Cevapla  Gönder 
 
Değerlendir:
  • 0 Oy - 0 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
İMAMI AZAM EBU HANİFE fikirleri
Yazar Mesaj
Acemi Üye
*
Mesajlar: 96
Üyelik Tarihi: Apr 2013
Rep Puanı: 9
Çevrimdışı
Mesaj: #1
İMAMI AZAM EBU HANİFE fikirleri




İMAMI AZAM EBU HANİFE (FİKİRLERİ GÖLGELENEN LİDER)


1. Kuranda emredilen “aklın işletilmesi” ve “aklın egemenliği” hususlarını dini yorumlarda öne çıkardı.

2. Zulüm yönetimlerine karşı isyan etmenin dinin talebi olduğunu belirlerdi.

3. Arapçılık güden Emevi ve Abbasi yönetimlerine karşı kılıç kullanılmasına fetva vermiş ve bu konuda maddi destek sağlamıştır.

4. Her Müslüman kendi anadiliyle ibadet edebilir. Kuranın tercümesiyle namaz kılınabilir.

5. Uydurma hadisleri reddetmiş ve sahih hadis kriterinin kurana ve akla uygun olup olmadığı hususu olduğunu belirtmiştir.

6. Hz. Muhammed dışında eleştirilemez kişi ve Kuranı Kerim dışında eleştirilemez kitap kabul etmemiştir.

7. Din ile şeriat eşitlenemez. İbadet, İmanın olmazsa olmaz parçası değildir.

8. Kavga ve savaşların nedeni dini gerekçe olamaz.

9. Ehlibeyti sevmek ve savunmak bir mezhep meselesi olamaz.

10. Hukuk alanında temel olan bireyin özgürlüğüdür.

11. Kadının evlenmesinde kimsenin velayet ve vasiyet hakkı yoktur. Bu hüküm, geleneksel fıkhın temel kabullerinden birini yıkmıştır.

12. Din uleması geçimini dine bağlayamaz. Din hizmeti rızk amacı olamaz. Kendisi de geçimini ticaret yaparak kazanmıştır.

13. Alkollü içkilere geleneksel anlayıştan çok farklı bakmıştır. Şarap dışındaki içkilerin haram olmasını sarhoş olacak kadar içme kaydına bağlamıştır.

14. İslam Fıkhında hüküm kaynaklarından kıyas konusu, “Re’y” başlığı altında ele alınmalıdır. Re’y de kıyas da son tahlilde aklın işletilmesinin ürünüdür. Aklın çalıştırılmasını Kuran ayetlerinin yorumlamasında kullanmıştır. Gerek re’y gerekse kıyas istihsam ve örfü hüküm kaynağı olarak gösterirken başlıca iki gerçeği göz önünde tutmuştur.

Bunlar;

- Maslahat (kamu yararı, insan hayatının gerektirdikleri )

- Din hayatında zorluğun bertaraf edilmesi

15. Dini nasları ikiye ayırmıştır.

- İbadete ilişkin naslar ki bunların neden ve niçinlerinden bahsolunamaz. Örn.: Teyennüm ve Haccın kuralları hakkındaki naslar bu türdendir. Bu naslarda kıyas istemez. Neden, niçin aranmaz. Çünkü Allah’a ve Peygamber’e imanı olan kimse bunların insanın hayrı ve yararı için meşru kılındığına inanır.

- Diğer naslar. Bu nasların kaynağı hangi hükmi gerekçelerden kaynaklanmıştır. Bilinmesi gerekir. Nedenlerine göre benzeri alanlardan kıyaslar yapılır. Bu tür nasların zahirlerinde (lafızlarında) durulmamalı derinliğine inilmelidir. Hükme esas teşkil eden hikmet ve gerekçe anlaşılmalıdır.

16. Ebu Hanife fıkhında beşinci delil olan istihsan; hayatın yeni zorunluluklarına, icaplarına, şartlarına cevap vermek için devreye sokulan “kıyas”’ın daha ileri bir kullanımıdır. Kıyas’ta hükmün dayanağı olan bir genel ilke – Nass olmalıdır. “İstihsan”’da ise dinsel delil üzerinden değil, kamu yararı (maslahat) üzerinden hüküm verilmektedir. İmamı Azamın İstihzan ilke ve yöntemi, sadece mezhepler hukukundaki gelişmeyi etkilemekle kalmamış fıkhın evrensel hukukla kucaklaşmasını da sağlamıştır.

17. Ebu Hanife (İmam-ı Azam)’nin fıkıhta usulü, halkın ihtiyaçlarını göz önünde tutarak işlerin barış ve iyilik üzerine gitmesine dikkat etmektir. İşler, öncelikle kıyas üzerine yürütülür, kıyas uygun düşmez ise. İstihzana gidilir. İstihzan da sonra getirmez ise, toplumun geçerli uygulamaları esas alınacaktır. Buna da genel olarak “ÖRF” diyoruz. Burada karşımıza “Maslahat” veya kamu yararı ilkesi çıkıyor.

İmamı Azam, dini anlama ve uygulamada “kamu yararı” ilkesini fıkhı sisteminin omurgasına oturtmaktadır. Bu bakış açısıyla gelecek zamanlar için büyük bir ufuk açmakta ve büyüklüğü bir kez daha ortaya çıkmaktadır. Günlük hayatın “muamelat” denilen faaliyetlerinin tümü vahyin temel ilkeleri korunmak şartıyla maslahata göre çözülecektir.

Tazir denilen devlet reisinin belirlemelerinin tümü örf kaynaklıdır. Kuranı Kerimin Araf suresinin 199.Ayeti “Örf ile emret” bu konuda temel ilkedir. Örf sabit bir şey değildir. Zamanla sürekli değişir. Evrensel bir örfe “İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi” güzel bir örnektir. (Ne ilginçtir ki bu evrensel maruflar belgesinin altında tek bir İslam ülkesinin imzası vardır. Türkiye.)

İslam tarihinde 3 büyük yozlaşma olduğunu iddia etmektedir.

a- Yahudi yozlaştırması: Öncüsü Siyonist haham Ka’b tır. Önleyicisi Haz.Ömer olmuştur. Bu önleyişin bedelini de hayatıyla ödemiştir.

b- Arap – Emevi yozlaştırması: Öncüsü Muaviyedir. Buna karşı çıkan İmam-ı Azamdır. Hz. Ömer gibi o da hayatını vererek bu yozlaşmayı önlemiştir.

c- Ilımlı İslam yozlaştırması: Günümüzde bu yozlaşmanın halen yaşamakta olduğunu iddia ediyor yazar. Yahudi Hıristiyan karması bir güdümün yozlaştırmasıdır. Bu süreç yazara göre halen devam etmektedir.

19. İmamı Azam – ı farklı kılan değerlerden diğerleri ile ilgili hususlar aşağıda açıklanmıştır.

- İnsanı Rableştirmeye karşı çıkmıştır. “Bütün sahabiler udüldür yani günahsızdır” şeklindeki geleneksel Arapçı tabusuna kesin muhalefet etmiştir.

- Din ile şeriatın farklılaştırılmasını ön görmüştür. “El Alimü vel Müteallim” adlı eserinde “Allah’ın dininde değişme yoktur. Din ne değiştirilir ne de başka şekle sokulur. Ama şeriatlar değiştirilir. Allah bir toplumu için helal kıldığını daha sonra başka bir toplum için haram kılabilir. Nitekim öyle olmuştur. Şeriatlar çoktur ancak din tektir.”diyerek bu konudaki görüşünü özetlemiştir.

- İbadeti İmanın parçası sayan görüşe karşı çıkmıştır. Büyük İmama göre “bir insan inanıyorsa hiçbir ameli olmasa da günahları çok olsa da mümindir. Onun cehennemlik olduğuna hükmedemeyiz. Karşındakini kafir ilan etmek için bahane arayan ondan önce kendisi kafir olur. Kuranı Kerimi tevfir veya tevil ederek hükümler çıkaran yahut Hz. Peygambere nispet edilen hadislere dayalı bazı itikadı hususları benimsemeyen kimse kafir ilan edilemez.”

- Azmışlarla savaşın azmışlık ithamıyla yapılabileceğini kafirlik ithamıyla yapılamayacağını belirtmiştir.

- Alkollü içkilere farklı bakmıştır. İmamı Azam, (ekolü olan Hanefilik) şarap dışındaki alkollü içkileri (Nebizgiller) sarhoş olmayacak miktarda içmeyi haram saymamaktadır. İmamı Azam’ın bu davranışına, Hocası Hammad ve Osmanlı Şeyhülislamları da katılmışlardır. Nebiz, hurma, elma, susam, arpa ve buğday gibi meyve ve tahıllardan yapılmaktadır. Yaşar Nuri Öztürk’e göre Hanefi fıkıhçıların bu fetvası dikkate alındığında şarap dışındaki tüm içkiler (rakı, likör, viski) nebizdir.

Hanefi fıkıhçılarına göre sarhoş edecek kadar içilmedikleri sürece haram hükmüne dahil olmazlar. 1692 yılında ölen Osmanlı Şeyhülislamı Çatalcalı Ali Efendi ünlü eseri “Fetava” da Şeyhülislamlık adına şu fetvayı vermiştir. “Vişnab diye bilinen sarhoş edici içkinin sarhoş etmeyecek kadarını eğlence kastı olmaksızın içmek haram mıdır? Cevap: “İmamı Azam ve İmam Ebu Yusufa göre haram değildir. İmam Muhammed’e göre haramdır. Zamanımızda İmam Muhammed’in görüşüyle fetva vermek tercih edilmiştir.”

- Kadın Özgürlüğüne öncülük etmiştir. Evlenmede kadına tam hürriyet tanıyan tek fakih Ebu Hanifedir. Erkek sadece buluğa ermekle kendi kendine evlenme hakkına sahip olurken kadın bu hakka neden sahip olmasın? Kadınla erkek arasında mal veya velayet konusunda (Tasarruf haklarıyla ilgili olarak) hiçbir fark söz konusu edilemez.

- Ehlibeytin haklarını savunmada özgün bir tavır sergilemiştir.

- İmamı Azam’ın en büyük fıkıh devrimi Kuranın tercümesiyle ibadete fetva vermesidir. İmam Azama göre kıraat (Namazda kurandan bir bölümün okunması) zait bir rükündür. Arapça bilinmemesi halinde fatiha okunmadan da namaz kılınabilir.

Arapça bilmeyen veya okuyamayan Fatiha’yı başka bir dildeki çevirisinden okur ve namazı geçerli olur. Malikilere göre ise böyle birinin Arapçayı öğrenmesi gerekir. Bunu yapamazsa bilen birine uyarak namaz kılar. Bunu da yapamaz ise ruki ile kıyam arasını bir miktar zikir ile açarak namazını yerine getirir.

İmam Azam’ın bu görüşü (anadilde ibadet) kendisinden sonraki mezheplerin hemen hemen tümünü etkilemiştir. Arap dilini bilen ve güzel telaffuzla okuyabilenler de dahil olmak üzere Fatihayı tercümesinden okuyan herkesin namazı geçerlidir. Bu konuda İmam Azam daha da ileri giderek; Namaz kılanlar Tevrat, İncil ve Zebur’dan bir parça okursa ve bu parça tahrif edilmemiş bir parça ise Namaz yine geçerli olur demiştir. Okuduğunu anlamadan namaz kılmak da caiz değildir. Namaz bir salat yani duadır. Onda meşru her dua, her dilde yapılabilir. Evrensel dinin namazı da zaten başka türlü olamaz.



Alıntıdır
30-04-2013 08:16 PM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Acemi Üye
*
Mesajlar: 22
Üyelik Tarihi: Mar 2013
Rep Puanı: 0
Çevrimdışı
Mesaj: #2
RE: İMAMI AZAM EBU HANİFE fikirleri
Paylaşım İçin Teşekkürler Allah Razı Olsun..İmamı Azam Ebu Hanife nin 7 yaşında hafız olması benim her zaman ilgimi çekmişdir.
(Bu Mesaj 30-04-2013 08:30 PM değiştirilmiştir. Değiştiren : Mucahit19.)
30-04-2013 08:30 PM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
General
******
Mesajlar: 4,329
Üyelik Tarihi: Jun 2012
Rep Puanı: 1763
Dışarıda
Mesaj: #3
RE: İMAMI AZAM EBU HANİFE fikirleri
ebu hanifeyi modernist bir bidatçi gibi tanıtmak nasıl olur, oku gör gülücük fesubhanallah koca imamı Mustafa kemale benzetenlerden anlatanlardan Allaha sığınırız

Irkçılık ideolojik bir düşünce değil, aksine psikolojik bir hastalıktır.(Şehid İnşaAllah Malcolm x-Malik El Şahbaz)

Sizi rahatsız etmeye geldim!
30-04-2013 08:39 PM
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
((SeSSiz ÇıĞLıK))
*******
Mesajlar: 14,185
Üyelik Tarihi: Feb 2008
Rep Puanı: 10228
Çevrimiçi
Mesaj: #4
RE: İMAMI AZAM EBU HANİFE fikirleri
Bu gibi yazılarda kaynak çok önemli.Kaynağın nedir necmettin?

Müslüman mısınız ?
Elhamdulillah müslümanım!
PEKİ CİDDİ MİSİNİZ ?
(Bu Mesaj 30-04-2013 08:52 PM değiştirilmiştir. Değiştiren : Sükut.)
30-04-2013 08:51 PM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
General
******
Mesajlar: 4,329
Üyelik Tarihi: Jun 2012
Rep Puanı: 1763
Dışarıda
Mesaj: #5
RE: İMAMI AZAM EBU HANİFE fikirleri
yaşar nuri çıkması muhtemeldir.

Irkçılık ideolojik bir düşünce değil, aksine psikolojik bir hastalıktır.(Şehid İnşaAllah Malcolm x-Malik El Şahbaz)

Sizi rahatsız etmeye geldim!
30-04-2013 08:58 PM
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Yönetici
*******
Mesajlar: 18,002
Üyelik Tarihi: Oct 2007
Rep Puanı: 4822
Çevrimdışı
Mesaj: #6
RE: İMAMI AZAM EBU HANİFE fikirleri
(30-04-2013 08:58 PM)karadamlalar Yazılan: Sitemizden Programları indirebilmek Ve En İyi Şekilde Faydalanmak İçin Lütfen ÜYE Olunuz..yaşar nuri çıkması muhtemeldir.

gülücük

"Ey Sevgili!..
Bir geceliğine değiş tokuş etseydik yüreğimizi,
Taşıyabilir miydin acaba bendeki seni!..
30-04-2013 10:49 PM
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
General
******
Mesajlar: 4,329
Üyelik Tarihi: Jun 2012
Rep Puanı: 1763
Dışarıda
Mesaj: #7
RE: İMAMI AZAM EBU HANİFE fikirleri
"- İnsanı Rableştirmeye karşı çıkmıştır. “Bütün sahabiler udüldür yani günahsızdır” şeklindeki geleneksel Arapçı tabusuna kesin muhalefet etmiştir."

işin garibi bunu bazı aşırı kimseler söylemiş olsa bile ehli sünnet imamları böyle inanmadılar. sahabenin günahlarının olduğunu kabul ettiler, hatasız görmediler.

Irkçılık ideolojik bir düşünce değil, aksine psikolojik bir hastalıktır.(Şehid İnşaAllah Malcolm x-Malik El Şahbaz)

Sizi rahatsız etmeye geldim!
30-04-2013 10:51 PM
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
General
******
Mesajlar: 4,329
Üyelik Tarihi: Jun 2012
Rep Puanı: 1763
Dışarıda
Mesaj: #8
RE: İMAMI AZAM EBU HANİFE fikirleri
"Arapça bilmeyen veya okuyamayan Fatiha’yı başka bir dildeki çevirisinden okur ve namazı geçerli olur."
kafasına göre fetva verenin fetvasına yapışıp gitmeyi çok sever bunlar. ebu hanife şayet böyle bir içtihadda bulundu ise bile hatalı olduğundan 1 ecri vardır, fakat sizin gittiğiniz yolda ebu hanifenin neye binaen bunu söyleyebileceğini dahi bilmiyorsunuz. ebu hanifenin verdiği mesajı alsanız zaten çok farklı olurdunuz Türkiye modernistleri.

Irkçılık ideolojik bir düşünce değil, aksine psikolojik bir hastalıktır.(Şehid İnşaAllah Malcolm x-Malik El Şahbaz)

Sizi rahatsız etmeye geldim!
30-04-2013 10:53 PM
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Acemi Üye
*
Mesajlar: 96
Üyelik Tarihi: Apr 2013
Rep Puanı: 9
Çevrimdışı
Mesaj: #9
RE: İMAMI AZAM EBU HANİFE fikirleri


ARAPÇA BİLMEYEN BİRİ NAMAZI BAŞKA BİR DİLDE KILABİLİR Mİ..???



Öncelikle, Arapça bilenlerin, elbette ki Kuran’ı orijinal metnin vahyedildiği şekliyle okumalarının daha iyi olduğunu vurgulamak istiyoruz. Kuran’ın orijinali Arapçadır ve hiçbir çeviri Kuran’ın Arapça’sının yerini tutmaz. Burada söz konusu edilen Arapça bilmeyenlerin namazı nasıl kılacağıdır.

Namazın Arapça kılınması gerektiği ya da namazda Kuran’ı Kerim okunması gerektiği yönündeki iddiaların hiçbir ilmi dayanağı yoktur. Kuran’ın hiçbir yerinde namaz kılarken Arapça kılmamız emredilmemiştir. Dolayısı ile kişi istediği dilde namaz ibadetini icra edebilir. Dileğine göre namazda anladığı dilde Kuran ayetleri okuyabilir ya da Allah’a dua edebilir. Namazda asıl olanın Allah’ın anılması/hatırlanması olduğunu şu Kuran ayetinden anlıyoruz:

Hiç kuşkulanma ki ben Allah’ım. İlah yoktur benden başka. O halde bana kulluk et ve namazını, beni hatırlayıp anmak için yerine getir. (20-TaHa 14)

Öncelikle şunu vurgulamalıyız; Kuran’ın Arapça indirilmesinin tek sebebi, onun Arap Yarımadasına inmesidir, yoksa Arapça’nın herhangi bir kutsallığı yoktur. Bunu şu ayetten açıkça görebiliriz:

Biz, her elçiyi kendi kavminin diliyle gönderdik ki onlara açıklasın. Allah dilediğini şaşırtır, dilediğini yola iletir. O, azizdir, hüküm ve hikmet sahibidir. (4-İbrahim Süresi 14)

Ve eğer Biz onu yabancı dilde bir Kuran yapsaydık, diyeceklerdi ki: “Ayetler genişçe açıklansaydı ya! Arab’a yabancı dil mi?” De ki: “O iman edenler için bir rehber ve şifadır, iman etmeyenlerin ise kulaklarında bir ağırlık vardır ve o, onlara karşı körlüktür. Onlara uzak bir yerden haykırılır. (41-Fusilet 44)

Nitekim namazı anlaşılacak bir dilde kılmak çeşitli açılardan daha uygundur. Nisa Suresi 43. ayette şöyle buyrulmaktadır:Her elçi kendi kavminin dilinde tebliğ etmiştir, Hz. Muhammed de Arap kavmine gönderildiği için Kuran Arapça inmiştir. Namazın sadece Arapça kılınması gerektiği iddiası, Kuran ayetlerinden çıkmadığı gibi aynı zamanda ayetler ile çelişmektedir de. Zira Kuran’a göre, Arapça bilmeyen önceki nesillere de namaz emredilmiştir; mesela Hz. Musa ve kardeşine (10-Yunus 87),Hz Şuayb Peygamber’e (11-Hud 87), Hz.Lokman Peygamber’e (31-Lokman 17), İsmail Peygamber’e (19-Meryem 55), İsrailoğullarına (Bakara 43). Şüphesiz ki bu kavimler Arapça bilmiyordu, dolayısı ile kıldıkları namaz da Arapça değildi. Kuran, bize daha önceki kavimlere de temel hükümlerin aynı şekilde açıklandığını söylemektedir (26-Şuara 192-197). Bu bilgiler ışığında namazın sadece Arapça kılınabildiği iddiası kabul edilemezdir.

Ey iman edenler, sarhoş iken, ne dediğinizi bilinceye ve cünüp iken de -yolculukta olmanız hariç- gusül edinceye kadar namaza yaklaşmayın.

Görüldüğü gibi ayette, namazın gerekliliklerinden birinin “ne dediğimizi bilmemiz” olduğuna işaret edilmektedir. İyi ama namazını Arapça bilmeden Arapça kılan çoğu insan ne dediğini bilmemektedir. Bu durum ise yukarda bahsettiğimiz gereklilik ile çelişmektedir. Muminun Suresi 2. ayeti inananların namazlarında derin bir ürperti ve tevazu içinde olduklarını söylemektedir. Sizce, ne söylediğimizi bilmeden böyle derin bir ürperti duyabilir miyiz?

Namaz’ın Arapça kılınması gerektiğini savunanlar, tezlerini Müzzemmil Suresi 20. ayet ve Kur’an’ın Arapça indiğini söyleyen ayetleri (26-Şuara 192-195, 20-TaHa 113, 39-Zümer 28, 41-Fussilet 3) delil göstererek savunmaya çalışmışlardır:

Gerçekten Rabbin biliyor ki sen, muhakkak gecenin üçte ikisine yakınını, yarısını ve üçte birini ibadetle geçiriyorsun, beraberinde bulunan bir grup da (böyle yapıyor). Oysa geceyi, gündüzü Allah takdir eder. Sizin bundan ötesini başaramayacağınızı bildiği için size lütuf ile muamelede bulundu. Bundan böyle Kur’an’dan kolayınıza geleni okuyun. Allah sizden hastalar olduğunu, başkalarının Allah’ın fazlından aramak için yeryüzünde gezip-dolaşacaklarını ve diğerlerinin Allah yolunda çarpışacaklarını bilmiştir. Öyleyse ondan (Kur’an’dan) kolay geleni okuyun. Namazı dosdoğru kılın, zekatı verin ve Allah’a güzel bir borç verin. Kendi hesabınıza hayır olarak ne yapıp gönderirseniz, onu Allah yanında daha hayırlı ve karşılık olarak daha büyük bulacaksınız. Allah’tan bağışlanma dileyin. Şüphesiz ki Allah, çok bağışlayan, çok merhamet edendir. (73-Müzzemmil 20)

Ancak yukardaki ayetlerde “Bundan böyle Kuran’dan kolayınıza geleni okuyun” ve “O halde ondan (Kuran) kolayınıza geleni okuyun” ifadelerinde Kuran okumak, namazla ilişkilendirilmemiştir. O ayetler doğrudan Kuran okumayı emreden ayetlerdir; namazda okuma, hele de “Arapça okuma” emri o ayetlerden çıkmaz. Kuran’ın Arapça indiğine işaret eden ayetlerden de aynı şekilde Kuranı Arapça okumamız gerektiği ve namazda Kuran okunması gerektiği çıkarılamaz.

Elbette ki her şeye kadir yüce Allah dileseydi, Kuran’ı Arapça okumamızı açık bir biçimde emrederdi. Diğer yandan alemlerin Rabbi Allah, Kuran’ı “anlayarak okumayı” emretmiştir, zaten asıl önemli olan Kuran’ın anlamıdır. Arapça kelimelerin bir kutsallığı ya da özelliği yoktur; aynı kelimeler sıradan bir romanda ya da herhangi bir yazıda da kullanılmaktadır.

Üstelik Arapça bilmeyenler, Arapça harfleri doğru telaffuz edemedikleri için birçok kelimeyi yanlış anlamlı telaffuz etmektedirler. Örneğin Türkçe’de “acı” ve “açı” ya da “kul” ve “kül” gibi birbirine yakın telaffuzlu kelimelerin yanlış telaffuzunda önemli anlam farkları olduğu gibi, aynı durum Arapça telaffuzlarda da gerçekleşmektedir. Arapça Kuran okurken bu olgu, Kuran’daki birçok mananın yanlış ifade edilmesine sebep olmaktadır.

“Kul Rabbine en ziyade secdede iken yakın olur, öyle ise secdede duayı çok yapın” (Müslim, Salat 215,(482); Ebu Davud, Salat 152.)Ayrıca hadislerde bile, Hz. Muhammed’in, namaz kılarken, bazen, Kuran okumak yerine Allah’a dua ettiğini belirtmekte fayda görüyoruz. Sonuçta Peygamberimiz’in kıldığı namazın, bugünkü gibi kalıplaşmış tek bir şekilde kılınan namaz olmadığı bellidir.

Nâsıruddîn el-Elbânî’ye göre Hz. Muhammed namazda “Allah’ım beni bağışla” ve “Allah’ım bütün günahlarımı, küçüğünü, büyüğünü, ilkini, sonuncusunu, açığını gizlisini bağışla” diye dua ederdi. Çeşitli hadislerde, Kuran bilmeyenleri de, namaz kılmaları konusunda Peygamberimiz’in uyardığı açıkça geçmektedir.

Kuran’ın sadece Arapça okunması gerektiği, hadislerden bile çıkartılamaz. Nitekim ilk Kuran ayetlerinin tercümesi de Hz. Muhammed döneminde olmuştur. İranlı hemşerilerinin isteği üzerine, Peygamberimiz’in de bilgisi dahilinde, Selman-ı Farisî Fatiha Suresi’ni Farsça’ya çevirmiş ve İran’a göndermiştir. (Serahsi, el-Mebsut, I, 37, Beyrut, 1398/1978).

Şunu vurgulamakta özellikle fayda görüyoruz: Birçok mezhep kurucusuna göre de aslında Arapça namaz kılmakta ısrar yoktur. Şafi mezhebine göre kişi, Arapça namaz kılarken en ufak bir harfi bile yanlış telaffuz ederse okuduğu dualar geçersiz olur. Bu kişi İmam Şafi’ye göre dua okumadan namaz kılmalıdır. Dolayısı ile İmam Şafi’ye göre de bir kişi Arapça Kuran okumayı bilmiyorsa, Kuran okumadan namaz kılabilir. Hanefi mezhebine göre zaten kişinin Arapça telaffuzu düzgün değilse, bildiği dilde Kuran ayetlerini okumasında bir sakınca yoktur, hatta bildiği dilde okumalıdır. Zemahşeri de aynı şekilde ana dilde ibadet edilebileceğini savunmuştur.

Sonuç olarak, yüce kitabımız Kuran’a göre şartlar ne olursa olsun namazı terk edemeyiz. Bir kişiye Arapça bilmediği için namazı yasaklamak, şüphesiz ki Kuran’ın bu yüce emrini görmezden gelmektir ve büyük bir vebaldir. Diğer yanda Arapça bilmeyenlerin, mutlaka Arapça kılmaları gerektiğini söylemek Kuran’a aykırı olduğu gibi, Arapça bilmeyenlerin bildiği dilde ibadet edebileceği birçok İslam alimi söylemiştir. Fakat ilginç bir şekilde, günümüzde bu gerçeklerin üstü örtülmekte ve Müslümanlar ne dediklerini bilmeyecekleri şekilde ibadet etmeye zorlanmaktadırlar. Allah hiçbir yerde ibadetlerimizi Arapça yapmayı emretmez, Allah şüphesiz ki her dili bilir ve onların yaratıcısı odur. Kuran’da Allah yerin, göğün, bunların arasındakilerin, dağların, kuşların, meleklerin Allah’ı tespih ettiklerinden bahsedilir. Allah böylesine farklı birçok dillerle tesbih edilirken, O’na sadece Arapça ibadet edilmesi gerektiği nasıl iddia edilebilir?



Alıntı
30-04-2013 11:50 PM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
General
******
Mesajlar: 4,329
Üyelik Tarihi: Jun 2012
Rep Puanı: 1763
Dışarıda
Mesaj: #10
RE: İMAMI AZAM EBU HANİFE fikirleri
"Sonuç olarak, yüce kitabımız Kuran’a göre şartlar ne olursa olsun namazı terk edemeyiz. Bir kişiye Arapça bilmediği için namazı yasaklamak, şüphesiz ki Kuran’ın bu yüce emrini görmezden gelmektir ve büyük bir vebaldir. Diğer yanda Arapça bilmeyenlerin, mutlaka Arapça kılmaları gerektiğini söylemek Kuran’a aykırı olduğu gibi, Arapça bilmeyenlerin bildiği dilde ibadet edebileceği birçok İslam alimi söylemiştir."

kimseye "Arapça bilmiyorsan namazı terket" diyen yok. mesela fatihayı bilmeyen kişi bildiği kadarıyla zikirleri yapar, fakat en kısa sürede öğrenmek zorundadır çünkü "fatihasız namaz yoktur" demiştir peygamberimiz. bir de şu "birçok islam alimi" kim oluyor acaba? Kurana aykırı olduğunu iddia ediyor bu aktardığınız görüş, peki namazda Kuran okumamak(meal okumak Kuran okumak değildir) namazı bozmuyor mu? farz olmayan zikirlerin Arap dili dışında ana dillerde yapılabileceğini söyleyen alimler olmuştur ki bu düşünülebilir, fakat Kuran kıraatinin aslı ile yapılması gerekliliği açık bir şeydir.

Irkçılık ideolojik bir düşünce değil, aksine psikolojik bir hastalıktır.(Şehid İnşaAllah Malcolm x-Malik El Şahbaz)

Sizi rahatsız etmeye geldim!
01-05-2013 12:28 AM
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
« Önceki | Sonraki »
Cevapla 


Forum'a Git:

Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. 5651 sayılı yasaya göre bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. 5651 sayılı yasaya göre sitemiz mesajları kontrolle yükümlü olmayıp, şikayetlerinizi mail@islamiforum.net adresine yollarsanız, gerekli işlemler yapılacaktır. Dikkat: Bu site şikayet sitesi değildir, arızalı ürünleriniz ve diğer şikayetleriniz için bu email adresini kullanmayınız. Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to mail@islamiforum.net