Gönder Cevapla
 
Değerlendir:
  • 0 Oy - 0 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
İNDİRECEĞİN HER HAYRA MUHTACIM
Yazar Mesaj
Kayıtsız
Kayıtsız

 
Mesaj: #1
İNDİRECEĞİN HER HAYRA MUHTACIM
Tekrar tekrar haykırıyorum içimden "Namaz uykudan hayırlıdır, Namaz uykudan hayırlıdır".
Hayır ve şer bu iki eksen arasında dönüp dolaşır hayatlarımız. Aldığımız her nefes ya hayra ulaştırır ya şerre. Duygu ve düşüncelerimiz hiçbir zaman için boş yere kulaç atmazlar ya hayra yönlendirirler bizi ya kötülüğe. Bugün attığımız her adım yarın karşımıza ya güzel bir suret ya çirkin bir suret olarak çıkar. Ve bu suret bizim kendi suretimiz olur. Çizgi çizgi, kare kare onu oluşturan bizim ellerimizdir. Memnunluk yada memnuniyetsizlik..
Hayır diye adlandırdığımız, şer diye kaçındığımız şeylere, nesnelere, duygulara baktığımızda dünün şerri bugünün hayrı olabiliyor. Dünün hayrı da bugün şer diye telakki edilebiliyor. Değişen neydi kötü her zaman için kötü değimliydi? Ya iyilik, hayır her zaman için güzel değimliydi? Değişen neydi hayatımız da dünün faydalısını bugünün zararına değişebiliyorduk.
Bakış açımız, yürek atışımız, heyecanımız, sevincimiz neden takılı kaldı bir dönemin hayır adına yaptığımız, şimdilerde şer diye kaçındığımız olgulara... Bizden eksilen veya artan neydi; her şeyi yaşamış mıydık, tecrübe mi etmiştik. Ve bu halimize olgunluk ismini mi takmıştık? Neden coşkuyla, sevinçle yaptığımız hayırlı amelleri boşa çıkarıyorduk? Oysa batıla benzememek, küffara karşı durmak ve kendimizi korumak adına yapmıştık bunları. Ve en önemlisi rabbimizin rızası içindi bu terk edişler bu karşı durmalar. Şimdi artık korunmaya ihtiyacımız mı kalmamıştı yoksa onlara ne kadar benzeyip benzemediğimiz çokta mühim değimliydi? Bunların hepsi bir yana ya rızai ilahi hayatımızda ne kadar yer kaplıyordu?
Terk ettiğimiz şer diyarlarına, uzak kaldığımız mekanlara, kapısından iğreti duyduğumuz, girmek istemediğimiz duvarlara neden şimdi hayıflanarak bakıyorduk. Orda olsaydık daha mı mutlu ve daha mı huzurlu olacaktık şimdi. Sanki o zamanlar da "la" dediğimize pişman gibiydik.
Elbette insanız yanılabilir ve hata yapabiliriz. Ama bazı noktalar vardır ki, hata olmadığı halde bazı menfaatlerimizin gitmesi, zaaflarımızın devreye girmesi ve "neden bende bunlardan faydalanmayayım" düşüncesi bizi doğru olan yoldan ayaklarımızı kaydırabiliyor; yanlış yola girsek de bunu doğru görmek için ne gerekiyorsa onu yapabiliyoruz.
İki ayrı ve farklı yolu birleştirerek, bunlardan oluşan mozaik bir yapıyla yürüdüğümüzde belki daha huzurlu ve mutlu olacağımızı düşünüyoruz. Gerekli yerlerde müslüman elbisesine bürünürken gerekli(ymiş) görülen başka yerlerde bu elbiseye hiç dokunulmadan istenilen şekil ne ise ona göre davranabiliyoruz. Bir kültür haline getirdiğimiz din anlayışını artık Allah'tan gelen bir emir, tavsiye ve hayat kurallarının manzumesi olarak değil de belli zamanlar da yapmak istediğimizde- şayet canımız isterse- yapacağımız argümanlar olarak algılanmaya başlandı.
Dün şer olan örtüsüzlük bugün de şerdi, dün haram olan fahiş görüntüler ve ortamlar bugün de haramdı. Dün yasaklanan faiz bugün de yasaktı. Zekatı verilmeyen mal bugünde necisti, infak yine arınmanın anahtarıydı.
Bir avuç ateşi elde tutmak dünde imanın göstergesi- zorluğuydu bugünde öyleydi. Ama ne olduysa kendi içimizde bu ateşi avuçlamak bir yerlerimizin incinmesini artık istemiyoruz. Mazeretlerimiz var çünkü. Bilal'in, Sümeyye'nin, Ebu Bekir'in pişmanlığı gözlerinden okunuyor. Neden kimse rahatını bozmaz iken o işkencelere maruz kalmıştı. Herkes hayat şartlarını düzeltirken en kıdemli yerlerde görev alırken neden sümeyye okulunu terk etmişti. Ya Ebu Bekir ne oluyordu ona öyle, malını mazlumlar için harcamıştı. Ne geçmişti eline!?..
Evet özümsenmeyen bir din anlayışının getirdiği sorunlardı bunlar. Oysa namaz her zaman için uykudan hayırlıydı. Yani kıyam, yani diriliş, yani düşünme, yani salih amel, yani zulme boyun eğmeme, yani kim ne derse desin rüku edenlerle birlikte rüku etme. Saf tutma, safını belirleme. Gerekirse tek başına gerekirse toplumu içinde.
Ama asla uyumama, göz yummama, tepki verme, bir yerlere gelebilmek için en önemli yerden vaz geçmeme. Duyulan sıkıntı ve ızdırabın ardından "tatmin olmuş bir nefisle: "Allah'ın buyur ettiği kullardan olabil" mek için uyumama. Seher vakitlerinde, günün ortasın, sonunda her daim onu hatırlama. Ömrün baharın da, olgunluğunda ve ezeli ahirin de; yani onu hayatın belli bir kısmına hasretmemek, her dönem de hayra muhtaç olduğumuzun farkında olarak asla hayırlardan vaz geçmemek. Hangimizin daha hayırlı amel işleyeceğini denemek için yaratılan hayatı, kendi amacına uygun bir şekilde kullanmak ve hayır için çalışmak.
Hayrı olmayan bir hayat, yalancı bahar da zamansız açılan çiçek gibi solmaya mahkumdur. Kalıcı olan hayrın peşine düşenler elbette dört mevsim güneşli bir havayı değil her mevsimin getirdiği zorluk ve güzelliğiyle bunu yaşayacaklardır. İstenilen her hayrın ülfeti olduğu gibi külfeti de vardır. İşte en önemlisi arzuladığımız hayrın hem ülfetini hem külfetini göğüsleyebilmek. Onun ağır sorumluluğunu taşıyabilmek. Ve istediğimiz hayırlarda sonradan bedbaht olmamak. Kendimiz için hayır olanı isterken sadece dil ile değil ruhumuzla bedenimizle kısaca hayatımızla bu hayra hazır olmak gerekiyor. Çünkü hayırlı işler öyle sıradan, basit gelişi güzel yapılan işler değildir. Onun kabulü için ön dua yapıldıktan sonra tekrar bir dua gerekir.
"Biz elimizden geleni yaptık sen kabul buyur ya ilahi" diyerek, Onun indireceği her hayra muhtaç olduğumuzu asla unutmamak. Çünkü Onu unutanlar unutulurla

Yasemin ŞÜHEDA
29-03-2008 12:55 PM
Alıntı Yaparak Cevapla
viLdan_ihL77 Çevrimdışı
Üye
**

Mesajlar: 201
Üyelik Tarihi: Jan 2008
Rep Puanı: 5
Ruh Halim
Ruh Halim
Cilgin

Takımın:
Mesaj: #2
RE: İNDİRECEĞİN HER HAYRA MUHTACIM
emeğine sağlık çok güzelWink


A$k Doqu$tan Kısmét İ$i!
30-03-2008 06:32 PM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
taha yusuf Dışarıda
Profesör
*******

Mesajlar: 28,804
Üyelik Tarihi: May 2009
Rep Puanı: 24447
Ruh Halim
Ruh Halim
Neseli

Takımın:
diger
Mesaj: #3
RE: İNDİRECEĞİN HER HAYRA MUHTACIM
tesekkurler paylasım ıcın...

.
03-08-2010 08:34 AM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Gönder Cevapla


Forum'a Git:


Konuyu görüntüleyenler: 1 Misafir
Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. 5651 sayılı yasaya göre bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. 5651 sayılı yasaya göre sitemiz mesajları kontrolle yükümlü olmayıp, şikayetlerinizi mail@islamiforum.net adresine yollarsanız, gerekli işlemler yapılacaktır. Dikkat: Bu site şikayet sitesi değildir, arızalı ürünleriniz ve diğer şikayetleriniz için bu email adresini kullanmayınız. Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to mail@islamiforum.net