekten sakının ki başarıya erişesiniz.»

(( اَلْحَمْدُ ِللهِ الَّذِي كَسَانِي هَذَا (الثَّوْبَ) وَرَزَقَنِيهِ مِنْ غَيْرِ حَوْلٍ مِنِّي وَلاَقُوَّةٍ ))
Bana bu elbiseyi giydiren ve tarafımdan hiçbir güç ve kuvvet harcamaksızın beni onunla rızıklandıran Allah’a hamd olsun.”

(( اَللَّهُمَّ لَكَ الْحَمْدُ أَنْتَ كَسَوْتَنِيهِ، أَسْاَلُكَ مِنْ خَيْرِهِ وَخَيْرِ مَا صُنِعَ لَهُ، وَخَيْرِ مَا صُنِعَ لَهُ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّهِ وَشَرِّ مَا صُنِعَ لَهُ ))
Allahım! Hamd sana’dır. Bunu bana sen giydirdin. Onun hayırlı olmasını senden dilerim. Onun ve yapılış gâyesinin şer olmasından sana sığınırım.”

(( تُبْلِي وَيُخْلِفُ اللهُ تَعَالَى ))
Üzerinde- eskitesin, AllahTeâla yenisini versin.

(( اِلْبِسْ جَدِيداً، وَعِشْ حَمِيداً، وَمُتْ شَهِيدا ً ))
Yeni elbise giyesin, mutlu bir hayat yaşayasın ve şehit olarak ölesin!

(( بِسْمِ اللهِ ))Allah’ın adıyla başlarım

(( [ بِسْمِ اللهِ ] اَللَّهُمَّ إِنيِّ أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْخُبُثِ وَالْخَبَائِثِ ))
Allah’ın adıyla] Allahım!Pislikten ve pis olan şeylerden erkek ve dişi şeytandan sana sığınırım.”

(( غُفْرَانَـكَ ))Allahım beni bağışla”

(( أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّداً عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ ))
Allah’tan başka  ibâdete lâyık  ilah olmadığına, O’nun bir olduğuna ve ortağının bulunmadığına şehâdet ederim.YMuhammed-sallallahu aleyhi ve sellem-’in Allah’ın kulu ve elçisi olduğuna şehâdet ederim .

(( اَللَّهُمَّ اجْعَلْنيِ مِنَ التَّوَّابِينَ وَاجْعَلْنيِ مِنَ الْمُتَطَهِّرِينَ ))
Allahım! Beni çokça tevbe edenlerden kıl. Ve beni (günah ve pisliklerden) temizlenenlerden kıl.

(( سُبْحَانَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْـهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ ))
Allah’ım sana hamdederek seni  noksanlıklardan tenzih ederim. Senden başka  ibâdete lâyık  ilah olmadığına şehâdet ederim. Senden bağışlanma diler ve sana tevbe ederim.”

(( بِسْمِ اللهِ، تَوَكَّلْتُ عَلىَ اللهِ، وَلاَ حَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ إِلاَّ بِاللهِ ))
Allah’ın adıyla başlarım Allah’a tevekkül ettim. Güç ve kuvvet, ancak Allah’ındır.”

((اَللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ أَنْ أَضِلَّ، أَوْ أُضَلَّ، أَوْ أَزِلَّ، أَوْ أُزَلَّ، أَوْ أَظْلِمَ، أَوْ أُظْلَمَ، أَوْ أَجْهَلَ، أَوْ يُجْهَلَ عَلَيَّ ))
Allahım!Sapıklığa düşmekten ayağımın kaymasından zulmetmekten zulme uğramaktan, cehâlete düşmekten sana sığınırım.”

((بِسْمِ اللهِ وَلَجْنَا،وَبِسْمِ اللهِ خَرَجْنَا، وَعَلىَ اللهِ رَبِّنَا تَوَكَّلْنَا ))
Allah’ın adıyla girdik, Allah’ın adıyla çıktık ve sadece Rabbimiz Allah'a tevekkül ettik.” Sonra âilesine selâm versin.

“Allahım! Kalbimde dilimde nûr kıl.
Kulağımda gözümde Üstümde altımda nûr kıl. Sağımda solumda Önümde nûr, kıl.
Nefsimde Benim için büyük bir nûr kıl.
Bana nûr kıl. Beni nûr kıl. Allahım! Bana nûr ver.

Sinirlerimde nûr, etimde kanımda bir nûr kıl. Saçımda nûr, tenimde nûr kıl.Allahım Kabrimde bir nûr, kemiklerimde bir nûr kıl Nûrumu artır, nûrumu artır Bana nûr üstüne nûr bağışla


(( أَعُوذُ بِاللهِ الْعَظِيمِ، وَبِوَجْهِهِ الْكَرِيمِ، وَسُلْطَانِهِ الْقَدِيِمِ، مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيم [بِسْمِ اللهِ،وَالصَّلاَةُ] [وَالسَّلاَمُ عَلَى رَسُولِ اللهِ] اَللَّهُمَّ افْتَحْ ليِ أَبْوَابَ رَحْمَتِكَ ))
Allah’ın rahmetinden kovulmuş şeytandan, Yüce Allah’a, O’nun kerîm vechine ve ezelî hükümranlığına sığınırım Allah’ın adıyla, salât ve selâm Rasûlullah’ın üzerine olsun Allahım Rahmetinin kapılarını aç.

(( بِسْمِ اللهِ وَالصَّلاَةُ وَالسَّلاَمُ عَلَى رَسُولِ اللهِ، اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ مِنْ فَضْلِكَ،اَللَّهُمَّ اعْصِمْنِي مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ ))
Allah’ın adıyla. Salât ve selâm, Rasûlullah’ın üzerine olsun. Allahım! Senin lütfundan isterim.Allahım! Beni, kovulmuş şeytandan koru”

(( وَأَنَا أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَه،ُ وَأَنَّ مُحَمَّداً عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ،رَضِيتُ بِاللهِ رَباًّ،وَبِمُحَمَّدٍ رَسُولاً، وَبِالإِسْلاَمِ دِيناً))
Ben de Allah’dan başka ibâdete lâyık ilah olmadığına, O’nun bir olduğuna ve ortağının bulunmadığına şehâdet ederim.Yine, Muhammed-sav in Allah’ın kulu ve elçisi olduğuna şehâdet ederim. Rab olarak Allah’ı, Rasûl olarak Muhammed’i ve din olarak İslam’ı seçtim râzı oldum

(( اَللَّهُمَّ رَبَّ هَذِهِ الدَّعْوَةِ التَّامَّةِ، وَالصَّلاَةِ القَائِمَةِ، آتِ مُحَمَّداً الوَسِيلَةَ وَالفَضِيلَةَ، وَابْعَثْهُ مَقَاماً مَحْمُوداً الَّذِي وَعَدْتَهُ إِنَّكَ لاَ تُخْلِفُ الْمِيعَادَ[ ))
eksiksiz dâvetin ve kılınacak namazın Rabbi olan Allahım! Muhammed sav e fazileti ihsan eyle. O’nu vâdettiğin Makâm-ı Mahmûd’a eriştir. Şüphesiz ki sen, vâdinden asla dönmezsin


(( اَللَّهُمَّ بَاعِدْ بَيْنِي وَبَيْنَ خَطَايَايَ كَمَا بَاعَدْتَ بَيْنَ الْمَشْرِقِ وَالْمَغْرِبِ،اَللَّهُمَّ نَقّنِي مِنْ خَطَايَايَ كَمَا يُنَقَّى الثَّوْبُ الأَبْيَضُ مِنَ الدَّنَسِ،اَللَّهُمَّ اغْسِلْنيِ مِنْ خَطَايَايَ بِالثَّلْجِ وَالْمَاءِ وَالْبَرَدِ ))
“Allahım! Doğu ve batının arasını uzaklaştırdığın gibi, beni de günahlarımdan uzaklaştır. Allahım! Beyaz elbisenin kirden temizlendiği gibi, beni günahlarımdan temizle. Allahım! Beni günahlarımdan kar, su ve dolu ile arındır

(( سُبْحَانَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، وَتَبَارَكَ اسْمُكَ، وَتَعَالَى جَدُّكَ، وَلاَ إِلَهَ غَيْرُكَ ))
Allahım! Sana hamdederek seni tüm noksanlıklardan tehzih ederim. İsmin mübârek ve şânın yücedir.Senden başka ibâdete lâyık ilah yoktur.”


Yüzümü, hakka yönelerek, gökleri ve yeri yaratana çevirdim ve ben, ortak koşanlardan değilim. Namazım, kurbanım, hayatım ve ölümüm, âlemlerin Rabbi Allah içindir.

Allahım! Melik sensin, senden başka ibâdete lâyık ilah yoktur. Sen Rabbimsin ben kulunum. Nefsime zulmettim. günahlarımı bağışla. günahları ancak sen bağışlarsın. Beni, ahlâkın en güzeline erdir. en güzeline sen erdirirsin. Ahlâkın kötüsünden uzaklaştır. kötüden ancak sen uzaklaştırırsın.

Buyur, Allahım buyur Hayrın hepsi, senin elindedir. Şer, sana nisbet edilemez. sana sığınır ve sana dönerim. Sen, mübârek ve yücesin. Senden bağışlanma diler ve sana tevbe ederim.

(( اَللَّهُـمَّ رَبَّ جَبْرَائِيلَ، وَمِيكَـائِيلَ، وَإِسْرَافِيلَ فَاطِرَ السَّماَوَاتِ وَالأَرْضِ، عَـالِمَ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ، أَنْتَ تَحْكُمُ بَيْنَ عِبَادِكَ فِيمَا كَانُوا فِيهِ يَخْتَلِفُونَ. اِهْدِنيِ لِمَا اخْتُلِفَ فِيهِ مِنَ الْحَقِّ بِإِذْنِكَ إِنَّـكَ تَهْدِي مَنْ تَشَاءُ إِلَى صِرَاطٍ مُسْتَقِيمٍ ))
Cebrâil, Mikâil ve İsrâfil’in Rabbi, göklerin ve yerin yaratanı, gizli ve âşikârı bilen Allahım! Ayrılığa düştükleri şeylerde kulların arasında hüküm verirsin. İhtilafa düşüldü-ğünde beni hakka ulaştır. sen dilediğini doğru yola erdirirsin.

(( اَللهُ أكْبَرُ كَبِيراً، اَللهُ أكْبَرُ كَبِيراً، اَللهُ أَكْبَرُ كَبِيراً، وَالْحَمْدُ لِلَّهِ كَثِيراً، وَالْحَمْدُ لِلَّهِ كَثِيراً، وَالْحَمْدُ لِلَّهِ كَثِيراً، وَسُبْحَانَ اللهِ بُكْرَةً وَأَصِيلاً -ثلاثاً- أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ مِنْ نَفْخِهِ، وَ نَفْثِهِ، وَ هَمْزِهِ ))
Allah, en büyüktür.  Allah, en büyüktür. Allah’a hamdolsun. Allah’a çokça hamdolsun.  Allah’a Sabah ve akşam, Allah’ı tüm noksan-lıklardan tenzih ederim. Şeytan’dan; küfre götüren kibirden, sihir ve vesveseden Allah’a sığınırım. ”

Efendimiz Allahu tealaya şöyle yalvarırdı Allahım!Hamd sanadır.Sen, göklerin, yerin nûrusun. efendisisin. Rabbisin Göklerin mülkü sana aittir. Hamd sanadır. Sen, göklerin ve yerin hükümdârısın Sen Hak’sın, vâdin haktır. Sözün hak Cennet haktır Cehennem hak, peygamberler haktır. Allahım Sana teslim oldum; tevekkül ettim, îmân ettim senin düşmanını düşman edindim. hükmüne başvurdum. Öne geçiren geriye bırakan sensin. Senden başka ilah yok Sen, ilâhımsın. Senden başka ilah yok.


(( سُبْحَانَ رَبِّيَ الْعَظِيمِ ))
Çok büyük Rabbimi tüm noksanlık-lardan tenzih ederim.”

(( سُبْحَانَكَ اللَّهُمَّ رَبَّنَا وَبِحَمْدِكَ اللَّهُمَّ اغْفِرْ ليِ ))
Rabbimiz olan Allahım! Sana hamdederek, seni tüm noksanlıklardan tenzih ederim. Allahım! Beni bağışla”

(( سُبُّوحٌ، قُدُّوسٌ، رَبُّ الْمَلاَئِكَةِ وَالرُّوحِ ))
Rükû ve secdem,her türlü noksanlıklardan, ortak edinmekten, ulûhiyete ve yaratana lâyık olmayan şeylerden uzak ve temiz olan, meleklerin ve Rûh'un Rabbi Allah) içindir.

(( اَللَّهُمَّ لَكَ رَكَعْتُ، وَبِكَ آمَنْتُ، وَلَكَ أَسْلَمْتُ، خَشَعَ لَكَ سَمْعِي وَبَصَرِي وَمُخِّي وَعَظْمِـي وَعَصَبِي، وَ مَا اسْتَقَلَّ بِهِ قَدَمِي ))
Allahım! Sana rükû ettim. Sana îmân ettim ve sana teslim oldum. Kulağım, gözüm, beynim, kemiğim, sinirim ve bedenim senin için eğildi.

(( سُبْحَـانَ ذِي الْجَبَرُوتِ،وَالْمَلَكُوتِ،وَالْكِبْرِيَاءِ،وَالْعَظَمَةِ ))
Kudret,hükümranlık,büyüklük ve yücelik sahibini tüm noksanlıklardan tenzih ederim.”


(( سَمِعَ اللهُ لِمَنْ حَمِدَهُ ))
Allah, kendisine hamdedeni işitti.

(( رَبَّنَا وَلَكَ الْحَمْدُ، حَمْداً كَثِيراً طَيِّباً مُبَارَكاً فِيهِ ))
Rabbimiz! Riyâdan uzak ve bereketi kesilmeyen çokça hamd, yalnızca sanadır.”


Göklerle yerler arasındaki mesafe dolusunca
dilediğin şeyler dolusunca hamd yalnizca sanadır ey övgü ve şeref sahibi hepimiz senin kulunuz- Allahım verdiğine mâni olacak,
mâni olduğunu verecek kimse yoktur.
Makam sahibi senin yanında fayda vermez.


(( سُبْحَانَ رَبِّيَ الأَعْلَى ))
En yüce olan Rabbimi tüm noksanlıklardan tenzih ederim.

(( سُبْحَانَكَ اللَّهُمَّ رَبَّنَا وَبِحَمْدِكَ، اللَّهُمَّ إغْفِرْ ليِ ))
Rabbimiz olan Allahım! Sana hamd ederek seni noksanlıkdan tenzih ederim. Allahım! Beni bağışla.”


secdem,her türlü noksandan, ortak edinmekten, uzak temiz olan, meleklerin ve Rûh'un Rabbi Allah içindir.

(( اَللَّهُـمَّ لَكَ سَجَدْتُ وَ بِكَ آمَنْتُ، وَ لَكَ أَسْلَمْتُ، سَجَدَ وَجْهِيَ لِلَّذِي خَلَقَهُ،وَ صَوَّرَهُ،وَشَقَّ سَمْعَهُ وَبَصَرَهُ، تَبَارَكَ اللهُ أَحْسَنُ الْخَالِقِيَن ))
Allahım! Sana secde ve îmân ettim teslim oldum. Yüzüm; yaratan ve şekil veren, göz ve kulak açan Allaha secde etti. Takdir eden ve şekil verenlerin en güzeli Allah'ın bereketi pek çoktur.

(( سُبْحَـانَ ذِي الْجَبَرُوتِ،وَالْمَلَكُوتِ،وَالْكِبْرِيَاءِ،وَالْعَظَمَةِ ))
Kudret,hükümranlık,büyüklük ve yücelik sahibini tüm noksanlıklardan tenzih ederim.

(( اَللَّهُمَّ اغْفِرْ ليِ ذَنْبِي كُلَّهُ، دِقَّهُ وَجِلَّهُ، وَأَوَّلَهُ وَآخِرَهُ، وَعَلانِيَتَهُ وَسِرَّهُ ))
Allahım! Günahlarımın hepsini; küçüğünü ve büyüğünü, ilkini ve sonunu, gizlisini ve âşikarını bağışla.”

(( اَللَّهُمَّ إِنيِّ أَعُوذُ بِرِضَاكَ مِنْ سَخَطِكَ، وَ بِمُعَافَاتِكَ مِنْ عُقُوبَتِكَ وَ أَعُوذُ بِكَ مِنْكَ لاَ أُحْصِي ثَنَاءً عَلَيْكَ أَنْتَ كَمَا أَثْنَيْتَ عَلَى نَفْسِكَ ))
Allahım! Gazabından rızana, cezalandırmandan affına; senden yine sana sığınırım. Sana olan övgüleri sayamam. Sen, kendini övdüğün gibisin.



(( رَبِّ اغْفِرْ ليِ، رَبِّ اغْفِرْ ليِ ))Rabbim! Beni bağışla

(( اَللَّهُمَّ اغْفِرْ ليِ، وَ ارْحَمْنِي، وَ اهْدِنِي، وَ اجْبُرْنِي، وَ عَافِنيِ، وَ ارْزُقْنيِ، وَ ارْفَعْنيِ))
Allahım! Beni bağışla, bana merhamet et, beni doğru yola ilet, beni islah eyle, bana âfiyet ver, bana rızık ver ve beni yücelt.


Yüzüm; ona şekil veren, onda göz ve kulak açan Allaha secde etti. Takdir edenlerin en güzeli Allah'ın bereketi çoktur.”[

(( اَللَّهُمَّ اكْتُبْ ليِ بِهَا عِنْدَكَ أَجْراً، وَضَعْ عَنِّي بِهَا وِزْراً، وَاجْعَلْهَا ليِ عِنْدَكَ ذُخْراً، وَتَقَبَّلْهَا مِنِّي كَمَا تَقَبَّلْتَ مِنْ عَبْدِكَ دَاوُدَ ))
Allahım! katında benim için bir ecir yaz benden günahı sil. beni katında muhafaza eyle kulun Dâvud’dan kabul ettiğin gibi, benden de kabul eyle.”
05-07-2018 10:18 PM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Murataltug Çevrimdışı
Uzman
*****

Mesajlar: 2,213
Üyelik Tarihi: Nov 2017
Rep Puanı: 68
Ruh Halim
Ruh Halim
Oylesine

Takımın:
Fenerbahce
Mesaj: #89
RE: İslam ve hayat
Kaynak lezzetler.com


Yiyiniz içiniz ancak israf etmeyiniz (Araf 31)

Mırra'nın Hikayesi

Doğu'nun bir kokusu olsa, buram buram kahve kokardı. Doğu'nun kimliği kahve... Batı'ya doğru uzayan serüveninde biçimlere girdi. Geçtiği yollarda konukseverlik ilkelerini günlük davranışları sözün kısası 'her dem taze' bir kahve kültürü yarattı. Kahvenin acısı 'mırra', yalnızca Güneydoğuya özgü, özellikle Urfa'ya. Mırra kelimesi Arapça'dan geliyor, acı anlamında 'mur'dan türetilmiş. Mırra, yaşamın parçası.Sokaklarda semaveriyle dolaşan kahvecilere rastlarsınız. Kahve mütevazıdır, sessizce yudumlanır mırra farklıdır. Törenlerde Konuk kabulünde, sıra gecelerinde, düğünlerde, eğlencelerde, dini nikâhta, taziye evlerinde, sünnetlerde, bayramlarda. konakda özel kahveci tutulur, konuklar ağırlanır

Bugün özel günlerde kahve yapan 20-30 kahve ustası var Urfa'da. babadan oğula bu işi sürdürüyorlar Mırra, özel bir kahveden yapılmıyor. Her çeşit kahve uygun, ancak kaliteli olması şart. üç kişi ister başına; biri suyu karıştıracak, biri içine kahve dökecek, diğeri de maniler okuyacak. Önce yeşil çekirdek kahve, büyükçe bir kahve tavasında kavruluyor. Hafif ateşte, uzun saplı özel bir kaşık ile karıştırılıyor Kahve habbesi tam pişince ustalar rengine bakıp "Tamam" diyor. Kavurma işi bittikten sonra sıra kahvenin dövülmesine geliyor. sert ağaçtan yapılan 'dibek' denen havanlar kullanılıyor. Kavrulmuş kahve, dibek kolu ile iyice dövülüyor. Kahvenin tanecikleri Türk kahvesinden iri olmalı. Kahvenin dibekte dövüleni makbul, ama bugün dibek yerine kahveyi iri çeken değirmenlerle kahve makinesi de kullanılıyor.

Mırra kıvamını buluncaya kadar defalarca köpürtülerek kaynatılıyor, emeğin âlâsı kaynatma işinde. Kahve telve haline gelinceye kadar suyla kaynatıldıktan sonra arı su ile karıştırılarak şerbet hazırlanıyor. Mırraya özel yapılmış, işlemelerle süslü bir güğüm yarısına kadar bu şerbetle dolduruluyor ve içine iki-üç kilo kahve konulup tekrar kaynatılıyor. Taşmaması için ateşe yaklaştırılıp uzaklaştırılarak kaynayıp kıvama gelince ateşten alınıyor. Kahve, soğuyunca dibine çöken çökelekle karışmasına meydan vermeden 'mutbak' denen ikinci güğüme aktarılıyor ve üzerine şerbet katılıyor.karışım iyice kaynadıktan sonra tortusu ile karıştırılmadan mutbağa aktarılıyor. Mutbaktaki kahve kaynatılıyor. Ateşten alınıp soğuduktan sonra farklı boylarda, mırraya özel, ağız kısımları kapaklı güğümlerin en büyük olanına boşaltılıyor.

Son olarak da en büyük boy çinko cezveye. Cezveye boşaltılan pekmez katılığındaki mırra, içine konulduğu fincanın kenarını boyayacak hale geldiyse kıvamını bulmuş demektir. eskiden kömür ateşinde tam yedi kez yapan kahveciler varmış. Mırra şeker istemiyor; 'Sarhoş ayıltan' diye anılması belki de bu yüzden. Mırraya güzel koku versin diye zencefil kakule de ekleniyor. mırra, özel sarı bakırdan üzeri işlemelerle süslü ibriğe cezveye konup ısıtılıyor. Mırranın yapılışı kadar sunumuda şölen. Kahvecinin bir elinde kahve fincanı diğer elinde kahve ibriği vardır. Boynunda veya cebinde fincan silecek mendiller. Büyükten küçüğe sıra ile tüm odadakilere ikişer defa ikram ediliyor. tek içimlik dolduruluyor fincana. Birinci içimden sonra kahveci aynı fincana aynı miktar mırrayı koyup tekrar uzatıyor.

Kahve gibi yavaş içilirse soğuyor ve tadı kaçıyor; erken içilirse damağı yakıyor. hafif damağa değdirilerek tadına bakıp; iki-üç yudumda, fincanı 45 derece döndürerek yavaş yavaş içmek gerek. 
herkes aynı küçük kulpsuz, ters çevrilmiş kesik koni biçiminde fincanla içiyor mırrayı. İkram edenin yüzüne bakılıyor, bir yudum alındıktan sonra fincan eline geri veriliyor. Yanılıp da fincanı yere koyan kabalık etmiş sayılıyor. Ya fincanın derinliği kadar altın koyacaktır içine ya da ikram eden genci evlendirme sözü verecektir. geleneğin nereden geldiği kesin değil, rivayet diyorki: Bir ağanın odasında oturan zengin ağanın kahvecisine bahşiş vermek istemiş. ağaya ayıp olmasın diye bahane aramış. Mırrayı içtikten sonra fincanını kahvecinin eline değil, yere bırakmış. Kahveci fincanı almış. Misafir kahveciye "Kusura bakma unuttum, fincanı yerde bıraktım" deyip gönlünü almak için fincana altın doldurmuş. O gün bugündür, hikâyeyi duyan kahveciler fincan yere kondu mu "Ya fincanımı altın doldur, ya da beni evlendir" diye bahşiş ister olmuş. Urfa geleneklerinde mırranın kuralları kesin. Bir ailenin konuklarına mırra sunması için özel şartlar gerekiyor. mırra sunmamış bir ailenin çocuğu gün gelip mırra vermek isterse usülüne uygun yörenin ileri gelenlerini evine davet etmek zorunda. Destur (izin) büyük bir yemek şöleniyle kutlanıyor.


Kaynak haberler.com

Mırra Deyip Geçmeyin, Her Derde Deva

Taziye ve düğünlerde misafirlere ikram edilen, sıra gecelerinin vazgeçilmez içeceği olan mırra acı kahve, vatandaşların en sevdiği içecekler arasında
Şehirde taziye ve düğünlerde ön plana çıkan mırra vazgeçilmezler arasında Hazırlanışı diğer kahvelerden farklı mırra, içerdiği mineraller sayesinde birçok rahatsızlığa iyi geliyor. Aşırıya kaçmadan tüketilen mırra, baş ağrısına, selülite ve karaciğer hastalıklarına iyi geliyor. acı olmasından gençler tarafından sevilmeyen mırra, yaşlıların l en çok tükettiği içecek oluyor. yudum şeklinde ve tadımlık olarak içilen mırra, tiryakileri cezveler dolusu tüketiyor

sıra gecelerinin de vazgeçilmez içeceği mırra vatandaşların en sevdiği içecek Hazırlanışı zahmetli olan mırra, kahve çekirdekleri iyice kavrulup dövülünce toz haline getiriliyor. kaynatılan kahve, süzüldükten sonra tekrar kendine has cezvede kaynatılarak ikrama hazır hale geliyor. Mırra için özel kahve çekirdeği yoktur. Kahve çekirdekleri kavrulup dibek adlı kaba alınır taneleri inceltilmeden dövülür. Dövme için günümüzde değirmenler ve kahve makineleri kullanılmaktadır. Mırranın hazırlanmasında en önemli kısım kaynatma evresidir. Kaynama süresi, çok uzundur, belli aşamalarda kahvenin telvesi ayrılıp karışıma su eklendikten sonra devam edilir. Çekilmiş kahve üzerine su eklenerek kaynatılır, belli bir kıvamdan sonra tortusundan ayırmak amacıyla mutbak adlı özel kaba süzülür.

Elde edilen karışıma tekrar kahve ve su eklenir. Bir iki defa süzme, kahve ve su ekleme işlemi gören kahve, tortusundan ayrıldıktan sonra kahve katılmadan sadece su eklenerek bir iki kere daha mutbaktan geçirilir. Mırraya tat vermesi amacıyla kakule katılabilir. Sekersiz içildiği için hazırlanırken tatlandırılmamaktadır. Mırra ismi, Arapça acı anlamında murdan türemiştir. Çok acı ve koyu olması nedeniyle ufak bardakta içilir. Yörede kültürel açıdan anlamlı, sunumu özel çaba gerektiren bir içecektir. sağlık üzerinde olumlu etkilere sahiptir Uyarıcı etkiye sahiptir dikkat toplar konsantrasyon artırır Aşırıya kaçmadan tüketilen mırra, baş ağrısına, selülit ve karaciğer hastalıklarına iyi gelit. uyarıcı, canlandırıcı ve yorgunluk giderici etkisi vardır'7'DEN 70'E HERKES İÇEBİLİR' Mırranın vatandaşlar tarafından çok sevilir çok eski ve köklü bir kahvedir. düğün ve taziyelerde ikram edilir Urfalılar mırrayı hayatlarının parçası haline getirmişler. Mırra Arap içeceğidir Arapça'da acı demektir. turistlerde bir defa içtikten sonra alışırlar. Mırra her derde devadır. 7'den 70'e herkes içer
05-07-2018 10:19 PM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Murataltug Çevrimdışı
Uzman
*****

Mesajlar: 2,213
Üyelik Tarihi: Nov 2017
Rep Puanı: 68
Ruh Halim
Ruh Halim
Oylesine

Takımın:
Fenerbahce
Mesaj: #90
RE: İslam ve hayat
Kaynak dini hikayeler android programı

Gömlek düğmesi

Hz Ömer halifeliğinde eliyle, gömleğini hareket ettirip etraftakilerin dikkatini çeker Toplantı sona erer halifenin, ömer Beytülmaldan yapılan israfı önlemek için, bir taneden fazla gömleği olmadığı için yeni yıkanmış gömleğinin tekrar aynısını giymiş ve, kurusun diye, hareket ettiriyordu.

Ebu mihcen

Hz. Ömer r.a.'ın hilafetinde hicri 14. yılda, İranlılarla müslüman Araplar arasında Kadisiye muharebesi olmuştu. müslümanların komutanı Ebî Vakkas r.a., çıbanlardan dolayı ayakta duramıyordu. orduyu karargâhdan idare ediyordu binada zincirlere vurulup hapsedilmiş, Mihcen şairliğiyle meşhurdu Geçmişte içki içtiği biline şair, şarabı öven şiirinde şöyle deyivermişti: 'Ölürsem üzüm asması dibine gömüver beni / Öldükten sonra kökleri ıslatsın kemiklerimi!' Bu zat işlediği şarabı öven sözlerinden nezarethanede tutuluyordu.
Binanın çevresinde atlar gören Mihcen, savaşa katılmadığı için yerinde duramıyordu. Ebî Vakkas Hazretlerine dediki-Beni salıver. atını emanet ediver. harbe katılayım söz veriyorum sağ dönersem, tekrar hapse girerim

Mihcen tanınmayacak şekilde yüzünü kapatarak, kısrağa binip muharebeye daldı. düşmanı birbirine kattı, kahramanlık gösterdi. Kimse onu tanıyamadı 'Melek midir, Hızır mıdır?' diye söyleşmeler olurken, Sa'd Hazretleri de, Mihcen hapiste olmasaydı, bu odur ve bindiği at benim atım Belka'dır, derdim' diyordu. Mihcen geceleyin köşkteki nezarethaneye dönüp kendini zincire vurdu. Sa'd atının terli olduğunu gördü sebebini sordu. Sa'd Hazretleri Ebu Mihcen'den memnun kaldı, onu serbest bıraktı. Ebu Mihcen de hataları için tevbe etti.
05-07-2018 10:22 PM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Gönder Cevapla


Forum'a Git:


Konuyu görüntüleyenler: 1 Misafir
Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. 5651 sayılı yasaya göre bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. 5651 sayılı yasaya göre sitemiz mesajları kontrolle yükümlü olmayıp, şikayetlerinizi mail@islamiforum.net adresine yollarsanız, gerekli işlemler yapılacaktır. Dikkat: Bu site şikayet sitesi değildir, arızalı ürünleriniz ve diğer şikayetleriniz için bu email adresini kullanmayınız. Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to mail@islamiforum.net