Gönder Cevapla
 
Değerlendir:
  • 0 Oy - 0 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
İmamHatipleri Kim Kurdu
Yazar Mesaj
AtMaCa Çevrimdışı
Admin
*********

Mesajlar: 9,339
Üyelik Tarihi: Oct 2007
Rep Puanı: 1286
Ruh Halim
Ruh Halim
Sert

Takımın:
Fenerbahce
Mesaj: #1
İmamHatipleri Kim Kurdu
Büyük Millet Meclisi'nde milletin alacağı eğitimi şekillendirmek için yapılan tartışmaların ardından, Maarif Vekili Rıza Nur bugün de aşina olduğumuz bir eğitim müfredatını kamuoyuna açıkladı: "Dini eğitim almış nesiller yetiştirilecek."


Yıl 2005. Türkiye her geçen gün biraz daha çoğalan ahlaki ve sosyal problemlere ev sahipliği yapan bir ülke olmanın buhranını yaşıyor. Televizyonlar, radyolar, gazeteler, artık üçüncü sayfa haberleriyle doluyor. Kapkaç, yankesicilik, dolandırıcılık derken kanunlardan, güvenlik güçlerinden yakasını bir şekilde kurtaran insanları durdurabilecek tek güç olan "vicdanlar" ise yürekleri ve zihinleri bir bir terk ediyor. Bu iç burkan durumu elleri kolları bağlı olarak seyreden politikacılar, eğitimciler, din adamları ve en önemlisi aileler ise çocuklarını ahlak erozyonundan sağ salim çıkarabilmenin çarelerini arıyor. Her gün ortaya yeni projeler, yeni fikirler atılıyor.

Ülkenin bu manzarasını adeta 85 yıl önce gören Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin ilk üyeleri, yani Milli Mücadele'nin önderleri ise, o günlerden önlem almak gerektiğini vurguluyordu. Çare olarak ise mühendisinden doktoruna, öğretmeninden marangozuna hangi meslekten olursa olsun herkesin dini eğitim alması gerektiği üzerinde duruluyorlardı. Milletin ahlakı ve vicdanı eğitilmeliydi, bunun tek çözümü de din eğitimiydi ama bu eğitim nasıl olacaktı?

Meclis açıldıktan üç gün sonra eğitim tartışıldı!

Büyük Millet Meclisi, kurulmasından daha bir kaç gün sonra, çok ağır sosyal, siyasî ve ekonomik şartlar altında çalışmalarına rağmen eğitime büyük önem vermiş, özellikle din eğitiminin gerekliliği ve nasıl yapılması hususu Meclis'te uzun uzun müzakere edilmişti. 26 Nisan 1920'de TBMM Reisi Mustafa Kemal'in başkanlığında yapılan ihtisas komisyonlarının kurulmasına ilişkin müzakerelerde, Meclis'e bir önerge sunan Müfit Efendi önergesini savunurken şunları söylemişti: "Tedrisat iki esasa ayrılır. Birisi tedrisat-ı diniye , birisi de tedrisat-ı dünyeviye, yani fünûn (fen bilimleri) ve saireye ait tedrisattır. Bab-ı Meşihat (Diyanet İşleri Dairesi) sırf tedrisatı diniye ile mi meşgul olsun, yoksa program koymak suretiyle medreselerin tedrisatını da iyi bir hale ifrağ etsin (dönüştürsün) mi? Bu ciheti hepimiz derin bir teessür ile düşünüyoruz. Düşünmeye mecburuz."

Aynı müzakerelerde söz alan Antalya Milletvekili Hamdullah Suphi'nin (Tanrıöver) yaptığı konuşma ise çok çarpıcıydı: Suphi'nin "Meclisimiz'e dahil olan ulema-i dinin (din alimlerinin) yetişecek nesillere kâfi bir terbiye-i diniyenin (dini eğitim) verilmesini istemek hususunda nâmütenahi (sonsuz) bir hakkı vardır. Bunu inkâr etmek hiç kimsenin aklından geçmez. Her millet dinî bir terbiye alır. Bizim çocuklarımız da dinî bir terbiye alacaklardır. Bu esas umumi ve mutlaktır." Suphi'nin din eğitiminin milletin tüm çocuklarına nasıl verilmesi gerektiğine ilişkin sözleri, aslında bugün de yapılan din eğitimi tartışmalarının ilkini oluşturuyordu. Suphi, şunları söylemişti: "Meclis-i Ålinin fikrini iki nokta üzerinde celbetmek isteriz, tedrisat dünyanın her tarafında muhtelif şubelere ayrılır. Bir kısmı doğrudan doğruya mahiyeti itibariyle dinîdir; diğeri hayata ait vazifeler ile alaka ve temas üzeredir. Bir kısmının din ile alakadar ve teması yoktur. Din İşleri Komisyonu, dinin tedrisi noktasından arzu ettiğini takrir eder ve Maarif Encümeni'ne (Eğitim Komisyonu) onu teklif eder. Bu kendisinin en sarih hakkıdır. Maarif Encümeni de hayatın maddî işleri noktasından çocuklarımızın deruhte edecekleri vazifeye göre terbiye ve tedris almalarını temin edecek bir program vaz'eder ve bu tatbik edilir. Fakat ikisi de biri birine karıştırılırsa sonu gelmez, birtakım anlaşmazlıklar zuhur eder."

Biz din ile dünyayı ayırırsak geri kalırız

Sivas Mebusu ve devrin önemli bilim adamlarından Mustafa Taki Efendi ise Hamdullah Suphi'nin bu görüşlerine karşılık "Mekteplerden fen bilimleriyle yetişen efendileri adeta bir ecnebi, haşa itikatsız diye görüyoruz. Bu efendiler de, dini eğitim alanları, mutaassıp ve hiçbir şeye yaramaz kabul ediyorlar. Bunun için millet arasında ayrılık, ortaya çıkıyor" görüşünü ileri sürüyordu. Mustafa Taki Efendi, bu iki kaynağın birleştirilmesi gerektiğini, İslam dininin bilimsel gelişmelere engel olmadığını, bilakis teşvik ettiğini bu yüzden de dini eğitim ile fen ve matematik gibi müspet bilimleri aynı müfredatta birleştirmekte hiçbir sakınca olmadığını hatta bunda halkın menfaati olduğunu dile getirmişti. Mustafa Takî Efendi şunları söylemişti: "Şimdiye kadar bizi terakkiden alıkoyan zihniyetin din ile dünya işlerinin ayrı ayrı olduğu anlayışıdır. Diğer dinler gibi bizim dinimiz terakkiyat-ı maddiyeye mani bir din değildir. Bizim dinimiz terakkiyat-ı maddiyeyi mütekafildir... Diğer dinler erbabının terakkiyat-ı maddiyeyi kabule dinleri müsait olmadığından, onlar dinden ayrılmaya mecbur kalmışlardır. Din ile dünyayı ayırmasalardı Avrupa terakki etmeyecekti. Fakat biz din ile dünyayı ayırırsak geri kalırız..."

Rıza Nur: Dinî eğitim almış nesiller yetiştirilecek

Mustafa Kemal'in başkanlığında yapılan oturumdaki bu müzakereler, bugün İmam Hatip Liseleri'nde eğitim gören gençlerin dini eğitim aldıkları için yalnızca imam olabilecekleri yönünde yapılan yorumları değerlendirme açısından ipuçları da taşıyor.

İşte bu müzakerelerin sonunda hazırlanan ve Milli Mücadele kahramanları tarafından yeniden inşa edilen bir ülkede eğitimin nasıl yapılması gerektiğini içeren Medâris-i İlmiye Nizamnamesi, yani "Bilim Medreseleri Kanunnamesi", 8 Mayıs 1921'de İlk Meclis'in Bakanlar Kurulu üyeleri ve ilk Başbakan Mareşal Fevzi Çakmak ile o sırada Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin Başkanı olan Mustafa Kemal Atatürk tarafından imzalandı. Maarif Vekili (Milli Eğitim Bakanı) Rıza Nur'un ilk hükümetin programını okurken söylediği "eğitimin amacı dini ve milli eğitim almış nesiller yetiştirmektir" şeklindeki sözleri de bu nizamnamenin ana fikrini de ortaya koyuyordu.

İmam Hatip Liseleri'nin ilk prototipi

Rıza Nur, nizamnâme ile nasıl bir eğitim amaçlandığını açıklarken, müspet ilimlerle donatılmış okullar oluşturulmasının düşünüldüğünü belirtmişti. Nizamname, özellikle din eğitimi konusuna önem verileceğini, ıslah edilmiş olan medreselerin daha da geliştirilip devam edeceğini göstermekteydi. Yani bu nizamname, İmam Hatip Liseleri'nin ilk prototipi olarak kabul edilebilecek olan Cumhuriyetin ilk okullarının müfredatını, bugünün İHL müfredatlarına çok benzer bir şekilde düzenlemişti.

Nizamnameye göre, eğitim süresi 6+6 olmak üzere toplam 12 yıl olarak belirlenen bu okulların haftada 6 gün eğitim yapması öngörülüyordu. Medaris-i İlmiye'de öğretilecek dersler arasında sınıflara göre saati ve ders dağıtımı değişmekle beraber, tarih boyunca okutula gelen derslerin yanında hesap, (matematik) coğrafya, tarih, sağlık bilgisi yazı ve imlâ gibi dersler de konulmuştu.

R-U-H-U-M-U-Z ----- Y-E-T-E-R..........
05-01-2008 01:36 AM
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
sühim Dışarıda
kimya-yı saadet
******

Mesajlar: 4,314
Üyelik Tarihi: Dec 2007
Rep Puanı: 674
Ruh Halim
Ruh Halim
Oylesine

Takımın:
Mesaj: #2
RE: İmamHatipleri Kim Kurdu
enteresan gülücük

"Arsadaki odun yığınının gizli bir köşesinde tek bir kıvılcım noktasıyız biz."

elhmdülillah anladin
07-07-2010 02:01 PM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Münzevi Dışarıda
Ah Teslimiyet..!
******

Mesajlar: 3,897
Üyelik Tarihi: Dec 2011
Rep Puanı: 3554
Ruh Halim
Ruh Halim
Oylesine

Takımın:
Besiktas
Mesaj: #3
RE: İmamHatipleri Kim Kurdu
(05-01-2008 01:36 AM)AtMaCa Yazılan: Sitemizden Programları indirebilmek Ve En İyi Şekilde Faydalanmak İçin Lütfen ÜYE Olunuz..Biz din ile dünyayı ayırırsak geri kalırız

Mustafa Takî Efendi şunları söylemişti: "Şimdiye kadar bizi terakkiden alıkoyan zihniyetin din ile dünya işlerinin ayrı ayrı olduğu anlayışıdır. Diğer dinler gibi bizim dinimiz terakkiyat-ı maddiyeye mani bir din değildir. Bizim dinimiz terakkiyat-ı maddiyeyi mütekafildir... Diğer dinler erbabının terakkiyat-ı maddiyeyi kabule dinleri müsait olmadığından, onlar dinden ayrılmaya mecbur kalmışlardır. Din ile dünyayı ayırmasalardı Avrupa terakki etmeyecekti. Fakat biz din ile dünyayı ayırırsak geri kalırız..."

Rıza Nur: Dinî eğitim almış nesiller yetiştirilecek

ne güzel söylemiş, ama pek anlaşılmamış sanırım



Dilerim derdim affıma vesile olur..





Yürüyorsam düşe kalka, bil ki ısrarımdan..
03-08-2013 02:06 AM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Gönder Cevapla


Forum'a Git:


Konuyu görüntüleyenler: 1 Misafir
Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. 5651 sayılı yasaya göre bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. 5651 sayılı yasaya göre sitemiz mesajları kontrolle yükümlü olmayıp, şikayetlerinizi mail@islamiforum.net adresine yollarsanız, gerekli işlemler yapılacaktır. Dikkat: Bu site şikayet sitesi değildir, arızalı ürünleriniz ve diğer şikayetleriniz için bu email adresini kullanmayınız. Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to mail@islamiforum.net